Marka Hakkına Tecavüz: Tecavüz Sayılan Fiiller, Davalar ve Tazminatın Hesabı

Kısaca
- Marka hakkına tecavüz SMK m.29’da dört bent hâlinde sayılmıştır: izinsiz kullanım, taklit, taklit ürünü ticaret alanına çıkarmak ve lisans haklarını izinsiz genişletmek/devretmek.
- Tecavüzün tespiti için kusur aranmaz; kusur yalnızca tazminat talepleri bakımından önem taşır.
- Açılabilecek davalar: tespit, men, ref, maddi tazminat, manevi tazminat, itibar tazminatı, el koyma, imha ve hükmün ilanı.
- Yoksun kalınan kazanç, hak sahibinin seçimine bağlı üç yöntemden biriyle hesaplanır (SMK m.151/2).
- Tecavüz edenin rekabeti olmasaydı elde edilecek gelir (a), tecavüz edenin net kazancı (b) veya lisans bedeli (c).
- (a) veya (b) seçilmiş ve marka ürüne olan talepte belirleyici etkense, hâkim hakkaniyete uygun bir pay daha ekler (m.151/4).
- Kazanç miktarı tam olarak tespit edilemiyorsa mahkeme TBK m.50 uyarınca takdiren belirleyebilir.
- Marka sahibi, sonraki markanın kullanıldığını bildiği hâlde beş yıl sessiz kalırsa hükümsüzlük iddiasını kaybeder (SMK m.25/6); bu süre hak düşürücüdür.
- Ticaret unvanı veya işletme adı kullanımı, dürüst kullanım sınırını aşıp markasal hâle gelirse tecavüz oluşturur.
- Delil tespiti giderleri ve delil tespiti vekâlet ücreti, HMK m.323/1-(ç) uyarınca yargılama giderlerine dâhildir.
Marka, bir işletmenin en kolay kopyalanan ama en zor korunan varlığıdır. Tescil, tek başına koruma sağlamaz; korumayı fiilen kuran şey, tecavüzün doğru nitelendirilmesi ve zararın doğru yöntemle hesaplanmasıdır. Uygulamada davaların çoğu tecavüzün varlığında değil, tazminatın miktarında düğümlenir.
Bu yazıda tecavüz sayılan fiilleri, açılabilecek davaları, yoksun kalınan kazancın üç hesaplama yöntemini ve sessiz kalma yoluyla hak kaybını Yargıtay kararlarıyla ele alıyoruz.
Tecavüz sayılan fiiller
SMK m.29: “(1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. (2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.”
En sık dayanılan bent m.29/1-a‘dır ve doğrudan m.7’ye gönderme yapar. M.7/1-(b) uyarınca tescilli markayla aynı veya benzer bir işaretin, aynı veya benzer mal/hizmetlerde kullanılması, halk nezdinde karıştırılma ihtimali doğuruyorsa marka sahibi bunu yasaklayabilir.
Maddenin ikinci fıkrası davalıya güçlü bir savunma verir: kullanmama def’i. Marka beş yıldır ciddi biçimde kullanılmıyorsa, tecavüz davasında bu def’i ileri sürülebilir ve beş yıllık sürenin hesabında dava tarihi esas alınır.
Hangi davalar açılabilir?
| Talep | Kusur gerekir mi? | Dayanak |
|---|---|---|
| Tecavüzün tespiti | Hayır | SMK m.149/1-(a) |
| Men (önleme) | Hayır | SMK m.149/1-(b) |
| Ref (tecavüzün kaldırılması) | Hayır | SMK m.149/1-(c) |
| Maddi tazminat | Evet | SMK m.149/1-(ç), m.150, m.151 |
| Manevi tazminat | Evet | SMK m.149/1-(ç) |
| İtibar tazminatı | Evet + kötü/uygunsuz kullanım | SMK m.150/2 |
| El koyma ve mülkiyetin devri | Hayır | SMK m.149/1-(d), (e) |
| Şeklin değiştirilmesi veya imha | Hayır | SMK m.149/1-(f) |
| Hükmün ilanı | Hayır | SMK m.149/1-(g) |
İtibar tazminatı uygulamada en çok reddedilen kalemdir. Çünkü yalnızca tecavüz değil, markanın kötü veya uygun olmayan bir şekilde kullanılması ve bu yüzden itibarının zarar görmesi ayrıca ispatlanmalıdır. Marka imajının zedelendiği somut olarak ortaya konulamazsa talep reddedilir.
