Vasiyeti Yerine Getirme Görevlisi: Atanması, Yetkileri ve Sınırları

Kısaca
- Mirasbırakan, vasiyetnameyle bir veya birden çok vasiyeti yerine getirme görevlisi atayabilir; görevlinin göreve başladığı sırada fiil ehliyetine sahip olması gerekir.
- Görev sulh hâkimi tarafından bildirilir; bildirimden itibaren on beş gün içinde kabul edilmediği bildirilmezse görev kabul edilmiş sayılır.
- Mirasbırakan aksini öngörmemiş veya sınırlı bir görev vermemişse görevli, son arzuların yerine getirilmesi için gerekli bütün işlemleri yapmakla görevli ve yetkilidir (TMK m.552).
- Görevli; tereke listesini düzenler, terekeyi yönetir, alacakları tahsil edip borçları öder, vasiyetleri yerine getirir, paylaşma planı hazırlar ve tereke ile ilgili dava ve takiplerde miras ortaklığını temsil eder.
- Mirasbırakan yetkiyi belli bir malla sınırlamışsa, görevli mirasçı sıfatını kazanmaz; paylaşmaya katılamaz ve tereke malları için yasal mirasçı gibi alacak talep edemez.
- TMK m.552’de sayılan yetkiler arasında vasiyetnamenin tenfizi davası açma yetkisi yer almaz; görevli, tenfize yönelik işlemleri sulh hukuk hâkiminden alacağı yetkiyle yapabilir.
- Vasiyet alacaklısı, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona; yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı kişisel bir istem hakkına sahiptir (TMK m.600).
Vasiyetname yazmak, arzuların yerine geleceğini garanti etmez. Mirasbırakanın ölümüyle tereke doğrudan mirasçılara geçer ve çoğu zaman vasiyetin uygulanması, tam da o vasiyetten en az memnun olan kişilerin iş birliğine kalır. Kanun bu açmazı çözmek için mirasbırakana bir imkân tanır: kendi seçtiği bir kişiyi görevlendirmek.
Bu yazıda vasiyeti yerine getirme görevlisinin — uygulamadaki adıyla vasiyeti tenfiz memurunun — nasıl atandığını, hangi yetkilere sahip olduğunu, bu yetkilerin nerede bittiğini ve sınırlı yetkinin doğurduğu sonuçları Yargıtay’ın son dönem kararlarıyla ele alıyoruz.
Atanma ve göreve başlama
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.550: “Mirasbırakan, vasiyetnameyle bir veya birden çok vasiyeti yerine getirme görevlisi atayabilir.
Vasiyeti yerine getirme görevlisinin, göreve başladığı sırada fiil ehliyetine sahip olması gerekir.
Vasiyeti yerine getirme görevlisine sulh hâkimi tarafından bu görevi bildirilir; bildirim tarihinden başlayarak onbeş gün içinde kabul edilmediği sulh hâkimine bildirilmezse, görev kabul edilmiş sayılır.
Vasiyeti yerine getirme görevlisi hizmetinin karşılığında uygun bir ücret isteyebilir.”
| Konu | Kural |
|---|---|
| Atama şekli | Yalnızca vasiyetnameyle; sözleşmeyle atanamaz |
| Sayı | Bir veya birden çok kişi atanabilir |
| Ehliyet | Göreve başlarken fiil ehliyetine sahip olmak gerekir |
| Bildirim | Sulh hâkimi tarafından yapılır |
| Kabul | On beş gün içinde reddedilmezse kabul edilmiş sayılır |
| Ücret | Hizmetin karşılığında uygun bir ücret istenebilir |
On beş günlük süre sükût ikrardan gelir mantığıyla kurulmuştur: görevlendirilen kişinin sessiz kalması kabul sayılır. Bu nedenle görevi üstlenmek istemeyen kişinin, bildirimden itibaren süresinde ve yazılı olarak sulh hâkimine bildirimde bulunması gerekir.
Yetkilerin kapsamı
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.552: “Mirasbırakan, tasarrufunda aksini öngörmüş veya sınırlı bir görev vermiş olmadıkça vasiyeti yerine getirme görevlisi, mirasbırakanın son arzularının yerine getirilmesi için gerekli bütün işlemleri yapmakla görevli ve yetkilidir.
