Tekerrür ve Mükerrirlere Özgü İnfaz Rejimi: Hangi Sabıka Tekerrüre Esas Alınır?

- Tekerrür, önceki suçtan verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suç işlenmesi hâlinde uygulanır; önceki cezanın infaz edilmiş olması şart değildir (TCK m. 58/1).
- Belirleyici olan tarih, önceki hükmün kesinleşme tarihidir. Kesinleşme yeni suç tarihinden sonraysa o ilam tekerrüre esas alınamaz.
- Süre sınırı vardır: beş yıldan fazla hapiste infazdan itibaren beş yıl, beş yıl veya daha az hapis ya da adlî para cezasında üç yıl geçtikten sonra işlenen suçlarda tekerrür uygulanmaz (m. 58/2).
- Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar arasında ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür uygulanmaz (m. 58/4).
- Yabancı ülke mahkemesi hükümleri kural olarak tekerrüre esas olmaz; kanunda sayılan altı suç bunun istisnasıdır.
- Fiili işlerken on sekiz yaşını doldurmamış kişilerin suçları tekerrüre esas olmaz (m. 58/5).
- Tekerrür hâlinde, sonraki suçta seçimlik olarak hapis veya adlî para cezası öngörülmüşse hapis cezasına hükmolunur (m. 58/3).
- Tekerrür bir ceza artırım sebebi değil, bir infaz rejimidir: ceza mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir ve infaz sonrası denetimli serbestlik uygulanır.
- Süreli hapiste koşullu salıverilme oranı üçte ikiye yükselir; koşullu salıverilme oranı zaten üçte ikiden fazla olan suçlarda kendi oranı uygulanır (5275 s. K. m. 108/1).
- Koşullu salıverilme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz; 4 Haziran 2025 tarihli 7550 sayılı Kanun’la bu sınır ikinci defa tekerrürde kaldırılmıştır.
- Aynı değişiklikle, ikinci defa tekerrürde süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranı dörtte üç olarak uygulanır.
- Kararda tekerrüre esas alınan ilamın gösterilmesi zorunlu değildir; en ağır ilam infaz aşamasında esas alınır.
- Uyarlama yargılaması sonunda yine mahkûmiyet verilmişse ilamın tekerrüre esas olma niteliği ortadan kalkmaz; ancak kesinleşme tarihi değişmişse bu ayrıca değerlendirilir.
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi 26.12.2025 tarihli kararıyla, tekerrüre esas ilamların geçerlilik ve kesinliğinin istinaf aşamasında incelenip düzeltilebileceğini belirlemiştir.
Bir mahkûmiyet kararının son satırlarında yer alan tek bir cümle — “cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine” — sanığın cezaevinde geçireceği süreyi ciddi biçimde uzatır. Buna rağmen tekerrür, duruşmada en az tartışılan konulardan biridir; çoğu zaman adlî sicil kaydına şöyle bir bakılıp geçilir.
Oysa Yargıtay’ın kanun yararına bozma kararlarının önemli bir kısmı tam da bu noktadan çıkmaktadır: kesinleşme tarihi yanlış okunmuş, taksirli bir suç tekerrüre esas alınmış, ya da uyarlama yargılaması gözden kaçırılmıştır. Aşağıda tekerrürün şartlarını, hangi sabıkanın esas alınabileceğini, infaza etkisini ve 2025’te değişen koşullu salıverilme kurallarını Yargıtay kararlarıyla birlikte ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
TCK m. 58 – Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular: “(1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi hâlinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez.
(2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı; a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl, b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl, geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz.
(3) Tekerrür hâlinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur.
(4) Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz. Kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya kıymetli damgada sahtecilik suçları hariç olmak üzere; yabancı ülke mahkemelerinden verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.
(5) Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.
(6) Tekerrür hâlinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
(7) Mahkûmiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilir.
(8) Mükerrirlerin mahkûm olduğu cezanın infazı ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması, kanunda gösterilen şekilde yapılır.
(9) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir.”
