Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma (TMK m.162)

legapro kapak 16771 LegaPro Hukuk Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma (TMK m.162)

Kısaca

  • TMK m.162, üç ayrı fiili tek maddede toplayan bir özel ve mutlak boşanma sebebidir.
  • Bunlar: hayata kast, pek kötü davranış ve ağır derecede onur kırıcı davranıştır.
  • Sebep ispatlanırsa evlilik birliğinin sarsıldığının ayrıca kanıtlanması gerekmez.
  • Dava hakkı, sebebin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde sebebin doğumundan itibaren beş yıl geçmekle düşer.
  • Bu süreler zamanaşımı değil hak düşürücü süredir; resen gözetilir.
  • Affeden tarafın dava hakkı yoktur; af açık olabileceği gibi davranışla da anlaşılabilir.
  • Olaydan sonra uzun süre birlikte yaşamak, uygulamada af veya hoşgörü olarak değerlendirilmektedir.
  • Her kötü söz veya davranış yeterli değildir; onur kırıcı davranışın ağır derecede olması aranır.
  • Eşe yönelik fiziksel şiddet, onur kırıcı davranış olarak kabul edilebilmektedir.
  • Hakaret ve küçük düşürücü sözler tek başına m.162 için yeterli görülmeyebilir; m.166 kapsamında değerlendirilir.
  • Boşanma davalarında hâkim yemin öneremez, tarafların ikrarı hâkimi bağlamaz (m.184).
  • Uygulamada m.162 ile m.166 çoğu kez terditli olarak birlikte ileri sürülür.
  • m.166’ya dayalı boşanma hükmü kesinleşirse m.162 davası konusuz kalabilir.
  • Kusur belirlemesi tazminat ve nafakayı doğrudan etkiler (m.174, m.175).
  • Zamanı belirsiz, soyut ve duyuma dayalı tanık beyanları kusur belirlemesinde dikkate alınmaz.

Türk Medeni Kanunu boşanma sebeplerini özel ve genel olmak üzere ikiye ayırır. Özel sebeplerde belirli bir olgunun ispatı yeterlidir; ayrıca evlilik birliğinin çekilmez hâle geldiğini kanıtlamak gerekmez. m.162’de düzenlenen sebep, bu grubun en ağır fiillerini kapsar.

Aşağıda maddede sayılan üç fiilin sınırları, hak düşürücü sürelerin nasıl işlediği, affın ve birlikte yaşamaya devam etmenin sonucu ile m.166 ile ilişkisi, güncel Yargıtay kararları üzerinden ele alınmıştır.

Kanunî dayanak

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.162 — Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış

“Madde 162- Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.”

4721 sayılı Kanun m.166/1-2 — Evlilik birliğinin sarsılması

“Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.”

m.162 ispatlanamadığında dava çoğu kez bu genel sebep üzerinden sonuçlanır; bu nedenle iki sebep terditli olarak birlikte ileri sürülür.

Değişiklik uyarısı — TMK m.166/4 ve boşanma yargılamasının usulü

Reddedilen boşanma davasından sonra ortak hayatın yeniden kurulamaması hâlini düzenleyen m.166’nın dördüncü fıkrası, 14.11.2024 tarihli ve 7532 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle değiştirilmiştir. Yürürlükteki metne göre boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış davanın reddine karar verilmesi ve kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. Ayrıca m.184 uyarınca hâkim, boşanma davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz; taraflara yemin öneremez ve tarafların ikrarı hâkimi bağlamaz.

ÖlçütTMK m.162 (özel sebep)TMK m.166/1 (genel sebep)
İspat konusuBelirli fiilin gerçekleşmesiBirliğin temelinden sarsılması
Ek şartÇekilmezlik ayrıca aranmazOrtak hayatın beklenemez hâle gelmesi
SüreAltı ay ve beş yıl (hak düşürücü)Süre sınırı yok
AfDava hakkını düşürürKusur belirlemesinde dikkate alınır
Ağırlık eşiğiAğır derecede olmalıSarsılma yeterli
Karşı tarafın itirazıSöz konusu değilKusuru daha ağır davacıya itiraz edilebilir
Tipik olgularÖldürmeye teşebbüs, ağır fiziksel şiddetHakaret, güven sarsıcı davranış, ilgisizlik
Tazminatm.174’e göre kusur esas alınırm.174’e göre kusur esas alınır
UygulamadaNadiren kabul edilirDavaların çoğu buradan sonuçlanır

