Yurt Dışı İş Sözleşmesinde Uygulanacak Hukuk: Mutad İşyeri, Hukuk Seçimi ve Yargıtay’ın İçtihat Değişikliği

Kısaca
- Yabancılık unsuru taşıyan iş sözleşmelerinde uygulanacak hukuk, 5718 sayılı MÖHUK m.27’ye göre belirlenir; Türk hukuku kendiliğinden uygulanmaz.
- Taraflar iş sözleşmesiyle bir ülke hukukunu seçebilir; ancak bu seçim, işçinin mutad işyeri hukukunun emredici hükümleri uyarınca sahip olacağı asgarî korumanın altına inemez.
- Hukuk seçimi yapılmamışsa işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukuku uygulanır; işin geçici olarak başka ülkede yapılması o yeri mutad işyeri hâline getirmez.
- Mutad işyeri, işin zaman ve içerik olarak ağırlıklı ifa edildiği, yani işçinin işini fiilen yaptığı yerdir; ücretin hangi para biriminden ödendiği belirleyici değildir.
- İşçi yalnızca yabancı ülkede çalışmak için işe alınmışsa veya geri dönme niyeti kalmamışsa, fiilen çalıştığı yer mutad işyeri hâline gelir.
- Hâkim, Türk kanunlar ihtilâfı kurallarını ve yetkili yabancı hukuku resen uygular; içeriğin tespitinde bilirkişi incelemesine gidebilir.
- Yabancı hukukun içeriği tüm araştırmalara rağmen tespit edilemezse Türk hukuku uygulanır.
- Kamu düzeni müdahalesi sınırlı ve istisnaîdir; yabancı hukukun işçiye Türk hukukundan daha az koruma getirmesi tek başına müdahale sebebi değildir.
- Türk hukukunda işçiyi koruyan her emredici kural “doğrudan uygulanan kural” sayılmaz; ayrıca devlet organizasyonunun menfaatlerini de koruması gerekir.
- Hafta tatili ile dinî ve millî bayram günlerine ilişkin hükümler doğrudan uygulanan kural niteliğindedir; ancak yalnızca uygulama alanına giren iş ilişkilerine uygulanır.
- Zamanaşımı, hukukî işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (MÖHUK m.8); yabancı hukuk uygulanıyorsa zamanaşımı da o hukuka göre belirlenir.
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda yabancı hukukun uygulanması yönünde açıkça içtihat değişikliğine gitmiştir.
- Daire, önceki uygulamaya güvenilerek açılan davalarda yabancı hukuk nedeniyle ret kararı verilirse davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesini hakkaniyete aykırı bulmuştur.
- Bu istisna arabuluculuk giderini kapsamaz; 7036 sayılı Kanun m.3/14 uyarınca arabuluculuk gideri haksız çıkan taraftan tahsil edilir.
- Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi ayrı bir konudur; MÖHUK m.44 uyarınca işçi, işverenin veya kendi yerleşim yerinin bulunduğu Türk mahkemesinde de dava açabilir.
Yurt dışındaki bir şantiyede veya fabrikada yıllarca çalışmış bir işçinin Türkiye’de açtığı alacak davası, göründüğünden çok daha karmaşık bir sorunla başlar: bu uyuşmazlığa hangi ülkenin hukuku uygulanacaktır? Cevap, davanın kabul mü ret mi edileceğini çoğu zaman tek başına belirler.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi son yıllarda bu alanda açıkça içtihat değiştirmiş; yabancı hukukun uygulanması yönünde yeni esaslar belirlemiştir. Bu yazıda uygulanacak hukukun nasıl tespit edildiğini, mutad işyeri kavramını, kamu düzeni ve doğrudan uygulanan kural istisnalarını, zamanaşımının hangi hukuka tâbi olduğunu ve içtihat değişikliğinin yargılama giderlerine etkisini inceliyoruz.