Yoksun kalınan kazanç: üç yöntem
SMK m.151: “(1) Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar. (2) Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır: a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir. b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç. c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli. (3) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur. (4) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, ikinci fıkranın (a) veya (b) bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden birinin seçilmiş olması hâlinde, mahkeme ürüne ilişkin talebin oluşmasında sınai mülkiyet hakkının belirleyici etken olduğu kanaatine varırsa, kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine karar verir.”
| Yöntem | Nasıl hesaplanır | Uygulamadaki zorluk |
|---|---|---|
| (a) Muhtemel gelir | Tecavüz edenin satışları üzerinden hak sahibinin kârlılık oranı | Gelir kaybındaki payın tespiti güç olabilir |
| (b) Net kazanç | Tecavüz edenin ihlal döneminde elde ettiği net kâr | Faaliyet kârı ile net kâr karıştırılmamalı |
| (c) Lisans bedeli | Hukuka uygun kullanım hâlinde ödenecek emsal lisans bedeli | Emsal sözleşme güncel ve karşılaştırılabilir olmalı |
Dikkat: Seçim hak sahibine aittir ve dava dilekçesinde açıkça belirtilmelidir. Yöntem belirtilmezse bilirkişi hesabı denetime elverişsiz kalır. Ayrıca hesap tam olarak yapılamıyorsa mahkemenin talebi tümden reddetmesi doğru değildir; TBK m.50 uyarınca takdiren bir tutar belirlemesi gerekir.
Sessiz kalma yoluyla hak kaybı
SMK m.25/6 uyarınca marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa — sonraki tescil kötüniyetli değilse — markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez. Yargıtay bu süreyi hak düşürücü süre olarak nitelendirmektedir.
Sessiz kalma yalnızca hükümsüzlükte değil, ticaret unvanının terkini talebinde de sonuç doğurur. Uzun yıllar boyunca kullanıma ses çıkarılmaması, terkin talep etme hakkının kaybına yol açabilmektedir.
İşletme adı ve ticaret unvanı kullanımı
Bir kişinin kendi adını, soyadını, işletme adını veya ticaret unvanını kullanması kural olarak korunur. Ancak bu koruma dürüst kullanım sınırıyla çevrilidir. Kullanım, ticari hayatın olağan akışı içinde adın gösterilmesi ve belirtilmesi düzeyini aşıp markasal hâle gelirse — örneğin tabelaya, sosyal medya hesabına, faturaya marka gibi yerleştirilirse — tecavüz oluşur.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Tecavüzü delil tespiti ile belgeleyin; tespit giderleri ve tespit vekâlet ücreti yargılama giderlerine dâhildir.
- Tespit talebinizde ürün numunesi satın alma, tabela fotoğrafı, sosyal medya ve internet kayıtlarını birlikte isteyin.
- Dava dilekçesinde hesaplama yöntemini (m.151/2-a, b veya c) açıkça seçin.
- (c) yöntemini seçecekseniz güncel ve karşılaştırılabilir emsal lisans sözleşmesi sunun; on yıllık eski sözleşmeler kabul edilmemektedir.
- (b) yöntemini seçtiyseniz hesabın net kâr üzerinden yapılmasını isteyin; faaliyet kârı esas alınırsa itiraz edin.
- Marka ürüne olan talepte belirleyiciyse m.151/4 uyarınca ek pay talep edin.
- Hesap yapılamıyorsa TBK m.50 uyarınca takdiren tazminat isteyin; talep reddedilmemelidir.
- İtibar tazminatı istiyorsanız markanın kötü/uygunsuz kullanıldığını ve imajın zedelendiğini ayrıca ispatlayın.
- Karşı tarafın kullanımı işletme adı/unvan düzeyinde mi, yoksa markasal mı? Bu ayrımı somut kullanımlarla gösterin.
