Kanuna Aykırı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü: 2911 Sayılı Kanun m.28 ve m.32 Suçları

- 2911 sayılı Kanun m.3’e göre herkes, önceden izin almaksızın, silahsız ve saldırısız olarak toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
- Toplantı için izin değil bildirim gerekir; bildirim, düzenleme kurulu üyelerince imzalanıp en az kırk sekiz saat önce valilik veya kaymakamlığa verilir.
- Bildirim karşılığında gün ve saati gösteren alındı belgesi verilmesi zorunludur; verilmezse durum tutanakla tespit edilip noter aracılığıyla ihbar yapılır.
- Hangi toplantıların kanuna aykırı sayılacağı m.23’te on iki bent hâlinde tek tek sayılmıştır.
- Kanuna uygun başlayan bir toplantı sonradan kanuna aykırı hâle gelebilir; bu durumda m.24’teki sıralı usul işletilir.
- Kural olarak önce dağılma ihtarı yapılır, dağılınmazsa zor kullanılarak dağıtılır.
- İhtarsız zor kullanma yalnızca güvenlik kuvvetlerine ya da korudukları yer ve kişilere fiilî saldırı veya mukavemet hâlinde mümkündür.
- m.28/1 suçu seçimlik hareketlidir: kanuna aykırı toplantıyı düzenlemek, yönetmek ya da düzenleyen ve yönetenlerin hareketlerine katılmak.
- m.32/1 suçunda cezalandırılan şey toplantıya katılmak değil, dağılma emrine uyulmamasıdır.
- m.32/1 suçunun oluşması için üç şart birlikte aranır: kanuna aykırı toplantıya katılma, dağılma emri ve zorla dağıtılma.
- Topluluk ihtardan önce ya da sonra kendiliğinden dağılırsa suç oluşmaz.
- Kolluk zor kullanmamışsa “zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar” unsuru gerçekleşmez ve beraat kararı verilmesi gerekir.
- Yetki sınırı aşılarak dağıtma yapılmışsa m.32’nin son fıkrası uyarınca ceza dörtte bire kadar indirilebilir veya ceza vermekten vazgeçilebilir.
- İhtar ve zor kullanmaya rağmen kolluğa cebir veya tehdit kullanılarak direnilirse ayrıca TCK m.265’ten de ceza verilir.
- Pasif direniş, cebir veya tehdit unsurunu taşımadığı için TCK m.265’teki direnme suçunu oluşturmaz.
Bir basın açıklamasına ya da yürüyüşe katılan kişiye çoğu zaman iki ayrı suçtan dava açılır: kanuna aykırı toplantı düzenlemek veya buna katılmak ile dağılma emrine uymamak. Bu iki suç birbirine benzemez; unsurları, ispat biçimi ve beraat sebepleri farklıdır. Dosyaların önemli bir bölümü de tam bu ayrımın gözden kaçırılmasıyla, yani kişinin sadece kalabalığın içinde bulunmuş olmasından yola çıkılarak mahkûmiyet kurulmasıyla Yargıtay’dan dönmektedir.
Bu yazıda 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 28 ve 32. maddelerindeki suçların unsurları, dağılma ihtarı ile zor kullanmanın hangi sırayla yapılması gerektiği, hangi hâllerde beraat kararı verilmesi gerektiği ve TCK m.265’teki direnme suçuyla ilişkisi Yargıtay kararları üzerinden ele alınmaktadır.
Kanunî dayanak
| Konu | m.28/1 — düzenleme, yönetme, katılma | m.32/1 — dağılmamakta ısrar (direnme) |
|---|---|---|
| Cezalandırılan davranış | Kanuna aykırı toplantıyı düzenlemek, yönetmek veya bunların hareketlerine katılmak | Dağılma emrine ve zor kullanmaya rağmen dağılmamak |
| Hareketin niteliği | Seçimlik hareketli; üç fiilden biri yeterlidir | Üç şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir |
| Ceza | Bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis | Altı aydan üç yıla kadar hapis |
| Ağırlaştırıcı hâl | Fiil daha ağır cezayı gerektiren başka suç oluşturursa o hüküm uygulanır | Suçu tertip edenler işlerse ceza yarı oranında artırılır |
| Ön şart | Toplantının m.23 anlamında kanuna aykırı olması | Kanuna aykırı toplantıya katılmış olmak |
| İhtar | Suçun unsuru değildir | Dağılma emrinin varlığı suçun unsurudur |
| Zor kullanma | Aranmaz | Topluluğun zorla dağıtılmış olması aranır |
| Kendiliğinden dağılma | Suçun oluşumunu etkilemez | İhtardan önce veya sonra dağılınırsa suç oluşmaz |
| Yetki sınırının aşılması | Ayrı bir indirim hükmü yoktur | Ceza dörtte bire kadar indirilebilir ya da ceza verilmeyebilir |
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Toplantıdan önce düzenleme kurulu üyelerinin tamamının imzasını taşıyan bildirimi hazırlayın ve en az kırk sekiz saat önce, çalışma saatleri içinde valiliğe ya da kaymakamlığa verin.