Kanunî dayanak
Değişiklik uyarısı – MÖHUK m.27 değişti
5718 sayılı Kanun’un 27. maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 04.06.2025 tarihli 7550 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle değiştirilmiştir. Maddenin bugünkü hâli şöyledir:
“(1) (Değişik:4/6/2025-7550/18 md.) İş sözleşmeleri, işçinin mutad işyeri hukukunun emredici hükümleri uyarınca sahip olacağı asgarî koruma saklı kalmak üzere, tarafların sözleşmeyle belirledikleri hukuka tâbidir. (2) Tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları hâlinde iş sözleşmesine, işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukuku uygulanır. İşçinin işini geçici olarak başka bir ülkede yapması hâlinde, bu işyeri mutad işyeri sayılmaz. (3) İşçinin işini belirli bir ülkede mutad olarak yapmayıp devamlı olarak birden fazla ülkede yapması hâlinde iş sözleşmesi, işverenin esas işyerinin bulunduğu ülke hukukuna tâbidir. (4) (Değişik:4/6/2025-7550/18 md.) Ancak hâlin bütün şartlarına göre işin yapıldığı yer hukukunun işin yapıldığı sırada uygulanmak zorunda olan hükümleri hariç olmak üzere, iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması hâlinde sözleşmeye birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri yerine bu hukuk uygulanabilir.”
Dördüncü fıkradaki değişiklik esaslıdır: eski metinde “daha sıkı ilişkili hukuk” yalnızca ikinci ve üçüncü fıkraların yerine geçebiliyorken, yeni metinde birinci fıkra da bu sayıma eklenmiştir. Yani daha sıkı ilişkili hukuk, artık tarafların yaptığı hukuk seçiminin de yerine geçebilir. Ayrıca işin yapıldığı yer hukukunun o sırada uygulanmak zorunda olan hükümleri saklı tutulmuştur. Aşağıda yer verilen kararlar, değişiklikten önceki metne göre verilmiştir; bu nedenle olay ve dava tarihine göre hangi metnin uygulanacağı ayrıca belirlenmelidir.
5718 sayılı Kanun m.2 (yabancı hukukun resen uygulanması) ve m.8 (zamanaşımı)
“Madde 2 – (1) Hâkim, Türk kanunlar ihtilâfı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re’sen uygular. Hâkim, yetkili yabancı hukukun muhtevasının tespitinde tarafların yardımını isteyebilir. (2) Yabancı hukukun olaya ilişkin hükümlerinin tüm araştırmalara rağmen tespit edilememesi hâlinde, Türk hukuku uygulanır.”
“Madde 8 – (1) Zamanaşımı, hukukî işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir.”
5718 sayılı Kanun m.5 (kamu düzeni) ve m.44 (milletlerarası yetki)
“Madde 5 – (1) Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde, Türk hukuku uygulanır.”
“Madde 44 – (1) Bireysel iş sözleşmesinden veya iş ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda işçinin işini mutaden yaptığı işyerinin Türkiye’de bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. İşçinin, işverene karşı açtığı davalarda işverenin yerleşim yeri, işçinin yerleşim yeri veya mutad meskeninin bulunduğu Türk mahkemeleri de yetkilidir.”
