Bağışlanan Taşınmaz Geri Alınabilir mi? Bağışlamadan Dönme ve Bir Yıllık Süre (TBK 295)

Kısaca
- Bağışlama, TBK m. 285’e göre bağışlayanın malvarlığından karşılıksız bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir; karşılık varsa artık bağışlama yoktur.
- Bağışlamadan dönme (rücu), bağışlayanın tek taraflı ve bağışlanana ulaşması gereken beyanıyla ilişkiyi geçmişe etkili olarak sona erdiren yenilik doğurucu bir haktır.
- Geri alma sebepleri TBK m. 295’te üç bentle sınırlı sayıda sayılmıştır: ağır suç, kanundan doğan yükümlülüklere önemli aykırılık, yüklemenin haklı sebep olmaksızın yerine getirilmemesi.
- Yargıtay, m. 295/1 ve 2’yi mirastan çıkarma sebeplerini düzenleyen TMK m. 510 ile paralel okur; “basit olaylar” rücu sebebi sayılmaz, olayın vahamet derecesi ölçülür.
- Süre kısadır: TBK m. 297 uyarınca geri alma sebebinin öğrenildiği günden itibaren bir yıl. Bu süre hak düşürücüdür, hâkim resen gözetir.
- Bağışlayan bir yıl dolmadan ölürse hak mirasçılara geçer; sebebi hiç öğrenememişse mirasçılar ölümden itibaren bir yıl içinde kullanır.
- Taşınmaz bağışlama sözü vermek TBK m. 288 gereği resmî şekle tabidir; tapuda “satış” gösterilen devirde bağıştan rücu hükümleri işlemez.
- Resmî senette “kayıtsız, şartsız ve bedelsiz” yazıyorsa, maddi delille desteklenmeyen soyut tanık anlatımı koşullu bağışı ispata yetmez.
- Buna karşılık koşul senede yazılmamış olsa da somut ve tutarlı delil bütünlüğü varsa mahkeme koşullu bağışın varlığını kabul edebilir.
- Henüz ifa edilmemiş bağışlama sözünden dönmenin ayrı bir rejimi vardır (TBK m. 296): mali durumun olağanüstü ağırlaşması ve yeni aile yükümlülükleri de sözü geri alma sebebidir.
- Geri verme borcu, bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsündedir; tüketilen değerler için sınırsız iade istenemez.
- Rücu talebi reddedilse bile saklı pay ihlali varsa terditli tenkis istemi ayrıca incelenmelidir.
Kısa cevap: Geri alma sebepleri TBK m.295’te üç bentle sınırlı sayıda sayılmıştır: ağır suç, kanundan doğan yükümlülüklere önemli aykırılık ve yüklemenin haklı sebep olmaksızın yerine getirilmemesi. Süre kısadır: TBK m.297 uyarınca geri alma sebebinin öğrenildiği günden itibaren bir yıldır; bu süre hak düşürücüdür ve hâkim resen gözetir.
Bir taşınmazını çocuğuna bağışlayan yaşlı bir kişi, aradan geçen yıllarda beklediği ilgiyi görmediğinde ilk sorduğu soru hep aynıdır: “Verdiğimi geri alabilir miyim?” Hukuk bu soruya kategorik bir “evet” ya da “hayır” vermez. Bağışlama, kurulduğu anda mülkiyeti karşı tarafa geçiren geçerli bir sözleşmedir; kanun onu geri almayı ancak dar ve sayılı hâllerde, üstelik çok kısa bir süreye bağlayarak mümkün kılar.
Uygulamada davaların büyük çoğunluğu esasa hiç gelmeden kaybedilir. Bir kısmı bir yıllık hak düşürücü süre geçtiği için, bir kısmı devir tapuda “satış” göründüğü için, bir kısmı da ileri sürülen olaylar kanunun aradığı ağırlığa ulaşmadığı için reddedilir. Bu yazı, bağışlamadan dönme kurumunu bu üç eşik üzerinden ele alıyor.
Kanunî dayanak
Kurumun çerçevesini 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun bağışlamaya ilişkin hükümleri çizer. Önce sözleşmenin tanımı:
TBK m. 285/1 — “Bağışlama sözleşmesi, bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere, malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir.”
