Aşırı İfa Güçlüğü ve Sözleşmenin Uyarlanması (TBK 138)

- Kural ahde vefadır: sözleşme kurulduğu andaki gibi aynen uygulanır; koşullar borçlu aleyhine ağırlaşsa bile edim aynen ifa edilir.
- Bu kuralın istisnası TBK m. 138‘deki aşırı ifa güçlüğü, yani “işlem temelinin çökmesi”dir.
- Uyarlama için dört koşul birlikte gerçekleşmelidir: öngörülemeyen olağanüstü durum, borçludan kaynaklanmama, dürüstlüğe aykırı düşecek derecede aleyhe değişme ve borcun henüz ifa edilmemiş olması.
- Borçlu, ifa güçlüğünden doğan haklarını saklı tutarak ödeme yaparsa uyarlama isteme hakkını korur.
- Uyarlama mümkün değilse borçlu sözleşmeden dönme, sürekli edimli sözleşmelerde fesih hakkını kullanır.
- Madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.
- Sözleşmeye müdahale istisnaî ve ikincil niteliktedir; her talep üzerine sözleşme değişen şartlara uydurulamaz.
- Yargı, salgın hastalık, sel, yangın ve depremi mücbir sebep olarak nitelemiştir.
- Kiracı aleyhine konulan “hiçbir surette uyarlama istenemez” kayıtları, TBK m. 301‘in emredici hükmü karşısında geçersiz sayılabilmektedir.
- Serbestçe seçilen döviz kredisinde kur artışı, kural olarak öngörülebilir risk kabul edilmektedir.
- Uyarlama kural olarak dava tarihinden ileriye etkili istenir; geçmişe dönük doğmuş borcun indirilmesi için değil.
- Götürü bedelli eser sözleşmelerinde uyarlamanın özel dayanağı TBK m. 480/2‘dir.
Kur şoku, salgın, enerji ve inşaat maliyetlerindeki sıçrama… Uzun süreli bir sözleşme imzalayan taraf, birkaç yıl sonra aynı bedelle ayakta kalamayabiliyor. Böyle bir durumda “sözleşme sözleşmedir” cevabıyla “hâkim bunu düzeltsin” talebi arasındaki sınırı hukuk çiziyor.
Bu sınır TBK m. 138’de yazılıdır ve dar tutulmuştur. Aşağıda uyarlamanın dört koşulunu, hangi olguların “öngörülemeyen olağanüstü durum” sayıldığını, sözleşmeye konulan uyarlama yasaklarının âkıbetini ve talebin nasıl kurulması gerektiğini Yargıtay kararlarıyla ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
“Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır.
Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.”
“Bedel götürü olarak belirlenmişse yüklenici, eseri o bedelle meydana getirmekle yükümlüdür. Eser, öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile yüklenici, belirlenen bedelin artırılmasını isteyemez.
Ancak, başlangıçta öngörülemeyen veya öngörülebilip de taraflarca göz önünde tutulmayan durumlar, taraflarca belirlenen götürü bedel ile eserin yapılmasına engel olur veya son derece güçleştirirse yüklenici, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı veya karşı taraftan beklenemediği takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Dürüstlük kurallarının gerektirdiği durumlarda yüklenici, ancak fesih hakkını kullanabilir…”
Uyarlamanın dört koşulu
| Koşul | Anlamı | Uygulamada tartışılan |
|---|---|---|
| Öngörülemeyen olağanüstü durum | Sözleşme kurulurken bilinmeyen ve beklenmeyen dış olay | Ekonomik kriz “bilinen” sayılıyor mu? |
| Borçludan kaynaklanmama | Olay borçlunun kusuruna dayanmamalı | Basiretli tacir ölçüsü daha katı uygulanır |
| Dengeyi katlanılamaz biçimde bozma | İfanın istenmesi dürüstlüğe aykırı düşmeli | Oransal eşik somut olaya göre belirlenir |
| Borcun henüz ifa edilmemiş olması | Ya hiç ödenmemiş ya ihtirazi kayıtla ödenmiş olmalı | Kayıtsız ödeme hakkı düşürebilir |
| Sonuç 1 | Uyarlama | Edim azaltma, karşı edim artırma, vade değişikliği |
| Sonuç 2 | Dönme | Ani edimli sözleşmelerde |
| Sonuç 3 | Fesih | Sürekli edimli sözleşmelerde |
| Özel hüküm önceliği | Özel düzenleme varsa o uygulanır | Götürü bedelli eserde TBK m. 480/2 |
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Önce sözleşmeyi okuyun: uyarlama, mücbir sebep, fiyat farkı veya endeksleme kaydı var mı, tespit edin.
