Suça Teşebbüs ve Gönüllü Vazgeçme (TCK m.35-36): İcra Hareketi Nerede Başlar?

Kısaca
- Teşebbüs, kastedilen suçun elverişli hareketlerle icrasına başlanıp failin elinde olmayan nedenlerle tamamlanamamasıdır (TCK m.35/1).
- Üç şart aranır: kasıtlı suç işleme kararı, elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlama, elde olmayan nedenlerle tamamlayamama.
- Hazırlık hareketleri cezalandırılmaz; alet temini, yer araştırma ve gözetleme kural olarak hazırlık sayılır.
- 5237 sayılı Kanun, “doğrudan doğruya icraya başlama” ölçütünü kabul etmiş, öznel “kastın belirginleşmesi” ölçütünü reddetmiştir.
- İşlenmek istenen suç tipiyle belirli bir yakınlık ve bağlantı içindeki hareketler yapılmışsa icraya başlanmış sayılır.
- Elverişlilik yalnız araca değil, suçun konusu dâhil bütün fiile ilişkindir.
- 765 sayılı Kanun’daki eksik-tam teşebbüs ayrımı kaldırılmıştır.
- Teşebbüste ceza, ağırlaştırılmış müebbet yerine 14-21 yıl, müebbet yerine 10-18 yıl hapistir.
- Diğer hâllerde ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilir; ölçü meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığıdır.
- Gönüllü vazgeçmede fail teşebbüsten cezalandırılmaz; yalnız tamamlanan kısmın suçundan sorumlu olur (m.36).
- Vazgeçme gönüllü olmalıdır: fail devam edebilecekken devam etmemelidir.
- Bağırma, üçüncü kişinin gelmesi, yakalanma korkusu gibi dış etkenlerle duran fail gönüllü vazgeçmiş sayılmaz.
- İcra hareketleri bittikten sonra vazgeçme için, sonucu önlemeye yönelik ciddi bir çaba aranır.
- Suç tamamlandıktan sonraki pişmanlık gönüllü vazgeçme değil, etkin pişmanlıktır.
- İştirakte yalnız gönüllü vazgeçen suç ortağı bu hükümden yararlanır (m.41).
Bir suç, düşünceden sonuca uzanan bir süreçte gerçekleşir. Ceza hukuku bu sürecin tamamına değil, belli bir eşiği aşan kısmına müdahale eder. Teşebbüs kurumu tam olarak bu eşiğin nerede olduğunu belirler; gönüllü vazgeçme ise eşiği aşmış failin geri dönebilmesine imkân tanır.
Aşağıda hazırlık ile icra hareketi ayrımı, doğrudan doğruya icraya başlama ölçütünün nasıl uygulandığı, teşebbüste ceza indiriminin belirlenmesi ve gönüllü vazgeçmenin şartları, güncel Yargıtay kararları üzerinden ele alınmıştır.
Kanunî dayanak
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.35 — Suça teşebbüs
“Madde 35- (1) Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur. (2) Suça teşebbüs halinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine ondört yıldan yirmibir yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine on yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.”
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.36 ve m.41 — Gönüllü vazgeçme
“Madde 36- (1) Fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; fakat tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde, sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır. Madde 41- (1) İştirak halinde işlenen suçlarda, sadece gönüllü vazgeçen suç ortağı, gönüllü vazgeçme hükümlerinden yararlanır. (2) Suçun; a) Gönüllü vazgeçenin gösterdiği gayreti dışında başka bir sebeple işlenmemiş olması, b) Gönüllü vazgeçenin bütün gayretine rağmen işlenmiş olması, Hallerinde de gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanır.”
Değişiklik uyarısı — Eksik ve tam teşebbüs ayrımının kaldırılması
765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu döneminde uygulanan eksik teşebbüs / tam teşebbüs ayrımına 5237 sayılı Kanun’la son verilmiştir. Madde gerekçesinde bu ayrımın objektif bir ölçütünün bulunmadığı ve uygulamada tereddütlere yol açtığı belirtilmiştir. Yine 765 sayılı Kanun döneminde gönüllü vazgeçme yalnız icra hareketlerinin devamı aşamasında kabul edilirken, 5237 sayılı Kanun bunu icra hareketlerinin bittiği ancak neticenin gerçekleşmediği hâller bakımından da kabul etmiştir. Eski tarihli olaylarda lehe kanun değerlendirmesi yapılırken bu fark gözetilir.
