Arama ve El Koyma: CMK m.116-127 ve Hukuka Aykırı Delil

- Arama kural olarak hâkim kararıyla; gecikmesinde sakınca varsa Cumhuriyet savcısının, savcıya ulaşılamıyorsa kolluk amirinin yazılı emriyle yapılır (CMK m.119/1).
- Konut, işyeri ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda kolluk amirinin emri yetmez: hâkim kararı ya da gecikmesinde sakınca varsa savcının yazılı emri şarttır.
- Arama karar veya emrinde fiil, aranacak kişi/yer/eşya ve geçerlilik süresi açıkça gösterilir (m.119/2).
- Gece konut, işyeri ve kapalı yerlerde arama yapılamaz; istisnası suçüstü, gecikmesinde sakınca ve firar edenin yakalanmasıdır (m.118).
- Savcı hazır değilse ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur (m.119/4); avukatın hazır bulunmasına engel olunamaz (m.120/3).
- El koymada: hâkim kararı yoksa 24 saat içinde onaya sunulur, hâkim 48 saat içinde karar verir; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar (m.127/3).
- Adli arama kararı gerektiren olayda kararsız yapılan arama hukuka aykırıdır; elde edilen delil Anayasa m.38/6 ve CMK m.206/2-a, 217/2, 230/1-b uyarınca hükme esas alınamaz.
Arama, ceza muhakemesinin en sık başvurulan ve en çok tartışılan koruma tedbiridir. Çünkü doğrudan konut dokunulmazlığına ve özel hayatın gizliliğine dokunur.
Kanun bu nedenle yalnız “ne zaman” değil, “kim karar verir“, “kararda ne yazar” ve “kim hazır bulunur” sorularını da ayrı ayrı cevaplar.
Kim, neyi arayabilir?
| Madde | Kime karşı | Şüphe derecesi |
|---|---|---|
| CMK m.116 | Şüpheli veya sanık — üstü, eşyası, konutu, işyeri ve ona ait diğer yerler | Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe |
| CMK m.117 | Diğer kişiler — tüzel kişiler, resmî makam ve daireler dâhil | Makul şüphenin yanı sıra, aranan kişi veya delillerin o yerde bulunduğunun kabulüne olanak sağlayan olayların varlığı |
Makul şüphe, Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliği m.6’da “hayatın akışına göre somut olaylar karşısında genellikle duyulan şüphe” olarak tanımlanır. Şüphenin somut olgulara dayanması ve ihbarı destekleyen emarelerin bulunması şarttır. Genel nitelikte, kimlik ve adres içermeyen bir istihbarat bilgisi tek başına yeterli değildir.
Tanıklıktan çekinme hakkının bulunması aramaya engel değildir. Ayrıca m.117/2’deki sınırlama, şüphelinin bulunduğu yerler ile izlendiği sırada girdiği yerler bakımından uygulanmaz.
Arama kararını kim verir?
CMK m.119/1: “Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Ancak, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir. Kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan arama sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhal bildirilir.”
| Aranan yer | Hâkim | Savcı (gecikmede sakınca) | Kolluk amiri |
|---|---|---|---|
| Üst, eşya, araç, açık alan | ✔ | ✔ yazılı emir | ✔ yazılı emir (savcıya ulaşılamıyorsa) |
| Konut, işyeri, kamuya açık olmayan kapalı alan | ✔ | ✔ yazılı emir | ✘ |
Kararda ne yazmalı?
CMK m.119/2 üç unsuru açıkça aramaktadır:
- Aramanın nedenini oluşturan fiil,
- Aranacak kişi, aramanın yapılacağı konut veya diğer yerin adresi ya da eşya,
- Karar veya emrin geçerli olacağı zaman süresi.
Arama tutanağına ayrıca işlemi yapanların açık kimlikleri yazılır (m.119/3). Askerî mahallerde arama, savcının nezaretinde askerî makamların katılımıyla adlî kolluk tarafından yapılır (m.119/5).
