Coğrafi İşaret Tescili: Menşe Adı, Mahreç İşareti ve Koruma (6769 s. K.)

legapro kapak 16927 LegaPro Hukuk Coğrafi İşaret Tescili: Menşe Adı, Mahreç İşareti ve Koruma (6769 s. K.)
Kısaca
  • Coğrafi işaret, ürünü kökeninin bulunduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş biçimde gösteren işarettir.
  • İki türü vardır: menşe adı ve mahreç işareti.
  • Menşe adında ürünün tüm veya esas özellikleri o coğrafi alana özgü doğal ve beşerî unsurlardan gelir.
  • Menşe adında üretim, işleme ve diğer işlemlerin tümü o alanın sınırları içinde gerçekleşmelidir.
  • Mahreç işaretinde ise işlemlerden en az birinin o alan içinde yapılması yeterlidir.
  • Bu nedenle mahreç işaretli ürün, şartlar sağlanırsa yöre dışında da üretilebilir.
  • Coğrafi yer adı içermeyen ancak geleneksel olarak kullanılan adlar da menşe adı veya mahreç işareti olabilir.
  • En az otuz yıldır kullanılan bazı adlar geleneksel ürün adı olarak tescil edilebilir.
  • Koruma tescil yoluyla elde edilir ve üçüncü kişilere karşı Bültende yayım tarihinden itibaren hüküm ifade eder.
  • Tescil edilen coğrafi işaretin ürünün öz adına dönüştüğü kabul edilmez.
  • Tescil, tescil ettirene inhisari hak sağlamaz.
  • Coğrafi işaret hakkı lisans, devir, intikal, haciz ve benzeri işlemlere konu olamaz; teminat gösterilemez.
  • Coğrafi işaretler bakımından amblem kullanımı zorunludur.
  • Tescilden sonra aynı ürün için yapılan marka başvurusu reddedilir; tescil edilmişse hükümsüz kılınabilir.
  • Kullanma hakkı sahipleri, tescil ettiren dava açmazsa üç ay sonra kendileri dava açabilir.

Antep baklavası, Malatya kayısısı, Maraş dondurması. Bu adlar bir markanın değil, bir yörenin ortak değeridir ve hukuken markadan tamamen farklı bir rejime tâbidir. Coğrafi işaret kimseye tekel hakkı vermez; şartlara uyan herkesin kullanabileceği, buna karşılık denetime bağlı bir kolektif korumadır.

Uygulamadaki tartışmalar üç başlıkta toplanıyor: adın gerçekten bir yöreyle özdeşleşip özdeşleşmediği, tescilin tekelleşme yaratıp yaratmadığı ve denetimin nasıl işleyeceği. Aşağıda önce türleri, sonra tescil şartlarını, ardından korumanın kapsamını ve son olarak yargı denetiminin ölçütlerini ele alıyoruz.

