Vakıf Senedinde Değişiklik Davası (TMK m.112-113): Yönetim, Amaç ve Malvarlığı

- Vakıf senedi, vakfın anayasasıdır: adı, amacı, amaca özgülenen mal ve haklar ile örgütlenme, yönetim şekli ve yerleşim yeri orada gösterilir (TMK m.106).
- Senedin değiştirilmesi vakıf organlarının kendi kararıyla olmaz; her üç değişiklik türü de mahkeme kararına bağlıdır.
- Kanun üç ayrı değişiklik rejimi kurar: yönetim ve işleyiş (TMK m.112), amaç (TMK m.113/1) ve amaca özgülenen mal ve haklar (TMK m.113/3).
- Yönetim ve işleyiş değişikliği için ölçüt “haklı sebep”tir; talep vakfın yönetim organından ya da denetim makamından gelebilir, diğerinin yazılı görüşü alınır.
- Amaç değişikliğinin ölçütü çok daha ağırdır: senetteki amaca bağlı kalınmasının vakfedenin arzusuna açıkça uymayacak hâle gelmesi gerekir.
- Yargıtay bunu ikili bir teste bağlar: objektif koşul (dış dünyadaki değişiklikler yüzünden amacın anlamını yitirmesi) ile sübjektif koşul (vakfedenin bu durumu görseydi değişikliği kabul edecek olması) birlikte gerçekleşmelidir.
- Hukuk Genel Kurulu, vergi muafiyetinden yararlanabilmek amacıyla yapılan amaç değişikliğini bu testi karşılamadığı için kabul etmemiştir.
- Vakıf hukukunda asıl olan kurucu iradenin korunmasıdır; genel amacın genişletilmesi ya da özel amaçların daraltılması kural olarak kabul edilmez.
- Malvarlığı değişikliğinde ölçüt, mal ve hakların “daha yararlı olanları ile” değiştirilmesini haklı kılan sebeplerin bulunmasıdır.
- 5737 sayılı Vakıflar Kanunu m.12/3, başlangıçta özgülenen mal ve haklar ile sonradan iktisap edilen mal ve hakları ayırır: ilki mahkeme kararı ister, ikincisi bağımsız ekspertiz raporuna dayalı vakıf organ kararıyla değiştirilebilir.
- Vakıf tüzel kişiliği tescille kazanılır (TMK m.102); özgülenen malların mülkiyeti de o anda vakfa geçer (TMK m.105).
- Bu nedenle tescilden önce elden çıkan bir taşınmaz hiç vakfın malvarlığına girmemiş olur ve hakkında TMK m.112 ile 5737 s. K. m.12 uygulanmaz.
- Tescil davasına bakan mahkeme, mal ve hakların korunması için gerekli önlemleri resen almak zorundadır (TMK m.102/son).
- Senette üye veya yöneticilerin boşalması hâlinde yerinin nasıl doldurulacağı zaten düzenlenmişse, sayıyı değiştirmek için haklı sebep bulunmadığı kabul edilmektedir.
- TMK m.101’in üçüncü fıkrası Anayasa Mahkemesi’nin 17/4/2008 tarihli ve E.2005/14, K.2008/92 sayılı kararıyla iptal edilmiştir; TMK m.111’in ikinci fıkrası ise 20/2/2008 tarihli 5737 sayılı Kanun’un 80. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.
Bir vakıf kurulduktan yıllar sonra hemen her yönetim aynı soruyla karşılaşır: senette yazan şeyi artık uygulayamıyoruz, bunu değiştirebilir miyiz? Mütevelli heyet toplanır, oybirliğiyle karar alır, notere gidilir, tadil senedi düzenlenir. Sonra da dosya mahkemeye gelir ve orada beklenmedik biçimde reddedilir.
Sebep genellikle aynıdır. Vakıf senedi, ortakların istediği zaman değiştirebildiği bir şirket ana sözleşmesi değildir; vakfeden kişinin bir kez açıkladığı iradesinin kalıcı biçimde korunduğu bir belgedir. Kanun bu iradeye üç ayrı kapı açar ve her kapının anahtarı farklıdır. Aşağıda yönetim, amaç ve malvarlığı değişikliğinin koşullarını, aralarındaki farkları ve Yargıtay’ın hangi taleplere neden geçit vermediğini ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
“Madde 112- Haklı sebepler varsa mahkeme, vakfın yönetim organı veya denetim makamının istemi üzerine diğerinin yazılı görüşünü aldıktan sonra vakfın örgütünü, yönetimini ve işleyişini değiştirebilir. Mahkeme, denetim makamının başvurusu üzerine, … duruşma yaparak yöneticileri görevden alabilir ve vakıf senedinde başka bir hüküm yoksa yenisini seçebilir.”
