Dernek Genel Kurul Kararının İptali ve Üyelikten Çıkarma (TMK m.67, 80, 83)

- Dernek genel kurulu, derneğin en yetkili karar organıdır ve üyeliğe kabul ile üyelikten çıkarma hakkında son kararı verir (TMK m.80).
- Yönetim kurulunun verdiği çıkarma kararı, dernek içi itiraz yolu tüketilip genel kurul karar verinceye kadar kesinleşmez.
- Tüzükte çıkarma sebepleri gösterilmişse, çıkarma kararına bu sebeplerin haklı sayılamayacağı iddiasıyla itiraz edilemez (TMK m.67).
- Tüzükte çıkarma düzenlenmemişse üye ancak haklı sebeple çıkarılabilir ve bu karara haklı sebep bulunmadığı ileri sürülerek itiraz edilebilir.
- Tüzükte aidat borcu için özel bir çıkarma hükmü varsa, çıkarma o özel hükme ve orada aranan koşullara dayandırılmalıdır; genel “tüzüğe aykırılık” bendine kayılamaz.
- Tüzükte borcun ödenmesi için tanınan süre dolmadan üyelik sonlandırılamaz; süreye uymayan ihtar ve karar tüzüğe aykırıdır.
- Genel kurul kararının iptali için toplantıda hazır bulunan ve karara katılmayan üye karar tarihinden itibaren bir ay, hazır bulunmayan üye öğrenmeden itibaren bir ay ve her hâlde karar tarihinden itibaren üç ay içinde dava açmalıdır (TMK m.83).
- Bu süreler hak düşürücüdür ve mahkemece resen gözetilir.
- Diğer organların kararlarına karşı dernek içi denetim yolları tüketilmedikçe iptal davası açılamaz (TMK m.83/2).
- Genel kurul kararlarının yok veya mutlak butlanla hükümsüz sayıldığı hâller bu sürelerden bağımsızdır.
- Dernek ile üyesi arasındaki üyelik ilişkisinden doğan davalarda derneğin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m.14/2) ve bu, dava şartı olarak resen incelenir.
- Kesinleşmemiş bir çıkarma kararı uygulanamaz; üyelik, karar kesinleşinceye kadar devam eder.
- Üyelik hakları fiilen engellenen kişi, üyeliğinin devam ettiğinin tespitini isteyebilir; bunda korunmaya değer güncel hukuki yarar vardır.
- Dernekten çıkan veya çıkarılan üye dernek malvarlığında hak iddia edemez, ancak üyelikte bulunduğu sürenin ödentisini vermek zorundadır (TMK m.68, m.70).
- 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 7262 sayılı Kanun’la eklenen 30/A maddesi ile 19. maddesine eklenen bazı hükümler, Anayasa Mahkemesi’nin 18/1/2024 tarihli ve E.2021/28, K.2024/11 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
Dernek uyuşmazlıklarının büyük bölümü tek bir olayla başlar: bir üyeye, artık üye olmadığı bildirilir. Bazen gerekçe aidat borcudur, bazen tüzüğe aykırı davranış, bazen de yönetimle yaşanan bir anlaşmazlık. Kararı veren çoğunlukla yönetim kuruludur ve karar hemen uygulamaya konur; üye genel kurula alınmaz, oy kullandırılmaz, faaliyetlere katılamaz.
