Mirasçılar Anlaşamazsa Terekeye Temsilci Nasıl Atanır? Miras Ortaklığı (TMK m.640)

Hesaplama aracı: Miras Payı Hesaplama — yasal payı, saklı payı ve tasarruf nisabını hesaplayın.
- Miras bırakanın ölümüyle birden çok mirasçı varsa, paylaşmaya kadar terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir miras ortaklığı doğar.
- Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahiptir; paylaşılmış bağımsız payları yoktur ve kural olarak birlikte tasarruf ederler.
- TMK m. 702/2 gereği hem yönetim hem tasarruf işlemleri için ortakların oy birliğiyle karar vermesi gerekir.
- Mirasçılar anlaşamazsa TMK m. 640/3 devreye girer: mirasçılardan birinin istemiyle sulh mahkemesi paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir.
- Temsilci, miras ortaklığı adına işlem yapar, dava açar ve açılmış davaları takip eder.
- Talebin kabulü için iki olgu birlikte aranır: paylaşmanın henüz yapılmamış olması ve terekenin birlikte yönetimi konusunda mirasçılar arasında anlaşmazlık bulunması.
- Mirasçılar aralarında sulh sözleşmesi yapıp uyuşmazlığı sona erdirmişse, temsilci atanmasını gerektiren sebep kalmaz ve talep reddedilir.
- Görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir; yetkili mahkeme miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir.
- Miras ortaklığı temsilcisi Yargıtay uygulamasında özel kayyım niteliğindedir; atanma usulünde vasi atanmasına ilişkin kurallar uygulanır.
- Temsilcinin şahsına yönelik itirazlar ve onun ileri sürdüğü kaçınma sebepleri, davayı gören mahkemede değil vesayet makamında incelenir.
- TMK m. 640 uyarınca verilen kararlar HMK m. 362/1-b gereği kesindir ve temyiz edilemez.
- Elbirliği mülkiyetine tabi pay üzerinden açılan tapu iptali ve tescil, önalım gibi davalarda mahkeme doğrudan reddetmeden önce temsilci atanması için süre vermelidir.
- Ancak bir mirasçı sadece kendi payı için dava açmışsa, temsilci atanarak bu davaya devam edilmesi mümkün değildir.
- Terekedeki hakların korunmasına yönelik işlemler (el atmanın önlenmesi, istihkak, acil koruma) her mirasçı tarafından tek başına istenebilir.
- Temsilci atanması paylaşmayı sağlamaz; paylaşma için ayrıca miras taksimi veya ortaklığın giderilmesi yoluna gidilir.
Kısa cevap: Mirasçılar anlaşamazsa TMK m.640/3 devreye girer: mirasçılardan birinin istemiyle sulh mahkemesi paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir. Talebin kabulü için iki olgu birlikte aranır: paylaşmanın henüz yapılmamış olması ve terekenin birlikte yönetimi konusunda mirasçılar arasında anlaşmazlık bulunması.
Miras bırakan öldüğünde tereke, mirasçılar arasında kendiliğinden paylaşılmış olmaz. Ortaya, hepsinin birlikte sahip olduğu ve kural olarak birlikte yönetmek zorunda olduğu bir ortaklık çıkar. Mirasçılar anlaşıyorsa bu yapı sorun çıkarmaz. Anlaşamadıklarında ise kilitlenme başlar: kira sözleşmesi yenilenemez, tapu işlemi yapılamaz, şirket genel kuruluna katılınamaz, dava açılamaz.
Türk Medeni Kanunu bu kilitlenmeye bir çıkış yolu öngörmüştür: miras ortaklığına temsilci atanması. Aşağıda bu kurumun şartlarını, temsilcinin yetkilerini, görevli mahkemeyi ve Yargıtay uygulamasında en çok tartışılan noktaları ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
TMK m. 640 – Miras ortaklığı: “Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir. Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır. Bir mirasçı ödemeden aciz hâlinde ise, mirasın açılması üzerine diğer mirasçılar, haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilirler.”
TMK m. 702 – Elbirliği mülkiyetinin hükümleri: “Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir. Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir. Sözleşmeden doğan topluluk devam ettiği sürece, paylaşma yapılamaz ve bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz. Ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır.”
