Senetle İspat Zorunluluğu ve Delil Başlangıcı: Tanık Ne Zaman Dinlenir?

- Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemler, değerleri 2.500 TL’yi geçiyorsa senetle ispatlanır (HMK m. 200/1).
- İşlemin değeri sonradan ödeme ya da borçtan kurtarma gibi bir nedenle 2.500 TL’nin altına düşse bile senetsiz ispat edilemez.
- Karşı taraf, kural hatırlatılarak açıkça muvafakat ederse tanık dinlenebilir (m. 200/2). Muvafakat açık olmalıdır; susmak yeterli değildir.
- Senede karşı tanık yasağı ayrıdır: senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak işlemler, 2.500 TL’den az olsa bile tanıkla ispatlanamaz (m. 201).
- Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı varsa tanık dinlenebilir (m. 202/1).
- Delil başlangıcı, işlemi tamamen ispata yetmemekle birlikte muhtemel gösteren ve karşı taraf ya da temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.
- Yargıtay, bir belgenin delil başlangıcı sayılabilmesi için üç şartın bir arada bulunmasını arar: yazılı belge olması, aleyhine ileri sürülen kişi tarafından verilmiş olması ve hukuki işlemin varlığına delalet etmesi.
- Tek başına bir noter vekâletnamesi, taraflar arasında satış ve bedel ödendiğini göstermediği için delil başlangıcı sayılmamıştır.
- Tarafların imzasını taşıyan ve işlemi muhtemel gösteren adi yazılı belge ise delil başlangıcı kabul edilir; bu hâlde tanık dinlenmelidir.
- HMK m. 203, altı ayrı istisna sayar: yakın hısımlar arası işlemler, senede bağlanmaması teamül olan işlemler, olağanüstü hâller, irade bozukluğu ve aşırı yararlanma, üçüncü kişilerin muvazaa iddiası ve senedin kaybı.
- Teamül istisnası kendiliğinden kabul edilmez; işlemin senede bağlanmamasının o yörede yerleşmiş, istikrar kazanmış ve kamuoyunca benimsenmiş olması araştırılır.
- Senetle ispatı gereken hususlar tanıkla ispatlanamasa da yemin, ikrar ve ticari defter gibi diğer kesin delillerle kanıtlanabilir.
- Yemin teklif edilip eda edilirse sonuç bağlayıcıdır; bu nedenle diğer deliller tüketilmeden yemine geçilmesi bozma sebebi olabilir.
- İstirdat davasında davacı yalnızca paranın verilmesi gerekmediğini ispatla yükümlüdür (İİK m. 72/8).
“Tanığım var” cümlesi, hukuk davalarında sanıldığı kadar güçlü değildir. Türk usul hukuku belirli bir değeri aşan hukuki işlemler için yazılı delil arar; bu eşiğin üstünde kalan bir iddia, on tanık dinletilse de ispatlanmış sayılmaz. Buna karşılık kanun kapıyı tamamen kapatmaz: elde küçük bir yazılı iz varsa tanık yeniden devreye girebilir.
Bu yazıda senetle ispat zorunluluğunun kapsamını, senede karşı tanık yasağını, delil başlangıcı kavramını ve HMK m. 203’teki istisnaları — özellikle uygulamada en çok tartışılan teamül istisnasını — Yargıtay kararlarıyla birlikte ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
HMK m. 199 – Belge: “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.”
HMK m. 200 – Senetle ispat zorunluluğu: “(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. (2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.”
HMK m. 201 – Senede karşı tanıkla ispat yasağı: “Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.”
HMK m. 202 – Delil başlangıcı: “(1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.”
HMK m. 203 – Senetle ispat zorunluluğunun istisnaları: “(1) Aşağıdaki hâllerde tanık dinlenebilir: a) Altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler. b) İşin niteliğine ve tarafların durumlarına göre, senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler. c) Yangın, deniz kazası, deprem gibi senet alınmasında imkânsızlık veya olağanüstü güçlük bulunan hâllerde yapılan işlemler. ç) Hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları. d) Hukuki işlemlere ve senetlere karşı üçüncü kişilerin muvazaa iddiaları. e) Bir senedin sahibi elinde beklenmeyen bir olay veya zorlayıcı bir nedenle yahut usulüne göre teslim edilen bir memur elinde veya noterlikte herhangi bir şekilde kaybolduğu kanısını kuvvetlendirecek delil veya emarelerin bulunması hâli.”
