Kıyı Kenar Çizgisi, Sahil Şeridi ve Kıyıda Yapılaşma (3621 s. K.)

- Kıyılar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve herkesin eşit ve serbest yararlanmasına açıktır.
- Kıyı, kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasındaki alandır.
- Sahil şeridi, kıyı kenar çizgisinden kara yönünde yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alandır.
- Kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur.
- Tespit edilmemiş bölgelerde talep hâlinde üç ay içinde tespit yapılması zorunludur.
- Kıyıda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, tel örgü ve benzeri engeller oluşturulamaz.
- Sahil şeridinde yapılacak yapılar kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabilir.
- İlk 50 metrelik alan yalnızca yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreatif amaçla düzenlenebilir.
- Kıyıda ancak imar planı kararıyla ve sayılan istisnalar kapsamında yapı yapılabilir.
- Kanun kapsamındaki alanlarda ruhsatsız yapılara İmar Kanunu hükümleri uygulanır.
- Danıştay, kıyıda yapılan ruhsatsız yapı için verilen imar para cezasının bir kat artırılacağını kabul etmiştir.
- Bu artırım için başkaca bir şart aranmaz; yapının kıyıda olması yeterlidir.
- İdari Dava Daireleri Kurulu, Yönetmeliğin “11 Temmuz 1992” tarihini esas alan kısmi yapılaşma kuralını hukuka aykırı bulmuştur.
- Kıyıdaki fuzuli işgallerde tahliye ve yıkım yapılabilir; ancak otuz günlük süre verilmemesi hizmet kusurudur.
- Hizmet kusuru tek başına yetmez; zarar ve nedensellik bağı da ispat edilmelidir.
Deniz, göl ve akarsu kıyılarında yapılaşma, Türk hukukunun en katı yasak alanlarından biridir. Anayasa kıyıları doğrudan Devletin hüküm ve tasarrufu altına almış, Kıyı Kanunu da kıyıda kural olarak her türlü yapıyı yasaklamıştır.
Uygulamadaki tartışma neredeyse her zaman aynı iki soruda toplanır: taşınmaz kıyı kenar çizgisinin hangi tarafında kalıyor ve sahil şeridinde ne yapılabiliyor. Aşağıda önce tanımları, sonra yapı yasağını ve istisnalarını, ardından yaptırım rejimini ve son olarak Danıştay’ın bu alandaki ölçütlerini ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
“Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır, Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur. Kıyı kenar çizgisinin tespit edilmediği bölgelerde talep vukuunda, talep tarihini takip eden üç ay içinde kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur. Sahil şeritlerinde yapılacak yapılar kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabilir. Yaklaşma mesafesi ve kıyı kenar çizgisi arasında kalan alanlar, ancak yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreaktif amaçla kullanılmak üzere düzenlenebilir.”
“Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, telörgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz. Kıyılarda, kıyıyı değiştirecek boyutta kazı yapılamaz; kum, çakıl vesaire alınamaz veya çekilemez. Kıyılara moloz, toprak, curuf, çöp gibi kirletici etkisi olan atık ve artıklar dökülemez.”