Kanunî dayanak

6769 sayılı Kanun m.34 – Menşe adı ve mahreç işareti
“Coğrafi işaret; belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından kökenin bulunduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş ürünü gösteren işarettir. (…) a) Coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, bölge veya istisnai durumlarda ülkeden kaynaklanan, tüm veya esas özelliklerini bu coğrafi alana özgü doğal ve beşerî unsurlardan alan, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerin tümü bu coğrafi alanın sınırları içinde gerçekleşen ürünleri tanımlayan adlar menşe adıdır. b) Coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, bölge veya ülkeden kaynaklanan, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından bu coğrafi alan ile özdeşleşen, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinden en az biri belirlenmiş coğrafi alanın sınırları içinde yapılan ürünleri tanımlayan adlar mahreç işaretidir.”
6769 sayılı Kanun m.44 – Korumanın kapsamı
“Bir ürüne ilişkin coğrafi işaret koruması bu Kanun çerçevesinde tescil yoluyla elde edilir. (…) Coğrafi işaret tescilinin sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı tescilin Bültende yayımlandığı tarih itibarıyla hüküm ifade eder. (…) Tescil edilen coğrafi işaretlerin ürünün öz adına dönüşmüş olduğu kabul edilmez. Coğrafi işaret korumasına konu adın bir kısmı, ürünün öz adından oluşsa bile tescil ile sağlanan koruma bu öz adları kapsamaz. (…) Tescil edilen coğrafi işaret tescil ettirene inhisari hak sağlamaz.”
Değişiklik uyarısı
Bu alan 2017’de baştan düzenlenmiştir; hangi metnin uygulanacağı başvuru ve dava tarihine bağlıdır. Coğrafi işaretler önceden 555 sayılı Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile korunuyordu; bu KHK, 10/1/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır. Nitekim Yargıtay, 2017 öncesi hükümsüzlük kararlarını değerlendirirken bunların mülga 555 sayılı KHK’nin 8, 20 ve 21. maddelerine dayandığını ayrıca belirtmektedir; bu nedenle eski kararlardaki madde numaraları bugünkü metinle örtüşmez. 6769 sayılı Kanun ile “geleneksel ürün adı” kurumu ilk kez getirilmiş (m.34/3), amblem kullanımı coğrafi işaretler bakımından zorunlu hâle gelmiş (m.46/2) ve coğrafi işaret hakkının lisans, devir, intikal, haciz ve benzeri hukuki işlemlere konu olamayacağı ile teminat gösterilemeyeceği açıkça düzenlenmiştir (m.148/1). Ayrıca coğrafi işaret ile marka ilişkisi m.48’de ayrıntılandırılmış; tescilden sonraki marka başvurularının reddi, önceki iyiniyetli marka tescillerinin korunması ve tanınmış markanın itirazı üzerine coğrafi işaret tesciline izin verilmemesi hâlleri düzenlenmiştir. Amblem ve kullanıma ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlendiğinden, bu ikincil düzenlemenin güncel hâli ayrıca kontrol edilmelidir.
KonuMenşe adıMahreç işareti
Dayanak6769 s. K. m.34/1-(a)6769 s. K. m.34/1-(b)
Özelliklerin kaynağıTüm veya esas özellikler o alandanBelirgin nitelik, ün veya diğer özellikler
İşlemlerin yeriÜretim, işleme ve diğer işlemlerin tümüİşlemlerden en az biri
Yöre dışı üretimMümkün değilŞartlar sağlanırsa mümkün
BağDoğal ve beşerî unsurlara sıkı bağÜn veya nitelik bağı yeterli
AmblemKullanımı zorunludur
DevirLisans, devir, haciz ve teminata konu olamaz
İnhisari hakTescil ettirene tekel hakkı sağlamaz
Öz adTescilli işaretin öz ada dönüştüğü kabul edilmez
Kritik nokta
Coğrafi işaret uyuşmazlıklarında en sık ileri sürülen iki itiraz, “bu ad artık ürünün öz adıdır” ve “tescil tekelleşme yaratır” iddialarıdır. Yargı her ikisini de dar yorumlamaktadır. Kanun, tescil edilen coğrafi işaretin öz ada dönüşmüş sayılamayacağını açıkça yazmıştır; üstelik yargı kararlarında, daha önceki bir tescilin denetim eksikliği nedeniyle hükümsüz kılınmış olmasının o işareti jenerik hâle getirmeyeceği vurgulanmıştır. Tekelleşme itirazı bakımından ise iki cevap verilmektedir: tescil inhisari hak sağlamaz ve mahreç işaretinde şartlara uyan herkes, hatta yöre dışındaki üretici bile ürünü üretebilir. Bu nedenle savunma, adın öz ad olduğunu iddia etmek yerine tescil metnindeki üretim ve denetim şartlarının somut, ölçülebilir ve denetlenebilir olup olmadığına yönelmelidir.