“Madde 113- Durum ve koşullardaki değişmeler yüzünden vakıf senedinde yazılı amaca bağlı kalınması vakfedenin arzusuna açıkça uymayacak hâle gelmiş ise mahkeme, vakfın yönetim organı veya denetim makamının başvurusu üzerine diğerinin yazılı görüşünü aldıktan sonra vakfın amacını değiştirebilir. Amacın gerçekleşmesini önemli ölçüde güçleştiren veya engelleyen koşulların ve yükümlülüklerin kaldırılmasında veya değiştirilmesinde de aynı hüküm uygulanır. Amaca özgülenen mal ve hakların daha yararlı olanları ile değiştirilmesini veya paraya çevrilmesini haklı kılan sebepler varsa mahkeme, vakfın yönetim organı veya denetim makamının başvurusu üzerine diğerinin yazılı görüşünü aldıktan sonra gerekli değişikliğe izin verebilir.”
Vakıflar hukukunun kanunî çerçevesi 2008’de köklü biçimde değişmiştir. TMK m.101’in vakıflarda üyelik yasağını düzenleyen üçüncü fıkrası, Anayasa Mahkemesi’nin 17/4/2008 tarihli ve E.2005/14, K.2008/92 sayılı kararıyla iptal edilmiştir; bu iptal, kuruluşunda üye kabulüne yer veren vakıfların senetlerinde sonradan yapılacak değişiklik taleplerinin dayanağı hâline gelmiştir. Ayrıca TMK m.111’in ikinci fıkrası 20/2/2008 tarihli 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 80. maddesiyle mülga edilmiştir. Buna karşılık dikkat edilmesi gereken bir kaynak sorunu daha vardır: bazı kararlarda vakıfların denetimine ilişkin hüküm hâlâ “TMK m.110” olarak anılmaktadır; yürürlükteki metinde denetim m.111’de, çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakıfları ise m.110’da düzenlenmiştir. Dilekçede madde numarası yürürlükteki metne göre yazılmalıdır.
| Konu | Yönetim değişikliği (TMK m.112) | Amaç değişikliği (TMK m.113/1) |
|---|---|---|
| Ölçüt | Haklı sebeplerin bulunması | Amaca bağlılığın vakfedenin arzusuna açıkça uymaz hâle gelmesi |
| Test | Tek aşamalı haklı sebep değerlendirmesi | Objektif ve sübjektif koşulun birlikte gerçekleşmesi |
| Neyi kapsar | Örgüt, yönetim ve işleyiş | Vakfın genel ve özel amaçları |
| Başvurabilecekler | Yönetim organı veya denetim makamı | Yönetim organı veya denetim makamı |
| Diğerinin görüşü | Yazılı görüş alınması zorunlu | Yazılı görüş alınması zorunlu |
| Karar mercii | Vakfın yerleşim yeri asliye hukuk mahkemesi | Vakfın yerleşim yeri asliye hukuk mahkemesi |
| Kurucu irade | Sınırlı ölçüde esnetilebilir | Kural olarak korunur, genişletilemez |
| Tipik ret sebebi | Senette zaten çözüm bulunması | Vergi, teşvik gibi dış saikle değişiklik istenmesi |
| Sonuç | Tadil senedinin tescili | Tadil senedinin tescili veya talebin reddi |
Bu davalarda en sık yapılan hata, değişiklik talebinin hangi fıkraya dayandığının belirlenmemesidir. Mütevelli heyetin üye sayısını değiştirmek m.112 işidir; vakfın faaliyet alanını daraltmak veya genişletmek m.113/1; senette yazılı taşınmazın yerine başka bir taşınmaz koymak m.113/3 ve 5737 s. K. m.12 işidir. Üçünün ölçütleri farklı olduğu gibi ispat konusu da farklıdır. “Haklı sebep” için vakfın işleyişindeki somut tıkanıklığı göstermek yeterken, amaç değişikliği için dış dünyada meydana gelmiş ve amacı anlamsızlaştırmış bir değişim ortaya konmalıdır. Tek bir dilekçede üç talebi gerekçesiz biçimde harmanlamak, tümünün birden reddedilmesiyle sonuçlanır.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Vakfın kuruluş senedi ile hâlen yürürlükte olan senet metnini yan yana koyun; aradaki tüm tadil senetlerini tarih sırasıyla dizin.