Vasiyeti yerine getirme görevlisi, özellikle;
1. Göreve başladıktan sonra gecikmeksizin terekedeki malların, hakların ve borçların listesini düzenler. Liste düzenlenirken olanak varsa mirasçılar hazır bulundurulur.
2. Terekeyi yönetir ve yönetimin gerektirdiği ölçüde tereke mallarının zilyetliğinin kendisine devrini ister.
3. Tereke alacaklarını tahsil eder, borçlarını öder.
4. Vasiyetleri yerine getirir.
5. Terekenin paylaşılması için plân hazırlar.
6. Tereke ile ilgili dava ve takiplerde miras ortaklığını temsil eder. Mirasçılar tarafından açılmış davalardan görevi ile ilgili olanlara müdahil olarak katılabilir.
7. Açtığı veya aleyhine açılan davalar ile yapılan takipleri mirasçılara bildirir.”
Maddenin ilk fıkrası bir genel yetki karinesi kurar: mirasbırakan aksini öngörmedikçe görevli, son arzuların yerine getirilmesi için gerekli her işlemi yapabilir. İkinci fıkradaki yedi bent ise sayma niteliğindedir — “özellikle” ifadesi, listenin sınırlı olmadığını gösterir.
Bununla birlikte uygulamada bu listenin ne içermediği de sonuç doğurmaktadır. Yargıtay kararlarına konu bir dosyada, m.552’de sayılan görev ve yetkiler arasında vasiyetnamenin tenfizi davası açma yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle görevlinin açtığı tenfiz davası dava şartı yokluğundan reddedilmiş ve bu karar onanmıştır. Daire aynı kararda çözümü de göstermiştir: görevli, sulh hukuk hâkiminden alacağı yetkiyle vasiyetnamenin tenfizine yönelik işlemlerde bulunabilir.
Sınırlı yetki: en sık karşılaşılan sorun
Mirasbırakanlar çoğu zaman teknik bir dille yazmaz. “Şu konağın bütün ihtiyaçları için mirasım kullanılsın, bu işle de sen ilgilen” biçimindeki bir cümle, hukuken bir görevlendirmedir; ancak sınırlı bir görevlendirmedir. Bu ayrımın sonuçları ağırdır:
| Sınırlı yetkili görevli | Sonucu |
|---|---|
| Mirasçı sıfatı | Yoktur; atanmış mirasçı da değildir |
| Paylaşmaya katılma | Katılamaz |
| Tereke malları üzerinde pay | Miras hakkına dayalı payı bulunmaz |
| Alacak talebi | Yasal mirasçı gibi alacak talep edemez |
| Yetkisinin kapsamı | Yalnızca kendisine verilen sınırlı görevin gerektirdiği işlemler |
| Giderler | Görevin gerektirdiği masraflar terekeden karşılanır; ancak önce bu masrafların yapılmış veya belirlenmiş olması gerekir |
Son satır özellikle önemlidir. Sınırlı yetkili görevli, “bu iş için para lazım olacak” diyerek mirasçıların payına peşinen el uzatamaz. Görev kapsamındaki masraflar yapılmadan ya da belirlenmeden, tereke değerlerinin görevliye devredilmesine karar verilemez.
Vasiyet alacaklısı kime başvurur?
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.600: “Vasiyet alacaklısı, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona; yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı kişisel bir istem hakkına sahip olur.
Bu alacak, tasarruftan aksi anlaşılmıyorsa vasiyet yükümlüsünün mirası kabul etmesi veya ret hakkının düşmesiyle muaccel olur.
Vasiyet alacaklısı, yükümlülüğünü yerine getirmeyen vasiyet yükümlüsüne karşı, vasiyet edilen malın teslimini veya hakkın devrini; vasiyet konusu bir davranış ise, bunun yerine getirilmemesinden doğan zararın giderilmesini dava edebilir.”
Bu hüküm, vasiyeti yerine getirme görevlisinin pasif husumet yönünü belirler: görevli varsa vasiyet alacaklısının muhatabı odur. Nitekim yargı kararlarında, vasiyeti yerine getirme görevlisi sıfatını taşıyan davalıların pasif husumet itirazları bu gerekçeyle reddedilmiştir.
