Çek veya Senet Kaybolursa Ne Yapılır? Kıymetli Evrakın Zayii ve İptali

- Kıymetli evrakta hak senede bağlıdır; senet kaybolursa hak, iptal kararı alınmadan senetsiz ileri sürülemez.
- Genel kural TTK m. 651‘dedir: zayi olan kıymetli evrakın mahkemece iptaline karar verilebilir.
- İptal isteme hakkı, zıyaın ortaya çıktığı anda senet üzerinde hak sahibi olan kişiye aittir.
- İptal kararı üzerine hak sahibi hakkını senetsiz ileri sürebilir ya da yeni bir senet düzenlenmesini isteyebilir (TTK m. 652).
- İlk adım, ödemeden men (ödeme yasağı) kararıdır (TTK m. 757).
- Yetkili mahkeme, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesidir.
- Senedi eline geçiren kişi biliniyorsa iptal değil, iade (istirdat) davası yolu işler (TTK m. 758).
- Senedi eline geçiren bilinmiyorsa iptal istenir; başvuran, senedin elinde iken zayi olduğunu inandırıcı delillerle göstermek zorundadır (TTK m. 759).
- Mahkeme ilanla senedi getirme daveti yapar; süre en az üç ay, en çok bir yıldır (TTK m. 760-761).
- İlan, TTK m. 35’te yazılı gazete ile üç defa yapılır (TTK m. 762).
- Senet süre içinde sunulmazsa iptaline karar verilir (TTK m. 764).
- Dava hasımsız açılır; Yargıtay’a göre üçüncü kişilerin asli veya fer’î müdahale imkânı yoktur.
- Yargılama sırasında hamil ortaya çıkarsa mahkeme davacıya istirdat davası açması için süre verir.
- Çekler için poliçeye ilişkin bu hükümler TTK m. 818/1-s yollamasıyla uygulanır.
Kısa cevap: Kıymetli evrakta hak senede bağlıdır; senet kaybolursa hak, iptal kararı alınmadan senetsiz ileri sürülemez. Genel kural TTK m.651’dedir; ilk adım ödemeden men kararıdır (TTK m.757) ve yetkili mahkeme ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesidir.
Kıymetli evrakın en belirgin özelliği, haktan önce kâğıdın kendisidir: senede bağlı hak, senetten ayrı olarak devredilemez ve senet olmadan ileri sürülemez. Bu kural, senet kaybolduğunda ciddi bir sorun doğurur; alacaklı hakkını kanıtlayabilse bile kâğıdı elinde olmadığı için talep edemez.
Kanun bu çıkmaz için özel bir usul öngörmüştür: zayi nedeniyle iptal. Aşağıda kimin başvurabileceğini, ödemeden men kararını, ilan sürelerini, senedi elinde bulunduran kişi ortaya çıktığında ne olacağını ve iptal kararının sonuçlarını Yargıtay kararlarıyla ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
TTK m. 651 – Zıyaı: “(1) Kıymetli evrak zayi olduğu takdirde mahkeme tarafından iptaline karar verilebilir. (2) Kıymetli evrakın zayi olduğu veya zıyaın ortaya çıktığı anda senet üzerinde hak sahibi olan kişi, senedin iptaline karar verilmesini isteyebilir.”
TTK m. 652 – Hükümleri: “(1) İptal kararı üzerine hak sahibi hakkını senetsiz olarak da ileri sürebilir veya yeni bir senet düzenlenmesini isteyebilir. (2) Bunun dışında iptal usulü ve hükümleri hakkında, kıymetli evrakın çeşitli türlerine ilişkin özel hükümler uygulanır.”
TTK m. 757 – Ödemeden menetme: “(1) İradesi dışında poliçe elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatabın poliçeyi ödemekten menedilmesini isteyebilir. (2) Mahkeme, ödemeyi meneden kararında muhataba, vadenin gelmesi üzerine poliçe bedelini tevdi etmeye izin verir ve tevdi yerini gösterir.”