- Bildirim karşılığında gün ve saati gösteren alındı belgesini mutlaka alın; verilmezse durumu tutanakla tespit ettirip noter aracılığıyla ihbar yapın.
- Bildirimde amacı, yeri, günü, başlangıç ve bitiş saatlerini ve düzenleme kurulu üyelerinin açık kimliklerini eksiksiz gösterin; sonradan amaç dışına çıkılması toplantıyı kanuna aykırı hâle getirir.
- Toplantının m.22’deki yasak yerlerden birinde olup olmadığını kontrol edin; bu maddedeki bir ibarenin Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini gözden kaçırmayın.
- Soruşturma dosyasına girdiğinizde ilk iş olarak olay tutanağını, anons kayıtlarını ve kamera görüntülerini isteyin; ihtarın kaç kez, hangi saatte ve hangi araçla yapıldığını tespit ettirin.
- Kolluğun fiilen zor kullanıp kullanmadığını ayrıca sorgulayın; zor kullanma yoksa m.32/1 suçunun unsuru eksiktir, bunu dilekçenizde açıkça yazın.
- Görüntülerde sanığın kim olduğu tartışmalıysa görüntülerin uzman bir kuruluşa gönderilerek iyileştirme ve analiz yaptırılmasını talep edin.
- Sanığa m.28/1 isnadı varsa, düzenleme, yönetme ya da düzenleyenlerin hareketlerine katılma fiillerinden hangisinin işlendiğinin somut delille gösterilmesini isteyin.
- TCK m.265 isnadı varsa cebir veya tehdidin ne şekilde gerçekleştiğinin delille tartışılmasını talep edin; pasif direniş bu suçu oluşturmaz.
- Dağıtma işleminde m.23 veya m.24’teki usule uyulmamışsa m.32’nin son fıkrasındaki indirim ve ceza verilmemesi imkânını açıkça ileri sürün.
- Aynı çağrı kapsamında farklı günlerdeki eylemler ayrı ayrı cezalandırılmışsa zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını talep edin.
- Mahkûmiyet hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve seçenek yaptırım taleplerinizi gerekçeli biçimde sunun; bu taleplerin yetersiz gerekçeyle reddi başlı başına bozma sebebidir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 22.10.2024 T., 2023/3346 E., 2024/12121 K.
m.32/1 suçunun üç şartı vardır ve topluluk zorla dağıtılmamışsa suç oluşmaz. Daire, suçun unsurlarını tek tek saymıştır: “a) Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılınması, b) Dağılma emrinin mevcut olması, c) Toplantı ve gösteri yürüyüşünün zorla dağıtılması”. Kararda cezalandırılan davranış da netleştirilmiştir: “Bu maddede cezalandırılan durum, toplantıya katılınması değil yetkili makamlar tarafından verilen dağılma emrine uyulmamasıdır.” Daire ayrıca kendiliğinden dağılmanın sonucunu belirtmiştir: “Topluluğun, yetkili makamın emir ve ihtarından önce ya da sonra kendiliğinden dağılması halinde, suç oluşmayacağı için şahıslara ceza da verilmeyeceği gibi kolluk kuvvetleri tarafından zorla dağıtılmış olmamaları halinde de … ‘zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar etme’ unsuru gerçekleşmeyecektir.” Somut olayda “dağılın” anonsuna rağmen dağılmadığı kabul edilmişse de, zor kullanmaya rağmen ısrar edildiğine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı tespit edilmiştir. Sonuç: bölge adliye mahkemesi kararı, Tebliğname’ye aykırı olarak 22.10.2024 tarihinde oy birliğiyle BOZULMUŞTUR.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 12.01.2017 T., 2016/5958 E., 2017/108 K.