Vasiyet alacaklısının hukuki konumunu doğru kurmak da gerekir: mirasçılar mirasbırakanın külli halefi olup terekeyi kendiliğinden kazanırken, vasiyet alacaklısı cüzi haleftir. Kendisi lehine vasiyet olunan mal veya hak üzerinde doğrudan bir hak kazanmaz; yalnızca kişisel bir istem hakkına sahiptir. Uygulamada “vasiyetnamenin tenfizi” denilen dava, bu kişisel hakkın dava yoluyla kullanılmasıdır.
Görevli ile tereke temsilcisi farkı
| Vasiyeti yerine getirme görevlisi (m.550 vd.) | Tereke temsilcisi (m.640/3) | |
|---|---|---|
| Kaynağı | Mirasbırakanın vasiyetnamesi | Mirasçının istemi üzerine sulh mahkemesi kararı |
| Amacı | Son arzuların yerine getirilmesi | Miras ortaklığının paylaşmaya kadar temsili |
| Kapsamı | Mirasbırakan sınırlayabilir | Atama kararında belirlenir |
| Süresi | Görev tamamlanana kadar | Paylaşmaya kadar |
| Temsil | Tereke ile ilgili dava ve takiplerde miras ortaklığını temsil eder | Miras ortaklığını temsil eder; mirasçıların takip yetkisi sona erer |
İki kurum birbirinin yerine geçmez. Vasiyetnamede görevli atanmış olması, koşulları varsa terekeye ayrıca temsilci atanmasına engel değildir; buna karşılık atanmış bir tereke temsilcisi de mirasbırakanın vasiyetini yerine getirme görevini kendiliğinden üstlenmez.
Ne yapmalı?
- Vasiyetnamede yetkiyi açıkça yazın. “İlgilensin” gibi ifadeler sınırlı yetki olarak yorumlanmakta ve görevlinin elini bağlamaktadır.
- Tenfiz yetkisini ayrıca belirtin. Görevlinin dava açabilmesini istiyorsanız bunu vasiyetnamede açıkça öngörün.
- Bildirimi aldığınızda süreyi takip edin. On beş gün içinde reddetmezseniz görev kabul edilmiş sayılır.
- Göreve başlar başlamaz liste düzenleyin. Terekedeki mal, hak ve borçların listesi kanuni bir yükümlülüktür; mümkünse mirasçılar hazır bulundurulmalıdır.
- Tenfiz için sulh hâkiminden yetki alın. Kararlarda, görevlinin tenfize yönelik işlemleri bu yetkiyle yapabileceği belirtilmektedir.
- Sınırlı yetkiliyseniz kapsamı aşmayın. Mirasçıların payına yönelen talepler husumet yokluğundan reddedilmektedir.
- Masrafları önce belirleyin. Görev kapsamındaki giderler terekeden karşılanır; ancak bunlar somutlaştırılmadan tereke değerleri size devredilemez.
- Vasiyet alacaklısıysanız muhatabı doğru seçin. Görevli varsa istem ona, yoksa yasal veya atanmış mirasçılara yöneltilir.
- Dava ve takipleri mirasçılara bildirin. Bu, kanunen görevlinin yükümlülükleri arasındadır.
Yargıtay ne diyor?