- Değiştirmek istediğiniz maddenin hangi kategoriye girdiğini belirleyin: örgüt-yönetim-işleyiş mi, amaç mı, yoksa amaca özgülenen mal ve haklar mı?
- Amaç değişikliği düşünüyorsanız, kuruluş senedindeki genel amaç ile özel amaçları ayrı ayrı çıkarın; hangisinin genişlediğini, hangisinin daraldığını tablo hâline getirin.
- Değişikliği zorunlu kılan dış olayı belgeleyin: mevzuat değişikliği, kurumun kapanması, faaliyet alanının ortadan kalkması, taşınmazın kamulaştırılması gibi.
- Vakfedenin bu durumu görseydi değişikliği kabul edeceğini gösteren dayanakları hazırlayın; kuruluş belgeleri, vakfedenin yazılı beyanları ve faaliyet raporları bu noktada işe yarar.
- Senette değişiklik yapmaya yetkili organı ve karar yeter sayısını senedin kendi hükümlerinden tespit edin; kararı usulüne uygun biçimde alın.
- Tadil senedini noterde düzenleme şeklinde hazırlatın; onaylama şeklindeki bir belge bu iş için yeterli değildir.
- Vakıflar Genel Müdürlüğünün yazılı görüşünü alın; olumsuz görüş davayı engellemez, ancak dilekçede görüşe karşı gerekçe geliştirilmelidir.
- Davayı vakfın yerleşim yeri asliye hukuk mahkemesinde açın ve mahkemeden TMK m.102/son uyarınca mal ve hakların korunmasına ilişkin önlemleri resen almasını isteyin.
- Malvarlığı değişikliğinde “daha yararlı olma” unsurunu bilirkişi incelemesiyle somutlaştırın; eski ve yeni malın değerini aynı tarihe göre karşılaştırın.
- Sonradan iktisap edilen mallar bakımından bağımsız ekspertiz kuruluşu raporu ile vakıf yetkili organ kararının yeterli olduğunu, mahkeme kararı aranmadığını gözden kaçırmayın.
- Ret kararı çıkarsa istinaf ve temyiz sürelerini takip edin; Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına karşı temyiz yolunun açık olup olmadığını kesinlik sınırı yönünden ayrıca denetleyin.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 27.09.2022 T., 2022/371 E., 2022/1163 K.
Kurul, amaç değişikliğinin objektif ve sübjektif koşulların birlikte gerçekleşmesine bağlı olduğunu ayrıntılı biçimde ortaya koymuş; vergi muafiyetinden yararlanma saikiyle yapılan değişikliği kurucu iradeye aykırı bulmuştur. Kararda önce ölçüt belirlenmiştir: “vakfın asıl amacının niteliği ve kapsamı, vakfedenin vakıf senedinde açıkladığı iradesine açıktan açığa uymayacak ölçüde değişmiş olursa, o takdirde amacın değiştirilmesi mümkün olabilecektir. Sözü edilen konuda kabul edilebilir ölçü, vakfın değişen koşullar karşısında başlangıçtaki amacın gerçekleşmesinin olanaksız duruma gelmesidir.” Ardından test ikiye ayrılmıştır: “Türk Medeni Kanunu’nun 113. maddesine göre, vakfın amacının değiştirilebilmesi için objektif ve sübjektif koşulların birlikte oluşması gerekir.” Objektif koşul, “vakfın kurulmasından sonra dış olaylarda meydana gelen değişiklikler” ve amacın bu değişiklikler karşısında “anlamını ve içeriğini kaybetmiş olması”dır. Sübjektif koşul ise “zamanla değişmiş olan amacın, vakfı kuranın iradesiyle mevcut uygunluğunu açıktan açığa kaybetmiş olması hâli”dir; ölçü, “vakfı yapan bu durumu görmüş olsaydı veya kendisine sorabilmek olanağı bulunsaydı o dahi amacın değiştirilmesi gerektiğini kabul edecekti” denilebilmesidir. Somut olayda genel amacın “pediatrik hematoloji ve onkoloji” alanıyla sınırlandırılırken özel amaçların genişletildiği saptanmış ve “durum ve koşullarda vakıf senedindeki amacın değiştirilmesi zorunluluğunu ortaya koyan herhangi bir gelişme ve buna bağlı vakfedenlerin isteklerine açıkça uymayacak hâllerin varlığı iddia edilmediği gibi bu yönde bir vakıa da mevcut değil iken” tescile karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir. Yerel mahkemenin “değişikliğin asıl amacı vergi muafiyetinden istifade etmektir” biçimindeki direnme gerekçesi kabul görmemiştir. Sonuç: direnme kararı, Özel Daire bozma kararında açıklanan gerekçelerle BOZULMUŞ; karar 27.09.2022 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 07.05.2025 T., 2025/1715 E., 2025/3529 K.
