RTÜK Cezasına Nasıl İtiraz Edilir? Yayın İlkeleri ve Program Durdurma (6112 m.8 ve 32)

- 6112 sayılı Kanun m.8, medya hizmet sağlayıcıların uymak zorunda olduğu yayın hizmeti ilkelerini (a)’dan (t)’ye kadar sayar.
- m.32/1, bu ilkelerden ağır sayılanların ihlalinde brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar idari para cezası öngörür.
- Diğer ilkelerin ihlalinde m.32/2 uyarınca oran yüzde birden yüzde üçe kadardır; hangi fıkranın uygulandığı ceza miktarını doğrudan belirler.
- Ceza tutarı radyo kuruluşları için bin, televizyon ve isteğe bağlı hizmet sağlayıcılar için on bin Türk lirasından az olamaz.
- m.32/1 kapsamındaki ihlallerde ayrıca idari tedbir olarak ihlale konu programın yayını beş keze kadar durdurulabilir.
- Üst Kurul, para cezası ile tedbiri birlikte uygulayabileceği gibi yalnızca birine de karar verebilir.
- Yayını durdurulan programın yapımcısı veya sunucusu, durdurma süresince başka bir kuruluşta da program yapamaz ya da sunamaz.
- m.32/5 uyarınca belirli ilkelerin bir yıl içinde tekrarı yayının on güne kadar durdurulmasına, ikinci tekrarı ise yayın lisansının iptaline yol açar.
- 17/4/2017 tarihli KHK-690 m.61 ile eklenen ve 7077 sayılı Kanun’la aynen kabul edilen hükme göre Üst Kurul, m.32/2 kapsamındaki her ihlal için bir defaya mahsus olmak üzere ceza yerine uyarı verebilir.
- Danıştay, hükümetin veya hükümet politikalarının eleştirilmesini kamu yararını ilgilendiren bir mesele saymakta ve salt bu nitelikteki ifadeler nedeniyle verilen cezaları demokratik toplumda gerekli görmemektedir.
- Buna karşılık Danıştay, belirli bir gruba aidiyet nedeniyle yöneltilen ve hoşgörüsüzlüğe dayalı nefreti yayan ifadeleri “nefret söylemi” sayarak yaptırımı hukuka uygun bulmuştur.
- Üst Kurul’un kendisine yöneltilen sert eleştiriler nedeniyle verdiği ceza ise iptal edilmiş ve bu iptal Danıştay tarafından onanmıştır.
- Lehe kanun değişikliği hâlinde ceza yeniden hesaplanır; iade edilen tutara faiz, lehe düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren işler.
- İade ve faizden sorumlu idare vergi dairesi değil, cezayı veren Üst Kurul’dur.
- m.32/9 uyarınca dava, işlemin tebliğinden itibaren on beş gün içinde idare mahkemesinde açılır ve dava açılması kararın yerine getirilmesini durdurmaz.
Kısa cevap: 6112 sayılı Kanun m.32/1, m.8’deki yayın ilkelerinden ağır sayılanların ihlalinde brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar idari para cezası öngörür; diğer ilkelerin ihlalinde m.32/2 uyarınca oran yüzde birden yüzde üçe kadardır. m.32/1 kapsamındaki ihlallerde ayrıca ihlale konu programın yayını beş keze kadar durdurulabilir.
Bir televizyon programında söylenen birkaç cümle, kuruluşun aylık ticari iletişim gelirinin yüzde beşine varan bir para cezasına ve programın beş kez durdurulmasına yol açabilir. Bu ağırlıktaki bir yaptırımın hukuka uygunluk denetimi, doğrudan ifade ve basın özgürlüğü tartışmasına bağlanır.
