Acele Kamulaştırma (2942/27): Acelelik Hali ve İptal Davası

- 2942 s.K. m.27: acele kamulaştırma istisnai ve olağanüstü bir yöntemdir.
- Üç sebep: yurt savunması ihtiyacı, aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hâller, özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlar.
- Kamulaştırma kararı değil, kamulaştırmayı yapacak idarenin istemi üzerine “acelelik” kararı alınır.
- Denetimde iki ölçüt ayrı ayrı incelenir: kamu yararı ve acelelik hâli.
- Acelelik için gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyette üstün kamu yararı ortaya konulmalıdır.
- Kentsel dönüşüm alanı ilanı tek başına acele kamulaştırma için yeterli değildir.
- Dava süresi: usulüne uygun tebliğden 30 gün, öğrenmeden itibaren 60 gün.
Acele kamulaştırma, idareye mülkiyet geçmeden taşınmazı kullanma imkânı verir.
Bu ağır sonuç, kanunun dar bir istisna olarak kurguladığı bir yolla sağlanır.
Olağan ve acele kamulaştırma farkı
| Olağan | Acele | |
|---|---|---|
| Sonuç | Mülkiyet idareye geçer | El koyma — mülkiyet malikte kalır |
| Kullanım | Tescil hükmünden sonra | Sürecin en başında |
| Karar | Kamu yararı kararı | “Acelelik” kararı |
| Denetim | Kamu yararı ve usule uygunluk | Acelelik durumu |
Acele kamulaştırma bir kamulaştırma usulü değildir; kamulaştırma işlemleri tamamlanıp mülkiyet idareye geçene kadar taşınmaza el konularak kullanım hakkının idareye geçmesini sağlayan bir işlemdir. El koymadan sonra idare, satın alma yolunu işletmek ve olmazsa bedel tespiti ve tescil davası açmak zorundadır.
Denetimin iki ölçütü
1 · Kamu yararı
Acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenen taşınmazın kamusal bir amaca — plan, proje ve yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi — özgülendiği ortaya konulmalıdır. Burada inceleme, işlemin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı ile sınırlıdır; kamu yararının hukuka uygunluğu, olağan kamulaştırma sürecine karşı idare mahkemesinde açılacak davada denetlenir.
2 · Acelelik hâli
Acelelik hâlinin varlığı işlemin temel dayanağıdır. Bunun için idarenin taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması amacıyla olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığı; diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğu ortaya konulmalıdır.
Acelelik koşulu kamu düzenine ilişkin olmalıdır ve buradaki kamu yararı, olağan kamulaştırma usulüyle sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, aceleliği zorunlu kılan bir yarardır. Kamu yararı bulunan her işlemde acelelik hâli bulunmaz.
Yeterli görülmeyen gerekçeler
- Kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan edilmiş olması
- Olağan kamulaştırma prosedürünün uzun sürmesi
- Mülkiyet durumunun karmaşıklığı veya çok hisseli parseller
- Proje takviminin aksamaması ya da proje bütünlüğü
- Ortak ve genel gerekçelerle yüzlerce parsel için toplu karar alınması
Dava süresi
Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının Resmî Gazete’de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde değildir. Karar, mülkiyet hakkını kısıtlayıcı bireysel işlem niteliğinde olduğundan, usulüne uygun yazılı bildirim üzerine otuz gün, öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebilir.
Ne yapmalı?
- Kararın size tebliğ edilip edilmediğini saptayın; edilmediyse öğrenme tarihi esastır.
- İdareden acelelik gerekçesinin somut olarak açıklanmasını isteyin.
- Anlaşma yoluna gidilip gidilmediğini sorgulayın; kentsel dönüşümde anlaşma esastır.
- İmar planı ve kamu yararı kararının mevcut olup olmadığını araştırın.
- Gerekçenin genel ve ortak olup olmadığını gösterin.
- El koymadan sonra altı ay içinde bedel tespit davası açılmadıysa kendiniz dava açın.
- Olağan kamulaştırmaya ilişkin işlemler için ayrı dava açma hakkınızı saklı tutun.