5275 sayılı Kanun m. 108/1 – Mükerrirlere özgü infaz rejimi: “Tekerrür hâlinde işlenen suçtan dolayı mahkûm olunan; a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının otuzdokuz yılının, b) Müebbet hapis cezasının otuzüç yılının, c) Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuziki yılının, d) Süreli hapis cezasının üçte ikisinin, infaz kurumunda iyi hâlli olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanılabilir. Ancak, koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından tabi oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanır.”
5275 sayılı Kanun m. 108/2 ve 108/3 (4/6/2025 tarihli 7550 sayılı Kanun değişikliğiyle): “(2) Tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz. İkinci defa tekerrür halinde bu fıkra hükmü uygulanmaz.
(3) İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda birinci fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır. Ancak, süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranı dörtte üç olarak uygulanır. Hükümlü hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanacağı hükümde belirtilir.”
5275 sayılı Kanun m. 108/4 ve 108/6 – Denetim süresi: “(4) İnfaz hâkimi, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler… (6) İnfaz hâkimi, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar verebilir. Denetim süresi en fazla beş yıla kadar uzatılabilir.”
Hangi sabıka tekerrüre esas alınır?
| Önceki mahkûmiyet | Tekerrüre esas olur mu? |
|---|---|
| Hükmü, yeni suç tarihinden önce kesinleşmiş kasıtlı suç | Evet — temel hâl |
| Hükmü, yeni suç tarihinden sonra kesinleşmiş ilam | Hayır; kesinleşme tarihi belirleyicidir |
| Cezası henüz infaz edilmemiş kesinleşmiş hüküm | Evet; infaz şart değildir |
| Beş yıldan fazla hapis, infazından 5 yıldan fazla geçmiş | Hayır |
| Beş yıl veya daha az hapis / adlî para cezası, infazından 3 yıldan fazla geçmiş | Hayır |
| Taksirli suçtan mahkûmiyet (sonraki suç kasıtlıysa) | Hayır (m. 58/4) |
| Fail 18 yaşını doldurmadan işlediği suç | Hayır (m. 58/5) |
| Yabancı mahkeme hükmü | Kural olarak hayır; m. 58/4’te sayılan altı suç istisna |
| Eylemi suç olmaktan çıkmış ya da kabahate dönüşmüş ilam | Hayır — bu açıkça anlaşılıyorsa şartlar oluşmamış sayılır |
| Uyarlama sonunda yine mahkûmiyet verilen ilam | Evet; tekerrüre esas olma niteliği ortadan kalkmaz |
Kritik nokta: Tekerrür bir ceza artırım sebebi değildir. Mahkeme, tekerrür nedeniyle cezayı artırmaz; yalnızca hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve infazdan sonra denetimli serbestlik uygulanmasına karar verir. Sonuç, cezanın miktarında değil koşullu salıverilme oranında ortaya çıkar: süreli hapiste oran üçte ikiye yükselir ve koşullu salıverilme süresine ayrıca bir süre eklenir. Bu nedenle “cezam artmadı, sorun yok” değerlendirmesi yanıltıcıdır; fiilen cezaevinde kalınacak süre belirgin biçimde uzar.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Adlî sicil kaydını duruşmada okutun ve tutanağa geçirtin. Tekerrür uygulanabilmesi için sabıka kaydının sanığa okunmuş ya da ek savunma hakkı verilmiş olması aranır.
- Her ilam için kesinleşme tarihini ayrı ayrı çıkarın. Karar tarihi değil, kesinleşme tarihi belirleyicidir; yeni suç tarihiyle karşılaştırın.
- İnfaz tarihini ve üzerinden geçen süreyi hesaplayın. Beş yıldan fazla hapiste beş yıl, beş yıl ve altındaki hapis ile adlî para cezasında üç yıl geçmişse tekerrür uygulanamaz.
- Suçun kasıtlı mı taksirli mi olduğuna bakın. Taksirle ölüme neden olma gibi bir mahkûmiyet, sonraki kasıtlı suç için tekerrüre esas alınamaz.
- Fail o tarihte 18 yaşını doldurmuş muydu? Doldurmamışsa o suç tekerrüre esas olmaz; doğum tarihi ile suç tarihi karşılaştırılmalıdır.
