ÇED Kararı ve İptal Davası: Çevresel Etki Değerlendirmesine Nasıl İtiraz Edilir?

- Çevresel etki değerlendirmesi, planlanan projenin çevreye olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz etkilerin önlenmesi veya en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin değerlendirilmesi sürecidir.
- Çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler ÇED Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdür.
- ÇED Olumlu veya ÇED Gerekli Değildir kararı alınmadıkça projeyle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez.
- Ek-1 listesindeki projeler ile “ÇED Gereklidir” kararı verilen projeler için ÇED Raporu zorunludur; Ek-2 listesindeki projeler seçme-eleme kriterlerine tabidir.
- ÇED kararlarının iptali davalarında, kararların bir bütün olarak çevresel etkileri yönünden irdelenmesi gerekir.
- Uyuşmazlık özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması aranmaktadır.
- Bilirkişi heyetinde çevre mühendisi bulunmalı; diğer bilirkişiler projenin ve alanın özelliklerine, ÇED raporunu hazırlayan uzmanların alanlarına göre seçilmelidir.
- Bilirkişi sayısında HMK m. 267 ile getirilen esneklik gözetilerek gerektiğinde çok üyeli heyet kurulmalıdır.
- Zeytinlik sahalarda ve bu sahalara en az üç kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri dışında kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz.
- Danıştay, ilgili yönetmelik hükmünün kısmen iptal edilmiş olması karşısında kamu yararı kararı alınarak dahi bu tesislerin üç kilometre içinde yapılamayacağını belirtmiştir.
- Aynı proje için aynı ruhsat sahasında iki ayrı ÇED Olumlu kararı bulunamaz.
- Süreç sonlandırma yetkisi, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespitiyle sınırlıdır.
- ÇED kararının dayanağı sayılan başka bir işlemin iptali, tek başına ÇED kararının iptaline gerekçe yapılamaz.
- ÇED kararı, doğrudan yatırım yapılabileceği anlamına gelmez; ayrıca gerekli ruhsat ve izinler alınmalıdır.
Bir taş ocağı, jeotermal santral ya da arazi yapılandırma projesi çoğu zaman bölge halkının gündemine ilk kez ÇED süreciyle girer. Halkın katılımı toplantısı, inceleme-değerlendirme komisyonu ve nihai rapor derken süreç bir kararla sonuçlanır: ÇED Olumlu, ÇED Olumsuz ya da ÇED Gerekli Değildir.
Bu kararlar iptal davasına konu edilebilir; ancak davanın kaderini çoğu zaman hukuki tartışmadan çok delil toplama biçimi belirler. Aşağıda ÇED sürecinin hukuki çerçevesini, iptal davasında aranan keşif ve bilirkişi standardını, zeytinlik alan yasağını ve süreçle ilgili tekrarlayan sorunları Danıştay kararlarıyla ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
Anayasa m. 56: “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.”
2872 sayılı Çevre Kanunu m. 2 (tanım): “Çevresel Etki Değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları… ifade eder.”
2872 sayılı Çevre Kanunu m. 10: “Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.”
2872 sayılı Çevre Kanunu m. 8 – Kirletme yasağı: “Her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır. Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle; kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler.”
3573 sayılı Kanun m. 20 (Danıştay kararlarında aktarıldığı şekliyle): “Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez.”