Taşınmazlarda şekil, davanın kaderini belirleyen ilk süzgeçtir:
TBK m. 288 — “Bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği, ancak resmî şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.
Şekle uyulmaması sebebiyle geçersiz olan bağışlama sözü verme, bağışlayan tarafından yerine getirildiğinde elden bağışlama hükmündedir. Ancak, geçerliliği resmî şekle bağlanmış olan bağışlamalarda bu hüküm uygulanmaz.”
Koşul ve yükleme, uygulamadaki üçüncü bendin zeminidir:
TBK m. 290/1 — “Bağışlama, bir koşula bağlanarak yapılabilir.”
TBK m. 291/1-2 — “Bağışlayan, bağışlamasına yüklemeler koyabilir. Bağışlayan, sözleşme gereğince bağışlanan tarafından kabul edilmiş olan yüklemelerin yerine getirilmesini isteyebilir.”
Asıl hüküm, geri alma sebeplerini sınırlı sayıda düzenleyen maddedir:
TBK m. 295 — “Bağışlayan, aşağıdaki durumlardan biri gerçekleşmişse, elden bağışlamayı veya yerine getirdiği bağışlama sözünü geri alabilir ve bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde, bağışlama konusunun geri verilmesini isteyebilir:
1. Bağışlanan, bağışlayana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse.
2. Bağışlanan, bağışlayana veya onun ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranmışsa.
3. Bağışlanan, yüklemeli bağışlamada haklı bir sebep olmaksızın yüklemeyi yerine getirmemişse.”
Henüz yerine getirilmemiş bağışlama sözü için ek sebepler vardır:
TBK m. 296 — “Bağışlama sözü veren, aşağıdaki durumlarda sözünü geri alabilir ve onu ifadan kaçınabilir:
1. Elden bağışlanılan bir malın geri verilmesini isteyebileceği sebeplerden biri varsa.
2. Malî durumu, sonradan sözün yerine getirilmesini kendisi için olağanüstü ağır kılacak ölçüde değişmişse.
3. Bağışlama sözü verdikten sonra, kendisi için yeni aile yükümlülükleri doğmuş veya bu yükümlülükleri önemli ölçüde ağırlaşmışsa.
Bağışlama sözü verenin borcunu ödeme güçsüzlüğü belirlenir veya iflasına karar verilirse, ifa yükümlülüğü ortadan kalkar.”
Ve davaların en çok takıldığı hüküm:
TBK m. 297 — “Bağışlayan, geri alma sebebini öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alabilir.
Bağışlayan bir yıllık süre dolmadan ölürse, geri alma hakkı mirasçılarına geçer ve mirasçıları bu sürenin sona ermesine kadar bu hakkı kullanabilirler.
Bağışlayan, sağlığında geri alma sebebini öğrenememişse, mirasçıları, ölümünden başlayarak bir yıl içinde bağışlamayı geri alma hakkını kullanabilirler.
Bağışlanan, bağışlayanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldürür veya onun geri alma hakkını kullanmasını engellerse, mirasçıları bağışlamayı geri alabilirler.”
Buna, bağışlananın kendisinden önce ölmesi hâlinde malın geri dönmesini kararlaştırma imkânı veren TBK m. 292 ile bağışlayanın sorumluluğunu ağır kusurla sınırlayan TBK m. 294 eklenir.