| Ölçüt | Milletlerarası yetki (MÖHUK m.44) | Uygulanacak hukuk (MÖHUK m.27) |
|---|---|---|
| Sorduğu soru | Türk mahkemesi davaya bakabilir mi? | Hangi ülkenin maddî hukuku uygulanır? |
| Belirleyen unsur | Mutad işyeri, yerleşim yeri, mutad mesken | Hukuk seçimi, mutad işyeri, esas işyeri |
| Tarafların iradesi | Yetki sözleşmesi sınırlı etki doğurur | Hukuk seçimi kural olarak geçerlidir |
| Sonucu | Yetkisizlik veya davaya bakma | Türk hukuku veya yabancı hukuk uygulanır |
| Resen gözetilme | Dava şartı olarak incelenir | Hâkim resen uygular (m.2) |
| Kilit kavram | Mutaden yapılan işyerinin Türkiye’de olması | Mutad işyeri hukuku ve asgarî koruma |
| Zamanaşımına etkisi | Doğrudan etkisi yok | Zamanaşımı esasa uygulanan hukuka tâbi |
| Sonuca etkisi | Davanın görüleceği yer değişir | Davanın kabul veya reddi değişebilir |
| Türk mahkemesinin rolü | Kendi usul hukukunu uygular | Yabancı maddî hukuku uygular |
Kritik nokta
Türk mahkemesinin davaya bakmaya yetkili olması, uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanacağı anlamına gelmez. Bu iki soru birbirinden tamamen ayrıdır. Türk iş mahkemesi, MÖHUK m.44 uyarınca yetkili olduğu bir davada m.27 uyarınca Rusya, Türkmenistan veya başka bir ülke hukukunu uygulamak zorunda kalabilir. Uygulamada en pahalı hata, yetkiyi hukuk seçimiyle karıştırmaktır.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Yabancılık unsurunu tespit edin. İşçinin veya işverenin yabancı olması, işletme merkezinin yabancı ülkede bulunması, işin mutaden yabancı ülkede yapılması veya ilişkinin yabancı ülkeyle sıkı irtibatlı olması bu unsuru doğurur.
- İmzalanan tüm sözleşmeleri toplayın. Yurt dışı iş sözleşmelerinde çoğunlukla “ihtilâf hâlinde çalışılan ülke mevzuatı uygulanır” biçiminde bir hukuk seçimi kaydı bulunur; bu kaydın varlığı davanın seyrini değiştirir.
- Hukuk seçiminin geçerliliğini tartışın. Sözleşmenin açık, net ve anlaşılır bir dille düzenlenip düzenlenmediği, matbu bir metnin altına atılan imzanın seçim iradesi sayılıp sayılmayacağı ayrıca değerlendirilir.
- Mutad işyerini belirleyin. Ölçüt, işin zaman ve içerik olarak ağırlıklı ifa edildiği yerdir. Ücretin döviz üzerinden veya Türkiye’de ödenmiş olması tek başına belirleyici değildir.
- Geçicilik iddiasını değerlendirin. İşçi montaj gibi bir iş için geçici olarak gönderilmişse o yer mutad işyeri sayılmaz; geçiciliğin sınırı her olayın özelliğine göre hâkim tarafından belirlenir.
- Birden fazla ülkede çalışma varsa ölçütleri uygulayın. İşin ağırlıklı bölümünün yapıldığı yer, işçinin en çok zaman geçirdiği yer ve işin organize edildiği yer birlikte değerlendirilir.
- Asgarî koruma karşılaştırması yapın. Seçilen hukuk, mutad işyeri hukukunun emredici hükümlerinin sağladığı asgarî korumanın altında kalıyorsa mutad işyeri hukuku uygulanır; bu bir yararlılık karşılaştırmasıdır.
- Daha sıkı ilişkili hukuk savunmasını kurun. İşçinin sosyal çevresinin Türkiye’de olması, Türk sosyal güvenlik sistemi içinde yer alması, ücretin Türkiye’de ödenmesi, işverenin Türk olması ve sözleşmenin Türkçe düzenlenmesi gibi unsurlar birlikte ileri sürülür.
- Kamu düzeni iddiasını abartmayın. Yabancı hukukun daha az koruma getirmesi tek başına yeterli değildir; kamu düzeni müdahalesi çocuk çalıştırılmasına izin verme veya ırka dayalı ayrımcılık gibi hâllerde gündeme gelir.
- Doğrudan uygulanan kuralları doğru seçin. Hafta tatili ile dinî ve millî bayram günleri hükümleri bu niteliktedir; ancak tamamen yurt dışında ifa edilen bir ilişkide Türk bayram günleri esas alınamaz.
- Zamanaşımını yabancı hukuka göre hesaplayın. MÖHUK m.8 uyarınca zamanaşımı esasa uygulanan hukuka tâbidir; yabancı kanundaki kısa süreler davayı tümüyle sonuçsuz bırakabilir.