ÇED kararlarının türleri ve sonuçları
| Karar / kavram | Anlamı | Sonucu |
|---|---|---|
| ÇED Olumlu | Muhtemel olumsuz etkilerin alınacak önlemlerle kabul edilebilir düzeyde olduğunun saptanması | Proje çevre açısından sakıncalı görülmez |
| ÇED Olumsuz | Muhtemel olumsuz etkiler nedeniyle projenin sakıncalı görülmesi | Sebep oluşturan şartlar değişirse yeniden başvurulabilir |
| ÇED Gerekli Değildir | Seçme-eleme kriterlerine tabi projede etkilerin kabul edilebilir düzeyde bulunması | ÇED Raporu hazırlanmaz |
| ÇED Gereklidir | Seçme-eleme sonucunda tam ÇED sürecine geçilmesi | ÇED Raporu hazırlanması zorunludur |
| Ek-1 listesi | Doğrudan ÇED’e tabi projeler | ÇED Raporu zorunlu |
| Ek-2 listesi | Seçme-eleme kriterlerine tabi projeler | Proje tanıtım dosyası hazırlanır |
| Karar alınmadan yatırım | Onay, izin, teşvik, ruhsat verilemez | Yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez |
| Süreç sonlandırma | Projenin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti | Aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır |
| Zeytinlik yasağı | Sahalarda ve 3 km mesafede kimyevi atık, toz ve duman çıkaran tesis | Yapılamaz ve işletilemez |
| Yargısal denetim | Kararın bir bütün olarak çevresel etkileri | Keşif ve bilirkişi incelemesi aranır |
Kritik nokta: ÇED davalarının en sık bozulma sebebi, mahkemenin keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırmadan karar vermesidir. Danıştay, uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgi gerektirdiğini, bu nedenle hem bilirkişiye başvurulması hem de mahallinde gözlem ve tespit için keşif kararı verilmesi gerektiğini belirtmektedir. Bu, işlemin iptali yönündeki kararlar için de geçerlidir: dayanak bir başka işlemin iptal edilmiş olması, projenin çevresel etkileri incelenmeden ÇED kararının iptaline gerekçe yapılamaz.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Kararın türünü belirleyin. ÇED Olumlu, ÇED Olumsuz, ÇED Gerekli Değildir ve ÇED Gereklidir kararlarının hukuki sonuçları farklıdır.
- Projenin hangi listede olduğunu tespit edin. Ek-1 listesindeki projeler için ÇED Raporu zorunludur; Ek-2 listesindekiler seçme-eleme kriterlerine tabidir.
- Kapasite artışlarını hesaplayın. Mevcut kapasite ile artış toplamı eşik değeri aşıyorsa proje ÇED’e tabi hâle gelebilir.
- Askı ilanını ve duyuruyu izleyin. ÇED süreci ve kararlar askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurulur; dava süresi buna göre işler.
- Halkın katılımı toplantısı tutanaklarını inceleyin. Görüş ve önerilerin sürece yansıtılıp yansıtılmadığı denetlenmelidir.
- Duyarlı yöreler listesini kontrol edin. Proje alanının sit, sulak alan, millî park gibi hassas statülerle ilişkisi ayrıca değerlendirilmelidir.
- Zeytinlik mesafesini ölçtürün. Proje alanının zeytinlik sahalara mesafesi ile tesisin kimyevi atık, toz ve duman çıkarıp çıkarmadığı öncelikle belirlenmelidir.
- Keşif ve bilirkişi talebinizi dilekçede açıkça yazın. Danıştay bu incelemeyi yapılmadan verilen kararları bozmaktadır.
- Bilirkişi heyetinin bileşimine itiraz edin. Heyette çevre mühendisi bulunmalı, diğer uzmanlar projenin niteliğine göre seçilmelidir.
- Kümülatif etkileri gündeme getirin. Bölgedeki mevcut tesislerin yarattığı toplam kirlilik yükü ayrı bir başlıktır.
- Süre kurallarını hatırlatın. ÇED Olumlu kararı verilen projede yedi yıl içinde mücbir sebep olmaksızın yatırıma başlanmazsa karar geçersiz sayılır.
- Yürütmenin durdurulması talebini ihmal etmeyin. Bu davalar ivedi yargılama usulüne tabi olabildiğinden usul kuralları ayrıca gözetilmelidir.
Danıştay 6. Daire, E. 2021/1524, K. 2021/6269, 28.04.2021
Zeytinlik sahalara üç kilometre mesafe yasağı ve aynı proje için iki ÇED Olumlu kararı bulunamayacağı. Aydın’da bir jeotermal santral projesi için verilen ikinci “ÇED Olumlu” kararı, ilk kararın hâlen yürürlükte olduğu gerekçesiyle idare mahkemesince iptal edilmişti. Daire önce zeytinlik rejimini ortaya koymuştur: 3573 sayılı Kanun’un 20. maddesinin, gerekli tedbirler alınmış olsa bile zeytinlik sahalarda ve bu sahalara üç kilometre mesafede zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri hariç kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesislerin yapılmasını ve işletilmesini önlemeyi amaçladığını belirtmiş; ardından “Danıştay Sekizinci Dairesinin 19/02/2015 günlü, E:2012/4992, K:2015/996 sayılı kararı karşısında, artık kamu yararı kararı alınarak dahi kimyevi atık, toz ve duman çıkaran tesislerin zeytinlik sahalara 3 kilometre mesafe içerisinde yapılması mümkün olmamakla birlikte bu tip alanlarda yapılacak projeler için verilen ÇED kararlarının iptali istemiyle açılan davalarda, dava konusu projenin, zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakıp bırakmadığının, toz ve duman çıkarıp çıkarmadığının öncelikle ele alınması gerekmektedir” demiştir. Aynı ruhsat sahasında farklı hukuki statüde iki ayrı ÇED kararının bulunamayacağını da belirten Daire, işin esasının keşif ve bilirkişi incelemesiyle çözülmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Sonuç olarak iptal kararı 28.04.2021 tarihinde oybirliğiyle BOZULMUŞTUR.
