Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçu (TCK m. 265): Unsurlar, Cezalar ve Savunma

- Suç, kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanılmasıyla oluşur (TCK m. 265/1).
- Temel cezası altı aydan üç yıla kadar hapistir.
- Suç yargı görevi yapan kişilere karşı işlenirse ceza iki yıldan dört yıla kadar hapistir.
- Fail kendisini tanınmayacak hâle koyarsa veya suç birden fazla kişiyle işlenirse ceza üçte bir oranında artırılır.
- Suç silahla ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanılarak işlenirse ceza yarı oranında artırılır.
- Suç sırasında kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri gerçekleşirse ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır.
- Suç seçimlik hareketli ve amaçlı bir suçtur; cebir veya tehdit dışındaki davranışlar suçu oluşturmaz.
- Cebir veya tehdit fiillerinin görevin yerine getirilmesini engellemeye veya güçleştirmeye elverişli olması gerekir.
- Engellenmek istenen işin, o kamu görevlisinin görev ve yetkisi kapsamında olması şarttır.
- Görevli ve yetkili olmadığı hâlde işlem yapmak isteyen kamu görevlisine direnmede bu suç oluşmaz.
- Tehdit fiili suçun unsuru olduğundan, aynı olayda ayrıca tehdit suçundan hüküm kurulamaz.
- Buna karşılık aynı olayda gerçekleşen hakaret ayrı bir suç olarak cezalandırılabilir.
- Failin bir hakkını kullanması hâlinde TCK m. 26 uyarınca hukuka uygunluk sebebi gündeme gelir.
- Korunan hukuki yarar, kamu idaresinin görevlerini engelle karşılaşmadan yerine getirmesini sağlamak ve kamu faaliyetine saygıyı temin etmektir.
Bir kimlik kontrolü, bir haciz işlemi ya da bir zabıta denetimi sırasında yükselen ses tonu, çoğu zaman “polise direndi” ya da “memura direndi” iddiasıyla sonuçlanır. Oysa Türk Ceza Kanunu’nun 265. maddesindeki suç, her karşı çıkışı değil, yalnızca belirli bir amaçla işlenen belirli davranışları cezalandırır.
Aşağıda suçun unsurlarını, cebir ve tehdit kavramlarını, görev ve yetki şartını, nitelikli hâlleri, diğer suçlarla ilişkisini ve hukuka uygunluk sebeplerini Yargıtay kararlarıyla ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
TCK m. 265 – Görevi yaptırmamak için direnme: “(1) Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi halinde, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (3) Suçun, kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır. (4) Suçun, silahla ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (5) Bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.”
TCK m. 26 – Hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası: “(1) Hakkını kullanan kimseye ceza verilmez. (2) Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez.”
Suçun unsurları ve sınırları
| Unsur / konu | İçerik | Dayanak |
|---|---|---|
| Mağdur | Kamu görevlisi | TCK m. 265/1 |
| Hareket | Cebir veya tehdit (seçimlik hareket) | TCK m. 265/1 |
| Amaç | Görevin yapılmasını engellemek | TCK m. 265/1 |
| Elverişlilik | Fiil, görevi engellemeye veya güçleştirmeye elverişli olmalı | Yargıtay içtihadı |
| Görev ve yetki | Engellenen iş, o görevlinin görevine girmeli | Yargıtay içtihadı |
| Temel ceza | Altı aydan üç yıla kadar hapis | TCK m. 265/1 |
| Yargı görevi yapanlara karşı | İki yıldan dört yıla kadar hapis | TCK m. 265/2 |
| Tanınmayacak hâle koyma / birden fazla kişi | Ceza üçte bir oranında artırılır | TCK m. 265/3 |
| Silahla veya örgütün korkutucu gücüyle | Ceza yarı oranında artırılır | TCK m. 265/4 |
| Ağırlaşmış yaralama neticesi | Ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır | TCK m. 265/5 |
Kritik nokta: Suçun en çok gözden kaçan şartı, engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olmasıdır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi bunu açık biçimde ifade eder: görevli ve yetkili olmadığı hâlde işlem yapmak isteyen kamu görevlisine direnme hâlinde TCK m. 265’te tanımlanan suç oluşmaz. Bu nedenle savunmanın ilk incelemesi, görevlinin o anda hangi yetkiye dayanarak müdahale ettiği ve bu yetkinin mevzuatta nerede düzenlendiği olmalıdır.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Görevlinin yetkisini belirleyin. Müdahale edenin kamu görevlisi olup olmadığı ve yaptığı işin görev alanına girip girmediği tespit edilmelidir.