Danıştay 13. Daire’nin son yıllardaki kararları bu alanda belirgin bir çizgi kurmuştur: hükümete ve politikalarına yöneltilen eleştiri geniş korumadan yararlanırken, belirli bir gruba aidiyeti nedeniyle yöneltilen nefret söylemi bu korumanın dışında kalır. Aşağıda yayın ilkeleri, ceza oranları, tedbirler ve dava usulünü kararlarla birlikte ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
“b) Irk, dil, din, cinsiyet, sınıf, bölge ve mezhep farkı gözeterek toplumu kin ve düşmanlığa tahrik edemez veya toplumda nefret duyguları oluşturamaz. c) Hukukun üstünlüğü, adalet ve tarafsızlık esasına aykırı olamaz. ç) İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez. e) Irk, renk, dil, din, tabiiyet, cinsiyet, engellilik, siyasî ve felsefî düşünce, mezhep ve benzeri nedenlerle ayrımcılık yapan ve bireyleri aşağılayan yayınları içeremez ve teşvik edemez.”
“Bu Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (f), (g), (ğ), (h), (n), (ö), (s), (ş) ve (t) bentlerindeki yayın hizmeti ilkelerine ve aynı maddenin dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara, ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar idarî para cezası verilir. … Ayrıca, idarî tedbir olarak, ihlale konu programın yayınının beş keze kadar durdurulmasına … karar verilir.”
m.32/2’nin birinci cümlesi ile m.32/5, m.32/8 ve m.32/10, 17/4/2017 tarihli KHK-690’ın 61. maddesiyle değiştirilmiş ve 1/2/2018 tarihli 7077 sayılı Kanun’un 51. maddesiyle aynen kabul edilmiştir. Bu değişikliklerle Üst Kurul’a, m.32/2 kapsamındaki her ihlal için bir defaya mahsus olmak üzere ceza yerine uyarı verme yetkisi tanınmış; ayrıca bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal hâlinde yayının beş güne kadar durdurulması öngörülmüştür. m.8/1’in (d) bendindeki ikinci cümle 2/1/2017 tarihli KHK-680 m.18 ile mülga edilmiş, (t) bendi aynı maddeyle eklenmiştir. Dava süresi bakımından m.32/9 özel bir kural getirir: “idare mahkemesinde dava, işlemin tebliği tarihinden itibaren onbeş gün içinde açılır. İdare mahkemesinde iptal davası açılmış olması, kararın yerine getirilmesini durdurmaz.”
| Konu | m.32/1 kapsamındaki ihlaller | m.32/2 kapsamındaki ihlaller |
|---|---|---|
| Hangi bentler | (a), (b), (d), (f), (g), (ğ), (h), (n), (ö), (s), (ş), (t) ve m.8/4 | m.8/1’in diğer bentleri, m.8/2 ve m.8/3 ile diğer yükümlülükler |
| Ceza oranı | Brüt ticari iletişim gelirinin %2–%5’i | Brüt ticari iletişim gelirinin %1–%3’ü |
| Alt sınır | Radyoda 1.000 TL, televizyonda 10.000 TL | Radyoda 1.000 TL, televizyonda 10.000 TL |
| Program durdurma | Beş keze kadar | Öngörülmemiştir |
| Uyarı imkânı | Yoktur | Her ihlal için bir defaya mahsus |
| Tekerrür | (a), (b), (d) için yayın durdurma ve lisans iptali | Bir yılda yirmiden fazla ihlalde yayın durdurma |
| Yapımcı/sunucu yasağı | Durdurma süresince başka kuruluşta da program yapamaz | — |
| Dava süresi | Tebliğden itibaren 15 gün | Tebliğden itibaren 15 gün |
| Dava açmanın etkisi | Kararın yerine getirilmesini durdurmaz | Kararın yerine getirilmesini durdurmaz |
Bu dosyalarda iki ayrı denetim yapılır. Birincisi teknik denetimdir: Üst Kurul hangi bende dayanmıştır ve bu bent m.32’nin birinci fıkrasına mı yoksa ikinci fıkrasına mı girmektedir? Yanlış bent, hem ceza oranını hem de program durdurma yetkisini değiştirir. İkincisi esas denetimidir: müdahale ifade ve basın özgürlüğü bakımından demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü müdür? Dava dilekçesinde bu iki eksenin ayrı ayrı işlenmesi gerekir; yalnızca birine dayanmak çoğu zaman yetersiz kalır.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Tebliğ tarihini kesin olarak belirleyin; m.32/9 uyarınca dava süresi yalnızca on beş gündür.