TTK m. 758 – Poliçeyi eline geçiren kişinin bilinmesi: “(1) Poliçeyi eline geçiren kişi bilindiği takdirde, mahkeme, dilekçe sahibine iade davası açması için uygun bir süre verir. (2) Dilekçe sahibi verilen süre içinde davayı açmazsa, mahkeme, muhatap hakkındaki ödeme yasağını kaldırır.”
TTK m. 759 – Dilekçe sahibinin yükümlülükleri: “(1) Poliçeyi eline geçiren kişi bilinmiyorsa, poliçenin iptaline karar verilmesi istenebilir. (2) İptal isteminde bulunan kişi, poliçe elinde iken zıyaa uğradığını inandırıcı bir şekilde gösteren delilleri mahkemeye sağlamak ve senedin bir suretini ibraz etmek veya senedin esas içeriği hakkında bilgi vermekle yükümlüdür.”
TTK m. 760-762 – İhtar, süreler ve ilan: “Mahkeme, dilekçe sahibinin, poliçe elinde iken zıyaa uğradığına dair verdiği açıklamaları inandırıcı bulursa, verilecek ilanla, poliçeyi eline geçireni, poliçeyi belirli bir süre içinde getirmeye davet ve aksi takdirde poliçenin iptaline karar vereceğini ihtar eder.” — “Poliçeyi getirme süresi en az üç ay ve en çok bir yıldır… Süre, vadesi gelen poliçeler hakkında birinci ilan gününden, vadesi gelmeyen poliçeler hakkında vadenin gelmesinden itibaren işler.” — “Poliçenin getirilmesine ilişkin ilan, 35 inci maddede yazılı gazete ile üç defa yapılır.”
TTK m. 763-764 – Senet sunulursa ve sunulmazsa: “Elden çıkan poliçe mahkemeye sunulursa, mahkeme, iade davası açması için dilekçe sahibine uygun bir süre verir. Dilekçe sahibi bu süre içinde dava açmazsa, mahkeme, poliçeyi, sunmuş olana geri verir ve muhatap hakkındaki ödeme yasağını kaldırır.” — “(1) Elden çıkan poliçe, verilen süre içinde mahkemeye sunulmazsa, iptaline karar verilir. (2) Poliçenin iptaline karar verilmiş olmasına rağmen, dilekçe sahibi kabul edene karşı poliçeden doğan istem hakkını ileri sürebilir.”
Senedi elinde bulunduran biliniyor mu, bilinmiyor mu?
| Ölçüt | Eline geçiren biliniyor | Eline geçiren bilinmiyor |
|---|---|---|
| İzlenecek yol | İade (istirdat) davası | Zayi nedeniyle iptal |
| Dayanak | TTK m. 758 | TTK m. 759 vd. |
| Davanın niteliği | Hasımlı, çekişmeli dava | Hasımsız, çekişmesiz yargı işi |
| İlan | Gerekmez | TTK m. 35 gazetesinde üç defa |
| Süre | Mahkemenin verdiği uygun süre | En az üç ay, en çok bir yıl |
| Dava açılmazsa | Ödeme yasağı kaldırılır | Süre dolunca iptale karar verilir |
| Ödemeden men | İstenebilir (TTK m. 757) | İstenebilir (TTK m. 757) |
| Yargılama sırasında hamil çıkarsa | Zaten hasım konumundadır | Davacıya istirdat davası için süre verilir |
| Sonuç | Senedin iadesi | İptal kararı; hak senetsiz ileri sürülür |
Kritik nokta: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, zayi nedeniyle iptal davalarının hasımsız açılan davalardan olduğunu ve bu davalara üçüncü kişilerin asli ya da fer’î müdahale imkânının bulunmadığını istikrarlı biçimde kabul etmektedir. Yargılama sırasında senedi elinde bulunduran kişi ortaya çıkarsa izlenecek yol müdahale değil, davacıya istirdat davası açması için süre verilmesidir. Bu nedenle elinde çek veya bono bulunan kişinin, hakkını korumak için doğru usulü seçmesi hayati önemdedir.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Senedin türünü ve içeriğini tespit edin. Çek, bono, poliçe ya da başka bir kıymetli evrak olmasına göre uygulanacak özel hükümler değişir.