Kritik nokta

Maddedeki üç fiil aynı ağırlıkta değildir ama üçü de yüksek bir eşik taşır. Uygulamada en çok karşılaşılan hata, her hakareti “onur kırıcı davranış” sayıp m.162’ye dayanmaktır. Oysa kanun metni “ağır derecede onur kırıcı bir davranış” der; sıradan hakaret ve küçük düşürücü sözler bu eşiği karşılamaz ve dava m.162 yönünden reddedilir. İkinci sık hata süredir: eşin fiili öğrenmesinden itibaren altı ay geçmişse dava hakkı düşer ve bu süre resen gözetilir. Üçüncüsü aftır. Olaydan sonra uzun süre birlikte yaşamaya devam etmek, hatta bu dönemde çocuk sahibi olmak, uygulamada affedilmiş ya da en azından hoşgörüyle karşılanmış sayılmaktadır. Bu nedenle m.162 iddiası kurulurken tarih, süre ve sonrasındaki fiilî durum baştan tespit edilmelidir.

Ne yapmalı? Adım adım yol haritası

  1. Dayanacağınız fiili net biçimde belirleyin: hayata kast mı, pek kötü davranış mı, ağır derecede onur kırıcı davranış mı?
  2. Fiilin tarihini ve öğrenme tarihini tespit edin; altı aylık ve beş yıllık süreleri hesaplayın.
  3. Olaydan sonra birlikte yaşamaya devam edilip edilmediğini ve süresini belirleyin; af tartışması buradan doğar.
  4. Varsa ceza soruşturma veya kovuşturma dosyasını, adlî muayene raporlarını ve koruma kararlarını temin edin.
  5. Tanıkları görgüye dayalı bilgisi olanlardan seçin; duyuma dayalı beyanların kusur belirlemesinde dikkate alınmadığını unutmayın.
  6. Tanık listesinde her tanığın hangi olaya ilişkin bilgi vereceğini ve olayın tarihini belirtin.
  7. Dilekçede m.162’yi asıl, m.166/1’i terditli sebep olarak gösterin; biri ispatlanamazsa diğeri devrede kalsın.
  8. Somut vakıaları dava dilekçesinde tek tek yazın; soyut ve genel ifadeler kusur belirlemesine esas alınmaz.
  9. Maddî ve manevî tazminat ile nafaka taleplerinizi baştan ve miktar göstererek kurun.
  10. Ziynet gibi nispî harca tâbi taleplerde harcı süresinde yatırın; aksi hâlde esasa girilemez.
  11. Karşı tarafın m.162 iddiasına karşı af, süre ve ağırlık eşiği savunmalarını ayrı ayrı geliştirin.
  12. m.166’ya dayalı boşanma hükmü kesinleşmişse m.162 davasının konusuz kalabileceğini hesaba katın.

Yargıtay ne diyor?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.04.2022 T., 2022/594 E., 2022/3186 K.

Eşe fiziksel şiddet uygulamak onur kırıcı davranıştır; ancak m.166 hükmü kesinleşmişse m.162 davası konusuz kalır. Kadın, hem m.162’ye hem m.166/1’e dayanarak boşanma davası açmış; ilk derece mahkemesi erkeği tam kusurlu bularak m.166/1’e dayalı davayı kabul etmiş, m.162’ye dayalı davayı reddetmişti. Daire önce nitelendirmeyi düzeltmiştir: “davalı erkeğin, ilk derece mahkemesince belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarından olan eşine karşı fiziksel şiddet uygulama vakıası onur kırıcı davranış niteliğindedir. O halde, Türk Medeni Kanunu’nun 162’inci maddesinde yer alan boşanma sebebinin oluştuğu dikkate alınarak davacı kadının davasının TMK m.162 yönünden de kabulü gerekirken, reddi doğru bulunmamıştır.” Ardından usulî sonucu belirlemiştir: m.166/1’e dayalı boşanma hükmü erkek tarafından istinaf edilmeksizin kesinleştiğinden, “kadının TMK m.162 uyarınca açtığı boşanma davası konusuz hale geldiğinden ‘karar verilmesine yer olmadığına’ ilişkin hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı” bulunmuştur. Kararda ayrıca maddî ve manevî tazminat ile yoksulluk nafakasının az takdir edildiği de bozma sebebi yapılmıştır. Sonuç: Hükmün BOZULMASINA, 04.04.2022 tarihinde oy birliğiyle.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 28.02.2024 T., 2023/3844 E., 2024/1299 K.

