Evlilik Birliğinin Sarsılması (TMK m.166): Kusur, İtiraz ve Bir Yıllık Süre

- TMK m.166/1: evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeleri beklenmeyecek derecede sarsılmışsa her iki eş de dava açabilir.
- Dava açmak için kusursuz olmak şart değildir; daha fazla kusurlu eşin bile dava hakkı vardır.
- Ancak boşanmaya karar verilebilmesi için davalının da az da olsa kusuru bulunmalıdır.
- Davacının kusuru daha ağırsa davalının itiraz hakkı vardır (m.166/2); itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse boşanmaya karar verilir.
- Eşit kusurda boşanmaya karar verilir, ancak eşit kusurlu eş lehine tazminata hükmedilemez.
- m.166/3: evlilik en az bir yıl sürmüşse anlaşmalı boşanma mümkündür.
- m.166/4: reddedilen boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren süre 14.11.2024’ten itibaren bir yıldır (önceden üç yıl).
Türkiye’de açılan boşanma davalarının büyük çoğunluğu tek bir maddeye dayanır: Türk Medeni Kanunu m.166. Halk arasındaki adı “şiddetli geçimsizlik”, kanundaki adı evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır.
Maddenin dört fıkrası vardır ve her biri farklı bir dava tipi kurar.
m.166/1 — genel boşanma sebebi
“Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.”
Bu fıkra bir genel sebeptir: kanunda sayılan zina, hayata kast, terk gibi özel sebeplerden farklı olarak belirli bir olaya bağlı değildir. Uygulamada hakaret, güven sarsıcı davranış, birlik görevlerini yerine getirmeme, eşe ve çocuklara ilgisizlik, ekonomik şiddet ve aile bireylerine karşı saygısızlık bu kapsamda değerlendirilir.
Kusur dengesi
| Durum | Sonuç |
|---|---|
| Davalı tamamen kusursuz | Dava reddedilir |
| Davacı daha ağır kusurlu, davalı itiraz ediyor | Kural olarak ret |
| Davacı daha ağır kusurlu, itiraz hakkın kötüye kullanılması | Boşanma |
| Eşit kusur | Boşanma — tazminat yok |
| Davalı daha ağır kusurlu | Boşanma + tazminat mümkün |
Boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmak gerekmez; daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı vardır. Ancak boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır.
m.166/2 — az kusurlu eşin itirazı
Davacının kusuru daha ağırsa davalının itiraz hakkı vardır. Buna karşılık itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evlilik birliğinin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.
Yani az kusurlu eşin karşı çıkması, tek başına davanın reddi için yeterli değildir; ancak boşanma kararı için de itirazın kötüye kullanma niteliği taşıdığının ayrıca ortaya konması gerekir.
Tazminat: kusur belirlemesinin asıl önemi
TMK m.174/1-2 uyarınca maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için tazminat isteyenin kusursuz veya diğer tarafa göre daha az kusurlu olması gerekir. Eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemez.
Bu nedenle taraflar boşanmanın kendisinden çok kusur oranını tartışır: kusur belirlemesi tazminatı, yoksulluk nafakasını ve dolaylı olarak velayet değerlendirmesini etkiler.
m.166/3 — anlaşmalı boşanma
- Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalıdır.
- Eşler birlikte başvurmalı ya da biri diğerinin davasını kabul etmelidir.
- Hâkim tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmelidir.
- Boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hakkındaki düzenleme hâkimce uygun bulunmalıdır.
- Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı kuralı uygulanmaz.
m.166/4 — fiilî ayrılık: artık bir yıl
14.11.2024 tarihli 7532 sayılı Kanun m.13 ile dördüncü fıkra değiştirilmiş ve önceki üç yıllık süre bir yıla indirilmiştir. Güncel metin: boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır.
Bu davada üç koşul aranır:
- Reddedilip kesinleşmiş bir boşanma davasının bulunması (dava şartıdır, resen gözetilir).
- Ret kararının kesinleşmesinden sonra ortak hayatın yeniden kurulamamış olması.
- Kesinleşmeden itibaren sürenin kesintisiz geçmesi.
Çocukların ihtiyaçlarını karşılamak, ölüm ya da düğün gibi haklı sebeplerin gerektirdiği hâller için bir araya gelmek, ortak hayatın yeniden kurulduğu anlamına gelmez. Bu davada kusur araştırması yapılmaz ve boşanma isteme hakkı yalnızca davacıya değil davalıya da tanınmıştır.
Ne yapmalı?
- Dava dilekçesinde her vakıayı ayrı ayrı ve tarihiyle yazın; genel ifadeler kusur belirlemesinde işe yaramaz.
- Her vakıa için hangi delille ispatlayacağınızı dilekçede gösterin (HMK m.119/1-f).