Üç bendin birbirinden farkı
| Ölçüt | m. 295/1 — Ağır suç | m. 295/2 — Kanunî yükümlülük ihlali | m. 295/3 — Yüklemenin ifa edilmemesi |
|---|---|---|---|
| Kime karşı | Bağışlayan veya yakınlarından biri | Bağışlayan veya ailesinden bir kimse | Bağışlayana (yükleme borcu) |
| Temel şart | Fiilin ağır bir suç oluşturması | Aykırılığın “önemli ölçüde” olması | Yüklemenin haklı sebep olmaksızın yerine getirilmemesi |
| Ceza mahkûmiyeti şart mı | Hukuk hâkimi fiilin ağırlığını kendisi değerlendirir | Suç niteliği aranmaz, aile hukuku yükümlülükleri esastır | İlgisiz; sözleşmesel bir borçtur |
| Tipik olay | Öldürmeye teşebbüs, ağır yaralama | Bakma ve gözetme ödevinin sürekli ihlali, evden atma | “Kur’an kursu yapılacak”, “bakılacak” gibi kabul edilmiş yükleme |
| Ölçü | TMK m. 510 (mirastan çıkarma) ile paralellik; vahamet derecesi | Yüklemenin kapsamı ve makul ifa süresi | |
| Sürenin başlangıcı | Fiilin öğrenildiği gün | Aykırılığın öğrenildiği gün | Amacın gerçekleşmeyeceğinin kesin biçimde anlaşıldığı tarih |
| İspat yükü | Bağışlayanda (veya mirasçılarında) | ||
Kritik nokta. TBK m. 295, mülkiyeti geri getiren “genel bir pişmanlık hakkı” değildir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, m. 295’in ilk iki bendini mirastan çıkarma sebeplerini düzenleyen TMK m. 510 ile bilinçli olarak paralel kurulmuş sayar ve amacın “bağıştan yararlanan kişiyi bağışlayanın devamlı baskısından kurtarmak” olduğunu vurgular. Bu nedenle basit dargınlıklar, aile içi gerginlikler, ziyaretin seyrekleşmesi gibi olaylar rücu sebebi değildir; olayın kapsamı, niteliği ve vahamet derecesi ölçülür. Dava dilekçesini “ilgilenmiyor” genellemesiyle değil, tarih ve tanıkla desteklenmiş somut olaylarla kurmak gerekir.
Ne yapmalı?
- Önce devrin hukukî niteliğini belirleyin: tapu kaydını ve resmî senedi çıkarın, işlemin “bağış” mı yoksa “satış” mı gösterildiğine bakın.
- Senette “kayıtsız, şartsız ve bedelsiz” ibaresi varsa, koşullu bağış iddiasını yalnız tanıkla kuramayacağınızı baştan hesaba katın; yazılı delil arayın.
- Geri alma sebebini öğrendiğiniz günü tespit edin ve belgeleyin: şikâyet tarihi, doktor raporu, ihtarname, mesajlar, tanık beyanı.
- Bir yıllık hak düşürücü süreyi hesaplayın. Süre yaklaşıyorsa delil toplamayı beklemeden davayı açın; deliller yargılama sırasında da toplanabilir.
- Ağır suç iddiasında ceza soruşturması/kovuşturma dosyasını celp ettirin; iddianame, adli rapor ve mahkûmiyet kararı en güçlü delillerdir.
- Yükleme iddiasında yüklemenin bağışlanan tarafından kabul edildiğini gösteren belgeyi (protokol, taahhütname, yazışma) ortaya koyun.
- Yüklemede makul ifa süresinin dolduğunu ve amacın gerçekleşmeyeceğinin kesinleştiğini gösteren somut olayı tarihlendirin.
- Dava dilekçesinde talebi terditli kurun: öncelikle tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel; miras söz konusuysa ayrıca tenkis.
- Bağışlanan malı üçüncü kişiye devretmişse, TMK m. 1023 karşısında iyiniyetli kazanımın korunacağını göz önünde tutun; mümkünse tapuya tedbir şerhi isteyin.
- Bağışlayan öldüyse mirasçılık belgesini alın; tereke temsilcisi atanmışsa davayı takip yetkisinin ona geçtiğini unutmayın.
- Bağışlama henüz ifa edilmemişse TBK m. 296’ya da dayanın: mali durumdaki olağanüstü kötüleşme ve yeni aile yükümlülükleri bağımsız sebeptir.
- Sonuç aşamasında iade kapsamını “istem tarihindeki zenginleşme” üzerinden hesaplatın; bilirkişiden bu tarihe göre değerlendirme isteyin.