Ağırlık eşiği ve af birlikte uygulanır. Erkek, eşinin kendisine ve ailesine hakaret ettiğini, üçüncü kişilerin yanında küçük düşürdüğünü ileri sürerek m.162’ye dayanmış; kadın ise evliliğin ilk yıllarında burnunun, sonraki bir olayda parmağının kırıldığını belirterek fiziksel şiddete maruz kaldığını iddia etmişti. Bölge adliye mahkemesi gerekçesinde ölçütü şöyle koymuştur: “pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanmaya karar verilebilmesi için, her türlü kötü veya onur kırıcı davranış değil, ağır derecede pek kötü veya onur kırıcı davranışın gerçekleşmesi gerekir.” Buna göre kadının hakaret ve küçük düşürücü sözleri “pek kötü ve onur kırıcı davranış olarak kabule yeterli olmadığından” erkeğin m.162 davası reddedilmiştir. Kadının şiddet iddiası bakımından ise ilk olaydan sonra tarafların uzunca süre birlikte yaşadıkları, hatta ikinci çocuklarının dünyaya geldiği, dolayısıyla “eylemin af kapmasında kaldığı”, ikinci olayın ise kasıtlı olduğunun ispatlanamadığı belirlenmiştir. Daire, bu gerekçeyi usul ve kanuna uygun bulmuştur. Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararının ONANMASINA, 28.02.2024 tarihinde oy birliğiyle. Buradaki ağırlık ve af değerlendirmesi bölge adliye mahkemesinin gerekçesidir; Daire bu gerekçeyi denetleyip onamıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 30.11.2023 T., 2023/2600 E., 2023/5813 K.

İspatlanamayan m.162 iddiası davayı m.166 eksenine taşır. Karşılıklı açılan davalarda erkek, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebine dayanmış; kadın ise fiziksel ve psikolojik şiddet, hakaret ve tehdit iddialarıyla m.166/1’e dayanmıştı. İlk derece mahkemesi, erkeğin kadını çalışmaya zorladığı, hakaret ve şiddet uyguladığı; kadının da erkeğe ve ailesine sürekli hakaret ettiği, “senden boşanacağım, pis tacizci tecavüzcü, sana çocukları göstermeyeceğim” dediği ve tarafların yataklarını ayırdıkları olgularından hareketle eşit kusur belirlemiş, “erkeğin, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış hukuki sebebine dayalı boşanma talebinin ispat edilemediğinden reddine” ve her iki tarafın m.166/1’e dayalı davalarının kabulüyle boşanmaya karar vermişti. Eşit kusur nedeniyle tazminat talepleri de reddedilmiştir. Daire, “usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir” demiştir. Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararının ONANMASINA, 30.11.2023 tarihinde oy birliğiyle.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 19.09.2024 T., 2023/9522 E., 2024/6152 K.

m.162 reddedilse bile aynı olgular m.166 bakımından yeniden değerlendirilmelidir. Karşılıklı davalarda her iki taraf da m.162’ye dayanmış; ilk derece mahkemesi “tanık beyanları kapsamında hayata kast, pek kötü ve onur kırıcı davranışa yönelik davalı kadının veya davacı erkeğin eyleminin ispatlanamadığı” gerekçesiyle bu talepleri reddetmiş, erkeği tam kusurlu sayarak yalnız kadının m.166/1 davasını kabul etmişti. Daire, erkeğin davasının reddine ilişkin kısmı bozmuştur; çünkü erkek dava dilekçesinde eşinin kendisine hakaret ettiği ve üçüncü kişilerin yanında küçük düşürdüğü vakıalarına dayanmış ve tanık deliline başvurmuştur. Dinlenen tanığın “…davalı kapıya çıkarak kardeşime ‘pis aşağılık, seni görmek istemiyorum domuz defol git’ dedi. Ben bunlara kendim bizzat şahit oldum…” beyanıyla kadının hakaret ettiği ispatlanmıştır. Daire, “Taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunmaktadır. Davacı-davalı erkek dava açmakta haklıdır.” sonucuna varmıştır. Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve ilk derece mahkemesi kararının erkeğin boşanma davası yönünden BOZULMASINA, 19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle.