- Görev listesini ve talimatı dosyaya getirtin. Olay anında görevli olup olmadığı, görev listesi ve tutanaklarla belgelenmelidir.
- Fiilin niteliğini ayırt edin. Suç yalnızca cebir veya tehditle işlenir; sözlü karşı çıkma, itiraz veya pasif direniş bu kapsamda değildir.
- Elverişliliği tartışın. Fiilin görevin yerine getirilmesini engellemeye veya güçleştirmeye elverişli olup olmadığı somut olarak değerlendirilmelidir.
- Amaç unsurunu inceleyin. Suç amaçlı bir fiildir; failin görevi engelleme amacı taşımadığı hâller ayrıca tartışılmalıdır.
- Tehdit iddiasını ayrıca cezalandırmaya izin vermeyin. Tehdit fiili suçun unsuru olduğundan aynı olayda ayrıca tehdit suçundan hüküm kurulamaz.
- Hakareti ayrı değerlendirin. Yargıtay incelemesinden geçen dosyalarda hakaret, direnmeden ayrı bir suç olarak cezalandırılabilmektedir.
- Yaralama varsa fıkra beşi kontrol edin. Ancak kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri gerçekleşirse ayrıca yaralama hükümleri uygulanır.
- Nitelikli hâlleri denetleyin. Birden fazla kişiyle işleme, tanınmayacak hâle koyma, silah ve örgütün korkutucu gücü ayrı artırım sebepleridir.
- Hakkın kullanılmasını ileri sürün. Failin bir hakkını kullanması hâlinde TCK m. 26 uyarınca hukuka uygunluk sebebi gündeme gelir.
- Haksız tahrik iddiasını belgelendirin. Yargıtay, koşulları gerçekleşmeyen tahrik iddialarını yerinde görmemektedir.
- Kamera ve tanık delillerini erken toplatın. Olayın seyri, cebrin varlığı ve elverişlilik çoğu kez bu delillerle çözülür.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2020/1385, K. 2022/16107, 08.11.2022
Hakkını kullanan kimseye ceza verilmez: velayet hakkı ve TCK m. 26. Henüz aralarında ayrılık veya boşanma kararı bulunmayan eşinin yanında kalan kızıyla vakit geçirmek isteyen baba, okul önünde çocuğu almak istemiş; okul yetkilileri annenin talimatını gerekçe göstererek engellemiş ve kolluğa haber vermiştir. Olay yerine gelen polis memurlarına müdahale eden baba, görevi yaptırmamak için direnme suçundan mahkûm edilmiştir. Daire önce ölçütü koymuştur: “TCK’nın 265. maddesinde düzenlenen ve seçimlik hareketli bir suç olan görevi yaptırmamak için direnme suçunda, kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit niteliğindeki davranışların yanı sıra engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması gerekir.” Ardından somut olayda velayet yetkisinin sanıktan alındığına dair belge bulunmadığını, önleyici tedbir kararı da olmadığını saptayarak, “sanığın sahip olduğu velayet hakkını kullanma çerçevesinde atılı eylemi gerçekleştirdiğinden, olayda 5237 sayılı TCK’nın 26. maddesi uyarınca hakkın kullanılması niteliğinde hukuka uygunluk sebebi olduğundan atılı suçtan sanık hakkında ceza tayin edilemeyeceği” sonucuna varmıştır. Sonuç olarak kasten yaralama hükümleri onanmış, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve direnme hükümleri 08.11.2022 tarihinde oybirliğiyle BOZULMUŞTUR.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/22498, K. 2024/2264, 22.02.2024