Danıştay 6. Daire, E. 2021/5570, K. 2021/9804, 21.09.2021
Zeytinlik mesafesi iddiası her dosyada sonuç doğurmaz. Şanlıurfa’da bir kesme taş üretim tesisi için verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararının iptali istemiyle açılan dava idare mahkemesince reddedilmiş; davacı, proje sahasına üç kilometre mesafede fıstıklık bulunduğunu ileri sürerek temyiz etmiştir. Daire çoğunluğu, “İdare Mahkemesince verilen … karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından” diyerek kararı onamıştır. Sonuç olarak temyiz istemi reddedilerek karar 21.09.2021 tarihinde oyçokluğuyla ONANMIŞTIR. Karşı oyda, proje sahasına üç kilometre mesafede zeytinlik (fıstıklık) alanlar bulunduğu ve bu alanlara zarar vermeden toz ve duman çıkarmayacak biçimde faaliyette bulunulmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu nedenle kararın bozulması gerektiği savunulmuştur; ancak bu görüş çoğunlukça benimsenmemiştir. Karar, üç kilometre kuralının otomatik değil, tesisin niteliği ve dosyadaki tespitler üzerinden uygulandığını göstermektedir.
Danıştay 6. Daire, E. 2022/8254, K. 2022/11198, 13.12.2022
Keşif ve bilirkişi incelemesi zorunludur; heyetin bileşimi de denetlenir. Ankara’da bir kalker ocağı ve kırma-eleme tesisi için verilen “ÇED Olumsuz” kararının iptali istemiyle açılan dava reddedilmişti. Daire, işlemin dayandığı ölçüm çalışmasının önceki bir işlemin dayanağıyla aynı olduğunu, yeni bir araştırma veya ölçüme yer verilmediğini ve mahkemece keşif ile bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını saptamıştır. Uygulanacak ölçütü şöyle koymuştur: “ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. maddesindeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle bu tip davalarda uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden, bilirkişiye başvurulması gerektiği gibi, projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesinde mahallinde yapılacak gözlem ve tespitlerin de uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlayacağı sonucuna varıldığından, keşif kararının da alınması gerekmektedir.” Daire ayrıca heyette çevre mühendisi bulunması, diğer bilirkişilerin projenin ve çevrenin özellikleri ile nihai raporu hazırlayan uzmanların alanları gözetilerek seçilmesi gerektiğini belirtmiştir. Sonuç olarak davanın reddine ilişkin karar 13.12.2022 tarihinde usul ve esas yönünden oyçokluğuyla BOZULMUŞTUR (karşı oyda kararın onanması gerektiği savunulmuştur).
Danıştay 4. Daire, E. 2025/2331, K. 2025/5093, 07.10.2025
Dayanak sayılan başka bir işlemin iptali, tek başına ÇED kararının iptaline gerekçe olamaz. Manisa’da yaklaşık 2.921 hektarlık alanda planlanan arazi yapılandırması projesi için verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararı, dayanağı sayılan sulak alan komisyonu kararı ve iş birliği protokolünün yargı kararıyla iptal edildiği gerekçesiyle idare mahkemesince iptal edilmişti. Daire bu yaklaşımı yerinde görmemiştir: “yapılması planlanan projenin ‘ilişkili olduğu’ protokolün ayakta olmasının projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi aşamasında dikkate alınmasını gerektiren bir husus olmadığı anlaşıldığından; farklı bir mevzuat yönünden değerlendirme yapılması gereken ÇED kararının iptaline gerekçe yapılmasının yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Kaldı ki; çevresel etki değerlendirilmesi ile ilgili ÇED Gerekli Değildir veya ÇED Olumlu kararı verilmiş olması, doğrudan yatırım yapılabileceği anlamına da gelmemektedir.” Daire, mahkemeden projenin çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararların ve raporda öngörülen tedbirlerin yeterliliğinin, biri çevre mühendisi olmak üzere yeterli uzmanlığa sahip bir heyetle keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak değerlendirilmesini istemiştir. Sonuç olarak iptal kararı 07.10.2025 tarihinde oyçokluğuyla BOZULMUŞTUR (karşı oyda temyiz isteminin reddi gerektiği belirtilmiştir).
