Bağışlama Sözleşmesi (TBK m. 285-298): Şekil, Türleri ve Geçerlilik Şartları

Kısaca
- Bağışlama, bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere malvarlığından bağışlanana karşılıksız bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 285).
- Henüz edinilmemiş bir haktan feragat ve mirasın reddi bağışlama değildir.
- Ahlakî bir ödevin yerine getirilmesi de bağışlama sayılmaz.
- Şekil, bağışlanan malın niteliğine göre değişir: taşınırda elden bağışlama şekle bağlı değildir.
- Bağışlama sözü verme yazılı, taşınmaz veya taşınmaz üzerindeki aynî hakkın bağışlanması sözü verme resmî şekle tabidir (TBK m. 288).
- Şekle aykırı bağışlama sözü yerine getirilirse elden bağışlama hükmündedir; ancak bu kural resmî şekle bağlı bağışlamalarda uygulanmaz.
- Taşınmazlarda elden bağışlama mümkün değildir; tapuda resmî işlem zorunludur.
- Bağışlama koşula bağlanabilir veya yükleme (mükellefiyet) içerebilir (TBK m. 290-291).
- Resmî senette “kayıtsız, şartsız, bedelsiz” yazıyorsa, soyut tanık beyanıyla şart ispatlanamaz.
- Buna karşılık resmî senette yer almayan idarî karar ve belgelerden koşul anlaşılabiliyorsa bunlara değer verilir.
- Bağışlama, TBK m. 295’teki üç sebepten biri varsa geri alınabilir.
- Geri alma hakkı, sebebin öğrenildiği günden itibaren bir yıllık hak düşürücü süreye tabidir (TBK m. 297).
Bağışlama, hukukun en yalın görünen ama uygulamada en çok tartışma çıkaran sözleşmelerinden biridir. Bir baba oğluna taşınmaz devreder; bir kişi vakfa arsa bağışlar; bir anne çocuğuna para gönderir. Yıllar sonra aynı işlem mahkemeye taşınır ve tek bir soru sorulur: bu gerçekten bağış mıydı, ve öyleyse geçerli miydi?
Aşağıda bağışlamanın tanımı, sınırları, şekil kuralları, koşullu ve yüklemeli bağışlamanın ispatı ile geri alma rejimi güncel Yargıtay kararlarıyla ele alınmaktadır.
Kanunî dayanak
Tanım ve sınırlar TBK m. 285’tedir:
“Bağışlama sözleşmesi, bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere, malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir.
Henüz edinilmemiş olan bir haktan feragat etmek veya bir mirası reddetmek, bağışlama değildir.
Ahlaki bir ödevin yerine getirilmesi de bağışlama sayılmaz.”
Şekil, TBK m. 288’de üç fıkra hâlinde düzenlenmiştir:
“Bağışlama sözü vermenin geçerliliği, bu sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.
Bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği, ancak resmi şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.
Şekle uyulmaması sebebiyle geçersiz olan bağışlama sözü verme, bağışlayan tarafından yerine getirildiğinde, elden bağışlama hükmündedir. Ancak, geçerliliği resmi şekle bağlanmış olan bağışlamalarda bu hüküm uygulanmaz.”
Elden bağışlama TBK m. 289’da tanımlanmıştır:
“Elden bağışlama, bağışlayanın bir taşınırını bağışlanana teslim etmesiyle kurulmuş olur.”
Geri alma sebepleri TBK m. 295’te sayılmıştır:
“Bağışlayan, aşağıdaki durumlardan biri gerçekleşmişse, elden bağışlamayı veya yerine getirdiği bağışlama sözünü geri alabilir ve bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde, bağışlama konusunun geri verilmesini isteyebilir:
1. Bağışlanan, bağışlayana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse.
2. Bağışlanan, bağışlayana veya onun ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranmışsa.
3. Bağışlanan, yüklemeli bağışlamada haklı bir sebep olmaksızın yüklemeyi yerine getirmemişse.”
Süre ve mirasçılara geçiş TBK m. 297’de düzenlenmiştir:
“Bağışlayan, geri alma sebebini öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alabilir.