- İlamdaki eylemin hâlâ suç olup olmadığını kontrol edin. Eylem suç olmaktan çıkmış ya da kabahate dönüşmüşse ve bu açıkça anlaşılıyorsa tekerrür şartları oluşmaz.
- Şüphe varsa uyarlama yargılamasını araştırın. Eylemin suç olmaktan çıktığı yönünde şüphe doğuyorsa uyarlama yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, yapılmamışsa yapılması beklenmelidir.
- Uyarlama sonrası kesinleşme tarihini yeniden alın. Uyarlama sonunda yine mahkûmiyet verilmişse ilam tekerrüre esas olmaya devam eder; ancak yeni kesinleşme tarihi yeni suç tarihinden sonraysa sonuç değişebilir.
- Tereddüt varsa ilamı dosyaya getirtin. Sabıka kaydı tereddüt yaratmıyorsa ilamların tek tek getirtilmesi gerekmez; tereddüt varsa ilgili ilamın getirtilip denetime elverişli biçimde dosyaya konulması zorunludur.
- En ağır ilamın esas alınacağını bilin. Kararda tekerrüre esas ilamın gösterilmesi zorunlu değildir; infazda tekerrüre esas olabilecek hükümlülüklerin en ağırı, 5275 s. K. m. 108/2 bakımından esas alınır.
- İstinaf dilekçesinde tekerrürü ayrı bir başlık yapın. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, tekerrüre esas alınan ilamların geçerlilik ve kesinliğine ilişkin hususların istinaf aşamasında değerlendirilip düzeltilebileceğini belirlemiştir.
- Aleyhe değiştirememe ilkesini gözden kaçırmayın. Yalnızca sanık lehine kanun yoluna başvurulmuşsa, hükümde tekerrür uygulanmamış olması bozma sebebi yapılamaz; hatalı olarak gösterilen ilam nedeniyle oluşan kazanılmış hak da korunur.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/35277, K. 2022/4967, 16.02.2022
Tekerrüre esas alınan ilam suç tarihinden sonra kesinleşmişse tekerrür uygulanamaz. Tehdit ve hakaret suçlarından mahkûm edilen sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilmiş; karar kesinleşmiştir. Adalet Bakanlığı kanun yararına bozma yoluna başvurmuş, ihbarnamede tekerrüre esas alınan ağır ceza mahkemesi ilamının kesinleşme tarihinin yargılamaya konu suç tarihinden sonra olduğu ileri sürülmüştür. Daire, TCK m. 58’i olduğu gibi aktardıktan sonra somut tespiti yapmıştır: “tekerrüre esas alınan … Ağır Ceza Mahkemesinin … karar sayılı hükmünün 15.01.2018 tarihinde, suç tarihinden sonra kesinleşmesi nedeniyle tekerrüre esas olmadığı ve sanığın adli sicil kaydında başkaca tekerrüre esas hükümlülüğünün bulunmaması karşısında; anılan hükümlülüğün tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden, tüm hükümler yönünden cezaların TCK’nın 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine … karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.” Sonuç olarak kesinleşen karar CMK m. 309 uyarınca bozulmuş, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kısımlar hüküm fıkrasından çıkarılarak hüküm düzeltilmiş ve karar oy birliğiyle verilmiştir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2021/39849, K. 2022/7596, 16.03.2022
Taksirli bir suçtan mahkûmiyet, sonraki kasıtlı suç bakımından tekerrüre esas alınamaz. Silahla tehdit ve kasten yaralama suçlarından mahkûm edilen sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş; tekerrüre esas alınan ilam ise taksirle ölüme neden olma suçuna ilişkindir. Daire, TCK m. 58’in tamamını aktardıktan sonra dördüncü fıkrayı somut olaya uygulamıştır: “sanığın sabıka kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan karara ilişkin suçun taksirle işlemiş olması nedeniyle 5237 sayılı TCK’nin 58/4. maddesi gereğince kasıtlı suçlarla taksirli suçlar arasında tekerrür hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Söz konusu kararın tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanması hukuka aykırı bulunmuştur.” Sonuç olarak karar CMK m. 309 uyarınca bozulmuş, hüküm fıkrasındaki tekerrüre ilişkin bölümler çıkarılmış ve karar oy birliğiyle verilmiştir.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2022/8349, K. 2022/7779, 10.10.2022