Zor kullanma olmadan yapılan gözaltı, dağılmamakta ısrar suçunu oluşturmaz. Daire, unsurları sıraya bağlamıştır: “2911 sayılı Kanunun 32/1. maddesinde tanımlanan suçun oluşması için, toplanan gruba dağılmaları yönünde ihtar yapılmalı, ihtara rağmen dağılmamaları halinde zor kullanmaya başvurulmalı, zor kullanmaya rağmen de failin dağılmamakta ısrar etmesi gerekmektedir.” Somut olayda sanığın oturduğu yerden alınıp araca bindirilmesine kadar cebir, şiddet ya da tehdide başvurmadığı; topluluğun dağılmasının sağlanması için bir zor kullanma ve sanığın buna karşı bir direnmesi bulunmadığı tespit edilerek suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı sonucuna varılmıştır. Daire ayrıca, aynı örgütsel çağrı kapsamında farklı günlerdeki eylemlerin zincirleme suç sayılması gerektiğini belirtmiştir. Sonuç: hükümler 12.01.2017 tarihinde BOZULMUŞTUR; 04.11.2012 tarihli eylem yönünden oy çokluğu, 05.11.2012 tarihli eylem yönünden oy birliği ile karar verilmiştir. İki üyenin, 04.11.2012 tarihli eylemin direnme suçunu oluşturduğu ve hükmün onanması gerektiği yönündeki karşı oyu Daire çoğunluğunun kabulü değildir.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 16.06.2021 T., 2019/3399 E., 2021/3989 K.
m.28/1 seçimlik hareketli bir suçtur; düzenleme, yönetme ve katılma fiilleri ayrı ayrı tanımlanmıştır. Daire, üç fiili şöyle açıklamıştır: “‘Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşü düzenlemek’ fiili; hazırlıklar da dahil olmak üzere toplantı veya yürüyüşün yapılabilmesi için gerekli her türlü işlemi yapmak; ‘yasadışı toplantı ya da gösteri yürüyüşünü yönetmek’ fiili; topluluğun dağılmaması, amaçlanan doğrultuda devam etmesi için topluluğa ya da etkin bazı kişilere gerekli talimatları vermek…; ‘kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşünü düzenleyen ve/veya yönetenlerin hareketlerine katılmak’ fiili ise, bu toplantı veya yürüyüşü düzenleyen ve yönetenlerden olmamakla birlikte, bizzat toplantı ve yürüyüşte hazır bulunarak bu kişilerin hareketlerini paylaşmak anlamına gelmektedir.” Somut olayda sanığın bu fiillerden herhangi birini işlediğine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, kimlik tespiti için görüntülerin uzman kuruluşa gönderilmesi gerektiği belirtilmiştir. Sonuç: hüküm 16/06/2021 tarihinde oy birliğiyle BOZULMUŞTUR.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 05.02.2019 T., 2016/18254 E., 2019/2339 K.
Pasif direniş TCK m.265’teki direnme suçunu oluşturmaz; suçun cebir veya tehditle işlenmesi gerekir. Daire, 2559 sayılı Kanun m.16’daki ölçülülük kuralını da dikkate alarak şu ölçütü koymuştur: “direnişi kıracak ölçüde zor kullanmaya rağmen kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşünü sürdürmekte ısrar etmek ya da kısa aralıklarla dağılıp yeniden bir araya toplanmak suretiyle eyleme devam edilmesi halinde, 2911 sayılı Kanunun 32/1. maddesinde tanımlanan suç oluşacaktır.” TCK m.265 bakımından ise şu tespiti yapmıştır: “hareketin icra vasıtalarının ‘cebir veya tehdit’ şeklindeki icrai davranışlarla işlenebileceğinin öngörüldüğü ve belirtilen tipik hareketleri içermeyen pasif direnme fiillerinin bu suçu oluşturmayacağı”. Kararda ayrıca, sicildeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kasıtlı suçtan mahkûmiyet sayılamayacağı belirtilmiştir. Sonuç: hükümler 05/02/2019 tarihinde oy birliğiyle BOZULMUŞTUR.
İkinci halka m.32/1’in yapısı. Bu madde toplantıya katılmayı değil, dağılma emrine uymamayı cezalandırıyor. Katılma yalnızca ön şart; asıl fiil emre rağmen kalmakta ısrar etmek. Bu ayrım, dosyadaki delillerin neye yöneleceğini baştan belirliyor.