- Tebligatın kayıtlı elektronik posta adresine yapılıp yapılmadığını kontrol edin; m.32/10 bu usulü öngörür.
- Kurul kararında m.8’in hangi bendine dayanıldığını ve bu bendin m.32/1 mi m.32/2 mi kapsamına girdiğini saptayın.
- Uzman raporu ile Kurul kararının aynı bende dayanıp dayanmadığını karşılaştırın; farklılık varsa gerekçesizlik iddiasını kurun.
- Ceza oranının hesabına esas alınan brüt ticari iletişim gelirini ve ait olduğu ayı denetleyin.
- Program durdurma tedbiri uygulanmışsa dayanağın m.32/1 kapsamında olup olmadığını sorgulayın.
- İfadelerin kime yöneldiğini net biçimde ortaya koyun: hükümete ve politikalara mı, yoksa belirli bir gruba mı?
- İfadelerin haber verme faaliyetinin bir parçası mı yoksa doğrudan sunucunun kendi söylemi mi olduğunu ayırın.
- Kamuoyunu ilgilendiren güncel bir tartışmaya katkı sağladığını gösteren somut verileri dosyaya koyun.
- Ölçülülük bakımından ceza ile tedbirin birlikte uygulanmasının gerekliliğini ayrıca tartışın.
- Lehe bir kanun değişikliği varsa cezanın yeniden hesaplanmasını isteyin; iade ve faiz talebini Üst Kurul’a yöneltin.
- Dava açmanın kararın yerine getirilmesini durdurmadığını bilerek yürütmenin durdurulması talebini gerekçelendirin.
Danıştay 13. Daire, 20.05.2021 T., 2021/882 E., 2021/1825 K.
Daire, hükümetin devlet yönetimine ve salgın politikalarına yönelik eleştiriler nedeniyle verilen yaptırımı hukuka aykırı bulan mahkeme kararını gerekçeyle onamıştır. Bu kararda benimsenen ölçüt, sonraki kararlarda da aynen tekrarlanmıştır: “televizyon yayınlarında veya haber programlarında, hükûmetin devlet yönetiminin ve salgın hastalık sürecine ilişkin politikasının ele alınarak değerlendirme konusu yapılmasının ve eleştirilmesinin genel olarak kamu yararını ilgilendiren bir mesele olduğu, ayrıca hükûmetlere ve siyasetçilere yöneltilen eleştirinin sınırının diğer kişilere göre daha fazla olduğunun açık olduğu gerekçesiyle, salt bu nitelikteki ifadeler sebebiyle yayın kuruluşlarına yaptırım uygulanmasına ilişkin Kurul kararıyla basın özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olmadığı” belirtilmiştir. Sonuç: davalı Üst Kurul’un temyiz istemi reddedilerek, dava konusu işlemin iptaline ilişkin karara yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki bölge idare mahkemesi kararı belirtilen GEREKÇEYLE ONANMIŞTIR; karar kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.
Danıştay 13. Daire, 28.12.2021 T., 2021/4808 E., 2021/5381 K.
Bu kararda Daire, başörtülü öğretmenlere yönelik ifadeleri nefret söylemi sayarak para cezası ve program durdurma tedbirini demokratik toplumda gerekli ve ölçülü bulmuş, iptal kararını bozmuştur. Daire önce nefret söyleminin ölçütünü kurmuştur: “Bir gruba veya bir grubun üyelerine yönelik ifade, nefreti teşvik ediyorsa ve bu teşvikin sözde geçerli nedeni o gruba isnat edilen özelliklerse, bir grubun üyeleri sırf bu gruba üye oldukları için aşağılanıyor, genel çoğunluktan farklı görülüyor, toplumsal olumsuzlukların faili sayılıyorsa … söz konusu düşünce açıklamasının nefret söylemi içerdiği kabul edilebilir.” Ardından bir ayrım daha yapmıştır: “AİHM’ne göre ırkçı bir ifadenin haber verme ve haber analizinin bir parçası olarak mı, yoksa nefret söylemine yataklık edecek bir biçimde mi verildiğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Nefret söylemini kullanan ve nefret söylemini kamuoyunun bilgilendirilmesi noktasında yayınlayan kişi arasında ayrım yapılması önemlidir.” Somut olayda ifadelerin hükümet politikalarına değil doğrudan başörtülü bireylere yöneldiği, haber verme faaliyetinin parçası olmayıp sunucu tarafından kullanıldığı saptanmıştır. Sonuç: bölge idare mahkemesi kararı BOZULMUŞ; karar kesin olarak ve oy çokluğuyla verilmiştir. Karşı oyda, temyiz nedenleri bulunmadığından kararın onanması gerektiği savunulmuş, bu görüş azınlıkta kalmıştır.