Bağışlayan bir yıllık süre dolmadan ölürse, geri alma hakkı mirasçılarına geçer ve mirasçıları bu sürenin sona ermesine kadar bu hakkı kullanabilirler.
Bağışlayan, sağlığında geri alma sebebini öğrenememişse, mirasçıları, ölümünden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alma hakkını kullanabilirler.”
Bağışlanan malın niteliğine göre şekil
| Bağışlanan | Bağışlama sözü verme | Fiilen yerine getirme | Sonuç |
|---|---|---|---|
| Taşınır mal | Yazılı şekil | Teslimle kurulur | Şekle aykırılık ifa ile giderilir |
| Alacak / hak | Yazılı şekil | Devir işlemiyle | Devir yazılı olmalıdır |
| Araç, hisse, para | Yazılı şekil | Zilyetliğin geçirilmesiyle | Bedelsiz devir geçerlidir |
| Taşınmaz | Resmî şekil | Tapuda tescil | Şekle aykırılık ifa ile giderilmez |
| Taşınmaz üzerindeki aynî hak | Resmî şekil | Tapuda tescil | Adi yazılı işlem geçersizdir |
| Koşullu / yüklemeli bağışlama | Malın niteliğine göre | Koşulun kabulü gerekir | Yükleme ifa edilmezse geri alınabilir |
Kritik nokta: Taşınmaz bağışında şekil, yalnızca bir ispat kuralı değil geçerlilik şartıdır; üstelik şekle aykırılığın ifa ile giderilmesi kuralı burada uygulanmaz. Yani “adi yazılı sözleşmeyle bağışladım, sonra da fiilen teslim ettim” savunması taşınmazlarda sonuç doğurmaz. Buna karşılık taşınırlarda, alacaklarda ve haklarda durum tamamen tersidir: zilyetliğin devri için özel bir geçerlilik şekli öngörülmediğinden, bir aracın ya da paranın bağış amacıyla bedelsiz devredilmesi hukuken geçerlidir. Bu ayrım, muris muvazaası davalarında sonucu doğrudan belirler: taşınmazda gizli bağış şekil eksikliğinden geçersiz sayılırken, taşınırda gizli bağış geçerli kabul edilir ve mirasçının elinde yalnızca tenkis yolu kalır.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Bağışın konusunu belirleyin. Taşınır mı taşınmaz mı — şekil kuralı buna göre değişir.
- Taşınmazda mutlaka tapuya gidin. Adi yazılı bağış sözleşmesi geçersizdir ve ifa ile geçerli hâle gelmez.
- Koşulu resmî senede yazdırın. “Kayıtsız şartsız” ibaresi, sonradan ileri sürülecek şartı çürütür.
- Yüklemeyi somut yazın. Ne yapılacak, ne zamana kadar, hangi ölçüde — belirsizlik geri alma hakkını zayıflatır.
- Yüklemenin kabul edildiğini belgeleyin. Yükleme, bağışlanan tarafından kabul edilmedikçe hüküm ifade etmez.
- İdarî karar ve yazışmaları saklayın. Resmî senette yer almasa da bunlardan koşul anlaşılabiliyorsa değer verilir.
- Tanık deliline tek başına güvenmeyin. Maddî delille desteklenmeyen soyut tanık anlatımı yeterli sayılmaz.
- Taşınır bağışında teslim tarihini kayıt altına alın. Elden bağışlama teslimle kurulur.
- Para transferlerinde açıklama yazın. “Bağış” mı “emanet” mi “borç” mu — sonraki nitelendirmeyi bu belirler.
- İnançlı işlemi yazılı yapın. “Benim adıma alacaksın” düzeni yazılı belgeye bağlanmazsa ispatlanamaz.
- Bir yıllık süreyi kaçırmayın. Geri alma sebebini öğrendiğiniz günden itibaren bir yıl geçerse hak düşer.