- Danıştay 6. Dairesi, E.2023/6382, K.2024/4997, 25.09.2024 Kurumun çerçevesi, dava süresi ve iptal. Daire önce ayrımı kurdu: “acele kamulaştırma bir kamulaştırma usulü olmayıp kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması ve mülkiyetin idareye geçmesine kadar taşınmaza el konularak kullanım hakkının idareye geçmesini sağlayan bir işlemdir. Nitekim Cumhurbaşkanınca kamulaştırma kararı değil kamulaştırmayı yapacak olan idarenin istemi üzerine ‘acelelik’ kararı alınmaktadır.” Bu nedenle yargı denetimi de farklıdır: olağan kamulaştırmada kamu yararı ve usul, acele kamulaştırmada acelelik durumu incelenir; kamu yararı bulunan işlemlerde her zaman acelelik hâli bulunmaz. Dava süresi yönünden Daire, Resmî Gazete’de yayımın tebliğ hükmünde olmadığını, kararın otuz gün içinde dava açılacak idare gösterilerek ilgiliye tebliğ edilmesinin hak arama özgürlüğünün gereği olduğunu belirterek, usulüne uygun yazılı bildirim üzerine otuz gün veya öğrenme üzerine altmış gün içinde dava açılabileceğini — bu durumda İYUK m.20/A‘nın uygulanamayacağını — Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15.03.2022 tarihli, E.2021/2, K.2022/1 sayılı kararına atıfla saptadı. Esasta ise, kentsel dönüşüm proje alanı ilanından sonra anlaşma yoluna gidilmeden, kamulaştırmada kamu yararı bulunup bulunmadığı belirlenmeden ve imar planları onaylanmadan, yani olağan kamulaştırmanın şartları dahi oluşmadan acele kamulaştırma kararı alındığı saptanarak işlem oybirliğiyle iptal edildi.
- Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E.2024/393, K.2024/1024, 09.05.2024 Genel ve ortak gerekçeler acelelik doğurmaz. Erzurum’da kentsel dönüşüm alanında yüzlerce parsel için acele kamulaştırma kararı alınmıştı. Kurul, çarpık yapılaşmanın önlenmesi ve depreme dayanıklı alanlar imar edilmesi amacıyla kamulaştırma yapılmasında kamu yararı bulunduğunu kabul etti; ancak “anılan nedenlerin acele kamulaştırma yapılması için yeterli olmadığı” sonucuna vardı. Dairenin saptamasına göre, çok fazla hisseli parselin olması, kamulaştırma davalarının çok uzun sürmesi, ilin 1. derece deprem bölgesi olması, yapıların metruk durumda olması ve ekonomik ömrünü tamamlaması gibi ortak ve genel gerekçelerle karar alınmıştı. Kurul ayrıca somut bir belirsizliğe dikkat çekti: imar uygulamaları yargı kararlarıyla iptal edildiğinden parselin büyüklük, sınır ve mülkiyet durumu değişebilecekti; “davaya konu parselin alanına ve sahipliğine dair kesinlik bulunmadığı dikkate alındığında, gelinen aşamada olayda acelelik halinin bulunmadığı” sonucuna varılarak Daire’nin iptal kararı oyçokluğuyla onandı.
- Danıştay 6. Dairesi, E.2023/8497, K.2024/6764, 20.11.2024 Objektif ölçütler gösterilmeden acelelik kabul edilmez. Organize sanayi bölgesi kamulaştırması için 4562 sayılı Kanun m.5 uyarınca kamu yararı kararı alınmış; Cumhurbaşkanlığı savunmasında, 06.02.2023 tarihinde gerçekleşen ve asrın felaketi olarak nitelendirilen deprem nedeniyle olağan kamulaştırma usulünün sekteye uğradığı, acil parsel tahsisi talepleri gözetilerek alt ve üst yapıların ivedilikle tamamlanması gerektiği belirtilmişti. Daire, acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiğini ve buradaki kamu yararının “olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar” olduğunu vurguladı. Somut olayda kamu yararı kararının iptali istemiyle açılan dava derdestti ve idarelerce el koyma davası açılmamıştı. Daire, “olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını zorunlu kılan nedenlerin açıkça ve acele kamulaştırmaya başvurmayı haklı kılacak objektif kriterler gözetilerek ortaya konulmadığı” gerekçesiyle Cumhurbaşkanlığı kararının ilgili kısmını iptal etti.
- Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E.2023/10883, K.2024/2044, 22.02.2024 Altı ay içinde dava açılmazsa malik dava açabilir. Taşınmazlara 2942 sayılı Kanun m.27 gereğince acele el konulduktan sonra idare, bedel tespit ve tescil davası açmamıştı. Bölge adliye mahkemesi kuralı şöyle uyguladı: acele el koyma kararlarından sonra altı aylık makul süre içerisinde bedel tespit ve tescil davası açılmazsa taşınmaz malikinin kamulaştırmasız el atma davası açma hakkı doğar. El koyma kararları 03.03.2020 ve 09.03.2020 tarihliydi; davacı bu davayı altı aylık süre geçtikten sonra açtığından dava açmakta hukuki yararının bulunduğu kabul edildi ve arsa niteliğindeki taşınmazlar için keşif ve emsal karşılaştırmasıyla belirlenen el atma bedelinin idareden tahsiline karar verildi; davalı idarenin istinaf başvurusu esastan reddedildi. Aynı çizgideki kararlarda Daire, makul süre olarak kabul edilen altı ay içinde dava açılmaması hâlinde malikin dava hakkının doğduğunu tekrarlamaktadır.
