Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP): Emekli Aylığından Kesinti ve İptal Davası

- Sosyal güvenlik destek primi (SGDP), emekli aylığı almaya devam ederken çalışan kişilerin aylıklarından yapılan kesintinin adıdır.
- Kesintinin amacı, aylığı büsbütün kesmek yerine çalışmayı sürdürmeye izin vermek; buna karşılık sosyal güvenlik sistemine katkı sağlamaktır.
- Uygulama hem 5510 sayılı Kanun’un 30. maddesine hem de yürürlükten kalkmış olmasına rağmen hâlâ etkisini sürdüren 1479 ve 506 sayılı Kanun hükümlerine dayanır.
- 5510 sayılı Kanun’un geçici 14. maddesi, Kanun’un yürürlüğünden önce sigortalı olanlar bakımından eski hükümlerin uygulanmasına devam edileceğini düzenler.
- Bu nedenle SGDP dosyalarında ilk yapılacak iş, kişinin ilk sigortalılık tarihini ve emeklilik statüsünü belirlemektir.
- Bağımsız çalışanlar (4/1-b) bakımından SGDP uygulaması, 29/1/2016 tarihli 6663 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle 01.03.2016 itibarıyla sona erdirilmiştir.
- 18.05.2018 tarihli 7143 sayılı Kanun’un 10. maddesinin beşinci fıkrasıyla, 4/1-b kapsamındaki sigortalıların o tarih itibarıyla ödenmemiş SGDP borçları ve fer’ileri terkin edilmiştir.
- Bağımsız çalışmada SGDP sorumluluğunun ölçütü, gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefiyetinin devam etmesidir.
- Vergi kaydı, bağımsız çalışmanın varlığı bakımından bir karine oluşturur; ancak bu karinenin aksi ispatlanabilir.
- Vergi mükellefiyeti resen terkin edilmişse, sorumluluk terkin tarihi itibarıyla sona erer.
- Şirket ortaklığından doğan sigortalılıkta ise vergi kaydı tek başına belirleyici olmaz; ortaklığın hukuken sona erip ermediği ayrıca incelenir.
- Limited şirkette pay devri yazılı şekilde yapılır, imzalar noterce onaylanır ve şirket sözleşmesinde aksi yoksa ortaklar genel kurulunun onayı aranır (TTK m.595).
- Aynı dönemde hem 4/1-a hem 4/1-b sigortalılığı varsa, çakışma 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesine göre çözülür ve hangi statünün esas alınacağı SGDP hesabını değiştirir.
- SGDP kesintisinin iptali davaları iş mahkemelerinde görülür ve genellikle “Kurum işleminin iptali ile borçlu olmadığının tespiti” biçiminde açılır.
- Bozmaya uyulmuşsa mahkeme bozma gereklerini eksiksiz yerine getirmek zorundadır; bozma kapsamı dışında kalan kısımlar usuli kazanılmış hak oluşturur.
Emekli olduktan sonra çalışmayı sürdüren pek çok kişi, bir gün aylığının eksik yattığını fark eder. Kurumdan gelen cevap kısadır: sosyal güvenlik destek primi kesiliyor. Bazen de kesinti değil, geriye dönük yıllara yayılan bir borç tebliğ edilir ve bu borç emekli aylığından taksitle tahsil edilmeye başlanır.
Bu dosyaların ortak özelliği, uygulanacak kuralın kişinin ne zaman sigortalı olduğuna ve hangi statüde çalıştığına göre değişmesidir. Aynı tarihte aynı işi yapan iki emekliden biri prim öderken diğeri ödemeyebilir. Aşağıda kesintinin yasal dayanağını, vergi kaydı ile şirket ortaklığının ayrı ayrı nasıl değerlendirildiğini ve iptal davasında hangi noktaların belirleyici olduğunu ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
“GEÇİCİ MADDE 14 – (Ek: 17/4/2008-5754/73 md.) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçi veya sigortalı olanlar, vazife malûllüğü, malullük ve yaşlılık veya emekli aylığı bağlananlar ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışmaya devam edenler hakkında; bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında çalışmaya başlayanlar hariç olmak üzere sosyal güvenlik destek primine tabi olma bakımından bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümlerinin uygulanmasına devam edilir.”