| Ölçüt | Suça teşebbüs (m.35) | Gönüllü vazgeçme (m.36) |
|---|---|---|
| Durma sebebi | Failin elinde olmayan nedenler | Failin kendi iradesi ve çabası |
| Suç işleme kastı | Devam etmektedir | Terk edilmiştir |
| Ceza sonucu | İndirimli ceza verilir | Teşebbüsten ceza verilmez |
| Tamamlanan kısım | Ayrıca değerlendirilmez | Suç oluşturuyorsa o suçtan ceza verilir |
| İcra bittikten sonra | Netice gerçekleşmezse teşebbüs | Ciddi çabayla önlenirse vazgeçme |
| Ölçünün niteliği | Objektif | Failin iradesi ve çabası esas |
| Suç tamamlandıktan sonra | Uygulanmaz | Uygulanmaz; etkin pişmanlık gündeme gelir |
| İştirak hâli | Tüm şeriklere yansır | Yalnız vazgeçen ortağa (m.41) |
| Ölçü unsuru | Zarar veya tehlikenin ağırlığı | Vazgeçmenin gönüllülüğü ve etkinliği |
Kritik nokta
Teşebbüs ile gönüllü vazgeçme arasındaki sınır, çoğu dosyada tek bir soruya iner: fail devam edebilecekken mi durdu, yoksa devam edemediği için mi durdu? Yargıtay bu ayrımı, failin icraya başlarken zaten hesaba kattığı riskler üzerinden kurar. Yakalanma ihtimali, mağdurun direnmesi, bir başkasının müdahalesi gibi olgular failin baştan öngördüğü risklerdir; bunlar gerçekleştiği için duran fail gönüllü vazgeçmiş sayılmaz. Buna karşılık hiçbir engel yokken pişmanlık duyarak duran ya da icra bittikten sonra sonucu kendi çabasıyla önleyen fail, teşebbüsten cezalandırılmaz. Yaralamalı dosyalarda bu ayrım pratik olarak failin olay sonrası davranışında, özellikle acil sağlık hizmetini kimin ve ne zaman harekete geçirdiğinde düğümlenmektedir.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Failin hangi suçu işlemeyi kastettiğini, dış dünyaya yansıyan söz ve davranışlar üzerinden belirleyin.
- Kast tespitinde tarafların yaşları ve konumlarını, olay yerinin özelliklerini ve kullanılan aracı birlikte değerlendirin.
- Yapılan hareketlerin hazırlık mı yoksa icra mı olduğunu ayırın; suç tipiyle yakınlık ve bağlantı ölçütünü kullanın.
- Elverişliliği yalnız alet bakımından değil, suçun konusu dâhil bütün fiil bakımından sorgulayın.
- Suçun neden tamamlanmadığını somutlaştırın: dış etken mi, failin iradesi mi?
- Dış etken varsa bunun fail tarafından baştan hesaba katılmış bir risk olup olmadığını tartışın.
- Gönüllü vazgeçme iddiası varsa beş şartı sırayla test edin: icraya başlama, tamamlanmadan vazgeçme, vazgeçmenin konusu, gönüllülük, sonucun failin çabasıyla önlenmesi.
- İcra hareketleri bitmişse, failin sonucu önlemek için gösterdiği çabanın ciddi olup olmadığını belgelendirin.
- Acil çağrı kayıtlarını, saatleri ve çağrıyı ilk kimin yaptığını dosyaya getirtin; bu ayrıntı sonucu değiştirebilmektedir.
- Vazgeçme kabul edilirse, o ana kadar tamamlanan eylemin hangi suçu oluşturduğunu ayrıca belirleyin.
- Teşebbüs kabul ediliyorsa m.35/2’deki indirim oranının, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığına göre gerekçelendirilmesini isteyin.
- İştirak varsa vazgeçmenin yalnız vazgeçen ortağa etki edeceğini ve m.41/2’deki iki istisnayı gözden geçirin.
Yargıtay ne diyor?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 06.03.2024 T., 2022/406 E., 2024/113 K.
