Kayyım Atanması: Temsil Kayyımı (TMK 426) ve Yönetim Kayyımı (TMK 427)

- TMK’da kayyımlık üç türdür: temsil kayyımlığı (m.426), yönetim kayyımlığı (m.427), isteğe bağlı kayyımlık (m.428).
- TMK m.403: kayyım, belirli işleri görmek ya da malvarlığını yönetmek için atanır.
- Temsil kayyımı için maddede tahdidi olarak sayılan üç sebepten birinin varlığı şarttır.
- Malikin kim ve nerede olduğunun bilinmemesi bu sebeplerden biri değildir; bu hâlde ancak yönetim kayyımı atanabilir.
- Yetki: temsil kayyımı yerleşim yeri, yönetim kayyımı malvarlığının büyük bölümünün yönetildiği veya payın bulunduğu yer vesayet makamınca atanır (m.430).
- Kayyım atanmasına ilişkin davada kesin yetki vardır; bu yön kamu düzenine ilişkindir.
- Sona erme: temsil kayyımlığı işin tamamlanmasıyla kendiliğinden (m.477/1); yönetim kayyımlığı vesayet makamının kararıyla (m.477/2).
Kayyımlık, vesayetle karıştırılır — oysa kısıtlama gerektirmez.
Doğru türü seçmek ise sonucu baştan belirler.
Üç tür kayyımlık
| Tür | Madde | Amaç |
|---|---|---|
| Temsil kayyımlığı | TMK m.426 | Belirli bir işi görmek |
| Yönetim kayyımlığı | TMK m.427 | Malvarlığını yönetmek |
| İsteğe bağlı kayyımlık | TMK m.428 | İlgilinin kendi isteği üzerine |
Temsil kayyımı (m.426) — üç sebep
TMK m.426: “Vesayet makamı, ergin bir kişi, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse, bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa, yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya resen temsil kayyımı atar.”
Maddede sayılan sebepler tahdidîdir. Kayyım olarak atanacak kişi ise maddede belirtilmemiştir; bu nedenle temsil kayyımlığında en büyük mal memurunun atanması yasal bir zorunluluk değildir.
Yönetim kayyımı (m.427) — beş hâl
- Bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemezse,
- Vesayet altına alınması için yeterli sebep bulunmamakla beraber, kişi malvarlığını kendi başına yönetmek veya bunun için temsilci atamak gücünden yoksunsa,
- Bir terekede mirasçılık hakları henüz belli değilse veya ceninin menfaatleri gerekli kılarsa,
- Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa,
- Bir hayır işi veya genel yarar amacı güden iş için halktan toplanan para ve sair yardımı yönetme veya harcama yolu sağlanamamışsa.
Yönetim kayyımlığında amaç, gerekli olan yönetimden yoksun kalan ve yönetimi başkaca yollarla sağlanamayan malvarlığının yönetilmesidir.
3561 sayılı Kanun: mal memurunun kayyımlığı
3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun‘un amacı, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi nedeniyle malvarlıkları üzerinde Hazine menfaatinin korunmasını sağlamaktır. Kanun’un m.2‘ye göre bu hâllerde vesayet makamı, Hazinenin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını mahallin en büyük mal memurluğundan araştırır; menfaatin söz konusu olduğu anlaşılırsa mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı tayin eder.
Yetki ve sona erme
| Temsil kayyımı | Yönetim kayyımı | |
|---|---|---|
| Yetkili makam | Kayyım atanacak kimsenin yerleşim yeri vesayet makamı (m.430/1) | Malvarlığının büyük bölümünün yönetildiği veya payın bulunduğu yer vesayet makamı (m.430/2) |
| Sona erme | İşin tamamlanmasıyla kendiliğinden (m.477/1) | Sebebin ortadan kalkması veya görevden alma ile vesayet makamının kararıyla (m.477/2) |
Ne yapmalı?
- Talebinizin temsil mi yönetim kayyımlığı mı olduğunu dilekçede açıkça belirtin.
- Malik kim ve nerede olduğu bilinmiyorsa m.427 yolunu seçin; m.426 bu hâli kapsamaz.
- Yetkili mahkemeyi m.430‘a göre belirleyin; yetki kesindir.
- Yönetim kayyımlığında tapu tedavülleri, vergi kayıtları ve nüfus kayıtlarının getirtilmesini isteyin.
- Mirasçılık belgeleri varsa dosyaya sunun; malikle irtibat araştırılmalıdır.
- Vesayete ilişkin hükümler kamu düzenine ilişkindir; mahkemeden resen araştırma yapmasını isteyin.
- Kişi hakkında gaiplik şartları oluşmuşsa, kayyımlık yerine o yolu değerlendirin.