- Hükümsüzlük de istiyorsanız sonraki markanın tescil tarihinden itibaren beş yıllık süreyi hesaplayın.
- Beş yıl geçmişse kötüniyet iddianızı ayrıca ve somut delillerle kurun; kötüniyette süre işlemez.
- Davalıysanız, marka beş yıldır ciddi kullanılmıyorsa SMK m.29/2 uyarınca kullanmama def’ini ileri sürün.
Yargı kararları ne diyor?
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/1756, K. 2025/265, 20.01.2025
Sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin beş yıllık süre hak düşürücüdür ve tartışılmadan hükümsüzlük kararı verilemez; ayrıca işletme adı kullanımı ile markasal kullanım ayrımı denetime elverişli biçimde ortaya konulmalıdır. Daire ilk olarak şu ilkeyi koymuştur: “SMK’nın hükümsüzlük hallerini düzenleyen 25/6 hükmüne göre marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremeyecektir. Anılan hükümde düzenlenen beş yıllık süre hak düşürücü süredir.” Tescil 2014, dava ise 2020 tarihli olduğundan bu hususun tartışılmaması bozma sebebi sayılmıştır. Daire ayrıca kullanım biçimi bakımından da ölçüt getirmiştir: “davalının işletme adı olarak anılan ibareyi kullanma hakkının tespitiyle eldeki davaya konu kullanımların işletme adı mı yoksa bunu aşan markasal kullanım mı olduğu noktasında ise, eylemlerin hangilerinin, neden işletme adını aşacak şekilde markasal kullanım olduğu hususunun denetime elverişli gerekçeyle ortaya konulması” gerektiğini belirtmiştir. Üçüncü kişilerin paylaşımları bakımından ise sınır çizilmiştir: “davalıyla bağlantısı şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması halinde Google arama sonuçlarından ve dava dışı üçüncü kişilerin sosyal medya ile blog paylaşımlarından davalının sorumlu olacağı, aksi halde ise davalının sorumluluğundan bahsedilemeyeceği”. Karar oy birliğiyle bozma yönünde verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/5709, K. 2026/3108, 02.06.2026
Kendi soyadını aynı sektörde marka gibi kullanmak dürüst kullanım sayılmaz; yoksun kalınan kazanç tam tespit edilemiyorsa tazminat TBK m.50 uyarınca takdiren belirlenir. İlk derece mahkemesi, davalının gerçek kişi tacir olarak kendi soyadını kullandığı ve işletmesinin nitelik ve hacmi gözetildiğinde kastının ya da ihmalinin bulunmadığı gerekçesiyle tazminat taleplerini reddetmişti. Bölge adliye mahkemesi bu yaklaşımı hukuka aykırı bularak şu değerlendirmeyi yapmıştır: “davalının, davacının tescilli markasının esas unsurunu, aynı sektörde işletme adı ve unvanında, sosyal medya hesaplarında markasal olarak kullandığı, bu kullanımın ticari hayatın olağan akışı içinde adın gösterilmesi, belirtilmesi niteliğinde dürüst bir kullanım olmadığı, iltibasa sebebiyet veren tescilsiz marka kullanımı yönünden davalının kusurlu olduğu”. Tazminat hesabı bakımından ise: “yoksun kalınan kazancın miktarı tam olarak tespit edilemediği, davalının faaliyete başlama tarihi olan 22.06.2020 ile, 03.02.2021 dava tarihi arasındaki 7 ay 12 günlük ihlal süresi için, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddeleri gereğince, ihlalin boyutu dikkate alınarak 20.000,00 TL maddi tazminat tutarının davalıdan tahsiline karar verilmesinin somut olayın koşullarına uygun olduğu” kabul edilmiştir. Daire kararı oy birliğiyle ve kesin olarak onamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/5247, K. 2025/4235, 17.06.2025
