Öğretim Üyeliğine Atama ve Yükseltilme (2547 s.K. m.23-24): Jüri, Ek Koşullar ve İptal Davası

- Doktor öğretim üyesi kadrolarına atama 2547 sayılı Kanun m.23’te, doçent kadrolarına atama m.24’te düzenlenmiştir; her ikisinde de üç kişilik bir jüriden yazılı mütalaa alınması zorunludur.
- Doktor öğretim üyeliğinde jüri üç profesör veya doçent kadrosundaki doçentten, doçentlikte ise üç profesörden oluşur; en az biri başka üniversiteden olmalıdır.
- Jüri raporlarının alınmasından sonra yönetim kurulunun görüşü alınır; bir kadroya birden fazla aday başvurmuşsa yönetim kurulu tercihini gerekçeli olarak belirtmek zorundadır.
- Üniversiteler ek koşul belirleyebilir; ancak kanunda yer almayan genel ve objektif nitelikteki ek koşullar için Yükseköğretim Kurulu onayı zorunludur.
- Buna karşılık belirli bir kadroya özgü, ihtiyaç ve hizmet gerekleri gözetilerek konulan spesifik koşullar YÖK onayına tabi değildir.
- Danıştay, tüm kadrolar için geçerli kılınan “doçent unvanlılar doktor öğretim üyesi kadrosuna başvuramaz” şartını genel ek koşul saymış ve YÖK onayı alınmadan çıkılan ilana dayanan atamayı hukuka aykırı bulmuştur.
- Aynı Daire, “belirli bir alanda yayınları olmak” biçimindeki kadroya özgü koşulu ise YÖK onayına tabi görmemiştir.
- Jüri, adayın başvurduğu bilim alanıyla ilgili öğretim üyelerinden oluşturulmalıdır; başka bölümlerden seçilen jüri hukuka aykırıdır.
- Jüri üyesi ile atanan aday arasında ortak yayın veya bildiri bulunması, tarafsızlık ilkesini ihlal eder ve işlemi sakatlar.
- Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, atanacak adayla birden çok ortak çalışması olan kişinin jüri üyeliğinden çıkarılması gerektiğine hükmetmiştir.
- Jüri değerlendirmeleri atamanın esaslı unsurudur; bu nedenle jürinin usulüne uygun kurulmaması tek başına iptal sebebidir.
- Üniversitenin akademik ihtiyaç ve önceliklerine göre tercih yapması takdir yetkisi kapsamındadır; ancak asgari koşulları sağlayan adaylar arasında puan üstünlüğü göz ardı edilemez.
- Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi, jüri raporlarının teknik değerlendirmesiyle sınırlı kalmamalı; adayların bilimsel çalışmaları ve akademik geçmişleri bizzat değerlendirilmelidir.
- İptal kararı, davacının doğrudan o kadroya atanması sonucunu doğurmaz; idare usulüne uygun yeni bir jüri kurarak başvuruyu yeniden değerlendirir.
- Doktor öğretim üyesi ataması en az bir en çok dört yıl süreyle yapılır ve süre sonunda görev kendiliğinden sona erer.
Akademik kadro ilanları her yıl yüzlerce uyuşmazlığa kaynak oluşturuyor. Tartışma çoğu zaman “kim daha nitelikli” sorusu üzerinden değil, sürecin nasıl işletildiği üzerinden yürüyor: ilanda konulan koşul için YÖK onayı alınmış mı, jüri kimlerden kurulmuş, yönetim kurulu tercihini gerekçelendirmiş mi?