Uyarlama yargılaması sonunda yine mahkûmiyet verilmişse ilamın tekerrüre esas olma niteliği ortadan kalkmaz. Hükümlü, tekerrüre esas alınan ilam hakkında uyarlama yargılaması yapıldığını ve kesinleşme tarihinin değiştiğini ileri sürerek hükümden tekerrür hükümlerinin çıkarılmasını istemiş; talebin reddine yönelik itiraz da reddedilmiştir. Adalet Bakanlığı kanun yararına bozma istemiştir. Daire önce genel çerçeveyi kurmuştur: “tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki hükmün kesinleşmesi ve ikinci suçun kesinleşmeden sonra işlenmesi yeterli olup, cezanın infaz edilmiş olmasına gerek bulunmamaktadır. Ancak yasa koyucu tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki cezanın infaz edilmesi koşulunu aramadığı halde, infazdan sonra belirli bir sürenin geçmesi halinde tekerrür hükümlerinin uygulanmayacağını hüküm altına almıştır.” Uyarlama meselesinde ise ölçütü ikiye ayırmıştır: “sanığın adlî sicil kaydında tekerrüre esas olabilecek hükümlülüğü bulunuyor ve bu ilâm ya da ilâmlardaki eylemin suç olmaktan çıktığı ya da kabahate dönüştüğü açıkça anlaşılabiliyor ise o takdirde sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanma şartlarının oluşmadığı kabul edilmelidir”; buna karşılık yalnızca şüphe doğuyorsa uyarlama yapılıp yapılmadığının araştırılması gerekir. Somut olayda uyarlama yargılaması sonunda yine on beş yıl hapis cezasına hükmedilmiştir. Daire, “Tekerrüre esas alınan mahkûmiyet hükmünün uyarlama yargılaması sonucunda yine hükümlü hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle tekerrüre esas olma koşulu ortadan kalkmadığından” demiştir. Sonuç olarak kanun yararına bozma istemi oy birliğiyle reddedilmiştir.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2025/7762, K. 2025/9628, 26.12.2025
Tekerrüre esas ilamların geçerlilik ve kesinliği istinaf aşamasında incelenip düzeltilebilir. Samsun Bölge Adliye Mahkemesinin iki ceza dairesi arasında, ilk derece mahkemesinin tekerrüre esas aldığı ilamların geçerliliğinin istinafta düzeltilip düzeltilemeyeceği konusunda içtihat aykırılığı doğmuş; dosya 5235 sayılı Kanun’un 35/3 hükmü uyarınca Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmiştir. Daire, tekerrürün bir infaz rejimi olduğunu ve sonuçlarını sıraladıktan sonra izlenecek yolu göstermiştir: “İlk derece mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet hükümlerinde, tekerrüre esas alınan mahkeme kararının tekerrüre esas nitelikte olup olmadığı konusunda tereddüt oluştuğu takdirde, tekerrüre esas alınan ilamın getirtilerek incelenmesi, bu inceleme sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı konusunda karar verilmesi, bu karar verilirken de istinaf başvurusunun lehe ya da aleyhe yapıldığı dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapılması gerekmektedir.” Daire ayrıca, tekerrüre esas olmayan bir ilamın esas alındığı ve başkaca tekerrüre esas sabıka bulunmadığı hâlde tekerrürle ilgili bölümün tamamen çıkarılması, en ağır ilam yerine başka bir ilam gösterilmişse doğru ilamın yazılması gerektiğini; bu yapılırken “aleyhe değiştirmeme ilkesinin gözetilmesi” gerektiğini belirtmiştir. Sonuç olarak uyuşmazlığın, düzeltme yapılabileceği yönünde karar veren 1. Ceza Dairesinin görüşü doğrultusunda giderilmesine 26.12.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.