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/6407, K. 2023/5980, 05.12.2023
Sınırlı yetkili görevli, mirasçı gibi alacak talep edemez. Mirasbırakan sözlü vasiyetnamesinde “Çamlıhemşin, … mahallesindeki konağımızın tüm ihtiyaçları için mirasımın kullanılmasını, bu iş ile de … senin ilgilenmeni istiyorum” demişti. Görevlendirilen kişi, mirasçıların sattığı bağımsız bölümün bedelini ve bankadan çekilen paraları kendisine ödenmesi istemiyle dava açmış, mahkeme davayı kabul etmişti. Daire kararı oy birliğiyle bozmuştur. Gerekçede önce nitelendirme yapılmıştır: bu irade beyanı TMK m.552 ile birlikte değerlendirildiğinde, yetkinin “terekedeki belli malın korunmasına hasredildiği, bu bakımdan mirasbırakanın davacıyı sınırlı yetkili olarak vasiyeti yerine getirme görevlisi olarak atadığı” sonucuna varılmıştır. Ardından sonucu: “davacı sınırlı yetkili vasiyeti yerine getirme görevlisi olarak mirasçı sıfatını haiz olmadığı, atanmış mirasçı da olmadığı, dolayısıyla paylaşmaya katılamayacağı, tereke malları yönünden yasal mirasçı gibi alacak talebinde bulunamayacağı açıktır.” Daire ayrıca, konağın bakımı için gerekli masraflar yapılmadan ya da belirlenmeden mirasçıların payına müdahale edecek biçimde ödeme kararı verilemeyeceğini vurgulamıştır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/512, K. 2024/712, 08.02.2024
Tenfiz davası açma yetkisi m.552’de sayılmamıştır; çözüm sulh hâkiminden yetki almaktır. Vasiyetnameyle görevlendirilen kişi, murisin taşınmazını vakıf ve derneklere bağışlamak ve aracını satmak üzere verilen yetkiye dayanarak vasiyetnamenin tenfizini istemişti. İlk derece mahkemesi, vasiyeti yerine getirme görevlisinin tenfiz davası açamayacağı gerekçesiyle davayı dava şartı yokluğundan usulden reddetmiş; bölge adliye mahkemesi ise “TMK’nın 552. maddesinde sayılan görev ve yetkileri arasında vasiyetnamenin tenfizi davası açma yetkisinin sayılmadığı” gerekçesiyle istinaf başvurusunu esastan reddetmişti. Daire kararı oy birliğiyle ve kesin olarak onarken uygulanacak yolu da göstermiştir: karar, “vasiyeti yerine getirme görevlisinin sulh hukuk hakiminden alacağı yetki ile vasiyetnamenin tenfizine yönelik işlemlerde bulunabileceği hususu dikkate alınarak” usul ve kanuna uygun bulunmuştur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/297, K. 2023/3686, 06.07.2023
Vasiyet alacaklısı cüzi haleftir; hakkı kişisel bir istem hakkıdır. Vasiyetnamenin tenfizi istemine ilişkin dosyada Daire, kararı oy birliğiyle onarken kurumun çerçevesini şöyle çizmiştir: “Murisin vefatı ile birlikte gerek yasal gerek atanmış mirasçılar, külli halefiyet ilkesi gereği, murisin terekesini kendiliğinden kazanmaktadırlar. Vasiyet alacaklısı ise murisin cüzi halefi olduğundan kendisi lehine vasiyet olunan mal veya hak üzerinde doğrudan bir hak kazanamamakta olup sadece kişisel bir istem hakkına sahiptir. Bu nedenle, vasiyet alacaklısının yükümlülüğü yerine getirmeyen vasiyet yükümlüsüne karşı vasiyet edilen malın teslimi veya hakkın devrini dava edebilme imkanı bulunmaktadır. İşte buna uygulamada vasiyetnamenin tenfizi ya da vasiyetnamenin yerine getirilmesi denmektedir.”
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/5970, K. 2024/7824, 06.11.2024
Görevli varsa vasiyet alacaklısının muhatabı odur; pasif husumet itirazı dinlenmez. 1938 tarihli bir vasiyetnameye dayanan ve on yıllarca ödeme yapılan irat vasiyeti uyuşmazlığında yerel mahkeme, TMK m.600 uyarınca vasiyet alacaklısının, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona; yoksa yasal ve atanmış mirasçılara karşı kişisel bir istem hakkına sahip olduğu, davalılar vasiyeti yerine getirme görevlisi olduklarından husumetin kendilerine yöneltilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle pasif husumet itirazlarına itibar etmemişti. Mahkeme ayrıca vasiyetnameyi irat vasiyeti olarak nitelendirmiş; belirli mal vasiyetinde kök içinde halefiyet ilkesinin uygulanamayacağı sonucuna vararak vasiyet alacaklısının mirasçılarının talebini aktif husumet yokluğundan reddetmişti. Daire bu kararı onamış, sonrasındaki karar düzeltme istemini de oy birliğiyle reddetmiştir.