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin aktardığı biçimiyle: “Bu Kanuna göre yaşlılık aylığı bağlananlardan, 24 üncü maddenin (1) numaralı bendinde belirtilen çalışmalarına devam edenlerden, sosyal yardım zammı dahil tahakkuk eden aylıklarından, aylığın bağlandığı veya tekrar çalışmaya başladığı tarihi takip eden aybaşından itibaren, çalışmalarının sona erdiği ay dahil %10 oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir. Birinci fıkra hükmüne göre aylıklarından sosyal güvenlik destek primi kesilmesi gerekenlerden, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce aylık bağlananlar Kanunun yayımını, daha sonra tekrar çalışmaya başlayanlar ise çalışmaya başladıkları tarihi takip eden aybaşından itibaren üç ay içinde Kuruma yazılı bildirimde bulunmak zorundadırlar. … Birikmiş sosyal güvenlik destek primi ve gecikme zamlarının ödenmemesi halinde aylıklardan yapılacak kesintiler aylık tutarın %25’ini geçemez.”
Bu alanda iki düzenleme dosyanın sonucunu doğrudan değiştirmektedir. Birincisi: 29/1/2016 tarihli 6663 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değişik 5510 sayılı Kanun m.30 uyarınca, yaşlılık aylığı alırken 4/1-b kapsamında çalışanlardan sosyal güvenlik destek primi alınması uygulamasına 01.03.2016 tarihi itibarıyla son verilmiştir. İkincisi: 18.05.2018 tarihinde yürürlüğe giren 7143 sayılı Kanun’un 10. maddesinin beşinci fıkrası, “5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılmasını gerektirir nitelikte çalışması nedeniyle ilgili mevzuatına göre sosyal güvenlik destek primi ödemesi gereken sigortalıların bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan sosyal güvenlik destek primi borçları ve bu borca bağlı gecikme cezası, gecikme zammı gibi fer’i alacaklar terkin edilir.” hükmünü getirmiştir. Bu nedenle 2018 Mayıs’ından önceki dönemlere ilişkin ödenmemiş bir SGDP borcu için açılan davada, borcun terkin edilip edilmediği Kurumdan sorulmalı ve davanın konusuz kalıp kalmadığı önce değerlendirilmelidir.
| Konu | Bağımsız çalışma (4/1-b) | Hizmet akdiyle çalışma (4/1-a) |
|---|---|---|
| Temel dayanak | 1479 s. K. ek m.20 ve 5510 s. K. m.30 | 506 s. K. m.3/II-c ve m.63 |
| Sorumluluğun ölçütü | Gelir vergisi mükellefiyetinin veya ortaklığın sürmesi | Hizmet akdine dayalı fiilî çalışma |
| Karine | Vergi kaydı bağımsız çalışmaya karine sayılır | İşveren bildirimi ve prim belgeleri esastır |
| Karinenin aksi | İspatlanabilir | Fiilî çalışmanın yokluğu ayrıca araştırılır |
| Bildirim yükümlülüğü | Çalışmaya başlamayı izleyen üç ay içinde Kuruma yazılı bildirim | Bildirim işverene aittir |
| Geç bildirimin sonucu | Gecikme zammıyla birlikte tahsil | İdari para cezası ve gecikme zammı |
| Aylıktan kesinti sınırı | Aylık tutarın %25’ini geçemez | Prim işveren tarafından ödenir |
| Uygulamanın sona ermesi | 01.03.2016 (6663 s. K. m.24) | Statüye göre değişir |
| Birikmiş borç | 7143 s. K. m.10/5 ile terkin edilmiştir | Terkin kapsamı ayrıca incelenir |
SGDP dosyalarında en sık yapılan hata, bütün dönemi tek bir kuralla değerlendirmektir. Oysa aynı kişi için üç ayrı rejim aynı anda geçerli olabilir: 2008 Ekim öncesi için 1479 veya 506 sayılı Kanun hükümleri, 2008 sonrası için 5510 sayılı Kanun m.30, 01.03.2016 sonrası için ise 4/1-b bakımından hiçbir SGDP yükümlülüğü. Buna bir de 7143 sayılı Kanun’un terkin hükmü eklenir. Bu nedenle dilekçe yazılmadan önce tahakkuk dönemleri bir zaman çizelgesine dökülmeli, her dönem için ayrı hukuki dayanak ve ayrı talep kurulmalıdır. Tek bir “kesintinin tümüyle iptali” talebi, kısmen haklı bir dosyanın bütünüyle reddine yol açabilir.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- SGK’dan tescil ve hizmet dökümünüzü, ayrıca SGDP tahakkuk listesini dönem dönem gösterecek biçimde isteyin.
