Noterin Hukuki Sorumluluğu (Noterlik Kanunu m.162): Sahte Kimlik, İğfal Kabiliyeti ve Tazminat

- Noterlik Kanunu m.162, stajyer, kâtip ve kâtip adayları tarafından yapılmış olsa bile noterlerin bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görenlere karşı sorumlu olduğunu düzenler.
- Maddede kusurdan hiç söz edilmediğinden Yargıtay, bunun bir kusursuz sorumluluk hâli olduğunu istikrarlı biçimde kabul etmektedir.
- Hukuk Genel Kurulu bunu daha da netleştirmiş ve düzenlemeyi “ağırlaştırılmış bir kusursuz sorumluluk”, başka bir deyişle ağırlaştırılmış olağan sebep sorumluluğu olarak nitelemiştir.
- Notere kurtuluş kanıtı tanınmamıştır: gerekli özeni gösterdiğini söyleyerek sorumluluktan kurtulamaz.
- Noterin tek çıkış yolu illiyet bağının kesildiğini ispat etmektir; bu ispat yükü notere aittir.
- İlliyet bağı mücbir sebep, zarar görenin tam kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusuru ile kesilir.
- Sorumluluğun doğması için dört unsur birlikte aranır: fiil, hukuka aykırılık, zarar ve uygun illiyet bağı.
- Zarar gören noterin kusurunu ispatlamak zorunda değildir; yalnızca zarar ile eylem arasındaki uygun illiyet bağını ispatlar.
- En belirleyici ölçüt, kullanılan kimlik veya belgenin aldatma (iğfal) kabiliyetine sahip olup olmadığıdır.
- İğfal kabiliyeti bulunan bir sahte kimlik kullanılmışsa noterin sorumluluğu doğmaz; detaylı incelemeyle ortaya çıkacak sahteliğin fark edilmesi noterden beklenemez.
- Buna karşılık Yargıtay, “somut sorumluluk nedenleri” adını verdiği bir liste saymıştır: kimlik numarasının on bir haneli olmaması, soğuk damganın bulunmaması, tescil belgesindeki bilgilerin kimlikle uyuşmaması gibi hâller.
- Noterlik Kanunu m.72 uyarınca noter, iş yaptıracak kişilerin kimlik, adres ve yeteneği ile gerçek isteklerini tamamen öğrenmekle yükümlüdür.
- Özen ölçütü, sıradan bir kişinin değil, aynı işi üstlenen bir noterin göstermesi gereken objektif davranıştır.
- m.162’ye 23/6/2022 tarihli 7413 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle eklenen fıkra, Anayasa Mahkemesi’nin 25/12/2025 tarihli ve E.2025/209, K.2025/276 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
- Noter, ödediği tazminat için işin hatalı yapılmasına sebep olan stajyer veya noterlik personeline rücu edebilir.
Noterde yapılan bir araç satışı ya da vekâletname, sonradan sahte kimlikle gerçekleştirildiği anlaşıldığında ortaya ağır bir zarar çıkar. Aracın gerçek maliki tarafından geri alınması, tapunun iptal edilmesi, ödenen bedelin tahsil edilememesi… Bu noktada ilk sorulan soru şudur: noter sorumlu mudur?
Noterlik Kanunu’nun 162. maddesi bu soruya baştan güçlü bir cevap verir; çünkü kusurdan hiç söz etmez. Ancak Yargıtay uygulaması, sorumluluğu sınırsız hâle getirmemek için ince bir ölçüt geliştirmiştir: kullanılan sahte belgenin aldatma yeteneği. Aşağıda bu dengeyi kuran kararları, sorumluluğun unsurlarını ve pratik ispat sorunlarını ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
“Madde 162 – Stajiyer, katip ve katip adayları tarafından yapılmış olsa bile noterler, bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumludurlar. … Noter, birinci … fıkra gereğince ödediği miktar için, işin yapılmaması, hatalı yahut eksik yapılmasına sebep olan stajiyer veya noterlik personeline rücu edebilir.”