Oysa kanun, dernek üyeliğini bu kadar kolay sona erdirilebilir bir ilişki olarak görmez. Üyelikten çıkarma hakkında son kararı veren organ genel kuruldur; yönetim kurulunun kararı ise kesinleşinceye kadar hüküm doğurmaz. Aşağıda çıkarma kararının hangi koşullarda geçerli olduğunu, genel kurul kararına karşı dava açma sürelerini, hangi mahkemenin yetkili olduğunu ve kesinleşmemiş bir kararın uygulanmasına karşı hangi davanın açılabileceğini ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
m.67: “Tüzükte üyelerin çıkarılma sebepleri gösterilebilir. Tüzükte çıkarma sebepleri gösterilmişse, çıkarma kararına bu sebeplerin haklı sayılamayacağı iddiasıyla itiraz edilemez. Tüzükte çıkarma düzenlenmemişse üye, ancak haklı sebeple çıkarılabilir. Bu çıkarma kararına, haklı sebep bulunmadığı ileri sürülerek itiraz edilebilir.” — m.80: “Genel kurul, üyeliğe kabul ve üyelikten çıkarma hakkında son kararı verir; dernek organlarını seçer ve derneğin diğer bir organına verilmemiş olan işleri görür. Genel kurul, derneğin diğer organlarını denetler ve onları haklı sebeplerle her zaman görevden alabilir.”
“Madde 83- Toplantıda hazır bulunan ve kanuna veya tüzüğe aykırı olarak alınan genel kurul kararlarına katılmayan her üye, karar tarihinden başlayarak bir ay içinde; toplantıda hazır bulunmayan her üye kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her hâlde karar tarihinden başlayarak üç ay içinde mahkemeye başvurmak suretiyle kararın iptalini isteyebilir. Diğer organların kararlarına karşı, dernek içi denetim yolları tüketilmedikçe iptal davası açılamaz. Genel kurul kararlarının yok veya mutlak butlanla hükümsüz sayıldığı durumlar saklıdır.”
Dernekler mevzuatında son yıllarda iki yönlü bir hareket vardır. Bir yanda 27/12/2020 tarihli 7262 sayılı Kanun denetim ve yaptırım rejimini ağırlaştırmış; diğer yanda Anayasa Mahkemesi’nin 18/1/2024 tarihli ve E.2021/28, K.2024/11 sayılı kararı, bu Kanun’la getirilen bazı hükümleri iptal etmiştir. İptal edilenler arasında, 7262 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle eklenen ve dernek yöneticilerinin geçici olarak görevden uzaklaştırılmasını düzenleyen 5253 sayılı Kanun m.30/A ile aynı Kanun’un 19. maddesine 7262 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle eklenen dördüncü ve beşinci fıkralar ve altıncı cümle bulunmaktadır. Ayrıca 5253 sayılı Kanun m.2’ye 21/11/2024 tarihli 7533 sayılı Kanun’un 29. maddesiyle “lokal” tanımı eklenmiştir ve m.32/(u) uyarınca belirli tutarı aşan gelir, tahsilat, gider ve ödemelerin banka veya PTT aracılığıyla yapılması zorunlu olup bu parasal sınır her yıl yeniden değerleme oranında artırılmaktadır. Dilekçe ve savunmalarda iptal edilmiş hükümlere dayanılmamalı, parasal sınır güncel yılın oranına göre hesaplanmalıdır.
| Konu | Yönetim kurulu çıkarma kararı | Genel kurul kararı |
|---|---|---|
| Niteliği | Ara karar, kesinleşmemiş | Üyelikten çıkarma hakkında son karar |
| Doğrudan iptal davası | Açılamaz | Açılabilir |
| Ön koşul | Dernek içi denetim yolu tüketilmeli | Ayrıca ön koşul yok |
| Uygulanabilirlik | Kesinleşmeden uygulanamaz | Kesinleşmeyle hüküm doğurur |
| Üyelik durumu | Karar kesinleşene kadar devam eder | Kararla sona erer |
| Dava süresi | İtiraz süresi tüzükte gösterilir | Bir ay, her hâlde üç ay (TMK m.83) |
| Sürelerin niteliği | Tüzüğe göre değişir | Hak düşürücü, resen gözetilir |
| Yetkili mahkeme | Dernek merkezi, kesin yetki | Dernek merkezi, kesin yetki |
| İstisna | — | Yokluk ve mutlak butlan hâlleri saklı |
Bu dosyalarda en çok kaybedilen nokta süredir. TMK m.83’teki bir aylık ve üç aylık süreler hak düşürücüdür; geçtikten sonra kararın ne kadar haksız olduğu tartışılamaz. Ancak sürenin başlangıcı üyenin toplantıda hazır bulunup bulunmadığına göre değişir. Toplantıda bulunan ve karara katılmayan üye için süre karar tarihinde başlar; bulunmayan üye için öğrenme tarihinde başlar, fakat karar tarihinden itibaren üç ayı da hiçbir şekilde aşamaz. Bu nedenle dava açılmadan önce yapılacak ilk iş, üyenin toplantıya katılıp katılmadığını ve karara muhalefet şerhi verip vermediğini tutanaktan tespit etmektir. İkinci iş, kararın yokluk veya mutlak butlan yaptırımına tabi olup olmadığını değerlendirmektir; bu hâller süreye bağlı değildir.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Dernek tüzüğünün güncel metnini edinin ve üyelikten çıkarma ile aidat yükümlülüğünü düzenleyen maddeleri ayrı ayrı çıkarın.