- Sözleşmede uyarlama kaydı varsa, hesaplama yöntemi içerip içermediğine bakın; net yöntem varsa mahkemeye gitmeden uygulanabilir.
- Uyarlamayı gerektirdiğini düşündüğünüz olguyu somut olarak belgeleyin: maliyet kalemleri, kur, resmî yasak kararları, ciro düşüşü.
- Karşı tarafa noter ihtarnamesiyle uyarlama teklifinde bulunun ve makul bir rakam önerin; teklifin makul olması sonradan lehinize değerlendirilir.
- Ödemeye devam ediyorsanız her ödemede “ifa güçlüğünden doğan haklarım saklı kalmak kaydıyla” ibaresini kullanın.
- Karşı taraf kabul etmezse sözleşmeyi kendiliğinden feshetmeden önce hâkime başvurma yolunu değerlendirin.
- Davayı geciktirmeyin; olayın üzerinden uzun süre geçmesi hem sözleşmenin benimsendiği hem de hakkın kötüye kullanıldığı yönünde yorumlanabilmektedir.
- Talebinizi dava tarihinden ileriye etkili kurun; geçmişte doğmuş borcun indirilmesi biçimindeki uyarlama talepleri reddedilmektedir.
- Sözleşmenizde “hiçbir surette uyarlama istenemez” kaydı varsa, bu kaydın emredici hükümlere aykırılık nedeniyle geçersizliğini ayrıca ileri sürün.
- Götürü bedelli eser sözleşmesinde iseniz talebinizi TBK m. 480/2’ye, kira ilişkisinde iseniz kira hükümleriyle birlikte kurun.
- Sözleşmeye aykırılık iddialarınızı uyarlama talebiyle karıştırmayın; ikisi ayrı hukuki temellere dayanır.
- Bilirkişi incelemesinde hesap yönteminin ve karşılaştırma dönemlerinin doğru kurulmasını takip edin.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/4769, K. 2023/1281, 04.05.2023
Serbest iradesiyle döviz kredisi seçen kişi kur artışına dayanarak uyarlama isteyemez. Davacı, 2008 yılında 1.030.000 İsviçre Frangı tutarında, 240 ay vadeli dövize endeksli konut kredisi kullanmış; frangın Türk Lirası karşısında yaklaşık yedi kat değer kazandığını, buna 2016 sonrası gelişmeler ve Covid-19 salgınının eklendiğini ileri sürerek sözleşmenin uyarlanmasını istemiştir. Daire önce ilkeyi kurmuştur: “‘sözleşmeye bağlılık’ ilkesi esas olup, sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai nitelikte bir kurum olmakla yasa koyucu tarafından da bu kurumun uygulanması ancak anılan madde de belirtilen dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlanmıştır” ve “her talep vukuunda sözleşmeyi değişen hal ve şartlara uydurmak mümkün değildir. Aksi halde özel hukuk sistemimizde geçerli olan ‘irade özgürlüğü’, ‘sözleşme serbestisi’ ve ‘sözleşmeye bağlılık’ ilkelerinden sapma tehlikesi ortaya çıkar.” Somut olayda: “davacının başlangıçta seçme özgürlüğü varken TL yerine döviz bazında kredi kullandığı… ülkemizde zaman zaman ekonomik krizlerin vuku bulduğu ve bu bağlamda dövizle borçlanmanın risk taşıdığı da toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından bilinen bir olgu olduğu… buna göre işlem temelinin çökmesinden bahsetmenin olanaklı olmadığı, bununla birlikte, eldeki davanın kredi sözleşmesinden 12 yıl sonra açılmış olması da nazara alındığında, sözleşmenin davacı tarafından benimsendiğinin kabulü gerektiği” belirtilmiştir. Sonuç: davanın reddine ilişkin karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi yolundaki Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, 04.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/2200, K. 2022/8401, 01.11.2022
Salgın olağanüstü durumdur ve sözleşmedeki “uyarlama istenemez” kaydı emredici hüküm karşısında geçersizdir. On yıl süreli sözleşmeyle düğün salonu olarak kiralanan taşınmazda kiracı, salgın nedeniyle faaliyetlerin durdurulması üzerine kira bedelinin indirilmesini istemiş; kiraya veren, sözleşmede kiracının “her ne sebeple olursa olsun” indirim veya uyarlama isteyemeyeceğinin ve mücbir sebep hâlinde dahi kiranın ödeneceğinin kararlaştırıldığını savunmuştur. Daire, kiraya verenin kiralananı sözleşme süresince kullanıma elverişli bulundurma yükümlülüğünü düzenleyen TBK m. 301’in emredici olduğunu vurgulamıştır: “Taraflarca, kiralanan kullanıma elverişli bir durumda bulunmasa bile kira bedelinin tam olarak ödeneceği