Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik Suçu (TCK 276): Hatalı Rapor ile Kasıtlı Rapor Farkı, Görevlendiren Merci ve Yargıtay Kararları

- TCK m.276’ya göre yargı mercileri veya suçtan dolayı soruşturma yapmaya ya da yemin altında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul tarafından görevlendirilen bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaada bulunması üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasını gerektirir.
- Aynı merciler tarafından görevlendirilen tercümanın ifade veya belgeleri gerçeğe aykırı tercüme etmesi de aynı cezayla yaptırıma bağlanmıştır.
- Ceza, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunuyla 24.11.2016’dan itibaren bir–üç yıldan üç–yedi yıla çıkarılmıştır; önceki fiillerde lehe kanun karşılaştırması zorunludur.
- Ceza Genel Kurulu, bilirkişinin kendi bilgi ve değerlendirmesine göre verdiği mütalaanın yalnızca hatalı olmasının suç oluşturmadığını vurgulamıştır.
- Farklı kurumların birbiriyle çelişen raporları, tek başına kastın ispatı sayılmamaktadır.
- İcra müdürlüğünce görevlendirilen bilirkişinin eylemi, 9. Ceza Dairesinin oyçokluğuyla verdiği kararda TCK 276 kapsamında görülmemiştir.
- 8. Ceza Dairesine göre suçun oluşması için mütalaanın hükme etkili olması veya zarar doğması gerekmez.
- Kendisine verilen incelemeyi yapmayarak gerçeği gizleyen bilirkişinin eylemi de gerçeğe aykırı mütalaa sayılabilmektedir.
- Birlikte imzalanan raporda yalnızca kendi uzmanlık alanında görüş bildiren bilirkişi, diğer alandaki yanlışlıktan sorumlu tutulmamıştır.
- Görevi kötüye kullanma suçu genel ve tali bir norm olduğundan, bilirkişinin kasten gerçeğe aykırı raporu öncelikle TCK 276 yönünden değerlendirilir.
- Kamu görevlileri, bağlı bulundukları kurumla ilgili davalarda bilirkişi olarak atanamaz (CMK m.64/3).
- Bilirkişinin kasıt veya ihmal ile hükümlü aleyhine gerçek dışı oy verdiğinin anlaşılması ceza yargılamasının yenilenmesi sebebidir (CMK m.311/1-b).
- Suç şikâyete bağlı değildir; uzlaştırma ve önödeme uygulanmaz.
- Yeni metinde alt sınır üç yıl olduğundan yalnızca takdiri indirimle hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme sınırına inilmez.
- Güncel metne göre olağan dava zamanaşımı on beş yıl, 24.11.2016 öncesi fiillerde sekiz yıldır.
Bilirkişi raporu, özellikle tapu iptali, tazminat, alacak ve sahtecilik dosyalarında davanın sonucunu çoğu zaman doğrudan belirler. Raporun kendi aleyhine olduğunu düşünen taraf, itiraz ve yeni rapor talebinin yanında bilirkişi hakkında suç duyurusunda da bulunur. Bu noktada ayrılması gereken şey, bilimsel olarak tartışmalı veya hatalı bir rapor ile bilirkişinin bilerek gerçeği çarpıttığı rapordur.
Yargıtay kararları iki yönlü bir çizgi izlemektedir. Bir yanda keşifte görülen olguları gerçeğe aykırı yazan veya kendisine verilen incelemeyi hiç yapmayan bilirkişiler hakkında mahkûmiyet gerektiği kabul edilmekte, öte yanda farklı raporlar arasındaki çelişkinin ya da hesap hatasının kastı göstermeye yetmediği vurgulanmaktadır. Aşağıda suçun unsurları, görevlendiren merci şartı, cezadaki değişiklik ve bu kararlar ele alınmaktadır.