Yargıtay kararlarından
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/1449, K. 2025/2026, 16.04.2025
Resmî senette “kayıtsız, şartsız” yazılıysa soyut tanık anlatımı koşullu bağışı ispata yetmez. Arsa vasıflı taşınmazını bir vakfa bağışlayan davacı, üzerine Kur’an kursu yapılacağı vaadiyle bağışladığını, yükleme yerine getirilmediğini ileri sürerek tapu iptali istemişti. İlk derece mahkemesi tanık beyanlarına dayanarak davayı kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi istinafı esastan reddetmişti. Daire, TBK m. 295’i aktardıktan sonra maddenin ilk iki fıkrasıyla TMK m. 510 arasında “paralellik sağlandığını”, kanun koyucunun “bağıştan yararlanan kişiyi bağışlayanın devamlı baskısından kurtarmak” istediğini, “basit olayların dönme (rücu) nedeni sayılması”nın amaca aykırı olacağını ve “olayların kapsamları, nitelikleri, özellikle vahamet derecelerinin göz önünde bulundurulmasının zorunlu” olduğunu belirtmiştir. Somut olayda ise resmî senette bağışın “kayıtsız, şartsız ve bedelsiz” yapıldığının yazılı olduğunu, davacının yükleme iddiasına ilişkin yazılı delil sunamadığını ve “maddi delillerle desteklenmeyen soyut tanık anlatımlarının ispata yeterli sayılamayacağını” tespit ederek rücu koşullarının gerçekleşmediği sonucuna varmıştır. Karar, bölge adliye mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, oy birliğiyle hükmetmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/6930, K. 2023/3712, 22.06.2023
Koşul senede yazılmasa da delil bütünlüğü varsa koşullu bağış kabul edilebilir; bakma ödevini bırakıp bağışlayanı evden çıkarmak rücu sebebidir. Eşini kaybettikten sonra yeğeninin bakımına güvenerek taşınmazını ona bağışlayan 68 yaşındaki davacı, sonrasında hakarete uğradığını ve eşyalarını dahi alamadan evden çıkarıldığını ileri sürmüştü. İlk derece mahkemesi, resmî senette koşul görünmemesine rağmen tanık beyanlarını bir bütün olarak değerlendirip bağışın koşullu yapıldığını kabul etmiş ve davayı kabul etmiş; bölge adliye mahkemesi istinafı esastan reddetmişti. Daire, kendi gerekçesinde bağıştan dönmenin “bağışlayanın tek yanlı, bağışlanana varması gereken beyanıyla geriye yürürlü (makable şamil) olarak hukuki ilişkiye son veren yenilik doğurucu bir hak” olduğunu, bağışlayanın koşul veya yüklemenin yerine getirilmesini isteyebileceğini ve “haklı bir neden olmaksızın yerine getirilmemesi halinde” TBK m. 295’e dayanarak verdiğini geri isteyebileceğini belirtmiştir. Temyiz incelemesinde kararı “usul ve kanuna uygun” bularak bölge adliye mahkemesi kararının ONANMASINA, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verilmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/5629, K. 2025/4631, 21.10.2025
Yükleme kendi koşulları içinde karşılanmışsa rücu şartı oluşmaz; terditli tenkis istemi ayrıca incelenmelidir. Murisin, kendisine ve eşine bakılması ve iki kişilik oda tahsis edilmesi şartıyla bir kuruma bağışladığı bağımsız bölümler nedeniyle mirasçıları bağıştan rücu ile tapu iptali, olmazsa tenkis istemişti. Daire, önce ilkeyi yinelemiştir: koşul veya yüklemenin niteliği ve kapsamı tam olarak tespit edilmeli, “salt kullanılan sözlerin değil tarafların gerçek iradelerinin ve bağışlayanın asıl amacının ortaya çıkarılması” gerekir; ayrıca amacın gerçekleşmeyeceğinin kesin biçimde anlaşıldığı tarihten itibaren TBK m. 297’deki bir yıllık hak düşürücü sürenin araştırılması zorunludur. Somut olayda kurumun murise kendi şartları dâhilinde olumlu cevap verdiğini saptayarak “davalı Kurum’un üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiği, bağıştan rücu şartlarının oluşmadığı” sonucuna varmış; ayrıca mahkemenin terditli tenkis istemi hakkında hiçbir değerlendirme yapmamasını da bozma sebebi saymıştır. Karar BOZULMASINA, oy çokluğuyla verilmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/4474, K. 2022/6991, 25.10.2022
