Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma: Kapatmak Şart Değil

- Temel hâl TCK m.109/1: bir yıldan beş yıla kadar hapis.
- Fiil için ya da sırasında cebir, tehdit veya hile kullanılırsa (m.109/2): iki yıldan yedi yıla.
- Suç serbest hareketlidir: yer, zaman, süre ve işleniş biçimi bakımından hiçbir sınırlama yoktur.
- Kapatma şart değildir; aleni bir yerde tutmak ya da götürmek de suçu oluşturabilir.
- Hareket özgürlüğünün kısmen kısıtlanması da yeterlidir.
- m.109/3‘teki hâllerde ceza bir kat artırılır; cinsel amaçla işlenirse yarı oranında daha artar.
- TCK m.110 etkin pişmanlık, cezanın üçte ikisine kadarını indirir ama altı şartı birlikte arar.
Halk arasında “adam kaçırma” denen suçun kanundaki adı kişiyi hürriyetinden yoksun kılmadır. Ancak kapsamı, bu isimden çok daha geniştir.
Bir kişiyi araca bindirip götürmek de bu suçtur. Kapıyı kilitleyip çıkmasına izin vermemek de. Sokakta önünü kesip gitmesine engel olmak da.
Korunan değer: hareket etme ve etmeme özgürlüğü
Anayasa m.19 kişi hürriyeti ve güvenliğini güvence altına alır; TCK m.109 bu güvenceyi ceza yaptırımıyla destekler.
Madde gerekçesine göre korunan hukuki değer, kişilerin kendi arzu ve iradeleri çerçevesinde hareket edebilme hürriyetidir. Kişiler, bir yerde kalma ve bir yere gitme konusunda tercihte bulunma serbestisine sahiptir.
Bu nedenle suç iki yönlüdür: birini bir yerde tutmak da, birini bir yere gitmekten men etmek de aynı maddeye girer.
Serbest hareketli suç
Kanun yalnızca “bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmak”tan söz etmiş; fiilin işleniş şekli, yeri, zamanı ve süresi konusunda hiçbir sınırlama getirmemiştir.
Bunun pratik sonuçları şunlardır:
- Suç, doğrudan ya da dolaylı hareketlerle ve çeşitli araçlar kullanılarak işlenebilir.
- Kapatma zorunlu değildir; aleni bir yerde tutma veya böyle bir yere götürme de yeterlidir.
- Fiilin uzun ya da kısa süreli olması önem taşımaz.
- Özgürlüğün mutlak biçimde kaldırılması gerekmez; kısmen kısıtlanması da suçu oluşturur.
Süre unsuru bakımından uygulamada ölçüt, hareket özgürlüğünün hukuken kayda değer bir süre boyunca kısıtlanmış olmasıdır. Bir anlık, refleks nitelikli engellemeler bu suça vücut vermez; buna karşılık dakikalarla ölçülen tutmalar da yeterli görülebilmektedir.
Nitelikli hâller
| Hâl | Dayanak | Sonuç |
|---|---|---|
| Cebir, tehdit veya hile kullanılması | m.109/2 | 2 – 7 yıl hapis |
| Silahla | m.109/3-a | Ceza bir kat artırılır |
| Birden fazla kişi tarafından birlikte | m.109/3-b | |
| Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle | m.109/3-c | |
| Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak | m.109/3-d | |
| Üstsoy, altsoy veya eşe karşı | m.109/3-e | |
| Çocuğa ya da kendini savunamayacak kişiye karşı | m.109/3-f | |
| Mağdurun ekonomik bakımdan önemli kaybına neden olma | m.109/4 | Ayrıca bin güne kadar adli para cezası |
| Cinsel amaçla işlenmesi | m.109/5 | Cezalar yarı oranında artırılır |
m.109/6: suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri gerçekleşirse, ayrıca kasten yaralama hükümleri de uygulanır.
Etkin pişmanlık (TCK m.110)
“Yukarıdaki maddede tanımlanan suçu işleyen kişi, bu suç nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakacak olursa cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.”