HMK m. 190/1 – İspat yükü: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.”
İİK m. 72/7-8 – İstirdat davası: “Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir… Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur.”
Hangi durumda tanık dinlenir?
| Durum | Tanık dinlenir mi? | Dayanak |
|---|---|---|
| İşlemin değeri 2.500 TL’nin altında | Evet | HMK m. 200/1 (a contrario) |
| İşlemin değeri 2.500 TL’yi aşıyor | Kural olarak hayır | HMK m. 200/1 |
| Değer sonradan 2.500 TL’nin altına düşmüş | Hayır | HMK m. 200/1, ikinci cümle |
| Karşı taraf kural hatırlatılarak açıkça muvafakat etmiş | Evet | HMK m. 200/2 |
| Senedin gücünü azaltan işlem iddiası | Hayır (tutar ne olursa olsun) | HMK m. 201 |
| Delil başlangıcı niteliğinde belge var | Evet | HMK m. 202 |
| Yakın hısımlar arasındaki işlem | Evet | HMK m. 203/1-a |
| Senede bağlanmaması teamül olan işlem | Evet (teamül ispatlanırsa) | HMK m. 203/1-b |
| İrade bozukluğu veya aşırı yararlanma iddiası | Evet | HMK m. 203/1-ç |
| Üçüncü kişinin muvazaa iddiası | Evet | HMK m. 203/1-d |
Kritik nokta: Senetle ispat zorunluluğu, “başka hiçbir delil kullanılamaz” anlamına gelmez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin ifadesiyle yazılı delille ispatı gereken hususlar istisnalar dışında takdiri delillerle ve bu kapsamdaki tanık deliliyle ispatlanamaz; ancak senet dışındaki yemin, ikrar ve ticari defterler gibi diğer kesin delillerle kanıtlanması mümkündür. Dolayısıyla elinde senet bulunmayan tarafın önündeki yol tanıkla sınırlı değildir. Ancak yemin son çaredir: diğer deliller tüketilmeden yemine geçilmesi, delillerin eksik toplanması nedeniyle bozma sebebi olabilir.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- İşlemin türünü ve değerini belirleyin. HMK m. 200 yalnızca hukuki işlemler için geçerlidir; haksız fiil, sebepsiz zenginleşme gibi maddi vakıalar her türlü delille ispatlanabilir.
- Değeri işlem tarihine göre hesaplayın. Ölçüt, işlemin yapıldığı zamanki miktar veya değeridir; sonradan yapılan kısmi ödemeler eşiği düşürmez.
- Elinizdeki belgeleri tek tek tarayın. Makbuz, teslim tutanağı, e-posta, mesaj, kantar fişi, irsaliye — hepsi delil başlangıcı adayıdır.
- Üç şartı belge bazında test edin. Yazılı bir belge mi? Aleyhine ileri sürülen kişi tarafından verilmiş mi? Hukuki işlemin varlığına delalet ediyor mu? Üçü birden yoksa o belge delil başlangıcı sayılmaz.
- Belgenin kimden geldiğine dikkat edin. Belgenin karşı taraf ya da temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş olması aranır; kendi düzenlediğiniz belge kural olarak delil başlangıcı olmaz.
- El yazısı belgelerde yazı incelemesi isteyin. Kantar fişi gibi el yazılı belgelerde, yazının kime ait olduğunun bilirkişi incelemesiyle saptanması delil başlangıcı niteliğini belirleyebilir.
- Vekâletnameye fazla güvenmeyin. Tek başına bir noter vekâletnamesi, taraflar arasında satış ilişkisi kurulduğunu ve bedel ödendiğini göstermediğinden delil başlangıcı sayılmamıştır.