Danıştay 13. Daire, 18.09.2023 T., 2023/2462 E., 2023/3556 K.
Daire, Üst Kurul’un kendisine yöneltilen sert eleştiriler nedeniyle verdiği cezanın iptaline ilişkin kararı onamıştır. Yayında Üst Kurul için “Kendi yasasını çiğneyen bir kurum”, “RTÜK tarihinde hiçbir zaman bugünkü kadar baskıcı, iktidarın sansür aparatı hâline gelmemişti”, “Sansür aygıtı bile değilsiniz, iktidarın sopası hâline gelmiş bir Kurul” ifadeleri kullanılmış; Üst Kurul bunu m.8/1-(ç) bendinin ihlali sayarak 38.460,00 TL idari para cezası vermişti. İlk derece mahkemesi ifadeleri “eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü” bulup davayı reddetmiş; bölge idare mahkemesi ise düşünce özgürlüğünün Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve kanunlarla teminat altına alındığını belirterek “6112 sayılı Kanun’da öngörülen yayın ilkesinin ihlâl edildiğinden söz edilemeyeceği” sonucuna varmış ve işlemi iptal etmişti. Daire, “Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir” değerlendirmesiyle bu kararı yerinde bulmuştur. Sonuç: davalının temyiz istemi reddedilerek bölge idare mahkemesi kararı ONANMIŞTIR; karar kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.
Danıştay 13. Daire, 15.04.2021 T., 2016/4319 E., 2021/1403 K.
Daire, lehe kanun değişikliği nedeniyle iade edilen para cezasına işleyecek faizin başlangıç tarihini ve bu faizden hangi idarenin sorumlu olduğunu belirlemiştir. Kararda önce ilke konulmuştur: “Davacıdan tahsil edilen (ve akabinde iptal edilen) idarî para cezası tutarının kullanılamamasından dolayı davacının yoksun kaldığı bir kazancının bulunduğu ve yoksun kalınan tarihler ile tutarlar için bir faiz ödenmesi gerektiği açıktır.” Ancak faizin başlangıcı sınırlandırılmıştır: “kanunda davacının lehine düzenleme yapılana kadar idarenin tahsil ettiği tutara faiz işletilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmaktadır.” Husumet bakımından ise Kabahatler Kanunu m.17 çerçevesinde şu tespit yapılmıştır: “vergi dairelerinin RTÜK tarafından verilen idarî para cezalarının yalnızca tahsili konusunda görevli olduğu, idarî para cezasının iptal edilmesi neticesinde oluşan zararın, idarî para cezasını tesis eden idarenin hizmet kusurundan ve/veya yalnızca tesis etmiş olduğu işlemden kaynaklandığı ve bundan doğan herhangi bir sonucun vergi dairelerine yükletilmesinin mümkün olmadığı” belirtilmiştir. Sonuç: davalıların temyiz istemi kabul edilerek idare mahkemesi kararı BOZULMUŞ; karar oy birliğiyle verilmiştir.
İkinci halka, bu nitelendirmenin gerekçelendirilmesidir. 2021 tarihli nefret söylemi kararında ilk derece mahkemesi, uzman raporunun (e) ve (f) bentlerini işaret etmesine rağmen Kurul kararının (b) bendine dayanmasını ve bu farkın gerekçesinin gösterilmemesini eleştirmişti. Daire sonuçta işlemi hukuka uygun bulmuş olsa da, uzman raporu ile Kurul kararı arasındaki bu tür farklılıklar dava dilekçesinde her zaman ileri sürülmelidir.