Emsal lisans sözleşmeleri güncel ve karşılaştırılabilir değilse tazminat takdiren belirlenebilir; delil tespiti giderleri ile delil tespiti vekâlet ücreti yargılama giderlerine dâhildir. Tanınmış bir markanın kuyumculuk ürünlerinde izinsiz kullanılmasına ilişkin dosyada, davacı lisans bedeli yöntemini seçmiş ancak sunduğu emsal sözleşmeler on yıl öncesine ait olduğu ve ürün cinsi, süre, bedel gibi bilgileri içermediği için incelemeye esas alınmamıştı. Mahkemeler tazminatı TBK m.50 uyarınca takdiren belirlemiş, Daire bu yaklaşımı yerinde bulmuştur. Dairenin kendi bozma gerekçesi ise yargılama giderlerine ilişkindir: “HMK’nın ‘Yargılama Giderlerinin Kapsamı’ başlıklı 323/1-(ç) bendi gereğince hukuki koruma tedbirleri nedeniyle yapılan giderler de yargılama giderleri kapsamındadır. Tespit dosyasındaki yargılama giderleriyle birlikte delil tespitinin yapıldığı 2018 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin … delil tespiti için öngörülen vekalet ücretinin de yargılama giderlerine dahil edilmesi gerekirken, mahkemece bu hususta bir karar verilmemiş olması doğru olmayıp bozmayı gerektirir.” Karar, yeniden yargılama gerektirmediğinden düzeltilerek ve oy birliğiyle onanmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/6785, K. 2025/1985, 19.03.2025
Markaya tecavüz nedeniyle manevi tazminat istenebilir; ancak yıllarca sessiz kalınmışsa ticaret unvanının terkini talep hakkı kaybedilir. Bölge adliye mahkemesi, davalı kullanımının halk nezdinde iltibasa neden olacağını ve “SMK’nun 29/1-a ve 7/1-b hükümlerine göre bu durumun davacının tescilli markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil ettiği” sonucuna varmış; bilirkişi raporuyla hesaplanan 81.459,45 TL maddi tazminatı hükme esas almış ve “davacının marka haklarına tecavüz edilmesi nedeniyle SMK’nun 149/1-ç hükmü uyarınca manevi tazminat talebinde de bulunabileceği” ni kabul etmiştir. Buna karşılık unvan terkini talebi bakımından farklı sonuca varılmıştır: “davalı şirketin ticaret unvanının tescil tarihinin üzerinden geçen 22 yıllık süre içerisinde davacı tarafın bu duruma sessiz kalması nedeniyle, ticaret unvanının terkinini talep etme hakkını kaybettiği”. Daire, bozmaya uyularak kurulan bu hükmü oy birliğiyle ve kesin olarak onamıştır.
Bu dört karar birlikte okunduğunda marka davalarının ağırlık merkezinin tecavüzün varlığından tazminatın hesabına kaydığı görülüyor. Tecavüz tespiti çoğu dosyada görece kolay: markanın esas unsuru aynı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzer biçimde, aynı sektörde kullanılmışsa karıştırılma ihtimali kabul ediliyor. Asıl mücadele bundan sonra başlıyor. 17.06.2025 ve 02.06.2026 tarihli kararlar, hesaplama yönteminin seçilmiş olmasının tek başına yetmediğini gösteriyor: lisans bedeli yöntemi seçilmişse emsal sözleşmenin güncel ve karşılaştırılabilir olması, muhtemel gelir yöntemi seçilmişse gelir azalmasındaki payın gösterilmesi gerekiyor. Bunlar yapılamadığında mahkemelerin tercih ettiği çözüm talebi reddetmek değil, TBK m.50 uyarınca ihlalin boyutuna göre takdiren bir tutar belirlemek oluyor — bu, hak sahibi için güvence, ancak beklenenden çok daha düşük rakamlar anlamına gelebiliyor. 20.01.2025 tarihli karar ise iki ayrı tuzağa işaret ediyor. Birincisi zaman: sonraki markanın kullanıldığını bilip beş yıl susmak, hükümsüzlük hakkını hak düşürücü biçimde sona erdiriyor; 19.03.2025 tarihli kararda ise yirmi iki yıllık sessizlik unvan terkini hakkını tümden ortadan kaldırıyor. İkincisi kullanımın niteliği: işletme adı veya soyadı kullanımı korunuyor, ama tabelaya ve sosyal medyaya marka gibi yerleştirildiği anda koruma kalkıyor. Buradan çıkan pratik ders şudur: markada hak kaybı çoğunlukla mahkemede değil, dava açılmadan önceki yıllarda yaşanıyor.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Doğrusu |