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E.2017/2809, K.2017/11724, 28.09.2017 Malikin bilinmemesi temsil kayyımı sebebi değildir. Kadastro mahkemesinin verdiği yetkiye dayanılarak, taşınmaz maliki adına kayyım atanması istenmiş; mahkeme Defterdarı kayyım atamıştı. Daire önce uygulamadaki hatayı adlandırdı: mahkemelerce genelde ortaklığın giderilmesi veya kamulaştırma davalarında verilen yetkiye istinaden kim olduğu veya adresi tespit edilemeyen malikler adına temsil kayyımı atandığını, oysa iki kayyımlığın atanma şartları ile sona ermesi bakımından farklı hükümlere tabi olduğunu belirtti. Kararın çekirdek cümlesi şudur: “426. madde kapsamında temsil kayyımı atanabilmesi için maddede tahdidi olarak sayılan üç sebepten birisinin varlığı şarttır. Malikin kim ve nerede olduğunun bilinmemesi bunlardan birisi değildir. Dolayısı ile bu durumlarda kişiye ancak 427. madde kapsamında yönetim kayyımı atanabilir.” Daire ayrıca mahkemeden, önce hangi kayyımlığın istendiğini açıklattırmasını; yönetim kayyımı isteniyorsa tapu kaydının ilk tesisinden itibaren bütün tedavüller ile dayanak belgelerin, vergi kayıtlarının ve nüfus aile kayıtlarının getirtilerek tapu maliki ile irtibatın araştırılmasını istedi. Eksik incelemeyle Defterdarın kayyım atanması doğru görülmeyerek karar oybirliğiyle bozuldu.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2017/2772, K.2020/937, 24.11.2020 Sonradan değişen adres yetkisizlik sebebi değildir. 3561 sayılı Kanun uyarınca atanan yönetim kayyımı, temsil ettiği kişiye ait payın devri ve bir ödemenin yapılması için yetki ve izin istemişti. Yerel mahkeme, kayyım atanan kişinin nüfus kayıtlarındaki adresinin başka ile taşındığını görerek yetkisizlik kararı verdi ve direndi. Kurul, kayyımlığın üç türünü ve yetki kurallarını sıraladıktan sonra iki tespitte bulundu: kayyım 3561 sayılı Kanun m.2 gereğince yönetim kayyımı olarak atanmıştır ve yönetim kayyımlığında yetkili mahkeme m.430/2 uyarınca malvarlığının büyük bölümünün yönetildiği veya payın bulunduğu yer vesayet makamıdır; ayrıca “kayyımlık altına alınan kişinin dava tarihinden sonra yerleşim yerinin değişmesi hâlinde mahkemece yetkisizlik kararı verilemez”. Bu nedenle mahkemenin işin esasını inceleyip kayyıma yetki ve izin verilip verilmeyeceğini değerlendirmesi gerekirdi. Direnme kararı oybirliğiyle ve kesin olarak bozuldu.
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E.2019/5367, K.2019/9691, 31.10.2019 Temsil kayyımlığında mal memuru atamak zorunlu değildir. İpoteğin fekki davasında ipotek alacaklısını temsil etmek üzere kayyım atanması istenmiş; bozma ilamında talebin TMK m.426 kapsamında temsil kayyımı olduğu belirtilmişti. Mahkeme bozmaya uymasına rağmen, m.427 ile 3561 sayılı Kanun kapsamında Defterdarı kayyım atadı. Daire, m.426’da temsil kayyımlığı düzenlenmiş ise de kayyım olarak atanacak kişinin belirtilmediğini, dolayısıyla en büyük mal memurunun kayyım atanmasının yasal bir zorunluluk olmadığını vurguladı ve kayyım adayları arasından temsil kayyımı atanması gerektiğini belirtti. Kararda ayrıca iki türün sona erme rejimi karşılaştırıldı: temsil kayyımlığı m.477/1 uyarınca işin tamamlanmasıyla kendiliğinden; yönetim kayyımlığı ise m.477/2 gereği sebebin ortadan kalkması veya görevden alma hâlinde vesayet makamının kararıyla sona erer.
- Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E.2021/11767, K.2021/12685, 08.11.2021 Kesin yetki: iki mahkeme de yetkisizlik verirse yargı yeri belirlenir. Kayyım atanması istemiyle açılan davada iki ayrı sulh hukuk mahkemesi karşılıklı yetkisizlik kararı vermiş; biri kişinin yerleşim yeri adresine, diğeri 3561 sayılı Kanun’a dayalı taleplerde TMK m.430/2 gereğince taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğuna ve bu yetkinin kesin bulunduğuna dayanmıştı. Daire, kayyımlığın üç türünü, m.403‘e göre kayyımın belirli işleri görmek ya da malvarlığını yönetmek için atandığını, m.411‘e göre vesayet işlerinde yetkinin küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet dairelerine ait olduğunu ve m.430‘daki ikili ayrımı hatırlattıktan sonra şu ilkeyi tekrarladı: “Kayyım atanmasına ilişkin davada kesin yetki söz konusu olup, bu yön kamu düzenine ilişkindir.” HMK m.21 ve 22 uyarınca yargı yeri oybirliğiyle belirlendi.
