Dava Konusunun Devri (HMK m. 125): Davanın Ortasında Taşınmaz veya Alacak Satılırsa Ne Olur?

- Dava açıldıktan sonra dava konusu mal veya hak devredilebilir; bu, tasarruf serbestisinin doğal sonucudur ve dava kendiliğinden düşmez.
- Devri davalı yaparsa davacının iki seçimlik hakkı vardır: devredene karşı davadan vazgeçip devralana karşı devam etmek ya da davayı devreden hakkında tazminat davasına çevirmek (HMK m. 125/1).
- Devri davacı yaparsa seçimlik hak yoktur: devralan kendiliğinden (ipso iure) davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden sürer (HMK m. 125/2).
- Davalının onayı, rızası veya kabulü aranmaz; kanun devir için hiçbir ön şart öngörmemiştir.
- Seçimlik hakkın hatırlatılması kuralı kamu düzenine ilişkindir; mahkeme devri öğrendiği anda resen gözetir.
- Bu kural temyiz aşaması dâhil yargılamanın her aşamasında uygulanır; Hukuk Genel Kurulu önündeyken yapılan devir bile gözetilmek zorundadır.
- Dava konusu dava açılmadan önce devredilmişse HMK m. 125 uygulanmaz; orada sorun sıfat (husumet) sorunudur.
- Alacağın dava sırasında temlik edilmesi, TBK m. 183 anlamında alacağın devri değil, HMK m. 125/2 anlamında dava konusunun devridir.
- Bu nedenle “alacağını devretti, artık sıfatı yok” gerekçesiyle davanın usulden reddi bozma sebebidir.
- Devralan davayı takip etmezse dosya HMK m. 150 uyarınca işlemden kaldırılır; dava kendiliğinden reddedilmez.
- Sözleşmede temlik yasağı varsa devralan usulî olarak davacı olur; ancak davalı yasağı ileri sürerse maddi hukuk bakımından alacağın varlığını ispat edemez ve dava reddedilebilir.
- Yargılama giderlerinden devreden ve devralan müteselsilen sorumludur.
Bir dava iki yılda bitiyorsa, o iki yıl içinde tarafların hayatı durmuyor. Dava konusu daire satılıyor, alacak faktoringe veya varlık yönetim şirketine temlik ediliyor, şirket hissesi el değiştiriyor, taşınmaz cebrî icrada ihaleyle başkasına geçiyor. Uygulamada en sık sorulan soru da bu: Dava sürerken dava konusu satılırsa dava düşer mi, yeniden mi açmak gerekir?
Cevap hayır. Türk usul hukuku bu ihtimali baştan öngörmüş ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 125. maddesinde “dava konusunun devri” başlığı altında düzenlemiştir. Ancak maddenin işleyişi göründüğü kadar basit değildir: devri kimin yaptığına göre sonuç tamamen değişir ve mahkemenin bu konuda kendiliğinden yapması gereken işlemler vardır. Bu işlemler yapılmadığında verilen karar, esası ne kadar doğru olursa olsun bozulmaktadır.
Kanunî dayanak
“(1) Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:
a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde dava davacı lehine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.
b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.
(2) Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder. Bu takdirde dava davacı aleyhine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.”
Maddenin ikinci fıkrasındaki yargılama giderlerine ilişkin son cümle, 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 11. maddesiyle sonradan eklenmiştir. Bu ek, davacının davayı kaybedeceğini anlayıp dava konusunu ödeme gücü olmayan birine devrederek gider sorumluluğundan sıyrılmasını engellemeye yöneliktir.
“(1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür.
(2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır.
(3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir.”
İki madde birbirine benzer görünse de aynı şey değildir. HMK m. 124 iradî taraf değişikliğini, yani davacının “yanlış kişiyi dava etmişim, doğrusunu koyayım” demesini düzenler ve kural olarak karşı tarafın açık rızasını arar. HMK m. 125 ise taraf değişikliğini değil, dava konusunun el değiştirmesinin usulî sonucunu düzenler. Maddenin ikinci fıkrasında taraf kendiliğinden değişir; kimsenin rızası aranmaz. Maddenin son cümlesindeki “kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır” ifadesi de esasen m. 125 gibi hükümlere işaret eder.