Bu dört karar birlikte okunduğunda tekerrürün neden bu kadar çok kanun yararına bozmaya konu olduğu anlaşılıyor: kurumun kendisi basit, ama uygulaması tarih hesabına dayanıyor ve tarih hesabı kolayca yanlış yapılıyor.
Birinci halka, tekerrürün temel şartıdır. TCK m. 58/1 iki koşul arar: önceki suçtan verilen hüküm kesinleşmiş olmalı ve yeni suç bu kesinleşmeden sonra işlenmiş olmalıdır. Maddenin ikinci cümlesi ise en çok yanlış anlaşılan noktayı düzeltir — önceki cezanın infaz edilmiş olması gerekmez. Yani ceza hiç çekilmemiş olsa bile, hüküm kesinleşmişse tekerrür işler. 4. Ceza Dairesinin 16.02.2022 tarihli kararı bu kuralın ters yüzünü göstermektedir: tekerrüre esas alınan ilam suç tarihinden sonra kesinleşmişse, o ilam tekerrüre esas olamaz ve başka sabıka da yoksa hükümden tekerrür bölümü çıkarılır.
İkinci halka, süre sınırıdır ve ilk halkayla birlikte okunmalıdır. Kanun koyucu infazı şart koşmamış olsa da, infazdan sonra belirli bir süre geçmesini tekerrürü engelleyen bir sebep saymıştır: beş yıldan fazla hapiste beş yıl, beş yıl ve altındaki hapis ile adlî para cezasında üç yıl. 1. Ceza Dairesinin 2022 tarihli kararı bu iki kuralı yan yana koyarak açıklar. Uygulamada bu, iki ayrı tarihin hesaplanmasını gerektirir: kesinleşme tarihi ve infaz tarihi.
Üçüncü halka, hangi mahkûmiyetin tekerrüre esas olamayacağıdır. TCK m. 58/4 ve 58/5 üç grup dışlar: kasıtlı ile taksirli suçlar arasında tekerrür yoktur, sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür yoktur, ve on sekiz yaşını doldurmadan işlenen suçlar tekerrüre esas olmaz. 4. Ceza Dairesinin 16.03.2022 tarihli kararı birinci istisnayı uygulamıştır: taksirle ölüme neden olma mahkûmiyeti, sonraki kasıtlı suçlar bakımından tekerrüre esas alınamaz. Bu, adlî sicil kaydına yüzeysel bakıldığında en sık gözden kaçan hatadır, çünkü kayıtta yalnızca suç adı ve ceza görünür.
Dördüncü halka, sabıka kaydının ispat değeridir. Yargıtay, adlî sicil kayıtlarının mahkemelerin kesinleşen kararlarına dayandığını ve aksi sabit olmadıkça bu kayıtlara güven esas olduğunu kabul eder. Kayıt tereddüt yaratmıyorsa ilamların tek tek getirtilmesi gerekmez; aksi hâlde yargılama gereksiz uzar. Ama tereddüt doğuyorsa ilgili ilam getirtilmeli, incelenmeli ve denetime elverişli biçimde dosyaya konulmalıdır. Bu ölçüt, savunmanın da ödevini belirler: tereddüdün somut olarak neden doğduğunu göstermek gerekir.
Beşinci halka, uyarlama yargılamasıdır ve burada iki ayrı ihtimal vardır. Adlî sicil kaydındaki ilamın eylemi suç olmaktan çıkmış ya da kabahate dönüşmüşse ve bu açıkça anlaşılabiliyorsa, tekerrür şartları oluşmamış sayılır. Buna karşılık yalnızca bir şüphe doğuyorsa, uyarlama yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, yapılmamışsa yapılması beklenmelidir. Yargıtay ayrıca bu araştırmanın hüküm kesinleştikten sonra infaz aşamasında da yapılabileceğini, Cumhuriyet savcılığının mahkemesinden uyarlama isteyebileceğini kabul etmektedir. 1. Ceza Dairesinin 2022 tarihli kararı üçüncü bir ihtimali çözer: uyarlama yapılmış ve sonunda yine mahkûmiyet verilmişse, ilamın tekerrüre esas olma niteliği ortadan kalkmaz.