- Hak sahibi siz misiniz, kontrol edin. TTK m. 651/2 uyarınca iptal isteme hakkı, zıyaın ortaya çıktığı anda senet üzerinde hak sahibi olan kişiye aittir.
- Fotokopi, kayıt ve yazışmaları toplayın. Senedin sureti yoksa esas içeriği hakkında bilgi verilmesi zorunludur (TTK m. 759/2).
- Zıyaı inandırıcı biçimde belgeleyin. Kargo kaydı, tutanak, kolluk başvurusu, iş yeri kayıtları gibi delilleri baştan sunun.
- Gecikmeden ödemeden men kararı isteyin. TTK m. 757 uyarınca muhatabın ödemeden menedilmesi talep edilir.
- Yetkili mahkemeye başvurun. Ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesi yetkilidir.
- Senedi elinde bulunduranı biliyorsanız iptal istemeyin. Bu durumda TTK m. 758 uyarınca iade davası yolu işler.
- İlan sürecini takip edin. İlan TTK m. 35’te yazılı gazete ile üç defa yapılır; getirme süresi en az üç ay, en çok bir yıldır.
- Yargılama sırasında hamil çıkarsa süreye uyun. Mahkemenin istirdat davası için verdiği süre kaçırılırsa iptal davası reddedilir.
- Teminat istenebileceğini bilin. Mahkeme, iptale karar vermeden önce senet bedelinin tevdiini ve teminat karşılığı ödemeyi öngörebilir (TTK m. 765).
- İptal kararını kesinleştirin ve ilgililere bildirin. Karar bankaya ve ilgili kayıtları tutan kurumlara ibraz edilmelidir.
- Kayıt düşülmezse muarazanın men’i yoluna gidin. Kesinleşmiş iptal kararına rağmen kayıt sürüyorsa dava açılabilir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/330, K. 2015/4498, 01.04.2015
İptal davası açma hakkı hamile aittir; ancak davacının sıfatı doğru belirlenmelidir. Şirket, elindeki bir çekin iş yeri içinde kaybolduğunu, çekin fotokopisinin de bulunmadığını belirterek zayi nedeniyle iptalini istemiştir. İlk derece mahkemesi, kararında kıymetli evrak hukukunun temel kuralını hatırlatmıştır: kıymetli evrakta hakkın senede bağlı olması nedeniyle, senedin zayi edildiği durumlarda senede bağlı hakkın senetsiz de ileri sürülebilmesi için TTK’nın 651 ve 652. maddelerinde hamile iptal davası açma hakkı getirilmiştir; iptal kararı alan hamil hakkını senetsiz olarak ileri sürebilir ya da borçludan yeni bir senet düzenlenmesini isteyebilir. Mahkeme, iptal davası açma hakkının hamile ait olduğu ve keşidecinin iptal kararı almakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davayı dava şartı yokluğundan reddetmiştir. Daire bu sonucu somut olayla bağdaştırmamıştır: “dava dilekçesinden açıkça çekin keşidecisinin dava dışı 3. kişi olduğunun anlaşılması karşısında mahkemece yanılgılı değerlendirme ile davacının çekin keşidecisi olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.” Sonuç olarak karar 01.04.2015 tarihinde oybirliğiyle davacı yararına BOZULMUŞTUR.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/10199, K. 2016/4757, 27.04.2016
Dava hasımsızdır; hamil çıkarsa izlenecek yol istirdat davasıdır. Kargo şirketinde kaybolan kırk iki adet çek için açılan iptal davasında, çeklerden bir kısmını elinde bulunduran üçüncü kişi mahkemeye başvurmuş, ödeme yasağının kaldırılmasını istemiş ve nihai kararı temyiz etmiştir. Daire, uygulanacak usulü şöyle özetlemiştir: “Çek iptali davaları, özelliği itibari ile hasımsız açılan davalardan olup, yapılan yargılama sırasında çek hamilinin ortaya çıkması durumunda, çek iptali davasını açan davacıya, mevcut çek hamiline karşı çek istirdadı davası açması konusunda süre verilmeli, istirdat davasının açılması halinde, çek iptali davasının konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına, açılmaması halinde ise, çek iptali davasının reddi yönünde hüküm kurulmalıdır. Çek iptali davalarında yukarıda açıklanan prosedür gereğince, hasımsız şekilde açılan davaya üçüncü kişilerin asli ya da fer’i müdahale imkanı yoktur.” Bu ilkeler ışığında temyiz edenin davada taraf sıfatının bulunmadığı belirtilmiştir. Sonuç olarak üçüncü kişinin temyiz istemi 27.04.2016 tarihinde oyçokluğuyla REDDEDİLMİŞTİR (karşı oyda, menfaati zedelenen üçüncü kişinin kararı temyiz edebilmesi gerektiği savunulmuştur).