Bu Kanun’un çekirdek hükümleri defalarca değiştirilmiştir; işlem tarihindeki metnin çıkarılması zorunludur. Sahil şeridi tanımı 1/7/1992 tarihli ve 3830 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilmiş; 5. maddeye 50 metre yaklaşma kuralı da dâhil olmak üzere beş fıkra aynı Kanun’un 2. maddesiyle eklenmiştir. Ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin 18/9/1991 tarihli ve E.1990/23, K.1991/29 sayılı kararıyla 4. maddenin son fıkrası iptal edilmiştir. Kıyıda yapılabilecek yapıları sayan 6. madde ise sürekli genişletilmiştir: kruvaziyer ve yat limanları 3/7/2005-5398/13, spor tesisleri 31/7/2008-5801/3, belirli sağlık tesisleri ve endüstri bölgeleri 18/6/2017-7033/33, enerji iletim hatları 29/11/2018-7153/18, millet bahçeleri ile rekreatif amaçlı iskelelere ilişkin sınırlama 14/2/2020-7221/21, yenilenebilir enerji üretim santrallerine ilişkin fıkralar ise 2/5/2024-7501/4 ile eklenmiş veya değiştirilmiştir. Uygulamanın ayrıntısı Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik ile belirlenir; ancak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 27/5/2024 tarihli kararıyla, bu Yönetmeliğin 16. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin iptaline karar verilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Bu nedenle kısmi yapılaşma değerlendirmesinde hangi tarihin esas alınacağı ayrıca incelenmelidir. Kanun’un 43. maddesiyle mülga edilen 3086 sayılı Kanun döneminde yapılmış tespit ve planlar bakımından da geçiş hükümleri ayrıca değerlendirilir.
| Konu | Kıyı | Sahil şeridi |
|---|---|---|
| Sınır | Kıyı çizgisi – kıyı kenar çizgisi arası | Kıyı kenar çizgisinden kara yönünde |
| Genişlik | Doğal sınıra göre değişir | En az 100 metre |
| Mülkiyet | Devletin hüküm ve tasarrufunda | Özel mülkiyete konu olabilir |
| Yapı | Kural olarak yasak | Kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre |
| İlk 50 metre | Yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreatif kullanım | |
| İstisna | İmar planı kararıyla sayılan yapılar | Uygulama imar planı kararıyla |
| Plan yoksa | Sahil şeridinde hiçbir yapı ve tesis yapılamaz | |
| Ruhsatsız yapı | İmar Kanunu hükümleri uygulanır | |
| Para cezası | Bir kat artırılır | Uygulama imar planı varsa artırım |
Bu dosyalarda her şey kıyı kenar çizgisinin nereden geçtiğine bağlıdır. Çizgi tespit edilmeden kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılamaz; tespit edilmemişse talep üzerine üç ay içinde yapılması zorunludur. İkinci belirleyici nokta, yaptırımın ağırlaştırılmasıdır: Danıştay, kıyıda yapılan ruhsatsız yapı için İmar Kanunu’na göre hesaplanan para cezasının Kıyı Kanunu uyarınca bir kat artırılması için başkaca bir şart aranmadığını, yapının kıyıda olmasının yeterli olduğunu kabul etmiştir. Buna karşılık İmar Kanunu’nun kendi artırım sebepleri farklı ölçütlere bağlıdır ve her biri ayrı ayrı somut tespitle desteklenmelidir. Bu nedenle savunma, çizginin konumu ile artırım sebeplerinin dayanağını ayrı ayrı hedef almalıdır.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Taşınmaza ilişkin onaylı kıyı kenar çizgisi paftasını temin edin.
- Çizginin onay tarihini ve onaylayan idareyi belirleyin.
- Taşınmazın kıyıda mı sahil şeridinde mi kaldığını ölçekli olarak tespit ettirin.
- Sahil şeridindeyse kıyı kenar çizgisine olan mesafeyi hesaplayın.
- Yürürlükteki uygulama imar planını ve plan notlarını çıkarın.
- Plan yoksa sahil şeridinde yapı yapılamayacağını göz önünde tutun.
- Yapı tatil tutanağının usulüne uygun düzenlenip asıldığını kontrol edin.
- Bir aylık düzeltme süresinin beklenip beklenmediğini denetleyin.
- Para cezasında her artırım sebebini ayrı ayrı ve dayanağıyla tartışın.
- Kıyı Kanunu’na dayalı bir kat artırımın ayrı bir hukuki temeli olduğunu unutmayın.
- Tahliye ve yıkımda otuz günlük enkaz kaldırma süresinin verilip verilmediğini araştırın.
- Tazminat isteyecekseniz zararı ve nedensellik bağını belgeyle somutlaştırın.