Devri kim yaptı? İki fıkra, iki ayrı rejim
| Ölçüt | Devri DAVALI yaptı (m. 125/1) | Devri DAVACI yaptı (m. 125/2) |
|---|---|---|
| Karşı tarafın seçimlik hakkı | Var: devralana karşı devam ya da tazminat davasına dönüştürme | Yok; davalıya benzer bir seçim tanınmamıştır |
| Taraf değişimi nasıl olur? | Davacının tercihine bağlı; tercih edilirse devralan davalı olur | Kendiliğinden (ipso iure); devralan davacı yerine geçer |
| Karşı tarafın onayı | Gerekli değil, ama tercihi belirleyici | Hiçbir şekilde aranmaz |
| Mahkemenin görevi | Devri öğrenince davacıya seçimlik hakkı hatırlatmak, süre vermek | Devralanın davacı yerine geçtiğini kabul edip taraf teşkilini sağlamak |
| Hatırlatma yapılmazsa | Karar bozulur; kural kamu düzenindendir | Devralan gözetilmeden verilen karar bozulur |
| Devralan davayı takip etmezse | Genel usul hükümleri işler | Dosya HMK m. 150 uyarınca işlemden kaldırılır |
| Yargılama gideri | Dava davacı lehine sonuçlanırsa devreden ve devralan müteselsilen sorumlu | Dava davacı aleyhine sonuçlanırsa devreden ve devralan müteselsilen sorumlu |
| Devir dava açılmadan önce yapılmışsa | m. 125 uygulanmaz; sorun taraf sıfatı (husumet) sorunudur | |
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Devir tarihini net biçimde tespit edin: dava tarihinden önce mi, sonra mı? Bu tek soru, uygulanacak rejimi belirler. Dava öncesi devirde m. 125 devreye girmez, doğrudan sıfat tartışması yapılır.
- Devri kimin yaptığını belirleyin. Davalı devretmişse seçimlik haklar sizde; davacı devretmişse devralan kendiliğinden davacı olur ve seçim söz konusu değildir.
- Devri öğrendiğiniz anda dilekçeyle mahkemeye bildirin ve belgelendirin: tapu kaydı, temlikname, pay defteri kaydı, ihale kesinleşme şerhi, ticaret sicil kaydı.
- Taşınmaz davalarında güncel tapu kütük sayfasını, tüm şerh, beyan ve intikalleri gösterecek şekilde celbini isteyin. Devrin zincirleme olup olmadığı ancak böyle görülür.
- Davalı devretmişse seçiminizi açıkça ve yazılı olarak bildirin: “Devreden davalı hakkındaki davadan vazgeçiyor, devralana karşı davaya devam ediyorum” ya da “davamı devreden hakkında tazminat davasına dönüştürüyorum”.
- Seçiminizi yaparken devralanın ödeme gücünü, taşınmazın üzerindeki takyidatları ve iyiniyetli olup olmadığını değerlendirin. Devralana karşı devam etmek her zaman daha avantajlı değildir.
- Mahkeme size seçimlik hakkı hatırlatmadan yargılamaya devam ediyorsa bunu tutanağa geçirtin. Bu, tek başına bozma sebebidir ve istinaf/temyiz dilekçenizin ana eksenini oluşturabilir.
- Devralana karşı devam edilecekse taraf teşkilini takip edin: dava dilekçesi ve ekleri usulüne uygun tebliğ edilmeli, devralana cevap ve delil hakkı tanınmalıdır. Aksi hâlde hukukî dinlenilme hakkı ihlâl edilir.
- Davacı sıfatını devralan taraf iseniz, devirden önce yapılmış usul işlemlerinin sizi bağladığını unutmayın; dava “kaldığı yerden” devam eder, baştan başlamaz. Kaçırılmış süreler yeniden işlemez.