- İlk sigortalılık tarihinizi belirleyin; 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğünden önce mi sonra mı sigortalı olduğunuz uygulanacak rejimi değiştirir.
- Emekliliğin hangi kanuna göre bağlandığını saptayın: 506, 1479, 5434 ya da 5510 sayılı Kanun.
- Kesintiye dayanak yapılan olguyu netleştirin: gelir vergisi mükellefiyeti mi, şirket ortaklığı mı, yoksa hizmet akdiyle çalışma mı?
- Vergi dairesinden mükellefiyetin başlangıç ve bitiş tarihlerini, terkin varsa terkin kararının tarihini ve gerekçesini yazıyla isteyin.
- Vergi kaydı sürerken fiilen çalışmadığınızı ileri sürüyorsanız bunu belge, tutanak ve tanık dahil her türlü delille ortaya koyun.
- Şirket ortaklığı söz konusuysa ticaret sicilinden pay devrinin tescil edilip edilmediğini ve şirketin tasfiye veya terkin durumunu sorun.
- Pay devri yapıldıysa devir sözleşmesini, ortaklar kurulu kararını ve noter onayını dosyaya koyun; TTK m.595 koşullarının sağlandığını gösterin.
- Aynı dönemde 4/1-a ve 4/1-b sigortalılığınız çakışıyorsa 5510 sayılı Kanun m.53 kapsamında hangi statünün esas alınacağını hesaplatın.
- 2018 Mart ve öncesine ilişkin ödenmemiş borç varsa 7143 sayılı Kanun m.10/5 uyarınca terkin edilip edilmediğini Kurumdan sorun.
- Davayı iş mahkemesinde, Kurum işleminin iptali ve borçlu olmadığının tespiti taleplerini birlikte kurarak açın; ödenmiş primlerin iadesini faiziyle ayrıca isteyin.
- Bozma sonrası yargılamada bozma gereklerinin tamamının yerine getirilip getirilmediğini denetleyin; bozma kapsamı dışında kalan kısımlar lehinize kazanılmış hak oluşturur.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 20.02.2023 T., 2023/1190 E., 2023/1373 K.