Danıştay 6. Daire, 01.03.2022 T., 2021/8772 E., 2022/2378 K.
Bu kararla, kıyıda yapılan ruhsatsız yapıda para cezasının bir kat artırılması için ek şart aranmayacağı ortaya konmuştur. Uyuşmazlıkta Mudanya’da kıyı kenar çizgisi içinde 108,3 m²’lik kapalı alan oluşturan ruhsatsız yapı tespit edilmiş; belediye encümeni yıkım kararı almış ve İmar Kanunu’nun 42. maddesine göre hesaplanan cezayı Kıyı Kanunu’nun 15. maddesine dayanarak bir kat artırmıştı. İdare mahkemesi bu artırımı, cezanın “imara aykırı yapı yapma fiilini eylemin sayısı ve yeri bakımından” cezalandırmaya ilişkin olduğu gerekçesiyle iptal etmişti. Daire bu değerlendirmeyi kabul etmemiştir: “Kanun hükmünün açık bir şekilde ruhsatsız yapının kıyıda yapılması fiilini artırımlı şekilde cezalandırmayı amaçladığı, artırımın uygulanabilmesi için başkaca bir şart öngörülmediği anlaşılmaktadır.” Somut olayda “Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan kıyıda yapıldığı açık olan yapı için 3194 sayılı İmar Kanunu hükümlerine göre uygulanan para cezasının, 3621 sayılı Kıyı Kanununun 15. maddesine istinaden bir kat artırılarak uygulanması gerektiği” sonucuna varılmıştır. Buna karşılık İmar Kanunu’nun kendi artırım bentlerine ilişkin iptal kararı yerinde bulunmuştur. Sonuç: İdare Mahkemesi kararının yıkıma ve İmar Kanunu m.42/2-(c) bendinin 6 ve 13. alt bentleri uyarınca artırıma ilişkin kısmının ONANMASINA, Kıyı Kanunu m.15 uyarınca bir kat artırıma ilişkin kısmının BOZULMASINA, 01/03/2022 tarihinde oy birliğiyle ve kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 27.05.2024 T., 2023/1644 E., 2024/1184 K.
Bu kararla, sahil şeridindeki kısmi yapılaşma değerlendirmesinde esas alınan tarihi ileri taşıyan Yönetmelik kuralı hukuka aykırı bulunmuştur. Uyuşmazlıkta, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 16. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki “11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planı” ibaresinin iptali istenmiş; Danıştay 6. Dairesi davayı reddetmişti. Kurul, Kanun’un geçiş rejimiyle Yönetmelik arasındaki uyumsuzluğu saptamıştır: “yapılaşmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleri ile ilgili hükümleri geçerli kabul edildiği halde, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin dava konusu 16. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ile bu tarihin, kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlarla ilgili imar planı revizyonlarına ilişkin düzenlemeyi içeren 3830 sayılı Kanun’un geçici maddesinin yürürlük tarihi olan 11 Temmuz 1992 tarihine taşınmasında Anayasa’nın 43. maddesine ve Kıyı Kanunu’nun geçici maddesine uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” Bu itibarla dava konusu bendin iptaline karar verilmesi gerekirken davanın reddi yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmadığı belirtilmiştir. Sonuç: Danıştay 6. Dairesinin 20/02/2023 tarih ve E:2021/3238, K:2023/1612 sayılı kararının BOZULMASINA, 27/05/2024 tarihinde oy çokluğuyla ve kesin olarak karar verilmiştir; kararda iki karşı oy bulunmaktadır ve bunlar Kurul’un çoğunluk görüşü değildir.
Danıştay 6. Daire, 25.12.2024 T., 2022/592 E., 2024/8049 K.
