Alacaklının Temerrüdü ve Tevdi Hakkı (TBK m. 106-111)

- Borçlar hukukunda yalnızca borçlu değil, alacaklı da temerrüde düşebilir.
- Gereği gibi önerilen edimi haklı bir sebep olmaksızın kabulden veya kendisine düşen hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınan alacaklı temerrüde düşer (TBK m. 106/1).
- Alacaklı, müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüde düşerse diğerlerine karşı da temerrüde düşmüş sayılır.
- Şartları üçtür: borcun muaccel olması, borçlunun ifayı fiilen teklif etmesi ve alacaklının bu ifayı haklı bir sebep olmaksızın reddetmesi.
- Sonuç, borçluya borcundan kurtulma imkânı tanınmasıdır: teslim borçlarında tevdi, uygun olmayan hâllerde satma, diğer edimlerde sözleşmeden dönme.
- Tevdi, hasar ve giderler alacaklıya ait olmak üzere yapılır (TBK m. 107/1).
- Tevdi yerini ifa yerindeki hâkim belirler; ticari mallar hâkim kararı olmadan da ardiyeye tevdi edilebilir.
- Tevdi mahalli tayini çekişmesiz yargı işidir (HMK m. 382/2-d) ve bu kararlara karşı temyiz yolu kapalıdır.
- Buna karşılık TBK m. 107’deki yetki kuralı kesin yetki niteliğindedir ve mahkemece resen gözetilir.
- Para borçlarında ifa yeri, aksi kararlaştırılmadıkça alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeridir (TBK m. 89).
- Şey bozulabilir, bakımı veya tevdii önemli gider gerektirirse borçlu, önceden ihtar koşuluyla ve hâkimin izniyle açık artırmayla sattırıp bedelini tevdi edebilir (TBK m. 108).
- Satışa borçlu kendi başına karar veremez; koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğine ve satışın şekline mahkeme karar verir.
- Tevdi edilen şey, alacaklı kabul beyanında bulunmadıkça veya tevdi bir rehni ortadan kaldırmadıkça geri alınabilir; geri alınınca alacak yan haklarıyla birlikte canlanır (TBK m. 109).
- Alacaklının temerrüdü tek başına borcu sona erdirmez; borçlu tevdi etmezse ifa sorumluluğu devam eder.
- Alacaklının kimliğinde duraksama gibi kişisel sebeplerle ifa yapılamıyorsa borçlu, alacaklının temerrüdündeki gibi tevdi veya dönme hakkını kullanabilir (TBK m. 111).
Borcunu ödemek isteyen ama ödeyemeyen borçlu, ilk bakışta tuhaf bir tabloya benzer. Oysa uygulamada sık görülür: alacaklı parayı almaz, malı teslim almaz, tapuya gelmez, çeki kabul etmez. Sebebi kimi zaman daha yüksek bir bedel beklentisi, kimi zaman gecikme faizi kazanma isteği, kimi zaman da sözleşmeyi bozma niyetidir.
Türk Borçlar Kanunu bu tıkanmayı borçlunun sırtına yıkmaz. TBK m. 106 ile 111 arasında alacaklının temerrüdü düzenlenmiş ve borçluya borcundan kurtulmanın yolları gösterilmiştir. Aşağıda bu yolları, şartlarını ve Yargıtay’ın usule ilişkin yerleşik kabullerini ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
TBK m. 106 – Koşulları: “Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur. Alacaklı, müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüde düşerse, diğerlerine karşı da temerrüde düşmüş olur.”
TBK m. 107 – Tevdi hakkı: “Alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Tevdi yerini, ifa yerindeki hâkim belirler. Bununla birlikte ticari mallar, hâkim kararı olmadan da bir ardiyeye tevdi edilebilir.”
TBK m. 108 – Satma hakkı: “Sözleşmenin konusu olan şeyin niteliği veya işin özelliği tevdi edilmesine uygun düşmez veya teslim edilecek şey bozulabilir ya da bakımı, korunması veya tevdi edilmesi önemli bir gideri gerektirir ise, borçlu, alacaklıya önceden ihtarda bulunması koşuluyla, hâkimin izniyle onu açık artırma yoluyla sattırıp bedelini tevdi edebilir. Teslim edilecek şey, borsada kayıtlıysa veya piyasa fiyatı varsa ya da yapılacak gidere oranla değeri az ise, satışın açık artırma yoluyla yapılması zorunlu olmadığı gibi, hâkim, önceden ihtarda bulunma koşulunu aramaksızın satışa izin verebilir.”