- Çıkarma kararının hangi tüzük maddesine dayandırıldığını belirleyin; aidat borcu için özel hüküm varsa genel bendin kullanılmış olması başlı başına bir sakatlıktır.
- Size gönderilen ihtarın tüzükte öngörülen şekilde ve süreyle uyumlu olup olmadığını karşılaştırın; iadeli taahhütlü gönderilmesi gerekiyorsa tebliğ belgesini isteyin.
- İhtarın tebliğ tarihi ile karar tarihi arasındaki süreyi hesaplayın; tüzükteki ödeme süresi dolmadan karar alınmışsa bunu dilekçenin merkezine koyun.
- Yönetim kurulu kararına karşı tüzükte öngörülen itiraz yolunu süresinde kullanın ve itiraz dilekçenizin kayda girdiğini belgeleyin.
- İtirazınızın genel kurul gündemine alınmasını yazılı olarak isteyin; gündeme alınmazsa bunu tutanağa geçirtin.
- Genel kurulda hazır bulunuyorsanız karara katılmadığınızı ve muhalefetinizi tutanağa yazdırın; bu, dava süresi ve dava hakkı bakımından belirleyicidir.
- Genel kurul tutanağı, hazirun cetveli, toplantı çağrı belgeleri ve ilan kayıtlarının bir örneğini talep edin.
- Dava açacaksanız süreyi hazır bulunup bulunmadığınıza göre hesaplayın; toplantıda yoksanız öğrenme tarihini belgeyle sabitleyin.
- Davayı derneğin merkezinin bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açın; bu yetki kesindir ve mahkemece resen gözetilir.
- Çıkarma kararı kesinleşmediği hâlde üyelik haklarınız fiilen engelleniyorsa, üyeliğin devam ettiğinin tespiti davası açmayı değerlendirin.
- Kararın yalnızca iptalini değil, iptalin sonucu olarak üyeliğin devamının tespitini de talep edin; ayrıca koşulları varsa manevi tazminat isteminizi ayrıca gerekçelendirin.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 25.03.2025 T., 2025/230 E., 2025/2554 K.
Daire, dernek ile üyesi arasındaki üyelik ilişkisinden doğan davalarda derneğin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğunu, bunun dava şartı olarak resen gözetilmesi gerektiğini belirtmiştir. Kararda önce ikili ayrım kurulmuştur: “Dernekle ilgili açılan davalarda yetkili Mahkeme belirlenirken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (6100 sayılı Kanun) iki ayrı düzenlemenin dikkate alınması gerekmektedir.” Kesin yetki kuralı şöyle açıklanmıştır: “Kesin yetki kuralının öngörüldüğü 14/2. maddede, özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, mevcut bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer Mahkemesinin kesin yetkili olduğu, bu özel ve sınırlı hal dışında kesin yetki kuralının mevcut olmadığı, maddede düzenlenen yetkinin, kesin nitelikte olup kamu düzenine ilişkin olduğundan İlk Derece Mahkemesince yargılamanın her safhasında re’sen dikkate alınması gerekmektedir.” Kararda ayrıca TMK m.51 uyarınca tüzel kişinin yerleşim yerinin kuruluş belgesinde başka hüküm yoksa işlerinin yönetildiği yer olduğu, 5253 sayılı Kanun m.2 uyarınca dernek merkezinin derneğin yerleşim yerinin bulunduğu il veya ilçe olduğu belirtilmiştir. Somut olayda tüzükte merkez İstanbul olarak gösterildiği hâlde davaya Bakırköy’de bakılmış; Daire, yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilmesini doğru bulmamıştır. Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi kararı ORTADAN KALDIRILMIŞ, İlk Derece Mahkemesi kararı BOZULMUŞ; karar 25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 04.06.2025 T., 2024/1894 E., 2025/4513 K.