- Alacağı devraldıysanız duruşmaları takip edin. Takip edilmeyen dosya HMK m. 150 uyarınca işlemden kaldırılır, üç ay içinde yenilenmezse dava açılmamış sayılır.
- Sözleşmede temlik yasağı varsa devri buna göre kurgulayın: usulî olarak davacı olabilirsiniz, ancak davalı yasağı ileri sürdüğünde maddi hukuk anlamında alacağın varlığını ispat yükü size düşer.
- Devir hüküm verildikten sonra, istinaf veya temyiz aşamasında yapılmışsa da mutlaka bildirin. Bu kural kanun yolu dâhil yargılamanın her aşamasında uygulanır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/588, K. 2025/718, 12.11.2025
Seçimlik hakkın hatırlatılması kamu düzenine ilişkindir ve temyiz aşamasında bile gözetilir. Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davasında dosya Hukuk Genel Kurulunda temyiz incelemesi için beklerken, dava konusu taşınmazın cebrî icra yoluyla satıldığı ve ihalenin kesinleştiği bildirilmiştir. Kurul, kararında dava konusunun devrini “dava konusunun dava sırasında el değiştirdiği bütün hâllerde” uygulanan bir kurum olarak nitelendirmiş ve şu tespiti yapmıştır: “Dava görülmekte iken davalının dava konusunu üçüncü bir kişiye devrettiğini öğrenen mahkemenin, bunu kendiliğinden (resen) gözeterek, davacıya maddede belirtilen seçimlik haklarını hatırlatarak hangisini seçtiğini sorması ve davacının vereceği cevaba göre işlem yapması gereklidir… Bu seçimlik hakkının hatırlatılması kuralı, kamu düzenine ilişkindir ve kanun yolu dahil yargılamanın her aşamasında yapılır.” Kurul ayrıca TMK m. 705 uyarınca cebrî icrada mülkiyetin tescilden önce kazanıldığını vurgulayarak ön sorunun bulunduğunu kabul etmiştir. Sonuç: direnme kararının değişik gerekçeyle BOZULMASINA, 12.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/908, K. 2025/362, 28.05.2025
Hüküm verildikten sonra yapılan temlik de gözetilmek zorundadır; dava açılmadan önceki devirde ise m. 125 uygulanmaz. Sözleşme dışı imalat bedelinin tahsili istemiyle açılan davada ilk derece mahkemesi davayı kabul etmiş, ancak davacılar hükümden sonra noterde düzenlenen temliknameyle alacağın tamamını dava dışı bir şirkete devretmişlerdir. Bölge adliye mahkemesi bu devri hiç gözetmeden davayı husumet yokluğundan reddetmiştir. Kurul, önce sınırı çizmiştir: “Uyuşmazlık konusu mal, alacak veya hak, dava açılmadan önce devredilirse HMK’nın 125. maddesi uygulanmaz.” Ardından somut olaya geçerek, devrin dava sırasında yapıldığını ve “devralan… şirketin davacı sıfatı ve buna bağlı olarak davayı takip yetkisi kazanacağı ve davanın devralan bu şirket ile devam edeceği gözetilmeksizin… pasif husumet yokluğu nedeniyle direnme kararı verilmesi doğru olmamıştır” demiştir. Kurula göre yapılması gereken, temliknamenin varlığını araştırıp taraf teşkilini sağlamak ve sonucuna göre karar vermektir. Sonuç: direnme kararının değişik gerekçeyle BOZULMASINA, 28.05.2025 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2526, K. 2024/6605, 19.09.2024
Alacağını dava sırasında temlik eden davacının davası “sıfatı kalmadı” gerekçesiyle usulden reddedilemez. Bir bankanın eski yöneticileri aleyhine açtığı sorumluluk davasında, banka yargılama sırasında alacaklarını bir varlık yönetim şirketine devretmiş; mahkeme bunu TBK m. 183 kapsamında alacağın devri sayarak davacının taraf sıfatının kalmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddetmiş, Daire de kararı önce onamıştır. Karar düzeltme incelemesinde Daire görüşünü değiştirmiştir: “Mahkemece, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 125 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince davanın açılmasından sonra, dava konusunun alacağın temliki suretiyle devredildiği, devralan kişinin… görülmekte olan davada davacı yerine geçeceği ve davaya davacının kaldığı yerden devam edeceği, davayı takip etmemesi halinde ise 6100 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinde düzenlenen usul hükümlerinin uygulanacağının tabii olduğu hususları gözetilerek bir değerlendirme yapılması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış”tır. Sonuç: karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairenin onama ilamının ORTADAN KALDIRILMASINA ve mahkeme kararının BOZULMASINA, 19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/4333, K. 2023/4978, 23.10.2023
Karar tarihinden önce taşınmaz üçüncü kişiye geçmişse, hatırlatma yapılmadan ve yeni malik davaya dâhil edilmeden hüküm kurulamaz. Muarazanın giderilmesi ve kâl (yıkım) istemli davada, dava konusu taşınmaz yargılama sırasında ve karar tarihinden önce üçüncü kişiye devredilmiştir. Daire, mahkemenin izlemesi gereken sırayı adım adım göstermiştir: “Mahkemece öncelikle davacıya 6100 … Kanun’un 125 inci maddesi uyarınca seçimlik hakkının hatırlatılması, davacının davasını şimdi olduğu gibi el atmanın önlenmesi ve kâl istemli olarak devam ettirmesi hâlinde yeni malikin usulüne uygun olarak davaya dahil edilmesi gerekirken bu hususa dikkat edilmeksizin yargılamaya devam olunarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.” Görüldüğü gibi hatırlatma tek başına yeterli değildir; seçim yapıldıktan sonra taraf teşkilinin usulüne uygun tamamlanması da aranmaktadır. Sonuç: mahkeme kararının BOZULMASINA, 23.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
Birinci halka: kurumun amacı, davayı kurtarmaktır. Dava konusu el değiştirdiğinde devreden tarafın o dava üzerindeki tasarruf yetkisi ve taraf sıfatı sona erer. Eğer usul hukukunda m. 125 gibi bir düzenleme olmasaydı, sonuç kaçınılmaz olarak “sıfat yokluğundan ret” olurdu ve yıllarca süren yargılamada elde edilmiş bütün sonuçlar çöpe giderdi. Hukuk Genel Kurulunun 2025/362 sayılı kararında bu amaç açıkça anlatılıyor: kurum sayesinde “davanın sıfat yokluğundan esastan reddedilmesinin önüne geçilmiştir” ve devre kadar elde edilmiş hukukî sonuçlar korunarak usul ekonomisine hizmet edilmiş olur. 11. Hukuk Dairesinin karar düzeltme kararı da tam bu noktada bir yanlışı düzeltiyor: alacağını temlik eden bankanın davası, temlik gerekçe gösterilerek usulden reddedilemez.
İkinci halka: nitelendirme hatası en sık yapılan hatadır. Dava açıldıktan sonra düzenlenen bir “alacağın devri sözleşmesi”, adı ne olursa olsun, artık sadece TBK m. 183 anlamında bir alacak temliki değildir; aynı zamanda HMK m. 125/2 anlamında dava konusunun devridir. Bu ayrım pratikte hayatî sonuç doğurur: TBK m. 183’te kanun, sözleşme veya işin niteliği gereği borçlunun rızası aranabilirken, HMK m. 125/2 devri hiçbir koşula, hiçbir ön şarta, davalının hiçbir onayına bağlamamıştır. Nitelendirmeyi hâkim resen yapar; tarafların belgeye verdiği başlıkla bağlı değildir.
Üçüncü halka: iki fıkra simetrik değildir. Davalı devrederse davacıya seçim hakkı tanınmıştır, çünkü davacı devralana karşı devam etmeyi de, devredenden tazminat istemeyi de tercih edebilir; hangisinin işine geleceğini ancak kendisi bilir. Davacı devrederse davalıya böyle bir seçim tanınmamıştır. Bunun sebebi basittir: davalı bakımından karşısındaki alacaklının kimliği kural olarak fark etmez, borcun özü aynı kalır. Bu asimetri, kararlarda özellikle vurgulanır: “davalıya birinci fıkradakine benzer seçimlik haklar tanınmamıştır”.