Teşebbüsün üç, gönüllü vazgeçmenin beş şartı vardır; dış etkenle duran fail vazgeçmiş sayılmaz. Sanık, katılanı yatak odasına götürüp üzerindekileri çıkarmaya çalışırken katılanın bağırması ve bir tanığın kapıyı ısrarla çalması üzerine eylemine son vermişti. Kurul önce ölçütü koymuştur: “Suçu işlemek için kullanılacak âletlerin üretilmesi ya da temin edilmesi, eylem yerinin araştırılması veya gözetlenmesi gibi fiiller hazırlık hareketleri olup suç tipini oluşturan icra hareketlerinden önce gerçekleştirilen ve cezalandırılmayan davranışlardır.” Doğrudan doğruya icraya başlama ölçütünü ise şöyle açıklamıştır: “işlenmek istenen suç tipiyle belirli bir yakınlık ve bağlantı içindeki hareketlerin yapılması hâlinde suçun icrasına başlanılmış sayılacağı” ve elverişliliğin “sadece kullanılan araç bakımından değil, suçun konusu da dâhil olmak üzere bütün fiil yönünden bulunması gerektiği”. Gönüllü vazgeçme bakımından da ayrım nettir: “suç yolunda ilerleyen sanık daha fazla ilerleme imkânına ve kanaatine sahip olduğu hâlde, suç yolunda ilerlemeyerek icrayı yarıda bırakmışsa … vazgeçmenin gönüllü olduğu, buna karşılık fail icraya başlarken göz önünde tuttuğu ve hesaba kattığı risklerden başka bir faktör nedeniyle icra hareketlerine devam etmemişse ya da sonuca ulaşamamışsa vazgeçmenin gönüllü olmadığı”. Somut olayda Kurul, “eylemine kendiliğinden son vermemesi nedeniyle TCK’nın 36. maddesinde yer alan gönüllü vazgeçme hükmünün … uygulanma olanağının bulunmadığı” sonucuna varmıştır. Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 06.03.2024 tarihinde oy çokluğuyla. Üç Kurul üyesi itirazın kabulü yönünde karşı oy kullanmıştır; bu görüş Kurulun hükmü değildir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 01.11.2023 T., 2022/13293 E., 2023/6992 K.
Bedensel temas içermeyen hareketler, hedeflenen suçun icrasına başlama sayılmayabilir. Sanığın metruk bir binada mağduru silahla tehdit ederek cinsel ilişki teklif ettiği olayda ilk derece mahkemesi eylemi teşebbüs olarak nitelendirmiş, bölge adliye mahkemesi ise hükmü kaldırıp cinsel taciz suçundan ceza vermişti. Bölge adliye mahkemesi gerekçesinde teşebbüs ölçütünü ayrıntılı biçimde kurmuş, “cezalandırılabilir davranışların, yani suça teşebbüsün sınırlarının saptanması, diğer bir ifadeyle suç yolunda ilerleyen sanıkla ilgili olarak hangi andan itibaren ceza hukukunun devreye gireceği sorununun çözülmesi gerekmektedir” demiş; mağdurun binadan nasıl ayrıldığı konusundaki şüpheyi sanık lehine yorumlamış ve “fiziksel teması olmaksızın cinsel ilişki teklifi” niteliğindeki eylemi cinsel taciz saymıştır. Daire, bu gerekçeyi denetleyerek “delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu” sonucuna varmıştır. Sonuç: Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün ONANMASINA, 01.11.2023 tarihinde oy birliğiyle. Buradaki ayrıntılı teşebbüs değerlendirmesi bölge adliye mahkemesinin gerekçesidir; Daire bu gerekçeyi hukuka uygun bulup onamıştır.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 03.02.2026 T., 2025/3043 E., 2026/628 K.
Öldürme kastı sabit olsa da, sonucu önlemeye yönelik çaba gönüllü vazgeçme doğurur. Bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kasten yaralama hükmünü kaldırarak sanığı kasten öldürmeye teşebbüsten cezalandırmıştı. Daire, kast tespitini doğrulamakla birlikte sonucu değiştirmiştir: “Suçta kullanılan silahın elverişliliği, hedef alınan vücut bölgeleri ve katılanın yaralanmasının yerin ve niteliği nazara alındığında sanığın kastının öldürmeye yönelik olduğu anlaşılmış ise de; sanığın eylemini gerçekleştirdikten sonra 112 acil servis hattını arayarak olayla ilgili bilgi verdiği ve ambulans talebinde bulunduğu, bu şekilde fiilin neticelerini ortadan kaldırmaya yönelik çaba gösterdiği anlaşıldığından, 5237 sayılı Kanun’un 36/1. maddesinde düzenlenen gönüllü vazgeçme koşullarının oluştuğunun gözetilerek eylemin o ana kadar tamamlanmış şekliyle kasten yaralama suçundan hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması” hukuka aykırıdır. Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararının BOZULMASINA, 03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 09.07.2024 T., 2024/8 E., 2024/5175 K.