Daire, tüzükte borcun ödenmesi için tanınan sürenin dolmasını beklemeden alınan çıkarma kararını tüzüğe aykırı bulmuş ve davanın kabulü gerektiğine karar vermiştir. Dernek tüzüğünün aidat ödememeyi düzenleyen maddesinde, “Giriş ödentisi ile yıllık aidat ve cezalarını, ait olduğu yıl içinde yapılacak taahhütlü hatırlatma yazısına rağmen mazeretsiz ödemeyen üye hakkında Yönetim Kurulu, yıl sonu itibari ile çıkarılma kararı alabilir” denildikten sonra üyelere borçlarını ödemeleri için otuz günlük süre tanınmıştı. Somut olayda ihtar 04.12.2019’da tebliğ edilmiş, ihtarda ödeme için yalnızca iki gün süre verilmiş, yönetim kurulu ise 17.12.2019’da üyeliği sonlandırmıştı. Daire bu noktayı açıkça tespit etmiştir: “davacıya gönderilen ihtar, Dernek Tüzüğünün 12.1 maddesinde aykırıdır. Şöyle ki; Tüzükte borcun ödenmesi için 30 günlük süre öngörmüş iken gönderilen ihtarda borcun ödenmesi için tebliğden itibaren iki gün süre verildiği, yine davacıya 04.12.2019 tarihinde tebliğ edilen ihtar üzerinden tüzükte ödeme için üyeye tanınan 30 günlük süre geçmeden Yönetim Kurulu tarafından 17.12.2019 tarihinde üyeliğin sonlandırılmasına karar verildiği görülmektedir. Dolayısı ile yapılan işlemlerin Dernek Tüzüğüne aykırı olması nedeni ile Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” Kararda ayrıca TMK m.70 uyarınca ödenti verme borcunun tüzükle düzenleneceği ve m.80 uyarınca üyelikten çıkarma hakkında son kararı genel kurulun vereceği hatırlatılmıştır. Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi kararı ORTADAN KALDIRILMIŞ, İlk Derece Mahkemesi kararı BOZULMUŞ; karar 04.06.2025 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 03.10.2024 T., 2024/3993 E., 2024/5590 K.
Daire, kesinleşmemiş bir çıkarma kararının uygulanamayacağını, dernek içi denetim yolları kullanılırken üyeliğin devam ettiğini ve üyelik haklarının engellenmesi hâlinde tespit davası açmakta hukuki yarar bulunduğunu kabul etmiştir. Alt derece mahkemeleri, dernek içi denetim yolları tüketilmediği gerekçesiyle davayı usulden reddetmişti. Daire önce hukuki niteleme görevinin hâkime ait olduğunu hatırlatmış — “04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir” — ve davanın yönetim kurulu kararının iptaline değil, üyeliğin devam ettiğinin tespitine ilişkin olduğunu belirlemiştir. Ardından esas ilke konulmuştur: “Davacı hakkında verilen disiplin cezası henüz kesinleşmemiştir. Şahıs hukukuna ilişkin karar ve işlemler kesinleşmeden uygulanamaz. Kesin nitelikte olmayan kararların üyelik ilişkisi üzerinde olumsuz bir etkisi de söz konusu değildir. Dernek üyeliğinden geçici uzaklaştırma veya çıkarmaya ilişkin dernek yönetim kurulu kararı henüz kesinleşmediğinden, bunun bir sonucu olarak çıkarmaya ilişkin kararın kesinleşmesine kadar üyelik ilişkisi devam eder. Dolayısıyla dernek içi denetim yollarının kullanıldığı safhada bu yolları kullanan üyenin, dernek üyeliği devam etmektedir.” Kararda ayrıca üyeye tespit davası yolunun kapatılmasının “Anayasa’nın 33 üncü maddesinde güvence altına alınan ‘dernek kurma hürriyeti’ne ilişkin usulü güvencelerin ve yine Anayasa’nın 36 ncı maddesinde düzenlenen hak arama hürriyetinin ihlali sonucunu doğurabilir” denilmiştir. Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi kararı ORTADAN KALDIRILMIŞ, İlk Derece Mahkemesi kararı BOZULMUŞ; karar 03.10.2024 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 26.02.2025 T., 2023/1542 E., 2025/1582 K.