Kanunî dayanak
| Konu | Dayanak | Yargıtay yaklaşımı |
|---|---|---|
| Görevlendiren merci | TCK m.276/1 | Yargı mercii, soruşturma yetkilisi veya yeminle tanık dinleyen kişi ya da kurul |
| Ceza (24.11.2016 ve sonrası) | TCK m.276/1; 6754 s. Kanun m.41 | Üç–yedi yıl hapis |
| Ceza (24.11.2016 öncesi fiiller) | Önceki metin; TCK m.7/2 | Bir–üç yıl hapis; lehe kanun uygulanır |
| Hatalı ama kasıtsız mütalaa | YCGK 24.09.2025 | Suç oluşmaz; şüpheden sanık yararlanır |
| İcra müdürlüğünce görevlendirilen bilirkişi | Y9CD 11.06.2014 (oyçokluğu) | TCK 276 değil; TCK 257 tartışılır |
| Hükme etki veya zarar | Y8CD 13.03.2023 | Aranmaz; gerçeğin farklı olduğunun ispatı yeterli |
| Verilen incelemeyi yapmama | Y8CD 01.03.2023 | Gerçeğin gizlenmesi olarak suç oluşturabilir |
| Tercümanın gerçeğe aykırı tercümesi | TCK m.276/2 | Bilirkişiyle aynı ceza |
| Dava zamanaşımı | TCK m.66/1-d ve e, 67/4; YCGK 12.07.2023 | Yeni metinde on beş yıl; eski metinde sekiz yıl |
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Bilirkişiyi hangi merciin görevlendirdiğini ve görevlendirme yazısında hangi soruların sorulduğunu belgeleyin.
- Görevlendiren merciin yargı mercii veya soruşturma ya da yeminle tanık dinleme yetkisine sahip bir makam olup olmadığını değerlendirin.
- Raporun merciine sunulduğu tarihi tespit edin; 24.11.2016 öncesi ve sonrası ceza aralığı farklıdır.
- Raporda yer alan olguları keşif tutanağı, fotoğraf, resmî kayıt ve belgelerle tek tek karşılaştırın.
- Bilirkişiye incelenmesi için verilen belge ve kayıtların raporda gerçekten incelenip incelenmediğini kontrol edin.
- Aynı bilirkişinin aynı konuda farklı tarihlerde verdiği raporlar arasındaki değişikliklerin gerekçesini araştırın.
- Bilirkişinin taraflarla, dava konusu kurumla veya uyuşmazlıkla bir ilişkisi ya da çıkarı olup olmadığını ortaya koyun.
- Kamu görevlisi bilirkişinin bağlı olduğu kurumla ilgili davada atanıp atanmadığını CMK m.64/3 yönünden inceleyin.
- Asıl davada rapora süresinde itiraz edip ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi isteyin.
- Savcılık yalnızca görevi kötüye kullanma yönünden inceleme yapıp zamanaşımı kararı verirse suç vasfına ve kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edin.
- Mahkûmiyet kesinleşirse hukuk davasında yargılamanın iadesi, ceza davasında yargılamanın yenilenmesi yolunu değerlendirin.
- Dava zamanaşımını suç tarihindeki ceza aralığına ve son kesme işlemine göre hesaplayın.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 24.09.2025 T., 2022/391 E., 2025/357 K.