Dördüncü halka: kural kamu düzenindendir, dolayısıyla zaman sınırı yoktur. Hukuk Genel Kurulunun 2025/718 sayılı kararı bu noktayı en uç örnekle test ediyor: devir, dosya Hukuk Genel Kurulunda beklerken cebrî icra yoluyla gerçekleşmiş; buna rağmen Kurul ön sorun bulunduğunu kabul edip m. 125 uyarınca işlem yapılması için hükmü bozmuştur. 2025/362 sayılı kararda ise devir hüküm verildikten sonra yapılmış ve bölge adliye mahkemesinin bunu gözetmemesi bozma sebebi sayılmıştır. Sonuç: devir hangi aşamada olursa olsun bildirilmelidir; “artık geç” diye bir savunma yoktur.
Beşinci halka: hatırlatma tek başına yetmez. 7. Hukuk Dairesinin kararı, uygulamada sıkça atlanan ikinci adımı gösteriyor. Mahkeme seçimlik hakkı hatırlatır, davacı seçimini yapar; ama iş orada bitmez. Devralana karşı devam kararı verilmişse yeni malikin usulüne uygun biçimde davaya dâhil edilmesi, ona tebligat yapılması, cevap ve delil hakkı tanınması gerekir. Aksi hâlde hukukî dinlenilme hakkı (HMK m. 27) ihlâl edilir ve karar yine bozulur. Kararlarda dava konusunun devri kurumunun hukukî dinlenilme hakkıyla “sıkı bir ilişki içinde” olduğunun tekrar tekrar vurgulanması boşuna değildir.
Altıncı halka: usulî sıfat ile maddi hukuk ayrı şeylerdir. Devralanın davacı yerine geçmesi, davayı kazanacağı anlamına gelmez. Sözleşmede temlik yasağı bulunan hâllerde devralan usulî yetkileri kullanır, ama davalı yasağı savunma olarak ileri sürdüğünde maddi hukuk anlamında talep edebileceği bir alacağının bulunduğunu ispatlamak zorundadır. Yani m. 125 kapıyı açar; kapının ardındaki esas tartışma ayrıca yapılır.
Sık yapılan hatalar
| Yanlış | Doğru |
|---|---|
| “Dava konusu satıldı, dava düştü, yeniden açmalıyım.” | Dava düşmez. HMK m. 125 uyarınca kaldığı yerden devam eder; yeniden açmak süre ve harç kaybıdır. |
| “Alacağı temlik ettim, artık davacı sıfatım yok, dava reddedilir.” | Dava sırasında yapılan temlik dava konusunun devridir; devralan davacı yerine geçer, dava usulden reddedilemez. |
| “Davalı devretmiş, ben bir şey yapmasam da mahkeme halleder.” | Mahkeme resen gözetmek zorundadır, ama seçimi siz yaparsınız. Seçim bildirilmezse yargılama tıkanır. |
| “Davacı dava konusunu devretti, ben davalı olarak buna itiraz ederim.” | m. 125/2’de davalıya seçim veya itiraz hakkı tanınmamıştır; devralan kendiliğinden davacı olur. |
| “Sözleşmede temlik yasağı var, o hâlde devir hiç sonuç doğurmaz.” | Devir usulî sonucunu doğurur; yasak, maddi hukuk düzleminde bir savunma olarak ileri sürülür. |
| “Devir dava açılmadan önce olmuştu, yine m. 125 uygulanır.” | Hayır. Dava öncesi devirde m. 125 uygulanmaz; sorun doğrudan taraf sıfatı sorunudur. |
| “Temyizde öğrendim, artık bildirmenin anlamı yok.” | Kural kamu düzenindendir; kanun yolu dâhil her aşamada uygulanır. Bildirmek gerekir. |
| “Devralan olarak davaya girdim, süreler benim için yeniden başlar.” | Dava kaldığı yerden devam eder. Devirden önceki usul işlemleri ve kaçırılmış süreler sizi bağlar. |
| “Devraldım ama duruşmalara girmesem de dava sürer.” | Takip edilmeyen dosya HMK m. 150 uyarınca işlemden kaldırılır; süresinde yenilenmezse dava açılmamış sayılır. |
Dava sürerken dava konusu taşınmazı satabilir miyim?