|---|---|
| Hesaplama yöntemini dilekçede belirtmemek | Seçim hak sahibinindir ve açıkça yapılmalıdır |
| Eski tarihli emsal lisans sözleşmesi sunmak | Sözleşme güncel, ürün cinsi ve süreyi içerir olmalıdır |
| Net kâr yerine faaliyet kârı üzerinden hesap yaptırmak | M.151/2-(b) net kazancı esas alır |
| Hesap yapılamayınca talebi geri çekmek | TBK m.50 uyarınca takdiren belirleme istenmelidir |
| İtibar tazminatını gerekçesiz istemek | Kötü/uygunsuz kullanım ve imaj zedelenmesi ispatlanmalıdır |
| Beş yıllık sessiz kalma süresini hesaplamamak | Süre hak düşürücüdür; kötüniyet ayrıca ispatlanmalıdır |
| Her unvan/işletme adı kullanımını tecavüz saymak | Dürüst kullanım korunur; sınır markasal kullanımdır |
| Üçüncü kişilerin paylaşımlarından davalıyı sorumlu tutmak | Bağlantı şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanmalıdır |
| Delil tespiti giderlerini talep etmemek | HMK m.323/1-(ç) uyarınca yargılama giderlerine dâhildir |
Sık sorulan sorular
Markam tescilli değil; yine de korunur muyum?
SMK’daki tecavüz hükümleri tescilli markayı korur. Tescilsiz kullanım için TTK’nın haksız rekabet hükümlerine dayanılabilir. Ayrıca SMK m.6/3 uyarınca önceye dayalı gerçek hak sahipliği, tescile itiraz ve hükümsüzlük gerekçesi olabilir.
Tecavüz için karşı tarafın kusuru şart mı?
Tespit, men ve ref talepleri için kusur aranmaz. Kusur, yalnızca maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından gereklidir; kusurun derecesi tazminat hesabında dikkate alınır.
Hangi hesaplama yöntemini seçmeliyim?
Kendi satışlarınızda somut düşüş varsa (a), karşı tarafın defterleri ulaşılabilirse (b), sektörde yerleşik lisans uygulaması varsa (c) tercih edilir. Uygulamada (b) yöntemi ticari defter incelemesiyle en denetlenebilir sonucu verir.
Marka ürünün satışında belirleyiciyse ek tazminat alabilir miyim?
Evet. SMK m.151/4 uyarınca (a) veya (b) yöntemi seçilmişse ve mahkeme ürüne ilişkin talebin oluşmasında markanın belirleyici etken olduğu kanaatine varırsa, hesaplanan kazanca hakkaniyete uygun bir pay eklenmesine karar verir.
İtibar tazminatı neden çoğu zaman reddediliyor?
Çünkü itibar tazminatı için tecavüz yetmez; markanın kötü veya uygun olmayan bir şekilde kullanıldığı ve bu nedenle itibarının zarar gördüğü ayrıca ispatlanmalıdır. Bu ispat somut delillerle yapılamadığında talep “unsurları oluşmadığı” gerekçesiyle reddedilir.
Kendi soyadımı işletmemde kullanabilir miyim?
Kural olarak evet; ancak bu kullanım ticari hayatın olağan akışı içinde adın gösterilmesi düzeyinde dürüst kalmalıdır. Soyadın aynı sektörde tabelaya, sosyal medyaya ve unvana marka gibi yerleştirilmesi dürüst kullanım sayılmamakta ve tecavüz kabul edilmektedir.
Rakibin ticaret unvanının terkinini isteyebilir miyim?
Unvanın ayırt edici unsuru markanızla aynı/benzerse ve faaliyet alanları örtüşüyorsa TTK m.52 çerçevesinde terkin istenebilir. Ancak uzun yıllar sessiz kalınmışsa bu hakkın kaybedildiği kabul edilmektedir.