- Yargılama giderleri için içtihat değişikliğine dayanın. Dava, Dairenin önceki uygulamasına güvenilerek açılmışsa ve yabancı hukuk nedeniyle reddedilmişse, davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerekir.
Yargı kararları
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 05.06.2023 T., 2022/18821 E., 2023/8630 K.
Mutad işyeri işçinin işini fiilen yaptığı yerdir; geçerli bir hukuk seçimi varsa seçilen hukuk uygulanır. Rusya’daki bir fabrikada 2010-2014 arasında bakım teknisyeni olarak çalışan işçi, ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili ve bayram ücretlerini istemiş; ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi Türk hukukunu uygulamıştır. Daire, mutad işyeri kavramını tanımlamıştır: “Mutad işyeri, işin zaman ve içerik olarak ağırlıklı ifa edildiği işyeridir. Başka bir anlatımla mutad işyeri, işçinin işini fiilen yaptığı yerdir. İşçinin ücretinin ne şekilde ve hangi para biriminden ödendiği mutad işyerinin belirlenmesi açısından belirleyici değildir.” Kamu düzeni müdahalesinin sınırını da çizmiştir: “uygulanması gereken yabancı hukukun işçiye Türk hukukundan daha az koruma getirmesi de tek başına kamu düzeni müdahalesi için yeterli bir sebep değildir. Kanunlar ihtilafı hukukundaki kamu düzeni anlayışı, iç hukukun kamu düzeni anlayışından farklı ve daha dar kapsamlıdır.” Doğrudan uygulanan kurallar bakımından ise şu ölçütü koymuştur: “Türk hukukunda işçiyi koruyan her emredici kural, doğrudan uygulanan kural olarak nitelendirilmez; ayrıca Devlet organizasyonunun sosyal, ekonomik ve politik menfaatlerini de koruması gerekir.” Somut olayda dört ayrı sözleşmede çalışılan ülke mevzuatının uygulanacağı kararlaştırıldığından ve mutad işyeri Rusya olduğundan, Rusya hukukunun uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 05.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 30.09.2024 T., 2024/11886 E., 2024/12727 K.
İçtihat değişikliği açıkça ilan edilmiş, önceki uygulamaya güvenenler için yargılama gideri istisnası getirilmiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılamada Rusya hukuku uygulanmış ve dava zamanaşımı nedeniyle reddedilmiştir. Daire önce zamanaşımının hangi hukuka tâbi olduğunu belirlemiştir: “Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir. Buna göre Rusya Federasyonu İş Kanunu’nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Kanun’un 2 ve 8 inci maddelerinin bir gereğidir.” Ardından içtihat değişikliğini ve sonucunu açıkça ifade etmiştir: “Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun tespiti bakımından yeni esaslar belirlenerek yabancı hukukun uygulanması yönünde içtihat değişikliğine gidilmiştir. … Bu sebeple Dairenin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davalarda, Mahkemece görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması sonucunda ret kararı verilmesi hâlinde, davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı ve adaletsizliğe yol açacağı sonucuna varılmıştır.” Sonuç: İlk Derece Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 22.01.2025 T., 2024/12531 E., 2025/732 K.
Rusya İş Kanunu’ndaki başvuru süreleri hak düşürücü süre değil, zamanaşımı süresidir. Rusya şantiyelerinde 2013-2017 arasında inşaat teknikeri olarak çalışan işçinin davası, Rusya Federasyonu İş Kanunu’nun 392. maddesindeki sürenin dolduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Daire, kendi önceki nitelendirmesini değiştirmiştir: “Rusya Federasyonu İş Kanunu’nun mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde belirtilen sürelerin Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede, bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.” Bu nitelendirme farkı sonuca etkili görülmemiş; çünkü davalı taraf usulüne uygun biçimde zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Daire ayrıca içtihat değişikliği istisnası gereği davacı aleyhine yargılama giderine hükmedilmesini hatalı bulmuştur. Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 05.02.2025 T., 2024/13238 E., 2025/1125 K.