Bu dosyada Daire, tüzükte aidat borcu için özel bir çıkarma sebebi düzenlenmişken genel “tüzüğe aykırılık” bendine dayanılarak verilen çıkarma kararını ve buna bağlı genel kurul kararlarını iptal eden hükmü onamıştır. Davacı üye dernekler, yönetim kurulu kararıyla üyelikten çıkarıldıkları için olağan genel kurula katılamamış; ibra, seçim, çıkarmanın onaylanması ve tüzük değişikliğine ilişkin maddelerin iptalini istemişlerdi. İlk derece mahkemesi, tüzükte “aidat borcu nedeniyle olağan ve olağanüstü Genel Kurul toplantısına katılmamış olmak” biçiminde özel bir çıkarma sebebi bulunmasına rağmen çıkarmanın genel nitelikli “Federasyon Tüzüğü ve Genel Kurul kararlarına aykırı davranmak” bendine dayandırılmasını tüzüğe aykırı bulmuş; ayrıca TMK m.80 uyarınca üyelikten çıkarma hakkında son kararı genel kurulun vereceğini ve çıkarma kararında üyelere savunma hakkı tanınmadığını vurgulayarak genel kurul kararlarının TMK m.83 uyarınca iptaline karar vermişti. Daire, temyiz incelemesinde “İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup” diyerek hükmü onamıştır. Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi kararı HMK m.370 uyarınca ONANMIŞ; karar 26.02.2025 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
İkinci halka organ ayrımıdır. Üyelikten çıkarma hakkında son kararı genel kurul verir; yönetim kurulunun kararı ise bir ara işlemdir. Bu ayrım iki sonuç doğurur: yönetim kurulu kararına karşı doğrudan iptal davası açılamaz, çünkü önce dernek içi denetim yolu tüketilmelidir; ve yönetim kurulu kararı kesinleşinceye kadar uygulanamaz. Uygulamada bu ikinci sonuç sıkça göz ardı edilir; üye, itirazı henüz sonuçlanmamışken faaliyetlere alınmaz ve oy kullandırılmaz.
Üçüncü halka tam bu noktada devreye girer. 2024 tarihli karar, kesinleşmemiş bir çıkarma kararı uygulandığında üyenin çaresiz kalmadığını gösterir: üyeliğin devam ettiğinin tespiti istenebilir. Kurul bunu Anayasa’nın 33. ve 36. maddelerine dayandırmıştır; üyeye yargı yolunu kapatmak, dernek kurma hürriyetinin usul güvencelerini ve hak arama hürriyetini zedeler. Bu, dilekçe kurgusunu doğrudan etkileyen bir tespittir: talep “yönetim kurulu kararının iptali” değil, “üyeliğin devam ettiğinin tespiti” olarak kurulmalıdır.