Bir yıllık hak düşürücü süre ve mirasçılara geçiş rejimi. Daire, koşullu veya mükellefiyetli bağışta bağışlayanın TBK m. 291 uyarınca ifayı isteyebileceğini, yerine getirilmemesi hâlinde TBK m. 295’e dayanarak bağıştan dönebileceğini belirttikten sonra süre rejimini ayrıntılandırmıştır: “amacın gerçekleşmeyeceğinin kesin biçimde anlaşılması tarihi ile bu tarihten itibaren… bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde bağıştan dönme (rücu) hakkının kullanılıp kullanılmadığının araştırılması da zorunludur.” Devamında TBK m. 297’yi uygulayarak, bağışlayanın “geri alma sebebini öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde” geri alabileceğini, “bir yıllık süre dolmadan ölürse, geri alma hakkının mirasçılarına geçeceğini ve mirasçıların bu sürenin sona ermesine kadar bu hakkı kullanabileceklerini”, bağışlayanın sağlığında sebebi öğrenememesi hâlinde ise mirasçıların “ölümünden başlayarak bir yıl içinde” geri alma hakkını kullanabileceklerini ifade etmiştir. Asıl ve birleştirilen davada temyiz itirazları yerinde görülmeyerek hükmün ONANMASINA, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verilmiştir.
Bu dört karar birlikte okunduğunda uygulamanın omurgası çıkar. Birincisi, ölçü serttir: TBK m. 295/1-2 mirastan çıkarma sebepleriyle paralel yorumlanır, kurumun amacı bağışlananı bağışlayanın sürekli baskısından korumaktır ve bu yüzden gündelik gerginlikler değil, ağırlığı ortaya konabilen olaylar sonuç doğurur. İkincisi, ispat rejimi iki yönlüdür: resmî senette “kayıtsız, şartsız ve bedelsiz” yazması koşullu bağış iddiasına karşı güçlü bir karine oluşturur ve maddi delille desteklenmeyen soyut tanık beyanı bunu aşamaz; buna karşılık delil bütünlüğü tutarlıysa senette yazmayan bir koşulun varlığı kabul edilebilir. Aradaki fark “tanık dinlendi mi” değil, tanık anlatımının başka maddi verilerle örtüşüp örtüşmediğidir. Üçüncüsü, yüklemenin ihlal edilip edilmediği, sözün lafzıyla değil bağışlayanın asıl amacıyla ve yüklemenin kendi koşulları içinde ölçülür; borçlu kendi imkânları çerçevesinde karşılık vermişse rücu doğmaz. Dördüncüsü ve pratikte en belirleyicisi süredir: bir yıllık hak düşürücü süre, sebebin öğrenildiği veya yüklemeli bağışta amacın gerçekleşmeyeceğinin kesinleştiği andan işler; bağışlayan bu süre içinde ölürse hak mirasçılara kalan süreyle geçer, sebebi hiç öğrenememişse mirasçılar için süre ölüm tarihinden yeniden başlar. Son olarak, rücu talebi reddedilse dahi dosyada saklı payı zedeleyen bir kazandırma varsa mahkeme terditli tenkis istemini incelemek zorundadır; bu istemin atlanması başlı başına bozma sebebidir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Neden sorun çıkarır | Doğrusu |
|---|---|---|
| Tapuda “satış” gösterilen bedelsiz devirde bağıştan rücu davası açmak | Geçerli bir bağış işlemi bulunmadığından m. 295 uygulanmaz; kişi kendi muvazaasına da dayanamaz | Resmî senedin türünü baştan kontrol edin; farklı hukukî sebeplere göre strateji kurun |