Danıştay’ın son yıllardaki kararları bu üç soru etrafında istikrarlı bir çizgi oluşturmuştur. Özellikle jüri üyelerinin tarafsızlığı konusunda getirilen ölçüt, dava dilekçelerinde en sık kullanılan iptal sebebi hâline gelmiştir. Aşağıda süreci adım adım, kararlarla birlikte ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
“a) Yükseköğretim kurumlarında açık bulunan doktor öğretim üyesi kadroları rektörlükçe ilan edilir. İlan edilen bu kadrolara fakültelerde dekan; diğer birimlerde müdürler, biri o birimin yöneticisi biri de o yükseköğretim kurumunun dışından olmak üzere üç profesör veya doçent tespit ederek bunlardan adayların her biri hakkında yazılı mütalaa isterler. Dekan veya ilgili müdür yönetim kurullarının görüşünü aldıktan sonra önerilerini rektöre sunar. Atama rektör tarafından en çok dört yıl süre ile yapılır. Her atama süresinin sonunda görev kendiliğinden sona erer… c) Yükseköğretim kurumları, doktor öğretim üyesi kadrosuna atama için Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler.”
“d) Yükseköğretim kurumları, doçent kadrosuna atama için, doçentlik unvanına sahip olmanın yanında Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim veya sanat disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler… e) … Doçent kadrosuna başvuran adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından, varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar.”
Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği, 12/06/2018 tarih ve 30449 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan hâliyle yürürlüktedir ve bu tarihten önceki uyuşmazlıklarda önceki Yönetmelik hükümleri uygulanır. “Yardımcı doçent” unvanı 2018 yılında “doktor öğretim üyesi” olarak değiştirilmiş olup, daha eski tarihli kararlarda geçen yardımcı doçentlik kadrosuna ilişkin ilkeler bugün doktor öğretim üyeliği bakımından geçerlidir. Yönetmelik m.6, m.7, m.8, m.9 ve m.11 atama sürecinin ayrıntılarını düzenler; m.11/4 uyarınca rektör, dosya inceleme sonuçlarına dayanarak yönetim kurulunun gerekçeli görüşünü de aldıktan sonra atama hakkındaki kararını verir.
| Aşama | Doktor öğretim üyesi (m.23) | Doçent (m.24) |
|---|---|---|
| İlan | Rektörlükçe ilan edilir | Resmî Gazete’de ve üniversite sayfasında ilan edilir |
| Başvuru süresi | İlanda belirtilir | On beş günden az olamaz |
| Jüriyi belirleyen | Dekan veya ilgili müdür | Rektör |
| Jüri bileşimi | Üç profesör veya doçent kadrosundaki doçent | Üç profesör |
| Dışarıdan üye | En az biri başka üniversiteden | En az biri başka üniversiteden |
| Rapor süresi | Bir ay | Bir ay |
| Yönetim kurulu | Birden fazla adayda gerekçeli tercih | Gerekçeli görüş bildirir |
| Atamayı yapan | Rektör | Rektör |
| Süre | En az bir, en çok dört yıl | Süre sınırı öngörülmemiştir |
Ek koşul tartışmasında ölçüt tek cümleyle şudur: koşul, ilandaki bütün kadrolar için geçerli genel bir kural mı, yoksa yalnızca o kadronun ihtiyacına özgü bir nitelik mi? Birincisi genel ve objektif ek koşuldur ve Yükseköğretim Kurulu onayına tabidir; ikincisi kadroya özgü spesifik koşuldur ve onay gerektirmez. Danıştay 8. Daire her iki yönde de karar vermiş, ayrımı bu ölçüt üzerinden kurmuştur.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- İlan metnini eksiksiz temin edin; ilanda hangi koşulların, hangi kadrolar için konulduğunu tablo hâline getirin.
- İlandaki koşulun genel mi kadroya özgü mü olduğunu belirleyin; genelse Yükseköğretim Kurulu onayının varlığını sorgulayın.
- YÖK onayının dosyaya getirtilmesini ara kararla talep edin; onay yoksa bu tek başına iptal sebebidir.
- Jüri üyelerinin kimler olduğunu ve hangi usulle belirlendiğini öğrenin; en az bir üyenin başka üniversiteden olması zorunludur.
- Jüri üyelerinin adayın başvurduğu bilim alanıyla ilgili olup olmadığını denetleyin; farklı bölümlerden seçilen jüri hukuka aykırıdır.
- Jüri üyeleri ile atanan aday arasında ortak makale, bildiri veya proje bulunup bulunmadığını araştırın; bu, en güçlü iptal sebeplerinden biridir.