Dördüncü halka tüzüğün bağlayıcılığıdır. TMK m.67, tüzükte çıkarma sebepleri gösterilmişse bu sebeplerin haklı sayılamayacağı iddiasıyla itiraz edilemeyeceğini söyler. Bu, derneğe geniş bir takdir alanı tanır gibi görünür; ancak asıl denetim başka bir eksende yapılır. Mahkeme, sebebin haklı olup olmadığını değil, tüzükte yazan usulün izlenip izlenmediğini denetler. 2025 tarihli aidat kararında tam olarak bu yapılmıştır: tüzükte otuz gün süre öngörülmüşken iki gün verilmesi ve sürenin dolması beklenmeden karar alınması, tek başına iptal sebebidir.
Beşinci halka, özel hükmün genel hükme üstünlüğüdür. Tüzükte aidat borcu için ayrı bir çıkarma sebebi ve ayrı koşullar düzenlenmişse, dernek bu koşulları sağlamadan çıkarma yapamaz; borcun ödenmemesini genel “tüzüğe aykırı davranma” bendine sığdırmak, özel düzenlemeyi dolanmak anlamına gelir. 2025 tarihli federasyon dosyasında onanan gerekçe budur. Aynı mantık, kooperatif üyeliğinden ihraç uyuşmazlıklarında da benzer biçimde karşımıza çıkar.
Altıncı halka savunma hakkıdır. İncelenen kararlarda, üyeye savunma imkânı tanınmadan verilen çıkarma kararı sakatlık sebebi sayılmıştır. Tüzük açıkça öngörmese bile, üyeye isnat edilen fiilin bildirilmesi ve cevap hakkı tanınması beklenir. Dernek yönetimleri bakımından bunun pratik karşılığı basittir: karar öncesi yazılı bildirim yapılmalı, verilen süre tutanağa geçirilmeli ve savunma dosyada saklanmalıdır.
Yedinci halka süredir ve en sert kuraldır. TMK m.83’teki bir aylık ve üç aylık süreler hak düşürücü olup mahkemece resen gözetilir. Toplantıda hazır bulunan ve karara katılmayan üye için süre karar tarihinde başlar. Toplantıda bulunmayan üye için öğrenme tarihinde başlar; ancak karar tarihinden itibaren üç ayı hiçbir hâlde aşamaz. Süre geçtikten sonra kararın içeriği tartışılamaz. Bu nedenle genel kurul tutanağı ve hazirun cetveli, dava açılmadan önce mutlaka incelenmelidir. Aynı hassasiyet genel kurul çağrısı ve gündeme bağlılık bakımından da geçerlidir; çağrı usulündeki bir sakatlık, alınan bütün kararları etkileyebilir.
Son halka, yokluk ve mutlak butlan hâlleridir. TMK m.83’ün son cümlesi, genel kurul kararlarının yok veya mutlak butlanla hükümsüz sayıldığı durumları saklı tutar. Toplantı hiç yapılmamışsa, çağrı hiç yapılmamışsa ya da karar emredici bir kurala doğrudan aykırıysa, süreye bağlı kalmaksızın hükümsüzlüğün tespiti istenebilir. Bu ayrımın nasıl kurulacağı, anonim şirkette genel kurul kararlarının iptali uygulamasıyla paralel biçimde gelişmiştir; ancak dernekler bakımından dayanak Türk Medenî Kanunu’dur ve süreler farklıdır.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| Davayı üyenin bulunduğu yerde açma | Yetkisizlikle karşılaşılır | Dernek merkezi mahkemesinde açılmalı |
| Yönetim kurulu kararına doğrudan iptal davası | Ön koşul eksikliğinden ret | Dernek içi denetim yolu tüketilmeli |
| İtirazı yazılı yapmama | İç yolun kullanıldığı ispatlanamaz | İtiraz dilekçesi kayda geçirilmeli |
| Genel kurulda muhalefet şerhi vermeme | Dava hakkı ve süre tartışmalı hâle gelir | Katılmama ve muhalefet tutanağa yazdırılmalı |
| Bir aylık süreyi kaçırma | Hak düşürücü süre dolar | Katılım durumuna göre süre hesaplanmalı |
| Üç aylık üst sınırı gözden kaçırma | Geç öğrenme savunması sonuç doğurmaz | Karar tarihinden itibaren üç ay aşılmamalı |
| Tüzükteki ödeme süresini beklemeden karar alma | Çıkarma kararı tüzüğe aykırı olur | İhtar süresi dolduktan sonra karar alınmalı |
| Özel çıkarma sebebi yerine genel bende dayanma | Karar iptal edilir | Tüzükteki özel hüküm ve koşulları uygulanmalı |
| Kesinleşmemiş kararı uygulama | Üyelik hakları hukuka aykırı biçimde engellenir | Karar kesinleşene kadar üyelik sürer |
Dernek üyeliğinden kim çıkarabilir?