Noterlik Kanunu m.162’ye 23/6/2022 tarihli 7413 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle eklenen fıkra, Anayasa Mahkemesi’nin 25/12/2025 tarihli ve E.2025/209, K.2025/276 sayılı kararıyla İPTAL EDİLMİŞTİR. Bu nedenle maddede bugün yürürlükte olan hükümler, birinci fıkradaki sorumluluk kuralı ile rücu hakkına ilişkin son fıkradan ibarettir. Dava dilekçesi yazılırken iptal edilmiş fıkraya dayanılmamalı; yürürlük ve zaman bakımından uygulama sorunu ayrıca değerlendirilmelidir.
m.72: “Noterler, ilgililerin istemi üzerine, hukuki işlemleri belgelendirirler. … İlgili, belgelendirme isteminde bulunan kişidir. Noter, iş yaptıracak kimselerin kimlik, adres ve yeteneğini ve gerçek isteklerini tamamen öğrenmekle yükümlüdür.” — m.82: “Bu kanun hükümlerine göre belgelendirilen işlemler resmi sayılır. Noterler tarafından bu kısmın ikinci bölümünün hükümlerine göre düzenlenmiş olan hukuki işlemler, sahteliği sabit oluncaya kadar geçerlidir.”
| Konu | Noterin sorumluluğu (1512 m.162) | Genel kusur sorumluluğu (TBK m.49) |
|---|---|---|
| Kusur şartı | Aranmaz | Aranır |
| İspat yükü (kusur) | Zarar gören ispatlamak zorunda değildir | Zarar gören kusuru ispatlar |
| Kurtuluş kanıtı | Tanınmamıştır | Kusursuzluğun ispatı sonuç doğurur |
| Sorumluluktan kurtulma | Yalnızca illiyet bağının kesildiğinin ispatıyla | Kusursuzluk veya illiyetin yokluğu |
| Kimin fiilinden sorumluluk | Stajyer, kâtip ve kâtip adayının fiilinden de | Kural olarak kendi fiilinden |
| Özen ölçütü | Noterlik mesleğinde çalışan kişinin objektif davranışı | Makul bir kişinin davranışı |
| Belirleyici savunma | Belgenin iğfal kabiliyeti | Kusurun bulunmaması |
| Rücu | Personele rücu mümkündür | Genel hükümlere göre |
| İşlemin ispat gücü | Sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli | — |
Bu davalarda kaybedilen dosyaların çoğu, tartışmanın yanlış zeminde yürütülmesinden kaynaklanır. “Noter kusurluydu” demek gerekmez; zaten kusur aranmamaktadır. Buna karşılık noter, “gerekli özeni gösterdim” savunmasıyla da kurtulamaz. Dosyanın kaderini belirleyen tek soru şudur: kullanılan sahte kimlik veya belge, ilk bakışta fark edilebilecek nitelikte miydi, yoksa aldatma kabiliyetine sahip miydi? Bu nedenle dilekçenin merkezine kimliğin fiziksel ve şeklî kusurları yerleştirilmelidir.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- İşleme dayanak yapılan kimlik veya vekâletnamenin bir örneğini noterlikten ve soruşturma dosyasından temin edin.
- Belgeyi şeklî unsurlar bakımından tek tek inceleyin: seri numarası, on bir haneli kimlik numarası, doğum yeri yazımı, soğuk damga.
- Araç satışlarında tescil belgesindeki bilgilerin kimlikle, motor ve şasi numaralarının birbiriyle uyumlu olup olmadığını karşılaştırın.
- Kimlik Paylaşım Sistemi sorgulamasının yapılıp yapılmadığını ve ekrandaki bilgilerle ibraz edilen kimliğin uyuşup uyuşmadığını araştırın.
- Vekâletnameyle işlem yapıldıysa aslının mı yoksa fotokopisinin mi kullanıldığını, azil kaydı için teyit alınıp alınmadığını sorgulayın.