TBK m. 109 ve m. 110: “Alacaklı, tevdi edilen şeyi kabul ettiğini açıklamış veya tevdi bir rehnin ortadan kaldırılması sonucunu doğurmuş olmadıkça borçlu, tevdi edilen şeyi geri alabilir. Tevdi edilen şey geri alındığı anda alacak, bütün yan haklarıyla birlikte varlığını sürdürür.” — “Borcun konusu bir şeyin teslimini gerektirmiyorsa, alacaklının temerrüdü hâlinde borçlu, borçlunun temerrüdüne ilişkin hükümlere göre sözleşmeden dönebilir.”
İki temerrüt türünün sonuçları birbirine benzemez; hangi tarafın temerrüdü olduğunu doğru saptamak dosyanın yönünü belirler:
| Ölçüt | Borçlunun temerrüdü | Alacaklının temerrüdü |
|---|---|---|
| Temerrüde düşen | İfa etmeyen taraf | İfayı kabul etmeyen taraf |
| Kural olarak ihtar | Gerekir (TBK m. 117) | Gerekmez, ifa teklifi yeterlidir |
| Temel sonuç | Gecikme faizi ve tazminat | Borçluya kurtulma imkânı |
| Hasar | Borçluda kalır | Alacaklıya geçer |
| Giderler | Borçluya ait | Alacaklıya ait |
| Kullanılacak yol | Aynen ifa, dönme, tazminat | Tevdi, satma, dönme |
| Mahkeme kararı | Gerekmez | Tevdi yeri ve satış için gerekir |
| Kusur | Aranmaz ama etkilidir | Aranmaz |
| Borcun sona ermesi | İfa veya dönmeyle | Ancak tevdi veya dönmeyle |
Kritik nokta: Alacaklının temerrüde düşmesi, borçluyu kendiliğinden borcundan kurtarmaz. Temerrüt yalnızca kurtulma imkânını doğurur; bu imkânı kullanmak borçlunun işidir. Ödemeyi kabul etmeyen alacaklıya “sen zaten temerrüde düştün” demek yetmez. Borçlu, teslim borçlarında tevdi yolunu, diğer edimlerde dönme yolunu fiilen işletmezse borcu ayakta kalır ve aleyhine takip yapılmasının önüne geçemez.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Borcun muaccel olduğunu doğrulayın. Vadesi gelmemiş bir borçta alacaklının kabulden kaçınması temerrüt doğurmaz.
- İfayı gerçek ve eksiksiz biçimde teklif edin. Teklif borca uygun olmalıdır; eksik veya şarta bağlı bir teklif alacaklının reddini haklı kılar.
- Teklifi belgeleyin. Noter ihtarnamesi, banka dekontu, teslim tutanağı ve tanık en çok kullanılan delillerdir.
- Reddin gerekçesini kayda alın. Alacaklının neden kabul etmediği, “haklı sebep” tartışmasının kalbidir.
- Edimin türünü belirleyin. Bir şeyin teslimi söz konusuysa tevdi, değilse TBK m. 110 uyarınca dönme yolu gündeme gelir.
- Tevdi mahalli tayini isteyin. Bu talep sulh hukuk mahkemesine yapılır ve çekişmesiz yargı işidir.
- Yetkili mahkemeyi doğru seçin. Tevdi yerini “ifa yerindeki hâkim” belirler; para borçlarında ifa yeri kural olarak alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeridir.
- Ticari mallarda ardiye seçeneğini değerlendirin. Ticari mallar hâkim kararı olmaksızın da bir ardiyeye tevdi edilebilir.
- Bozulabilir veya masraflı mallarda satışa izin isteyin. Bu yolda önce alacaklıya ihtar çekilmesi kural olarak zorunludur.
- Satışa tek başınıza karar vermeyin. Koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğine ve satışın biçimine mahkeme karar verir.