Evet. Dava açılmış olması taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkinizi kendiliğinden kaldırmaz; bu, mülkiyet hakkının ve tasarruf serbestisinin doğal sonucudur. Ancak tapuya ihtiyati tedbir şerhi konulmuşsa veya kanunda özel bir sınırlama varsa durum değişir. Satış yapılırsa dava HMK m. 125 çerçevesinde yürür.
Davalı dava konusunu satarsa davam boşa mı gider?
Hayır. HMK m. 125/1 size iki seçenek sunar: devreden davalıyla olan davadan vazgeçip dava konusunu devralan kişiye karşı davaya devam edebilir ya da davanızı devreden hakkında tazminat davasına dönüştürebilirsiniz. İki hâlde de yargılama giderlerinden devreden ve devralan müteselsilen sorumlu olur.
Bu iki seçenekten hangisini seçmeliyim?
Amacınıza bakın. Aynî bir sonuç istiyorsanız (tapu iptali, el atmanın önlenmesi, yıkım) devralana karşı devam etmek zorundasınız; çünkü hüküm ancak kayıt malikine karşı kurulabilir. Sadece parasal karşılık istiyorsanız ve devralanın durumu belirsizse tazminata dönüştürmek daha pratik olabilir. Devralanın iyiniyetli olup olmadığı da belirleyicidir.
Seçimimi ne zaman ve nasıl bildirmeliyim?
Devri öğrendiğiniz anda, tercihen yazılı bir dilekçeyle. Mahkeme devri öğrenince size seçimlik hakkınızı hatırlatıp süre vermek zorundadır; ancak beklemeden kendiniz de seçiminizi bildirebilirsiniz. Kendi seçiminizi yaptığınızda mahkeme tercihinize göre hareket eder.
Mahkeme seçimlik hakkı hatırlatmadan karar verirse ne olur?
Bu tek başına bozma sebebidir. Yargıtay kararlarında seçimlik hakkın hatırlatılması kuralının kamu düzenine ilişkin olduğu ve kanun yolu dâhil yargılamanın her aşamasında uygulanacağı istikrarlı biçimde vurgulanmaktadır. İstinaf ve temyiz dilekçenizde bu eksikliği açıkça ileri sürün.
Davacı dava konusunu devrederse ben davalı olarak itiraz edebilir miyim?
Hayır. HMK m. 125/2’de davalıya, birinci fıkradakine benzer bir seçimlik hak tanınmamıştır. Devralan kişi, sizin tercihiniz aranmadan kendiliğinden davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden devam eder. Buna karşılık esasa ilişkin bütün savunmalarınız aynen saklıdır.
Alacağımı faktoring veya varlık yönetim şirketine temlik edersem davam ne olur?
Temlik dava açıldıktan sonra yapılmışsa bu, HMK m. 125/2 anlamında dava konusunun devridir. Devralan şirket davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden sürer. Mahkemenin “davacının sıfatı kalmadı” diyerek davayı usulden reddetmesi bozma sebebidir.
Sözleşmede “alacak temlik edilemez” yazıyorsa devir geçersiz mi olur?
Devir, usul hukuku bakımından sonucunu doğurur: devralan davacı yerine geçip usulî yetkileri kullanır. Ancak davalı sözleşmedeki temlik yasağını savunma olarak ileri sürerse, devralanın maddi hukuk anlamında talep edebileceği bir alacağının bulunduğunu ispat etmesi gerekir; ispat edilemezse dava reddedilebilir. Yani usulî sıfat ile esasa ilişkin hak ayrı ayrı değerlendirilir.
Devir cebrî icra yoluyla, ihaleyle olduysa da m. 125 uygulanır mı?