yönünde sözleşmeye konulan hükümler, kanunun emredici hükmüne aykırı olduğundan geçersizdir.” Mücbir sebep ise “sözleşmenin yapıldığı sırada önceden dikkate alınması ve önüne geçilmesi imkansız olan ve dış etkilerden kaynaklanan sel, yangın, deprem, salgın hastalıklar gibi olaylar” şeklinde tanımlanmış ve şu sonuca varılmıştır: “11/03/2020 tarihi öncesinde yapılmış olan kira sözleşmelerinde; Covid-19 salgın hastalığının, kiralananın sözleşmede öngörülen kullanım amacını ve tarafların borçlarını etkilediği ölçüde, sözleşmenin yapılması sırasında öngörülemeyen olağanüstü bir durumun sonradan ortaya çıktığının ve buna bağlı olarak 6098 sayılı Kanun’un 138. maddesinde öngörülen uyarlamanın ilk koşulunun gerçekleştiği kabul edilmelidir.” Sonuç: davanın tümden reddi yolundaki Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, 01.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/609, K. 2022/1391, 27.10.2022
Sözleşmeye aykırılık iddiaları uyarlamaya dayanak yapılamaz; uyarlama sözleşmenin diğer hükümlerini değiştirmez. Belediyeye ait katlı otoparkı yap-işlet-devret sözleşmesiyle on üç yıl dokuz ay süreyle işleten şirket, 1999 depreminin kapalı alanlara ilgiyi azalttığını ve idarenin park yasağı koyma gibi taahhütlerini yerine getirmediğini ileri sürerek sürenin yirmi yıla çıkarılmasını istemiş, yerel mahkeme davayı kabul edip direnmiştir. Genel Kurul çoğunluğu şu gerekçeyle direnme kararını bozmuştur: “davacının sözleşmeye aykırı davranıldığı iddialarının uyarlama talebine dayanak olabilmesi mümkün değildir. Sözleşmeye aykırılığın hükümleri BK’da özel olarak düzenlendiğinden bu hükümlere başvurmak yerine uyarlama talebinde bulunulamaz. Bununla birlikte uyarlamanın temelini öngörülmeyen nedenle borçlunun sözleşme ile üstlenilen edimini ifada zorlanması oluşturmaktadır. Uyarlama davalarının genel uygulaması kira sözleşmelerinde kira bedelinin günün koşullarına göre düzenlenmesi şeklinde vücut bulmaktadır. Sözleşmenin diğer hükümlerinde değişiklik yapılmaz. Aksi hâl, sözleşmeye müdahale teşkil eder.” Sonuç: direnme kararının değişik gerekçeyle BOZULMASINA, 27.10.2022 tarihinde oy çokluğuyla karar verilmiştir. (Karşı oyda, sözleşmenin götürü bedelli eser unsuru taşıması nedeniyle özel hükmün uygulanması ve davanın reddi gerektiği görüşü savunulmuştur; bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.)
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/3429, K. 2024/5162, 25.12.2024
Sözleşmede uyarlama kaydı varsa, makul uyarlama talebini reddeden taraf sonradan haksız fesih iddiasında bulunamaz. Elektrik enerjisi satış sözleşmesinin 10. maddesinde, mevzuat veya piyasa koşullarındaki değişiklikler nedeniyle maliyetlerin değişmesi hâlinde tarafların uyarlamada iyi niyet kuralları çerçevesinde hareket edecekleri, on beş günde anlaşma sağlanamaz ve durum tedarikçi bakımından sözleşmenin devamını engellerse tedarikçinin sözleşmeyi feshedebileceği kararlaştırılmıştı. Tedarikçi birim fiyatın 0,1715 TL’den 0,1880 TL’ye uyarlanmasını istemiş, alıcı kabul etmemiş, tedarikçi sözleşmeyi feshetmiş, alıcı ise dava dışı bir şirketle 0,1955 TL birim fiyattan sözleşme yapıp menfi zararını istemiştir. Daire, kur artışının üretim maliyetlerini artıracağının bilinen bir gerçek olduğunu belirttikten sonra şu sonuca varmıştır: “davalının uyarlama talep ettiği miktarın, davacının dava dışı üçüncü kişiden satın aldığı birim fiyattan daha az olduğu göz önüne alındığında, davalının makul olan uyarlama talebinin kabul edilmemesi doğru olmayıp, davalının sözleşmenin 10. maddesi uyarınca sözleşmeyi fesihte haklı olduğu, davacının sözleşmenin feshi nedeniyle zararını talep edemeyeceği”. Sonuç: davanın kabulüne ilişkin ilk derece kararının BOZULMASINA, 25.12.2024 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verilmiştir. (Karşı oyda, sözleşmedeki uyarlama kaydı hesaplama yöntemi içermediğinden mahkemeye başvurulması gerektiği ve feshin haksız olduğu görüşü savunulmuştur.)