Daire, vakfın tüzel kişilik kazanmasından önce kamulaştırılan taşınmazın hiç vakıf malvarlığına girmediğini, bu nedenle malvarlığı değişikliğine ilişkin hükümlerin uygulanamayacağını; buna rağmen objektif imkânsızlık nedeniyle haklı nedenin gerçekleştiğini kabul etmiştir. Kararda önce kural hatırlatılmıştır: “Hem 4721 sayılı Kanun’un 113. maddesi hem de 5737 sayılı Kanun’un 12. maddesi gereği yeni vakıfların başlangıçta özgülenen mal ve haklarının değiştirilebilmesi için haklı neden, vakıf yönetim organın başvurusu ve denetim makamının görüşü alınarak Mahkemece değiştirilebileceği, 5737 sayılı Kanun’da 4721 sayılı Kanun’daki düzenlemeye ilaveten değişikliğin mahiyeti açıklanmış ve başlangıçta özgülenmiş olan mal ve hakların daha yararlı olanları ile değiştirilebileceği veya paraya çevrilebileceği belirtilmiştir.” Somut olayda senette yazılı taşınmaz payı, vakfın tescil kararının kesinleşmesinden önce kamulaştırılarak belediye adına tescil edilmiştir. Daire bundan şu sonucu çıkarmıştır: “vakıf senedinde yazılı 1088 parsel sayılı taşınmazın 14/39 hissesi tescil tarihinden önce 07.02.2018 tarihinde kamulaştırma nedeni ile belediye adına tescil edildiğinden vakfın mal varlığı haline gelmemiştir. Dolayısı ile henüz vakfın malvarlığı haline gelmeyen taşınmaz hakkında 4721 sayılı Kanunun 112. maddesi ile 5737 sayılı Kanunun 12. maddelerinin uygulama yeri bulunmamaktadır.” Kararda ayrıca bu sonucun doğmasının sebebi olarak, tescil davasına bakan mahkemenin “mal ve hakların korunması için gerekli önlemleri re’sen alır” hükmü gereğince devir işlemlerini önleyecek tedbiri almamış olması gösterilmiştir. Daire, aksi düşünülse dahi “objektif imkansızlık hali mevcut olup” haklı nedenin gerçekleştiğini, kamulaştırma bedeliyle alınan bağımsız bölümlerin değerinin bilirkişi marifetiyle tespit edilerek bedelin tamamlattırılması gerektiğini belirtmiştir. Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi kararı ORTADAN KALDIRILMIŞ, İlk Derece Mahkemesi kararı BOZULMUŞ; karar 07.05.2025 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 17.10.2024 T., 2023/2602 E., 2024/6008 K.