TMK m. 431 – Atama usulü: “Vasinin atanması usulüne ilişkin kurallar, kayyım ve yasal danışmanın atanmasında da uygulanır. Kayyım veya yasal danışman atanmasına ilişkin karar, ancak vesayet makamının gerekli görmesi hâlinde ilân olunur.”
Temsilci atanması, terekeyle ilgili diğer kurumlarla sık sık karıştırılır. Aradaki farkı görmek dilekçeyi doğru yazmanın ilk şartıdır:
| Ölçüt | Miras ortaklığı temsilcisi (TMK m. 640) | Tereke tespiti / defteri (TMK m. 589 vd.) |
|---|---|---|
| Amaç | Terekeyi yönetmek ve temsil etmek | Terekenin neden ibaret olduğunu belirlemek |
| Talep eden | Mirasçılardan biri veya birkaçı | Mirasçı, alacaklı, ilgili |
| Aranan ön şart | Mirasçılar arasında anlaşmazlık | Anlaşmazlık aranmaz |
| Görevli mahkeme | Sulh hukuk mahkemesi | Sulh hukuk mahkemesi |
| Verilen kararın niteliği | Temsilci atama | Delil tespiti niteliğinde |
| Süre | Paylaşmaya kadar | İşlemin tamamlanmasına kadar |
| Hukukî niteliği | Özel kayyımlık | Koruma önlemi |
| Temyiz | Kesin, temyiz edilemez | Nitelik ve tutara göre değişir |
| Paylaşma sağlar mı | Hayır | Hayır |
Kritik nokta: Temsilci atanması bir çekişmesiz yargı işi gibi görünse de, Yargıtay talebin kabulünü somut bir anlaşmazlığın varlığına bağlamaktadır. “Mirasçı sayısı fazla, işler yürümüyor” gibi genel ifadeler yeterli görülmemekte; mirasçılar arasında hangi konuda, hangi işlem bakımından anlaşamadıklarının belge ve dosyayla ortaya konması aranmaktadır. Buna karşılık uyuşmazlık yargılama sırasında sulh sözleşmesiyle sona ermişse, talebin dayanağı da ortadan kalkar.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Mirasçılık belgesini alın. Mirasçı sıfatınızı ve pay oranlarını gösteren güncel bir veraset ilamı olmadan talep sonuç vermez.
- Terekeyi listeleyin. Taşınmazlar, banka hesapları, şirket payları, kira gelirleri ve borçları kalem kalem çıkarın.
- Anlaşmazlığı belgeleyin. Cevapsız ihtarnameler, katılınmayan genel kurullar, imzalanmayan muvafakatnameler, taraflar arasındaki derdest davalar en güçlü delillerdir.
- Önce muvafakat yolunu deneyin. Diğer mirasçılardan noter onaylı muvafakat alınabiliyorsa dava açmaya gerek kalmayabilir; bu, süre ve masraf kazandırır.
- Görevli ve yetkili mahkemeyi doğru seçin. Talep, miras bırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine yapılır.
- Dilekçede talebi net yazın. “Paylaşmaya kadar miras ortaklığına temsilci atanması” isteyin; taksim veya ortaklığın giderilmesi talebiyle karıştırmayın.
- Temsilci adayı gösterin ve gerekçelendirin. Adayın tarafsızlığı sık sık tartışma konusu olur; taraflardan birinin yakını olan bir isim itiraza açıktır.
- Tüm mirasçıları hasım gösterin. Talebe katılmayan mirasçıların davada taraf olarak yer alması gerekir.
- Temsilcinin yetki çerçevesini talep edin. Kararda temsilcinin hangi işlemleri yapabileceği ne kadar açık yazılırsa, uygulamada o kadar az sorun çıkar.
- Kararın kesin olduğunu bilin. TMK m. 640 kapsamındaki kararlar temyiz edilemez; bu nedenle ilk derecede eksik bırakılan her husus telafi edilemez hâle gelir.
- Temsilcinin şahsına itirazınızı doğru mercie yöneltin. Bu itirazlar davayı gören mahkemede değil, vesayet makamı sıfatıyla sulh hukuk mahkemesinde incelenir.