- Vekâletnamenin kapsamını kontrol edin; özel yetki verilmiş bir taşınmaz dışında başka bir taşınmazın devri kapsam aşımıdır.
- Aynı olayla ilgili ceza dosyasını getirtin; iğfal kabiliyetine ilişkin bilirkişi tespiti çoğu zaman orada yapılmıştır.
- Ceza dosyasında “aldatma yeteneği vardır” tespiti varsa buna karşı çıkacak somut argümanı baştan hazırlayın.
- Zararınızı belgeleyin: ödenen bedel, taşınmazın rayiç değeri, yoksun kalınan kâr ve yapılan masraflar.
- İlliyet bağını kurun; zararın noter işleminden mi yoksa aranızdaki sözleşmenin ihlalinden mi doğduğunu net biçimde ayırın.
- Tapu işlemi de varsa Hazine’yi TMK m.1007 kapsamında ayrıca hasım gösterin; noter yönünden illiyet kesilse bile tapu yönünden kesilmemiş olabilir.
- Zamanaşımı savunmasına hazırlıklı olun ve zararın öğrenildiği tarihi belgelerle sabitleyin.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 17.02.2022 T., 2019/491 E., 2022/149 K.
Kurul, m.162’deki sorumluluğun niteliğini ve unsurlarını ayrıntılı biçimde belirlemiş; somut olayda zararın noter işleminden değil sözleşmenin ihlalinden doğduğunu saptayarak illiyet bağının bulunmadığı sonucuna varmıştır. Kararda önce nitelik belirlenmiştir: “Noterlik bir kamu hizmeti olduğundan … noterin kusursuz sorumlu olması gerektiği prensibinden hareket edilerek Noterlik Kanunu ile özel bir düzenleme yapılmış ve noterlerin sorumluluğu ile ilgili olarak ağırlaştırılmış olağan sebep sorumluluğu kabul edilmiştir.” Ardından unsurlar sıralanmıştır: “Noterin hukukî sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için, sorumluluğun unsurlarını teşkil eden fiil, hukuka aykırılık, zarar ve illiyet bağının bulunması gerekmektedir.” Kurul sınırı da çizmiştir: “Noterin sorumluluğu ağırlaştırılmış bir olağan sebep sorumluluğu olarak kabul edildiğinden artık noter, kusursuz olduğunu değil, zarar ile eylemi arasında uygun bir illiyet bağının bulunmadığını ya da illiyet bağının kesildiğini kanıtlayacaktır.” Somut olayda fotokopi vekâletnameyle işlem yapıldığı ispatlanamamış ve “meydana geldiği iddia edilen zarar, davalı noterlikte üçüncü kişiye yapılan satış nedeniyle değil, davacının akîdi …’ın aralarında düzenlenen sözleşmeye aykırı hareket etmesi nedeniyle doğmuştur” denilmiştir. Sonuç: değişik gerekçe ile direnme uygun bulunmuş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Yargıtay 3. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMİŞTİR; karar oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 18.03.2021 T., 2020/10188 E., 2021/2925 K.
Daire, iğfal kabiliyeti ölçütünü uygularken hangi somut eksikliklerin sorumluluk doğuracağını liste hâlinde saymış ve Kimlik Paylaşım Sistemi sorgulamasının araştırılmadan karar verilmesini eksik inceleme kabul etmiştir. Kararda özen ölçütü şöyle belirlenmiştir: “Noterin bir kamu hizmeti ifa ettiği de dikkate alınarak sorumluluğun belirlenmesinde normal bir insanın göstereceği özenli davranış değil, aynı işi üstlenen noterlik mesleğinde çalışan bir kişinin göstermesi gereken objektif davranış esas alınacaktır.” Ardından ölçüt somutlaştırılmıştır: “Nüfus cüzdanındaki seri ve T.C kimlik numarasının bulunmaması, numaranın on bir haneli olmaması, eksik veya fazla olması, doğum yerinin ilçe veya merkez ilçe olarak yazılmaması, soğuk damganın veya motorlu araç tescil belgesinde mühür bulunmaması, tescil belgesindeki bilgilerin kullanılan kimlik ile veya motor sicil numarası veya şasi numarasının birbirine uymaması gibi hâller ‘somut sorumluluk nedenleri’ olup, noterlerin ve çalışanlarının yapmış oldukları işlemlerde, sorumluluk sebepleri, her somut olayın özelliğine göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir.” Somut olayda sahte nüfus cüzdanındaki mahalle-köy bilgisinin gerçek cüzdandan farklı olduğu saptanmış ve satış tarihinde Kimlik Paylaşım Sisteminden sorgulama yapılıp yapılmadığının araştırılması istenmiştir. Sonuç: bölge adliye mahkemesi kararı KALDIRILMIŞ, ilk derece mahkemesi kararı davacı yararına BOZULMUŞ; karar oy birliğiyle verilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 02.05.2023 T., 2023/1905 E., 2023/1214 K.