Gece araması
CMK m.118: “(1) Konutta, işyerinde veya diğer kapalı yerlerde gece vaktinde arama yapılamaz. (2) Suçüstü veya gecikmesinde sakınca bulunan hâller ile yakalanmış veya gözaltına alınmış olup da firar eden kişi veya tutuklu veya hükümlünün tekrar yakalanması amacıyla yapılan aramalarda, birinci fıkra hükmü uygulanmaz.”
Yasak yalnız kapalı yerler içindir; üst araması ve açık alan araması bakımından bir gece yasağı yoktur. İstisnaların somut olarak gerekçelendirilmesi gerekir; “gecikmesinde sakınca vardı” ifadesinin dosyada karşılığı bulunmalıdır.
Aramada kim hazır bulunur?
| Kişi | Kural |
|---|---|
| Yer sahibi veya eşyanın zilyedi | Hazır bulunabilir; yoksa temsilcisi, ayırt etme gücüne sahip hısımlarından biri, birlikte oturan bir kişi veya komşusu bulundurulur (m.120/1) |
| İki tanık | Cumhuriyet savcısı hazır değilse, konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur (m.119/4) |
| Avukat | “Kişinin avukatının aramada hazır bulunmasına engel olunamaz.” (m.120/3) |
| Bilgilendirme | m.117/1 hâllerinde zilyede, aramaya başlamadan önce aramanın amacı hakkında bilgi verilir (m.120/2) |
Arama sonunda verilecek belgeler
CMK m.121, arama sonunda ilgilinin istemi üzerine verilecek belgeleri sayar:
- Aramanın m.116 ve 117’ye göre yapıldığını ve — m.116 hâlinde — fiilin niteliğini belirten bir belge;
- El konulan veya koruma altına alınan eşyanın listesini içeren bir defter;
- Şüpheyi haklı kılan bir şey elde edilmemişse bunu belirten bir belge.
Bu belgelerde, hakkında arama yapılan kişinin el konulan eşyanın mülkiyetine ilişkin görüş ve iddialarına da yer verilir (m.121/2). Eşyanın tam bir defteri yapılır, resmî mühürle mühürlenir veya işaret konulur (m.121/3).
El koyma ve 24 saat kuralı
CMK m.127/3: “Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar.”
| Kural | İçerik |
|---|---|
| Yetki | Hâkim kararı; gecikmesinde sakınca varsa savcının, savcıya ulaşılamıyorsa kolluk amirinin yazılı emri (m.127/1) |
| Tutanak | Kolluk görevlisinin açık kimliği tutanağa geçirilir (m.127/2) |
| Her zaman başvuru | Zilyedliğinde bulunan eşyaya el konulan kimse her zaman hâkimden karar isteyebilir (m.127/4) |
| Mağdura bildirim | El koyma, suçtan zarar gören mağdura gecikmeksizin bildirilir (m.127/5) |
El koyma ile muhafaza altına alma aynı şey değildir. CMK m.123/1 uyarınca ispat aracı olarak yararlı görülen ya da müsadereye tabi eşya muhafaza altına alınır; el koyma ise m.123/2 gereği eşyayı yanında bulunduran kişinin rıza göstermemesi hâlinde söz konusu olur. Rızayla teslim edilen eşyada elkoymanın onanmasından söz edilemez.
Kararsız arama: sonuç ne olur?
Yargıtay’ın yerleşik formülü şudur: adli arama kararı alınmasını gerektiren olayda arama kararı alınmadan arama yapılması hukuka aykırıdır; böyle bir arama sonucu bulunan ve suçun maddi konusunu oluşturan deliller “hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş” sayılır ve ikrar bulunsa bile hükme esas alınamaz.
| Dayanak | Hüküm |
|---|---|
| Anayasa m.38/6 | Kanuna aykırı olarak elde edilen bulgular delil olarak kabul edilemez |
| CMK m.206/2-a | Kanuna aykırı elde edilen delil reddolunur |
| CMK m.217/2 | Yüklenen suç, ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispat edilebilir |
| CMK m.230/1-b | Mahkûmiyet gerekçesinde hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller ayrıca ve açıkça gösterilir |
Buna karşılık her kontrol bir arama değildir. Yakalanan kişinin kaba üst araması — yani yoklama biçiminde elle kontrol — arama sayılmaz ve ayrı bir karar gerektirmez; ancak yoklamanın arama boyutuna ulaşmaması gerekir.