Gerçeğe aykırı bilirkişilik suçu ancak kasten işlenebilir; bilirkişinin kendi bilgi ve değerlendirmesine göre verdiği mütalaanın yalnızca hatalı olması suç oluşturmaz ve kast konusundaki makul şüphe sanık lehine değerlendirilmelidir. Bir bono üzerinde tahrifat yapıldığı şikâyetiyle yürütülen soruşturmada kriminal polis laboratuvarında görevli iki sanık, senetteki bir rakamın sonradan eklenip eklenmediğini incelemiş ve optik cihazlarla yapılan incelemede tahrifat yapıldığını gösteren bulgu tespit edilemediğini bildirmiştir. Adli Tıp Kurumu ise önce dosyanın tamamını istemiş, ardından senedin rakam ve yazı bölümlerindeki ifadelerin sonradan eklendiği sonucuna varmıştır. İlk derece mahkemesi sanıkları beraat ettirmiş, 8. Ceza Dairesi oyçokluğuyla bozmuş, bozmaya uyularak kurulan mahkûmiyet de Dairece oyçokluğuyla onanmıştır; her iki Daire kararında karşı oy yazan üyeler kastın ispatlanmadığı görüşündedir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine Genel Kurul, suçun kanuni gerekçesine de dayanarak “bilirkişinin kendi bilgi ve değerlendirmesine göre verdiği mütalaanın sadece hatalı olması, failin mütalaasının gerçeğe aykırı olduğu bilinç ve iradesi ile hareket etmemiş bulunması hâlinde kast unsuru gerçekleşmediğinden suç oluşmayacaktır” açıklamasını yapmıştır. Sanıkların kesin kanaat bildirmekten kaçındığını, Adli Tıp Kurumunun da ancak dosyanın bütünüyle birlikte sonuca ulaştığını, tahrifatın ilk bakışta anlaşılabileceği iddiasına katılmanın mümkün olmadığını ve sanıkların taraflarla irtibatına dair emare bulunmadığını belirtmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı kabul edilmiş, Özel Dairenin onama kararı kaldırılmış ve mahkûmiyet hükümleri sanıkların suç işleme kastının bulunmadığı gözetilmediği gerekçesiyle 24.09.2025 tarihinde oybirliğiyle bozulmuştur.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 11.06.2014 T., 2013/13377 E., 2014/7161 K.
TCK 276’nın uygulanabilmesi için bilirkişinin yargı mercii veya suçtan dolayı soruşturma yapmaya ya da yemin altında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul tarafından görevlendirilmesi gerekir; bu merciler dışında görevlendirilen bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaası görevi kötüye kullanma yönünden değerlendirilebilir. Asliye ceza mahkemesi, icra müdürlüğü tarafından bilirkişi olarak görevlendirilip mütalaada bulunan sanığı gerçeğe aykırı bilirkişilik suçundan mahkûm etmiştir. Daire çoğunluğu, bu merciler dışındaki görevlendirmelerde TCK m.6/1-c kapsamında kamu görevlisi sayılan bilirkişinin eyleminin TCK m.257/1’deki suçu oluşturabileceğini belirterek, somut olayda “Bodrum 1. İcra Müdürlüğünün TCK’nın 276/1. maddesinde sayılan yargı merci veya suçtan dolayı kanunen soruşturma yapma veya yemin altında tanık dinleme yetkisine sahip kişi veya kurul olarak değerlendirilemeyeceğinden” suç vasfında yanılgıya düşüldüğünü açıklamıştır. Kabule göre de hapis cezası adli para cezasına çevrilirken bir gün karşılığı miktarın dayanağı olan kanun maddesinin gösterilmemesini hukuka aykırı bulmuştur. Karşı oy yazan üye, olayın kuyumcu olan sanığın haciz sırasında pırlanta yüzüklere gerçek değerinin çok üzerinde değer biçmesinden ibaret olduğunu aktararak TCK 276’nın oluşmadığı konusunda çoğunlukla aynı görüşte olduğunu, ancak alacağın faiziyle tahsil edilmesi karşısında görevi kötüye kullanma suçunun unsuru olan mağduriyetin de gerçekleşmediğini ileri sürmüştür. Mahkûmiyet hükmü 11.06.2014 tarihinde sanık müdafiinin temyizi üzerine oyçokluğuyla bozulmuştur.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 13.03.2023 T., 2021/1934 E., 2023/1263 K.