Acil çağrının kim tarafından ve ne zaman yapıldığı belirleyici olabilmektedir. Sanık, eski eşini karın bölgesinden vurduktan sonra olay yerinden ayrılıp aracına bindiği anda 112 hattını aramıştı. Bölge adliye mahkemesi gönüllü vazgeçme kabul ederek nitelikli kasten yaralamadan hüküm kurmuş, Başsavcılık ise şartların oluşmadığını ileri sürerek itiraz etmişti. Daire çoğunluğu, çağrı kaydının çözümüne dayanarak “sanığın ‘vurulma var, vurulma var, acil, acil’ şeklinde ki beyanlarından anlaşılacağı üzere olayın hemen ardına sağlık kuruluşlarını haber edip etkin bir şekilde samimi olarak harekete geçirdiği, yine görüşme içeriğinde sarf ettiği sözlerden anlaşılacağı üzere eylemin icrai hareketlerinden vazgeçme ve ölüm sonucunun oluşmaması iradesini serdettiği” ve bir tanığın da eş zamanlı arama yapmış olmasına rağmen “sanığın aradığı anda sağlık görevlilerinin henüz harekete geçmemiş olduğu” gerekçesiyle itirazı yerinde görmemiştir. Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının oy çokluğu ile REDDİNE ve dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere tevdiine, 09.07.2024 tarihinde. Karara ekli karşı oyda, failin sonucu bizzat kendi çabasıyla önlemesi gerektiği, sanığın ikinci arayan kişi olduğu ve bu nedenle m.36’dan yararlanamayacağı, ancak m.62 uyarınca takdirî indirimin değerlendirilebileceği savunulmuştur; bu görüş Dairenin hükmü değildir.
Bu dört karar birlikte okunduğunda ne çıkıyor?
Birinci halka — sınır objektif ölçütle çizilir. 5237 sayılı Kanun, failin kastının belirginleşmesini değil, işlenmek istenen suç tipiyle yakınlık ve bağlantı içindeki hareketlerin yapılmasını esas alır. Ceza Genel Kurulunun 06.03.2024 tarihli kararı bu tercihin gerekçesini de aktarır: öznel ölçüt benimsenseydi kişi düşüncesi ve yaşam tarzı dolayısıyla cezalandırılabilirdi.
İkinci halka — elverişlilik bütün fiile ilişkindir. Yalnızca kullanılan aletin değil, suçun konusu dâhil fiilin tamamının sonucu doğurmaya elverişli olması aranır. Bu, savunmada sıkça atlanan bir ayrımdır: elverişli bir silah, elverişsiz bir fiil içinde kullanılmış olabilir.
Üçüncü halka — kast ile hareket birbirinden ayrı tespit edilir. 06.03.2024 tarihli kararda Kurul, failin sözlerini ve davranışlarını ayrı ayrı değerlendirip nitelikli suça yönelen icraî bir hareket bulunmadığı sonucuna varmış, aksi kabulün şüpheyi sanık aleyhine yorumlamak olacağını belirtmiştir. 01.11.2023 tarihli kararda onanan gerekçe de aynı yöntemi izler: bedensel temas içermeyen bir teklif, hedeflenen suçun icrasına başlama sayılmamıştır.
Dördüncü halka — gönüllülük, failin öngördüğü riskler üzerinden ölçülür. Mağdurun bağırması, bir tanığın kapıyı çalması, yakalanma ihtimali gibi olgular failin baştan hesaba kattığı risklerdir. Bunlar gerçekleştiği için duran fail vazgeçmiş sayılmaz; icra hareketleri onun elinde olmayan engelleyici nedenlerle bitirilememiştir.
Beşinci halka — icra bittikten sonra da vazgeçme mümkündür ama ciddi çaba gerekir. 765 sayılı Kanun döneminden farklı olarak, netice gerçekleşene kadar bütün aşamalarda gönüllü vazgeçme mümkündür. Ancak icra bittikten sonra vazgeçmenin kabulü, failin sonucu önlemek için gösterdiği çabanın ciddiliğine bağlanmıştır.
Altıncı halka — kast sabit olsa da vazgeçme sonucu değiştirir. 03.02.2026 tarihli karar bunun en açık örneğidir: silahın elverişliliği ve hedef alınan bölge sanığın öldürme kastını gösterse bile, olay sonrası 112’yi arayarak sonucu önlemeye yönelik çaba gösterilmesi teşebbüs hükümlerini devre dışı bırakmış ve eylem, tamamlanmış hâliyle kasten yaralama sayılmıştır.