Bu kararla, kıyıdaki fuzuli işgalin tahliyesinde izlenmesi gereken usul ve tazminat şartları birlikte ortaya konmuştur. Uyuşmazlıkta, Hazineye ait ve kıyı kenar çizgisi üzerinde bulunan taşınmazda işyeri açma ve çalışma ruhsatına dayanarak büfe işleten davacıya tahliye ihtarı yapılmış, tahliye edilmeyince taşınmaz boşaltılıp aynı gün yıktırılmıştı. Daire önce yapının kaldırılmasını hukuka uygun bulmuş, ancak usulü denetlemiştir: mevzuata göre tahliyeden sonra fuzuli şagile enkazı kaldırması için otuz gün verilmesi gerekirken “mevzuatta öngörülen bu usule aykırı olarak -davacıya yapıyı yıkıp enkazını götürmesi için otuz günlük süre tanınmadan- tahliyenin ardından yapının derhal yıktırılmasında, söz konusu mevzuat hükümlerine uyulmaması nedeniyle hizmet kusuru bulunduğu açıktır.” Bununla birlikte tazminat için yeterli olmadığını belirtmiştir: “idarenin gerek kusurlu ve gerekse kusursuz sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için, eylem veya işlem şeklinde ortaya çıkan idari davranışın yanı sıra, bunun sonucunda meydana gelen bir zararın ve söz konusu idari davranışla meydana gelen zarar arasında nedensellik bağının da bulunması gerekir.” Eşyaların tutanakla teslim edildiği ve somut zarar ortaya konulamadığı saptanarak istem reddedilmiştir. Sonuç: Davacının temyiz isteminin reddine ve Bölge İdare Mahkemesi kararının belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 25/12/2024 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verilmiştir.
Danıştay 6. Daire, 13.10.2025 T., 2022/1271 E., 2025/4935 K.
Bu kararla, imar uygulamalarında kıyı durumunun önceden araştırılması gerektiği vurgulanmıştır. Uyuşmazlıkta parselasyon işlemine karşı açılan davada, düzenleme sahasına alınan parsellerin kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısımları bulunduğu ileri sürülmüştü; bölge idare mahkemesi istinaf başvurusunu kabul ederek davayı reddetmişti. Daire, taşınmazların hukuki durumunun belirlenmeden parselasyonun denetlenemeyeceğini saptamıştır: “uyuşmazlık konusu taşınmazların kıyıda kalıp kalmadığı, kıyıda kalmaları nedeniyle tapu kayıtlarında terkin yapılıp yapılmadığı araştırılarak düzenleme sınırının doğru geçirilip geçirilmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir.” Bu araştırma yapılmadan verilen karar hukuka uygun görülmemiştir. Sonuç: Davacının temyiz isteminin kabulüne ve Bölge İdare Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 13/10/2025 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verilmiştir.
İkinci halka, çizginin belirleyiciliğidir. Kıyı kenar çizgisi tespit edilmeden kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılamaz. Bu nedenle her dosyada ilk iş, onaylı paftanın ve onay tarihinin temin edilmesidir.
Üçüncü halka, sahil şeridindeki kademelenmedir. Yapılar kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabilir; bu mesafe ile çizgi arasındaki alan yalnızca yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreatif amaçlarla düzenlenebilir.
Dördüncü halka, plan koşuludur. Uygulama imar planı bulunmayan alanlardaki sahil şeritlerinde hiçbir yapı ve tesis yapılamaz. Plan varsa da kullanım türleri kanunda ve yönetmelikte sayılanlarla sınırlıdır.
Beşinci halka, yaptırımın ağırlaştırılmasıdır. Kıyıda ruhsatsız yapı yapılması hâlinde İmar Kanunu’na göre hesaplanan ceza bir kat artırılır ve bu artırım için ayrı bir koşul aranmaz. Buna karşılık İmar Kanunu’nun kendi artırım sebepleri somut tespit ister.
Altıncı halka, geçiş hükümleridir. Kanun’un geçici maddesi ile yönetmelik arasındaki uyumsuzluk, eski planlara dayanan yapılaşma taleplerinde belirleyici olmaktadır; bu nedenle plan onay tarihleri titizlikle çıkarılmalıdır. Bu tartışma çoğu zaman imar planına karşı dava ehliyeti ve süresiyle iç içe geçer.