Bu kararda Daire, aynı olayla ilgili ceza davasında sahte kimliklerin iğfal kabiliyetinin saptanmış olmasını belirleyici kabul ederek noter aleyhine açılan davanın reddini onamıştır. Kararda genel ilkeler tekrarlandıktan sonra değerlendirme şöyle yapılmıştır: “Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, özellikle satış işlemlerinde kullanılan sahte kimliklerin iğfal kabiliyetinin bulunduğunun aynı olay hakkında görülen ceza davasında belirlenmiş olmasına, buna bağlı olarak üçüncü kişinin ağır kusuru ile eylem ile zarar arasındaki illiyet bağının kesilmiş bulunmasına göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.” Karar, ceza dosyasındaki iğfal tespitinin hukuk davasında ne kadar ağır bastığını göstermesi bakımından önemlidir. Sonuç: mahkeme kararı ONANMIŞ; karar oy birliğiyle verilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 30.09.2025 T., 2024/3552 E., 2025/4450 K.
Daire, aynı dosyada noter ile tapu idaresi bakımından farklı sonuca varmış: noter yönünden illiyet bağının kesildiğini, Hazine yönünden kesilmediğini kabul etmiştir. Tapu bakımından, sahte vekâletnamenin özel yetkiyle başka bir parsele ilişkin olmasına rağmen farklı bir taşınmazın satışının gerçekleştirildiği, “tapunun malik hanesinde mevcut tapu malikinin fotoğraf ve ıslak imzası ile sunulan vekaletnamedeki fotoğraf ve imzanın mukayese imkanı bulunduğu halde, kişilerin mal varlığını koruyan hukuk kurallarına aykırı davranıldığı” saptanarak Hazine’nin temyiz itirazları reddedilmiştir. Noter bakımından ise ceza yargılamasında dublör şahıs kullanılmak suretiyle önce nüfus idaresinde sonra noterlikte sahtecilik yapıldığının belirlendiği vurgulanarak, “noterlik işlemine esas alınan nüfus cüzdanının iğfal kabiliyetine haiz olduğu ve bu haliyle zarar ile eylem arasında illiyet bağının, üçüncü kişinin ağır kusuru ile kesildiğinin kabulü gerekir” denilmiştir. Sonuç: davalı Hazine’nin temyiz itirazları REDDEDİLMİŞ; noter yönünden bölge adliye mahkemesi kararı ORTADAN KALDIRILARAK ilk derece mahkemesi kararı noter yararına BOZULMUŞTUR; karar oy birliğiyle verilmiştir.
İkinci halka unsurlardır. Kurul kararında dört unsur sayılır: fiil, hukuka aykırılık, zarar ve uygun illiyet bağı. Bunlardan biri eksikse sorumluluk doğmaz. Fiil, işlemin yapılmaması, eksik yapılması ya da hatalı yapılması olabilir. Zarar geniş anlamda anlaşılır ve hem fiili zararı hem yoksun kalınan kârı kapsar.