Üçüncü halka sıra. Kanun metni ihtar ile zor kullanmayı “ve” bağlacıyla birleştirdiği için ikisi de gerçekleşmiş olmalı. Yargıtay kararlarında sıra açıkça kuruluyor: önce ihtar, dağılınmazsa zor kullanma, sonra failin bu zora rağmen ısrarı.
Dördüncü halka kendiliğinden dağılma. Topluluk ihtardan önce ya da sonra kendi isteğiyle dağılırsa suç hiç oluşmuyor. Bu, uygulamada çoğu kez gözden kaçan ve doğrudan beraatle sonuçlanması gereken bir durumdur.
Beşinci halka ispat standardı. Dört kararda da aynı ölçüt tekrar ediyor: her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil. Fotoğraf tespit tutanağı, anons kaydı ya da genel ifadeler bu standardı tek başına karşılamıyor; kimlik tartışmalıysa görüntülerin uzman incelemesine gönderilmesi gerekiyor.
Altıncı halka kolluğun yetkisi. İhtarsız zor kullanma istisnaî; yalnızca fiilî saldırı veya mukavemet hâlinde mümkün. Yetki sınırı aşılarak yapılan dağıtmalarda ise m.32’nin son fıkrası cezada dörtte bire kadar indirim, hatta ceza vermekten vazgeçme imkânı tanıyor.
Yedinci halka ikinci suçun ayrılması. Kolluğa karşı cebir veya tehdit varsa TCK m.265 ayrıca uygulanıyor; ancak pasif direniş bu suçu oluşturmuyor. Bu ayrımın nasıl çalıştığı görevi yaptırmamak için direnme suçu bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
Son halka hükmün türü. Unsur eksikse mahkûmiyet değil beraat kurulmalıdır; bu noktada beraat ile ceza verilmesine yer olmadığı kararı arasındaki fark belirleyicidir. Mahkûmiyet hâlinde ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasındaki güncel rejim gözetilmeli, talep yetersiz gerekçeyle reddedilmemelidir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| Toplantı için “izin” alınması gerektiğini sanmak | Hak, gereksiz yere kullanılmamış olur | Kural izin değil, kırk sekiz saat önce bildirimdir |
| Bildirim verip alındı belgesi almamak | Bildirimin yapıldığı ispat edilemez | Alındı belgesi alınmalı, verilmezse noterle ihbar yapılmalıdır |
| Sadece “dağılın” anonsuna dayanarak mahkûmiyet kurmak | Zor kullanma unsuru eksik kalır, hüküm bozulur | Zor kullanıldığı ve buna rağmen ısrar edildiği ayrıca kanıtlanmalıdır |
| Kalabalık içinde görünmeyi katılma saymak | m.28/1’in seçimlik hareketi gösterilmemiş olur | Düzenleme, yönetme veya katılma fiili somut delille ortaya konmalıdır |
| Kimlik itirazına rağmen görüntü incelemesi yaptırmamak | Eksik kovuşturma nedeniyle bozma | Görüntüler uzman kuruluşa gönderilip rapor alınmalıdır |
| Pasif direnişi TCK m.265 kapsamında görmek | Suç vasfında hata yapılır | Cebir veya tehdidin nasıl gerçekleştiği tartışılmalıdır |
| Aynı çağrı kapsamındaki eylemleri ayrı suç saymak | Fazla ceza tayin edilir | Zincirleme suç hükümleri değerlendirilmelidir |
| Yetki sınırının aşıldığını ileri sürmemek | m.32’nin son fıkrasındaki indirim imkânı kaybedilir | m.23 ve m.24’teki usule uyulup uyulmadığı denetlenmelidir |
| Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kalıp gerekçeyle reddetmek | Yetersiz gerekçe bozma sebebidir | Sanığın kişilik özellikleri ve tutumu somut olarak değerlendirilmelidir |
Toplantı ve gösteri yürüyüşü için izin almak gerekir mi?
Hayır. 2911 sayılı Kanun m.3, herkesin önceden izin almaksızın, silahsız ve saldırısız olarak, kanunların suç saymadığı belirli amaçlarla toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahip olduğunu söyler. Gereken şey izin değil bildirimdir. Yabancıların bu Kanun’a göre toplantı düzenlemeleri ise İçişleri Bakanlığının iznine bağlıdır.
Bildirim nasıl ve ne kadar önce verilir?