Bu, ceza hukukundaki en yüksek oranlı indirimlerden biridir. Ancak altı şartın birlikte gerçekleşmesi aranır:
- Suçun tamamlanmış olması
- Failin mağduru, hakkında soruşturmaya başlanmadan önce serbest bırakması
- Mağdurun herhangi bir baskı veya zorlama olmaksızın, gerçek bir pişmanlık sonucu kendiliğinden özgürlüğüne kavuşturulması
- Serbest bırakmanın failin davranışıyla gerçekleşmesi
- Mağdurun zarar görmeyeceği ve istediği yere ulaşabileceği güvenli bir yere bırakılması
- Mağdurun şahsına bir zarar verilmemiş olması
Mağdurun failin elinden kaçması ya da olayı haber alan kolluk tarafından kurtarılması etkin pişmanlık sayılmaz; çünkü serbest kalma failin iradi davranışına dayanmamaktadır. Aynı şekilde soruşturma başladıktan sonra yapılan serbest bırakma da bu indirimden yararlandırmaz.
Komşu suçlarla ilişkisi
- Yağma (m.148) — mal almak amacıyla tutma, yağmanın içinde erir.
- Cinsel saldırı (m.102) — fiil cinsel amaçla işlenmişse m.109/5 devreye girer ve iki suç birlikte gündeme gelebilir.
- Tehdit (m.106) — cebir ve tehdit m.109/2’nin içindedir, ayrıca ceza verilmez.
- Velayet hakkının kullanılmasının engellenmesi (m.234) — çocuğun ana-baba tarafından alıkonulmasında nitelendirme değişir.
- Görevi kötüye kullanma / kişi hürriyetini sınırlama (m.109/3-c ve d) — kamu görevlisi fail ise ceza artar.
Ne yapmalı?
- Olayı derhâl kolluğa bildirin; suç şikâyete bağlı değildir, resen soruşturulur.
- HTS kayıtları ve baz istasyonu verilerinin temini için talepte bulunun.
- Güzergâh üzerindeki MOBESE ve işyeri kameralarının muhafazasını isteyin.
- Cebir izleri varsa adli muayene yaptırın; bu, m.109/2’nin uygulanmasını belirler.
- Araç kullanılmışsa plaka ve HGS/OGS geçiş kayıtlarını isteyin.
- Şüpheli iseniz mağdurun rızasının bulunup bulunmadığını ve süreyi somut delille ortaya koyun.
- Serbest bırakma varsa hangi aşamada ve kimin iradesiyle gerçekleştiğini belgeleyin.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E.2019/6624, K.2021/1185, 27.01.2021 Kapatma şart değil; yer, süre ve biçim sınırı yok. Daire, Anayasa m.19 ile kurulan güvencenin TCK m.109 ile ceza yaptırımına bağlandığını belirttikten sonra suçun kapsamını çizer: fiil, “kişinin bir yere kapatılması, bir yerde tutulması veya bir yere götürülmesi veya bir yere gitmekten men olunması” biçimlerinde gerçekleşebilir. Suç serbest hareketlidir: “Madde sadece ‘bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmak’tan söz edilmiş, fiilin işleniş şekli, yeri, zamanı ve süresi konusunda bir sınırlama getirilmemiştir.” Bunun sonucu nettir: “Suçun oluşması için mutlaka mağdurun bir yere kapatılmış olmasına gerek yoktur, aleni bir yerde tutma veya böyle bir yere götürme halinde dahi” diğer unsurlar varsa suç oluşur; fiilin uzun veya kısa süreli olmasının da önemi bulunmamaktadır.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2014/629, K.2015/515, 15.12.2015 Nitelikli hâllerin tam listesi ve korunan değer. Kurul, m.109‘un altı fıkrasını olduğu gibi aktararak yapısını ortaya koyar: ilk fıkrada temel şekil, diğerlerinde nitelikli hâller. Korunan hukuki değeri madde gerekçesine dayanarak tanımlar: “kişilerin kendi istek, arzu ve iradeleri kapsamında hareket edebilme özgürlükleridir.” Kurul, bu hükümle kişilerin “dış hürriyeti olarak adlandırılan, kendi arzu ve iradeleri çerçevesinde hareket edebilme, yer değiştirebilme hürriyetinin” korunmak istendiğini belirtir. Kararda ayrıca m.109/6 uyarınca, suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda ayrıca kasten yaralama hükümlerinin uygulanacağı vurgulanır.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2014/632, K.2015/501, 08.12.2015 Kısmi kısıtlama da yeterlidir. Kurul, suçun maddi unsurunu “kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması” olarak tanımlar ve eylemin “failin doğrudan doğruya veya dolaylı hareketleriyle ve çeşitli araçlar kullanılmak suretiyle” gerçekleştirilebileceğini belirtir. Sonuç, “mağdurun hareket veyahut yer değiştirme özgürlüğünün kaldırılması” biçiminde ortaya çıkar ve suç serbest hareketli olduğundan “özgürlüğün kısıtlanması ya da kaldırılması neticesini doğurabilecek her türlü hareketle” işlenebilir. Kurul ayrıca etkin pişmanlığı tanımlar: “bir suçun işlenmesinden sonra failin, herhangi bir dış etken bulunmaksızın kendi hür iradesiyle, meydana gelen neticeyi ortadan kaldırmaya yönelik davranışları.”