Yedinci halka, yıkım usulüdür. Kıyıdaki fuzuli işgalin sona erdirilmesi hukuka uygun olsa bile, tahliyeden sonra enkazın kaldırılması için süre verilmemesi hizmet kusurudur. Bu ayrım, yıkım kararlarına karşı açılan davalarda gerekçeyi değiştirir.
Sekizinci halka, tazminatın şartlarıdır. Hizmet kusurunun varlığı tek başına yetmez; zararın gerçekleşmiş, belirli ve nedensellik bağıyla bağlı olması aranır. Kıyıdaki kullanımlar çoğu zaman fuzuli şagil sıfatıyla sürdüğünden, bu dosyalar ecrimisil uyuşmazlıklarıyla birlikte yürütülmelidir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| Tapuya güvenmek | Kıyıda kalan kısım terkin edilir | Kıyı kenar çizgisi paftası incelenmeli |
| Çizgiyi ölçmeden dava açmak | İddia somutlaşmaz | Ölçekli tespit yaptırılmalı |
| Sahil şeridini kıyı sanmak | Yanlış rejim tartışılır | İki alan ayrı ayrı değerlendirilmeli |
| 50 metre kuralını atlamak | Ruhsat iptal edilir | Yaklaşma mesafesi hesaplanmalı |
| Plan yokken yapı yapmak | Yıkım kaçınılmaz olur | Uygulama imar planı aranmalı |
| Artırımları tek kalemde tartışmak | Kısmi iptal kaçırılır | Her artırım sebebi ayrı incelenmeli |
| Kıyı artırımını imar artırımıyla karıştırmak | Yanlış savunma kurulur | Dayanakları ayrıştırılmalı |
| Otuz günlük süreyi sorgulamamak | Usul sakatlığı görülmez | Enkaz süresi araştırılmalı |
| Zararı belgelememek | Tazminat reddedilir | Zarar ve nedensellik ispatlanmalı |
Kıyı kenar çizgisi nedir?
Kanun’un 4. maddesine göre kıyı kenar çizgisi; deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda, kıyı çizgisinden sonraki kara yönünde su hareketlerinin oluşturduğu kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık ve benzeri alanların doğal sınırıdır.
Kıyı ile sahil şeridi farkı nedir?
Kıyı, kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasındaki alandır. Sahil şeridi ise kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alandır.
Kıyı özel mülkiyete konu olur mu?
Olmaz. Anayasa’nın 43. maddesi ile Kanun’un 5. maddesine göre kıyılar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır.
Kıyı kenar çizgisi tespiti zorunlu mudur?
Zorunludur. Kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin tespiti şarttır; tespit edilmemiş bölgelerde talep hâlinde, talep tarihini izleyen üç ay içinde tespit yapılması gerekir.
Kıyıda yapı yapılabilir mi?
Kural olarak yapılamaz. Ancak 6. maddede sayılan ve imar planı kararına bağlanan istisnalar vardır: iskele, liman, barınak, rıhtım, dalgakıran gibi altyapı ve tesisler; tersane ve su ürünleri üretim tesisleri; kruvaziyer ve yat limanları; belirli spor tesisleri; enerji iletim hatları ve millet bahçeleri.
Kıyıda çit veya duvar yapılabilir mi?
Yapılamaz. Kıyıda duvar, çit, parmaklık, telörgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz; bu fiiller ayrıca idari para cezası ve engelin kaldırılması yaptırımını doğurur.
Rekreatif amaçlı iskele yapılabilir mi?
Kıyının kumluk veya çakıllık olduğu alanlarda denize girme, güneşlenme, amatör su sporları gibi faaliyetler için rekreatif amaçlı iskele yapılamaz. Kayalık karakter gösteren ya da başka türlü faydalanmanın mümkün olmadığı zorunlu hâllerde ise genişliği üç metreyi geçmeyen ve platform niteliği taşımayan iskeleler yapılabilir.