- Ortak çalışmaları künyeleriyle birlikte listeleyin; yıl, dergi ve yazar sıralaması dilekçede açıkça gösterilmelidir.
- Yönetim kurulu kararının gerekçeli olup olmadığını inceleyin; birden fazla adayda gerekçesiz tercih usule aykırıdır.
- Üniversitenin kendi atama ve yükseltme asgari koşullarını temin edin; puanlama kriterleri varsa puanlarınızı hesaplatın.
- Bilirkişi incelemesi talep ederken kapsamı net yazın: jüri raporlarının teknik değerlendirmesi değil, adayların bilimsel çalışmalarının değerlendirilmesi istenmelidir.
- Görevli mahkemeyi ve dava açma süresini kontrol edin; işlem üniversite yönetim kurulu veya rektörlük işlemi olabilir.
- İptal kararının sizi doğrudan kadroya atamayacağını bilerek, yeniden değerlendirme sürecini de takip edin.
Danıştay 8. Daire, 05.02.2025 T., 2023/4295 E., 2025/401 K.
Daire, ilandaki bütün kadrolar için geçerli kılınan bir başvuru yasağını genel ve objektif nitelikte ek koşul saymış ve bunun için Yükseköğretim Kurulu onayı alınmamış olmasını iptal sebebi kabul etmiştir. Kararda önce süreç tarif edilmiştir: “rektörlük tarafından kadro ilan edilmesi sonrası, usulüne uygun olarak oluşturulacak üç kişilik jüriden adayların her bir hakkında yazılı mütalaa alınmalıdır. Her bir aday hakkında düzenlenen jüri raporlarının alınması üzerine ilk yönetim kurulu toplantısında, aday veya adaylar hakkında ayrı görüş alınarak, açık bulunan kadroya birden fazla adayın başvurması halinde yönetim kurulunun gerekçeli olarak tercihini belirtmesi gerekmektedir.” Ardından ayrım kurulmuştur: “Kanun’da belirtilen koşulların dışında, anılan kadrolara yapılacak atamalar için belirlenen ve yasada yer almayan genel ve objektif nitelikteki ek kriterler için Yükseköğretim Kurulu’nun onayının alınması zorunluyken, üniversiteler tarafından ilan edilen bir kadro için, ihtiyaç ve hizmet gerekleri göz önünde bulundurularak getirilen özel ve ilan edilen kadroya özgü, spesifik koşulların Yükseköğretim Kurulunun onayına tabi olmadığı kabul edilmektedir.” Somut olayda “Doçent kadrosuna Profesörler, Doktor Öğretim Üyesi kadrolarına Profesör ve kadro ünvanı Doçent olanlar müracaat edemez” şartının 29 ayrı kadro için geçerli olduğu, dolayısıyla genel nitelik taşıdığı saptanmış; ara kararla sorulan YÖK onayının alınmadığı görülmüştür. Sonuç: bölge idare mahkemesi kararı BOZULMUŞ; karar kesin olarak, esasta oy birliği gerekçede oy çokluğu ile verilmiştir.
Danıştay 8. Daire, 04.03.2022 T., 2021/569 E., 2022/1431 K.
Bu kararda Daire, ayrımın öbür yüzünü göstermiş: kadroya özgü bir alan koşulunun YÖK onayına tabi olmadığını belirtmiş, ancak jürinin adayın bölümü dışından kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur. Kararda “Üniversitelerin yardımcı doçentlik kadrosuna atama için aranan asgari koşulların yanında, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, mevzuatta belirtilen özellikleri taşıyan ve idari ihtiyaçlar doğrultusunda belirlendiği kanıtlanabilir nitelikte olan objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilecekleri ve bu nitelikteki ek koşulların Yükseköğretim Kurulu’nun onayına tabi olmadığı kabul edilmektedir” denilmiş; ilandaki “Sanat ve Fotoğraf Kuramı alanında yayınları olmak” koşulu bu nitelikte görülmüştür. Buna karşılık Daire, “ilan edilen kadroya başvuran adayların akademik çalışmalarını inceleyen bilim jürisinin adayın başvurduğu ‘… Bölümü’ dışındaki bölümlerden seçilen öğretim üyelerinden oluşturulduğu” gerekçesini yerinde bulmuştur. Sonuç: mahkemenin iptal kararı, gerekçesinin YÖK onayına ilişkin kısmı düzeltilerek ve hüküm fıkrası itibarıyla hukuka uygun bulunarak ONANMIŞTIR; karar oy birliğiyle verilmiştir.