Yedinci halka — ayrıntılar sonucu belirler. 09.07.2024 tarihli karar, aynı olguda çoğunluk ile azınlığın nasıl ayrıştığını gösterir. Çoğunluk sanığın çağrı sırasında henüz sağlık görevlilerinin harekete geçmemiş olmasını esas almış, azınlık ise sanığın ikinci arayan kişi olmasını belirleyici saymıştır. Bu nedenle savunmada çağrı kayıtlarının çözümü, saat bilgileri ve müdahale zincirinin sırası ayrı ayrı dosyaya kazandırılmalıdır.
Sekizinci halka — sonuç ceza tayinine yansır. Teşebbüs kabul edilirse ceza m.35/2 uyarınca indirilir ve indirim oranı meydana gelen zarar ile tehlikenin ağırlığına göre gerekçelendirilir. Gönüllü vazgeçme kabul edilirse teşebbüsten ceza verilmez; yalnız o ana kadar tamamlanan eylemin oluşturduğu suçtan ceza verilir. Bağlantılı konular için kasten yaralama, haksız tahrik ve suça iştirak yazıları incelenebilir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| Hazırlık hareketini icra saymak | Cezalandırılamayacak davranıştan mahkûmiyet | Suç tipiyle yakınlık ve bağlantı ölçütünü uygulamak |
| Elverişliliği yalnız alet üzerinden tartışmak | Fiilin bütünü değerlendirilmez | Suçun konusu dâhil bütün fiili incelemek |
| Dış etkenle durmayı vazgeçme saymak | m.36 yanlış uygulanır, karar bozulur | Failin öngördüğü riskleri ayırt etmek |
| Vazgeçmede çabanın ciddiyetini belgelememek | İcra bittikten sonraki vazgeçme kabul edilmez | Çağrı kayıtları ve müdahale zincirini sunmak |
| Acil çağrı saatlerini dosyaya getirtmemek | Belirleyici olgu tartışılamaz | Çözüm tutanağı ve ihbar formunu talep etmek |
| Vazgeçmeyi etkin pişmanlıkla karıştırmak | Yanlış hükümden yararlanma talebi | Suçun tamamlanıp tamamlanmadığını önce belirlemek |
| Tamamlanan kısmı ayrıca nitelendirmemek | Vazgeçme kabul edilse de eksik hüküm kurulur | O ana kadarki eylemin suçunu ayrıca belirlemek |
| Teşebbüs indirimini gerekçesiz uygulamak | m.35/2’deki ölçüt karşılanmaz | Zarar ve tehlikenin ağırlığını gerekçede tartışmak |
| İştirakte vazgeçmeyi tüm şeriklere yaymak | m.41/1’e aykırı uygulama | Yalnız vazgeçen ortağa uygulamak |
Sık sorulan sorular
Suça teşebbüs ne demektir?
Kişinin işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp elinde olmayan nedenlerle tamamlayamamasıdır. Kasıtlı suç işleme kararı, elverişli hareketlerle icraya başlama ve elde olmayan nedenlerle tamamlayamama şartlarının birlikte bulunması gerekir.
Hazırlık hareketi ile icra hareketi nasıl ayrılır?
Alet üretmek veya temin etmek, olay yerini araştırmak ya da gözetlemek hazırlık hareketidir ve cezalandırılmaz. İşlenmek istenen suç tipiyle belirli bir yakınlık ve bağlantı içindeki hareketler yapıldığında icraya başlanmış sayılır.
Teşebbüste ceza ne kadar indirilir?
Ağırlaştırılmış müebbet hapis yerine 14-21 yıl, müebbet hapis yerine 10-18 yıl hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir. Oran, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre belirlenir.
Elverişlilik neyi ifade eder?
Hareketlerin objektif olarak suçun kanunî tanımındaki sonucu meydana getirmeye uygun olmasını. Elverişlilik yalnız kullanılan araç bakımından değil, suçun konusu da dâhil olmak üzere bütün fiil yönünden aranır.
Gönüllü vazgeçme nedir?
Failin suçun icra hareketlerinden kendi iradesiyle vazgeçmesi ya da kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlemesidir. Bu hâlde teşebbüsten ceza verilmez; tamamlanan kısım suç oluşturuyorsa yalnız o suçtan ceza verilir.
Vazgeçmenin gönüllü olup olmadığına nasıl karar verilir?