Ne yapmalı? Adım adım yol haritası

  1. Ürünün hangi yöreyle özdeşleştiğini tarihsel ve bilimsel kaynaklarla belgeleyin.
  2. Menşe adı mı yoksa mahreç işareti mi talep edeceğinizi işlemlerin yerine göre belirleyin.
  3. Başvuru hakkı sahibi olup olmadığınızı Kanun’un 36. maddesinden kontrol edin.
  4. Ürünün tanımını ve ayırt edici özelliklerini ölçülebilir biçimde yazın.
  5. Hammadde, üretim yöntemi ve oranları sayısal olarak belirtin.
  6. Denetim merciini, sıklığını ve ölçütlerini ayrıntılı biçimde kurgulayın.
  7. Adın öz ad olduğu iddiasına karşı önceki yargı kararlarını dosyaya koyun.
  8. Bültende yayıma karşı itiraz gelirse gerekçelerinizi süresinde ve eksiksiz sunun.
  9. Tescilden sonra amblemi ürün veya ambalaj üzerinde mutlaka kullanın.
  10. Ürünü üretiyorsanız tescil ettirene bildirimde bulunun.
  11. Tecavüz hâlinde önce tescil ettirene noter aracılığıyla bildirim yapın.
  12. Tescil ettiren üç ay içinde dava açmazsa bildirimi ekleyerek kendiniz dava açın.
Yargı kararları