- Karşı tarafın muvafakatini tutanağa geçirtin. HMK m. 200/2 uyarınca kural hatırlatılarak alınan açık muvafakat tanık dinlenmesini mümkün kılar; muvafakatin kapsamı ve açıklığı tutanakta yer almalıdır.
- Teamül istisnasını somut araştırmayla destekleyin. Ticaret ve sanayi odası, ziraat odası, kaymakamlık, belediye ve esnaf odasından görüş sorulmasını talep edin; teamülün yerleşmiş, istikrarlı ve kamuoyunca benimsenmiş olması aranır.
- Yakın hısımlık ilişkisini belgeleyin. Altsoy-üstsoy, kardeş, eş, kayınbaba, kaynana, gelin ve damat arasındaki işlemlerde tanık dinlenebilir; nüfus kaydı dosyaya konulmalıdır.
- Yemin delilini son sıraya bırakın. Diğer delilleriniz toplanmadan yemine geçilmesi hâlinde eksik inceleme itirazınızı zamanında yapın; yemin eda edilirse sonuç bağlayıcı olur.
- Senede karşı iddiada yazılı belge arayın. Senedin teminat amaçlı verildiği gibi iddialar HMK m. 201 kapsamındadır ve kural olarak tanıkla ispatlanamaz; ancak delil başlangıcı varsa tanık dinlenir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/7104, K. 2019/3450, 17.04.2019
Delil başlangıcı için üç şart aranır; şartları taşıyan belge varsa tanık dinlenmelidir. Kiracı, kira ilişkisi için verdiği senedin teminat senedi olduğunu ileri sürerek menfi tespit davası açmış; senette teminat kaydı bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Daire önce senede karşı ispat yasağını hatırlatmıştır: “Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.” Ardından istisnayı ve ölçütü koymuştur: “Bir belgenin yazılı delil başlangıcı sayılabilmesi için üç şartın bir arada bulunması gerekmektedir. Bunlar; 1- Yazılı bir belge bulunmalı, 2- Belge aleyhine ileri sürülen şahıs tarafından verilmiş olmalı 3- Belge hukuki işlemin varlığına delalet etmelidir.” Somut olayda davalının imzasını inkâr etmediği, anahtar teslimine ve senedin ödeneceğine ilişkin 17.01.2015 tarihli adi yazılı belge bulunmaktadır. Daire, bu belgenin yazılı delil başlangıcı sayılarak davacı tanıklarının dinlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Sonuç olarak hüküm davacı yararına bozulmuş ve karar oy birliğiyle verilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/7686, K. 2023/676, 20.03.2023
Noter vekâletnamesi tek başına yazılı delil başlangıcı değildir; tanıkla ispat edilemez. İcra tehdidi altında ödeme yapan kişi istirdat davası açmış; alacaklı, taraflar arasında taşınmaz satışı bulunduğunu ve 130.000 TL ödediğini savunarak dayanak olarak düzenleme şeklindeki vekâletnameleri ve tanık beyanlarını göstermiştir. İlk derece mahkemesi vekâletnameleri yazılı delil başlangıcı sayarak davayı reddetmiş; bölge adliye mahkemesi ise elden ödeme iddiasının tanıkla ispat sınırının üzerinde olduğunu, davacının tanık dinlenmesine açıkça muvafakat etmediğini ve ispat yükü kendisinde olan davalının yemin hakkını da kullanmadığını belirterek davayı kabul etmiştir. Daire, HMK m. 200 ve 202 ile İİK m. 72’yi aktardıktan sonra “vekaletnamenin yazılı delil başlangıcı niteliğinin olmadığı, tanıkla ispat edilemeyeceği” sonucuna varmıştır. Sonuç olarak davalının temyiz itirazları reddedilerek bölge adliye mahkemesi kararı onanmış ve karar oybirliği ile verilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/3946, K. 2025/2743, 12.05.2025