Kayyım ile vasi arasındaki fark nedir?
Vasi, vesayet altına alınan kişinin genel olarak temsili için atanır. Kayyım ise TMK m.403 uyarınca belirli işleri görmek ya da malvarlığını yönetmek için atanır ve kural olarak kısıtlama gerektirmez. TMK m.403/3 ve m.431 uyarınca vasinin atanmasına ilişkin hükümler, aksi belirtilmiş olmadıkça kayyım atanması hakkında da uygulanır.
Kaç tür kayyımlık vardır?
Türk Medeni Kanunu’nda üç tür düzenlenmiştir: temsil kayyımlığı (m.426), yönetim kayyımlığı (m.427) ve isteğe bağlı kayyımlık (m.428). Yargıtay, bu düzenlemelerin hukuki sonuçlarının birbirinden farklı olduğunu; atanma şartları ile sona erme bakımından ayrı hükümlere tabi bulunduğunu vurgulamaktadır.
Adresi bilinmeyen malik için hangi kayyım atanır?
Yönetim kayyımı. Yargıtay’a göre m.426 kapsamında temsil kayyımı atanabilmesi için maddede tahdidi olarak sayılan üç sebepten birinin varlığı şarttır; malikin kim ve nerede olduğunun bilinmemesi bunlardan biri değildir. Bu durumlarda kişiye ancak TMK m.427 kapsamında yönetim kayyımı atanabilir.
Kayyım davasında hangi mahkeme yetkilidir?
TMK m.430 ikili ayrım yapar: temsil kayyımı, kendisine kayyım atanacak kimsenin yerleşim yeri vesayet makamı tarafından; yönetim kayyımı ise malvarlığının büyük bölümünün yönetildiği veya temsil edilen kimsenin payına düşen malların bulunduğu yer vesayet makamı tarafından atanır. Görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir.
Kişi sonradan taşınırsa yetkisizlik kararı verilir mi?
Hayır. Hukuk Genel Kurulu, kayyım atanmasına ilişkin davada kesin yetki bulunduğunu ve bu yönün kamu düzenine ilişkin olduğunu belirttikten sonra, kayyımlık altına alınması istenilen kişinin dava tarihinden sonra yerleşim yerinin değişmesi hâlinde mahkemece yetkisizlik kararı verilemeyeceğini kabul etmiştir.
Kayyım olarak mutlaka Defterdar mı atanır?
Hayır. 3561 sayılı Kanun, yalnızca TMK m.427 kapsamındaki yönetim kayyımlığında ve Hazinenin hak ve menfaatinin bulunduğunun anlaşılması hâlinde mahallin en büyük mal memurunun atanmasını öngörür. Yargıtay, m.426’da kayyım olarak atanacak kişinin belirtilmediğini; temsil kayyımlığında en büyük mal memurunun atanmasının yasal bir zorunluluk olmadığını belirtmiştir.
Kayyımlık ne zaman sona erer?
İki tür farklı hükümlere tabidir. Temsil kayyımlığı TMK m.477/1 uyarınca işin tamamlanmasıyla kendiliğinden sona erer. Yönetim kayyımlığı ise m.477/2 gereği kayyımın atanmasını gerektiren sebebin ortadan kalkması veya kayyımın görevden alınmasını gerektiren sebeplerle vesayet makamının kararıyla sona erer.
Mahkeme kendiliğinden araştırma yapar mı?
Evet. Vesayete ilişkin hükümler kamu düzeni ile yakından ilgili olduğundan mahkeme, taleple bağlı olmaksızın kendiliğinden araştırma ilkesi gereği gerekli araştırmayı yapar. Yönetim kayyımı istenen hâllerde bu araştırma tapu tedavülleri, vergi kayıtları, nüfus aile kayıtları ve varsa mirasçılık belgeleri üzerinden yürütülür.
- 4721 sayılı TMK m.403 — Vasi ve kayyım
- 4721 sayılı TMK m.426 — Temsil kayyımlığı
- 4721 sayılı TMK m.427 — Yönetim kayyımlığı
- 4721 sayılı TMK m.428 — İsteğe bağlı kayyımlık
- 4721 sayılı TMK m.430-431 — Yetki ve usul
- 4721 sayılı TMK m.477 — Kayyımlığın sona ermesi
- 3561 sayılı Kanun — Mal memurlarının kayyım tayin edilmesi
Bağlantılı başlıklar için vesayet davası, gaiplik kararı ve ortaklığın giderilmesi yazılarımıza bakabilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut olayın koşulları farklı sonuçlar doğurabilir.
Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce yürürlükteki metin doğrulanmalıdır.