Daire, vergi kaydının sürdüğü dönem bakımından SGDP koşullarının oluştuğunu kabul etmiş; kesintiyi iptal eden ve alt derece mahkemelerince onaylanan kararı bozmuştur. Kararda önce yasal çerçeve kurulmuştur: “25.08.1999 tarih 4447 sayılı Kanun’un 38 inci maddesi ile 1479 sayılı Kanuna getirilen Ek madde 20 ile yaşlılık aylığı alırken çalışmaya başlayanların 01.10.1999 tarihinden itibaren, sosyal güvenlik destek primi ödemeleri gerektiği düzenlenmiştir.” Ardından iki temel güncellik bilgisi verilmiştir: “6663 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi ile de yaşlılık aylığı alırken 4/1-b kapsamında çalışanlardan SGDP uygulaması 01.03.2016 tarihi itibariyle sonlandırılmıştır.” ve 7143 sayılı Kanun’un 10. maddesinin beşinci fıkrasıyla ödenmemiş SGDP borçlarının terkin edildiği. Somut olayda davacının 01.07.2000’de 4/b statüsünden yaşlılık aylığı almaya başladığı, vergi kaydının aralıklarla 19.11.2009’a kadar sürdüğü, mükellefiyetin ise 10.11.2009 itibarıyla silindiği saptanmış ve şu sonuca varılmıştır: “1479 sayılı Kanun’un ek 20 nci maddesi gereğince yaşlılık aylığı bağlanma tarihi olan 01.07.2000 ile vergi kaydının sona erdiği 10.11.2009 tarihleri arasında, davacının yaşlılık aylığından Sosyal Güvenlik Destek Primi ödenmesini gerektirir koşulların oluştuğu, bu durumda davalı Kurum işleminin yerinde olduğu anlaşılmaktadır.” Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi kararı ORTADAN KALDIRILMIŞ, İlk Derece Mahkemesi kararı BOZULMUŞ; karar 20.02.2023 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 23.02.2024 T., 2020/3418 E., 2024/1756 K.
Daire, limited şirket ortaklığına dayalı SGDP kesintisinde vergi mükellefiyetinin sona erme tarihinin gözetilmesi ve aynı dönemdeki 4/1-a ile 4/1-b sigortalılıklarının çakışması hâlinde 5510 sayılı Kanun m.53 kapsamında değerlendirme yapılması gerektiğine karar vermiştir. Davacı, limited şirketteki payının tamamını 08.04.2011’de noterde devrettiğini ve şirketin 09.09.2011’de vergi dairesince resen terkin edildiğini ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, ticaret sicilinde hisse devrinin tescil edilmediği, şirketin tasfiye veya terkin olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmişti. Daire, uyuşmazlığın çözümünde izlenecek yolu ayrıntılı biçimde göstermiştir: “Mahkemece yapılacak iş; Sosyal Güvenlik Destek Primi sorumluluğu bakımından, Geçici 14 üncü Madde kapsamında 5434 sayılı Kanundan dolayı emeklilik aylığı alan davacının, ortağı olduğu limited şirketin vergi mükellefiyetinin sona erdiği tarih esas alınarak ve 01.09.2009 ile 09.09.2011 arası tahakkuk dönemi gözetilmek suretiyle, bu dönem içerisinde davacının 4/1-a ve 4/1-b kapsamındaki sigortalılık süreleri yönünden çakışan sigortalılık dönemlerinin varlığı halinde 5510 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi kapsamında değerlendirme yapılarak, bunun sonucuna göre esas alınması gereken sigortalılığın 4/a olması halinde 506 sayılı Kanun’un 3 üncü Maddesinin II/c hükmü ve aynı Kanunun 63 üncü maddesi gözetilerek; çalışmanın 4/b kapsamında olduğunun belirlenmesi halinde ise 1479 sayılı Kanun’un Ek 20 nci maddesine 28.01.2004 tarih ve 5073 sayılı Kanunla eklenen 3 üncü fıkrası gözetilerek sorumlu olunacak Sosyal Güvenlik Destek Primi miktarını belirleyerek sonucuna göre karar vermektir.” Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi kararı ORTADAN KALDIRILMIŞ, İlk Derece Mahkemesi kararı BOZULMUŞ; karar 23.02.2024 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 27.09.2022 T., 2021/7591 E., 2022/11332 K.