Teamül istisnası kendiliğinden kabul edilmez; somut kurumlardan sorularak araştırılmalıdır. Kestane satışından doğan alacak için başlatılan takibe itirazın iptali istenmiş; davacı el yazısıyla düzenlenmiş kantar fişlerine dayanmış, davalı fişleri kendilerinin düzenlemediğini savunmuştur. Yerel mahkeme tanıkla ispatın mümkün olmadığı ve yeminin eda edildiği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire önce genel kuralı ve sınırını çizmiştir: “Yazılı delille (senetle) ispatı gereken hususlar, istisnalar dışında takdiri delillerle ve bu kapsamdaki tanık delili ile ispatlanamaz ise de bu hususların senet dışındaki yemin, ikrar ve ticari defterler gibi diğer kesin delillerle kanıtlanması mümkündür.” Teamül istisnası bakımından ise ölçütü şöyle belirlemiştir: “Teamül unsurunun gerçekleşmesi, yani bir çevrede herhangi bir hukuki işlemin devamlı olarak senede bağlanmamasının adet haline gelmesi ve bu hususun zaman içinde herkesçe uyulmak suretiyle istikrarlı bir nitelik kazanmış bulunması ve ayrıca kamuoyunda da bu teamüle inanılmış olması gerekmektedir.” Daire, satışın senede bağlanmamasının yörede teamül hâline gelip gelmediğinin ticaret ve sanayi odası, ziraat odası, kaymakamlık, belediye başkanlığı ile esnaf ve sanatkârlar odasından sorulmasını; ayrıca kantar fişlerindeki el yazısının kime ait olduğunun Adli Tıp Kurumu incelemesiyle saptanmasını ve fişlerin delil başlangıcı sayılması hâlinde tanık dinlenmesini gerekli görmüştür. Sonuç olarak bölge adliye mahkemesi kararı ortadan kaldırılmış, ilk derece mahkemesi kararı bozulmuş ve karar oybirliği ile verilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/3999, K. 2025/2046, 16.04.2025
İnanç sözleşmesinde inanılanın imzası yoksa belge delil başlangıcı sayılmayabilir. İnanç sözleşmelerine dayanılarak tapu iptali ve tescil istenmiş; sözleşmelerde inanılan davalının kendi imzası bulunmayıp yalnızca vekilinin imzası yer almaktadır. İlk derece mahkemesi, dayanak vekâletnamenin inançlı işlemleri kapsamadığını, sözleşmelerde inanan olarak adı geçen bazı kişilerin de imzasının bulunmadığını saptayarak “sunulan sözleşmelerin delil başlangıcı olarak kabul edilmediğinden tarafların dayandığı sair deliller ve vakıaların da yargılamada değerlendirmeye alınmadığı” gerekçesiyle davayı reddetmiş; bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, temyizen incelenen kararı ispat kuralları ve gerekçeleri bakımından usul ve kanuna uygun bulmuştur. Sonuç olarak bölge adliye mahkemesi kararı onanmış; karar 16.04.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla verilmiştir. Kararda yer alan ve delil başlangıcı kuralının daha geniş yorumlanması gerektiğini savunan ayrıntılı değerlendirme, Dairenin çoğunluk görüşüne değil karşı oy yazısına aittir; hükme dahil değildir.
Bu dört karar birlikte okunduğunda, senetle ispat kuralının katı bir yasak değil, kademeli bir sistem olduğu görülüyor. Sistem üç katmandan oluşuyor: kural, kuralın kapsamını genişleten yasak ve kuralı yumuşatan istisnalar.
Birinci katman kuraldır. HMK m. 200, belirli amaçlarla yapılan hukuki işlemlerin değeri 2.500 TL’yi aşıyorsa senetle ispatını zorunlu kılar. Maddede sayılan amaçlar dikkatle okunmalıdır: hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası. Bu liste hukuki işlemlere ilişkindir; haksız fiil, sebepsiz zenginleşme ya da bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediği gibi maddi vakıalar bu kapsamda değildir ve her türlü delille ispatlanabilir. Maddenin ikinci cümlesi ise kaçış yolunu kapatır: değer sonradan ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle eşiğin altına düşse bile senetsiz ispat mümkün olmaz.
İkinci katman, kapsamı genişleten yasaktır. HMK m. 201, senede bağlı bir iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak ya da azaltacak hukuki işlemlerin, tutarı 2.500 TL’den az olsa bile tanıkla ispatlanamayacağını söyler. Burada parasal eşik hiç işlemez. Uygulamada bu hüküm en çok “senet teminat amaçlı verilmişti” savunmasında karşımıza çıkar; 3. Hukuk Dairesinin 2019 tarihli kararı da böyle bir dosyada verilmiştir.