Altıncı halka, kararın nasıl yazılacağıdır. TCK m. 58/7 mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve infaz sonrası denetimli serbestliğin kararda belirtilmesini emreder; ama tekerrüre esas alınan ilamın kararda gösterilmesi zorunlu değildir. Zira bu husus infaz aşamasında dikkate alınır ve tekerrüre esas olabilecek hükümlülüklerin en ağırı, 5275 sayılı Kanun m. 108/2’nin uygulanmasında esas alınır. Buna karşılık mahkeme bir ilam göstermeyi tercih etmişse ve yanlış ilamı göstermişse, bu hata düzeltilebilir bir hatadır.
Yedinci halka, 26.12.2025 tarihli uyuşmazlığın giderilmesi kararının getirdiği açıklıktır. Bölge adliye mahkemesinin iki dairesi arasında, ilk derece mahkemesinin tekerrüre esas aldığı kesinleşmiş bir ilamın geçerliliğinin istinafta tartışılıp tartışılamayacağı konusunda ayrılık çıkmıştı. 1. Ceza Dairesi, tereddüt hâlinde ilamın getirtilip incelenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini; tekerrüre esas olmayan ilam esas alınmışsa ve başka sabıka yoksa tekerrür bölümünün tamamen çıkarılması, yanlış ilam gösterilmişse doğru ilamın yazılması gerektiğini belirlemiştir. Karar 5235 sayılı Kanun’un 35. maddesi uyarınca verildiğinden bölge adliye mahkemeleri bakımından belirleyicidir ve istinaf dilekçelerine somut bir dayanak sağlar.
Sekizinci halka, aleyhe değiştirememe ilkesidir ve savunma için en pratik sonucu doğurur. Yalnızca sanık lehine kanun yoluna başvurulmuşsa, hükümde tekerrür uygulanmamış olması bozma sebebi yapılamaz. Aynı mantık ters yönde de işler: tekerrüre esas alınamayacak nitelikte ya da en ağır olmayan bir ilam esas alınmışsa, koşullu salıverilmeye eklenecek süre, hükümde yanlışlıkla gösterilen ilam nedeniyle eklenecek süreden fazla olamaz. Yani hatalı uygulama sanık lehine bir kazanılmış hak doğurur.
Dokuzuncu ve son halka, infaza etkidir ve 2025’te değişmiştir. Tekerrür hâlinde süreli hapiste koşullu salıverilme oranı üçte ikiye yükselir; koşullu salıverilme oranı zaten üçte ikiden fazla olan suçlarda ise kendi oranı uygulanır. Koşullu salıverilme süresine eklenecek miktar kural olarak tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz — ancak 4 Haziran 2025 tarihli 7550 sayılı Kanun’la eklenen cümle uyarınca ikinci defa tekerrür hâlinde bu sınır uygulanmaz. Aynı değişiklikle ikinci defa tekerrürde süreli hapis cezalarında koşullu salıverilme oranı dörtte üç olarak belirlenmiştir. İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanacağı ayrıca hükümde belirtilir. Bu düzenlemeler, ikinci kez mükerrir sayılmanın sonuçlarını belirgin biçimde ağırlaştırmıştır; bu nedenle ikinci kez tekerrüre esas alınan ilamın geçerliliği artık her zamankinden önemlidir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Doğrusu |
|---|---|
| Önceki ilamın karar tarihini esas almak | Belirleyici olan kesinleşme tarihidir |
| “Ceza infaz edilmedi, tekerrür olmaz” demek | TCK m. 58/1 infazı şart koşmaz |
| İnfazdan sonra geçen süreyi hesaplamamak | Beş yıl / üç yıl geçmişse tekerrür uygulanmaz |
| Taksirli suç mahkûmiyetini tekerrüre esas almak | Kasıtlı ile taksirli suçlar arasında tekerrür yoktur |
| 18 yaş altında işlenen suçu esas almak | Bu suçlar tekerrüre esas olmaz |
| Tekerrürü ceza artırım sebebi sanmak | Tekerrür ceza miktarını değil infaz rejimini etkiler |
| Kararda birden fazla ilamı tekerrüre esas göstermek | En ağır ilam infazda esas alınır; gösterme zorunluluğu yoktur |
| Tekerrür yanında ayrıca “bir yıl denetimli serbestlik” hükmü kurmak | Kararda rejimin ve denetimli serbestliğin uygulanacağının belirtilmesiyle yetinilir; süreyi infaz hâkimi belirler |
| Tekerrür itirazını yalnızca infaz aşamasına bırakmak | Tereddüt varsa istinaf aşamasında da inceletilip düzelttirilebilir |
Tekerrür nedir?