Dört karar birlikte okunduğunda vasiyeti yerine getirme görevlisinin, tereke üzerinde geniş fiilî yetkiler taşıyan ama hiçbir maddi hak sahibi olmayan bir figür olduğu netleşiyor. Yetkinin kaynağı tamamen mirasbırakanın iradesi: aksi öngörülmemişse görevli son arzuların yerine getirilmesi için gerekli bütün işlemleri yapabiliyor — liste düzenliyor, terekeyi yönetiyor, alacak tahsil edip borç ödüyor, paylaşma planı hazırlıyor, dava ve takiplerde miras ortaklığını temsil ediyor. Buna karşılık mirasbırakan yetkiyi belli bir malla sınırlamışsa tablo tümüyle değişiyor: görevli mirasçı da atanmış mirasçı da sayılmadığından paylaşmaya katılamıyor, tereke malları için yasal mirasçı gibi alacak isteyemiyor ve mirasçıların payına yönelen talepleri sıfat yokluğundan reddediliyor. Bu ayrımın pratikteki en çarpıcı yansıması, sınırlı yetkili görevlinin görev giderlerini bile peşinen isteyememesi: masraf önce yapılmalı ya da belirlenmeli, ancak sonra terekeden karşılanmalı. İkinci dikkat çekici nokta usule ilişkin: TMK m.552’nin yedi bentlik listesi “özellikle” ifadesiyle örnekleyici olsa da, uygulamada bu listede yer almayan vasiyetnamenin tenfizi davası açma yetkisi görevliye tanınmıyor; bunun yerine görevlinin sulh hukuk hâkiminden yetki alması gerekiyor. Üçüncü nokta ise vasiyet alacaklısı açısından yön gösterici: görevli varsa istemin muhatabı doğrudan odur, mirasçılar değil. Bütün bunlar birlikte düşünüldüğünde vasiyetname yazarken en kritik cümlelerden biri, görevlinin yetkisinin nasıl tanımlandığı oluyor.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Neden sorun yaratır | Doğrusu |
|---|---|---|
| Vasiyetnamede yetkiyi muğlak bırakmak | “İlgilensin” gibi ifadeler sınırlı yetki sayılır | Yetkinin kapsamını açık ve tam yazmak |
| Görevliyi vasiyetname dışında atamak | Atama yalnızca vasiyetnameyle yapılır | Görevlendirmeyi ölüme bağlı tasarrufa koymak |
| On beş günlük süreyi kaçırmak | Süresinde reddedilmeyen görev kabul edilmiş sayılır | İstemiyorsanız süresinde sulh hâkimine bildirmek |
| Yetki almadan tenfiz davası açmak | Bu yetki m.552’de sayılmamıştır | Sulh hukuk hâkiminden yetki alarak hareket etmek |
| Sınırlı yetkiyle mirasçı gibi alacak istemek | Sıfat (husumet) yokluğundan reddedilir | Talebi görev kapsamıyla sınırlamak |
| Masrafı belirlemeden tereke değeri istemek | Mirasçıların payına müdahale sayılır | Önce gideri yapmak veya somut olarak belirlemek |
| Vasiyet alacağını mirasçılardan istemek | Görevli varsa muhatap odur | İstemi görevliye yöneltmek |
| Tereke listesini düzenlememek | Kanunen görevlinin ilk yükümlülüğüdür | Göreve başlar başlamaz, mümkünse mirasçılar huzurunda liste düzenlemek |
Vasiyeti yerine getirme görevlisi nasıl atanır?
Yalnızca vasiyetnameyle atanabilir. Mirasbırakan bir veya birden çok görevli atayabilir. Görevlinin, göreve başladığı sırada fiil ehliyetine sahip olması gerekir. Görev, sulh hâkimi tarafından kendisine bildirilir.
Görevi kabul etmezsem ne olur?
Bildirim tarihinden başlayarak on beş gün içinde kabul edilmediği sulh hâkimine bildirilmezse görev kabul edilmiş sayılır. Bu nedenle görevi üstlenmek istemeyen kişinin süresinde ve açıkça bildirimde bulunması gerekir.
Görevlinin yetkileri nelerdir?
Mirasbırakan aksini öngörmemiş veya sınırlı bir görev vermemişse görevli, son arzuların yerine getirilmesi için gerekli bütün işlemleri yapmakla görevli ve yetkilidir. Kanun özellikle şunları sayar: terekedeki mal, hak ve borçların listesini düzenlemek; terekeyi yönetmek ve gerekiyorsa zilyetliğin devrini istemek; alacakları tahsil edip borçları ödemek; vasiyetleri yerine getirmek; paylaşma planı hazırlamak; tereke ile ilgili dava ve takiplerde miras ortaklığını temsil etmek; açılan ve aleyhe açılan dava ve takipleri mirasçılara bildirmek.