Üçüncü katman istisnalardır ve sistemi yaşanabilir kılan da budur. Birinci istisna açık muvafakattir: karşı tarafa kural hatırlatılarak alınan açık onay tanık dinlenmesini mümkün kılar. İkinci ve en çok işleyen istisna delil başlangıcıdır. HMK m. 202 bunu tanımlarken üç unsuru bir araya getirir; 3. Hukuk Dairesi bunu numaralandırarak somutlaştırmıştır: yazılı bir belge bulunmalı, belge aleyhine ileri sürülen şahıs tarafından verilmiş olmalı ve belge hukuki işlemin varlığına delalet etmelidir.
Dördüncü halka, bu üç şartın nasıl uygulandığıdır ve kararlar arasındaki fark tam da buradadır. 2019 tarihli kararda davalının imzasını inkâr etmediği, anahtarın teslim alındığını ve senedin ödeneceğini içeren adi yazılı belge üç şartı da karşılamış ve delil başlangıcı sayılmıştır. 2023 tarihli kararda ise noterde düzenlenmiş vekâletname, taraflar arasında bir satış ilişkisi kurulduğuna ve bedel ödendiğine delalet etmediği için delil başlangıcı sayılmamıştır. Aradaki fark üçüncü şarttadır: belge, iddia edilen hukuki işlemi muhtemel göstermelidir; herhangi bir hukuki ilişkinin varlığını göstermesi yetmez.
Beşinci halka, belgenin kimden geldiği şartıdır. Kanun, belgenin “kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş” olmasını arar. 7. Hukuk Dairesinin 2025 tarihli dosyasında sözleşmelerde inanılanın kendi imzası bulunmuyor, yalnızca vekilinin imzası yer alıyordu; ilk derece mahkemesi dayanak vekâletnamenin bu işlemleri kapsamadığını da saptayarak belgeleri delil başlangıcı saymamıştır. Bu karar oy çokluğuyla verilmiş olup, temsilcinin delil başlangıcı oluşturma yetkisinin daha geniş yorumlanması gerektiği yönündeki ayrıntılı değerlendirme karşı oy yazısında kalmıştır — bir dilekçede yalnızca çoğunluk sonucuna dayanmak gerekir.
Altıncı halka, teamül istisnasıdır ve tarım, hayvancılık, hurda, nakliye gibi sektörlerde hayati önem taşır. HMK m. 203/1-b, işin niteliğine ve tarafların durumlarına göre senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş işlemlerde tanık dinlenebileceğini söyler. Ancak 3. Hukuk Dairesinin 2025 tarihli kararı bu istisnanın kolay kabul edilmediğini gösterir: teamülün varlığı için işlemin senede bağlanmamasının o çevrede âdet hâline gelmiş, zaman içinde herkesçe uyulmak suretiyle istikrar kazanmış ve kamuoyunda da bu teamüle inanılmış olması gerekir. Daire, bunun ticaret ve sanayi odası, ziraat odası, kaymakamlık, belediye ile esnaf odasından sorulmasını istemiştir. Yani teamül iddiası dilekçede bir cümleyle geçiştirilemez; delillendirilmesi gereken bir vakıadır.
Yedinci halka, senetle ispat kuralının kapsamının sanıldığından dar olmasıdır. Kural, tanık gibi takdiri delilleri devre dışı bırakır; kesin delilleri değil. 3. Hukuk Dairesinin açıkça belirttiği gibi bu hususlar yemin, ikrar ve ticari defterler gibi diğer kesin delillerle kanıtlanabilir. Elinde senet bulunmayan taraf için bu, pratik bir yol haritasıdır: karşı tarafın ticari defterlerinin incelenmesini istemek, ikrara yönelik isticvap talep etmek ve son çare olarak yemin teklif etmek.