Birinci halka: kural sözleşmeye bağlılık, istisna uyarlamadır. 2023 tarihli onama kararı bunu açıkça söylüyor: sözleşmeye müdahale istisnaî, tali ve ikincil nitelikte bir kurumdur; her talep üzerine sözleşme değişen koşullara uydurulamaz, aksi hâlde irade özgürlüğü ve sözleşme serbestisi ilkelerinden sapma tehlikesi doğar. Uyarlama davası bu nedenle “şartlar zorlaştı” demekle kazanılmaz; dört koşulun her biri ayrı ayrı ispatlanmalıdır.
İkinci halka: öngörülebilirlik eşiği yüksektir. Aynı karar, ülkemizde ekonomik krizlerin zaman zaman yaşandığının ve dövizle borçlanmanın risk taşıdığının toplumca bilindiğini kabul ederek, serbest iradesiyle döviz kredisi seçmiş kişi bakımından işlem temelinin çöktüğünden söz edilemeyeceği sonucuna varmıştır. Buradaki ölçüt kişiseldir: seçme özgürlüğü bulunan, faiz avantajı için döviz riskini üstlenen kişi, o riskin gerçekleşmesini sonradan olağanüstü durum olarak ileri süremez. Tacirler için ölçüt daha da katıdır; basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü öngörülebilirlik alanını genişletir.
Üçüncü halka: dışsal ve idari yasakla desteklenen olaylar farklıdır. 2022 tarihli bozma kararı, salgın hastalığı sel, yangın ve deprem ile aynı kategoride mücbir sebep saymış ve 11 Mart 2020 öncesinde kurulmuş kira sözleşmeleri bakımından uyarlamanın ilk koşulunun gerçekleştiğini kabul etmiştir. Aradaki fark önemlidir: kur artışı piyasa riskiyken, faaliyetin idari kararla durdurulması tarafların iradesi dışında ve öngörülemez bir dış olaydır.
Dördüncü halka: sözleşmedeki uyarlama yasağı her zaman kesin engel değildir. Aynı kararda, kiralanan kullanıma elverişli olmasa dahi kira bedelinin tam ödeneceğine ilişkin hükümler, kiraya verenin kiralananı sözleşme süresince kullanıma elverişli bulundurma borcunu düzenleyen emredici hükme aykırı olduğu için geçersiz sayılmıştır. Sözleşmede “uyarlama istenemez” yazması, davanın kaybedileceği anlamına gelmez; o kaydın emredici hükümler karşısındaki geçerliliği ayrıca tartışılmalıdır. Geçersizliğin sözleşmenin diğer hükümlerini etkilemeyeceği de belirtilmiştir.
Beşinci halka: uyarlama ile sözleşmeye aykırılık ayrı temellerdir. Hukuk Genel Kurulu, karşı tarafın taahhütlerini yerine getirmediği iddiasının uyarlama talebine dayanak yapılamayacağını, sözleşmeye aykırılığın kendi özel hükümlerine tabi olduğunu belirtmiştir. Bu, dilekçe yazımında doğrudan sonuç doğuran bir ayrımdır: aynı olay hem sözleşmeye aykırılık hem uyarlama sebebi olarak sunulduğunda talep zayıflar.
Altıncı halka: uyarlama, sözleşmeyi yeniden yazmak değildir. Genel Kurul çoğunluğu, uyarlamanın genel uygulamasının bedelin günün koşullarına göre düzenlenmesi olduğunu, sözleşmenin diğer hükümlerinde değişiklik yapılamayacağını, aksinin sözleşmeye müdahale teşkil edeceğini vurgulamıştır. Süre uzatımı, kapsam genişletmesi veya edimin niteliğini değiştiren talepler bu çerçevenin dışında kalmaktadır.