- Nihai çözüm için paylaşmayı planlayın. Temsilci geçici bir çözümdür; kalıcı sonuç için miras taksim sözleşmesi, paylaşma davası veya ortaklığın giderilmesi yoluna gidilmelidir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 06.07.2020 T., 2020/1260 E., 2020/4387 K.
Anlaşmazlık ortadan kalkarsa temsilci atanmasının dayanağı da kalkar. Mirasçılar, murise ait iki limited şirkette yönetim, denetim ve sermaye artırımı konularında anlaşamadıklarını, davalının genel kurullara katılmadığını ve aralarında muris muvazaasına dayalı davalar bulunduğunu ileri sürerek temsilci atanmasını istemişlerdi. Daire önce kurumun işlevini ortaya koymuştur: “Miras ortaklığında mirasçıların birlikte hareket etmeleri zorunluluğu, işlemleri, kullanım ve idareyi birlikte yapmaları, mirasçılar arasında anlaşmazlık bulunması veya bu konularda anlaşamamaları halinde miras ortaklığı adına gerekli işlemleri yapmak, dava açmak, açılmış veya açılacak davaları takip etmek üzere paylaşmaya kadar miras ortaklığına temsilci atanması olanağı sağlanmıştır.” Ölçütü de şöyle özetlemiştir: “Mirasçılar arasında paylaşmanın yapılmamış olması ve terekeyi birlikte idare etmeleri hususunda mirasçılar arasında anlaşmazlık bulunduğu gözetilerek miras ortaklığına temsilci tayini gerekir.” Somut olayda ise temyiz aşamasında dosyaya sunulan ve tüm mirasçıların imzasını taşıyan sulh sözleşmesiyle “terekesinde bulunan malvarlığına ilişkin uyuşmazlıklar sona ermiş olduğundan terekeye temsilci atanmasını gerektiren geçerli bir sebep kalmamıştır” denilmiştir. Hüküm oy birliğiyle bozulmuştur.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 07.12.2020 T., 2017/13 E., 2020/8111 K.
Temsilci özel kayyımdır; şahsına yönelik itirazlar vesayet makamında incelenir. Mahkeme, murisin terekesine “tapu iptali ve tescil davası ile sınırlı olmak kaydıyla” bir temsilci atamış; bir kısım davalı vekili hükmü yalnızca temsilcinin şahsına yönelik olarak temyiz etmişti. Daire, önce temsilcinin hukukî niteliğini belirlemiştir: “Miras ortaklığı temsilcisi (TMK m. 640) özel kayyım niteliğindedir.” Buradan atama ve itiraz usulüne geçilmiştir: “TMK’nin 431. maddesi uyarınca vasi tayinindeki usul kayyım (mümessil) için de uygulanır. TMK’nin 422. maddesi gereğince vasinin sıfatına karşı yapılan itirazlar ve vasinin ileri sürdüğü kaçınma sebeplerini (özürleri) inceleme göreviyle ilgili yasal hükümlerin mümessile yapılan itirazın ya da kaçınma sebeplerinin incelenmesinde de gözetilmesi zorunludur.” Görev dağılımı da gösterilmiştir: bu inceleme “öncelikle vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesine, onun kabul etmemesi halinde denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesine aittir”. Temsilcinin şahsına yönelik itiraza ilişkin dilekçe oy birliğiyle görev yönünden reddedilmiş, dosya mahkemesine iade edilmiştir. Karar iki şeyi birden gösterir: temsilcinin yetkisi belirli bir davayla sınırlandırılabilir ve temsilcinin kim olduğuna itiraz temyiz sebebi değil, ayrı bir başvurudur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 12.09.2024 T., 2024/2596 E., 2024/3784 K.
TMK m. 640 kararları kesindir; temyiz yolu kapalıdır. İlk derece mahkemesi terekeye temsilci atamış, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiş, davalı vekili kararı temyiz etmişti. Daire, HMK m. 362/1-b hükmünü hatırlattıktan sonra doğrudan sonuca varmıştır: “4721 sayılı Kanun’un 640 ıncı maddesinde münhasıran sulh hukuk mahkemesinin görev alanına giren miras ortaklığına temsilci atanmasına ilişkin olan davalar hakkında verilen kararlar kesin olup temyiz edilemez.” Temyiz dilekçesi oy birliğiyle reddedilmiş, karar kesin olarak verilmiştir. Bu, dosya stratejisi bakımından belirleyicidir: temsilci atanmasına ilişkin bütün itirazların ilk derece ve istinaf aşamasında tüketilmesi gerekir; Yargıtay’a taşınacak bir aşama bulunmamaktadır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 13.12.2023 T., 2022/6311 E., 2023/6232 K.