Düzenleme kurulu üyelerinin tamamının imzalayacağı bir bildirim, toplantının yapılmasından en az kırk sekiz saat önce ve çalışma saatleri içinde, toplantının yapılacağı yerin bağlı bulunduğu valilik veya kaymakamlığa verilir. Bildirimde amaç, yer, gün, başlayış ve bitiş saatleri ile düzenleme kurulu başkan ve üyelerinin açık kimlikleri belirtilir. Karşılığında gün ve saati gösteren alındı belgesi verilmesi zorunludur.
Bildirim alınmazsa ne yapılır?
Kanun bunun yolunu da göstermiştir. Bildirim valilik veya kaymakamlıkça kabul edilmez ya da karşılığında alındı belgesi verilmezse durum bir tutanakla tespit edilir ve noter aracılığıyla ihbar yapılır. Bu hâlde ihbar saati bildirimin verilme saati sayılır. Bu usul izlenmezse, sonradan bildirim yapılmadığı ileri sürülerek toplantı kanuna aykırı kabul edilebilir.
Bir toplantı hangi hâllerde kanuna aykırı sayılır?
Kanun’un 23. maddesi bunu on iki bent hâlinde saymıştır. Bildirim verilmeden ya da belirtilen gün ve saatten önce veya sonra yapılması, yasak araç ve maddelerle katılınması, yasak yerlerde yapılması, bildirimde belirtilen amaç dışına çıkılması, yasaklama veya erteleme süresi sona ermeden yapılması bunlar arasındadır. Sayım sınırlı olduğundan, bu bentlerden birine girmeyen bir eksiklik toplantıyı kendiliğinden kanuna aykırı hâle getirmez.
Kanuna uygun başlayan bir toplantı sonradan kanuna aykırı hâle gelebilir mi?
Evet. Kanun’un 24. maddesi bu durumu ayrıca düzenlemiştir. Böyle bir hâlde önce düzenleme kurulu veya kurul başkanı toplantının sona erdiğini topluluğa ilan eder ve durumu kolluk amirine bildirir. Bu görev yerine getirilmezse mülki amir karar alır, görevlendirdiği güvenlik amiri topluluğa dağılmalarını, dağılmazlarsa zor kullanılacağını ihtar eder. Topluluk dağılmazsa zor kullanılarak dağıtılır.
Kolluk ihtar yapmadan zor kullanabilir mi?
Ancak istisnaî hâllerde. Kanun’un 24. maddesine göre güvenlik kuvvetlerine karşı fiilî saldırı veya mukavemet ya da korudukları yerlere ve kişilere karşı fiilî saldırı hâli mevcutsa ihtara gerek olmaksızın zor kullanılır. Yargıtay kararlarında bu yetkinin kanuna aykırı hâle gelmiş her toplantı için tanınmadığı özellikle vurgulanmaktadır.
m.32/1 suçunun unsurları nelerdir?
Yargıtay, üç şartın birlikte gerçekleşmesini aramaktadır: kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşüne katılınması, dağılma emrinin mevcut olması ve toplantının zorla dağıtılmış olması. Bunlara ek olarak failin bu zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar etmesi gerekir. Şartlardan biri eksikse suç oluşmaz.
Topluluk kendiliğinden dağılırsa suç oluşur mu?
Hayır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, topluluğun yetkili makamın emir ve ihtarından önce ya da sonra kendiliğinden dağılması hâlinde suç oluşmayacağını ve kişilere ceza verilemeyeceğini açıkça belirtmiştir. Aynı şekilde kolluk kuvvetlerince zorla dağıtılmamışsa, kanun metnindeki “zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar etme” unsuru gerçekleşmez.
Gözaltına alınmam zor kullanıldığı anlamına gelir mi?
Kendiliğinden değil. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin kararına konu olayda sanık oturduğu yerden alınıp araca bindirilmiş, ancak kendisi cebir, şiddet ya da tehdide başvurmamıştır. Daire, topluluğun dağılmasının sağlanması için bir zor kullanma ve sanığın buna karşı bir direnmesi bulunmadığı gerekçesiyle suçun oluşmadığı sonucuna varmıştır. Yakalama işleminin kendisi, dağıtma amaçlı zor kullanma sayılmamaktadır.
m.28 ile m.32 arasındaki fark nedir?
m.28/1 kanuna aykırı toplantıyı düzenleyen, yöneten ya da bunların hareketlerine katılanları cezalandırır ve seçimlik hareketlidir. m.32/1 ise dağılma emrine ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar edenleri cezalandırır. Birincisinde ihtar ve zor kullanma aranmaz, ikincisinde bunlar suçun zorunlu unsurudur. İki suç bir arada da gündeme gelebilir.