Bu dört karar birlikte okunduğunda ne çıkıyor?

Birinci halka — eşik yüksektir ve metinden okunur. Kanun “onur kırıcı davranış” değil, “ağır derecede onur kırıcı bir davranış” der. 28.02.2024 tarihli karara konu gerekçe bunu açıkça formüle eder: her türlü kötü veya onur kırıcı davranış değil, ağır derecede olanı aranır. Hakaret ve küçük düşürücü sözler kural olarak bu eşiği karşılamamaktadır.

İkinci halka — fiziksel şiddet farklı değerlendirilir. 04.04.2022 tarihli karar, eşe fiziksel şiddet uygulama vakıasını doğrudan onur kırıcı davranış olarak nitelendirmiştir. Dolayısıyla m.162 iddiasının en güçlü zemini, belgelenmiş fiziksel şiddettir; adlî muayene raporu, koruma kararı ve ceza dosyası bu nedenle kritik önemdedir.

Üçüncü halka — af, çoğu dosyayı m.162 dışına çıkarır. Olaydan sonra birlikte yaşamaya devam etmek, hele bu dönemde çocuk sahibi olmak, affedilmiş ya da hoşgörüyle karşılanmış sayılmaktadır. Bu değerlendirme yalnız m.162’nin dava hakkını düşürmekle kalmaz; affedilen olaylar m.166 bakımından kusur belirlemesinde de dikkate alınmaz.

Dördüncü halka — tanık beyanının niteliği belirleyicidir. Zamanı belirsiz, genel ve soyut beyanlar ile taraflardan duyuma dayanan beyanlar kusur belirlemesine esas alınmamaktadır. 19.09.2024 tarihli kararda sonucu değiştiren şey, tanığın “ben bunlara kendim bizzat şahit oldum” biçimindeki görgüye dayalı anlatımıdır.

Beşinci halka — dilekçede somut vakıa şarttır. Aynı kararda ilk derece mahkemesi erkeğin “soyut ve genel ifadeler kullandığı” gerekçesiyle davayı reddetmiş, Daire ise dilekçede hakaret ve küçük düşürme vakıalarına dayanıldığını saptayarak bu gerekçeyi hatalı bulmuştur. Dava dilekçesi, hangi olayın ne zaman ve nasıl gerçekleştiğini içermelidir.

Altıncı halka — m.162 ile m.166 birlikte kurulmalıdır. Dört dosyanın dördünde de m.162 talebi tek başına sonuç vermemiş; boşanma m.166/1 üzerinden gerçekleşmiştir. Terditli talep kurulmadığında, özel sebebin ispatlanamaması davanın tümüyle reddine yol açabilir.

Yedinci halka — kesinleşen boşanma hükmü diğer davayı konusuz bırakır. 04.04.2022 tarihli karar bu usulî sonucu net biçimde koyar: m.166/1’e dayalı boşanma hükmü kesinleşmişse, aynı evliliğe ilişkin m.162 davası hakkında artık “karar verilmesine yer olmadığına” hükmedilir. Kanun yoluna başvururken hangi hükmün kesinleştiği bu nedenle önce kontrol edilmelidir.

Sekizinci halka — asıl mücadele kusur ve fer’îler üzerindedir. Boşanma kararı çoğu dosyada zaten verilmektedir; taraflar bakımından belirleyici olan kusur dağılımı, maddî ve manevî tazminat ile nafakadır. Eşit kusur hâlinde tazminata hükmedilememektedir. Bağlantılı konular için özel boşanma sebepleri, boşanma davasında maddî ve manevî tazminat ve yoksulluk nafakası yazıları incelenebilir.