- Mirasçı sıfatınızı kontrol edin. Süre dolmadan ölüm hâlinde geri alma hakkı mirasçılara geçer.
Yargıtay kararlarıyla
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/5580, K. 2022/7681, 22.11.2022
Taşınırda gizli bağış geçerlidir, taşınmazda değil: Mirasbırakanın ticari minibüsü oğluna satış göstererek devretmesi üzerine açılan muris muvazaası davasında Daire, iki rejimi karşılaştırmıştır. Önce genel kural: “muvazaada, gizli işlem şekle bağlıysa ve bu gizli işleme ilişkin irade açıklamaları şekle uygun yapılmamışsa, görünüşteki işlem yapılırken yasaların öngördüğü şekle uyulmuş olması, gizli işlemdeki şekle aykırılığı gidermez.” Ardından ayrım: “taşınmaz mallar dışındaki değerlerde, eş söyleyişle taşınır mal, alacak ve haklarda, zilyetliğin geçişi yollarından olan kısa elden teslim, zilyetliğin havalesi ve hükmen teslim ile bağışlama yapılabileceği, burada özel olarak bir biçim öngörülmediği kuşkusuzdur.” Sonuç: “taşınmazların şekil şartına bağlı olmaksızın elden bağışlanabilme olanağı bulunmadığı halde; taşınır mallar ve alacakların zilyetliğinin devri konusunda bir geçerlik şekli öngörülmediğinden, hukuken taşınır eşya niteliğinde sayılan değerlerin bağışlanması ya da bağış amacıyla bedelsiz olarak devredilmesi işlemi hukuken geçerlidir.” Bu nedenle iptal ve tescil isteminin reddi doğru bulunmuş, yalnızca tenkis hesabındaki eksiklik saptanmıştır. Sonuç: Dairenin önceki bozma kararının düzeltilmesine gerek görülmemiş, dosya temyiz incelemesi için Hukuk Genel Kuruluna GÖNDERİLMİŞTİR (oy birliği).
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/3411, K. 2025/6137, 23.12.2025
Koşul kanıtlansa bile ihlâlin kusura dayanması gerekir: Bir kooperatif, sağlık ocağı yapılması için taşınmazını Hazineye “kayıtsız ve şartsız” bağışlamış; yıllar sonra amaç gerçekleşmediği için bağıştan dönmüştü. Daire önce koşulun ispatı bakımından geniş bir çerçeve kabul etmiştir: “resmi sözleşmede yer almamakla ve sözleşme eki olmamakla birlikte mülkiyetin naklinin dayanağını teşkil eden idari karar veya sair belgelerden temlikin koşula bağlandığı anlaşılabiliyorsa bu olgulara değer verilmesi de zorunludur.” Geri alma hakkının niteliğini de açıklamıştır: “bağıştan dönme(rücu), kurulmuş olan bir sözleşmeyi sonradan ortaya çıkan sebeplere göre sona erdiren yenilik doğurucu bir hak olduğundan, bağışlanan ancak dönme(rücu) anında elinde kalan miktarı vermekle yükümlüdür.” Somut olayda bina yapılmış, ancak deprem yönetmeliği uyarınca beton dayanımının yetersizliği saptanarak yıkım dosyası hazırlanmıştı. Daire sonucu şöyle bağlamıştır: “davalıya kusur atfedilemeyeceğinden bağışlama koşulunun yerine getirilmediğini söyleyebilme olanağı yoktur.” Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı BOZULMUŞTUR (oy birliği).