Danıştay 8. Daire, 19.03.2025 T., 2023/5305 E., 2025/3075 K.
Daire, jüri üyesi ile kadroya atanan aday arasında ortak yayın ve bildiri bulunmasını tarafsızlık ilkesinin ihlali sayarak atama işlemini hukuka aykırı bulmuştur. Ölçüt şöyle konulmuştur: “Atama sürecinin sağlıklı yürütülebilmesi, objektif ve tarafsızlığın sağlanabilmesini teminen jüri üyelerinin seçiminde azami özen gösterilmesi gerekmektedir. Aksi halde, objektifliğe aykırı değerlendirme yapıldığı yönündeki iddialar, jüri üyesi seçimlerinde olması gereken tarafsızlık ilkesini ihlal edecek olup, oluşturulan jüri üyeleri arasında adaylarla ortak çalışma yapan kişilerin bulunması halinde, objektif bir değerlendirme yapıldığından söz edilemeyecektir.” Somut olayda kadroya atanan doçent ile bir jüri üyesinin uluslararası hakemli dergide yayımlanan 2017 tarihli bir makalede ve üç bildiride ortak çalışmalarının bulunduğu saptanmıştır. Daire ayrıca uyarmıştır: “işbu bozma kararının, davacının anılan kadroya doğrudan atanması sonucunu doğurmayacağı, davalı idarece usulüne uygun olarak yeniden oluşturulacak jüri tarafından davacının başvurusunun değerlendirmeye tabi tutulacağı açıktır.” Sonuç: bölge idare mahkemesi kararı BOZULMUŞ; karar kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 11.12.2025 T., 2025/9 E., 2025/3131 K.
Kurul, bölge idare mahkemesinin ısrar kararını bozarak hem jüri tarafsızlığı ölçütünü hem de asgari koşulların açıklığa kavuşturulması gereğini vurgulamıştır. Kurul önce takdir yetkisinin sınırını çizmiştir: “Akademik ünvanların kazanılmasında ve bu kadrolara yapılacak atamalarda en belirleyici unsurun ilgili personelin bilimsel çalışma ve eserleri olmasından dolayı birden fazla personel arasında yapılacak tercih ve değerlendirmelerin bu esaslar dikkate alınmak suretiyle yapılması gerektiği, adayların bilimsel çalışmalarının birbirine çok yakın veya eşit olması durumunda ise idarenin takdir hakkının kadroya atananı belirlemede önem kazanacağı” belirtilmiştir. Olayda jüri raporları davacının asgari koşulları sağlamadığı yönünde iken bilirkişi raporu her iki adayın da koşulları sağladığı sonucuna varmış; Kurul bu çelişkinin “herhangi bir tereddüte mahal vermeyecek biçimde açıklığa kavuşturulmak suretiyle işlem tesis edilmesi” gerektiğini söylemiştir. Jüri bakımından ise şu ölçüt konulmuştur: “jüri incelemesine sunulan eserlerin bir kısmında bizzat ortak isim olarak yer alan bir jüri üyesinin, eserler hakkında yapacağı değerlendirmenin objektif olacağı hususunda bütün adaylarda bir kanaat oluşturması mümkün görülmemektedir.” Sonuç: davanın reddi yolundaki ısrar kararı BOZULMUŞ; karar kesin olarak, esasta ve gerekçede oy çokluğu ile verilmiştir. İki ayrı karşı oy bulunmakta olup, bunlardan biri bozmanın Daire gerekçesiyle yapılması, diğeri ısrar kararının onanması gerektiği yönündedir.