| “Yıllardır ilgilenmiyor” genellemesiyle dilekçe yazmak | Vahamet derecesi ölçülemez, olay somutlaşmaz | Tarih, yer, tanık ve belgeyle en az bir ağır olayı kanıtlayın |
| Süreyi devir tarihinden başlatmak | Süre devirden değil, geri alma sebebinin öğrenilmesinden işler; ters yönde de hata yapılır | Öğrenme tarihini belgeleyip bir yıl içinde dava açın |
| Yüklemeyi yalnız sözlü iddiayla ileri sürmek | Senette şartsızlık yazılıysa soyut tanık anlatımı yetersiz kalır | Protokol, taahhütname, yazışma gibi maddi delil toplayın |
| Yüklemenin kabul edildiğini göstermemek | TBK m. 291 ifayı isteme hakkını kabul edilmiş yüklemeye bağlar | Bağışlananın yüklemeyi kabul ettiğini ortaya koyun |
| Taşınmaz üçüncü kişiye geçtikten sonra harekete geçmek | TMK m. 1023 uyarınca iyiniyetli kazanım korunabilir | Dava açar açmaz tapuya tedbir şerhi talep edin |
| Terditli tenkis talebi eklememek | Rücu reddedilirse saklı pay tartışması hiç açılmaz | Miras ilişkisi varsa tenkisi ikinci kademe talep olarak yazın |
| Tereke temsilcisi atandıktan sonra mirasçı adına kanun yoluna gitmek | Takip ve kanun yoluna başvurma yetkisi temsilciye geçer | Temsilci atanmışsa dava ve kanun yolu işlemlerini onun üzerinden yürütün |
| İade kapsamını bağış tarihindeki değere göre hesaplatmak | Kanun “istem tarihindeki zenginleşme” ölçüsünü koyar | Bilirkişiden istem tarihine göre zenginleşme hesabı isteyin |
Sık sorulan sorular
Bağışladığım taşınmazı istediğim zaman geri alabilir miyim?
Hayır. Bağışlama geçerli bir sözleşmedir ve kural mülkiyetin karşı tarafta kalmasıdır. Geri alma yalnızca TBK m. 295’te sayılan üç sebepten biri gerçekleşmişse ve bir yıllık süre içinde mümkündür.
Bir yıllık süre ne zaman başlar?
Geri alma sebebinin öğrenildiği günden. Yüklemeli bağışta Yargıtay, sürenin başlangıcı için amacın gerçekleşmeyeceğinin kesin biçimde anlaşıldığı tarihin araştırılmasını zorunlu görür.
Bu süre zamanaşımı mı, hak düşürücü süre mi?
Hak düşürücü süredir. Taraflar ileri sürmese de hâkim tarafından resen gözetilir; kesilmez ve durmaz.
Bağışlayan ölürse mirasçılar dava açabilir mi?
Evet. Bağışlayan bir yıl dolmadan ölmüşse geri alma hakkı mirasçılara geçer ve sürenin kalan kısmında kullanılabilir. Bağışlayan sağlığında sebebi hiç öğrenememişse mirasçılar ölümden itibaren bir yıl içinde bu hakkı kullanır.
Bağışlanan, bağışlayanı öldürürse ne olur?
TBK m. 297/4’e göre bağışlanan, bağışlayanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldürür veya onun geri alma hakkını kullanmasını engellerse, mirasçılar bağışlamayı geri alabilir.
“Ağır suç” için ceza mahkûmiyeti şart mı?
Kanun mahkûmiyeti şart koşmaz; hukuk hâkimi fiilin ağırlığını kendisi değerlendirir. Ancak soruşturma ve kovuşturma dosyası, iddianame ve adli raporlar ispat bakımından en güçlü delillerdir.
Çocuğumun bana bakmaması tek başına yeterli mi?
Kendiliğinden yeterli değildir. Aykırılığın “önemli ölçüde” olması aranır. Yargıtay, m. 295’in ilk iki bendini TMK m. 510 ile paralel okuyarak basit olayların rücu sebebi sayılamayacağını, olayların kapsamı ve vahamet derecesinin ölçülmesi gerektiğini belirtir. Sürekli hakaret ve bağışlayanı evden çıkarma gibi somut ve ağır olaylar sonuç doğurabilir.
Tapuda satış gösterdik ama gerçekte bağıştı; rücu edebilir miyim?