Üçüncü halka ispat yükünün dağılımıdır ve pratikte en çok fark yaratan noktadır. Zarar gören, noterin kusurunu ispatlamak zorunda değildir; yalnızca zarar ile eylem arasındaki uygun illiyet bağını ispatlar. Buna karşılık illiyet bağının kesildiğini ispat yükü tamamen noterdedir. Bu dağılım, davacı tarafın işini kolaylaştırırken savunmayı dar bir alana sıkıştırır.
Dördüncü halka, o dar alanın ne olduğudur. İlliyet bağı üç hâlde kesilir: mücbir sebep, zarar görenin tam kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusuru. Sahte kimlikle yapılan işlemlerde savunma neredeyse her zaman üçüncü kişinin ağır kusuru üzerinden kurulur ve bu da doğrudan iğfal kabiliyeti tartışmasına bağlanır. İlliyet bağının kesilmesi kurumunun genel çerçevesi bu noktada belirleyici olur.
Beşinci halka iğfal kabiliyeti ölçütüdür. Yargıtay, noterden grafolojik inceleme yapmasının beklenemeyeceğini kabul eder; detaylı bir incelemeyle ortaya çıkacak sahteliğin fark edilmesi noterden istenemez. Buna karşılık belgenin ilk bakışta anlaşılabilecek eksiklikleri farklıdır. 2021 tarihli karar bunları “somut sorumluluk nedenleri” başlığı altında sayar: kimlik numarasının haneleri, soğuk damganın yokluğu, doğum yeri yazımı, tescil belgesindeki bilgilerin uyuşmazlığı. Dava dilekçesinin can damarı bu listedir.
Altıncı halka ceza dosyasıdır. 2023 tarihli karar, iğfal kabiliyetine ilişkin tespitin aynı olay hakkında görülen ceza davasında yapılmış olmasını doğrudan esas alır. Bu, pratikte şu anlama gelir: ceza dosyasında “aldatma yeteneği vardır” değerlendirmesi yapılmışsa hukuk davasında bunun aşılması çok güçtür. Bu nedenle ceza soruşturması aşamasında bilirkişi raporuna itiraz edilmesi, sonraki tazminat davasının kaderini belirler. Resmî belgede sahtecilik suçu dosyası bu yüzden yakından takip edilmelidir.
Yedinci halka, sorumluluğun tek muhataba bağlı olmadığıdır. 2025 tarihli karar, aynı olayda noteri sorumluluktan kurtarırken tapu idaresini sorumlu tutmuştur. Vekâletnamenin kapsamı aşılmış, tapu kütüğündeki fotoğraf ve imza ile karşılaştırma imkânı bulunmasına rağmen bu yapılmamıştır. Dolayısıyla noter yönünden illiyetin kesilmesi, tapu sicilinin tutulmasından devletin sorumluluğu bakımından da aynı sonucu doğurmaz; iki sorumluluk ayrı ayrı değerlendirilir.
Son halka, kaybedilen davaların ortak nedenidir: zararın kaynağının yanlış gösterilmesi. Hukuk Genel Kurulu kararında zarar, noterlik işleminden değil taraflar arasındaki sözleşmenin ihlalinden doğmuştu. Bedelin ödenmemesi, çekin karşılıksız çıkması ya da vekilin yetkisini kötüye kullanması gibi hâllerde noter işlemi zincirin bir halkası olsa bile zararın uygun sebebi olmayabilir. Dilekçe yazılırken zararın hangi olaydan doğduğu tek cümleyle net biçimde kurulmalıdır.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| Noterin kusurunu ispata çalışma | Gereksiz ispat yükü üstlenilir | Kusur aranmaz; illiyet bağı ispatlanır |
| “Özen gösterdim” savunmasına güvenme | Savunma sonuç doğurmaz | İlliyetin kesildiği ispatlanmalıdır |
| Kimliğin şeklî kusurlarını incelememe | Somut sorumluluk nedenleri kaçırılır | Belge madde madde denetlenmeli |
| Ceza dosyasını getirtmeme | İğfal tespiti tartışılamaz | Ceza dosyası ve bilirkişi raporu istenmeli |
| KPS sorgulamasını sormama | Eksik inceleme doğar | Sorgulama yapılıp yapılmadığı araştırılmalı |
| Vekâletnamenin kapsamını denetlememe | Kapsam aşımı gözden kaçar | Yetkinin hangi taşınmaza ait olduğu karşılaştırılmalı |
| Yalnızca noteri hasım gösterme | Tapu yönünden hak kaybı | Koşulları varsa Hazine de hasım gösterilmeli |
| Zararın kaynağını yanlış kurma | İlliyet bağı reddedilir | Zararın noter işleminden doğduğu gösterilmeli |
| İptal edilmiş fıkraya dayanma | Dayanaksız talep | AYM’nin 25/12/2025 tarihli iptal kararı gözetilmeli |
Noter kusurlu olmasa da sorumlu olur mu?