Daire, şirketin vergi kaydının resen terkin edildiği tarih itibarıyla emeklinin SGDP sorumluluğunun ortadan kalkacağını belirtmiş; ayrıca bozmaya uyulduktan sonra bozma gereklerinin yerine getirilmemesini bozma sebebi saymıştır. Kararda usuli kazanılmış hak ilkesi ayrıntılı biçimde açıklanmıştır: “Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar.” Kurul, bunun Yargıtay dairesini de bağladığını eklemiştir: “mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir.” Esas bakımından ise ölçüt net biçimde konulmuştur: “davacının 01.10.2008-30.04.2010 tarihleri arasında kalan dönemler bakımından kurumca tahakkuk ettirilen sosyal güvenlik destek primlerinden dolayı sorumluluğunun bulunduğu, ne var ki, şirketin vergi kaydının resen terkin ettirildiği ve bu şekilde sona erdiği tarih olan 30.04.2010 itibari ile davacının sorumluluğunun ortadan kalkacağı hususunun gözetilmesi ile buna göre infaza elverişli ve davacının talebine uygun şekilde bir karar tesisi gerekirken yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.” Sonuç: hüküm BOZULMUŞ; karar 27.09.2022 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 09.02.2023 T., 2022/13525 E., 2023/1051 K.
Bu dosyada Daire, vazife malullüğü aylığı alan sigortalının destek primine tabi geçen çalışmalarının uzun vadeli sigorta kolunda değerlendirilmesine ve buna göre yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin kararı onamıştır. Davacıya 01.03.1985 tarihinden itibaren 5434 sayılı Kanun m.45 uyarınca vazife malullüğü aylığı bağlanmış, ancak sonraki yıllarda hizmet akdiyle çalışmaları destek primine tabi tutulmuştur. Kurum, uzun vadeli sigorta kollarına tabi prim ödenen gün sayısını 805 olarak kabul ederek yaşlılık aylığı talebini reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, davacının imzasını inkâr ettiği ve işe başlamadan bir gün önce düzenlenmiş görünen “Sigorta Kolu Tercih Bildirimi” başlıklı belgeye dayanılamayacağı gerekçesiyle Kurum işlemini hukuka aykırı bulmuş; ilk derece mahkemesi ise destek primi kapsamında geçen sürenin uzun vadeli sigorta kolunda değerlendirilmesi gerektiğini kabul ederek 01.10.2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespitine karar vermiştir. Daire, temyiz incelemesinde “Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup” diyerek kararı onamıştır. Karar, destek primine tabi tutulan bir çalışmanın hangi hâllerde uzun vadeli sigorta kolu bakımından değerlendirilebileceğini göstermesi bakımından önemlidir. Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi kararı HMK m.370/1 uyarınca ONANMIŞ; karar 09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
İkinci halka statüdür. Bağımsız çalışanlar bakımından ölçüt gelir vergisi mükellefiyetinin sürmesidir; hizmet akdiyle çalışanlar bakımından ise fiilî çalışma ve işveren bildirimi esas alınır. Bu ayrım, hangi kanun maddesinin uygulanacağını doğrudan belirler. 2024 tarihli karar bunu açıkça göstermektedir: esas alınacak sigortalılık 4/a ise 506 sayılı Kanun’un 3. ve 63. maddeleri, 4/b ise 1479 sayılı Kanun’un ek 20. maddesi uygulanır.
Üçüncü halka vergi kaydının ispat gücüdür. Vergi mükellefiyeti, bağımsız çalışmanın varlığı bakımından bir karine oluşturur; Kurum işlemleri de neredeyse tamamen bu karineye dayanır. Karinenin aksi ispatlanabilir, ancak 2023 tarihli karar bu ispatın ne kadar somut olması gerektiğini ortaya koyar. O dosyada alt derece mahkemeleri tanık beyanlarıyla yetinmiş, Daire ise vergi kaydının fiilen sona erdiği tarihi esas alarak kesintiyi yerinde bulmuştur.
Dördüncü halka terkin tarihinin belirleyiciliğidir. 2022 tarihli karar, vergi kaydının resen terkin ettirildiği tarih itibarıyla sorumluluğun ortadan kalkacağını açıkça söyler. Bu, pratikte çok işe yarayan bir ölçüttür: faaliyeti fiilen bırakmış ancak kaydını kapatmayı unutmuş bir emekli için, vergi dairesinin resen terkin kararı ve o kararın dayandığı yoklama tutanağı dosyanın en değerli belgesi hâline gelir.