TCK m. 58/1’e göre tekerrür, önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suç işlenmesi hâlidir. Bu durumda tekerrür hükümleri uygulanır ve bunun için önceki cezanın infaz edilmiş olması gerekmez. Tekerrür bir ceza artırım sebebi değil, cezanın nasıl infaz edileceğini belirleyen bir rejimdir.
Tekerrür için önceki cezanın çekilmiş olması gerekir mi?
Hayır. TCK m. 58/1 açıkça “Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez” demektedir. Yeter ki önceki hüküm kesinleşmiş olsun ve yeni suç bu kesinleşmeden sonra işlenmiş olsun. Buna karşılık ceza infaz edilmişse, infazdan itibaren belirli bir süre geçmesi tekerrürü engeller.
Tekerrürde süre sınırı nedir?
TCK m. 58/2’ye göre önceki mahkûmiyet beş yıldan fazla süreli hapis cezasıysa cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl, beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasıysa infaz tarihinden itibaren üç yıl geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz. Süreler infaz tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Trafik kazasından aldığım ceza tekerrüre esas olur mu?
Taksirle işlenen bir suçtan mahkûmiyetiniz varsa ve sonraki suç kasıtlı bir suçsa, TCK m. 58/4 uyarınca aralarında tekerrür hükümleri uygulanmaz. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, taksirle ölüme neden olma mahkûmiyetinin sonraki kasıtlı suçlar bakımından tekerrüre esas alınamayacağına karar vermiştir.
18 yaşından küçükken işlediğim suç tekerrüre esas alınır mı?
Hayır. TCK m. 58/5 uyarınca fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz. Bu nedenle suç tarihi ile doğum tarihinin karşılaştırılması gerekir.
Yurt dışında aldığım ceza tekerrüre esas olur mu?
Kural olarak hayır. TCK m. 58/4’e göre yabancı ülke mahkemelerinden verilen hükümler tekerrüre esas olmaz. Bunun istisnası maddede sayılan altı suçtur: kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya kıymetli damgada sahtecilik.
Tekerrür cezayı artırır mı?
Hayır. Tekerrür hâlinde hükmolunan ceza artırılmaz; ceza mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir ve infazdan sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Ancak sonraki suçta kanun maddesinde seçimlik olarak hapis veya adlî para cezası öngörülmüşse hapis cezasına hükmolunur (m. 58/3). Asıl etki koşullu salıverilme oranında ortaya çıkar.
Mükerrirlere özgü infaz rejimi ne demek?
5275 sayılı Kanun m. 108 uyarınca tekerrür hâlinde işlenen suçtan mahkûm olunan süreli hapis cezasının üçte ikisinin infaz kurumunda iyi hâlli olarak çekilmesi durumunda koşullu salıverilmeden yararlanılabilir. Ağırlaştırılmış müebbette otuz dokuz yıl, müebbette otuz üç yıl, birden fazla süreli hapiste en fazla otuz iki yıl aranır. Koşullu salıverilme oranı zaten üçte ikiden fazla olan suçlarda kendi oranı uygulanır.
Koşullu salıverilme süresine ne kadar süre eklenir?
5275 sayılı Kanun m. 108/2’ye göre tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz. Ancak 4 Haziran 2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanun’la eklenen cümle uyarınca ikinci defa tekerrür hâlinde bu sınır uygulanmaz.
İkinci defa tekerrürde durum nedir?