Olur. Noterlik Kanunu m.162’de kusurdan hiç söz edilmediğinden Yargıtay bunu kusursuz sorumluluk hâli olarak kabul etmektedir. Hukuk Genel Kurulu’nun 17.02.2022 tarihli kararında düzenleme “ağırlaştırılmış olağan sebep sorumluluğu” olarak nitelendirilmiştir.
Noter “gerekli özeni gösterdim” diyerek kurtulabilir mi?
Kurtulamaz. Yargıtay’ın yerleşik ifadesiyle “noter, gerekli özeni gösterdiğini iddia ederek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Ancak, gerekli özeni göstermiş olsa bile, zararın doğmasına engel olamayacağını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.”
İlliyet bağı hangi hâllerde kesilir?
Mücbir sebep, zarar görenin tam kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusuru ile kesilir. Sahte kimlikle yapılan işlemlerde savunma genellikle üçüncü kişinin ağır kusuru üzerinden kurulur ve bunun ispatı davalı notere aittir.
İğfal kabiliyeti ne demektir?
Belgenin veya kimliğin aldatma yeteneğine sahip olmasıdır. Yargıtay’a göre “zarar doğuran işlem veya eylemde aldatma (iğfal) kabiliyetine sahip bir kimlik veya belgesinin kullanılması hâlinde noterin sorumluluğunun doğmayacağının kabul edilmesi gerekir.”
Noterden sahteliği anlaması beklenir mi?
Grafolojik inceleme yapması beklenmez. Ancak belgenin veya kimliğin ilk bakışta sahte olup olmadığı, şeklî anlamda bulunması gereken bir bilginin eksikliği ya da olmaması gereken bir ibarenin varlığı noter veya çalışanı tarafından dikkat edilmesi gereken hususlardır.
Hangi eksiklikler sorumluluk doğurur?
3. Hukuk Dairesi’nin 18.03.2021 tarihli kararında “somut sorumluluk nedenleri” olarak şunlar sayılmıştır: kimlik numarasının bulunmaması veya on bir haneli olmaması, doğum yerinin ilçe ya da merkez ilçe olarak yazılmaması, soğuk damganın veya motorlu araç tescil belgesinde mührün bulunmaması, tescil belgesindeki bilgilerin kimlikle ya da motor ve şasi numaralarının birbiriyle uyuşmaması.
Ceza davasında iğfal kabiliyeti saptanmışsa ne olur?
Hukuk davasında büyük ağırlık taşır. 3. Hukuk Dairesi’nin 02.05.2023 tarihli kararında, sahte kimliklerin iğfal kabiliyetinin aynı olay hakkındaki ceza davasında belirlenmiş olması nedeniyle illiyet bağının kesildiği kabul edilmiş ve davanın reddi onanmıştır.
Noter, kâtibinin hatasından sorumlu mudur?
Evet. m.162 açıkça “stajiyer, katip ve katip adayları tarafından yapılmış olsa bile” noterlerin sorumlu olduğunu düzenler. Noter, ödediği miktar için işin hatalı yapılmasına sebep olan personele rücu edebilir.