Beşinci halka şirket ortaklığıdır ve burada vergi kaydı tek başına yetmez. Ortaklığın hukuken sona erip ermediği ayrıca incelenir. Limited şirkette pay devrinin yazılı yapılması, imzaların noterce onaylanması ve şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse ortaklar genel kurulunun onayı aranır. Alt derece mahkemeleri çoğu zaman tescilin yapılmamış olmasını tek başına belirleyici saymaktadır; oysa limited şirkette ortaklıktan çıkma ve çıkarılma bakımından geçerli olan koşulların sağlanıp sağlanmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Altıncı halka çakışan sigortalılıktır. Aynı dönemde hem hizmet akdiyle hem bağımsız çalışılmışsa, hangi statünün esas alınacağı 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesine göre belirlenir ve bu belirleme SGDP hesabını doğrudan değiştirir. Dosyada hizmet dökümünün dönem dönem incelenmesi, çoğu zaman Kurum tahakkukunun dayandığı varsayımı çürütür. Sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti de bu noktada uygulanacak rejimi belirlediği için ihmal edilmemelidir.
Yedinci halka, tahsil aşamasıdır. SGDP borcu ödenmezse aylıktan kesinti yapılır; ancak bu kesinti aylık tutarın dörtte birini geçemez. Kurum ayrıca 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip yoluna da başvurabilir. Bu durumda dava açma süresi ve merci değişeceğinden, elinize ulaşan belgenin bir tahakkuk bildirimi mi yoksa ödeme emri mi olduğunu ayırt etmek gerekir; ödeme emrine itiraz için öngörülen kısa süre kaçırıldığında borç kesinleşir.
Son halka, dosyanın nasıl kurulacağıdır. Dört karar da soyut iddiaların sonuç doğurmadığını göstermektedir. “Fiilen çalışmıyordum” demek yetmez; vergi dairesi yazısı, yoklama tutanağı, ticaret sicil kaydı, noter devir sözleşmesi ve hizmet dökümü birlikte sunulmalıdır. Talep de dönemlere ayrılarak kurulmalı, her dönem için ayrı hukuki dayanak gösterilmelidir. Bozma sonrası aşamada ise bozma gereklerinin eksiksiz yerine getirilip getirilmediği ayrıca denetlenmeli; bozma kapsamı dışında kalan ve kesinleşen kısımların lehe kazanılmış hak oluşturduğu unutulmamalıdır.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| Tüm dönemi tek kuralla değerlendirme | Kısmen haklı dosya bütünüyle reddedilir | Tahakkuk dönemleri ayrı ayrı incelenmeli |
| İlk sigortalılık tarihini belirlememe | Yanlış kanun uygulanır | Geçici m.14 kapsamı önce saptanmalı |
| Vergi kaydını kapatmayı ihmal etme | Kesinti fiilî çalışma olmasa da sürer | Mükellefiyet usulüne uygun sonlandırılmalı |
| Karinenin aksini tanıkla ispata çalışma | İspat yetersiz bulunur | Yoklama tutanağı ve resmî yazı sunulmalı |
| Pay devrini tescil ettirmeme | Ortaklık sürüyor sayılır | TTK m.595 koşulları tamamlanmalı |
| Çakışan sigortalılığı gözden kaçırma | Yanlış statü üzerinden hesap yapılır | 5510 s. K. m.53 değerlendirmesi istenmeli |
| 7143 sayılı Kanun terkinini sormama | Konusuz kalmış borç için dava sürdürülür | Terkin durumu Kurumdan sorulmalı |
| Ödeme emrini tahakkuk sanma | Kısa itiraz süresi kaçırılır | Belgenin türü ve süresi baştan belirlenmeli |
| Bozma gereklerini eksik uygulama | Karar yeniden bozulur | Bozma kapsamı madde madde karşılanmalı |
Sosyal güvenlik destek primi nedir?