Sessiz kalma süresi ne zaman başlar?
Marka sahibinin sonraki markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği andan itibaren işler ve birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalınması hâlinde hükümsüzlük iddiası kaybedilir. Sonraki tescil kötüniyetliyse bu kural uygulanmaz.
Davalı markamı kullanmadığımı ileri sürebilir mi?
Evet. SMK m.29/2 uyarınca kullanmama def’i tecavüz davalarında ileri sürülebilir; beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Bu nedenle marka sahibinin ciddi kullanım delillerini hazır tutması gerekir.
Sosyal medyadaki üçüncü kişi paylaşımlarından rakip sorumlu olur mu?
Ancak paylaşımla arasındaki bağlantı şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya konulursa. Google arama sonuçları ve dava dışı kişilerin blog/sosyal medya paylaşımları, bağlantı ispatlanmadıkça davalıya yüklenemez.
Delil tespiti masraflarını geri alabilir miyim?
Evet. HMK m.323/1-(ç) uyarınca hukuki koruma tedbirleri nedeniyle yapılan giderler yargılama giderlerine dâhildir. Yargıtay, tespit dosyasındaki giderlerle birlikte tespit için öngörülen vekâlet ücretinin de yargılama giderlerine eklenmesi gerektiğini kabul etmektedir.
Zamanaşımı süresi nedir?
Marka hakkına tecavüz haksız fiil niteliğinde olduğundan TBK m.72’deki süreler uygulanır. Ancak fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ceza zamanaşımı süresi hukuk davasında da geçerli olur; ayrıca devam eden tecavüzde süre yenilenir.
Hangi mahkeme görevlidir?
Sınai mülkiyet uyuşmazlıkları fikri ve sınai haklar hukuk mahkemelerinde görülür; bu mahkemenin bulunmadığı yerlerde görevi asliye hukuk mahkemesi yerine getirir. Tecavüzün tespiti, men’i ve ref’i talepleri birlikte istendiğinde dava şartı arabuluculuk gündeme gelmeyebilir; talep yapısına göre değerlendirme yapılmalıdır.
Aynı fiil için ceza davası açılabilir mi?
Evet. SMK m.30 marka hakkına tecavüz suçlarını düzenler ve şikâyete bağlıdır. Ceza yargılaması ile hukuk davası ayrı ayrı yürür; beraat kararı hukuk hâkimini kural olarak bağlamaz.
Tecavüzü durdurmak için ihtiyati tedbir alınabilir mi?
Evet. SMK m.159 uyarınca dava açmadan önce veya dava ile birlikte ihtiyati tedbir istenebilir; tecavüz oluşturan fiillerin durdurulması, ürünlere el konulması ve teminat karşılığında diğer tedbirler mümkündür.
İlgili mevzuat
- 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.7 — marka tescilinden doğan hakların kapsamı
- 6769 sayılı SMK m.19/2 — kullanmama def’i (itiraz aşaması)
- 6769 sayılı SMK m.25/6 — sessiz kalma yoluyla hak kaybı
- 6769 sayılı SMK m.29 — marka hakkına tecavüz sayılan fiiller
- 6769 sayılı SMK m.30 — marka hakkına tecavüze ilişkin cezai hükümler
- 6769 sayılı SMK m.149 — sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayanın ileri sürebileceği talepler
- 6769 sayılı SMK m.150 — tazminat ve itibar tazminatı
- 6769 sayılı SMK m.151 — yoksun kalınan kazanç
- 6769 sayılı SMK m.157 vd. — görevli ve yetkili mahkeme, ihtiyati tedbirler
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.50 — zararın belirlenmesi
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.72 — haksız fiilde zamanaşımı
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.52 ve m.53 — ticaret unvanı ve işletme adı
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.323 — yargılama giderlerinin kapsamı
Sınai mülkiyetle ilgili diğer yazılarımız: marka hükümsüzlüğü ve iptal davası, haksız rekabet davası ve patent başvurusu.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Marka uyuşmazlıklarında hak kaybı çoğu zaman sessiz kalınan yıllarda doğar; somut durumunuz için bir avukata başvurmanız yerinde olur.