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/2267, K. 2022/5677, 13.09.2022
Koşul, senedin dışındaki belgelerden de anlaşılabilir: Koşullu bağışlamaya ilişkin bu kararda Daire, bir yandan bağışlayanın imkânlarını sıralamıştır: bağışlayan koşullu ya da yüklemeli bağışta bulunmuşsa, hukuka ve ahlaka aykırı ya da imkânsız olmadığı sürece koşulun yerine getirilmesini isteyebilir; haklı sebep olmaksızın yerine getirilmezse bağıştan dönme hakkını kullanıp verdiğini geri isteyebilir. Öte yandan koşulun ispatı bakımından belirleyici bir açılım yapmıştır: “resmi sözleşmede yer almamakla ve sözleşme eki olmamakla birlikte mülkiyetin naklinin dayanağını teşkil eden idari karar veya sair belgelerden temlikin koşula bağlandığı anlaşılabiliyorsa bu olgulara değer verilmesi de zorunludur. Bu itibarla tarafların gerçek iradelerinin ve bağışlayanın asıl amacının ortaya çıkarılması gerekir.” Sonuç: Hüküm ONANMIŞTIR (oy birliği).
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/7024, K. 2022/7852, 19.12.2022
“Bağış” savunması da yazılı belge ister: Taşınmazını satıp parayı kızlarına veren ve onların kendi adına taşınmaz almasını bekleyen davacı, taşınmazlar kızları adına alınınca dava açmıştı. Daire önce inançlı işlem iddiasını değerlendirmiştir: “Davalılar adına alınan, dava konusu taşınmazların, davacının gönderdiğini iddia ettiği paralarla alındığına ve istenildiği takdirde taşınmazların davacıya iade edileceğine dair yazılı bir belge bulunmadığından, dosya kapsamında inançlı işlem varlığından bahsedilemeyecektir.” Davalının “bunlar bana bağıştı” savunmasını da aynı ölçütle ele almıştır: “taşınmazların bağış yoluyla temlikinin geçerliliği resmi şekil şartına bağlıdır. Ortada resmi olarak yapılmış bir bağış sözleşmesi yoktur. Dolayısıyla, dava konusu taşınmazların bağış yoluyla devredildiği de söylenemez.” Paranın bağış amacıyla verildiği varsayılsa bile geri alma koşullarının oluşmadığı belirtilmiştir. Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararı KALDIRILMIŞ, yerel mahkeme hükmü BOZULMUŞTUR (oy birliği).
Kararlar birlikte okunduğunda bağışlamanın uygulamadaki dört ayrım noktası ortaya çıkar. Birincisi şeklin mala göre değişmesidir. Kanun bağışlamayı tek bir şekil kuralına bağlamamış, bağışlanan malvarlığı değerinin niteliğine göre kademelendirmiştir. Bağışlama sözü verme yazılı şekle tabidir; ancak konu bir taşınmaz ya da taşınmaz üzerindeki aynî hak ise resmî şekil aranır. Taşınırlarda ise elden bağışlama teslimle kurulur ve ayrı bir geçerlilik şekli aranmaz. Bunun en çarpıcı sonucu, şekle aykırılığın ifa ile giderilmesi kuralının uygulanma alanıdır: yazılı yapılması gereken bir bağışlama sözü fiilen yerine getirilirse elden bağışlama hükmünde sayılır ve artık geçersizliği ileri sürülemez; buna karşılık resmî şekle bağlı bağışlamalarda bu kural işlemez. Taşınmaz bağışında tapu dışında yapılmış hiçbir işlem, sonradan fiilen yerine getirilse bile geçerli hâle gelmez.
İkincisi muris muvazaası davalarındaki yansımadır. Görünürde satış, gerçekte bağış olan işlemlerde görünüşteki işlem tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı için sonuç doğurmaz. Gizli işlemin akıbeti ise şekle bağlıdır: taşınmazda gizli bağış resmî şekle uyulmadığı için geçersizdir ve mirasçılar tapu iptali isteyebilir. Taşınır mallarda, alacaklarda ve haklarda ise gizli bağış geçerlidir; çünkü zilyetliğin devri için geçerlilik şekli öngörülmemiştir. Bu ayrımın pratik sonucu şudur: mirasbırakanın aracını, hissesini ya da parasını bedelsiz devretmesi hâlinde mirasçıların elinde iptal ve tescil değil, yalnızca tenkis yolu kalır.