- Tanıklarınızın görgüye dayalı bilgi sahibi olmasına dikkat edin.
- Mesaj, kamera kaydı, banka hareketi ve sağlık raporu gibi yazılı ve teknik delilleri toplayın.
- Tazminat talep ediyorsanız kendi kusursuzluğunuzu da ortaya koyun.
- Fiilî ayrılığa dayanıyorsanız ret kararının kesinleşme tarihini ve ayrı yaşamayı ispat edecek delilleri hazırlayın.
- Anlaşmalı boşanmada protokolü nafaka, tazminat, velayet ve kişisel ilişki başlıklarında eksiksiz düzenleyin.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2006/1831, K.2006/8559, 31.05.2006 Davalı tamamen kusursuzsa boşanmaya karar verilemez. Daire, m.166‘ya göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek bulunmadığını, daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı olduğunu, ancak boşanma kararı verilebilmesi için “davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır” ilkesini ortaya koyar. m.166/2 yönünden de ölçüt gösterilir: “Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır.” Somut olayda evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı kuşkusuz görülmekle birlikte, bu sonuca ulaşılmasının tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklandığı ve davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmediği saptandı; isteğin reddi gerekirken boşanmaya karar verilmesi bozuldu.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2014/12897, K.2014/24034, 27.11.2014 Eşit kusurda boşanma verilir, ama tazminat verilmez. Yerel mahkeme kocayı daha ziyade kusurlu bularak boşanmaya hükmetmişti. Daire, taraflara yüklenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre “taraflardan birinin kusurunun diğerinden daha baskın olduğu söylenemez” diyerek eşit kusur tespiti yaptı. Ancak kararın sonucunu değiştirmedi: “eşit kusur durumunda da boşanmaya karar verileceğinden (TMK md.166/1), boşanma kararı hüküm sonucu olarak doğrudur” denilerek hükmün kusura ilişkin gerekçesi düzeltilerek onandı. Buna karşılık ikinci sonuç değişti: “Eşit kusurlu eş yararına manevi tazminata (TMK md.174/2) hükmolunamaz.” Hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak kabul edilen manevi tazminat talebinin reddi gerektiği belirtilerek bu yön bozuldu.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2016/5899, K.2017/11056, 16.10.2017 Hatalı ağır kusur belirlemesi tazminatı da sakatlar. Bu dosyada mahkeme erkeği ağır kusurlu kabul etmiş ve buna dayanarak kadın lehine maddi ve manevi tazminata hükmetmişti. Daire, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerektiğini belirledi ve kuralı yineledi: “Boşanma sebebiyle maddi-manevi tazminata hükmedilebilmesi için, tazminat talep eden tarafın kusursuz veya diğer tarafa göre daha az kusurlu olması gerekmektedir. Eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemez.” Bu nedenle kadının TMK m.174/1-2 kapsamındaki isteğinin reddi gerekirken kabulü bozma sebebi sayıldı. Karar, boşanma davalarında asıl çekişmenin neden kusur oranı üzerinde yoğunlaştığını somut olarak göstermektedir.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2021/9161, K.2021/10013, 23.12.2021 Fiilî ayrılık süresi dolmuşsa dava kabul edilmelidir. Erkek, önce TMK m.172 uyarınca ayrılık kararı sonrasında ortak hayatın kurulamadığından bahisle dava açmış; ardından 02.03.2018‘de m.166/son‘a dayanarak fiilî ayrılık sebebiyle boşanma istemiş ve davalar birleştirilmişti. Bölge Adliye Mahkemesi, fiilî ayrılık süresinin dolmadığı gerekçesiyle bu davayı reddetmişti. Daire dosyadaki tarihleri karşılaştırdı: erkeğin önceki boşanma davasının reddine karar verildiği ve bu kararın 28.02.2015‘te kesinleştiği, yeni davanın ise 02.03.2018‘de açıldığı, o tarihte aranan sürenin gerçekleştiği ve tarafların bu süre içinde ortak yaşamı kuramadıkları saptandı. “Bu durumda Türk Medeni Kanunu’nun 166/son maddesi koşulları gerçekleşmiştir” denilerek davanın kabulü gerektiği belirtildi ve ret kararı bozuldu.
Kusurlu olan eş boşanma davası açabilir mi?
Açabilir. TMK m.166’ya göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmak gerekmez; daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı vardır. Ancak boşanmaya karar verilebilmesi için davalının da az da olsa kusurunun bulunması ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Davalı tamamen kusursuzsa dava reddedilir. Ayrıca davacının kusuru daha ağırsa davalının itiraz hakkı doğar ve bu itiraz kural olarak davanın reddi sonucunu doğurur.
Eşim boşanmak istemiyorsa dava reddedilir mi?