Görev alanı dışındaki müdahaleye direnme bu suçu oluşturmaz. Otoparkta aracının içinde bulunan sanık, özel güvenlik görevlisinin uyarısı üzerine aracı görevlinin üzerine sürerek basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek şekilde yaralamış ve direnme suçundan adlî para cezasına mahkûm edilmiştir. Daire, korunan hukuki yararı ve suçun sınırını belirledikten sonra somut olayı değerlendirmiştir: “özel güvenlik görevlisi olan katılanın görev ve yetkisi dahilinde olmadığı halde sanığın aracının içinde kız arkadaşıyla suç oluşturmayan hareketlerine müdahale ettiğinin anlaşılması karşısında, katılanın hangi görevinin yapılmasına engel olmak için cebir kullandığı açıklanmadan ve eylemin kasten veya taksirle yaralama suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan, yazılı şekilde hüküm kurulması” hukuka aykırıdır. Daire ayrıca kabule göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının ardından denetim süresinde kasıtlı suç işleyen sanık hakkında önceki hükmün aynen açıklanmasıyla yetinilmesi gerekirken yeniden değerlendirme yapılmasının CMK m. 231/11’e aykırı olduğunu belirtmiştir. Sonuç olarak hüküm 22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle BOZULMUŞTUR (yeniden hüküm kurulurken cezayı aleyhe değiştirme yasağının gözetilmesi de belirtilmiştir).
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/22106, K. 2024/5320, 24.04.2024
Tehdit direnmenin unsurudur; ayrıca tehdit suçundan hüküm kurulamaz. İhbar üzerine olay yerine gelen polis memurlarına ağır sözler söyleyen, ölüm tehdidinde bulunan ve uyarılara rağmen direnen sanık; hakaret, görevi yaptırmamak için direnme ve tehdit suçlarından ayrı ayrı cezalandırılmıştır. Daire, hakaret ve direnme hükümlerini eylemlerin doğru nitelendirildiği ve cezaların kanuni bağlamda uygulandığı gerekçesiyle yerinde bulmuş; haksız tahrik koşullarının gerçekleşmediğini belirtmiştir. Tehdit hükmü bakımından ise şu tespiti yapmıştır: “sanığın, katılana ve mağdura yönelik gerçekleştirdiği iddia ve kabul olunan tehdit eylemlerinin görevi yaptırmamak için direnme suçunun tehdit fiili kapsamında kaldığı gözetilmeden tehdit suçundan da mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı”dır. Daire aynı kararda ilkeyi de yinelemiştir: “Kamu görevlisinin yapmak istediği iş görevi ve yetkisi kapsamında olmalıdır. Görevli ve yetkili olmadığı halde işlem yapmak isteyen kamu görevlisine direnme halinde 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinde tanımlanan suç oluşmaz.” Sonuç olarak hakaret ve direnme hükümleri oy birliğiyle ONANMIŞ, tehdit hükmü 24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle BOZULMUŞTUR.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/37741, K. 2024/11857, 07.10.2024
Görevin fiilen engellenmiş olması şart değildir; tehdit yeterlidir. Haciz işlemi için borçlunun evine gelen icra memuruna, borçlunun kardeşi eve giremeyeceğini söylemiş; memur görevini yapacağını belirterek eve girince sanık memura hitaben molotof koyup patlatacağı yönünde sözler söylemiş ve yüksek sesle bağırmıştır. Bölge adliye mahkemesi beraat kararı vermiş, Cumhuriyet savcısı temyiz etmiştir. Daire, korunan hukuki yararı ve unsurları açıkladıktan sonra şu sonuca varmıştır: “sanığın bu şekilde tehditte bulunmak suretiyle kamu görevlisi olan icra memuruna direnmesi biçiminde gerçekleşen eyleminin görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, beraatine karar verilmesi hukuka aykırı”dır. Kararda ayrıca suçun tanımı yinelenmiştir: “5237 sayılı Kanun’un 265. maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan görevi yaptırmamak için direnme suçunun oluşması için, kamu görevlisine karşı görevini gerçekleştirmeden veya görevini gerçekleştirdiği sırada cebir veya tehdit fiillerinin işlenmesi gerekir. Bu eylemlerin görevin yerine getirilmesini engellemeye veya güçleştirmeye elverişli olması gerekir.” Sonuç olarak beraat kararı 07.10.2024 tarihinde oy birliğiyle BOZULMUŞTUR.