Üçüncü halka esas denetimidir ve iki aşamalıdır. Önce müdahalenin kanunla öngörülmüş ve meşru bir amaç taşıyor olması aranır; sonra “demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü” olup olmadığı incelenir. Danıştay bu incelemeyi Anayasa Mahkemesi ve AİHM ölçütleri üzerinden yapar: ifadenin maddi olgu mu değer yargısı mı olduğu, kim tarafından ve kime yöneltildiği, hedef alınan kişinin tanınmışlık düzeyi, genel yarara ilişkin tartışmaya katkısı ve yaptırımın caydırıcı etkisi.
Dördüncü halka, bu ölçütlerin nasıl uygulandığıdır ve iki karar tam karşıt sonuç verir. 2021 tarihli onama kararında, hükümetin ve politikalarının eleştirilmesi kamu yararını ilgilendiren bir mesele sayılmış, hükümetlere ve siyasetçilere yöneltilen eleştirinin sınırının diğer kişilere göre daha geniş olduğu vurgulanmıştır. 2023 tarihli onama kararında ise aynı mantık Üst Kurul’un kendisine yöneltilen ağır eleştiriler bakımından uygulanmış ve ceza iptal edilmiştir.
Beşinci halka, korumanın sınırıdır. 2021 tarihli nefret söylemi kararında Daire, ifadenin belirli bir gruba aidiyet nedeniyle yöneltilmesini belirleyici saymıştır. Ölçüt şudur: kişiler sırf o gruba üye oldukları için aşağılanıyor, toplumsal olumsuzlukların faili sayılıyor ya da maruz kaldıkları dışlama meşru gösteriliyorsa ifade nefret söylemidir ve AİHS m.10’un korumasından yararlanmaz.
Altıncı halka, haberci ile söylem sahibi arasındaki ayrımdır. Aynı kararda AİHM içtihadına atıfla, ırkçı bir ifadenin haber verme ve haber analizinin parçası olarak mı yoksa nefret söylemine yataklık edecek biçimde mi verildiğinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Somut olayda ifadeler haberin parçası değil, doğrudan sunucunun kendi söylemi olarak kabul edilmiştir. Bu ayrım, savunmada en çok işe yarayan argümanlardan biridir.
Yedinci halka, cezanın hesabı ve iadesidir. 2021 tarihli faiz kararı, lehe kanun değişikliği hâlinde cezanın yeniden hesaplanacağını, ancak iade edilen tutara faizin ancak lehe düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren işleyeceğini belirler. Ayrıca vergi dairelerinin yalnızca tahsille görevli olduğu, iade ve faizden cezayı veren Üst Kurul’un sorumlu olduğu saptanmıştır; bu, husumetin doğru yöneltilmesi bakımından belirleyicidir. Konunun genel çerçevesi için idari para cezasının iptali başlığına bakılabilir.
Son halka usuldür ve en çok hak kaybına yol açan noktadır. m.32/9, genel altmış günlük süre yerine on beş günlük özel bir dava süresi öngörür ve dava açılmasının kararın yerine getirilmesini durdurmayacağını açıkça belirtir. Bu nedenle program durdurma gibi derhal sonuç doğuran tedbirlerde yürütmenin durdurulması talebinin ayrıntılı biçimde gerekçelendirilmesi zorunludur; yürütmenin durdurulması koşullarının ikisinin de ayrı ayrı ortaya konması gerekir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| Altmış günlük süreye güvenme | Dava süre aşımından reddedilir | m.32/9 uyarınca süre on beş gündür |
| Dava açmakla tedbirin duracağını sanma | Program durdurma uygulanır | Yürütmenin durdurulması ayrıca istenmelidir |
| Hangi bende dayanıldığını denetlememe | Yanlış oran ve tedbir tartışılmaz | m.32/1 mi m.32/2 mi olduğu belirlenmeli |
| Uzman raporu ile kararı karşılaştırmama | Gerekçesizlik iddiası kaçırılır | Rapor ve karar aynı bende mi dayanıyor, bakılmalı |
| Ceza matrahını sorgulamama | Hatalı hesap denetlenemez | Brüt ticari iletişim geliri ve ayı kontrol edilmeli |
| İfadenin muhatabını belirsiz bırakma | Nefret söylemi savunması güçlenir | Hükümete mi gruba mı yöneldiği netleştirilmeli |
| Haber–söylem ayrımını yapmama | Güçlü bir savunma argümanı kullanılmaz | İfadenin haberin parçası olduğu gösterilmeli |
| Ölçülülüğü tartışmama | Ceza ve tedbirin birlikteliği denetlenmez | Her ikisinin gerekliliği ayrı ayrı sorgulanmalı |
| Faiz talebini vergi dairesine yöneltme | Husumet yanlış, dava uzar | İade ve faizden Üst Kurul sorumludur |
RTÜK cezasına karşı ne kadar sürede dava açılır?