Yargılama gideri istisnası arabuluculuk giderini kapsamaz. Rusya ve Türkmenistan şantiyelerinde çalışan işçinin davası, her iki ülkenin iş kanunlarındaki sürelerin dolduğu gerekçesiyle reddedilmiş; mahkemeler içtihat değişikliği istisnası gereği davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmetmemiştir. Daire, istisnanın kapsamını netleştirmiştir: “Dairemizin sözü edilen uygulaması davalı tarafça yapılan yargılama giderlerine ilişkindir. Davanın ret sebebi ne olursa olsun Hazineye gelir kaydına karar verilmesi gereken arabuluculuk giderini kapsamamaktadır. Bu nedenle 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3/14 hükmünün son cümlesi uyarınca; arabuluculuk giderinin, haksız çıkan taraftan tahsil edilmesi gerekirken davalıdan tahsiline karar verilmesi hatalı olmuştur.” Daire ayrıca ilk derece mahkemesinin süreleri hak düşürücü süre olarak nitelendirmesini de hatalı bulmuş, ancak sonuca etkili görmemiştir. Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Bu dört karar, iki yıl içinde şekillenen ve yurt dışında çalışan on binlerce işçiyi ilgilendiren bir uygulama değişikliğinin aşamalarını gösterir. Değişiklik, hukuk seçimine ve mutad işyerine ağırlık veren bir yaklaşımın, önceki dönemin “Türk hukuku uygulanır” pratiğinin yerini almasıdır.
Birinci halka, sorunun doğru kurulmasıdır. Uygulanacak hukuk ile milletlerarası yetki birbirinden ayrıdır. MÖHUK m.44 uyarınca işçi, işverenin veya kendi yerleşim yerinin bulunduğu Türk mahkemesinde dava açabilir; ancak bu mahkeme, m.27 uyarınca yabancı bir hukuku uygulamak zorunda kalabilir. Türk mahkemesinde dava açabilmek, Türk hukukunun uygulanacağını göstermez.
İkinci halka, hukuk seçiminin gücüdür. MÖHUK m.27/1 taraflara hukuk seçimi imkânı tanır. Uygulamada yurt dışı iş sözleşmelerinde sıkça yer alan “ihtilâf hâlinde çalışılan ülke mevzuatı uygulanır” kaydı, geçerli bir hukuk seçimi olarak kabul edilmektedir. Daire, sözleşmelerin açık, net ve anlaşılır bir dille düzenlenmiş olmasını bu sonucun gerekçesi saymıştır.
Üçüncü halka, mutad işyeri kavramıdır. Mutad işyeri, işin zaman ve içerik olarak ağırlıklı ifa edildiği, yani işçinin işini fiilen yaptığı yerdir. Ücretin döviz üzerinden ödenmesi, banka kayıtlarında Türk işverenin adının görünmesi veya işçinin Türkiye’den gönderilmiş olması bu tespiti değiştirmez. Yalnızca geçici görevlendirmeler bu kuralın dışındadır.
Dördüncü halka, asgarî koruma ve daha sıkı ilişkili hukuktur. Seçilen hukuk, mutad işyeri hukukunun emredici hükümlerinin sağladığı asgarî korumanın altına inemez; ayrıca hâlin bütün şartlarına göre daha sıkı ilişkili bir hukuk varsa o uygulanabilir. İşçinin sosyal çevresi, sosyal güvenlik bağlantısı, ücretin ödeme yeri ve sözleşmenin dili bu değerlendirmenin unsurlarıdır. 2025 değişikliğiyle daha sıkı ilişkili hukuk artık hukuk seçiminin de yerine geçebilir hâle gelmiştir.
Beşinci halka, kamu düzeni savunmasının dar oluşudur. Kanunlar ihtilâfı hukukundaki kamu düzeni anlayışı, iç hukuktakinden farklı ve daha dardır. Kıdem tazminatı, yıllık izin veya fazla çalışmaya ilişkin yabancı düzenlemelerin Türk hukukundan farklı olması, hatta işçiye daha az koruma sağlaması müdahale sebebi değildir. Müdahale, çocukların çalıştırılmasına izin verme veya ırka dayalı ayrımcılık gibi hâllerde gündeme gelir.