Ne yapmalı?
- Karar veya emri dosyadan isteyin. Yazılı bir karar ya da emir var mı, kim vermiş, hangi tarihte?
- Yerin niteliğini belirleyin. Konut, işyeri veya kamuya açık olmayan kapalı alansa kolluk amirinin emri yetmez.
- m.119/2’nin üç unsurunu denetleyin. Fiil, kişi/adres/eşya ve geçerlilik süresi açıkça gösterilmiş mi?
- Saati kontrol edin. Kapalı yerde gece araması yapılmışsa, m.118/2’deki istisnalardan hangisine dayanıldığı ve bunun dosyadaki karşılığı sorulmalıdır.
- Tanıkları sorun. Savcı hazır değilse ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulmuş mu?
- Belgeleri talep edin. m.121’deki belge ve defteri isteyin; el konulan eşyanın mülkiyetine ilişkin iddialarınızın tutanağa geçmesini sağlayın.
- El koymada süreleri hesaplayın. Hâkim kararı yoksa 24 saat içinde onaya sunulmuş mu, hâkim 48 saat içinde karar açıklamış mı? Aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2016/801, K.2018/367, 25.09.2018 Arama tedbirinin üç ön şartı ve “yoklama arama değildir”. Kurul önce çerçeveyi kurdu: arama tedbirine başvurulabilmesi için gecikmede sakınca ya da tehlike bulunması, görünüşte haklılık ve ölçülülük şartlarının birlikte bulunması gerekir; ölçülülüğün dar anlamı olan orantılılık, tedbirin ilgiliye “ölçüsüz bir yükümlülük” getirmemesini ifade eder ve AİHM’in Buck/Almanya ile Smirnov/Rusya kararlarında da müdahale ile meşru amacın orantılı olması gerektiği vurgulanmıştır. Somut olayda, eşkâl bilgisiyle uyumlu şekilde takip edilen sanık görevlileri fark edip kaçmış, yakalanmış ve elindeki poşet kontrol edilince uyuşturucu ele geçmişti. Kurul, PVSK m.4/A‘nın verdiği durdurma yetkisi ile CMK m.90/4 ve PVSK Ek m.6‘yı birlikte değerlendirdi: yakalanan kişinin kendisine veya başkalarına zarar vermesini önlemek amacıyla yapılan yoklama biçimindeki kontrol arama işlemi olarak değerlendirilemez. Ayrıca “soyut nitelikte olan ve başkaca herhangi bir somut emare ile desteklenmeyen, sanığın açık kimlik ve adres bilgilerini içermeyen, genel nitelikte olan istihbarat bilgisinin adli aramayı gerektirecek boyuta ulaşmadığı” saptandı. Suçüstü hâlinde Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliği m.8/(f) gereği arama emri veya kararı da gerekmiyordu. Bu nedenle özel dairenin bozma kararında isabet görülmedi: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne ve bozma kararının kaldırılmasına oybirliğiyle karar verildi.
- Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E.2024/4571, K.2025/7735, 26.05.2025 Usulsüz arama, eşya kaçak olsa bile delili yakar. Kaçakçılık dosyasında Daire, yapılan aramanın usul ve kanuna aykırı olduğunu, dolayısıyla ele geçen eşyanın yasak delil niteliğinde bulunduğunu saptadı ve tereddüde yer bırakmayan bir cümle kurdu: “bu eşyanın kaçak olmasının durumu değiştirmeyeceği”. Anayasa m.38/2 ile CMK m.206/2-a, 217/2 ve 230/1 uyarınca hukuka aykırı surette elde edilen delillere dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı, sanığın inkârı karşısında da başkaca delil bulunmadığı belirtildi. Beraat yerine mahkûmiyete hükmedilmesi hukuka aykırı bulunarak karar oybirliğiyle bozuldu.
- Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E.2021/8083, K.2025/8534, 30.04.2025 Rızayla teslimde elkoymanın onanmasından söz edilemez. Önleme arama kararı uyarınca yapılan denetimde sanığın kullandığı nakil vasıtasında kaçak sigara ele geçmişti. Daire, sanığın arama anında hazır bulunması, nakil vasıtasının teslimine rızası olmadığına dair bir ibarenin bulunmaması ve tutanağın sanık tarafından imzalanmış olması karşısında, aracın CMK m.123/1 uyarınca muhafaza altına alındığının kabulü gerektiğini belirtti; bu hâlde “elkoymanın onanmasından da söz edilemeyeceği” sonucuna vardı ve çekicinin müsaderesine karar verilmesi gerekirken aksi yönde hüküm kurulmasını hukuka aykırı buldu. Karar oy çokluğuyla bozuldu; karara eklenen kısmi karşı oyda — yani çoğunluğun görüşü olarak değil — el koymanın geçici bir koruma tedbiri olduğu ve mülkiyet hakkına müdahale oluşturduğu, bu nedenle keyfî veya öngörülemez biçimde uygulanmaması gerektiği vurgulanmıştır.
- Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E.2015/11794, K.2015/9352, 28.12.2015 Sözlü talimatla gece araması: bir muhalefet şerhi. 5846 sayılı Kanun’a aykırılık dosyasında Daire çoğunluğu, bir sanık hakkındaki hükmü onamış, diğer sanık hakkındaki hükmü ise TCK m.43/1’in tartışılmaması nedeniyle bozmuştur; karar oy çokluğuyla verilmiştir. Karara eklenen muhalefet şerhi — çoğunluğun görüşü olarak değil — olayın arama boyutunu ayrıntılı biçimde ele almıştır. Şerhe göre, savcılıktan 28.01.2011 tarihli yazılı arama izni alınmış ama arama yapılmamış; ertesi gün saat 00:45’te aynı adrese gidilerek bu kez telefonla alınan sözlü talimatla gece vakti konutta arama yapılmıştır. Şerhte, Ceza Genel Kurulu’nun 25.11.2014 tarihli kararına atıfla “Sonradan yazıya çevrilmiş olsa bile sözlü emir ile arama yapılması mümkün olmayıp yazılılık şartı Anayasa’nın 20, 21 ve Ceza Muhakemesi Kanunun 116. maddelerinin amir hükmü gereğidir” denilmekte; ayrıca “Hukuka aykırı arama emri ile gerçekleştirilen aramadaki el koyma işleminin hakime onaylatılması da işlemi hukuka uygun hale getirmez” tespiti yapılmaktadır. Şerh, arama tanıkları konusunda da bir içtihat dönüşümüne işaret eder: Anayasa Mahkemesinin 19.11.2014 tarihli bireysel başvuru kararından sonra Ceza Genel Kurulu’nun, iki arama tanığı bulundurulmamasını sonuca etkisiz nisbi aykırılık sayan önceki kabulünden vazgeçtiğini açıkça belirttiği (CGK, 28.04.2015) ifade edilmektedir.
Arama kararını kim verir?
CMK m.119/1 uyarınca kural hâkim kararıdır. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı, savcıya ulaşılamayan hâllerde kolluk amiri yazılı emirle arama yaptırabilir. Ancak konut, işyeri ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda kolluk amirinin emri yeterli değildir.
Evimde gece arama yapılabilir mi?
Kural olarak hayır. CMK m.118/1 uyarınca konutta, işyerinde veya diğer kapalı yerlerde gece vaktinde arama yapılamaz. İstisnalar suçüstü, gecikmesinde sakınca bulunan hâller ile firar eden kişinin ya da tutuklu veya hükümlünün yeniden yakalanması amacıyla yapılan aramalardır.
Arama kararında neler yazmalı?