Bu dört karar, uygulamada en sık karşılaşılan direnme senaryolarını kapsıyor: kolluk müdahalesi, icra işlemi, özel güvenlik uyarısı ve aile içi bir hak çekişmesi. Birlikte okunduklarında suçun sınırları oldukça net biçimde çiziliyor.
Birinci halka korunan hukuki yarardır ve suçun neden bu kadar geniş uygulandığını açıklar. 4. Ceza Dairesinin ifadesiyle, kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanma fiillerinin suç olarak tanımlanmasıyla korunmak istenen hukuki yarar, kamu idaresi organlarının görevlerini düzenli bir şekilde ve herhangi bir engelle karşılaşmadan yerine getirmelerini sağlamak suretiyle kamu idaresinde sürekliliği güvence altına almak ve kamu faaliyetine saygıyı temin etmektir. Suçun mağduru görünürde kamu görevlisidir; korunan değer ise kamu idaresinin işleyişidir.
İkinci halka hareket unsurudur ve savunmanın ilk dayanağıdır. Madde yalnızca iki icra vasıtası tanır: cebir ve tehdit. Suç bu yönüyle seçimlik hareketlidir; ikisinden biri yeterlidir. Buna karşılık bağırmak, itiraz etmek, tutanağı imzalamamak ya da yerinden kalkmamak gibi davranışlar tek başına cebir veya tehdit sayılmaz. Bu ayrım yapılmadan kurulan hükümler bozulmaktadır.
Üçüncü halka elverişliliktir. Daire, cebir veya tehdit fiillerinin görevin yerine getirilmesini engellemeye veya güçleştirmeye elverişli olması gerektiğini açıkça arar. Yani her tehdit sözü otomatik olarak bu suçu doğurmaz; sözün, somut olayın koşullarında görevi engelleyebilecek nitelikte olması gerekir.
Dördüncü halka amaçtır ve suçu benzerlerinden ayırır. 4. Ceza Dairesinin 07.10.2024 tarihli kararında suç, “amaçlı bir fiil” olarak nitelendirilir. Fail, görevin yapılmasını önleme maksadıyla hareket etmelidir. Buna karşılık aynı karar önemli bir sınır çizer: görevin fiilen engellenmiş olması aranmaz. O dosyada icra memuru eve girmiş ve görevini yapmıştır; buna rağmen tehdit sözleri suçu oluşturmuştur.
Beşinci halka görev ve yetki şartıdır ve pratikte en verimli savunma noktasıdır. 4. Ceza Dairesi bunu kural hâline getirmiştir: kamu görevlisinin yapmak istediği iş görevi ve yetkisi kapsamında olmalıdır; görevli ve yetkili olmadığı hâlde işlem yapmak isteyen kamu görevlisine direnme hâlinde bu suç oluşmaz. 22.02.2024 tarihli kararda özel güvenlik görevlisinin, suç oluşturmayan bir davranışa görev alanı dışında müdahale ettiği saptanmış ve mahkûmiyet bozulmuştur. Aynı kararda mahkemeden, eylemin kasten veya taksirle yaralama suçunu oluşturup oluşturmadığını ayrıca tartışması istenmiştir; yani direnme suçunun oluşmaması, fiilin tümüyle cezasız kalacağı anlamına gelmez.
Altıncı halka diğer suçlarla ilişkidir ve ceza miktarını doğrudan etkiler. 24.04.2024 tarihli karar, aynı olaydaki tehdit eylemlerinin direnme suçunun tehdit fiili kapsamında kaldığını, dolayısıyla ayrıca tehdit suçundan hüküm kurulamayacağını belirtir. Buna karşılık aynı kararda hakaret suçundan kurulan hüküm onanmıştır; hakaret, direnmenin unsuru olmadığı için ayrı bir suç olarak varlığını sürdürür. Yaralama bakımından ise maddenin beşinci fıkrası özel bir kural getirir: ayrıca kasten yaralama hükümlerinin uygulanması, yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesine bağlıdır.