Bu dört karar, ÇED davalarının hangi eksende çözüldüğünü gösteriyor. Ortak nokta şudur: Danıştay, ÇED kararlarını soyut hukuki tartışmayla değil, mahallinde toplanan teknik veriyle denetlemekte ve bu veriyi toplamayan mahkeme kararlarını bozmaktadır.
Birinci halka sürecin niteliğidir. Çevresel etki değerlendirmesi, projenin çevreye olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz etkilerin önlenmesi veya çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, yer ve teknoloji alternatifleriyle birlikte değerlendirilmesidir. Bu tanım, denetimin kapsamını da belirler: yalnızca proje değil, seçilen yer ve alternatifler de tartışma konusudur.
İkinci halka kararların türleridir. Ek-1 listesindeki projeler doğrudan ÇED’e tabidir ve rapor hazırlanması zorunludur. Ek-2 listesindeki projeler ise seçme-eleme kriterlerine tabidir; burada proje tanıtım dosyası hazırlanır ve sonuçta “ÇED Gereklidir” ya da “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilir. Kapasite artışlarında mevcut kapasite ile artış toplanır; bu toplam eşik değeri aşarsa proje kapsam içine girer. Uygulamada en çok tartışılan kararlar da bu ikinci gruptadır, çünkü tam ÇED süreci işletilmeden karar verilmektedir.
Üçüncü halka delil standardıdır ve kararların merkezinde yer alır. 6. Dairenin 13.12.2022 tarihli kararı ile 4. Dairenin 07.10.2025 tarihli kararı aynı ölçütü tekrarlar: ÇED kararları, yönetmeliğin genel formatındaki unsurlar yönünden bir bütün olarak irdelenmelidir; uyuşmazlık özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişiye başvurulmalı ve mahallinde gözlem için keşif kararı verilmelidir. Bu, davacı ve davalı için simetrik bir kuraldır: hem iptal hem ret kararları bu inceleme yapılmadan verildiğinde bozulmaktadır.
Dördüncü halka bilirkişi heyetinin bileşimidir ve Danıştay’ın bu konudaki hassasiyeti dikkat çekicidir. Heyette bir çevre mühendisi bulunmalı, diğer bilirkişiler projenin ve bulunduğu çevrenin özelliklerine göre, nihai ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınarak seçilmelidir. Nihai raporda onlarca uzmanın imzası bulunabildiğinden, birebir aynı sayı aranmasa da usul ekonomisi gözetilerek bir denge kurulması istenmektedir. 6. Dairenin kararında somut olarak çevre mühendisi, meteoroloji mühendisi ve maden mühendisinden oluşan bir heyet önerilmiştir.
Beşinci halka zeytinlik rejimidir ve mutlak bir yasak içerir. 3573 sayılı Kanun’un 20. maddesi, zeytinlik sahalarında ve bu sahalara en az üç kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç, zeytinliklerin vegetatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılmasını ve işletilmesini yasaklar. Danıştay 6. Dairesi, ilgili yönetmelik hükmünün Danıştay 8. Dairesince kısmen iptal edilmiş olması karşısında, artık kamu yararı kararı alınarak dahi bu tesislerin üç kilometre içinde yapılamayacağını belirtmiştir. Bu nedenle zeytinlik yakınındaki projelerde ilk soru şudur: tesis, kimyevi atık bırakan ya da toz ve duman çıkaran bir tesis midir?
Altıncı halka bu yasağın nasıl uygulandığıdır ve burada dikkatli olmak gerekir. 6. Dairenin 21.09.2021 tarihli kararında çoğunluk, üç kilometre mesafede fıstıklık bulunduğu iddiasına rağmen “ÇED Gerekli Değildir” kararının iptali isteminin reddine ilişkin mahkeme kararını onamıştır; karşı oy ise bozma yönünde kalmıştır. Yani kural mutlak olmakla birlikte uygulaması olguya bağlıdır: tesisin gerçekten kimyevi atık, toz veya duman çıkarıp çıkarmadığı ve mesafenin gerçekten üç kilometrenin altında olup olmadığı dosyada kanıtlanmalıdır.