Daire, vakıf senedinde değişiklik isteme yetkisinin somut olayda mütevelli heyette bulunduğu, denetim makamının kendi başına tadil senedi düzenleyip tescilini isteyemeyeceği yönündeki Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesini usul ve kanuna uygun bularak onamıştır. Davada denetim makamı, TMK m.101’in üçüncü fıkrasının Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmesiyle vakıflara üyelik yasağının ortadan kalktığını ileri sürerek, kuruluş senedindeki üye kabulüne izin veren hükümlerin geri getirilmesi için tadil senedi düzenleyip hasımsız dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesi bu talebi kabul etmiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesi denetim makamının görevinin “Vakfın işlevinin Vakıf senedine, senet kapsamının öngördüğü emredici kurallara ve amacına uygun olup olmadığı, bu yönde yönetimin denetlenmesi amacına dönük bulunduğu, yoksa münhasıran Mütevelli Heyete ait bulunan Vakıf senedinde değişiklik isteme hak ve yetkisinin bulunmadığı” gerekçesiyle davayı usulden reddetmiştir. Daire, temyiz incelemesinde “Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup” diyerek kararı onamıştır. Kararın uygulamadaki değeri, TMK m.112 ve m.113’te denetim makamının da başvurabileceği yazılı olsa bile, bu yetkinin vakfın iç iradesinin yerine geçecek biçimde kullanılamayacağını göstermesidir. Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi kararı HMK m.370 uyarınca ONANMIŞ; karar 17.10.2024 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 03.04.2023 T., 2021/17409 E., 2023/1955 K.
Bursa kaynaklı bu dosyada Daire, mütevelli heyet üye sayısının azaltılması talebini haklı sebep bulunmadığı gerekçesiyle reddeden kararı onamış; senette boşalma hâlinin nasıl doldurulacağı zaten düzenlenmişse değişikliğe ihtiyaç bulunmadığını kabul etmiştir. Davacı vakıf, senedin “Vakfın mütevelli heyeti, ekli listede adları yazılı gerçek kişilerden oluşan 8 kişidir” hükmünün “7 kişidir” şeklinde değiştirilmesini istemiştir. Denetim makamının görüşünde, “4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 112 nci maddesinde ancak haklı sebebin bulunması halinde mahkemeden vakfın yönetim organının değiştirilmesinin istenebileceği, … senette üyeliklerde eksilme halinde yerinin ne şekilde doldurulacağının da düzenlendiği, böyle bir değişikliğe neden ihtiyaç duyulduğunun davacı Vakıfça açıklanmadığı” belirtilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi bu görüşü benimseyerek “mütevelli heyetin davacı Vakfın yönetim organı olduğu, 4721 Sayılı Kanun’un 112 nci maddesi uyarınca ancak haklı sebebin varlığı halinde vakıf senedinde değişiklik yapılabileceği, davacı tarafından mütevelli heyeti değişikliği için haklı bir sebep ileri sürülmediği, Vakıf senedinde mütevelli heyet üyeliğinin boşalması halinde yerinin nasıl doldurulacağı da düzenlendiğinden vakıf senedi değişikliğine ihtiyaç bulunmadığı” gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Vakıf, üyelerden birinin istifa ettiğini ve yeni aday bulunamadığını ileri sürmüş, ancak Daire “kararda belirtilen gerekçelere ve temyiz edenin sıfatına” atıf yaparak bozma sebebi görmemiştir. Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi kararı HMK m.370 uyarınca ONANMIŞ; karar 03.04.2023 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
İkinci halka, üç değişiklik rejiminin birbirine karıştırılmamasıdır. TMK m.112 örgüt, yönetim ve işleyişe ilişkindir ve ölçütü sade biçimde “haklı sebep”tir. TMK m.113’ün birinci fıkrası amaç değişikliğini düzenler ve çok daha ağır bir ölçüt getirir. Üçüncü fıkra ise amaca özgülenen mal ve hakların daha yararlı olanlarıyla değiştirilmesine ilişkindir. Bursa dosyasında talep m.112 kapsamındaydı ve haklı sebebin ileri sürülmemesi tek başına reddi gerektirmiştir; Hukuk Genel Kurulu dosyasında ise talep m.113/1 kapsamındaydı ve çok daha yoğun bir gerekçelendirme aranmıştır.
Üçüncü halka, amaç değişikliğindeki ikili testtir ve pratikte en çok dosya burada kaybedilir. Objektif koşul, vakfın kurulmasından sonra dış dünyada meydana gelen ve amacı anlamsız kılan değişikliklerdir: hizmet verilen kurumun kapanması, hedeflenen ihtiyacın ortadan kalkması, faaliyet alanını düzenleyen mevzuatın değişmesi gibi. Sübjektif koşul ise vakfedenin bu durumu görseydi değişikliği kabul edecek olmasıdır. İkisinin birlikte gerçekleşmesi aranır; yalnız birinin varlığı yeterli değildir.