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 13.03.2023 T., 2021/6577 E., 2023/1526 K.
Bu kararla, öz ada dönüşme iddiasının sınırları ve önceki hükümsüzlük kararının etkisi belirlenmiştir. Uyuşmazlıkta “Maraş Dondurması” coğrafi işaret başvurusuna yapılan itirazı reddeden YİDK kararının iptali ve tescilin hükümsüzlüğü istenmişti. Davacı, ibarenin ürünün öz adı hâline geldiğini, önceki tescilin denetim yükümlülüğü yerine getirilmediği için iptal edildiğini ve bu nedenle işaretin jenerikleştiğini ileri sürmüştü. İlk derece mahkemesi, önceki hükümsüzlük kararının gerekçesinin “denetim işlemlerinin usulünce yerine getirilmemiş olunmasından kaynaklı olduğu” ve o kararda “Maraş Dondurması’nın bir ürün adı olduğu yönünde hiçbir gerekçenin yer almadığı” saptamasını yapmış; ardından ilkeyi kurmuştur: “coğrafi işaretin denetim eksiklikleri sebebiyle hükümsüz kılınmış olunması neticesinde o işaretin jenerik hale geleceğine dair herhangi bir düzenleme kanunda yer almadığı gibi tescilin en önemli sonuçlarından birinin de, coğrafi işaretin öz ada dönüşmesinin engellemesi olduğu” belirtilmiştir. Kararda ayrıca coğrafi işaretin niteliği vurgulanmış; Kanun’un 148. maddesi uyarınca lisans, devir, intikal, haciz ve benzeri hukuki işlemlere konu olamamasının ve teminat gösterilememesinin nedenlerinden birinin de bu kolektif nitelik olduğu ifade edilmiştir. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiş, Daire de kararı denetlemiştir. Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK m.370/1 uyarınca ONANMASINA, 13.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 03.06.2024 T., 2023/1337 E., 2024/4604 K.
Bu kararla, tekelleşme itirazı ile denetim mekanizmasına yönelik eleştiriler karşılanmıştır. Aynı coğrafi işarete karşı bir başka üretici tarafından açılan davada, tescilin hammadde kısıtı yoluyla üretimi fiilen tek ile bağladığı ve denetim kurulunun tarafsız olmadığı ileri sürülmüştü. İlk derece mahkemesi önce korumanın amacını ortaya koymuştur: “coğrafi işaret koruması ile hedeflenenin, piyasada bir tekel yaratılması olmayıp, tam tersi ürünün özüne uygun olmadığı halde coğrafi işaretin ünü ve değerinden yarar sağlayanların önüne geçilmesi olduğu, bu sayede ürüne niteliğini veren unsurların değiştirilmesinin, denetim mekanizmaları aracılığıyla engellenmesinin sağlandığı” denilmiştir. Mahreç işaretinin esnekliği de vurgulanmıştır: “mahreç işaretlerinde belirtilen tescil koşullarının sağlanması halinde, ürünün o yöre dışında üretimi mümkün olmakla birlikte üretim aşamasında yöreye ait bir mamulün kullanılmış olması ya da üretim yönteminin yöreye özgü yöntem ile birebir aynı olması gerektiği” saptanmıştır. Üretim tesisinin nerede kurulacağının üreticinin sorumluluğunda olduğu, coğrafi işaret korumasının her üreticinin ürünü üretmesini sağlamaya yönelik tedbirler içermek zorunda olmadığı; denetim mercii üyelerinin uygulamada tarafsız davranıp davranmayacağının ise tescil geçerliliğinin değil, doğacak ayrı bir uyuşmazlığın konusu olduğu belirtilmiştir. Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK m.370/1 uyarınca ONANMASINA, 03.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 01.03.2024 T., 2022/113 E., 2024/386 K.
Bu kararla, menşe adı ile mahreç işareti arasındaki sınır keskin biçimde çizilmiştir. Coğrafi işaret uyuşmazlığına ilişkin dosyada Daire, iki türün şartlarını karşılaştırmış ve menşe adının çok daha ağır koşullara bağlı olduğunu vurgulamıştır: “Ancak yukarıda belirtildiği üzere menşe adı için bu geçerli olmayıp, tüm veya esas özelliklerin bu coğrafi alana özgü doğal ve beşerî unsurlardan alınması, üretimin, işlenmesinin ve diğer işlemlerin tümünün bu coğrafi alanın sınırları içinde gerçekleşmesi gerekmektedir.” Bu ölçüt, bir adın hangi tür altında tescil edileceğini belirlediği gibi, tescil edilmiş bir işaretin şartlarına uygun üretim yapılıp yapılmadığının denetiminde de esas alınır. Daire, ilk derece kararında usulî bir eksiklik saptamıştır. Sonuç: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m.353/1-a-6 uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA ve dosyanın yeniden görülmek üzere mahkemesine İADESİNE, 01/03/2024 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verilmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 05.12.2024 T., 2024/527 E., 2024/8703 K.
Bu kararla, aynı coğrafi işaret hakkında oluşan içtihat çizgisinin istikrar kazandığı görülmektedir. Aynı tescile karşı üçüncü bir davacı tarafından açılan YİDK kararının iptali davasında ilk derece mahkemesi davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmişti. Daire, kararı Kanun’un 2, 5, 7, 33, 44 ve 48. maddeleri çerçevesinde incelemiş ve önceki 13.03.2023 tarihli kararıyla aynı yönde sonuca varmıştır. Böylece aynı işaret hakkında farklı davacılar tarafından açılan davaların tamamı reddedilmiş; adın öz ad olmadığı, tescil şartlarının sağlandığı ve YİDK kararının hukuka uygun olduğu yönündeki değerlendirme istikrar kazanmıştır. Sonuç: Davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK m.370/1 uyarınca ONANMASINA, 05.12.2024 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verilmiştir.

Bu dört karar birlikte okunduğunda coğrafi işaret korumasının şeması ortaya çıkar. İlk halka, korumanın amacıdır. Hedef piyasada tekel yaratmak değil, ürünün özüne uygun olmadığı hâlde işaretin ününden yararlananların önüne geçmektir.

İkinci halka, tür ayrımıdır. Menşe adında üretim, işleme ve diğer işlemlerin tümü belirlenen alanda gerçekleşmelidir; mahreç işaretinde ise bu işlemlerden en az birinin o alanda yapılması yeterlidir.