Altıncı halka, doğrudan uygulanan kuralların sınırıdır. Türk hukukundaki her emredici işçi lehine kural bu nitelikte değildir; kuralın ayrıca devlet organizasyonunun sosyal, ekonomik ve politik menfaatlerini de koruması aranır. Hafta tatili ile dinî ve millî bayram günlerine ilişkin hükümler doğrudan uygulanan kural sayılmakla birlikte, tamamen yurt dışında ifa edilen bir iş ilişkisinde Türk bayram günleri esas alınamaz.
Yedinci halka, zamanaşımıdır ve pratikte en yıkıcı sonucu doğuran nokta budur. MÖHUK m.8 uyarınca zamanaşımı esasa uygulanan hukuka tâbidir. Türk hukukunda beş yıllık zamanaşımına tâbi olacak alacaklar, yabancı iş kanunlarındaki çok daha kısa süreler nedeniyle tümüyle zamanaşımına uğrayabilir. Daire, Rusya İş Kanunu m.392’deki süreleri hak düşürücü süre değil zamanaşımı süresi olarak nitelendirmiştir; bu nitelendirme, sürenin resen değil def’i olarak ileri sürülmesi gerektiği anlamına gelir. İşçilik alacaklarında zamanaşımı bakımından Türk hukuku uygulanan dosyalardan tamamen farklı bir tablo ortaya çıkar.
Sekizinci halka, değişikliğin geçmişe etkisidir. Daire, önceki uygulamaya güvenilerek açılmış davalarda yabancı hukuk nedeniyle ret kararı verilmesi hâlinde davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesini hakkaniyete aykırı saymıştır. Bu istisna, davalının yaptığı yargılama giderleriyle sınırlıdır; Hazineye gelir kaydedilmesi gereken arabuluculuk gideri kapsam dışındadır ve iş davalarında arabuluculuk gideri haksız çıkan taraftan tahsil edilir. Yurt dışı çalışmanın sosyal güvenlik boyutu için yurt dışı hizmet borçlanması yazımıza bakabilirsiniz.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Neden yanlış | Doğrusu |
|---|---|---|
| Türk mahkemesi yetkiliyse Türk hukuku uygulanır sanmak | Yetki ve uygulanacak hukuk ayrı sorulardır | m.44 yetkiyi, m.27 uygulanacak hukuku belirler |
| Sözleşmedeki hukuk seçimi kaydını önemsememek | Bu kayıt geçerli bir hukuk seçimi sayılabilir | Kaydın geçerliliği ayrıca tartışılır |
| Ücretin dövizle ödenmesini mutad işyerinin göstergesi saymak | Ödeme biçimi ve para birimi belirleyici değildir | İşin fiilen yapıldığı yer esas alınır |
| Her yurt dışı görevlendirmeyi geçici saymak | Geçicilik her olayın özelliğine göre belirlenir | Sadece yabancı ülkede çalışmak için işe alınma mutad işyeri doğurur |
| Yabancı hukuk daha az koruyucu diye kamu düzenine dayanmak | Daha az koruma tek başına müdahale sebebi değildir | Kamu düzeni istisnaî ve dar yorumlanır |
| Her emredici kuralı doğrudan uygulanan kural saymak | Ayrıca devlet menfaatini de koruması gerekir | Kural bazında ayrı değerlendirme yapılır |
| Türk bayram günleri üzerinden hesap yapmak | Tamamen yurt dışında ifa edilen ilişkide uygulanmaz | Çalışılan ülkenin tatil günleri esas alınır |
| Zamanaşımını Türk hukukuna göre hesaplamak | Zamanaşımı esasa uygulanan hukuka tâbidir | Yabancı kanundaki süre incelenir |
| İçtihat değişikliği istisnasını arabuluculuk giderine uygulamak | İstisna davalının yargılama giderleriyle sınırlıdır | Arabuluculuk gideri haksız çıkandan alınır |
Yurt dışında çalıştım, davamda hangi ülkenin hukuku uygulanır?