- Tevdiden sonra geri alma hakkınızı bilin. Alacaklı kabul beyanında bulunmadıkça ve tevdi bir rehni kaldırmadıkça tevdi edilen şey geri alınabilir; geri alınırsa alacak yan haklarıyla birlikte canlanır.
- Takiple karşılaşırsanız tevdi belgesini sunun. Sadece “alacaklı almadı” savunması, tevdi yapılmamışsa çoğu zaman sonuç vermez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 24.11.2020 T., 2017/493 E., 2020/932 K.
Şartlar üçtür; satma hakkı için ihtar ve mahkeme kararı zorunludur. Asfalt plenti imalatı sözleşmesi feshedildikten sonra yüklenicinin şantiyeye bıraktığı bitüm tankları ve jeneratörü geri almaması üzerine iş sahibi, bu malzemelerin satışına izin verilmesini istemişti. Yerel mahkeme, ortada tevdi edilecek bir şey bulunmadığı gerekçesiyle davayı hukukî yarar yokluğundan reddetmiş ve direnmişti. Kurul önce kurumun gerekçesini ortaya koymuştur: “Borçlu borca uygun olarak ifada bulunmak istediği hâlde, alacaklı kabulden kaçınır ya da borçlunun ifada bulunmasına engel olursa, borçluya borçtan kurtulma olanağını tanımak gerekir.” Şartlar da sayılmıştır: “Alacaklının temerrüdünün gerçekleşmesi için borç muaccel olmalı, borcun ifası borçlu tarafından alacaklıya teklif edilmiş olmalı son olarak da alacaklının ifayı reddetmesi ve reddin haklı bir sebebe dayanmaması gerekir.” Satma hakkı bakımından iki güvence vurgulanmıştır: “Borç konusu şeyin satışına izin verilebilmesi için alacaklıya satışın ihbar edilmesi gereklidir. Bu ihbarın amacı borç konusunun satılması gibi ağır sonuçlardan alacaklıyı korumaktır.” ve “satışın koşulları gerçekleşmiş olsa bile, buna borçlu kendi başına karar veremez. Bu koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğine, koşullar gerçekleşmişse satışın şekline ancak mahkeme karar verebilir.” Direnme kararı oy birliğiyle bozulmuştur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 17.12.2020 T., 2020/4858 E., 2020/5959 K.
Kendi temerrüdüne dayanarak takip başlatan alacaklı kötü niyet tazminatıyla karşılaşabilir. Protokolde borcun “gerek nakit gerekse çeklerle” ödeneceği kararlaştırılmış; borçlu vade tarihinden önce çekleri teslim etmeyi teklif etmiş, alacaklı ise çeklerin karşılıksız çıkabileceği gerekçesiyle kabul etmeyip icra takibi başlatmıştı. Bölge adliye mahkemesi, protokolde çeklerin karşılıksız çıkmasına ilişkin bir düzenleme bulunmadığını, borçlunun protokole uygun davrandığını ve “davacı alacaklının bu ödemeyi kabul etmeyerek temerrüde düştüğü ve kendi kusuruna dayalı olarak dava açamayacağı” gerekçesiyle davayı reddetmiş, İİK m. 67/2 uyarınca alacağın %20’si oranında kötü niyet tazminatına hükmetmişti. Daire, “davacının çekle ödemeyi kabul etmek zorunda olmadığını, nakit ödeme istediğini iddia etmesine göre” kararı usul ve yasaya uygun bulmuştur. Bölge adliye mahkemesi kararı oy çokluğuyla onanmıştır. Karşı oy kullanan üye, alacaklı temerrüdü gerçekleşmiş olsa da borçlunun çekleri TBK m. 107 uyarınca tevdi mahalline teslim etmediğini, bu nedenle ifa sorumluluğunun sürdüğünü ve davacının dava açmakta haklı olduğunu savunmuştur; bu görüş Dairenin kararı değildir.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 14.04.2025 T., 2024/12300 E., 2025/4945 K.