Üçüncü halka, yöre dışı üretimdir. Mahreç işaretinde tescil koşulları sağlanmak kaydıyla ürün yöre dışında da üretilebilir; ancak üretimde yöreye ait bir mamulün kullanılması ya da üretim yönteminin yöreye özgü yöntemle birebir aynı olması aranır.

Dördüncü halka, öz ad savunmasıdır. Kanun, tescil edilen işaretin öz ada dönüştüğünün kabul edilmeyeceğini yazmıştır. Önceki bir tescilin denetim eksikliği nedeniyle hükümsüz kılınmış olması da işareti jenerik hâle getirmez.

Beşinci halka, tescil metninin kalitesidir. Ürün tanımı, hammadde, oranlar, üretim yöntemi ve denetim ölçütleri somut ve ölçülebilir biçimde yazılmalıdır. Bu ayrıntı düzeyi, hem tescili hem sonraki denetimi ayakta tutar.

Altıncı halka, hakkın niteliğidir. Coğrafi işaret kolektif bir değerdir; tescil ettirene inhisari hak vermez ve lisans, devir, intikal, haciz gibi işlemlere konu olamaz. Bu yönüyle marka tescilinden tümüyle ayrılır.

Yedinci halka, marka ile ilişkidir. Tescilden sonra aynı ürün için yapılan marka başvurusu reddedilir, tescil edilmişse hükümsüz kılınabilir; buna karşılık önceki iyiniyetli marka tescilleri korunur. Bu kesişme çoğu zaman marka hükümsüzlüğü davası ile birlikte tartışılır.

Sekizinci halka, ihlâlin takibidir. Kullanma hakkına sahip olanlar tecavüzü noter aracılığıyla tescil ettirene bildirir; tescil ettiren talebi reddeder veya üç ay içinde dava açmazsa bildirimi ekleyerek kendileri dava açabilir. Bu davalar çoğu kez haksız rekabet talepleriyle birlikte yürütülür.

Sık yapılan hatalar

HataSonucuDoğrusu
Coğrafi işareti marka sanmakYanlış hak beklentisi doğarİnhisari hak sağlamaz
Menşe adı ile mahreç işaretini karıştırmakBaşvuru reddedilirİşlemlerin yeri belirleyicidir
Tescil metnini muğlak yazmakDenetim imkânsızlaşırÖlçülebilir ölçütler konmalı
Denetim mekanizmasını belirsiz bırakmakHükümsüzlük riski doğarMerci, sıklık ve ölçüt yazılmalı
Amblemi kullanmamakKullanım kurala aykırı olurAmblem zorunludur
Hakkı devretmeye çalışmakİşlem geçersizdirDevir ve lisans mümkün değil
Öz ad iddiasına bel bağlamakİddia kabul görmezTescil şartları hedeflenmeli
Bildirimsiz dava açmakDava şartı eksik kalırNoter bildirimi ve üç ay beklenmeli
Eski KHK maddelerine dayanmakYanlış hüküm tartışılırTarihe göre 555 KHK veya 6769 seçilmeli
Coğrafi işaret nedir?

Kanun’un 34. maddesine göre coğrafi işaret; belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından kökenin bulunduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş ürünü gösteren işarettir.

Menşe adı ile mahreç işareti farkı nedir?

Menşe adında ürünün tüm veya esas özellikleri o coğrafi alana özgü doğal ve beşerî unsurlardan gelir ve üretim, işleme ve diğer işlemlerin tümü o alanda gerçekleşir. Mahreç işaretinde ise bu işlemlerden en az birinin o alan sınırları içinde yapılması yeterlidir.

Mahreç işaretli ürün yöre dışında üretilebilir mi?

Üretilebilir. Yargı kararlarında, tescil koşullarının sağlanması hâlinde ürünün yöre dışında üretilebileceği; ancak üretimde yöreye ait bir mamulün kullanılması ya da üretim yönteminin yöreye özgü yöntemle birebir aynı olması gerektiği belirtilmiştir.

Coğrafi yer adı içermeyen adlar tescil edilebilir mi?