6112 sayılı Kanun m.32/9 uyarınca idare mahkemesinde dava, işlemin tebliği tarihinden itibaren on beş gün içinde açılır. Bu, İdari Yargılama Usulü Kanunu’ndaki genel altmış günlük süreden ayrılan özel bir kuraldır.
Dava açınca ceza veya program durdurma uygulanmaz mı?
Uygulanır. m.32/9’un son cümlesi açıkça “İdare mahkemesinde iptal davası açılmış olması, kararın yerine getirilmesini durdurmaz” demektedir. Bu nedenle yürütmenin durdurulması talebinde bulunulmalıdır.
Ceza miktarı nasıl hesaplanır?
m.32/1 kapsamındaki ihlallerde ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar; m.32/2 kapsamındaki ihlallerde ise yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. Tutar radyoda bin, televizyonda on bin Türk lirasından az olamaz.
Program kaç kez durdurulabilir?
m.32/1 uyarınca ihlale konu programın yayınının beş keze kadar durdurulmasına karar verilebilir. İhlalin mahiyetine göre para cezası ile tedbir birlikte uygulanabileceği gibi yalnızca birine de karar verilebilir.
Yayını durdurulan programın sunucusu başka kanalda program yapabilir mi?
Yapamaz. m.32/4 uyarınca yaptırıma sebebiyet veren fiilin işlenmesinden sorumlu olan programın yapımcısı veya varsa sunucusu, yayının durdurulduğu süre zarfında aynı veya farklı medya hizmet sağlayıcı kuruluşta hiçbir ad altında başka bir program yapamaz veya sunamaz.
Tekerrür hâlinde lisans iptal edilir mi?
m.32/5 uyarınca m.8/1’in (a), (b) ve (d) bentleri ile m.8/4’e aykırı yayında, yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı hâlinde yayının on güne kadar durdurulmasına, ikinci tekrarı hâlinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.
Üst Kurul ceza yerine uyarı verebilir mi?
Verebilir. m.32/8’e KHK-690 ile eklenen ve 7077 sayılı Kanun’la aynen kabul edilen cümle uyarınca Üst Kurul; ihlalin ağırlığı, haksız ekonomik kazancın ve tekrarın varlığı ile son beş yılda uygulanan idari yaptırımlar gözetilerek, m.32/2’de belirtilen her bir ihlal için bir defaya mahsus olmak üzere ceza yerine uyarı verebilir.
Hükümeti eleştiren yayına ceza verilebilir mi?
Danıştay 13. Daire’nin 20.05.2021 tarihli kararında, hükümetin devlet yönetimine ve salgın politikalarına ilişkin değerlendirmelerin kamu yararını ilgilendiren bir mesele olduğu, hükümetlere ve siyasetçilere yöneltilen eleştirinin sınırının daha geniş olduğu belirtilerek, salt bu nitelikteki ifadeler nedeniyle uygulanan yaptırımın demokratik bir toplumda gerekli olmadığı vurgulanmıştır.
RTÜK’ü eleştiren yayına ceza verilebilir mi?