Sekizinci ve son halka, yemin delilinin sırasıdır. 2025 tarihli kararda yerel mahkeme, davacının tanık dinlenmesinden vazgeçtiğini ve münhasıran yemine dayandığını beyan etmediği hâlde yemine geçmiş; Daire bunu eksik inceleme sayarak bozmuştur. Yemin, delil sıralamasının sonunda gelir ve eda edildiğinde sonucu kesin olarak belirler. Bu nedenle yemin teklif edilmeden önce belge, bilirkişi ve teamül araştırması gibi imkânların tüketilmiş olması gerekir; aksi hâlde taraf, elindeki güçlü delilleri kullanmadan davasını kaybedebilir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Doğrusu |
|---|---|
| “Tanığım var, ispatlarım” varsayımı | 2.500 TL’yi aşan hukuki işlemler kural olarak senetle ispatlanır |
| Kısmi ödemeyle eşiğin altına düşüldüğünü sanmak | Değer sonradan düşse bile senetsiz ispat edilemez |
| Karşı tarafın susmasını muvafakat saymak | HMK m. 200/2 açık muvafakat arar; kural ayrıca hatırlatılır |
| Senedin teminat olduğunu tanıkla ispata çalışmak | HMK m. 201 bunu tutar ne olursa olsun yasaklar; delil başlangıcı gerekir |
| Kendi düzenlediği belgeyi delil başlangıcı saymak | Belge, aleyhine ileri sürülen kişi ya da temsilcisi tarafından verilmiş olmalıdır |
| Vekâletnameyi delil başlangıcı olarak sunmak | Vekâletname, iddia edilen satış ve ödeme işlemini muhtemel göstermez |
| Teamül iddiasını araştırmasız ileri sürmek | Teamülün yerleşmiş, istikrarlı ve kamuoyunca benimsenmiş olduğu araştırılmalıdır |
| El yazılı belgede yazı incelemesi istememek | Yazının kime ait olduğu, belgenin delil başlangıcı niteliğini belirleyebilir |
| Diğer deliller toplanmadan yemine geçmek | Yemin son çaredir; eksik inceleme bozma sebebi olur |
Senetle ispat zorunluluğu nedir?
HMK m. 200 uyarınca bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri 2.500 TL’yi geçiyorsa senetle ispatlanması gerekir. Bu eşiğin üzerindeki işlemler kural olarak tanıkla ispatlanamaz.
Bu kural her uyuşmazlıkta uygulanır mı?
Hayır. Kural, maddede sayılan amaçlarla yapılan hukuki işlemlere ilişkindir. Haksız fiil, sebepsiz zenginleşme ya da bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediği gibi maddi vakıalar bu kapsamda değildir ve her türlü delille ispatlanabilir.
Borcun bir kısmı ödendi, kalan tutar sınırın altında; tanık dinletebilir miyim?
Hayır. HMK m. 200/1’in ikinci cümlesi bu ihtimali açıkça kapatır: hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle 2.500 TL’den aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Ölçüt işlemin yapıldığı andaki değerdir.
Karşı taraf kabul ederse tanık dinlenir mi?
Evet. HMK m. 200/2 uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda, birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir. Muvafakatin açık olması ve kuralın hatırlatıldığının tutanağa geçmesi önemlidir; sessiz kalmak muvafakat sayılmaz.
Senede karşı tanıkla ispat yasağı nedir?
HMK m. 201 uyarınca senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, 2.500 TL’den az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz. Burada parasal eşik hiç uygulanmaz.
Delil başlangıcı nedir?
HMK m. 202/2’ye göre delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. Böyle bir belge varsa tanık dinlenebilir.
Bir belgenin delil başlangıcı sayılması için hangi şartlar aranır?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesine göre üç şartın bir arada bulunması gerekir: yazılı bir belge bulunmalı, belge aleyhine ileri sürülen şahıs tarafından verilmiş olmalı ve belge hukuki işlemin varlığına delalet etmelidir. Üçünden biri eksikse belge delil başlangıcı sayılmaz.