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/9815, K. 2018/2583, 11.04.2018
Aynı usul bono için de geçerlidir; üçüncü kişi davanın tarafı olamaz. Silahlı soygun sırasında gasbedildiği ileri sürülen dört yüzün üzerinde çek ile bir senedin iptali istenmiş; yargılama sırasında çeklerden birini ciro yoluyla devraldığını belirten kişi mahkemeye başvurmuş ve nihai kararı temyiz etmiştir. Daire, önceki içtihadını çek ve bonoyu birlikte anarak yinelemiştir: “Dava, zayi nedeniyle çek/bonoların iptali istemine ilişkin olup, bu davalar, özelliği itibari ile hasımsız açılan davalardandır. Yapılan yargılama sırasında çek/bono hamilinin ortaya çıkması durumunda, çek iptali davasını açan davacıya, mevcut çek/bono hamiline karşı istirdat davası açması konusunda süre verilmeli, istirdat davasının açılması halinde, çek/bono iptali davasının konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığı, istirdat davası açılmaması halinde ise davanın reddi yönünde hüküm kurulmalıdır. Nitekim TTK sistematiği ve Dairemiz yerleşik uygulaması da bu yöndedir.” Daire ayrıca bu davalarda üçüncü kişilerin asli ya da fer’î müdahale imkânının bulunmadığını, ancak anılan usul gereğince hareket etme olanağı olduğunu belirtmiştir. Sonuç olarak temyiz istemi 11.04.2018 tarihinde oyçokluğuyla REDDEDİLMİŞTİR.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/27, K. 2024/3401, 30.04.2024
İptal kararı bankaya bildirildiği hâlde kayıt düşülmezse dava açılmasına banka sebebiyet vermiş sayılır. Çek keşidecisi, hamilin kaybettiği çek için alınan zayi kararına rağmen çekin banka nezdinde hâlâ görünmesi üzerine muarazanın men’i davası açmış; dava sırasında banka kaydı silince ilk derece mahkemesi konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiş ve davacı lehine vekâlet ücretine karar vermiştir. Bölge adliye mahkemesi, “dava konusu çeke ilişkin iptal ve düşüm işleminin davadan sonra bankaca 27.05.2021 tarihinde gerçekleştirildiği, oysa ki davadan evvel 29.12.2020 tarihli ihtarname ile davalı bankaya zayi ile ilgili mahkeme kararının e-imzalı suretinin ekte gönderildiği, bu nedenle davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği ve dava tarihi itibariyle davalının haksız olduğu” gerekçesiyle istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, temyize konu kararı uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ve gerekçeleri bakımından usul ve kanuna uygun bulmuştur. Sonuç olarak bölge adliye mahkemesi kararı 30.04.2024 tarihinde oybirliğiyle ONANMIŞTIR.