Edilebilir. Kanun’un 34. maddesinin ikinci fıkrasına göre, şartları taşıyan bir ürünü belirtmek için geleneksel olarak kullanılan, günlük dilde yerleşmiş ve coğrafi bir yer adı içermeyen adlar da menşe adı veya mahreç işareti olabilir.

Geleneksel ürün adı nedir?

Menşe adı veya mahreç işareti kapsamına girmeyen ve ilgili piyasada bir ürünü tarif etmek için geleneksel olarak en az otuz yıl süreyle kullanıldığı kanıtlanan adlardır; geleneksel üretim veya işleme yönteminden yahut geleneksel hammadde veya malzemeden kaynaklanması aranır.

Koruma ne zaman başlar?

Koruma tescil yoluyla elde edilir ve tescilin sağladığı haklar üçüncü kişilere karşı tescilin Bültende yayımlandığı tarih itibarıyla hüküm ifade eder.

Tescil sahibine tekel hakkı verir mi?

Vermez. Kanun’un 44. maddesinin yedinci fıkrasına göre tescil edilen coğrafi işaret tescil ettirene inhisari hak sağlamaz; şartlara uyan üreticiler işareti kullanabilir.

Coğrafi işaret devredilebilir mi?

Devredilemez. Kanun’un 148. maddesine göre coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı hakkı; lisans, devir, intikal, haciz ve benzeri hukuki işlemlere konu olamaz ve teminat olarak gösterilemez.

Amblem kullanmak zorunlu mu?

Zorunludur. Kanun’un 46. maddesine göre kullanım hakkına sahip olanlar işareti amblem ile birlikte ürün veya ambalaj üzerinde kullanır; coğrafi işaretler bakımından amblem kullanımı zorunludur. Ürünün niteliği gereği bu mümkün değilse amblem ve işaret işletmede kolayca görülecek şekilde bulundurulur.

Kullanmak için ne yapmak gerekir?

Tescilli işaretler, sicilde belirtilen şartlara uygun ürünlerin üretimi veya pazarlamasında faaliyet gösterenler tarafından kullanılır. Bu kişiler tescil ettirene, bu yönde faaliyet gösterdiklerine dair bildirimde bulunur.

Ad öz ada dönüşürse koruma biter mi?

Kanun’un 44. maddesine göre tescil edilen coğrafi işaretlerin ürünün öz adına dönüşmüş olduğu kabul edilmez. Ayrıca korumaya konu adın bir kısmı öz addan oluşsa bile koruma bu öz adları kapsamaz.

Önceki tescilin iptali işareti jenerikleştirir mi?

Yargı kararlarına göre etmez. Bir coğrafi işaretin denetim eksiklikleri sebebiyle hükümsüz kılınmış olmasının o işareti jenerik hâle getireceğine dair kanunda bir düzenleme bulunmadığı; aksine tescilin en önemli sonuçlarından birinin öz ada dönüşmeyi engellemek olduğu belirtilmiştir.

Coğrafi işaret ile marka çatışırsa ne olur?

Kanun’un 48. maddesine göre tescilden sonra aynı ürünler için yapılan marka başvurusu reddedilir, tescil edilmişse dava yoluyla hükümsüz kılınabilir. Buna karşılık coğrafi işaretin korunmasından önce iyiniyetle tescil edilmiş markaya zarar verilmez.

Hangi kullanımlar tecavüz sayılır?

Kanun’un 53. maddesine göre ürün özelliklerini taşımadığı hâlde işaretin ününden yararlanacak kullanım, çağrıştıran veya taklit eden kullanım, ambalaj ve tanıtımda yanıltıcı açıklamalar ile amblemin yanıltıcı kullanımı tecavüz sayılır.

Tecavüz hâlinde kim dava açabilir?