Danıştay 13. Daire’nin 18.09.2023 tarihli kararında, Üst Kurul için “iktidarın sansür aparatı” ve benzeri ifadelerin kullanıldığı yayın nedeniyle verilen cezanın iptaline ilişkin bölge idare mahkemesi kararı onanmıştır.
Nefret söylemi nasıl belirlenir?
Danıştay 13. Daire’nin 28.12.2021 tarihli kararına göre, bir grubun üyeleri sırf o gruba üye oldukları için aşağılanıyor, genel çoğunluktan farklı görülüyor, toplumsal olumsuzlukların faili sayılıyor ya da maruz kaldıkları dışlama, baskı veya şiddet meşru gösteriliyorsa, o düşünce açıklaması nefret söylemi içerir.
Nefret söylemi ifade özgürlüğünden yararlanır mı?
Yararlanmaz. Anılan kararda, AİHM’in “hoşgörüsüzlüğe tahrik eden veya haklı gösteren ya da hoşgörüsüzlüğü yayan ifadelerin AİHS’in 10. maddesi ile sağlanan korumadan yararlanamayacağını açıkça ve kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ifade ettiği” belirtilmiştir.
Haberi aktarmak ile söylemi kullanmak arasında fark var mı?
Vardır. Aynı kararda “nefret söylemini kullanan ve nefret söylemini kamuoyunun bilgilendirilmesi noktasında yayınlayan kişi arasında ayrım yapılması önemlidir” denilmiştir. Somut olayda ifadeler haber verme faaliyetinin parçası sayılmamıştır.
Lehe kanun değişikliği olursa ceza yeniden hesaplanır mı?
Hesaplanır. Danıştay 13. Daire’nin 15.04.2021 tarihli kararında, idari para cezalarında ceza verilmesinin dayanağı kuralın yürürlükten kaldırılması veya lehe düzenleme yapılması hâlinde uyuşmazlığın ortaya çıkan yeni hukuki durum dikkate alınarak sonuçlandırılacağı kabul edilmiştir.
İade edilen cezaya faiz ne zamandan itibaren işler?
Aynı kararda, “kanunda davacının lehine düzenleme yapılana kadar idarenin tahsil ettiği tutara faiz işletilmesinin mümkün olmadığı” belirtilmiş; faizin lehe düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten ana paranın ödendiği tarihe kadar işleyeceği kabul edilmiştir.
Faiz talebini kime yöneltmeliyim?
Üst Kurul’a. Anılan kararda, vergi dairelerinin RTÜK tarafından verilen idari para cezalarının yalnızca tahsili konusunda görevli olduğu, iptal sonucu oluşan zararın cezayı tesis eden idareden kaynaklandığı ve vergi dairesine husumet yöneltilmesinde usul kurallarına uygunluk bulunmadığı belirtilmiştir.
- 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun m.8 – Yayın hizmeti ilkeleri
- 6112 sayılı Kanun m.32 – İdari yaptırımlar, tedbirler ve dava süresi
- 6112 sayılı Kanun m.33 – Adli yaptırımlar
- 6112 sayılı Kanun m.37 – Üst Kurul’un görev ve yetkileri
- 2/1/2017 tarihli KHK-680 m.18 ve 1/2/2018 tarihli 7072 sayılı Kanun m.17 – m.8’de yapılan değişiklikler
- 17/4/2017 tarihli KHK-690 m.61 ve 1/2/2018 tarihli 7077 sayılı Kanun m.51 – m.32’de yapılan değişiklikler
- 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.17 – İdari para cezalarının tahsili ve gelir kaydı
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.27 – Yürütmenin durdurulması
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.45 ve m.49 – İstinaf ve temyiz
- 2709 sayılı Anayasa m.26 ve m.28 – Düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü, basın hürriyeti
- 2709 sayılı Anayasa m.13 ve m.17 – Temel hakların sınırlanması ve kişinin manevi varlığı
- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.10 – İfade özgürlüğü
İlgili yazılarımız: idari para cezasının iptali, idari işlemin iptali davası ve şartları, yürütmenin durdurulması, kişilik haklarına saldırı ve internetten haber kaldırma.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.