Bu dört karar, kaybolan bir çekin ya da senedin peşinden gidilirken yapılan hataların neredeyse tamamını kapsıyor.
Birinci halka sorunun kaynağıdır. Kıymetli evrakta hak senede bağlıdır; senet olmadan hak devredilemez ve ileri sürülemez. 01.04.2015 tarihli karara konu ilk derece gerekçesinde bu ilke açıkça anlatılmıştır: senedin zayi edildiği durumlarda senede bağlı hakkın senetsiz de ileri sürülebilmesi için kanun koyucu TTK m. 651 ve 652’de iptal davası yolunu getirmiştir. Yani iptal davası bir tazminat davası değil, kâğıdın yerine geçen bir kararın alınmasıdır.
İkinci halka aktif dava ehliyetidir ve pratikte en sık hata buradadır. TTK m. 651/2, iptal isteme hakkını zıyaın ortaya çıktığı anda senet üzerinde hak sahibi olan kişiye tanır. Bu kural uygulamada “iptal davasını hamil açar” biçiminde formüle edilir. 2015 tarihli kararda ilk derece mahkemesi davacıyı yanlışlıkla keşideci sanarak davayı dava şartı yokluğundan reddetmiş; Daire, dava dilekçesinden keşidecinin dava dışı üçüncü kişi olduğunun açıkça anlaşıldığını belirterek kararı bozmuştur. Buradan çıkan ders şudur: dilekçede davacının senetle ilişkisi, ciro zinciri ve zilyetliğin nasıl kaybedildiği en baştan net yazılmalıdır.
Üçüncü halka ilk ve en acil adımdır: ödemeden men kararı. TTK m. 757, iradesi dışında senet elinden çıkan kişiye, muhatabın ödemeden menedilmesini isteme hakkı verir; mahkeme ayrıca muhataba vade geldiğinde bedeli tevdi etme izni verir ve tevdi yerini gösterir. Bu tedbir alınmazsa senet, iptal davası sürerken ödenebilir ve dava fiilen anlamsızlaşır.
Dördüncü halka ikili ayrımdır. Senedi eline geçiren kişi biliniyorsa yol iptal değil iadedir: TTK m. 758 uyarınca mahkeme dilekçe sahibine iade davası açması için uygun bir süre verir; bu süre içinde dava açılmazsa ödeme yasağı kaldırılır. Bilinmiyorsa iptal usulü işler ve TTK m. 759 uyarınca başvuran, senedin elinde iken zıyaa uğradığını inandırıcı biçimde göstermek ve senedin suretini ibraz etmek ya da esas içeriği hakkında bilgi vermekle yükümlüdür.
Beşinci halka ilan ve sürelerdir. Mahkeme açıklamaları inandırıcı bulursa, senedi eline geçireni belirli bir süre içinde getirmeye ilanla davet eder ve aksi hâlde iptal kararı vereceğini ihtar eder. Getirme süresi en az üç ay, en çok bir yıldır; ilan TTK m. 35’te yazılı gazete ile üç defa yapılır. Bu süreler kısaltılamaz; bu nedenle zayi davaları en iyi ihtimalle birkaç ay sürer.
Altıncı halka yargılama sırasında hamilin ortaya çıkması hâlidir ve usul burada kesindir. 27.04.2016 ve 11.04.2018 tarihli kararlarda Daire, hamilin ortaya çıkması durumunda davacıya istirdat davası açması için süre verilmesi gerektiğini, dava açılırsa iptal davasının konusuz kalacağını, açılmazsa iptal davasının reddedileceğini belirtmiştir. Aynı kararlarda, hasımsız açılan bu davaya üçüncü kişilerin asli ya da fer’î müdahale imkânının bulunmadığı da vurgulanmıştır. 2018 tarihli karar bu ilkeyi çekin yanında bonoya da açıkça teşmil etmiştir.