Sahil şeridinde yapı ne kadar yaklaşabilir?
Sahil şeritlerinde yapılacak yapılar kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabilir; bu mesafe ile çizgi arasında kalan alanlar yalnızca yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreatif amaçla düzenlenebilir.
Uygulama imar planı yoksa ne olur?
Kanun’un 8. maddesine göre uygulama imar planı bulunmayan alanlardaki sahil şeritlerinde, 4. maddede belirtilen mesafeler içinde hiçbir yapı ve tesis yapılamaz.
Ruhsatsız yapıya hangi hükümler uygulanır?
Kanun’un 14. maddesine göre bu Kanun kapsamında kalan alanlarda ruhsatsız yapılar ile ruhsat ve eklerine aykırı yapılar hakkında 3194 sayılı İmar Kanunu’nun ilgili hükümleri uygulanır.
Ceza neden bir kat artırılıyor?
Kanun’un 15. maddesinin beşinci fıkrasına göre kıyıda ve uygulama imar planı bulunan sahil şeritlerinde ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapan kişilere İmar Kanunu hükümlerine göre verilecek ceza bir kat artırılır. Danıştay bu artırım için başkaca bir şart aranmadığını belirtmiştir.
İmar Kanunu’ndaki artırımlarla ilişkisi nedir?
Bunlar ayrı dayanaklardır. İmar Kanunu’nun 42. maddesindeki artırım sebeplerinin uygulanabilmesi için ilgili bendin aradığı somut koşulun tespit edilmiş olması gerekir; Kıyı Kanunu’ndaki artırım ise doğrudan yapının kıyıda olmasına bağlanmıştır.
Kıyıdaki işgal nasıl sona erdirilir?
Hazine taşınmazlarında tahliye, idarenin talebi üzerine bulunduğu yer mülki amirince en geç on beş gün içinde sağlanır. Üzerinde sabit tesis varsa, tahliyeden sonra ilgiliye tesisi yıkıp enkazını götürmesi için otuz gün süre verilir.
Yıkımda usul hatası tazminat doğurur mu?
Tek başına doğurmaz. Danıştay, otuz günlük süre verilmeden yıkım yapılmasını hizmet kusuru saymakla birlikte, tazminat için ayrıca gerçekleşmiş bir zararın ve nedensellik bağının ortaya konulması gerektiğini belirtmiştir.
Parselasyonda kıyı durumu araştırılır mı?
Araştırılır. Danıştay, düzenleme sahasına alınan taşınmazların kıyıda kalıp kalmadığının ve kıyıda kalmaları nedeniyle tapu kayıtlarında terkin yapılıp yapılmadığının araştırılarak düzenleme sınırının doğru geçirilip geçirilmediğinin tespit edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
- 2709 sayılı Anayasa m.43 – Kıyılardan yararlanma
- 2709 sayılı Anayasa m.125 – Yargı yolu ve idarenin sorumluluğu
- 3621 sayılı Kıyı Kanunu m.4 – Tanımlar
- 3621 sayılı Kanun m.5 – Genel esaslar
- 3621 sayılı Kanun m.6 – Kıyının korunması ve yapı yasağı
- 3621 sayılı Kanun m.8 – Sahil şeridinde yapılanma
- 3621 sayılı Kanun m.14 – Ruhsatsız yapılar
- 3621 sayılı Kanun m.15 – Cezalar ve bir kat artırım
- 3194 sayılı İmar Kanunu m.32 – Ruhsatsız yapıda durdurma ve yıkım
- 3194 sayılı İmar Kanunu m.42 – İdari para cezaları ve artırım sebepleri
- 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu m.75 – Ecrimisil ve tahliye
- Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik
İlgili yazılarımız: imar planına dava, ehliyet ve süre, belediye yıkım kararı, imar para cezası ve itiraz, ecrimisil davası ve yürütmenin durdurulması.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.