Gerçeğe aykırı bilirkişilik suçunun oluşması için mütalaanın hükme etkili olması ya da zararlı bir netice doğması gerekmez; ancak birlikte imzalanan raporda her bilirkişinin sorumluluğu kendi görüş bildirdiği alanla sınırlıdır. Muris muvazaası nedeniyle açılan bir davada dava konusu dairenin değerini belirlemek üzere keşfe giden inşaat bilirkişisi, ilk raporunda odaların ahşap marley, banyo ve mutfağın seramik kaplı olduğunu ve ısınmanın doğal gazlı kombiyle sağlandığını yazmıştır. Taşınmaz malikinin itirazı üzerine verilen ek raporda ise zeminlerin rabıtalı ahşap ve mozaik olduğu, ısınmanın sobayla yapıldığı ve bazı iyileştirmelerin tapu devrinden sonra yaptırıldığı belirtilerek değer düşürülmüştür. İnşaat bilirkişisi dairenin kullanımda olduğunu ve farklılıkları ek raporla düzelttiğini, keşif yerinin dava konusu taşınmaz olup olmadığını belirlemekle görevli diğer bilirkişi ise değer konusunda görüş bildirmediğini savunmuş; asliye ceza mahkemesi ikisini de beraat ettirmiştir. Daire, “Suçun oluşması için bilirkişi mütalaasının hükme etkili olması ya da fiil nedeniyle zararlı bir neticenin meydana gelmesi gerekli olmayıp gerçeğin, bilirkişinin (sanığın) görüşünden farklı olduğunun ispatlanması yeterlidir.” diyerek inşaat bilirkişisinin ilk raporda taşınmazın iç özellikleri ve değerine ilişkin gerçeğinden farklı mütalaada bulunduğunu kabul etmiştir. Taşınmazın iç özellikleri ve değerinin belirlenmesine katkısı bulunmayan diğer bilirkişi yönünden ise beraat kararını yerinde görmüştür. İnşaat bilirkişisi hakkındaki beraat hükmü mahkûmiyet gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, diğer sanık hakkındaki beraat hükmü kast yokluğu gerekçesi eklenerek düzeltilmiş ve 13.03.2023 tarihinde katılanın temyizi üzerine oybirliğiyle onanmıştır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 01.03.2023 T., 2020/18944 E., 2023/933 K.
Gerçeğe aykırı mütalaa, yalnızca yanlış bilgi vermekle değil gerçeğin tümüyle veya kısmen gizlenmesiyle de gerçekleşebilir; kendisine verilen incelemeyi yapmayarak eksik rapor sunan bilirkişinin eylemi bu kapsamda değerlendirilmiştir. Sulh hukuk mahkemesinde görülen bir değişik iş dosyasında bilirkişi olarak atanan sanığa, keşif tutanağıyla bir kişiye ait hesap dökümlerini ve nakit kasa kayıtlarını inceleme yetkisi verilmiştir. Sanık mahkemeye sunduğu raporda nakit kasa kayıtlarına ve iç muhasebe nakit akışına ilişkin görüşe yer vermemiş, ceza yargılamasında alınan bilirkişi heyeti raporu da bu raporun eksik incelemeye dayandığını belirlemiştir. Asliye ceza mahkemesi suçun sabit olmadığı gerekçesiyle beraat kararı vermiştir. Daire, “Gerçeğe aykırı mütalaa verilmesi fiili, gerçeğin tümüyle gizlenip açıklanmaması, gerçeğin kısmen açıklanması veya gerçeğin kısmen veya tamamen değiştirilerek açıklanması suretiyle oluşmaktadır.” açıklamasını yapmıştır. Sanığın kendisine tevdi edilen işle ilgili gerekli incelemeyi yapmamak suretiyle gerçeğe aykırı rapor düzenlediğinin sonraki bilirkişi raporuyla da teyit edildiğini belirterek beraat gerekçesini yasal ve yerinde bulmamıştır. Beraat hükmü 01.03.2023 tarihinde katılan vekilinin temyizi üzerine mahkûmiyet gerektiği gerekçesiyle tebliğnameye uygun olarak oybirliğiyle bozulmuştur.