İkinci halka jürinin kuruluşudur. Kanun ve Yönetmelik, jüri üyelerinin adayın başvurduğu bilim alanıyla ilgili olmasını ve en az bir üyenin başka üniversiteden seçilmesini arar. 2022 tarihli karar, jürinin adayın bölümü dışındaki bölümlerden kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur. Bu, çoğu zaman kolayca ispatlanabilen ve tek başına sonuç doğuran bir usul sakatlığıdır.
Üçüncü halka tarafsızlıktır ve son yılların en belirleyici ölçütü budur. 2025 tarihli Daire kararı ile aynı yıla ait Kurul kararı aynı sonuca varır: jüri üyesi ile adaylardan biri arasında ortak yayın, bildiri veya proje bulunması, o üyenin değerlendirmesinin objektif olduğu yönünde kanaat oluşmasını engeller. Kurul bunu daha da ileri götürerek, ilgili üyenin jüri üyeliğinden çıkarılması ve jürinin bu sakıncayı bertaraf edecek biçimde yeniden belirlenmesi gerektiğini söyler.
Dördüncü halka, bu ölçütün neden bu kadar ağır bir sonuç doğurduğudur. Kurul kararında açıkça belirtildiği gibi, doçent kadrolarına yapılacak atamalarda “jüri üyelerinin değerlendirmelerinin adayların atanmasında esaslı unsur” olmasıdır. Jüri raporu, hem idarenin kararına hem de mahkemenin bilirkişi incelemesine temel oluşturur. Zinciri baştan sakatlayan bir jüri, sonraki bütün aşamaları da sakatlar.
Beşinci halka takdir yetkisidir. Üniversitenin kendi akademik ihtiyaç ve önceliklerine göre tercih yapması kural olarak takdir yetkisi kapsamındadır. Ancak Kurul, bu yetkinin sınırını çizmiştir: asgari koşulları sağlayan adaylar arasında bilimsel çalışma ve eserler en belirleyici unsurdur; adayların çalışmaları birbirine çok yakın veya eşitse takdir yetkisi devreye girer. Üniversitenin kendi asgari koşullarında puanlama kriterleri varsa, puan üstünlüğünün dikkate alınmayacağından söz edilemez.
Altıncı halka gerekçedir. Yönetmelik, bir açık kadroya birden fazla aday başvurmuşsa yönetim kurulunun tercihini gerekçeli olarak belirtmesini zorunlu kılar. Gerekçesiz bir tercih, işlemin denetlenmesini imkânsız hâle getirir ve şekil yönünden sakatlık oluşturur. Bu, idari işlemin iptali davasında düzenli olarak ileri sürülen bir sebeptir.
Yedinci halka ispat aracıdır. Bu dosyalar bilirkişi incelemesiyle çözülür; ancak incelemenin kapsamı doğru kurulmalıdır. 2025 tarihli Daire kararının karşı oyunda vurgulandığı gibi, raporun jüri raporlarının teknik değerlendirmesiyle yetinmesi ve “jüri raporları objektiftir” demesi yeterli değildir; adayların bilimsel çalışmalarının ve akademik geçmişlerinin bizzat değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle bilirkişi raporuna itirazın kapsamı baştan doğru yazılmalıdır.