Üçüncüsü koşul ve yüklemenin ispatıdır ve burada iki karar birbirini tamamlar. Resmî senette bağışın “kayıtsız ve şartsız” yapıldığı yazılı olması, koşulun varlığını kesin biçimde ortadan kaldırmaz: mülkiyetin naklinin dayanağını oluşturan idarî karar, protokol ya da resmî yazışmalardan temlikin koşula bağlandığı anlaşılabiliyorsa bu olgulara değer verilmesi zorunludur; bu belgeler resmî akitten ayrık tutulamaz. Ancak buradaki ölçüt yazılı bir dayanağın varlığıdır. Salt tanık anlatımına dayanan, maddî delille desteklenmeyen bir şart iddiası ispata elverişli sayılmaz. Bu nedenle kamu kurumlarına, belediyelere ya da vakıflara yapılan amaçlı bağışlarda tahsis kararı, protokol, meclis kararı ve kurumlar arası yazışmaların saklanması hayatî önemdedir.
Dördüncüsü geri alma rejiminin dar yorumlanmasıdır. Kanun koyucu geri alma sebeplerinin ilk iki bendini mirastan ıskat sebepleriyle paralel kurmuş ve böylece bağışlananı bağışlayanın sürekli baskısından korumak istemiştir. Bunun sonucu açıktır: gündelik anlaşmazlıklar, kırgınlıklar ya da beklentilerin karşılanmaması geri alma sebebi değildir; olayın kapsamı, niteliği ve özellikle vahamet derecesi ölçülmelidir. Yüklemeli bağışta da benzer bir sınır vardır: yüklemenin yerine getirilmemesi tek başına yetmez, bunun haklı bir sebep olmaksızın gerçekleşmiş olması gerekir. Deprem yönetmeliği gibi sonradan doğan ve bağışlanana kusur olarak yüklenemeyecek engeller varsa koşulun ihlâlinden söz edilemez. Buna bir de süre kilidi eklenir: geri alma hakkı, sebebin öğrenildiği günden itibaren bir yıllık hak düşürücü süreye tabidir; bağışlanan da ancak dönme anında elinde kalan miktarı iade etmekle yükümlüdür. Bağışlayan süre dolmadan ölürse hak mirasçılara geçer; sebebi sağlığında öğrenememişse mirasçılar ölümden itibaren bir yıl içinde kullanabilirler. Ayrıntılı değerlendirme için bağışlamadan dönme ve geri alma yazımıza bakılabilir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Doğrusu |
|---|---|
| Taşınmazı adi yazılı sözleşmeyle bağışlamak | Resmî şekil geçerlilik şartıdır |
| “Teslim ettim, artık geçerlidir” demek | Bu kural resmî şekle bağlı bağışlamalarda uygulanmaz |
| Şartı senede yazdırmamak | “Kayıtsız şartsız” ibaresi sonradan aşılamaz |
| Şartı yalnızca tanıkla ispata çalışmak | Yazılı dayanak aranır; soyut tanık anlatımı yetmez |
| Yüklemenin kabul edildiğini belgelememek | Yükleme kabul edilmedikçe hüküm ifade etmez |
| İnançlı işlemi yazılı yapmamak | Yazılı belge yoksa inançlı işlem ispatlanamaz |
| Para transferine açıklama yazmamak | Bağış mı borç mu — nitelendirme buna bağlıdır |
| Bir yıllık süreyi kaçırmak | Geri alma hakkı hak düşürücü süreye tabidir |
| Taşınırda tapu iptali istemek | Taşınırda gizli bağış geçerlidir; yol tenkistir |
Bağışlama sözleşmesi nedir?
Bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere, malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir.
Neler bağışlama sayılmaz?
Henüz edinilmemiş bir haktan feragat etmek, mirası reddetmek ve ahlakî bir ödevin yerine getirilmesi bağışlama sayılmaz.
Bağışlama şekle bağlı mı?