TMK m.80 uyarınca üyeliğe kabul ve üyelikten çıkarma hakkında son kararı genel kurul verir. Yönetim kurulunun çıkarma kararı, dernek içi itiraz yolu tüketilip genel kurulca karara bağlanıncaya kadar kesinleşmez.
Çıkarma kararına hangi sebeple itiraz edebilirim?
TMK m.67’ye göre tüzükte çıkarma sebepleri gösterilmişse, bu sebeplerin haklı sayılamayacağı iddiasıyla itiraz edilemez. Tüzükte çıkarma düzenlenmemişse üye ancak haklı sebeple çıkarılabilir ve bu karara haklı sebep bulunmadığı ileri sürülerek itiraz edilebilir. Her hâlde tüzükte yazan usulün izlenmediği ileri sürülebilir.
Aidat borcu nedeniyle üyelikten çıkarılabilir miyim?
Tüzük buna izin veriyorsa çıkarılabilirsiniz; ancak tüzükte öngörülen usul harfiyen izlenmelidir. 8. Hukuk Dairesi’nin 04.06.2025 tarihli kararında, tüzükte otuz günlük ödeme süresi tanınmışken ihtarda iki gün verilmesi ve süre dolmadan karar alınması tüzüğe aykırı bulunmuştur.
Genel kurul kararının iptali için süre ne kadar?
Toplantıda hazır bulunan ve karara katılmayan üye için karar tarihinden itibaren bir ay; toplantıda hazır bulunmayan üye için kararı öğrenmesinden itibaren bir ay ve her hâlde karar tarihinden itibaren üç aydır (TMK m.83). Bu süreler hak düşürücüdür.
Süre geçtikten sonra hiçbir şey yapılamaz mı?
TMK m.83’ün son cümlesi, genel kurul kararlarının yok veya mutlak butlanla hükümsüz sayıldığı durumları saklı tutar. Bu hâllerde hükümsüzlüğün tespiti süreye bağlı değildir; ancak kararın gerçekten yokluk veya mutlak butlan yaptırımına tabi olduğunun ortaya konması gerekir.
Yönetim kurulu kararına doğrudan dava açabilir miyim?
Açamazsınız. TMK m.83/2 uyarınca diğer organların kararlarına karşı dernek içi denetim yolları tüketilmedikçe iptal davası açılamaz. Önce tüzükte öngörülen itiraz yolu kullanılmalı ve konunun genel kurula taşınması sağlanmalıdır.
İtirazım sonuçlanmadan üyelik haklarım engellenirse ne yapabilirim?
8. Hukuk Dairesi’nin 03.10.2024 tarihli kararına göre, kesinleşmemiş bir çıkarma kararı uygulanamaz ve dernek içi denetim yolları kullanılırken üyelik devam eder. Üyelik haklarının fiilen engellenmesi hâlinde üyeliğin devam ettiğinin tespiti davası açmakta korunmaya değer güncel hukuki yarar bulunur.
Dava hangi mahkemede açılır?
Derneğin merkezinin bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde. HMK m.14/2 uyarınca üyelik ilişkisiyle sınırlı davalarda tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir ve bu yetki kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece resen gözetilir.
Derneğin merkezi nasıl belirlenir?