Tevdi mahallinde yetki kesindir ve resen gözetilir. Bursa ve Alanya sulh hukuk mahkemeleri, tevdi mahalli belirlenmesi talebinde karşılıklı yetkisizlik kararı vermişti. Alanya mahkemesi, talebin çekişmesiz yargı işi olduğunu ve HMK m. 384 uyarınca talepte bulunanın oturduğu yer mahkemesinin yetkili olacağını, kesin yetki bulunmadığını ileri sürmüştü. Daire önce niteliği saptamıştır: tevdi mahallinin belirlenmesi “6100 sayılı Kanun’un 382/2-d maddesine göre” çekişmesiz yargı işidir. Ancak yetki bakımından özel hüküm önceliklidir: “6098 sayılı Kanun’un 107 nci maddesindeki yetki düzenlenmesinin gerek kesin yetki olması gerekse yetkiye ilişkin özel hüküm içermesi nedeniyle 6100 sayılı Kanun’un 384 üncü maddesindeki genel yetki düzenlemesinin istisnası olduğu ve ileri sürülmese dahi mahkemece resen dikkate alınması gerektiği anlaşılmaktadır.” İfa yeri de belirlenmiştir: TBK m. 89 uyarınca para borçlarında ifa yeri, aksi kararlaştırılmadıkça alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeridir. Yargı yeri olarak Alanya mahkemesi oy birliğiyle belirlenmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 14.06.2022 T., 2021/1134 E., 2022/4822 K.
Tevdi mahalli kararına karşı temyiz yolu kapalıdır. Bono bedelinin karşı taraf adına açılacak banka hesabına depo edilmesi için tevdi mahalli tayini istenmiş; ilk derece mahkemesi TBK m. 107’ye dayanarak talebi kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmişti. Daire, kararın kanun yolu bakımından niteliğini belirlemiştir: “tevdi mahalli kararı geçici hukuki korumalardan olup, HMK m. 382/d bendinin 3. alt bendi gereğince çekişmesiz yargı işlerindendir. HMK’nın m. 362/ç bendine göre çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararların temyiz yolu kapalıdır.” Temyiz istemi oy birliğiyle reddedilmiş, karar kesin olarak verilmiştir. Dosya stratejisi bakımından sonuç açıktır: tevdi mahalli tartışması ilk derece ve istinafta bitirilmelidir.
Dört karar birlikte okunduğunda, alacaklının temerrüdünün üç aşamalı bir mekanizma olduğu görülür: temerrüdü doğurmak, kurtulma yolunu işletmek ve doğru mahkemeye gitmek.
Birinci halka – teklif olmadan temerrüt olmaz. Kasım 2020 tarihli Hukuk Genel Kurulu kararı üç şartı net biçimde sayar: muacceliyet, ifa teklifi ve haklı sebep olmaksızın ret. Uygulamada en çok atlanan ayak ikincisidir. “Ödemeye hazırdım” demek yetmez; ifanın fiilen ve borca uygun biçimde önerildiğinin ispatlanması gerekir.
İkinci halka – ret haklı olabilir. Alacaklının her reddi temerrüt doğurmaz. Aralık 2020 tarihli karar bu sınırı gösterir: sözleşmede ödemenin çekle yapılabileceği kararlaştırılmışsa, alacaklı “çeki kabul etmem” diyemez. Buna karşılık sözleşmede öngörülmeyen bir ödeme aracı dayatılıyorsa ret haklı olur. Ölçüt, teklifin sözleşmeye uygun olup olmadığıdır.
Üçüncü halka – temerrüt tek başına kurtarmaz. Aynı dosyadaki karşı oyun işaret ettiği gibi, alacaklı temerrüde düşmüş olsa bile borçlu tevdi yolunu işletmezse borç ayakta kalır. Çoğunluk sonucu farklı gerekçeyle çözmüş olsa da pratik ders aynıdır: temerrüdü tespit ettirmek savunmanın yalnızca yarısıdır, diğer yarısı tevdi ya da dönmedir.
Dördüncü halka – kötü niyet riski alacaklıdadır. Aralık 2020 tarihli kararda alacaklı, kendi reddettiği ödeme için takip başlattığı gerekçesiyle İİK m. 67/2 uyarınca alacağın yüzde yirmisi oranında tazminatla yükümlü tutulmuştur. Ödemeyi kabul etmemek, gecikme faizi kazanmanın kolay yolu değildir.