24.09.2025 tarihli kararla uyumlu olarak 8. Ceza Dairesi 25.01.2023 tarihli ve 2021/1122 E., 2023/219 K. sayılı kararında, döviz karşılığını sonradan alınan rapordakinden çok düşük hesaplayan ve maddi hata yaptığını savunan bilirkişi hakkında suç kastını gösteren kesin delil bulunmadığını belirterek beraat kararını onamıştır. Buna karşılık 8. Ceza Dairesi 13.12.2023 tarihli ve 2023/2110 E., 2023/9998 K. sayılı kararında, aynı yer ve dönem için alınan önceki raporlardan farklı olarak reklam gelirini yetmiş altı kat artıran ve kamu idaresinin resmî verilerini dikkate almayan son kurul raporunda yer alan bilirkişi hakkında bölge adliye mahkemesince verilen iki yıl altı ay hapis cezasını onamış, suç tarihini son raporun tarihi olarak kabul etmiştir. Raporlara karşı başvuru yolları için ceza yargılamasında bilirkişi raporuna itiraz ve bilirkişi raporuna itiraz yazılarımıza bakılabilir.
13.03.2023 tarihli kararın konusu olan rapor, muris muvazaası nedeniyle açılan bir davada verilmiştir; bu davalar için muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil yazımıza bakılabilir. Bozmadan sonra kurulan iki yıl altı ay hapis cezası 8. Ceza Dairesince onanmış, ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının CMK 308 itirazı üzerine Daire 31.10.2024 tarihli ve 2024/21394 E., 2024/8194 K. sayılı kararıyla onamayı kaldırmıştır. Daire, raporun 03.12.2015 tarihinde sunulduğunu, suç tarihinde yürürlükte bulunan bir–üç yıllık ceza aralığının lehe olduğunu ve cezanın gerekçesiz olarak üç yıl üzerinden belirlendiğini belirterek hükmü lehe kanun değerlendirmesi yapılmadığı gerekçesiyle bozmuştur.
11.06.2014 tarihli karardaki merci ayrımı görevi kötüye kullanma suçuyla ilişkiyi de belirler. 5. Ceza Dairesi 09.11.2023 tarihli ve 2023/9532 E., 2023/10917 K. sayılı kararında, TCK 257’nin genel ve tali norm olduğunu, soruşturmada görevlendirilen bilirkişinin kasten gerçeğe aykırı rapor düzenlediği iddiasının TCK 276 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiş; ancak suç tarihindeki lehe cezaya göre sekiz yıllık zamanaşımı dolduğu için kanun yararına bozma istemini reddetmiştir. 9. Ceza Dairesi 25.12.2014 tarihli ve 2014/8435 E., 2014/12647 K. sayılı kanun yararına bozma kararında ise karayollarının kusurunun ileri sürüldüğü bir trafik kazası davasında, aynı olay nedeniyle hakkında soruşturma yapılmış ancak soruşturma izni verilmemiş şüphelinin keşifte bilirkişi olarak görev yapmasını CMK m.64/3 karşısında dava açılması için yeterli şüphe saymış ve kovuşturmaya yer olmadığı kararına yapılan itirazın reddini bozmuştur. Kadastro tespitinde mahalli bilirkişi olarak meraları kendilerine ve akrabalarına geçirdikleri ileri sürülen sanıklar hakkında 21. Ceza Dairesi 07.03.2016 tarihli ve 2015/7023 E., 2016/2101 K. sayılı kararında, eylemin TCK 276 yönünden değerlendirilmesinin asliye ceza mahkemesine ait olduğunu belirterek sulh ceza mahkemesinin hükmünü bozmuştur.