Sık yapılan hatalar

HataSonucuDoğrusu
Her hakareti m.162 saymakAğırlık eşiği karşılanmaz, talep reddedilirAğır derecede olan fiilleri ayırmak
Altı aylık süreyi hesaplamamakDava hakkı düşer, resen gözetilirÖğrenme tarihini belgeleyip süreyi takip etmek
Olaydan sonra uzun süre birlikte yaşamakAf veya hoşgörü sayılırFiili ayrılık tarihini net biçimde ortaya koymak
Yalnız m.162’ye dayanmakİspatlanamazsa dava tümüyle reddedilirm.166/1’i terditli olarak da göstermek
Duyuma dayalı tanık dinletmekBeyan kusur belirlemesinde dikkate alınmazGörgüye dayalı tanık seçmek
Vakıaları tarihsiz ve genel yazmakZamanı belirsiz beyanlar değerlendirilmezHer olayı tarih ve yerle birlikte anlatmak
Ceza dosyasını dosyaya getirtmemekŞiddet iddiası belgesiz kalırSoruşturma dosyası ve raporları celbettirmek
Tazminat talebini miktarsız kurmakTalep aşılamaz, eksik hüküm doğarMiktar göstererek ve gerekçelendirerek istemek
Nispî harcı yatırmamakZiynet gibi taleplerde esasa girilemezVerilen sürede harcı tamamlamak

Sık sorulan sorular

TMK m.162 hangi fiilleri kapsar?

Eşin hayatına kastedilmesi, eşe pek kötü davranılması ve eşe ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması. Bu üç fiil özel ve mutlak boşanma sebebi oluşturur.

Bu sebebe dayanırsam ayrıca birliğin sarsıldığını ispat etmeli miyim?

Hayır. Özel ve mutlak boşanma sebeplerinde maddede sayılan fiilin ispatı yeterlidir; evlilik birliğinin çekilmez hâle geldiğinin ayrıca kanıtlanması aranmaz.

Dava açma süresi ne kadardır?

Boşanma sebebini öğrenmeden itibaren altı ay ve her hâlde sebebin doğumundan itibaren beş yıl. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir ve hâkim tarafından resen gözetilir.

Süre geçtikten sonra hiç dava açamaz mıyım?

m.162’ye dayanamazsınız. Ancak aynı olaylar, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine (m.166/1) dayalı davada kusur belirlemesinde ileri sürülebilir; bu sebep için süre sınırı yoktur.

Af nasıl gerçekleşir?

Açık bir beyanla olabileceği gibi davranışlarla da anlaşılabilir. Uygulamada olaydan sonra uzun süre birlikte yaşamaya devam edilmesi, bu dönemde çocuk sahibi olunması af ya da en azından hoşgörü olarak değerlendirilmektedir.

Affedilen olay kusur belirlemesinde kullanılabilir mi?

Kullanılamaz. Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olayların kusur belirlemesinde dikkate alınamayacağı istikrarlı biçimde kabul edilmektedir.

Eşimin bana attığı hakaretler onur kırıcı davranış sayılır mı?

Kural olarak sayılmaz. Kanun ağır derecede onur kırıcı davranış arar; hakaret ve küçük düşürücü sözler tek başına m.162 için yeterli görülmemekte, m.166/1 kapsamında kusur olarak değerlendirilmektedir.

Fiziksel şiddet m.162 kapsamına girer mi?

Girebilir. Yargıtay, eşe karşı fiziksel şiddet uygulama vakıasını onur kırıcı davranış niteliğinde kabul etmiştir. Ancak olayın tarihi, ağırlığı ve sonrasında birlikte yaşanıp yaşanmadığı ayrıca değerlendirilir.

Hayata kast için ceza davası şart mı?

Şart değildir; boşanma hâkimi delilleri serbestçe takdir eder. Ancak ceza soruşturması veya kovuşturması dosyası, adlî muayene raporları ve koruma kararları ispat bakımından güçlü delil oluşturur.

Boşanma davasında yemin teklif edilebilir mi?

Edilemez. TMK m.184 uyarınca hâkim boşanmaya esas olgular hakkında taraflara yemin öneremez ve tarafların ikrarları hâkimi bağlamaz. Hâkim delilleri serbestçe takdir eder.

m.162 ve m.166’yı birlikte ileri sürebilir miyim?