MÖHUK m.27’ye göre belirlenir. Sözleşmede geçerli bir hukuk seçimi varsa seçilen hukuk uygulanır; seçim yoksa işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukuku uygulanır. Seçilen hukuk, mutad işyeri hukukunun emredici hükümlerinin sağladığı asgarî korumanın altına inemez.
Mutad işyeri nedir, nasıl belirlenir?
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’ne göre mutad işyeri, işin zaman ve içerik olarak ağırlıklı ifa edildiği işyeri, yani işçinin işini fiilen yaptığı yerdir. İşçinin ücretinin ne şekilde ve hangi para biriminden ödendiği bu belirleme bakımından belirleyici değildir.
Geçici görevlendirme mutad işyeri doğurur mu?
Hayır. MÖHUK m.27/2 uyarınca işçinin işini geçici olarak başka bir ülkede yapması hâlinde bu işyeri mutad işyeri sayılmaz. Ancak işçi sadece yabancı ülkede çalışmak için işe alınmışsa, ya da işveren veya işçi geri dönme niyetinden vazgeçmişse, fiilen çalışılan yer mutad işyeri hâline gelir.
Birden fazla ülkede çalıştıysam hangi hukuk uygulanır?
Önce mutad işyerinin tespitine çalışılır; işin ağırlıklı bölümünün yapıldığı yer, işçinin en çok zaman geçirdiği yer ve işin organize edildiği yer gibi ölçütler kullanılır. İşçi işini belirli bir ülkede mutad olarak yapmayıp devamlı olarak birden fazla ülkede yapıyorsa, m.27/3 uyarınca işverenin esas işyerinin bulunduğu ülke hukuku uygulanır.
Sözleşmedeki “çalışılan ülke mevzuatı uygulanır” kaydı geçerli mi?
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, açık, net ve anlaşılır bir dille düzenlenmiş yurt dışı iş sözleşmelerindeki bu tür kayıtları MÖHUK m.27/1 kapsamında geçerli hukuk seçimi saymıştır. Kaydın matbu olması ve nasıl imzalatıldığı ise her dosyada ayrıca tartışılabilir.
Hâkim yabancı hukuku kendiliğinden uygular mı?
Evet. MÖHUK m.2/1 uyarınca hâkim, Türk kanunlar ihtilâfı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku resen uygular; içeriğin tespitinde taraflardan yardım isteyebilir ve gerekirse bilirkişi incelemesine gidebilir.
Yabancı hukukun içeriği tespit edilemezse ne olur?
MÖHUK m.2/2 uyarınca, yabancı hukukun olaya ilişkin hükümleri tüm araştırmalara rağmen tespit edilemezse Türk hukuku uygulanır. Ancak bu, araştırmanın gereği gibi yapılmasına bağlıdır; kolaylık gerekçesiyle doğrudan Türk hukukuna dönülemez.
Yabancı hukuk daha az koruyucuysa kamu düzenine aykırı sayılır mı?
Hayır. Daire, kanunlar ihtilâfı hukukundaki kamu düzeni anlayışının iç hukuktakinden farklı ve daha dar kapsamlı olduğunu; yabancı hukukun işçiye Türk hukukundan daha az koruma getirmesinin tek başına kamu düzeni müdahalesi için yeterli olmadığını belirtmiştir.
Doğrudan uygulanan kural ne demektir?
Taraflardan çok devlet organizasyonunun sosyal, ekonomik ve politik menfaatlerini gerçekleştirmeyi amaçlayan, hukuk seçimi yapılsın yapılmasın uygulama alanına giren her ilişkide uygulanan kurallardır. Daire, Türk hukukunda işçiyi koruyan her emredici kuralın bu nitelikte sayılamayacağını vurgulamıştır.