Zamanaşımı bu suçta sık karşılaşılan bir sonuçtur: Ceza Genel Kurulu 12.07.2023 tarihli ve 2020/308 E., 2023/393 K. sayılı kararında, 03.10.2011 tarihli rapor nedeniyle açılan davada son kesme işlemi olan 26.12.2014 tarihli direnme hükmünden itibaren sekiz yıllık sürenin dolduğunu belirterek davayı düşürmüştür. Süre hesabı için dava zamanaşımı yazımıza bakılabilir. Kesinleşen mahkûmiyet, asıl davada yargılamanın iadesi veya ceza davasında yargılamanın yenilenmesi yolunu açabilir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Neden sorun çıkarır | Doğrusu |
|---|---|---|
| Çelişen iki raporu doğrudan suç delili saymak | Görüş farkı kastı göstermez | Bilirkişinin gerçeği bilip bilmediğini araştırın |
| Görevlendiren mercii incelememek | TCK 276 her görevlendirmeyi kapsamaz | Merciin yargı veya soruşturma yetkisini belirleyin |
| Eylemi yalnızca görevi kötüye kullanma saymak | TCK 257 tali normdur | Önce TCK 276 yönünden değerlendirin |
| 24.11.2016 öncesi fiile yeni cezayı uygulamak | Lehe kanun ilkesine aykırıdır | Suç tarihindeki ceza aralığıyla karşılaştırın |
| Rapor tarihini belirlememek | Ceza ve zamanaşımı yanlış hesaplanır | Raporun merciine sunulduğu tarihi esas alın |
| Birlikte imzalanan raporda tüm bilirkişileri aynı tutmak | Sorumluluk uzmanlık alanıyla sınırlıdır | Her bilirkişinin katkısını ayrı inceleyin |
| Hükme etkisi yok diye şikâyeti geçiştirmek | Zarar veya hükme etki aranmaz | Gerçeğe aykırılığı ve kastı inceleyin |
| Asıl davada rapora itiraz etmemek | Hak kaybı doğar | Süresinde itiraz edip yeni inceleme isteyin |
| Zamanaşımını izlememek | Dava düşebilir | Suç tarihindeki cezaya göre süreyi hesaplayın |
Gerçeğe aykırı bilirkişilik suçu nedir?
TCK m.276’da düzenlenen; yargı mercileri veya suçtan dolayı soruşturma yapmaya ya da yemin altında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul tarafından görevlendirilen bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaada bulunması suçudur.
Cezası nedir?
24.11.2016 tarihinden itibaren üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasıdır. Bu tarihten önce işlenen fiillerde lehe olan bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası uygulanır.
Hatalı bilirkişi raporu suç mudur?
Tek başına değildir. Ceza Genel Kurulu, bilirkişinin kendi bilgi ve değerlendirmesine göre verdiği mütalaanın yalnızca hatalı olmasının, mütalaanın gerçeğe aykırı olduğu bilinciyle hareket edilmedikçe suç oluşturmadığını belirtmiştir.
Başka bir kurumun farklı rapor vermesi yeterli mi?
Yeterli değildir. Ceza Genel Kurulu, kriminal laboratuvar raporu ile Adli Tıp Kurumu raporu arasındaki çelişkinin kastın ispatı için yetmediğini kabul ederek mahkûmiyeti bozmuştur.
Hangi mercilerin görevlendirdiği bilirkişiler bu suçu işleyebilir?
Yargı mercileri, suçtan dolayı kanunen soruşturma yapmaya yetkili olanlar veya yemin altında tanık dinlemeye yetkili kişi ya da kurullar tarafından görevlendirilen bilirkişiler. 9. Ceza Dairesi oyçokluğuyla verdiği kararda icra müdürlüğünü bu merciler arasında saymamıştır.
Rapor hükme etki etmediyse suç oluşur mu?