Beşinci halka – yetki kesindir. Nisan 2025 tarihli karar, tevdi mahallindeki yetkinin genel çekişmesiz yargı yetkisinin istisnası olduğunu ve resen gözetileceğini söyler. Yanlış mahkemeye yapılan başvuru yetkisizlikle sonuçlanır ve borçlunun kurtulması gecikir. Para borçlarında hesap basittir: alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri.
Altıncı halka – kanun yolu dardır. Haziran 2022 tarihli karar, tevdi mahalli kararlarına karşı temyiz yolunun kapalı olduğunu teyit eder. Bu, itirazların ilk derecede ve istinafta eksiksiz ileri sürülmesini zorunlu kılar.
Yedinci halka – satma hakkı istisnaîdir. Bozulabilir veya saklanması masraflı mallarda satış mümkündür; ancak bu yol iki güvenceye bağlıdır: alacaklıya önceden ihtar ve mahkeme kararı. Borçlunun kendi kendine satış yapması, sonradan tazminat sorumluluğuna dönüşür.
Sekizinci halka – tevdi geri alınabilir. TBK m. 109 uyarınca alacaklı kabul beyanında bulunmadıkça ve tevdi bir rehni ortadan kaldırmadıkça borçlu tevdi edilen şeyi geri alabilir; ancak geri alma anında alacak bütün yan haklarıyla canlanır. Bu nedenle geri alma kararı, faiz ve teminatlar hesaplanarak verilmelidir. Koşula bağlı borçlar ve ifa imkânsızlığı yazılarımız, ifa engellerinin diğer türleriyle karşılaştırma imkânı verir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Neden yanlış? | Doğrusu |
|---|---|---|
| Sözlü ödeme önerisiyle yetinmek | İfa teklifi ispatlanamaz | İhtarname ve belgeyle teklifte bulunun |
| Temerrüdün borcu bitirdiğini sanmak | Temerrüt yalnızca kurtulma imkânı doğurur | Tevdi veya dönme yolunu fiilen işletin |
| Sözleşmeye aykırı ödeme aracı dayatmak | Ret haklı hâle gelir, temerrüt doğmaz | Sözleşmede öngörülen araçla ifa önerin |
| Malı kendi başına satmak | Satış hâkim izni ve ihtara bağlıdır | Önce ihtar çekip mahkemeden izin isteyin |
| Tevdi talebini yanlış mahkemeye yapmak | TBK m. 107’deki yetki kesindir | İfa yerindeki sulh hukuk mahkemesine başvurun |
| Tevdi kararını temyiz etmeye çalışmak | Çekişmesiz yargı işinde temyiz kapalıdır | İtirazları ilk derece ve istinafta tüketin |
| Ticari malda hâkim kararı beklemek | Ticari mallar ardiyeye doğrudan tevdi edilebilir | Gecikme yaratmadan ardiye seçeneğini kullanın |
| Reddedilen ödeme için hemen takip başlatmak | Kötü niyet tazminatı riski doğar | Reddin haklı olup olmadığını önce değerlendirin |
| Tevdiyi geri alırken faizi hesaplamamak | Alacak yan haklarıyla birlikte canlanır | Geri alma kararını faiz ve teminatları görerek verin |
Alacaklı da temerrüde düşer mi?
Evet. Gereği gibi kendisine önerilen edimi haklı bir sebep olmaksızın kabul etmeyen veya borçlunun ifa edebilmesi için kendisine düşen hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınan alacaklı temerrüde düşer.
Alacaklının temerrüdünün şartları nelerdir?
Borcun muaccel olması, borcun ifasının borçlu tarafından alacaklıya teklif edilmiş olması ve alacaklının bu ifayı haklı bir sebebe dayanmaksızın reddetmesi gerekir.
Alacaklı temerrüde düşünce borcum sona erer mi?
Kendiliğinden sona ermez. Temerrüt yalnızca borçluya kurtulma imkânı tanır. Teslim borçlarında tevdi, uygun olmayan hâllerde satma, diğer edimlerde ise sözleşmeden dönme yoluna gidilmesi gerekir.
Tevdi ne demek?
Borçlunun, teslim edeceği şeyi hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere mahkemece belirlenen yere bırakarak borcundan kurtulmasıdır.
Tevdi yerini kim belirler?