CMK m.119/2 uyarınca aramanın nedenini oluşturan fiil, aranacak kişi ile aramanın yapılacağı konut veya diğer yerin adresi ya da eşya ve karar veya emrin geçerli olacağı zaman süresi açıkça gösterilir.
Aramada avukatım hazır bulunabilir mi?
Evet. CMK m.120/3 açıktır: “Kişinin avukatının aramada hazır bulunmasına engel olunamaz.” Ayrıca savcı hazır değilse kapalı yerlerde ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur.
Sözlü emirle arama yapılabilir mi?
Kanun yazılı emir aramaktadır: CMK m.119/1 hem savcının hem kolluk amirinin emri bakımından “yazılı emir” ifadesini kullanır. Bir Yargıtay kararına eklenen muhalefet şerhinde, sonradan yazıya çevrilse bile sözlü emirle arama yapılamayacağı ve bunun Anayasa m.20 ve 21’in gereği olduğu savunulmuştur.
Kararsız yapılan aramada bulunan delil kullanılabilir mi?
Hayır. Yargıtay’ın yerleşik kabulüne göre adli arama kararı gerektiren olayda kararsız yapılan arama hukuka aykırıdır ve elde edilen deliller ikrar bulunsa bile Anayasa m.38/6 ile CMK m.206/2-a, 217/2 ve 230/1-b uyarınca hükme esas alınamaz. Eşyanın kaçak olması da sonucu değiştirmez.
Üst araması için de karar gerekir mi?
Yakalanan kişinin kaba üst araması, CMK m.90/4 kapsamında kişinin kendisine veya başkalarına zarar vermesini önlemeye yönelik bir tedbirdir ve ayrı karar gerektirmez. Ancak yoklamanın arama boyutuna ulaşmaması gerekir; kıyafetin tamamen çıkarılması ve beden çukurlarının aranması bu kapsamda değildir.
El koyma kararı ne kadar sürede onaylanmalı?
CMK m.127/3 uyarınca hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur; hâkim kararını elkoymadan itibaren kırk sekiz saat içinde açıklar. Aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar.
Eşyamı rızamla verdim; bu el koyma mıdır?
Hayır. CMK m.123/1 uyarınca ispat aracı olarak yararlı görülen ya da müsadereye tabi eşya muhafaza altına alınır; el koyma ise eşyayı yanında bulunduranın rıza göstermemesi hâlinde söz konusu olur. Yargıtay, kişinin hazır bulunduğu, rıza göstermediğine dair kayıt taşımayan ve imzalanmış tutanaklarda işlemi muhafaza altına alma sayarak elkoymanın onanmasından söz edilemeyeceğini belirtmiştir.
- 5271 sayılı CMK m.116-117 — Şüpheli, sanık ve diğer kişilerle ilgili arama
- 5271 sayılı CMK m.118 — Gece yapılacak arama
- 5271 sayılı CMK m.119 — Arama kararı
- 5271 sayılı CMK m.120-121 — Aramada hazır bulunabilecekler, arama sonunda verilecek belge
- 5271 sayılı CMK m.123 ve 127 — Muhafaza altına alma ve elkoyma kararını verme yetkisi
- 5271 sayılı CMK m.206, 217, 230, 289 — Delillerin reddi, takdiri, gerekçe ve hukuka kesin aykırılık
- Anayasa m.20, 21 ve 38/6 — Özel hayat, konut dokunulmazlığı, hukuka aykırı delil yasağı
- 2559 sayılı PVSK m.4/A, Ek m.6 — Durdurma ve kimlik sorma, adlî görev ve yetkiler
- Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliği m.5, 6, 8 ve 27 — Adli arama, makul şüphe, karar alınmadan yapılacak arama, durdurma ve kontrol
Bağlantılı başlıklar için DNA ve beden muayenesi verileri, kaçak sanık ve soruşturmanın gizliliği yazılarımıza bakabilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut olayın koşulları farklı sonuçlar doğurabilir.
Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce yürürlükteki metin doğrulanmalıdır.