Bağıştan rücu hükümleri geçerli bir bağış işlemine dayanır. Devir resmî senette satış olarak yapılmışsa bu hükümlere dayanmak güçtür; kişinin kendi muvazaasına dayanamayacağı savunmasıyla da karşılaşılır. Böyle dosyalarda hukukî sebebin doğru seçilmesi belirleyicidir.
Resmî senette hiçbir koşul yazmıyorsa şartlı bağışı ispat edebilir miyim?
Zordur ama imkânsız değildir. Senette “kayıtsız, şartsız ve bedelsiz” ibaresi varsa, maddi delille desteklenmeyen soyut tanık anlatımı yetersiz sayılır. Buna karşılık delil bütünlüğü tutarlıysa mahkemeler koşullu bağışın varlığını kabul edebilmektedir.
Yüklemenin yerine getirilmesi için süre belirlenmemişse ne olur?
Süre belirlenmemiş olması sınırsız süre tanındığı anlamına gelmez. Yüklemenin niteliğine göre makul bir ifa süresi değerlendirilir; bu süre aşıldığında ve amacın gerçekleşmeyeceği kesinleştiğinde rücu hakkı doğar.
Bağışlanan taşınmazı başkasına satmışsa ne yapabilirim?
TMK m. 1023 uyarınca tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak hak kazanan üçüncü kişinin kazanımı korunur. Bu durumda tapu iptali istemi sonuçsuz kalabilir; bedel talebi gündeme gelir. Bu nedenle dava ile birlikte tedbir şerhi istenmelidir.
Henüz devir yapmadım, sadece söz verdim. Vazgeçebilir miyim?
Evet, TBK m. 296 bağışlama sözünden dönmeyi kolaylaştırır: m. 295’teki sebeplerin yanında, malî durumun sözü yerine getirmeyi olağanüstü ağır kılacak ölçüde değişmesi veya yeni aile yükümlülüklerinin doğması ya da önemli ölçüde ağırlaşması da sözü geri alma sebebidir. Ödeme güçsüzlüğü belirlenir veya iflasa karar verilirse ifa yükümlülüğü kendiliğinden ortadan kalkar.
Geri alma hâlinde ne kadarını geri isteyebilirim?
TBK m. 295 iadeyi “bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde” sınırlar. Bağışlanan, bağış konusunu tüketmiş ve zenginleşmesi kalmamışsa iade kapsamı buna göre daralır.
Bağıştan rücu ile ölünceye kadar bakma sözleşmesi aynı şey mi?
Hayır. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi karşılıklı borç doğuran, kendine özgü bir sözleşmedir ve kendi fesih/iptal rejimine tabidir. Bağışlama ise karşılıksızdır; yükleme konulmuş olması onu karşılıklı sözleşme hâline getirmez. Uygulamada aynı olayda her iki sebep birlikte ileri sürülebilir.
Rücu davası reddedilirse başka bir yol kalır mı?
Miras ilişkisi varsa saklı payı zedeleyen kazandırmalar bakımından tenkis istemi ayrı bir yoldur. Yargıtay, terditli tenkis talebi hakkında hiç değerlendirme yapılmamasını bozma sebebi saymaktadır.
İlgili mevzuat
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 285 — Bağışlama sözleşmesinin tanımı
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 288 — Taşınmaz bağışlama sözünde resmî şekil
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 290-291 — Koşullu bağışlama ve yükleme
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 292 — Bağışlayana dönme koşulu ve tapuya şerh
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 294 — Bağışlayanın sorumluluğu
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 295 — Bağışlamanın geri alınması
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 296 — Bağışlama sözünün geri alınması ve ifadan kaçınma
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 297 — Geri alma hakkının süresi ve mirasçılara geçmesi
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 510 — Mirastan çıkarma sebepleri
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 706, 1023 — Resmî şekil ve tapu siciline güven
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: mirastan çıkarma (ıskat), tenkis davası, saklı pay oranları, ölünceye kadar bakma sözleşmesi, muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlıkta sonuç, dosyadaki belgelere ve olayın özelliklerine göre değişir. Hak düşürücü sürelerin kısalığı nedeniyle bağıştan dönme uyuşmazlıklarında zaman kaybetmemek gerekir.