Yedinci halka: sözleşmesel uyarlama kaydı taraflara yükümlülük de yükler. 2024 tarihli karar, sözleşmesinde iyi niyetle uyarlama görüşmesi öngören tarafın, karşı tarafın makul uyarlama teklifini reddedemeyeceğini göstermektedir. Somut olayda talep edilen artış, alıcının fesih sonrası piyasadan aldığı fiyatın altında kaldığı için makul bulunmuş ve reddedilmesi haksız görülmüştür. Uyarlama teklifinin rakamsal olarak savunulabilir düzeyde tutulması, sonradan yapılacak yargılamada belirleyici olabilmektedir.
Sekizinci halka: zamanlama hem hak hem risk doğurur. 2023 tarihli kararda, olayın üzerinden on iki yıl geçtikten sonra açılan davada sözleşmenin benimsendiği kabul edilmiştir. Genel Kurul kararına konu olayda da uyarlama talebi sözleşmenin bitimine kısa süre kala ileri sürülmüştü. Öte yandan uyarlama kural olarak dava tarihinden ileriye etkilidir; geçmişte doğmuş ve muaccel olmuş borcun indirilmesi biçiminde istenmesi yerinde görülmemektedir. Bu ikili sonuç tek bir pratik kurala varır: uyarlama sebebi doğduğunda ihtirazi kayıt konulmalı ve dava gecikmeden açılmalıdır.
Sık yapılan hatalar
| Yanlış | Doğru |
|---|---|
| “Maliyetler arttı, hâkim uyarlar.” | Dört koşulun birlikte gerçekleşmesi ve ispatı gerekir. |
| “Kur arttı, bu olağanüstü bir durumdur.” | Serbestçe seçilen döviz borcunda kur riski öngörülebilir sayılmaktadır. |
| “Karşı taraf sözleşmeye uymadı, uyarlama isterim.” | Sözleşmeye aykırılığın kendi hükümleri vardır; uyarlamaya dayanak olmaz. |
| “Sözleşmede uyarlama yasağı var, yapacak bir şey yok.” | Emredici hükme aykırı kayıtlar geçersiz sayılabilmektedir. |
| “Ödemeye devam edersem hakkım düşmez.” | Haklar saklı tutulmadan yapılan ifa aleyhe yorumlanabilir. |
| “Geçmiş yılların borcunu da indirtirim.” | Uyarlama kural olarak dava tarihinden ileriye etkilidir. |
| “Sözleşmenin süresini uzattırırım.” | Uyarlama bedele yöneliktir; diğer hükümlerin değiştirilmesi müdahale sayılır. |
| “Talebim reddedilirse hemen fesheder, zararımı isterim.” | Karşı tarafın makul uyarlama talebini reddetmek feshi haklı kılabilir. |
| “Yıllar sonra da dava açabilirim.” | Gecikme, sözleşmenin benimsendiği yönünde değerlendirilebilir. |
Sözleşmenin uyarlanması nedir?
Kurulmuş bir sözleşmede sonradan ortaya çıkan olağanüstü değişiklikler nedeniyle hâkim tarafından değişiklik yapılmasıdır. Yasal dayanağı TBK m. 138’dir.
Uyarlama için hangi koşullar aranır?
Öngörülemeyen olağanüstü bir durumun ortaya çıkması, bunun borçludan kaynaklanmaması, dürüstlüğe aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değişiklik yaratması ve borcun henüz ifa edilmemiş ya da haklar saklı tutularak ifa edilmiş olması. Dördü birlikte aranır.
Ekonomik kriz uyarlama sebebi midir?
Tek başına yeterli görülmemektedir. Yargı, ülkemizde zaman zaman kriz yaşanmasının bilinen bir olgu olduğunu ve bu nedenle öngörülebilir sayılabileceğini kabul etmektedir.
Salgın hastalık mücbir sebep midir?
Yargı, salgın hastalığı sel, yangın ve deprem gibi mücbir sebepler arasında saymış; Covid-19 bakımından uyarlamanın ilk koşulunun gerçekleştiğini kabul etmiştir.
Döviz kredisinde uyarlama istenebilir mi?