Yedinci halka nitelikli hâllerdir ve cezayı hızla yukarı çeker. Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi hâlinde temel ceza iki yıldan dört yıla kadar hapse yükselir. Failin kendisini tanınmayacak hâle koyması veya suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi cezayı üçte bir oranında; silahla ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanılarak işlenmesi ise yarı oranında artırır. Toplumsal olaylarda açılan dosyalarda bu fıkralar çoğu kez birlikte gündeme gelir.
Sekizinci ve son halka hukuka uygunluk sebepleridir. 8. Ceza Dairesinin 08.11.2022 tarihli kararı, TCK m. 26’daki hakkın kullanılması hâlini somut bir olaya uygular: velayet yetkisinin alındığına dair bir belge ve önleyici tedbir kararı bulunmayan babanın, çocuğunu almak isterken kolluğa müdahalesi, hakkını kullanma çerçevesinde değerlendirilmiş ve ceza verilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Bu, suçun her direnişi cezalandırmadığını, failin hukuken tanınmış bir yetkiyi kullandığı hâllerde kusurun değil, hukuka aykırılığın ortadan kalktığını gösterir. Buna karşılık haksız tahrik iddiası ayrı bir konudur; 24.04.2024 tarihli kararda tahrik koşullarının gerçekleşmediği belirtilerek bu yöndeki temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Doğrusu |
|---|---|
| Her karşı çıkışı direnme saymak | Suç yalnızca cebir veya tehditle işlenir |
| Görevlinin yetkisini sorgulamamak | Engellenen iş o görevlinin görevine girmelidir |
| Elverişlilik değerlendirmesi yapmamak | Fiil görevi engellemeye veya güçleştirmeye elverişli olmalıdır |
| Tehditten ayrıca ceza verilmesine ses çıkarmamak | Tehdit direnmenin unsurudur, ayrıca cezalandırılamaz |
| Hakareti de unsur sanmak | Hakaret ayrı bir suç olarak cezalandırılabilir |
| Her yaralamada fıkra beşi uygulamak | Ayrı ceza için yaralamanın ağırlaşmış neticesi gerekir |
| Hakkın kullanılmasını ileri sürmemek | TCK m. 26 hukuka uygunluk sebebi olabilir |
| Nitelikli hâlleri denetlememek | Silah, birden fazla kişi ve yargı görevlisi ayrı ağırlaştırıcılardır |
| Görev listesini ve tutanakları getirtmemek | Yetki tartışması bu belgelerle çözülür |
Görevi yaptırmamak için direnme suçu nedir?
TCK m. 265/1 uyarınca kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanılmasıyla oluşan suçtur. Ceza altı aydan üç yıla kadar hapistir.
Sadece bağırmak bu suçu oluşturur mu?
Suç seçimlik hareketlidir ve yalnızca cebir veya tehditle işlenebilir. Yargıtay kararlarında ayrıca bu fiillerin görevin yerine getirilmesini engellemeye veya güçleştirmeye elverişli olması aranmaktadır. Bu nitelikte olmayan davranışlar suçu oluşturmaz.
Görevin fiilen engellenmesi şart mı?
Hayır. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 07.10.2024 tarihli kararına konu olayda icra memuru eve girip görevini yapmış olmasına rağmen, sanığın tehdit sözleri suçun oluşması için yeterli görülmüş ve beraat kararı bozulmuştur.
Görevli yetkisiz işlem yapıyorsa direnmek suç mudur?
Hayır. Yargıtay 4. Ceza Dairesine göre kamu görevlisinin yapmak istediği işin görevi ve yetkisi kapsamında olması gerekir; görevli ve yetkili olmadığı hâlde işlem yapmak isteyen kamu görevlisine direnme hâlinde bu suç oluşmaz.