Yedinci halka süreçle ilgili tekrarlayan sorunlardır. Bunlardan biri, aynı proje için birden fazla ÇED kararı bulunmasıdır; 6. Dairenin 2021 tarihli kararı, aynı ruhsat sahasında denetim ve süreç bakımından farklı hukuki statüde iki ayrı ÇED kararının bulunamayacağını kabul etmiştir. Bir diğeri süreç sonlandırmadır: yönetmelik bu yetkiyi projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespitiyle sınırlar; bir komisyon üyesinin olumsuz görüşü tek başına bu sonucu doğurmaz. Üçüncüsü süre kuralıdır: ÇED Olumlu kararı verilen projede yedi yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmazsa karar geçersiz sayılır.
Sekizinci ve son halka, ÇED kararının hukuki etkisinin sınırıdır. 4. Dairenin 07.10.2025 tarihli kararında iki önemli tespit vardır. Birincisi, ÇED kararının “dayanağı” sayılan başka bir idari işlemin iptal edilmesi, projenin çevresel etkileri incelenmeden ÇED kararının iptaline gerekçe yapılamaz; her işlem kendi mevzuatı yönünden denetlenir. İkincisi ve belki daha önemlisi: ÇED Gerekli Değildir ya da ÇED Olumlu kararı verilmiş olması, doğrudan yatırım yapılabileceği anlamına gelmez. Yatırım için ayrıca yürürlükteki mevzuatın gerektirdiği ruhsat, izin, onay ve uygun görüşlerin alınması gerekir. Bu tespit, hem yatırımcı hem de itiraz eden taraf için stratejiyi belirler: ÇED davası kaybedilse bile diğer izin süreçleri ayrı birer denetim noktasıdır.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Doğrusu |
|---|---|
| Keşif ve bilirkişi talep etmeden dava açmak | Uyuşmazlık özel ve teknik bilgi gerektirir; inceleme yapılmadan verilen karar bozulur |
| Heyette çevre mühendisi olmadan rapor almak | Heyette çevre mühendisi bulunması aranmaktadır |
| Yalnız büro incelemesine dayalı rapora güvenmek | Mahallinde gözlem ve tespit yapılmalıdır |
| Dayanak işlemin iptalini tek gerekçe yapmak | ÇED kararı kendi mevzuatı yönünden ayrıca denetlenir |
| ÇED kararını yatırım izni saymak | Ayrıca ruhsat, izin ve onaylar alınmalıdır |
| Zeytinlik iddiasını ölçüm ve tespit olmadan ileri sürmek | Mesafe ve tesisin niteliği somut olarak kanıtlanmalıdır |
| Kapasite artışını kapsam dışı saymak | Mevcut kapasite ile artış toplanarak eşik değer denetlenir |
| Kümülatif etkileri gündeme getirmemek | Bölgedeki mevcut kirlilik yükü ayrı bir başlıktır |
| Halkın katılımı tutanaklarını incelememek | Görüşlerin sürece yansıtılıp yansıtılmadığı denetlenmelidir |
ÇED nedir?
2872 sayılı Çevre Kanunu m. 2’ye göre çevresel etki değerlendirmesi; planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatifleri belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesinde sürdürülecek çalışmalardır.
ÇED kararı olmadan yatırıma başlanabilir mi?
Hayır. Çevre Kanunu m. 10 uyarınca ÇED Olumlu Kararı veya ÇED Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez.
ÇED kararı alınınca yatırım yapılabilir mi?
Doğrudan değil. Danıştay 4. Dairesinin 2025 tarihli kararında, ÇED Gerekli Değildir veya ÇED Olumlu kararı verilmiş olmasının doğrudan yatırım yapılabileceği anlamına gelmediği, yürürlükteki düzenlemeler uyarınca gerekli ruhsat, izin, onay ve uygun görüşlerin ayrıca alınması gerektiği belirtilmiştir.
ÇED Gerekli Değildir kararı ne demektir?
Seçme-eleme kriterlerine tabi projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine, projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten karardır.
ÇED kararına kimler dava açabilir?
Uygulamada bu davalar çevre ve doğa dernekleri, vakıflar, kooperatifler, köy ve mahalle tüzel kişilikleri, belediyeler ile projeden etkilenen gerçek kişiler tarafından açılmaktadır; incelenen Danıştay kararlarında davacı taraf bu kişi ve kuruluşlardan oluşmaktadır.
Mahkeme keşif ve bilirkişi incelemesi yapmak zorunda mı?