Son halka sonuçtur. 2025 tarihli Daire kararının açıkça belirttiği gibi, iptal veya bozma kararı davacının doğrudan kadroya atanması anlamına gelmez. İdare, usulüne uygun biçimde yeniden oluşturulacak jüri eliyle başvuruyu yeniden değerlendirir. Bu nedenle dava kazanıldıktan sonra da sürecin takibi gerekir; benzer bir mantık memur atama iptali davalarında da geçerlidir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| Her ek koşulu YÖK onayına tabi sayma | Karşılıksız iddia | Genel/kadroya özgü ayrımı yapılmalı |
| Genel koşulda YÖK onayını sorgulamama | Güçlü iptal sebebi kaçırılır | Onay belgesi ara kararla istenmeli |
| Jüri üyelerinin alanını denetlememe | Usul sakatlığı gözden kaçar | Üyeler adayın bilim alanından olmalı |
| Ortak yayın taraması yapmama | Tarafsızlık iddiası ileri sürülemez | Jüri–aday ortak çalışmaları listelenmeli |
| Yönetim kurulu kararını incelememe | Gerekçesizlik iddiası kaybedilir | Birden fazla adayda gerekçe zorunludur |
| Bilirkişi kapsamını dar yazma | Rapor hükme esas alınamaz | Adayların eserleri bizzat değerlendirilmeli |
| Puan üstünlüğünü ileri sürmeme | Takdir yetkisi savunması karşılıksız kalır | Üniversitenin asgari koşulları dosyaya konmalı |
| İptali doğrudan atanma sanma | Beklenti yönetimi başarısız olur | Yeniden değerlendirme süreci takip edilmeli |
| Atama süresini gözden kaçırma | Görev kendiliğinden sona erer | Doktor öğretim üyeliğinde süre takip edilmeli |
Doktor öğretim üyesi kadrosuna atama nasıl yapılır?
2547 sayılı Kanun m.23 uyarınca kadro rektörlükçe ilan edilir; dekan veya ilgili müdür, biri o birimin yöneticisi biri de kurum dışından olmak üzere üç profesör veya doçent tespit ederek her aday hakkında yazılı mütalaa ister. Yönetim kurulunun görüşü alındıktan sonra öneri rektöre sunulur ve atama rektör tarafından en çok dört yıl süreyle yapılır.
Doçent kadrosunda jüri kaç kişiden oluşur?
2547 sayılı Kanun m.24 uyarınca rektör, varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit eder. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı rapor yazar ve birden fazla aday varsa tercihlerini bildirir.
Üniversite ilana istediği koşulu koyabilir mi?
Ek koşul konulabilir; ancak koşulun münhasıran bilimsel kaliteyi artırmaya yönelik, objektif ve denetlenebilir nitelikte olması gerekir. Kanunda yer almayan genel ve objektif nitelikteki ek koşullar için ayrıca Yükseköğretim Kurulu onayı alınması zorunludur.
Hangi koşullar YÖK onayı gerektirmez?
Danıştay 8. Daire’nin 05.02.2025 tarihli kararına göre, “ilan edilen bir kadro için, ihtiyaç ve hizmet gerekleri göz önünde bulundurularak getirilen özel ve ilan edilen kadroya özgü, spesifik koşullar” Yükseköğretim Kurulunun onayına tabi değildir. 04.03.2022 tarihli kararda “Sanat ve Fotoğraf Kuramı alanında yayınları olmak” koşulu bu nitelikte görülmüştür.
Bütün kadrolar için konulan bir yasak nasıl değerlendirilir?
Genel ek koşul sayılır. 05.02.2025 tarihli kararda, 29 kadroyu kapsayan ilanda yer alan “kadro unvanı doçent olanlar doktor öğretim üyesi kadrosuna müracaat edemez” şartı genel ve objektif nitelikte kabul edilmiş; YÖK onayı alınmadan çıkılan ilana dayanan atama hukuka aykırı bulunmuştur.
Jüri üyeleri hangi alandan seçilmelidir?
Adayın başvurduğu bilim alanıyla ilgili öğretim üyelerinden seçilmelidir. Danıştay 8. Daire’nin 04.03.2022 tarihli kararında, bilim jürisinin adayın başvurduğu bölüm dışındaki bölümlerden seçilen öğretim üyelerinden oluşturulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Jüri üyesinin adayla ortak yayını varsa ne olur?
Tarafsızlık ilkesi ihlal edilmiş sayılır. Danıştay 8. Daire’nin 19.03.2025 tarihli kararına göre “oluşturulan jüri üyeleri arasında adaylarla ortak çalışma yapan kişilerin bulunması halinde, objektif bir değerlendirme yapıldığından söz edilemeyecektir.”
Ortak çalışması olan jüri üyesi jüriden çıkarılmalı mı?