Özel güvenlik görevlisine direnmek bu suçu oluşturur mu?
Görevi ve yetkisi kapsamındaki bir işe direnilmişse gündeme gelebilir. Ancak Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 22.02.2024 tarihli kararında, özel güvenlik görevlisinin görev ve yetkisi dâhilinde olmayan ve suç oluşturmayan bir davranışa müdahale ettiği saptanarak mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.
Aynı olayda hem direnme hem tehditten ceza verilir mi?
Hayır. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 24.04.2024 tarihli kararında, tehdit eylemlerinin görevi yaptırmamak için direnme suçunun tehdit fiili kapsamında kaldığı gözetilmeden ayrıca tehdit suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Hakaret de direnmenin içinde mi erir?
Hayır. Aynı kararda hakaret suçundan kurulan hüküm, eylemlerin doğru nitelendirildiği ve cezaların kanuni bağlamda uygulandığı belirtilerek onanmıştır. Hakaret, direnme suçunun unsuru değildir.
Direnme sırasında yaralama olursa ne olur?
TCK m. 265/5 uyarınca bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
Ceza hangi hâllerde artar?
Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi hâlinde ceza iki yıldan dört yıla kadar hapistir. Failin kendisini tanınmayacak hâle koyması veya suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi cezayı üçte bir; silahla ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanılarak işlenmesi ise yarı oranında artırır.
Hakkımı kullanırken direndim, ceza alır mıyım?
TCK m. 26/1 uyarınca hakkını kullanan kimseye ceza verilmez. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 08.11.2022 tarihli kararında, velayet yetkisinin alındığına dair belge ve önleyici tedbir kararı bulunmayan babanın eyleminin velayet hakkını kullanma çerçevesinde gerçekleştiği belirtilerek, olayda hakkın kullanılması niteliğinde hukuka uygunluk sebebi bulunduğu kabul edilmiştir.
Haksız tahrik indirimi uygulanır mı?
Koşulları varsa uygulanabilir; ancak Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 24.04.2024 tarihli kararında, haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için aranan koşulların olayda gerçekleşmediği belirtilerek bu yöndeki temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
Suç şikâyete bağlı mıdır?
TCK m. 265, suçun soruşturulması ve kovuşturulmasını şikâyete bağlayan bir hüküm içermemektedir. Bu nedenle uygulamada resen soruşturulan bir suç olarak ele alınmaktadır.
Hangi mahkeme görevlidir?
Maddede öngörülen ceza miktarları dikkate alındığında dosyalar uygulamada asliye ceza mahkemelerinde görülmektedir; nitelikli hâllerin birlikte uygulanmasıyla ortaya çıkacak ceza miktarına göre görev değerlendirmesi ayrıca yapılır.
HAGB kararı sonrası ne olur?
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 22.02.2024 tarihli kararında, kendisine herhangi bir yükümlülük yüklenmeyen ve denetim süresi içinde kasıtlı suç işleyen sanık hakkında önceki hükmün aynen açıklanmasıyla yetinilmesi gerekirken yeniden değerlendirme yapılmasının CMK m. 231/11’e aykırı olduğu belirtilmiştir.
Savunmada hangi belgeler istenmelidir?
Olay tutanağı, görev listesi, adlî raporlar, kamera kayıtları ve müdahalenin dayandığı mevzuat hükmü. Yargıtay kararlarında hükme esas alınan deliller arasında sanık savunması, katılan ve şikâyetçi beyanları, olay tutanağı, adlî raporlar ve görev listesi sayılmaktadır.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 6 – Kamu görevlisi tanımı
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 26 – Hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 29 – Haksız tahrik
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 86 – Kasten yaralama
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 106 – Tehdit
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 125 – Hakaret
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 265 – Görevi yaptırmamak için direnme
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 266 – Kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231 – Hükmün açıklanmasının geri bırakılması
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 253 – Uzlaştırma
- 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu – Kolluğun yetkileri
- 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun – Özel güvenliğin yetkileri
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: tehdit suçu, kasten yaralama suçu, hakaret suçu, polisin zor kullanma yetkisi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları sonucu değiştirebilir.