Dördüncü halka, kurucu iradenin ne ölçüde korunduğudur. Yargıtay’ın ifadesiyle asıl olan, “kurucu iradenin çok önemli bir sebep bulunmadığı takdirde olduğu gibi korunması”dır. Bu nedenle genel amacın genişletilmesi ya da özel amaçların daraltılması, tek başına bile bozma sebebi sayılmıştır. Vakfeden sonradan bir açıklama yaparak dahi amacı değiştiremez; esas alınan, vakfı meydana getirdiği andaki iradesidir. Bu yaklaşımın altında, vakfın malvarlığının belirli bir amaca kalıcı olarak bağlanmış olması yatar; tüzel kişiliğin kendisi de bu bağdan doğar. Bu yönüyle vakıf, ortakların iradesiyle şekillenen şirketlerden ayrılır ve tüzel kişilik perdesinin kaldırılması tartışmalarında görülen esneklik burada geçerli değildir.
Beşinci halka, dış saiklerin değişiklik gerekçesi olamayacağıdır. Hukuk Genel Kurulu dosyasında yerel mahkeme, değişikliğin asıl amacının vergi muafiyetinden yararlanmak olduğunu açıkça yazmış ve bunu meşru bir gerekçe saymıştı. Kurul bu yaklaşımı benimsememiştir. Bir vergi tebliği, teşvik mevzuatı ya da idari bir yazı, senetteki amacı vakfedenin iradesine aykırı hâle getiren bir “durum ve koşul değişikliği” değildir; yalnızca vakıf yönetiminin tercihidir. Aynı mantık, prosedürel kolaylık sağlamak için istenen değişiklikler bakımından da geçerlidir.
Altıncı halka, malvarlığı değişikliğinin zaman boyutudur. Vakıf tüzel kişiliği tescille kazanılır ve özgülenen malların mülkiyeti de o anda geçer. 2025 tarihli karar bu kuralın sonucunu göstermektedir: tescilden önce kamulaştırılan taşınmaz hiç vakfın malı olmamıştır ve hakkında değişiklik hükümleri uygulanmaz. Kararda ayrıca tescil davasına bakan mahkemenin koruma tedbirlerini resen alma yükümlülüğüne dikkat çekilmiştir. Uygulamada bu yükümlülük çoğu zaman atlanır; oysa kamulaştırma gibi bir işlem tescil davası sürerken tamamlanırsa vakıf, kuruluş malvarlığını hiç edinemeden kaybeder.
Yedinci halka husumet ve yetki sorunudur. TMK m.112 ve m.113 başvuru hakkını hem yönetim organına hem denetim makamına tanır. Ancak 2024 tarihli kararda onanan yaklaşım, denetim makamının bu yetkiyi vakfın iç iradesinin yerine geçecek biçimde kullanamayacağı yönündedir. Denetim makamı senedin uygulanmasını denetler; hangi hükmün değişeceğine karar vermek ise vakfın yetkili organının işidir. Bu ayrımı gözden kaçıran dava, esasa hiç girilmeden usulden reddedilir. Talebin doğru merci ve doğru sıfatla ileri sürülmesi, dava şartları bakımından baştan denetlenmelidir.