Fotokopi vekâletnameyle işlem yapılabilir mi?
Noterlerin evrakın aslıyla işlem yapmaları esastır. Hukuk Genel Kurulu’nun 17.02.2022 tarihli kararında, Noterlik Kanunu Yönetmeliği’nin 92. maddesindeki “vekaletname düzenlemeye yetkili hakim veya noterlerce onanmış vekaletname” ibaresine dayanılarak bu esas vurgulanmıştır.
Vekâletnamenin kapsamı aşılırsa ne olur?
Kapsam aşımı ayrı bir hukuka aykırılıktır. 3. Hukuk Dairesi’nin 30.09.2025 tarihli kararında, belirli bir parsele ilişkin özel vekâletnameyle başka bir taşınmazın satışının gerçekleştirilmesi, tapu idaresi yönünden sorumluluk sebebi sayılmıştır.
Hem notere hem tapuya dava açılabilir mi?
Açılabilir ve sonuçlar farklı olabilir. Anılan 30.09.2025 tarihli kararda noter yönünden illiyet bağı kesilmiş sayılırken, tapu idaresi bakımından kesilmediği kabul edilmiş ve Hazine’nin temyiz itirazları reddedilmiştir.
Zarar sözleşmeden doğuyorsa noter sorumlu olur mu?
Olmaz. Hukuk Genel Kurulu’nun 17.02.2022 tarihli kararında, satış bedelinin ödenmemesinden doğan zararın noterlik işleminden değil tarafların kendi sözleşmesine aykırı davranıştan kaynaklandığı belirtilerek illiyet bağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Noterin özen ölçütü nedir?
3. Hukuk Dairesi’nin 18.03.2021 tarihli kararına göre “normal bir insanın göstereceği özenli davranış değil, aynı işi üstlenen noterlik mesleğinde çalışan bir kişinin göstermesi gereken objektif davranış esas alınacaktır.”
Noterlik işlemi ne kadar güçlü bir delildir?
Noterlik Kanunu m.82 uyarınca bu Kanun hükümlerine göre belgelendirilen işlemler resmî sayılır ve düzenleme şeklindeki hukuki işlemler sahteliği sabit oluncaya kadar geçerlidir. Bu güç, noterlerin sorumluluğunun da ağırlaştırılmasının gerekçesini oluşturur.
m.162’de yakın zamanda bir değişiklik oldu mu?
Maddeye 23/6/2022 tarihli 7413 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle eklenen fıkra, Anayasa Mahkemesi’nin 25/12/2025 tarihli ve E.2025/209, K.2025/276 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Bu nedenle güncel dilekçelerde iptal edilmiş fıkraya dayanılmamalıdır.
- 1512 sayılı Noterlik Kanunu m.1 – Noterliğin niteliği ve görevi
- 1512 sayılı Noterlik Kanunu m.72 – Belgelendirme ve öğrenme yükümlülüğü
- 1512 sayılı Noterlik Kanunu m.82 – Noterlik işlemlerinin ispat gücü
- 1512 sayılı Noterlik Kanunu m.162 – Noterlerin hukuki sorumlulukları ve rücu
- Anayasa Mahkemesi’nin 25/12/2025 tarihli ve E.2025/209, K.2025/276 sayılı iptal kararı
- Noterlik Kanunu Yönetmeliği m.92 – Başkaları adına işlem yaptıracaklardan aranacak belgeler
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.49 – Haksız fiil sorumluluğu
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.51 ve m.52 – Tazminatın belirlenmesi ve indirilmesi
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.1007 – Tapu sicilinin tutulmasından doğan sorumluluk
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.204 – Resmî senetlerin ispat gücü
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.38 – İlam niteliğindeki belgeler
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.204 – Resmî belgede sahtecilik
İlgili yazılarımız: haksız fiilde illiyet bağı ve kesilmesi, tapu sicilinin tutulmasından devletin sorumluluğu, resmî belgede sahtecilik suçu, vekâletname ve nitelikli dolandırıcılık suçu.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.