Kalabalığın fotoğrafında görünmem mahkûmiyet için yeterli mi?
Yeterli değildir. Yargıtay 18. Ceza Dairesi, fotoğraf tespit tutanağına dayanılarak grup içinde bulunduğu ileri sürülen sanığın ihtar ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle mahkûmiyet hükmünü bozmuştur. Kimliğe itiraz varsa görüntülerin uzman kuruluşa gönderilmesi gerekir.
Dağıtmada yetki sınırı aşılırsa ne olur?
Kanun’un 32. maddesinin son fıkrası bu durumu düzenlemiştir. 23. maddede yazılı hâllerden biri gerçekleşmeden ya da 24. madde hükmü yerine getirilmeden, yetki sınırı aşılarak toplantı veya gösteri yürüyüşü dağıtılmışsa, fiili işleyenlere verilecek cezalar dörtte bire kadar indirilerek uygulanabileceği gibi ceza vermekten de vazgeçilebilir. Bu, savunmada mutlaka ileri sürülmesi gereken bir imkândır.
Kolluğa direnirsem ayrıca ceza alır mıyım?
Kanun’un 32. maddesinin üçüncü cümlesine göre, ihtara ve zor kullanmaya rağmen kolluk görevlilerine karşı cebir veya tehdit kullanılarak direnilmesi hâlinde ayrıca Türk Ceza Kanunu m.265’teki suçtan da cezaya hükmolunur. Ancak Yargıtay 18. Ceza Dairesi, bu suçun cebir veya tehdit şeklindeki icraî davranışlarla işlenebileceğini, tipik hareketleri içermeyen pasif direnme fiillerinin bu suçu oluşturmayacağını belirtmiştir.
Yüzünü örterek katılmanın ayrı bir cezası var mı?
Evet. Kanun’un 33. maddesi, kimliklerini gizlemek amacıyla yüzlerini tamamen veya kısmen örterek katılanlar ile sayılan silah, patlayıcı, kesici, bereleyici ve boğucu araçları taşıyarak katılanlar için iki yıl altı aydan dört yıla kadar hapis cezası öngörmüştür. Yasa dışı örgüt amblemi taşıyarak ya da suç oluşturan nitelikte pankart taşıyıp slogan söyleyerek katılanlar için ise altı aydan üç yıla kadar hapis cezası düzenlenmiştir.
Aynı çağrıyla farklı günlerde yapılan eylemler ayrı suç mudur?
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, sanığın aynı örgütsel çağrı kapsamında iki ayrı günde eyleme katılmış olması karşısında, fiilin bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı suçun birden fazla işlenmesi niteliğinde olduğunu, bu nedenle tek cezaya hükmedilip cezanın artırıma tabi tutulması gerektiğini belirtmiştir. Ayrı ayrı suç kabul edilerek fazla ceza tayin edilmesi bozma sebebi sayılmıştır.
- 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu m.3 — izinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı
- 2911 sayılı Kanun m.9 ve m.10 — düzenleme kurulu ve kırk sekiz saatlik bildirim usulü
- 2911 sayılı Kanun m.22 — toplantı yapılamayacak yerler ve genel meydanlardaki düzenlemeler
- 2911 sayılı Kanun m.23 — kanuna aykırı sayılan toplantı ve gösteri yürüyüşleri
- 2911 sayılı Kanun m.24 — toplantının sona erdirilmesi, ihtar ve zor kullanarak dağıtma
- 2911 sayılı Kanun m.28 — düzenleme, yönetme ve katılma suçları
- 2911 sayılı Kanun m.32 — ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar
- 2911 sayılı Kanun m.33 — silah, yasak araç ve amblemlerle ya da yüz örtülerek katılma
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.265 — görevi yaptırmamak için direnme
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.43 — zincirleme suç
- 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu m.16 — silah ve zor kullanmada ölçülülük
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.223 ve m.231 — hüküm çeşitleri ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması
İlgili yazılarımız: hapis cezasının ertelenmesi · suç işlemek amacıyla örgüt kurma · temyiz başvurusu · adli para cezasının ödenmesi · hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.