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2017/614, K.2020/159, 10.03.2020 Etkin pişmanlığın altı şartı. Kurul, TCK m.110‘un uygulanabilmesi için gereken şartları tek tek sayar: “suçun tamamlanmış olması, failin mağduru suç nedeniyle hakkında soruşturmaya başlanmadan evvel serbest bırakması, mağdurun herhangi bir baskı veya zorlama olmaksızın, gerçek bir pişmanlık sonucu kendiliğinden özgürlüğüne kavuşturulması, serbest bırakmanın failin davranışıyla gerçekleşmesi, mağdurun zarar görmeyeceği ve istediği yere ulaşabileceği güvenli bir yere bırakılması, son olarak da mağdurun şahsına bir zarar verilmemiş olması.” Somut olayda mağdurun köy içinde ve çalışır durumdaki taksisiyle serbest kalması güvenli sayılmış, bedensel zarar görmediği ve soruşturmanın serbest bırakmadan sonra başladığı saptanmıştır. Kurul ayrıca kritik sınırı çizer: mağdurun failin elinden kaçması ya da olayı haber alan kolluk tarafından kurtarılması bu indirimden yararlanmayı sağlamaz.
Birini kısa süre tutmak da suç mu?
Olabilir. Kanun, fiilin süresi konusunda bir sınırlama getirmemiştir; uzun ya da kısa süreli olmasının önemi yoktur. Belirleyici olan, mağdurun bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğünün hukuka aykırı biçimde ve hukuken kayda değer bir süre boyunca kaldırılmış ya da kısıtlanmış olmasıdır. Bir anlık, refleks nitelikli engellemeler bu suça vücut vermez; buna karşılık dakikalarla ölçülen tutmalar uygulamada yeterli görülebilmektedir. Değerlendirme her olayın koşullarına göre yapılır.
Kapatmadan da bu suç işlenebilir mi?
Evet. Yargıtay, suçun oluşması için mağdurun mutlaka bir yere kapatılmasının gerekmediğini, aleni bir yerde tutma ya da böyle bir yere götürme hâlinde de diğer unsurlar varsa suçun oluşacağını kabul etmektedir. Suç serbest hareketli olduğundan, hareket özgürlüğünün kaldırılması sonucunu doğurabilecek her türlü davranışla işlenebilir. Aracın kapısının kilitlenmesi, önün kesilmesi, telefonun alınarak yardım istemesinin engellenmesi gibi davranışlar bu kapsamda değerlendirilebilir.
Mağduru serbest bırakırsam ceza düşer mi?
Düşmez ama önemli ölçüde azalır. TCK m.110, soruşturmaya başlanmadan önce, mağdurun şahsına zarar vermeksizin, kendiliğinden ve güvenli bir yerde serbest bırakma hâlinde cezanın üçte ikisine kadar indirilmesini öngörür. Ancak altı şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir; özellikle serbest kalmanın failin iradi davranışına dayanması ve gerçek bir pişmanlığa dayanması aranır. Mağdurun kaçarak kurtulması ya da kolluk tarafından bulunması bu indirimden yararlanmayı sağlamaz.