Emekli aylığı almaya devam ederken çalışan kişilerin aylıklarından yapılan kesintidir. Amaç, aylığı tümüyle kesmek yerine çalışmanın sürdürülmesine izin vermek, buna karşılık sisteme katkı sağlanmasıdır. Dayanağı 5510 sayılı Kanun m.30 ile yürürlükten kaldırılmış olmasına rağmen geçici m.14 nedeniyle uygulanmaya devam eden 1479 ve 506 sayılı Kanun hükümleridir.
Bağ-Kur’lu emekliden hâlâ destek primi kesilir mi?
Kesilmez. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin ifadesiyle “6663 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi ile de yaşlılık aylığı alırken 4/1-b kapsamında çalışanlardan SGDP uygulaması 01.03.2016 tarihi itibariyle sonlandırılmıştır.”
Eski destek primi borçlarım silindi mi?
7143 sayılı Kanun’un 10. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, 4/1-b kapsamında sigortalı sayılmayı gerektirir nitelikte çalışma nedeniyle destek primi ödemesi gereken sigortalıların 18.05.2018 itibarıyla ödenmemiş destek primi borçları ile bunlara bağlı gecikme cezası ve zamları terkin edilmiştir. Dava açmadan önce bu terkinin uygulanıp uygulanmadığı Kurumdan sorulmalıdır.
Vergi kaydım açık ama çalışmıyorum; yine de prim öder miyim?
Vergi mükellefiyeti bağımsız çalışmanın varlığı bakımından karine oluşturur ve Kurum işlemleri bu karineye dayanır. Karinenin aksi ispatlanabilir, ancak bunun için tanık beyanı çoğu zaman yeterli görülmez; vergi dairesinin yoklama tutanağı, işi bırakma bildirimi ve terkin kararı gibi belgeler aranır.
Vergi kaydı resen terkin edilirse sorumluluk ne zaman biter?
10. Hukuk Dairesi’nin 27.09.2022 tarihli kararına göre, şirketin vergi kaydının resen terkin ettirildiği ve bu şekilde sona erdiği tarih itibarıyla sigortalının destek primi sorumluluğu ortadan kalkar.
Şirketteki payımı devrettim, kesinti neden sürüyor?
Şirket ortaklığına dayalı sigortalılıkta vergi kaydı tek başına belirleyici olmaz; ortaklığın hukuken sona erdiğinin ortaya konması gerekir. Limited şirkette pay devri yazılı yapılır, imzalar noterce onaylanır ve şirket sözleşmesinde aksi yoksa ortaklar genel kurulunun onayı aranır. Ticaret sicilinde tescil bulunmayan devirlerde Kurum ortaklığın sürdüğü varsayımıyla işlem yapmaktadır.
Aynı dönemde hem sigortalı hem şirket ortağıysam ne olur?
Sigortalılık hâlleri çakışır ve hangisinin esas alınacağı 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesine göre belirlenir. 2024 tarihli kararda Daire, çakışan dönemler bakımından bu değerlendirmenin yapılmasını ve sonucuna göre 506 ya da 1479 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasını istemiştir.
Aylığımdan en fazla ne kadar kesinti yapılabilir?
1479 sayılı Kanun’un ek 20. maddesine göre, birikmiş destek primi ve gecikme zamlarının ödenmemesi hâlinde aylıklardan yapılacak kesintiler aylık tutarın %25’ini geçemez.
Kuruma bildirim yapmazsam ne olur?
Ek 20. madde, çalışmaya başlanan tarihi takip eden aybaşından itibaren üç ay içinde Kuruma yazılı bildirim yapılmasını zorunlu kılar. Bu süre içinde bildirimde bulunmayanlardan destek primi, gecikmeli bildirimde bulunulan veya Kurumca tespit edilen tarihe kadar gecikme zammıyla birlikte tahsil edilir.
Destek primi ödenerek geçen süreler emeklilikte sayılır mı?