Yedinci halka bu usulün elinde senet bulunan kişi bakımından anlamıdır. Her iki kararda da üçüncü kişinin temyiz istemi, davada taraf sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir; kararlar oyçokluğuyla verilmiş, karşı oylarda menfaati zedelenen üçüncü kişinin kanun yoluna başvurabilmesi gerektiği savunulmuştur. Uygulamada senedi elinde bulunduran kişinin izleyeceği yol, iptal davasına müdahale etmek değil, kendi hakkını ayrı bir davada ileri sürmek ve ödeme yasağı kararına ilişkin usulî imkânları kullanmaktır.
Sekizinci ve son halka iptal kararının sonrasıdır. TTK m. 652 uyarınca hak sahibi hakkını senetsiz ileri sürebilir veya yeni bir senet düzenlenmesini isteyebilir. Ancak kâğıt üzerindeki bu sonuç, kayıtların düzeltilmesiyle tamamlanır. 30.04.2024 tarihli kararda, kesinleşmiş zayi kararı dava açılmadan önce ihtarnameyle bankaya bildirildiği hâlde çek kaydının ancak dava açıldıktan sonra düşülmesi karşısında, davanın açılmasına bankanın sebebiyet verdiği ve dava tarihi itibarıyla haksız olduğu kabul edilmiş; ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararları onanmıştır. Yani iptal kararı alındıktan sonra iş bitmez; kararın ilgili kurumlara usulünce bildirilmesi ve kayıtların düzeltilmesinin takibi gerekir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Doğrusu |
|---|---|
| Keşideci sıfatıyla iptal davası açmak | İptal isteme hakkı zıya anında hak sahibi olan kişiye aittir |
| Ödemeden men kararı istememek | TTK m. 757 uyarınca ilk adım ödeme yasağıdır |
| Senedin içeriğine ilişkin bilgi vermemek | Suret yoksa esas içerik hakkında bilgi verilmesi zorunludur |
| Zıyaı soyut iddiayla geçiştirmek | Zıya inandırıcı delillerle gösterilmelidir |
| Hamil belliyken iptal istemek | Bu durumda TTK m. 758 uyarınca iade davası açılır |
| İstirdat davası için verilen süreyi kaçırmak | Süre geçerse iptal davası reddedilir |
| Üçüncü kişi olarak davaya müdahale etmeye çalışmak | Yargıtay’a göre bu davalarda müdahale imkânı yoktur |
| İlan sürelerini kısaltmayı beklemek | Getirme süresi en az üç ay, en çok bir yıldır |
| İptal kararını kurumlara bildirmemek | Karar bankaya ve ilgili kayıtlara usulünce ibraz edilmelidir |
Kıymetli evrakın zayii ne demektir?
Senedin, hak sahibinin iradesi dışında elinden çıkması ve akıbetinin bilinmemesidir. Kaybolma, çalınma, yangın veya taşıma sırasında yok olma gibi hâlleri kapsar. TTK m. 651 uyarınca zayi olan kıymetli evrakın mahkemece iptaline karar verilebilir.
İptal davasını kim açabilir?
TTK m. 651/2’ye göre, kıymetli evrakın zayi olduğu veya zıyaın ortaya çıktığı anda senet üzerinde hak sahibi olan kişi. Uygulamada bu kural, iptal davasını hamilin açabileceği biçiminde ifade edilir.
Hangi mahkeme yetkilidir?
TTK m. 757 uyarınca ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden ödemeden men kararı istenebilir. Zayi nedeniyle iptal istemleri de asliye ticaret mahkemesinin görev alanındadır.
Ödemeden men kararı nedir?
Muhatabın senedi ödemekten menedilmesidir. Mahkeme bu kararında muhataba, vadenin gelmesi üzerine senet bedelini tevdi etmeye izin verir ve tevdi yerini gösterir.
Dava hasımlı mı açılır?
Zayi nedeniyle iptal davaları hasımsız açılır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, bu davaların özelliği itibarıyla hasımsız açılan davalardan olduğunu ve üçüncü kişilerin asli ya da fer’î müdahale imkânının bulunmadığını belirtmektedir.