Yurt dışında çalışırken Türk bayram günleri için ücret isteyebilir miyim?
Hafta tatili ile dinî ve millî bayram günlerine ilişkin hükümler doğrudan uygulanan kural niteliğindedir; ancak yalnızca uygulama alanına giren iş ilişkilerinde geçerlidir. Daire, tamamen yurt dışında ifa edilen bir iş ilişkisinde dinî ve millî bayram günlerinin Türk hukukuna göre belirlenemeyeceğini belirtmiştir.
Zamanaşımı hangi hukuka göre hesaplanır?
MÖHUK m.8 uyarınca zamanaşımı, hukukî işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir. Uyuşmazlığa yabancı hukuk uygulanıyorsa zamanaşımı süresi de o hukuka göre belirlenir. Bu, Türk hukukunda beş yıllık süreye tâbi olacak alacakların çok daha kısa sürelerle zamanaşımına uğraması sonucunu doğurabilir.
Yabancı kanundaki süre hak düşürücü mü, zamanaşımı mı?
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Rusya Federasyonu İş Kanunu m.392’deki mahkemeye başvurma sürelerini önceki bazı kararlarında hak düşürücü süre saymışsa da, yeniden yaptığı değerlendirmede bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varmıştır. Bu, sürenin resen değil, def’i olarak ileri sürülmesi gerektiği anlamına gelir.
İçtihat değişikliği nedeniyle davam reddedilirse masrafları ben mi öderim?
Daire, önceki uygulamaya güvenilerek açılan davalarda görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması sonucu ret kararı verilmesi hâlinde davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesini hakkaniyete aykırı bulmuştur. Bu istisna, davalı tarafça yapılan yargılama giderleriyle sınırlıdır.
Arabuluculuk gideri de bu istisnaya girer mi?
Hayır. Daire, istisnanın davalı tarafça yapılan yargılama giderlerine ilişkin olduğunu, davanın ret sebebi ne olursa olsun Hazineye gelir kaydedilmesi gereken arabuluculuk giderini kapsamadığını belirtmiştir. 7036 sayılı Kanun m.3/14 uyarınca arabuluculuk gideri haksız çıkan taraftan tahsil edilir.
MÖHUK m.27’de yakın zamanda değişiklik oldu mu?
Evet. Maddenin birinci ve dördüncü fıkraları 04.06.2025 tarihli 7550 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle değiştirilmiştir. En önemli değişiklik dördüncü fıkradadır: daha sıkı ilişkili hukuk artık yalnızca ikinci ve üçüncü fıkraların değil, hukuk seçimini düzenleyen birinci fıkranın da yerine geçebilir. Ayrıca işin yapıldığı yer hukukunun o sırada uygulanmak zorunda olan hükümleri saklı tutulmuştur.
İlgili mevzuat
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.2 – Yabancı hukukun uygulanması
- 5718 sayılı Kanun m.5 – Kamu düzenine aykırılık
- 5718 sayılı Kanun m.6 – Türk hukukunun doğrudan uygulanan kuralları
- 5718 sayılı Kanun m.8 – Zamanaşımı
- 5718 sayılı Kanun m.24 – Sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde hukuk seçimi
- 5718 sayılı Kanun m.27 – İş sözleşmeleri (4/6/2025-7550/18 md. ile değişik)
- 5718 sayılı Kanun m.40 – Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi
- 5718 sayılı Kanun m.44 – İş sözleşmesi ve iş ilişkisi davalarında yetki
- 4857 sayılı İş Kanunu m.32 vd. – Ücret ve ekleri
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3 – Dava şartı olarak arabuluculuk
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.266 vd. – Bilirkişi incelemesi
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.369-371 – Temyiz incelemesi
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: işçilik alacaklarında zamanaşımı geçiş rejimi, iş davalarında arabuluculuk, yurt dışı hizmet borçlanması, tanıma ve tenfiz davası, yetki sözleşmesi ve yetki itirazı.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukukî görüş yerine geçmez.