Tevdi yerini ifa yerindeki hâkim belirler. Bununla birlikte ticari mallar, hâkim kararı olmadan da bir ardiyeye tevdi edilebilir.
Tevdi mahalli tayini için hangi mahkemeye başvurulur?
Sulh hukuk mahkemesine başvurulur ve talep çekişmesiz yargı işi olarak görülür. Yetkili mahkeme ifa yerindeki mahkemedir; para borçlarında ifa yeri kural olarak alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeridir.
Bu yetki kuralı kesin mi?
Yargıtay uygulamasına göre TBK m. 107’deki yetki düzenlemesi kesin yetki niteliğindedir ve yetkiye ilişkin özel hüküm içerdiğinden, taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece resen dikkate alınır.
Tevdi mahalli kararı temyiz edilebilir mi?
Hayır. Tevdi mahalli kararı çekişmesiz yargı işi olarak kabul edildiğinden, HMK m. 362 uyarınca bu kararlara karşı temyiz yolu kapalıdır.
Mal bozulacaksa ne yapabilirim?
Şeyin niteliği tevdiye uygun düşmüyor, bozulabilir ya da bakımı, korunması veya tevdii önemli gider gerektiriyorsa; alacaklıya önceden ihtarda bulunmak koşuluyla hâkimin izniyle açık artırma yoluyla sattırıp bedelini tevdi edebilirsiniz.
Satış için ihtar her zaman şart mı?
Kural olarak şarttır. Ancak teslim edilecek şey borsada kayıtlıysa, piyasa fiyatı varsa ya da yapılacak gidere oranla değeri azsa hâkim, önceden ihtarda bulunma koşulunu aramaksızın satışa izin verebilir.
Satışa kendim karar verebilir miyim?
Hayır. Satışın koşulları gerçekleşmiş olsa bile buna borçlu kendi başına karar veremez; koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğine ve satışın şekline ancak mahkeme karar verir.
Tevdi ettiğim şeyi geri alabilir miyim?
Alacaklı tevdi edilen şeyi kabul ettiğini açıklamamışsa ve tevdi bir rehnin ortadan kaldırılması sonucunu doğurmamışsa geri alabilirsiniz. Ancak geri alındığı anda alacak bütün yan haklarıyla birlikte varlığını sürdürür.
Borç bir şeyin teslimini gerektirmiyorsa ne yapılır?
TBK m. 110 uyarınca borçlu, borçlunun temerrüdüne ilişkin hükümlere göre sözleşmeden dönebilir.
Alacaklının kim olduğu belli değilse ne olur?
TBK m. 111 uyarınca, borçlunun kusuru olmaksızın alacağın kime ait olduğunda veya alacaklının kimliğinde duraksama sebebiyle ya da alacaklıdan kaynaklanan diğer kişisel bir sebeple ifa yapılamıyorsa borçlu, alacaklının temerrüdündeki gibi tevdi ya da sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir.
Ödemeyi kabul etmeyen alacaklı takip yaparsa ne olur?
Kendi kusuruna dayanarak takip başlatan alacaklı, takibin haksız ve kötü niyetli sayılması hâlinde İİK m. 67/2 uyarınca kötü niyet tazminatıyla yükümlü tutulabilir.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 89 – İfa yeri
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 97 – Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ifa sırası
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 106 – Alacaklının temerrüdünün koşulları
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 107 – Tevdi hakkı
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 108 – Satma hakkı
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 109 – Tevdi konusunu geri alma
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 110 – Diğer edimlerde sözleşmeden dönme
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 111 – Diğer ifa engelleri
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 117 – Borçlunun temerrüdü ve ihtar
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 382 ve 384 – Çekişmesiz yargı işleri ve yetki
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 362 – Temyiz edilemeyen kararlar
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 67 – İtirazın iptali ve kötü niyet tazminatı
İlgili yazılarımız: koşula bağlı borçlar, ifa imkânsızlığı ve mücbir sebep, itirazın iptali davası, çekişmesiz yargı işleri, menfi tespit davası.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir olaya ilişkin hukukî görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Alacaklının temerrüdünün doğup doğmadığı, ifa teklifinin içeriğine ve reddin gerekçesine göre değerlendirilir.