Yargılama sırasında hamil ortaya çıkarsa ne olur?
Mahkeme, iptal davasını açan davacıya hamile karşı istirdat davası açması için süre verir. İstirdat davası açılırsa iptal davası konusuz kalır ve karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir; açılmazsa iptal davası reddedilir.
Senedi elinde bulunduran biliniyorsa ne yapılır?
TTK m. 758 uyarınca mahkeme dilekçe sahibine iade davası açması için uygun bir süre verir. Bu süre içinde dava açılmazsa mahkeme, muhatap hakkındaki ödeme yasağını kaldırır.
İlan nasıl ve ne kadar süreyle yapılır?
Mahkeme, açıklamaları inandırıcı bulursa ilanla senedi eline geçireni belirli süre içinde getirmeye davet eder. Getirme süresi en az üç ay, en çok bir yıldır; ilan TTK m. 35’te yazılı gazete ile üç defa yapılır.
Senet süresinde sunulmazsa ne olur?
TTK m. 764 uyarınca elden çıkan senet verilen süre içinde mahkemeye sunulmazsa iptaline karar verilir. Senet sunulursa TTK m. 763 uyarınca dilekçe sahibine iade davası açması için süre verilir.
İptal kararının sonucu nedir?
TTK m. 652 uyarınca iptal kararı üzerine hak sahibi hakkını senetsiz olarak ileri sürebilir veya yeni bir senet düzenlenmesini isteyebilir.
Mahkeme teminat isteyebilir mi?
Evet. TTK m. 765 uyarınca mahkeme, iptale karar vermeden önce kabul edene senet bedelini tevdi etme ve yeterli teminat karşılığında ödeme yükümü getirebilir; teminat, senedi iyiniyetle iktisap eden kişinin uğrayabileceği zarara karşılık oluşturur.
Çekler için de aynı hükümler mi uygulanır?
Evet. Poliçeye ilişkin zayi ve iptal hükümleri, TTK m. 818/1-s yollamasıyla çekler hakkında da uygulanır. Yargıtay kararlarında da bu yollamaya dayanılmaktadır.
Fotokopi yoksa dava açılamaz mı?
Açılabilir. TTK m. 759/2, senedin bir suretinin ibraz edilmesini veya senedin esas içeriği hakkında bilgi verilmesini alternatif olarak öngörür. Ancak içeriğe ilişkin bilginin mümkün olduğunca ayrıntılı olması gerekir.
Banka iptal kararına rağmen kaydı silmezse ne yapılır?
Muarazanın men’i davası açılabilir. Yargıtay’ın 30.04.2024 tarihli kararına konu olayda, kesinleşmiş zayi kararı dava açılmadan önce ihtarnameyle bildirildiği hâlde kaydın ancak dava sonrasında düşülmesi karşısında davanın açılmasına bankanın sebebiyet verdiği kabul edilmiştir.
İptal davası ne kadar sürer?
Kanun, senedi getirme süresini en az üç ay olarak belirlediğinden dava bu süreden kısa sürede sonuçlanamaz. İlan işlemleri, tebligat ve karar aşamaları eklendiğinde süre uygulamada daha uzun olabilir.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 645-648 – Kıymetli evrak kavramı ve devri
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 651 – Kıymetli evrakın zıyaı
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 652 – İptal kararının hükümleri
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 757 – Ödemeden menetme
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 758 – Senedi eline geçirenin bilinmesi
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 759-762 – Dilekçe sahibinin yükümlülükleri, ihtar, süreler ve ilan
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 763-764 – İade davası ve iptal kararı
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 765 – Teminat
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 778 – Bonoya uygulanacak hükümler
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 818 – Çeke uygulanacak poliçe hükümleri
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 382 – Çekişmesiz yargı işleri
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 389-399 – İhtiyati tedbir
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: karşılıksız çek, bonoda aval, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu, kambiyo senedinde imza itirazı ve menfi tespit davası.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları sonucu değiştirebilir.