Kural olarak destek primi, uzun vadeli sigorta kollarına ait bir prim değildir. Ancak 10. Hukuk Dairesi’nin 09.02.2023 tarihinde onadığı kararda, sigorta kolu tercih bildirimine dayanılamayacağı saptanan bir olayda destek primi kapsamında geçen sürenin uzun vadeli sigorta kolunda değerlendirilmesi kabul edilmiştir. Bu, her dosyada geçerli genel bir kural değil, somut olayın koşullarına bağlı bir sonuçtur.
Dava hangi mahkemede açılır?
Sosyal güvenlik uyuşmazlıkları iş mahkemelerinde görülür. Talep genellikle “Kurum işleminin iptali ile Kuruma borçlu olunmadığının tespiti” biçiminde kurulur; kesilen primlerin faiziyle iadesi de aynı davada istenebilir.
Kesilen primlerin iadesini faiziyle isteyebilir miyim?
İstenebilir. İncelenen dosyalarda davacılar kesintinin iptali yanında kesilen primlerin kesilme tarihlerinden itibaren işleyecek faiziyle iadesini de talep etmiş, ilk derece mahkemeleri bu talebi birlikte hükme bağlamıştır. Faizin türü ve başlangıcı somut olaya göre değerlendirilir.
Bozmadan sonra mahkeme farklı karar verebilir mi?
Bozmaya uyulmuşsa mahkeme, bozma kararında gösterilen çerçevede inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Bozma kapsamı dışında kalan kısımlar kesinleşir ve lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. Yargıtay dairesi de ilk bozmada benimsediği esaslara aykırı ikinci bir bozma kararı veremez.
Vazife malulleri destek primine tabi midir?
5510 sayılı Kanun’un geçici 14. maddesi, Kanun’un yürürlüğünden önce vazife malullüğü aylığı bağlananları da kapsamına almakta ve bunlar hakkında yürürlükten kaldırılan hükümlerin uygulanmasına devam edileceğini düzenlemektedir. Ancak 4/1-b kapsamında çalışmaya başlayanlar bu hükmün dışında bırakılmıştır.
Dosyaya hangi belgeleri koymalıyım?
Tescil ve hizmet dökümü, destek primi tahakkuk listesi, vergi dairesinden alınan mükellefiyet başlangıç-bitiş yazısı ve varsa resen terkin kararı, yoklama tutanağı, ticaret sicil kayıtları, pay devir sözleşmesi ile ortaklar kurulu kararı ve 2018 öncesi dönem için terkin uygulanıp uygulanmadığına ilişkin Kurum yazısı.
- 5510 sayılı Kanun m.4 – Sigortalı sayılanlar ve sigortalılık statüleri
- 5510 sayılı Kanun m.30 – Yaşlılık aylığının başlangıcı, kesilmesi ve yeniden bağlanması
- 5510 sayılı Kanun m.53 – Sigortalılık hâllerinin çakışması
- 5510 sayılı Kanun geçici m.14 – Sosyal güvenlik destek primine ilişkin geçiş hükümleri
- 29/1/2016 tarihli 6663 sayılı Kanun m.24 – 4/1-b bakımından destek primi uygulamasının sona ermesi
- 18/5/2018 tarihli 7143 sayılı Kanun m.10/5 – Ödenmemiş destek primi borçlarının terkini
- 1479 sayılı Kanun ek m.20 (mülga) – Sosyal güvenlik destek primi
- 506 sayılı Kanun m.3/II-c ve m.63 (mülga) – Yaşlılık aylığı alanların yeniden çalışmaları
- 5434 sayılı Kanun m.45 (mülga) – Vazife malullüğü
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.595 – Limited şirkette esas sermaye payının devri
- 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m.58 – Ödeme emrine itiraz
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.4 – Sosyal güvenlik uyuşmazlıklarında görev
İlgili yazılarımız: SGK ve Bağ-Kur arasındaki farklar, hizmet tespit davası ve şartları, emeklilik nedeniyle kıdem tazminatı, malulen emeklilik ve şirket ortağının kamu borcundan sorumluluğu.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.