Sürebilirsiniz ve uygulamada doğru olan da budur. m.162 asıl, m.166/1 terditli sebep olarak gösterildiğinde, özel sebep ispatlanamasa dahi dava genel sebep üzerinden sonuçlanabilir.

m.166’ya dayalı boşanma kesinleşirse m.162 davam ne olur?

Konusuz kalır. Bu hâlde mahkemenin, m.162’ye dayalı dava hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” hükmetmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Hangi tanıklar işe yarar?

Olayı bizzat gören ve olayın zamanını belirtebilen tanıklar. Zamanı belirsiz, genel ve soyut beyanlar ile taraflardan duyuma dayanan beyanlar kusur belirlemesinde dikkate alınmamaktadır.

Eşit kusurlu bulunursam tazminat alabilir miyim?

Alamazsınız. TMK m.174, kusursuz veya daha az kusurlu tarafa tazminat hakkı tanır; eşit kusurlu eş lehine maddî veya manevî tazminata hükmedilememektedir.

Davam reddedilirse ne yapabilirim?

TMK m.166/4 uyarınca, boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış davanın reddine karar verilmesi ve kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde ortak hayat yeniden kurulamamışsa, eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. Bu fıkra 2024 yılında değiştirilmiştir.

İlgili mevzuat

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.161 — Zina
  • 4721 sayılı Kanun m.162 — Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
  • 4721 sayılı Kanun m.163 — Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme
  • 4721 sayılı Kanun m.164 — Terk
  • 4721 sayılı Kanun m.166 — Evlilik birliğinin sarsılması (dördüncü fıkra 7532 s.K. ile değişik)
  • 4721 sayılı Kanun m.169 — Geçici önlemler
  • 4721 sayılı Kanun m.174 — Maddî ve manevî tazminat
  • 4721 sayılı Kanun m.175 — Yoksulluk nafakası
  • 4721 sayılı Kanun m.182 — Velâyet ve kişisel ilişki
  • 4721 sayılı Kanun m.184 — Boşanmada yargılama usulü
  • 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.190 — İspat yükü

İlgili yazılar: özel boşanma sebepleri, zina nedeniyle boşanma, terk nedeniyle boşanma, yoksulluk nafakası, velâyet davası.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; olayın ağırlığı, tarihi ve sonrasındaki fiilî durum sonucu değiştirebileceğinden hukukî danışmanlık yerine geçmez.

Bu siteyi Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Google arama sonuçlarınızda legapro.net yazıları daha sık görünür. Ücretsizdir; Google hesabınızdan istediğiniz zaman geri alabilirsiniz. Google'da ekle

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Aile ve boşanma hukuku — ilgili sayfalar

Bu yazıdaki konuyla ilgili rehberler, dilekçe örnekleri ve hesaplama araçları.

Aynı kategoriden diğer yazılar

İdare Hukuku Makale

Kamu İhale Sözleşmesinin İdarece Feshi (4735 m.20): İhtar, Teminat ve Yasaklama

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca 4735 sayılı Kanun m.20, idarenin sözleşmeyi feshedeceği iki…

08.09.2026 Yazıyı oku ›
Ceza Hukuku Makale

Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma (TCK m.220): Hiyerarşi, Devamlılık ve Üyelik

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TCK m.220/1, kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla…

08.09.2026 Yazıyı oku ›
Ceza Hukuku Makale

Çevrenin Kasten Kirletilmesi Suçu (TCK m.181): Atık, Deşarj ve Sorumluluk

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TCK m.181/1, ilgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırı…

08.09.2026 Yazıyı oku ›
Ceza Hukuku Makale

Parada Sahtecilik Suçu (TCK m.197): Aldatma Kabiliyeti ve Tedavüle Koyma

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TCK m.197/1, sahte parayı üretme, ülkeye sokma, nakletme,…

08.09.2026 Yazıyı oku ›
İdare Hukuku Makale

Aşırı Düşük Teklif Açıklaması: 4734 Sayılı Kanun m.38 ve Sınır Değer

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Aşırı düşük teklif, ihale komisyonunun diğer tekliflere ya…

07.09.2026 Yazıyı oku ›
İdare Hukuku Makale

Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavı: Yazılı, Sözlü ve İptal Davası

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Görevde yükselme, memurun aynı kurum içinde daha üst…

07.09.2026 Yazıyı oku ›
WhatsApp İletişim Ara