TMK m.51’e göre tüzel kişinin yerleşim yeri, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir. 5253 sayılı Kanun m.2’ye göre derneğin yerleşim yeri yönetim faaliyetlerinin yürütüldüğü yer, dernek merkezi ise bu yerleşim yerinin bulunduğu il veya ilçedir.
Çıkarılan üye ödediği aidatları geri isteyebilir mi?
TMK m.68’e göre dernekten çıkan veya çıkarılan üye dernek malvarlığında hak iddia edemez. TMK m.70’e göre ise üyelikte bulunduğu sürenin ödentisini vermek zorundadır.
Savunma alınmadan çıkarma kararı verilebilir mi?
İncelenen kararlarda savunma hakkı tanınmaması sakatlık sebebi olarak değerlendirilmiştir. Tüzük açıkça öngörmese bile üyeye isnadın bildirilmesi ve cevap için makul süre tanınması beklenir; aksi hâlde karar tüzüğe ve hakkaniyete aykırı bulunabilir.
Federasyon ve üst kuruluş kararlarına da aynı kurallar uygulanır mı?
5253 sayılı Kanun m.2’ye göre üst kuruluş, derneklerin oluşturduğu federasyonları ve federasyonların oluşturduğu konfederasyonları ifade eder. İncelenen 26.02.2025 tarihli karar bir federasyon genel kuruluna ilişkindir ve TMK m.80 ile m.83 aynı biçimde uygulanmıştır.
Dernek denetimi konusunda yakın zamanda değişiklik oldu mu?
Evet. 27/12/2020 tarihli 7262 sayılı Kanun’la getirilen bazı hükümler, Anayasa Mahkemesi’nin 18/1/2024 tarihli ve E.2021/28, K.2024/11 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. İptal edilenler arasında dernek yöneticilerinin geçici olarak görevden uzaklaştırılmasını düzenleyen 5253 sayılı Kanun m.30/A ile aynı Kanun’un 19. maddesine eklenen bazı fıkralar bulunmaktadır.
Dernek hangi hâllerde kendiliğinden sona erer?
TMK m.87’ye göre amacın gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin olanaksız hâle gelmesi, ilk genel kurul toplantısının süresinde yapılmaması ve zorunlu organların oluşturulmaması, borç ödemede acze düşme, tüzük gereğince yönetim kurulunun oluşturulmasının olanaksız hâle gelmesi ve olağan genel kurul toplantısının iki defa üst üste yapılamaması hâllerinde. Her ilgili sulh hâkiminden bunun tespitini isteyebilir.
Dava dosyasına hangi belgeleri koymalıyım?
Güncel dernek tüzüğü, üyelik kaydına ilişkin belgeler, çıkarma kararına dayanak yönetim kurulu kararı, gönderilen ihtar ve tebliğ belgesi, itiraz dilekçenizin kayıt örneği, genel kurul çağrı belgeleri, hazirun cetveli ve toplantı tutanağı ile üyelik haklarınızın engellendiğini gösteren yazışmalar.
- 2709 sayılı Anayasa m.33 – Dernek kurma hürriyeti
- 2709 sayılı Anayasa m.36 – Hak arama hürriyeti
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.51 – Tüzel kişinin yerleşim yeri
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.64 – Derneğe üye olma ve başvurunun karara bağlanması
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.67 – Üyelikten çıkarılma
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.68 – Üyelerin eşitliği ve malvarlığında hak iddia edememe
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.70 – Ödenti verme borcu
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.80 – Genel kurulun görev ve yetkileri
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.83 – Genel kurul kararının iptali
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.87 – Derneğin kendiliğinden sona ermesi
- 5253 sayılı Dernekler Kanunu m.2 ve m.4 – Tanımlar ve tüzükte bulunması zorunlu hususlar
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.14/2 – Tüzel kişi üyelik ilişkisinde kesin yetki
İlgili yazılarımız: kooperatif genel kurul kararının iptali, anonim şirkette genel kurul kararlarının iptali, vakıf senedinde değişiklik, görevsizlik ve yetkisizlik kararı ve dava şartları ve ilk itirazlar.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.