5275 sayılı Kanun m. 108/3 uyarınca ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda birinci fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır; 7550 sayılı Kanun’la eklenen cümleyle süreli hapis cezaları bakımından koşullu salıverilme oranı dörtte üç olarak uygulanır. Ayrıca hükümlü hakkında ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanacağı hükümde belirtilir.
Denetimli serbestlik süresi ne kadardır?
5275 sayılı Kanun m. 108/4 uyarınca infaz hâkimi, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler. Aynı maddenin altıncı fıkrasına göre infaz hâkimi denetim süresinin uzatılmasına karar verebilir; süre en fazla beş yıla kadar uzatılabilir. Bu süreyi mahkeme değil infaz hâkimi belirler.
Kararda tekerrüre esas alınan ilamın gösterilmesi şart mı?
Şart değildir. Yargıtay uygulamasına göre tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi yeterlidir; ayrıca ilamın gösterilmesi gerekmez. Bu husus infaz aşamasında dikkate alınır ve tekerrüre esas olabilecek geçmiş hükümlülüklerin en ağırı esas alınır.
Sabıka kaydındaki ilamların tamamı dosyaya getirtilmeli mi?
Hayır. Yargıtay, sabıka kayıtlarının kesinleşen mahkeme kararlarına dayandığını ve aksi sabit olmadıkça bu kayıtlara güvenin esas olduğunu kabul eder. Kayıt tereddüt yaratmıyorsa ilamların tek tek getirtilmesi gereksiz zaman ve emek kaybına yol açar. Ancak tereddüt oluşuyorsa ilgili ilamın getirtilmesi, incelenmesi ve denetime imkân verecek şekilde dosyaya konulması zorunludur.
Uyarlama yargılaması tekerrürü etkiler mi?
Etkileyebilir. İlamdaki eylemin suç olmaktan çıktığı ya da kabahate dönüştüğü açıkça anlaşılıyorsa tekerrür şartları oluşmamış sayılır. Yalnızca şüphe doğuyorsa uyarlama yapılıp yapılmadığı araştırılmalıdır. Buna karşılık Yargıtay 1. Ceza Dairesi, uyarlama sonunda yine mahkûmiyet kararı verilmişse ilamın tekerrüre esas olma koşulunun ortadan kalkmadığına karar vermiştir.
Tekerrür itirazı istinafta ileri sürülebilir mi?
Evet. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 26.12.2025 tarihli uyuşmazlığın giderilmesi kararına göre, tekerrüre esas alınan mahkeme ilamlarının geçerlilik ve kesinliğine ilişkin hususlar istinaf kanun yolu aşamasında değerlendirilebilir. Tereddüt varsa ilam getirtilip incelenir; tekerrüre esas olmayan ilam esas alınmışsa ilgili bölüm çıkarılır ya da doğru ilam gösterilir.
Sadece ben istinafa gittiysem tekerrür aleyhime düzeltilebilir mi?
Hayır. Aleyhe değiştirememe ilkesi gereğince yalnızca sanık lehine kanun yoluna başvurulmuşsa hüküm sanık aleyhine değiştirilemez. Hükümde tekerrür uygulanmamış olması, aleyhe başvuru yoksa bozma sebebi yapılamaz. Hatalı olarak gösterilen ilam nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek sürede oluşan kazanılmış hak da korunur.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 7 – Zaman bakımından uygulama ve lehe kanun
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 58 – Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular
- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 107 – Koşullu salıverilme
- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 108 – Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik
- 7550 sayılı Kanun m. 14 (4/6/2025) – 5275 sayılı Kanun m. 108/2 ve 108/3’te yapılan değişiklik
- 7242 sayılı Kanun m. 49 (14/4/2020) – 5275 sayılı Kanun m. 108’de yapılan değişiklik
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 309 – Kanun yararına bozma
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 308/A – Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığının itiraz yetkisi
- 5235 sayılı Kanun m. 35/3 – Bölge adliye mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi
- 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu m. 9 ve 12 – Adlî sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesi
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: denetimli serbestlik, koşullu salıverilme, adli sicil kaydı sildirme, zincirleme suç ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları sonucu değiştirebilir.