Bağışlanan malın niteliğine göre değişir. Bağışlama sözü verme yazılı, taşınmaz veya taşınmaz üzerindeki aynî hakkın bağışlanması sözü verme resmî şekle tabidir.
Elden bağışlama nedir?
Bağışlayanın bir taşınırını bağışlanana teslim etmesiyle kurulan bağışlamadır. Ayrı bir geçerlilik şekli aranmaz.
Taşınmaz elden bağışlanabilir mi?
Hayır. Taşınmazların şekil şartına bağlı olmaksızın elden bağışlanması mümkün değildir; tapuda resmî işlem zorunludur.
Şekle aykırı bağışlama sonradan geçerli olur mu?
Yazılı şekle tabi bağışlama sözü yerine getirilirse elden bağışlama hükmündedir. Ancak bu kural resmî şekle bağlı bağışlamalarda uygulanmaz.
Araç veya şirket hissesi bağışlanabilir mi?
Evet. Taşınır niteliğindeki değerlerin bağış amacıyla bedelsiz devri hukuken geçerlidir.
Bağışlama şarta bağlanabilir mi?
Evet. Bağışlama bir koşula bağlanabilir ya da bağışlanana bir yükleme (mükellefiyet) getirilebilir.
Şartı nasıl ispatlarım?
En sağlamı resmî senede yazdırmaktır. Senette yer almasa da devrin dayanağını oluşturan idarî karar veya belgelerden koşul anlaşılabiliyorsa bunlara değer verilir.
Sadece tanıkla şart ispatlanır mı?
Yargıtay uygulamasında maddî delillerle desteklenmeyen soyut tanık anlatımları yeterli görülmemektedir; protokol, tahsis kararı ve resmî yazışma gibi yazılı dayanaklar aranır.
Bağışladığım malı geri alabilir miyim?
Ancak TBK m. 295’teki üç sebepten biri varsa: ağır suç, kanundan doğan yükümlülüklere önemli aykırılık ya da yüklemenin haklı sebep olmaksızın yerine getirilmemesi.
Geri alma süresi ne kadar?
Sebebin öğrenildiği günden başlayarak bir yıldır ve hak düşürücü niteliktedir.
Geri alma hakkı mirasçılara geçer mi?
Bağışlayan bir yıllık süre dolmadan ölürse hak mirasçılarına geçer. Sebebi sağlığında öğrenememişse mirasçılar ölümden itibaren bir yıl içinde kullanabilirler.
Satış gösterilen bağış ne olur?
Görünüşteki satış muvazaa nedeniyle geçersizdir. Gizli bağış taşınmazda şekil eksikliğinden geçersiz, taşınırda ise geçerlidir. Muris muvazaası yazımıza bakabilirsiniz.
Bağış mirasçılarımın payını etkiler mi?
Evet. Saklı paylı mirasçılar koşulları varsa tenkis isteyebilirler. Tenkis davası yazımıza bakabilirsiniz.
İlgili mevzuat
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 285 — Bağışlamanın tanımı ve sınırları
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 286-287 — Bağışlama ehliyeti
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 288 — Bağışlama sözü vermenin şekli
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 289 — Elden bağışlama
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 290-291 — Koşullu ve yüklemeli bağışlama
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 292-294 — Bağışlayanın hakları ve sorumluluğu
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 295-296 — Geri alma ve sözden dönme
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 297-298 — Süre, mirasçılara geçiş ve ölüm
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 19, 26 — Muvazaa ve sözleşme özgürlüğü
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 705-706 — Tescil ve resmî şekil
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 510, 565 vd. — Iskat ve tenkis
- 2644 sayılı Tapu Kanunu m. 26 — Tapuda resmî senet
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: bağışlamadan dönme ve geri alma, muris muvazaası, tenkis davası, muvazaa, ispat yükü.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayda sonuç, bağışın konusuna ve resmî senedin içeriğine göre değişir. Bağış yaparken şartı senede yazdırmak, bağış alırken de işlemi doğru şekilde yapmak sonraki tüm tartışmaları önler.