Evet. Madde, dava konusunun dava sırasında el değiştirdiği bütün hâllerde uygulanır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, dosya temyiz incelemesinde beklerken taşınmazın cebrî icra yoluyla satılıp ihalenin kesinleşmesini ön sorun sayıp hükmü bozmuştur.
Dava açılmadan önce devretmiş olsaydım ne olurdu?
O hâlde HMK m. 125 uygulanmaz. Malını, alacağını veya hakkını devreden kişinin artık malik, alacaklı veya zilyet sıfatı kalmadığından, devirden sonra açılan davada taraf olarak gösterilmesi mümkün değildir. Bu, doğrudan taraf sıfatı (husumet) sorunudur ve dava esastan reddedilir.
Dava açtıktan sonra alacağı ben devralırsam sıfat sorunu doğar mı?
Hayır. Dava açıldığı sırada alacaklı sıfatı bulunmayan davacı, dava sırasında alacağı devralırsa husumet ehliyeti bakımından eksiklik ortadan kalkar. Bu durumda dava sıfat yokluğundan reddedilemez; davaya devam edilip işin esası incelenmelidir.
Dava konusunu devralan kişi davayı takip etmezse ne olur?
Devralan, davacı yerine geçtiği için takip yükü de ona geçer. Takip edilmeyen dosya hakkında HMK m. 150’deki dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin usul hükümleri uygulanır. Yenileme süresinde işlem yapılmazsa dava açılmamış sayılır.
HMK m. 124 ile m. 125 arasındaki fark nedir?
m. 124 iradî taraf değişikliğini düzenler: davacı yanlış kişiyi dava etmişse, kural olarak karşı tarafın açık rızasıyla, maddi hata veya kabul edilebilir yanılgı hâlinde ise rıza aranmaksızın taraf değiştirilebilir. m. 125 ise taraf değişikliği talebini değil, dava konusunun el değiştirmesinin usulî sonucunu düzenler; burada m. 125/2 bakımından taraf kendiliğinden değişir.
Devir yapıldıktan sonra daha önceki usul işlemleri geçerli kalır mı?
Evet. Kanun açıkça “dava kaldığı yerden itibaren devam eder” demektedir. Devirden önce yapılan tebligatlar, alınan bilirkişi raporları, dinlenen tanıklar ve kaçırılmış süreler devralanı bağlar. Devralan, davayı bulduğu hâliyle devralır; yargılama baştan başlamaz.
Yargılama giderlerinden kim sorumlu olur?
Kanun her iki fıkrada da müteselsil sorumluluk öngörmüştür. Devri davalı yapmış ve dava davacı lehine sonuçlanmışsa, devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumludur. Devri davacı yapmış ve dava davacı aleyhine sonuçlanmışsa, yine devreden ve devralan müteselsilen sorumlu olur; bu ikinci cümle 2020 yılında kanuna eklenmiştir.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 125 — Dava konusunun devri
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 124 — Tarafta iradî değişiklik
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 27 — Hukukî dinlenilme hakkı
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 30 — Usul ekonomisi ilkesi
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 33 — Hukukun uygulanması (hâkimin resen nitelendirmesi)
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 114-115 — Dava şartları ve incelenmesi
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 150 — Dosyanın işlemden kaldırılması
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 176 vd. — Islah
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 183 — Alacağın devri (temlik)
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 184 — Devir sözleşmesinin yazılı şekli
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 189 — Öncelik ve bağlı hakların geçmesi
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 705 — Tescilden önce mülkiyetin kazanılması hâlleri
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: Alacağın temliki (TBK m. 183), Dava şartları (HMK m. 114-115), Ön inceleme duruşması (HMK m. 137), Davanın ıslahı, Tapu iptal ve tescil davası, El atmanın önlenmesi davası, Muris muvazaası.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukukî görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Dava konusunun devrinde devrin tarihi, biçimi ve tarafı sonucu bütünüyle değiştirdiğinden, her dosyanın kendi belgeleri üzerinden ayrıca değerlendirilmesi gerekir.