Elbirliği ortağının açtığı dava hemen reddedilmez; önce temsilci atanması için süre verilir. Murisinden gelen pay üzerinde elbirliği ortağı olan davacı, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davası açmış; ilk derece mahkemesi dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi de bu kararı yerinde bulmuştu. Daire önce kuralı koymuştur: “Ön alım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir.” Ardından izlenecek usulü göstermiştir: “Bu yolda ortakların tümünün muvafakatı sağlanamazsa 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 640. maddesi hükmü uyarınca miras bırakanın terekesine görevli mahkemede temsilci atanması için davacıya süre verilir. Temsilci davacı dışında biri olursa davacının sıfatı biter, davayı temsilci takip eder.” Somut olayda davacı sadece kendi payı için değil, satılan payın tamamı için tescil istediğinden davanın tereke adına açıldığı kabul edilmiş ve mahkemenin süre vermeden red kararı vermesi isabetsiz bulunmuştur. İlk derece kararı bozulmuş; karar oy çokluğuyla verilmiştir. Karşı oy kullanan üye, davacının açıkça kendi adına tescil istediğini ve talebiyle bağlı kalınarak kararın onanması gerektiğini savunmuştur; bu görüş Dairenin kararı değildir.
Dört karar birlikte okunduğunda, TMK m. 640’ın “her sorunun anahtarı” olmadığı, aksine dar ve teknik bir kurum olduğu görülür.
Birinci halka – anlaşmazlık talebin kalbidir. 2020 tarihli karar, temsilci atanmasının kendiliğinden bir hak olmadığını gösterir. Talebin kabulü, terekenin birlikte yönetimi konusunda gerçek bir anlaşmazlığın varlığına bağlıdır. Bu nedenle dilekçede anlaşmazlığın konusu somutlaştırılmalı: hangi işlem yapılamıyor, kim hangi imzayı vermiyor, hangi genel kurula katılınmıyor.
İkinci halka – anlaşmazlık sona ererse dava düşer. Aynı kararın en dikkat çekici yönü, mirasçıların yargılama sırasında imzaladıkları sulh sözleşmesinin sonucu değiştirmesidir. Dolayısıyla temsilci talebi, tarafların uzlaşma iradesine karşı dayanıklı değildir. Bu, uzlaşma görüşmelerinin dosyaya nasıl yansıtılacağı konusunda dikkatli olmayı gerektirir.
Üçüncü halka – temsilci kayyımdır, vekil değildir. Aralık 2020 tarihli karar, temsilciyi özel kayyım olarak nitelendirir. Bunun iki pratik sonucu vardır: atama usulünde vasi atanmasına ilişkin kurallar uygulanır ve temsilcinin şahsına yönelik itirazlar ayrı bir mecrada, vesayet makamında incelenir. Temsilcinin tarafsızlığına ilişkin itirazı temyiz dilekçesine yazmak, itirazı kaybetmek anlamına gelebilir. Aynı karar, temsilcinin yetkisinin belirli bir davayla sınırlı olarak da belirlenebileceğini gösterir.
Dördüncü halka – karar kesindir. Eylül 2024 tarihli karar, TMK m. 640 kararlarının temyiz edilemeyeceğini teyit eder. Bu, dosyanın tamamının ilk derece ve istinafta kazanılması gerektiği anlamına gelir. Temsilcinin yetkilerinin kararda eksik yazılması, sonradan Yargıtay’da düzeltilebilecek bir eksiklik değildir.
Beşinci halka – temsilci diğer davaların kilidini açar. Aralık 2023 tarihli karar, TMK m. 640’ın asıl işlevlerinden birini gösterir: elbirliği mülkiyetine tabi bir pay üzerinden açılan tasarruf niteliğindeki davalarda, tüm ortakların muvafakati sağlanamıyorsa temsilci atanması yoluna gidilir. Mahkemenin davayı doğrudan reddetmesi değil, bu iş için süre vermesi gerekir.