Son halka, dosyanın nasıl hazırlanacağıdır. Dört kararın ortak mesajı, soyut gerekçelerin sonuç doğurmadığıdır. “Vakfın daha etkin çalışması”, “günün koşullarına uyum”, “bürokratik gereklilik” gibi ifadeler tek başına ne haklı sebebi ne de objektif koşulu karşılar. Buna karşılık kapanan bir kliniğin yazısı, yürürlükten kalkan bir yönetmelik, bir kamulaştırma kararı veya bilirkişi raporuyla saptanmış bir değer karşılaştırması somut dayanak oluşturur. Değişiklik talebi, senedin hangi maddesinin hangi olay yüzünden uygulanamaz hâle geldiğini madde madde gösteren bir tabloya dayandırıldığında kabul şansı belirgin biçimde artar.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| Senedi organ kararıyla değiştirilmiş sayma | Değişiklik hüküm doğurmaz | Tescil için mahkeme kararı alınmalıdır |
| Hangi fıkraya dayanıldığını belirtmeme | Talep bütünüyle reddedilir | m.112, m.113/1 ve m.113/3 ayrı ayrı gerekçelendirilmeli |
| Amaç değişikliğinde tek koşulla yetinme | İkili test karşılanmaz | Objektif ve sübjektif koşul birlikte ortaya konmalı |
| Vergi veya teşvik saikini gerekçe yapma | Kurucu iradeye aykırı bulunur | Dış dünyadaki zorunlu değişim gösterilmeli |
| Genel amacı genişletme | Tek başına bozma sebebi olur | Kuruluş iradesinin sınırları korunmalı |
| Haklı sebebi hiç açıklamama | m.112 talebi reddedilir | Somut tıkanıklık belgeyle ortaya konmalı |
| Senetteki mevcut çözümü gözden kaçırma | Değişikliğe ihtiyaç bulunmadığı sonucuna varılır | Boşalma ve tamamlanma hükümleri önce okunmalı |
| Denetim makamı adına senet tadili istemek | Dava usulden reddedilir | Talep vakfın yetkili organından çıkmalıdır |
| Tescil davasında koruma tedbiri istememe | Özgülenen mal elden çıkabilir | TMK m.102/son uyarınca tedbir talep edilmeli |
Vakıf senedi mütevelli heyet kararıyla değiştirilebilir mi?
Hayır. Mütevelli heyet kararı ve noterde düzenlenen tadil senedi sürecin yalnızca ilk aşamasıdır. TMK m.112 ve m.113 uyarınca örgüt, yönetim, işleyiş, amaç ve amaca özgülenen mal ve haklardaki her değişiklik mahkeme kararıyla gerçekleşir ve mahkeme kararı olmadan tescil edilemez.
Vakıf senedinde değişiklik davası hangi mahkemede açılır?
Vakfın yerleşim yeri asliye hukuk mahkemesinde açılır. Bu davalar uygulamada hasımsız olarak açılmakta, mahkeme denetim makamı olan Vakıflar Genel Müdürlüğünün yazılı görüşünü alarak karar vermektedir.
Amaç değişikliği için hangi koşullar aranır?
Hukuk Genel Kurulu’nun 27.09.2022 tarihli kararına göre “vakfın amacının değiştirilebilmesi için objektif ve sübjektif koşulların birlikte oluşması gerekir.” Objektif koşul dış olaylardaki değişiklikler yüzünden amacın anlamını yitirmesi, sübjektif koşul ise vakfedenin bu durumu görseydi değişikliği kabul edecek olmasıdır.
Vergi muafiyeti almak için amaç değiştirilebilir mi?
Hukuk Genel Kurulu bu gerekçeyi yeterli görmemiştir. Kararda, amacın değiştirilmesi zorunluluğunu ortaya koyan bir gelişme ve vakfedenlerin isteklerine açıkça uymayacak hâllerin bulunmadığı belirtilerek tescil kararı bozulmuştur.
Yönetim değişikliğinde “haklı sebep” nasıl ispatlanır?
Vakfın işleyişinde somut bir tıkanıklığın doğduğunun belgelenmesi gerekir. Bursa kaynaklı dosyada mütevelli heyet üye sayısının azaltılması istenmiş, ancak senette boşalma hâlinde yerin nasıl doldurulacağı zaten düzenlendiği için değişikliğe ihtiyaç bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Vakıf senedinde yazılı taşınmaz başka bir taşınmazla değiştirilebilir mi?
TMK m.113/3 ve 5737 sayılı Kanun m.12/3 uyarınca, daha yararlı olanı ile değiştirmeyi haklı kılan sebepler varsa mümkündür. Başlangıçta özgülenen mal ve haklar için vakıf yönetiminin başvurusu, denetim makamının görüşü ve mahkeme kararı gereklidir.
Sonradan alınan mallar için de mahkeme kararı gerekir mi?
Gerekmez. 5737 sayılı Kanun m.12/3’e göre vakıfların sonradan iktisap ettikleri mal ve haklar, bağımsız ekspertiz kuruluşlarınca düzenlenecek rapora dayalı olarak vakıf yetkili organının kararı ile daha yararlı olanları ile değiştirilebilir veya paraya çevrilebilir.
Vakıf ne zaman tüzel kişilik kazanır?
TMK m.102 uyarınca vakıf, yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil ile tüzel kişilik kazanır. TMK m.105’e göre özgülenen malların mülkiyeti ile haklar da tüzel kişiliğin kazanılmasıyla vakfa geçer.