Acele kamulaştırma ile mülkiyetim gider mi?
Hayır. Acele kamulaştırma bir kamulaştırma usulü olmayıp, kamulaştırma işlemleri tamamlanıp mülkiyet idareye geçene kadar taşınmaza el konularak kullanım hakkının idareye geçmesini sağlayan bir işlemdir. Mülkiyetin devri için idarenin satın alma yolunu denemesi ve anlaşma sağlanamazsa asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açması gerekir.
Kentsel dönüşüm alanı ilanı acele kamulaştırma için yeterli mi?
Yeterli değildir. Danıştay, bir bölgenin 5393 sayılı Kanun m.73 uyarınca kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edilmesinin, o bölgedeki taşınmazların acele kamulaştırılması için yeterli olmadığını belirtmektedir. Ayrıca bu alanlarda anlaşma yolu esas olduğundan, önce maliklerle anlaşma denenmeli, olmazsa öncelikle olağan kamulaştırma yolu tercih edilmelidir.
“Acelelik hali” nasıl ispatlanır?
İdarenin, taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığını, yani gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunu ortaya koyması gerekir. Değerlendirme her somut olayda projenin ve hizmetin niteliği ile mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gözetilerek yapılır.
Prosedürün uzun sürmesi acelelik sebebi olur mu?
Olmaz. Yargı kararlarında, taşınmazların normal prosedüre göre kamulaştırılması işlemlerinin uzun zaman alabileceği yolundaki gerekçenin tek başına acele kamulaştırma nedeni olarak kabul edilemeyeceği vurgulanmaktadır. Aynı şekilde çok hisseli parsel bulunması, proje takvimi veya proje bütünlüğü gibi genel gerekçeler de yeterli görülmemektedir.
Dava açma süresi ne kadar?
Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının Resmî Gazete’de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde değildir. Danıştay, kararın mülkiyet hakkını kısıtlayıcı bireysel işlem niteliğinde olması karşısında, usulüne uygun yazılı bildirim üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceğini kabul etmektedir.
İdare el koydu ama dava açmıyor; ne yapabilirim?
Yargıtay uygulamasına göre acele el koyma kararının verildiği tarihten itibaren makul süre olarak kabul edilen altı ay içerisinde idarece bedel tespit ve tescil davası açılmaması hâlinde malikin dava açma hakkı doğar. Bu durumda kamulaştırmasız el atma davası açarak, keşif ve bilirkişi incelemesiyle belirlenecek bedelin tahsilini ve taşınmazın idare adına tescilini isteyebilirsiniz.
Kamulaştırmanın kendisine de itiraz edebilir miyim?
Evet, ayrı bir davada. Acele kamulaştırma işleminin iptali istemiyle dava açılabileceği gibi, asliye hukuk mahkemesinde açılan bedel tespiti ve tescil davasında yapılan meşruhatlı tebligat üzerine, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının iptali istemiyle idare mahkemesinde ayrıca dava açılabilir. Kamu yararının hukuka uygunluğu bu ikinci davada denetlenir.
Kamu yararı varsa acelelik de var sayılır mı?
Hayır. Danıştay, kamu yararının bulunmadığı kamulaştırma işlemlerinde acelelik durumunun da olmadığının açık olduğunu, ancak kamu yararı bulunan işlemlerde her zaman acelelik hâlinin bulunmadığını belirtmektedir. Olağan kamulaştırma ile taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesiyle kamu yararının gerçekleşebileceği hâllerde acele usule başvurulamaz.
- 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu m.27 — Acele kamulaştırma
- 2942 sayılı Kanun m.3, 5, 6, 8, 10 — Olağan kamulaştırma
- Anayasa m.35 ve m.46 — Mülkiyet hakkı ve kamulaştırma
- AİHS Ek 1 No.lu Protokol m.1 — Mülkiyetin korunması
- 5393 sayılı Belediye Kanunu m.73 — Kentsel dönüşüm ve gelişim alanı
- 2577 sayılı İYUK m.7 ve m.20/A
- Danıştay İBK 15.03.2022, E.2021/2, K.2022/1
Bağlantılı başlıklar için kamulaştırma nedir, kamulaştırmasız el atma ve imar planının iptali davası yazılarımıza bakabilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut olayın koşulları farklı sonuçlar doğurabilir.
Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce yürürlükteki metin doğrulanmalıdır.