Altıncı halka – sınırı unutmayın. Aynı kararın aktardığı yerleşik ilkeye göre, bir mirasçı terekeye ait bir mal veya alacaktan yalnız kendi payı için ve yalnız kendi adına dava açmışsa, bu dava temsilci atanarak kurtarılamaz. Ayrım, davanın tereke adına mı yoksa kişisel pay için mi açıldığındadır ve bu ayrım dava dilekçesinin talep bölümünde belirlenir.
Yedinci halka – koruma işlemleri ayrı tutulur. TMK m. 640/4 ve m. 702/4 gereği terekedeki hakların korunmasına yönelik istemler her mirasçı tarafından tek başına ileri sürülebilir; el atmanın önlenmesi, istihkak, acil koruma önlemleri bu kapsamdadır. Bu tür bir talep için temsilci atanmasını beklemek gereksiz zaman kaybıdır.
Sekizinci halka – temsilci paylaşma değildir. Temsilci atanması, terekeyi yönetilebilir hâle getirir ama mülkiyet sorununu çözmez. Kalıcı çözüm miras taksim sözleşmesi, paylaşma davası ya da elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi yollarından geçer. Temsilci talebi bu yolların yerine değil, onlara giden süreçte terekenin zarar görmemesi için kullanılmalıdır.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Neden yanlış? | Doğrusu |
|---|---|---|
| Anlaşmazlığı somutlaştırmamak | Genel ifadeler talebin reddine yol açar | Hangi işlemde kimin engel olduğunu belgeleyin |
| Temsilci atanmasını paylaşma sanmak | Kurum yalnızca yönetim ve temsil sağlar | Paylaşma için ayrıca taksim veya ortaklığın giderilmesi isteyin |
| Taraflardan birinin yakınını temsilci göstermek | Tarafsızlık itirazına açık bir seçimdir | Terekeye ve taraflara uzak bir aday önerin |
| Kararı temyiz etmeye çalışmak | TMK m. 640 kararları kesindir | Bütün itirazları ilk derece ve istinafta tüketin |
| Temsilciye itirazı temyiz dilekçesine yazmak | Bu itiraz vesayet makamının görevindedir | Sulh hukuk mahkemesine ayrı başvuru yapın |
| Kendi payı için açılan davayı temsilciyle sürdürmeye çalışmak | Bu tür dava temsilciyle de devam ettirilemez | Davayı en baştan tereke adına açın |
| Koruma talepleri için temsilci beklemek | Koruma istemleri tek mirasçı tarafından ileri sürülebilir | El atmanın önlenmesi gibi talepleri doğrudan açın |
| Bazı mirasçıları davaya dâhil etmemek | Talebe katılmayan mirasçıların taraf olması gerekir | Tüm mirasçıları hasım gösterin |
| Sulh sağlandığı hâlde davayı sürdürmek | Uyuşmazlık bitince talebin dayanağı kalmaz | Anlaşma sağlanırsa davadan feragat edip masraftan kurtulun |
Miras ortaklığı ne demek?
Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan ortaklıktır. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahiptir.
Miras ortaklığına temsilci atanması nedir?
Mirasçılar terekeyi birlikte yönetemediklerinde, mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesinin paylaşmaya kadar görev yapmak üzere bir temsilci ataması işlemidir. Temsilci, ortaklık adına işlem yapar ve davaları takip eder.
Temsilci atanması için mirasçıların tamamının başvurması gerekir mi?
Hayır. TMK m. 640/3 “mirasçılardan birinin istemi üzerine” demektedir; tek bir mirasçının talebi yeterlidir. Ancak diğer mirasçıların davada taraf olarak yer alması gerekir.
Hangi mahkemeye başvurulur?
Görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Yetki bakımından miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesine başvurulur.
Mahkeme her talepte temsilci atar mı?
Hayır. Yargıtay uygulamasında iki olgu birlikte aranır: paylaşmanın henüz yapılmamış olması ve terekenin birlikte yönetimi konusunda mirasçılar arasında anlaşmazlık bulunması. Anlaşmazlık yoksa talep reddedilir.
Temsilci kim olabilir?