Tescilden önce elden çıkan taşınmaz için ne yapılır?
8. Hukuk Dairesi’nin 07.05.2025 tarihli kararına göre böyle bir taşınmaz vakfın malvarlığı hâline gelmemiştir ve hakkında TMK m.112 ile 5737 sayılı Kanun m.12 uygulanmaz. Kararda, kamulaştırma bedeliyle alınan taşınmazların değerinin bilirkişi aracılığıyla tespit ettirilerek bedelin tamamlattırılması gereğine işaret edilmiştir.
Tescil davasında mahkeme resen tedbir alır mı?
Alır. TMK m.102’nin son fıkrası uyarınca başvurulan mahkeme, mal ve hakların korunması için gerekli önlemleri resen alır. 2025 tarihli kararda, bu önlemin alınmamış olması nedeniyle özgülenen taşınmazın kamulaştırılarak vakıf dışına çıktığı özellikle vurgulanmıştır.
Vakıflar Genel Müdürlüğü senet değişikliği talep edebilir mi?
TMK m.112 ve m.113 denetim makamının da başvurabileceğini yazar. Ancak 8. Hukuk Dairesi’nin 17.10.2024 tarihinde onadığı kararda, senette değişiklik isteme hak ve yetkisinin münhasıran mütevelli heyette bulunduğu, denetim makamının görevinin yönetimin denetlenmesine yönelik olduğu kabul edilmiştir.
Olumsuz görüş verilmişse dava açılabilir mi?
Açılabilir. Denetim makamının yazılı görüşünün alınması bir usul şartıdır; görüşün olumlu olması şart değildir. Ancak dilekçede olumsuz görüşte ileri sürülen gerekçelere ayrı ayrı cevap verilmesi gerekir, aksi hâlde mahkeme çoğunlukla bu görüşü esas alır.
Vakıflarda üyelik yasağı hâlâ geçerli mi?
Değildir. TMK m.101’in üçüncü fıkrası, Anayasa Mahkemesi’nin 17/4/2008 tarihli ve E.2005/14, K.2008/92 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. 2024 tarihli dosyada bu iptal, kuruluş senedindeki üye kabulüne izin veren hükümlerin geri getirilmesi talebine dayanak yapılmıştır.
Amaç hiç gerçekleşemez hâle gelirse ne olur?
TMK m.116 uyarınca amacın gerçekleşmesi olanaksız hâle gelmiş ve değiştirilmesine de olanak bulunmuyorsa vakıf kendiliğinden sona erer ve mahkeme kararıyla sicilden silinir. Bu nedenle amaç değişikliği talebi, çoğu zaman vakfın varlığını sürdürmesinin tek yoludur.
Ret kararına karşı hangi kanun yolları açıktır?
İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf, Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı ise kesinlik sınırı ve diğer usul şartları sağlanıyorsa temyiz yolu açıktır. İncelenen dört karar da bu iki aşamalı denetimden geçmiştir.
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.101 – Vakfın tanımı ve kurulma yasakları
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.102 – Kuruluş şekli, tescil ve koruma önlemleri
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.105 – Özgülenen malların mülkiyetinin geçmesi
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.106 – Vakıf senedinin içeriği ve organları
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.111 – Vakıfların denetimi
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.112 – Yönetimin değiştirilmesi ve yöneticilerin görevden alınması
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.113 – Amacın ve malların değiştirilmesi
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.116 – Vakfın sona ermesi ve dağıtılması
- 5737 sayılı Vakıflar Kanunu m.3 – Vakıf senedi, vakıf yönetimi ve denetim makamı tanımları
- 5737 sayılı Vakıflar Kanunu m.12 – Mal edinme ve akar cinsinden malların değiştirilmesi
- 5737 sayılı Vakıflar Kanunu m.14 – Vakfiye şartlarının değiştirilmesinde Vakıflar Meclisinin yetkisi
- Anayasa Mahkemesi’nin 17/4/2008 tarihli ve E.2005/14, K.2008/92 sayılı iptal kararı
İlgili yazılarımız: tüzel kişilik perdesinin kaldırılması, noterin hukuki sorumluluğu, tapu iptal ve tescil davası, kamulaştırma bedelinin tespiti ve dava şartları ve ilk itirazlar.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.