Fail daha fazla ilerleme imkânına ve kanaatine sahipken durmuşsa vazgeçme gönüllüdür. Buna karşılık icraya başlarken hesaba kattığı risklerden başka bir etken olmaksızın, örneğin mağdurun direnmesi ya da üçüncü kişinin müdahalesi nedeniyle durmuşsa gönüllü değildir.
İcra hareketleri bittikten sonra vazgeçme mümkün müdür?
Mümkündür. 5237 sayılı Kanun, netice gerçekleşinceye kadar bütün aşamalarda gönüllü vazgeçmeyi kabul etmiştir. Ancak bu hâlde vazgeçenin, suçun tamamlanmasını önlemek bakımından ciddi bir çaba göstermesi aranır.
Yaralama sonrası ambulans çağırmak gönüllü vazgeçme sayılır mı?
Sayılabilmektedir. Yargıtay, öldürme kastı sabit olsa dahi failin olaydan sonra acil sağlık hizmetini haber vererek sonucu önlemeye yönelik çaba göstermesini gönüllü vazgeçme kabul etmiş ve eylemin tamamlanmış hâliyle kasten yaralama sayılması gerektiğine hükmetmiştir.
Acil çağrıyı başkası da yapmışsa sonuç değişir mi?
Dosyaya göre değişmektedir. Bir kararda, bir tanığın da eş zamanlı arama yapmasına rağmen sanığın aradığı anda sağlık görevlilerinin henüz harekete geçmemiş olması esas alınarak gönüllü vazgeçme kabul edilmiştir. Aynı kararda azınlık görüşü, failin ikinci arayan olması nedeniyle sonucu bizzat önlemediğini savunmuştur.
Gönüllü vazgeçme ile etkin pişmanlık aynı şey midir?
Değildir. Gönüllü vazgeçme suç tamamlanmadan önceki aşamaya ilişkindir. Suç bütün unsurlarıyla tamamlandıktan sonra, örneğin çalınan eşyanın geri verilmesi hâlinde artık etkin pişmanlık söz konusu olur.
Vazgeçen fail hiç ceza almaz mı?
Teşebbüsten ceza almaz. Ancak o ana kadar tamamlanan kısım esasen bir suç oluşturuyorsa sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır. Örneğin öldürmekten vazgeçen failin gerçekleştirdiği yaralama ayrıca cezalandırılır.
Birden fazla fail varsa vazgeçme hepsine yarar mı?
Hayır. TCK m.41/1 uyarınca iştirak hâlinde işlenen suçlarda yalnızca gönüllü vazgeçen suç ortağı bu hükümlerden yararlanır. Diğer ortaklar kendi durumlarına göre değerlendirilir.
Vazgeçen kişinin çabası sonuç vermezse ne olur?
TCK m.41/2 uyarınca suçun, gönüllü vazgeçenin gösterdiği gayret dışında başka bir sebeple işlenmemiş olması ya da onun bütün gayretine rağmen işlenmiş olması hâllerinde de gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanır.
Eksik teşebbüs ve tam teşebbüs ayrımı hâlâ var mı?
Yoktur. 765 sayılı mülga Kanun’daki bu ayrım 5237 sayılı Kanun’la kaldırılmıştır. Madde gerekçesinde ayrımın objektif bir ölçütünün bulunmadığı ve uygulamada tereddütlere yol açtığı belirtilmiştir.
Her suça teşebbüs mümkün müdür?
Değildir. Neticesi harekete bitişik suçlarda ve kimi tehlike suçlarında teşebbüs kural olarak mümkün olmaz. Teşebbüsün mümkün olup olmaması ile somut olayda şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği ayrı sorulardır ve karıştırılmamalıdır.
İlgili mevzuat
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.21 — Kast
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.35 — Suça teşebbüs
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.36 — Gönüllü vazgeçme
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.37 — Faillik
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.39 — Yardım etme
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.41 — İştirak hâlinde gönüllü vazgeçme
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.61 — Cezanın belirlenmesi
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.62 — Takdiri indirim nedenleri
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.81 ve m.82 — Kasten öldürme ve nitelikli hâlleri
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.86 ve m.87 — Kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.223 — Duruşmanın sona ermesi ve hüküm
- 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu m.61 ve m.62 — Eksik ve tam teşebbüs (yürürlükten kalkmıştır)
İlgili yazılar: suça iştirak, haksız tahrik, kasten yaralama, meşru savunma, takdirî indirim.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; failin kastı, hareketin geldiği aşama ve durma sebebi sonucu değiştirebileceğinden hukukî danışmanlık yerine geçmez.