Görevli vasiyetnamenin tenfizi davası açabilir mi?
Yargıtay kararlarına konu dosyada, TMK m.552’de sayılan görev ve yetkiler arasında vasiyetnamenin tenfizi davası açma yetkisinin bulunmadığı kabul edilmiştir. Buna karşılık aynı kararda, görevlinin sulh hukuk hâkiminden alacağı yetki ile vasiyetnamenin tenfizine yönelik işlemlerde bulunabileceği belirtilmiştir.
Sınırlı yetkili görevli ne yapabilir?
Yalnızca kendisine verilen sınırlı görevin gerektirdiği işlemleri yapabilir. Mirasçı sıfatını kazanmaz, atanmış mirasçı da sayılmaz; bu nedenle paylaşmaya katılamaz ve tereke malları yönünden yasal mirasçı gibi alacak talebinde bulunamaz.
Görevin gerektirdiği masraflar nasıl karşılanır?
Vasiyetname içeriğine göre görev kapsamındaki giderler terekeden karşılanabilir. Ancak Yargıtay, bu masraflar henüz yapılmadan veya belirlenmeden mirasçıların miras payına müdahale edecek biçimde tereke değerlerinin görevliye verilmesine karar verilemeyeceğini kabul etmektedir.
Görevli ücret alabilir mi?
Evet. TMK m.550’nin son fıkrası uyarınca vasiyeti yerine getirme görevlisi, hizmetinin karşılığında uygun bir ücret isteyebilir.
Vasiyet alacaklısı kime dava açmalı?
TMK m.600 uyarınca vasiyet alacaklısı, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona; yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı kişisel bir istem hakkına sahiptir. Bu nedenle görevli bulunduğu hâllerde husumetin ona yöneltilmesi gerekir.
Vasiyet alacaklısı vasiyet edilen malın maliki olur mu?
Hayır. Mirasçılar külli halefiyet ilkesi gereği terekeyi kendiliğinden kazanırken, vasiyet alacaklısı cüzi haleftir; lehine vasiyet olunan mal veya hak üzerinde doğrudan bir hak kazanmaz, yalnızca kişisel bir istem hakkına sahiptir. Mülkiyetin geçmesi için teslim veya devir gerekir.
Vasiyeti yerine getirme görevlisi ile tereke temsilcisi aynı şey mi?
Hayır. Vasiyeti yerine getirme görevlisi mirasbırakanın vasiyetnamesiyle atanır ve son arzuların yerine getirilmesiyle görevlidir. Tereke temsilcisi ise TMK m.640/3 uyarınca mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesince paylaşmaya kadar atanır ve miras ortaklığını temsil eder.
Görevli terekeyle ilgili davalarda kimi temsil eder?
TMK m.552/2-6 uyarınca tereke ile ilgili dava ve takiplerde miras ortaklığını temsil eder; mirasçılar tarafından açılmış davalardan görevi ile ilgili olanlara müdahil olarak katılabilir. Ayrıca açtığı veya aleyhine açılan dava ve takipleri mirasçılara bildirmekle yükümlüdür.
İlgili mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.550 — Vasiyeti yerine getirme görevlisinin atanması ve ehliyeti
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.551 — Görevin sona ermesi
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.552 — Görev ve yetkiler
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.553–556 — Yönetim, sorumluluk ve denetim
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.599 — Mirasın kazanılması ve külli halefiyet
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.600 — Vasiyet alacaklısının istem hakkı
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.640 — Miras ortaklığı ve tereke temsilcisi
Bu konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: vasiyetname nedir, örneği, vasiyetnamenin açılması davası, vasiyetnamenin iptali davası ve terekenin tespiti davası.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık kendi belge ve olgularıyla değerlendirilir, benzer görünen olaylarda dahi farklı sonuçlara ulaşılabilir. Kararların güncel hâli ve tam metinleri için bağlantı verilen resmî kaynaklara başvurulmalıdır.