TBK m. 138 yabancı para borçlarında da uygulanır. Ancak seçme özgürlüğü varken döviz kredisini tercih eden kişi bakımından kur artışı kural olarak öngörülebilir risk sayılmaktadır.
Borcumu ödemeye devam edersem hakkım düşer mi?
Kanun, ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan hakların saklı tutularak ifa edilmiş olmasını yeterli görmüştür. Bu nedenle ödemelerde ihtirazi kayıt konulmalıdır.
Uyarlama mümkün değilse ne olur?
Borçlu sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde ise kural olarak dönme yerine fesih hakkı kullanılır.
Sözleşmede “uyarlama istenemez” yazıyorsa dava açılamaz mı?
Açılabilir. Böyle bir kaydın emredici hükümlere aykırı olması hâlinde geçersiz sayılabileceği kabul edilmiştir; kaydın geçersizliği sözleşmenin diğer hükümlerini etkilemez.
Sözleşmede uyarlama kaydı varsa mahkemeye gitmek gerekir mi?
Kayıt belirlenebilir bir hesaplama yöntemi içeriyorsa taraflar kendileri uygulayabilir. Yöntem yoksa ve taraflar anlaşamazsa hâkime başvurmak gerekir.
Uyarlama geçmişe etkili olur mu?
Kural olarak hayır. Dava tarihinden geriye dönük doğmuş kira veya bedel alacağının indirilmesi biçiminde uyarlama istenemeyeceği kabul edilmektedir.
Uyarlama sözleşmenin hangi kısmında yapılır?
Uygulamada esas olarak bedele yöneliktir. Sözleşmenin diğer hükümlerinin değiştirilmesi sözleşmeye müdahale sayılmaktadır.
Tacirler için ölçüt farklı mı?
Tacir ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmekle yükümlüdür. Bu nedenle olağan sayılabilecek dalgalanmalar tacir bakımından uyarlama sebebi kabul edilmemektedir.
Götürü bedelli inşaat sözleşmesinde uyarlama nasıl istenir?
Bu sözleşmelerde özel hüküm olan TBK m. 480/2 uygulanır: başlangıçta öngörülemeyen durumlar eserin yapılmasını son derece güçleştirirse yüklenici uyarlama, bu mümkün değilse dönme, dürüstlük gerektiriyorsa fesih hakkını kullanabilir.
Uyarlama davası hangi mahkemede açılır?
Uyuşmazlığın niteliğine göre değişir: kira ilişkisinde sulh hukuk, ticari ilişkide asliye ticaret, tüketici işleminde tüketici mahkemesi görevlidir.
Karşı tarafın uyarlama teklifini reddedebilir miyim?
Sözleşmede iyi niyetle uyarlama görüşmesi öngörülmüşse, makul bir teklifin reddedilmesi karşı tarafa sözleşmesel fesih hakkı doğurabilir ve zarar talebinizi ortadan kaldırabilir.
- Türk Borçlar Kanunu m. 138 — Aşırı ifa güçlüğü
- Türk Borçlar Kanunu m. 136-137 — İfa imkânsızlığı ve kısmi imkânsızlık
- Türk Borçlar Kanunu m. 26 ve 27 — Sözleşme özgürlüğü ve kesin hükümsüzlük
- Türk Borçlar Kanunu m. 20-25 — Genel işlem koşulları
- Türk Borçlar Kanunu m. 301 — Kiraya verenin teslim ve elverişli bulundurma borcu
- Türk Borçlar Kanunu m. 344 — Kira bedelinin belirlenmesi
- Türk Borçlar Kanunu m. 480 — Götürü bedelde uyarlama
- Türk Medeni Kanunu m. 1, 2 ve 4 — Hâkimin hukuk yaratması, dürüstlük kuralı ve takdir yetkisi
- Türk Ticaret Kanunu m. 18/2 — Basiretli iş adamı ölçüsü
- 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 7
- Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar — Döviz cinsinden sözleşme yasağı ve geçici m. 8
- 7226 sayılı Kanun geçici m. 1 — Salgın nedeniyle sürelerin durdurulması
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: Kira uyarlama davası şartları, İfa imkânsızlığı, Eser sözleşmesi, Cezai şart, Tüketim ödüncü (karz) sözleşmesi, Bankada haksız şart ve ücret iadesi.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukukî görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Uyarlama taleplerinde sonucu belirleyen çoğu zaman sözleşmenin kendi hükümleri ile talebin zamanlaması olduğundan, sözleşme metninin baştan incelenmesi önem taşır.