Eşimi evden çıkarmamak suç oluşturur mu?
Oluşturabilir. Suç, bir kişiyi bir yerde kalmaya zorlamakla da işlenebilir ve eşler arasında da gündeme gelir. Üstelik TCK m.109/3-e, suçun eşe karşı işlenmesini nitelikli hâl sayarak cezayı bir kat artırır. Kapının kilitlenmesi, anahtarın ya da telefonun alınması, dışarı çıkmasının fiilen engellenmesi bu kapsamda değerlendirilebilir. Aile içi olaylarda ceza soruşturmasından bağımsız olarak 6284 sayılı Kanun uyarınca koruyucu ve önleyici tedbir talep edilmesi çok daha hızlı sonuç verir.
Çocuğunu babadan alıp götüren anne bu suçu işlemiş olur mu?
Nitelendirme farklıdır. Velayet hakkı bulunan ya da kişisel ilişki kararı kapsamında çocuğu teslim alan ana veya babanın çocuğu iade etmemesi hâlinde, kural olarak TCK m.234’te düzenlenen çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçu gündeme gelir; bu suçun cezası daha hafiftir ve şikâyete bağlıdır. Buna karşılık velayet ya da kişisel ilişki hakkı bulunmayan kişinin çocuğu alıkoyması, m.109 kapsamında ve üstelik m.109/3-f uyarınca nitelikli hâl olarak değerlendirilir.
Alacağımı almak için birini tutarsam ne olur?
Alacağın varlığı bu suçu ortadan kaldırmaz. TCK m.150/1’deki “alacağını tahsil amacıyla cebir veya tehdit” hükmü yağma suçuna özgüdür ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma bakımından uygulanmaz. Dolayısıyla borçluyu bir yerde tutmak, araca bindirip götürmek ya da gitmesine engel olmak bağımsız bir suç oluşturur ve cebir veya tehdit kullanılmışsa m.109/2 uyarınca ceza iki yıldan yedi yıla çıkar. Alacak, ancak icra takibi ya da alacak davasıyla tahsil edilebilir.
Bu suç şikâyete bağlı mı?
Hayır. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu resen soruşturulur; mağdurun şikâyeti aranmaz ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez. Suç ayrıca CMK m.253’te sayılan uzlaştırma kapsamındaki suçlardan da değildir. Vazgeçme yalnızca cezanın belirlenmesinde takdiri indirim sebebi olarak değerlendirilebilir. Buna karşılık TCK m.110 kapsamında serbest bırakma koşulları gerçekleşmişse bu, cezada gerçek ve önemli bir azalma sağlar.
Hangi mahkeme yargılar?
Temel hâlde ceza bir yıldan beş yıla kadar olduğundan yargılama asliye ceza mahkemesinde yapılır. Ancak nitelikli hâllerin uygulanması hâlinde cezanın üst sınırı on yılı aşabildiğinden dosya ağır ceza mahkemesinde görülür; örneğin cebir kullanılarak ve silahla işlenen hâlde üst sınır belirgin biçimde yükselir. Görev, 5235 sayılı Kanun m.14 uyarınca ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanundaki üst sınıra göre belirlenir. Dava zamanaşımı ise temel hâlde on beş yıldır.
- Anayasa m.19 — Kişi hürriyeti ve güvenliği
- 5237 sayılı TCK m.109 — Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
- 5237 sayılı TCK m.110 — Etkin pişmanlık
- 5237 sayılı TCK m.106, 148 — Tehdit ve yağma
- 5237 sayılı TCK m.102, 103 — Cinsel saldırı ve cinsel istismar
- 5237 sayılı TCK m.234 — Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması
- 5237 sayılı TCK m.66 — Dava zamanaşımı
- 6284 sayılı Kanun m.5 — Önleyici tedbir kararları
Bağlantılı başlıklar için yağma (gasp) suçu, tehdit suçu, uzaklaştırma kararı ve çocuk teslimi ve icra yazılarımıza; yargılama için ağır ceza mahkemesinin görevleri yazımıza bakabilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut olayın koşulları farklı sonuçlar doğurabilir.
Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce yürürlükteki metin doğrulanmalıdır.