Kullanma hakkına sahip olanlar tecavüz fiillerini noter vasıtasıyla tescil ettirene bildirerek dava açılmasını talep eder. Tescil ettiren talebi kabul etmez veya bildirimden itibaren üç ay içinde dava açmazsa, kullanma hakkı sahipleri bildirimi ekleyerek kendileri dava açabilir; ciddi zarar tehlikesinde süre beklenmeksizin ihtiyati tedbir istenebilir.

İlgili mevzuat
  • 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.33 – Kapsam
  • 6769 sayılı Kanun m.34 – Menşe adı, mahreç işareti ve geleneksel ürün adı
  • 6769 sayılı Kanun m.35 – Tescil edilmeyecek adlar
  • 6769 sayılı Kanun m.36 – Başvuru hakkına sahip olanlar
  • 6769 sayılı Kanun m.37 – Başvuru şartları
  • 6769 sayılı Kanun m.44 – Korumanın elde edilmesi ve kapsamı
  • 6769 sayılı Kanun m.46 – Kullanım ve amblem
  • 6769 sayılı Kanun m.48 – Marka ile ilişki
  • 6769 sayılı Kanun m.50 – Hükümsüzlük
  • 6769 sayılı Kanun m.53 – Coğrafi işaret hakkına tecavüz
  • 6769 sayılı Kanun m.148 – Hukuki işlemler ve devir yasağı
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.54-56 – Haksız rekabet

İlgili yazılarımız: YİDK kararının iptali davası, marka hükümsüzlüğü ve iptal davası, marka tescil başvurusu, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet davası.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Bu siteyi Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Google arama sonuçlarınızda legapro.net yazıları daha sık görünür. Ücretsizdir; Google hesabınızdan istediğiniz zaman geri alabilirsiniz. Google'da ekle

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Şirketler hukuku — ilgili sayfalar

Bu yazıdaki konuyla ilgili rehberler, dilekçe örnekleri ve hesaplama araçları.

Aynı kategoriden diğer yazılar

Makaleler

Ticaret Sicilinde Tescil, Geçici Tescil, Terkin ve Sicil Müdürlüğü Kararına İtiraz

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Ticaret siciline tescil kural olarak istem üzerine yapılır;…

11.09.2026 Yazıyı oku ›
Makaleler

TİCARİ DAVALARDA ARABULUCULUK

İçindekilerTicari Davalarda Zorunlu Arabuluculuk: Dava Açmadan Önce Uzlaşma FırsatıTicari Dava Nedir? Türleri ve KapsamıTicari Davalarda Dava Şartı Olarak…

01.08.2024 Yazıyı oku ›
Makaleler

Ticari Defterlerin Delil Niteliği: HMK m.222 ve Karşı Taraf Şartı

İçindekilerHMK m.222 sistematiğiKesin delil, ama koşulluKarşı taraf defterinin incelenmesi zorunludurİbrazdan kaçınmanın sonucu2020 değişikliği: “hiçbir kayıt içermeme”Lehe ve aleyhe…

24.08.2026 Yazıyı oku ›
Makaleler

Şirketin İhyası ve Ek Tasfiye: Terkin Edilen Şirket Nasıl Yeniden Tescil Edilir?

İçindekilerİki ayrı kurum: ek tasfiye ve ihyaHangi terkinler usulsüzdür?Süre sorunuNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalarSık sorulan…

27.08.2026 Yazıyı oku ›
Makaleler

Şirketler Topluluğu ve Hâkimiyetin Hukuka Aykırı Kullanılması (TTK m. 195-208)

İçindekilerKanunî dayanakKim kime karşı, neyi isteyebilir?Ne yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Bir ticaret şirketi, diğerinin…

31.08.2026 Yazıyı oku ›
Makaleler

Faktoring Sözleşmesi, Alacağın Temliki ve Borçlunun Defileri (6361 sayılı Kanun m. 9)

İçindekilerKanunî dayanakKim, hangi savunmayı yapabilir?Ne yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Faktoring, müşteri (satıcı firma), faktoring…

01.09.2026 Yazıyı oku ›
WhatsApp İletişim Ara