Danıştay, ÇED kararlarının iptali davalarında uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgi gerektirdiğini, bu nedenle bilirkişiye başvurulması gerektiği gibi mahallinde yapılacak gözlem ve tespitler için keşif kararı da alınması gerektiğini belirtmektedir. Bu inceleme yapılmadan verilen kararlar bozulmaktadır.
Bilirkişi heyeti nasıl oluşturulmalıdır?
Danıştay kararlarına göre heyette bir çevre mühendisi bulunmalı; diğer bilirkişiler projenin ve bulunduğu çevrenin özelliklerine göre, nihai ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınarak seçilmelidir. HMK m. 267 ile bilirkişi sayısındaki sınırlamanın kaldırıldığı gözetilerek çok üyeli heyet kurulabilir.
Zeytinlik alanların yanında tesis kurulabilir mi?
3573 sayılı Kanun m. 20 uyarınca zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az üç kilometre mesafede, zeytinyağı fabrikası hariç, zeytinliklerin vegetatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez.
Kamu yararı kararı bu yasağı aşar mı?
Danıştay 6. Dairesi, ilgili yönetmelik hükmünün Danıştay 8. Dairesince kısmen iptal edilmiş olması karşısında, artık kamu yararı kararı alınarak dahi kimyevi atık, toz ve duman çıkaran tesislerin zeytinlik sahalara üç kilometre mesafe içerisinde yapılmasının mümkün olmadığını belirtmiştir.
Üç kilometre kuralı her dosyada sonuç doğurur mu?
Otomatik değildir. Danıştay 6. Dairesinin 21.09.2021 tarihli kararında çoğunluk, üç kilometre mesafede fıstıklık bulunduğu iddiasına rağmen davanın reddine ilişkin mahkeme kararını onamıştır; bozma yönündeki görüş karşı oyda kalmıştır. Bu nedenle mesafe ve tesisin niteliği somut biçimde ortaya konulmalıdır.
Aynı proje için iki ÇED kararı olabilir mi?
Danıştay 6. Dairesi, aynı ruhsat sahası içerisinde denetim ve süreç gibi hususlar bakımından farklı hukuki statüde iki ayrı ÇED kararının bulunamayacağının kabulü gerektiğini belirtmiştir.
ÇED süreci hangi hâlde sonlandırılabilir?
İlgili yönetmelik, karar tesis edilmeden önce projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti hâlinde, aşamasına bakılmaksızın sürecin sonlandırılacağını öngörür. Danıştay incelemesinden geçen bir dosyada, bu yetkinin projenin önünde kesin bir engel bulunması hâline özgü olduğu vurgulanmıştır.
ÇED Olumlu kararının geçerlilik süresi var mı?
İlgili yönetmelik uyarınca “ÇED Olumlu” kararı verilen proje için yedi yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda “ÇED Olumlu” kararı geçersiz sayılır.
ÇED Olumsuz kararından sonra yeniden başvurulabilir mi?
Evet. Yönetmelik, “ÇED Olumsuz” kararı verilen projeler için bu karara neden olan şartlarda değişiklik olması durumunda yeniden başvuruda bulunulabileceğini öngörmektedir.
Dayanak işlemin iptali ÇED kararını da düşürür mü?
Kendiliğinden düşürmez. Danıştay 4. Dairesinin 2025 tarihli kararında, projenin ilişkili olduğu bir protokolün iptal edilmiş olmasının çevresel etkilerin değerlendirilmesi aşamasında dikkate alınmasını gerektiren bir husus olmadığı ve farklı bir mevzuat yönünden değerlendirilmesi gereken ÇED kararının iptaline gerekçe yapılamayacağı belirtilmiştir.
- Anayasa m. 56 – Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması
- 2872 sayılı Çevre Kanunu m. 2 – Tanımlar
- 2872 sayılı Çevre Kanunu m. 8 – Kirletme yasağı
- 2872 sayılı Çevre Kanunu m. 9 – Çevrenin korunması
- 2872 sayılı Çevre Kanunu m. 10 – Çevresel etki değerlendirmesi
- 2872 sayılı Çevre Kanunu m. 20 – İdari para cezaları
- Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği – Ek-1, Ek-2, Ek-3 ve Ek-5 listeleri
- 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun m. 20
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 2 – İdari dava türleri
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 20/A – İvedi yargılama usulü
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 28 – Kararların uygulanması
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 266-267 – Bilirkişiye başvurulması ve sayısı
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: imar planının iptali davası, imar planı değişikliğine itiraz ve askı süresi, ruhsat iptali davası ve idareye açılacak tazminat davası.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları sonucu değiştirebilir.