Otomatik olarak reddedilmez. TMK m.166/2 uyarınca itiraz hakkı, yalnızca davacının kusurunun daha ağır olduğu hâllerde söz konusudur. Bu hâlde bile itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evlilik birliğinin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Buna karşılık az kusurlu eşin karşı çıktığının tespiti tek başına boşanma kararı için de yeterli değildir; her iki yönün de ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Eşit kusurluysak boşanabilir miyiz?
Evet. Eşit kusur durumunda da TMK m.166/1 uyarınca boşanmaya karar verilir; kusurun eşit olması boşanma kararına engel değildir. Yargıtay, mahkemenin hatalı ağır kusur belirlemesi yaptığı hâllerde boşanma hükmünü bozmayıp gerekçesini düzelterek onamaktadır. Değişen tek şey tazminattır: TMK m.174/1-2 uyarınca eşit kusurlu eş yararına maddi ya da manevi tazminata hükmedilemez. Yoksulluk nafakası bakımından ise eşit kusur talebi engellemez.
Boşanmada tazminat almanın şartı nedir?
TMK m.174 uyarınca tazminat isteyen tarafın kusursuz ya da diğer tarafa göre daha az kusurlu olması gerekir. Maddi tazminat için mevcut veya beklenen bir menfaatin boşanma yüzünden zedelenmiş olması, manevi tazminat için ise boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarını saldırıya uğratmış olması aranır. Ağır ya da eşit kusurlu taraf lehine tazminata hükmedilemez. Bu nedenle boşanma davalarında asıl çekişme çoğu kez boşanmanın kendisi değil kusur oranıdır.
Anlaşmalı boşanma için ne kadar evli olmak gerekir?
TMK m.166/3 uyarınca evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir. Ayrıca eşlerin birlikte başvurması ya da birinin diğerinin davasını kabul etmesi, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini gözeterek protokolde değişiklik yapabilir; bu değişiklikler taraflarca da kabul edilirse boşanmaya hükmolunur.
Davam reddedilirse ne kadar sonra yeniden açabilirim?
TMK m.166/4, 14.11.2024 tarihli 7532 sayılı Kanun ile değiştirilmiş ve önceki üç yıllık süre bir yıla indirilmiştir. Buna göre boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. Süre ret kararının verildiği tarihten değil, kesinleştiği tarihten işlemeye başlar.
Fiili ayrılık davasında kusur araştırılır mı?
Hayır. TMK m.166/4’e dayanan davada mahkemenin kusur araştırması yapmasına gerek yoktur; koşulların gerçekleşmesi boşanma için yeterlidir. Ayrıca boşanma isteme hakkı, önceki davayı hangi tarafın açtığına bakılmaksızın her iki eşe de tanınmıştır. Bununla birlikte tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri gündeme geldiğinde kusur yine değerlendirme konusu olabilir. Ortak hayatın yeniden kurulmadığı vakıasının ispat yükü ise davacıdadır.
Bir kez bir araya gelmek süreyi keser mi?
Ortak hayatın yeniden kurulmasından kastedilen, evlenmenin genel hükümlerinde tanınan hakların kullanılması ve yükletilen görevlerin yerine getirilmesini üstlenecek şekilde eşlerin bir araya gelmesidir. Yargıtay içtihatlarında benimsendiği üzere çocukların ihtiyaçlarını karşılamak, ölüm ya da düğün gibi haklı sebeplerin gerektirdiği hâller için bir araya gelmek bu kapsamda sayılmaz ve süreyi kesmez. Buna karşılık ortak konutta yeniden birlikte yaşamaya başlanması süreyi sıfırlar.
- 4721 sayılı TMK m.166 — Evlilik birliğinin sarsılması
- 4721 sayılı TMK m.161-165 — Özel boşanma sebepleri
- 4721 sayılı TMK m.170-172 — Boşanma ve ayrılık kararı
- 4721 sayılı TMK m.174 — Maddi ve manevi tazminat
- 4721 sayılı TMK m.175 — Yoksulluk nafakası
- 4721 sayılı TMK m.185 — Evlilik birliğinin genel hükümleri
- 4721 sayılı TMK m.197 — Birlikte yaşamaya ara verilmesi
- 7532 sayılı Kanun m.13 (14.11.2024) — m.166/4’te süre değişikliği
- 6100 sayılı HMK m.119, 190 — Dilekçe içeriği ve ispat yükü
Bağlantılı başlıklar için boşanma davası nasıl açılır, boşanmada maddi ve manevi tazminat, boşanma davası ne kadar sürer ve velayet nedir yazılarımıza bakabilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut olayın koşulları farklı sonuçlar doğurabilir.
Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce yürürlükteki metin doğrulanmalıdır.