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 11.12.2025 tarihli kararında, atanan adayla birden çok ortak çalışması bulunan üyenin “jüri üyeliğinden çıkarılarak yukarıda yer verilen hususları bertaraf edecek şekilde jürinin belirlenmesi gerektiği” belirtilmiştir.
Üniversitenin tercih yetkisi sınırsız mı?
Değildir. Kurul kararına göre en belirleyici unsur adayların bilimsel çalışma ve eserleridir; takdir yetkisi ancak adayların çalışmaları birbirine çok yakın veya eşit olduğunda kadroya atananı belirlemede önem kazanır.
Puan üstünlüğü dikkate alınır mı?
Üniversitenin kendi atama ve yükseltme asgari koşullarında puanlama kriterleri yer alıyorsa, adayların puan üstünlüklerinin dikkate alınmayacağından söz edilemez. Kurul kararında bu husus, dayanak Daire kararına atıfla vurgulanmıştır.
Yönetim kurulu tercihini gerekçelendirmek zorunda mı?
Zorundadır. Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği m.6/4 uyarınca bir açık kadroya birden fazla adayın başvurması hâlinde yönetim kurulu gerekçeli olarak tercihini belirtir; doçentlikte de m.11/4 uyarınca rektör, yönetim kurulunun gerekçeli görüşünü aldıktan sonra karar verir.
Bilirkişi raporu neyi incelemelidir?
Adayların bilimsel çalışmalarının ve akademik geçmişlerinin bilimsel değerlendirmesini yapmalıdır. 05.02.2025 tarihli karara yazılan karşı oyda, raporun jüri raporlarının teknik değerlendirmesiyle yetinmesi ve objektiflik tespitiyle sınırlı kalması hükme esas alınmaya elverişsiz bulunmuştur.
İptal kararı alırsam kadroya atanır mıyım?
Doğrudan atanmazsınız. Danıştay 8. Daire’nin 19.03.2025 tarihli kararında, bozma kararının davacının kadroya doğrudan atanması sonucunu doğurmayacağı, idarece usulüne uygun olarak yeniden oluşturulacak jüri tarafından başvurunun yeniden değerlendirileceği açıkça belirtilmiştir.
Doktor öğretim üyeliğinde görev süresi ne kadar?
2547 sayılı Kanun m.23 ve Yönetmelik m.7 uyarınca atama en az bir en çok dört yıl süreyle yapılır. Her atama süresinin sonunda görev kendiliğinden sona erer; görev süresi sona erenler ilgili yönetim kurulunun uygun görüşü üzerine rektör tarafından yeniden atanabilir.
Atanmayan aday dava açabilir mi?
Açabilir. Kadroya başvurup atanmayan aday, hem kendisinin atanmamasına hem de başka bir adayın atanmasına ilişkin işlemin iptalini isteyebilir. İncelenen kararların tamamı bu tür davalar üzerine verilmiştir.
- 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu m.23 – Doktor öğretim üyesi
- 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu m.24 – Doçentlik ve atama
- 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu m.26 – Profesörlüğe yükseltilme ve atama
- 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu m.27 – Yurt dışında alınan unvanların denkliği
- 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu m.34 – Yabancı uyruklu öğretim elemanları
- 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu m.65 – Yönetmelikler
- Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği m.6 ve m.7 – Doktor öğretim üyeliğinde başvuru, atama süreci ve atama
- Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği m.8, m.9 ve m.11 – Doçent kadrolarında atanma şartı, ilan ve atama süreci
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.2 – İdari dava türleri ve yargı yetkisinin sınırı
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.31 – Bilirkişi ve keşif bakımından HMK’ya yollama
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.266 ve m.282 – Bilirkişiye başvurulması ve raporun değerlendirilmesi
- 2709 sayılı Anayasa m.125 ve m.131 – İdarenin sorumluluğu ve Yükseköğretim Kurulu
İlgili yazılarımız: idari işlemin iptali davası ve şartları, memur atama iptali davası, bilirkişi raporuna itiraz, mülakat sonucuna itiraz ve iptal davası ve yürütmenin durdurulması.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.