Kanun temsilcinin kim olacağını belirlememiştir; mirasçılardan biri de üçüncü bir kişi de olabilir. Uygulamada tarafsızlık önem taşıdığından, taraflardan birinin yakını olan adaylar itirazla karşılaşmaktadır.
Temsilcinin yetkileri nelerdir?
Temsilci, miras ortaklığı adına gerekli işlemleri yapar, dava açar ve açılmış veya açılacak davaları takip eder. Yetkilerinin sınırı atama kararında gösterilir; bu nedenle kararın kapsamının açık yazılması önemlidir.
Atanan temsilciye itiraz edebilir miyim?
Evet, ancak doğru mercie. Temsilcinin şahsına yönelik itirazlar ve temsilcinin ileri sürdüğü kaçınma sebepleri, vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesinde incelenir; bu makamın itirazı reddetmesi hâlinde denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesine gidilir.
Temsilci atanması kararı temyiz edilebilir mi?
Hayır. TMK m. 640 kapsamındaki bu davalarda verilen kararlar HMK m. 362/1-b gereği kesindir ve temyiz edilemez.
Temsilcinin görevi ne zaman sona erer?
Kanun görevi “paylaşmaya kadar” olarak belirlemiştir. Paylaşmanın yapılması, uyuşmazlığın sona ermesi veya mahkemece görevine son verilmesi hâllerinde temsilcilik sona erer.
Mirasçılar arasında sulh sağlanırsa ne olur?
Mirasçılar tereke malvarlığına ilişkin uyuşmazlıkları bir sulh sözleşmesiyle sona erdirmişse, temsilci atanmasını gerektiren geçerli bir sebep kalmaz ve talep reddedilir.
Tek başıma terekeyle ilgili dava açabilir miyim?
Terekedeki hakların korunmasına yönelik istemler (el atmanın önlenmesi, istihkak, acil koruma önlemleri gibi) her mirasçı tarafından tek başına ileri sürülebilir ve sağlanan korumadan tüm mirasçılar yararlanır. Tasarruf niteliğindeki davalar ise birlikte açılmalı ya da temsilci aracılığıyla yürütülmelidir.
Tapu iptali davasında diğer mirasçılar muvafakat vermiyorsa ne yapmalıyım?
Mahkemeden, TMK m. 640 uyarınca terekeye temsilci atanması için süre verilmesini isteyin. Temsilci atandığında dava onun huzuruyla yürütülür; temsilci davacı dışında biri ise davayı temsilci takip eder.
Sadece kendi payım için dava açtım, temsilci atanarak devam edebilir miyim?
Hayır. Bir mirasçı terekeye ait bir mal veya alacaktan yalnız kendi payına düşen kısım için ve yalnız kendi adına dava açmışsa, bu davaya diğer mirasçıların katılması veya temsilci atanarak devam edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle dava dilekçesinin talep bölümü baştan doğru kurulmalıdır.
Temsilci atanınca tereke paylaşılmış olur mu?
Hayır. Temsilci yalnızca yönetim ve temsil sağlar; elbirliği mülkiyeti devam eder. Paylaşma için miras taksim sözleşmesi, paylaşma davası veya ortaklığın giderilmesi yoluna başvurulmalıdır.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 599 – Mirasın kazanılması
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 640 – Miras ortaklığı ve temsilci atanması
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 641 – Mirasçıların sorumluluğu
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 642 – Paylaşmayı isteme hakkı
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 701–703 – Elbirliği mülkiyeti
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 397 – Vesayet ve denetim makamları
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 422 – Vasiliğe itiraz ve kaçınma sebepleri
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 431 – Kayyım atanmasında usul
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 589 vd. – Terekenin korunması önlemleri
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 4 – Sulh hukuk mahkemesinin görevi
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 362 – Temyiz edilemeyen kararlar
- 11.10.1982 tarihli ve 1982/3-2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı
İlgili yazılarımız: terekenin tespiti davası, elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi, miras taksim sözleşmesi, mirasçılık belgesi (veraset ilamı), terekenin resmî defteri, mirasın mahkeme kararı ile satışı.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir olaya ilişkin hukukî görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Temsilci atanması talebinin sonucu terekenin yapısına, mirasçı sayısına ve uyuşmazlığın niteliğine göre değişir.