Noter vekâletnamesi delil başlangıcı olur mu?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 20.03.2023 tarihli kararında, düzenleme şeklindeki vekâletnamenin yazılı delil başlangıcı niteliğinin olmadığı ve iddianın tanıkla ispat edilemeyeceği kabul edilmiştir. Vekâletname bir temsil yetkisini gösterir; taraflar arasında satış ilişkisi kurulduğunu ve bedel ödendiğini göstermez.
WhatsApp mesajı veya e-posta delil başlangıcı olabilir mi?
HMK m. 199 elektronik ortamdaki verileri belge saymaktadır. Bu nedenle karşı taraftan gelen ve iddia edilen işlemi muhtemel gösteren bir mesaj ya da e-posta, delil başlangıcının üç şartını taşıyorsa bu niteliği kazanabilir. Belirleyici olan içeriğin işleme delalet edip etmediğidir.
Senetle ispat zorunluluğunun istisnaları nelerdir?
HMK m. 203 altı hâl sayar: altsoy-üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler; senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş işlemler; yangın, deniz kazası, deprem gibi senet alınmasında imkânsızlık veya olağanüstü güçlük bulunan hâller; irade bozukluğu ve aşırı yararlanma iddiaları; üçüncü kişilerin muvazaa iddiaları; senedin kaybolduğu kanısını kuvvetlendiren delil veya emare bulunması.
Teamül istisnası nasıl ispatlanır?
Yargıtay’a göre teamül unsurunun gerçekleşmesi için, bir çevrede o hukuki işlemin devamlı olarak senede bağlanmamasının âdet hâline gelmesi, bunun zaman içinde herkesçe uyulmak suretiyle istikrarlı bir nitelik kazanması ve kamuoyunda da bu teamüle inanılmış olması gerekir. Uygulamada ticaret ve sanayi odası, ziraat odası, kaymakamlık, belediye ve esnaf odasından görüş sorulur.
Senedim yoksa başka hangi delillere dayanabilirim?
Senetle ispatı gereken hususlar tanık gibi takdiri delillerle ispatlanamaz; ancak senet dışındaki yemin, ikrar ve ticari defterler gibi diğer kesin delillerle kanıtlanabilir. Bu nedenle karşı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi, isticvap ve yemin yolları değerlendirilmelidir.
Yemin ne zaman teklif edilmeli?
Yemin, delil sıralamasının sonunda yer alır ve eda edildiğinde sonucu kesin olarak belirler. Yargıtay, taraf tanık dinlenmesinden vazgeçmeden ve münhasıran yemine dayandığını beyan etmeden yemine geçilmesini eksik inceleme sayarak bozmuştur. Bu nedenle diğer deliller tüketilmeden yemine geçilmemelidir.
El yazılı kantar fişi veya irsaliye işe yarar mı?
Yarayabilir. Yargıtay, el yazısıyla düzenlenmiş kantar fişlerinde yazının kime ait olduğunun Adli Tıp Kurumu incelemesiyle saptanmasını; yazının karşı taraf adına düzenleyen kişiye ait çıkması hâlinde fişlerin yazılı delil başlangıcı sayılarak tanık dinlenmesini gerekli görmüştür.
İstirdat davasında ispat yükü kimdedir?
İİK m. 72/8 uyarınca davacı, istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur. Buna karşılık alacaklı, aralarındaki hukuki ilişkinin ve ödemenin varlığını ileri sürüyorsa bu iddiasını senetle ispat kurallarına uygun biçimde kanıtlamak durumundadır.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 187-190 – İspatın konusu ve ispat yükü
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 199 – Belge kavramı
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 200 – Senetle ispat zorunluluğu
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 201 – Senede karşı tanıkla ispat yasağı
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 202 – Delil başlangıcı
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 203 – Senetle ispat zorunluluğunun istisnaları
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 222 – Ticari defterlerin ispat gücü
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 225-239 – Yemin
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 240-265 – Tanık
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 6 – İspat yükü
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 72 – Menfi tespit ve istirdat davaları
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 12 – Sözleşmelerde şekil serbestisi
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: isticvap ve yemin, ticari defterlerin delil niteliği, bilirkişi raporuna itiraz, delil tespiti davası ve itirazın iptali davası.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları sonucu değiştirebilir.