8. Ceza Dairesine göre suçun oluşması için mütalaanın hükme etkili olması veya zararlı bir netice doğması gerekmez; gerçeğin bilirkişinin görüşünden farklı olduğunun ispatlanması yeterlidir. Kastın varlığı ise ayrıca aranır.
Eksik inceleme yapmak bu suçu oluşturur mu?
Oluşturabilir. 8. Ceza Dairesi, kendisine verilen kasa kayıtlarını incelemeyerek rapor sunan bilirkişinin gerçeği gizleyerek gerçeğe aykırı rapor düzenlediğini kabul etmiş ve beraat kararını bozmuştur.
Bilirkişi heyetindeki herkes sorumlu mu?
Hayır. 8. Ceza Dairesi, birlikte imzalanan raporda yalnızca kendi alanında görüş bildiren ve taşınmazın değer tespitine katkısı bulunmayan bilirkişi hakkındaki beraat kararını onamıştır.
Görevi kötüye kullanma suçuyla ilişkisi nedir?
TCK m.257, kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında uygulanır. 5. Ceza Dairesi, soruşturmada görevlendirilen bilirkişinin kasten gerçeğe aykırı raporunun TCK 276 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Tercüman da bu suçtan sorumlu olur mu?
Evet. TCK m.276/2’ye göre aynı merciler tarafından görevlendirilen tercümanın ifade veya belgeleri gerçeğe aykırı olarak tercüme etmesi hâlinde bilirkişi için öngörülen ceza uygulanır.
Kamu görevlisi kendi kurumuyla ilgili davada bilirkişi olabilir mi?
Hayır. CMK m.64/3’e göre kamu görevlileri bağlı bulundukları kurumla ilgili davalarda bilirkişi olarak atanamaz.
HAGB veya erteleme mümkün mü?
Güncel metinde alt sınır üç yıl olduğundan yalnızca takdiri indirim yapıldığında ceza iki yıl altı aya iner ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile erteleme için öngörülen iki yıllık sınırın üzerinde kalır. 24.11.2016 öncesi fiillerde uygulanan eski ceza aralığında ise bu kurumlar ve adli para cezasına çevirme mümkün olabilir.
Uzlaştırma veya önödeme uygulanır mı?
Hayır. Suç şikâyete bağlı değildir ve CMK m.253’te sayılmamıştır; cezanın üst sınırı altı ayı aştığından TCK m.75’teki önödeme de uygulanmaz.
Zamanaşımı ne kadar?
Güncel ceza aralığına göre TCK m.66/1-d uyarınca on beş yıldır ve kesilme hâlinde en fazla yarısı kadar uzar. 24.11.2016 öncesi fiillerde eski cezaya göre sekiz yıl, kesilmeyle en fazla on iki yıldır; Ceza Genel Kurulu bu sürenin dolduğu bir dosyada davayı düşürmüştür.
Mahkûmiyet asıl davayı etkiler mi?
Etkileyebilir. Hukuk davasında HMK m.375/1-f ve 375/2 uyarınca yargılamanın iadesi, ceza davasında CMK m.311/1-b uyarınca hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi istenebilir.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.276 — Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.257 — Görevi kötüye kullanma
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.6 — Tanımlar
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.7 — Zaman bakımından uygulama
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.66 ve 67 — Dava zamanaşımı ve kesilmesi
- 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu m.41 — TCK m.276’daki ceza değişikliği
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.63 ve 64 — Bilirkişi görüşüne başvurulması ve bilirkişi olarak atanabilecekler
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.67 — Bilirkişi raporunun içeriği ve rapora karşı istemler
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.311 — Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.266 — Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.279 ve 281 — Bilirkişi raporu ve rapora itiraz
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.375 — Yargılamanın iadesi sebepleri
İlgili yazılarımız: Ceza yargılamasında bilirkişi raporuna itiraz · Bilirkişi raporuna itiraz · Yalan tanıklık suçu · Görevi kötüye kullanma suçu · Yargılamanın yenilenmesi
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.