Başkasının Borcunu Ödeyen Kişi Rücu Edebilir mi? Halefiyet Şartları (TBK m.127)

Başkasının Borcunu Ödeyen Kişi Rücu Edebilir mi? Halefiyet Şartları (TBK m.127)
Kısaca
  • Bir başkasının borcunu ödeyen kişi, ödediği tutarı her hâlde geri isteyemez; rücu hakkı bir hukukî sebebe dayanmalıdır.
  • TBK m. 127, üçüncü kişinin alacaklının haklarına halef olacağı hâlleri iki başlıkta sınırlı biçimde saymıştır.
  • Birinci hâl: başkasının borcu için rehnedilen şeyi rehinden kurtarmak ve o şey üzerinde mülkiyet veya başka bir aynî hak sahibi olmak.
  • İkinci hâl: üçüncü kişinin alacaklıya halef olacağının, ifadan önce borçlu tarafından alacaklıya bildirilmesi.
  • Maddede “diğer halefiyet hâllerine ilişkin kanun hükümleri saklıdır” denilmiştir; halefiyet kanundan doğar.
  • Kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde onun haklarına halef olur (TBK m. 596).
  • Kefil, aksi kararlaştırılmamışsa yalnız kefalet anında var olan ya da sonradan asıl borçlu tarafından verilen güvencelere halef olur.
  • Kısmî ifada bulunan kefil, rehin hakkının yalnız bunu karşılayan kısmına halef olur; alacaklının kalan alacağı ön sırada gelir.
  • Rehin kefaletten sonra ve üçüncü kişi tarafından verilmişse, rehin veren malikin kefile rücu hakkı doğar.
  • Borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz maliki borcu öderse alacak ona geçer (TMK m. 884).
  • Garanti veren bakımından kanunî rücu ve halefiyet öngörülmemiştir; kefaletten farkı buradadır.
  • Kefilin rücu hakkına ilişkin zamanaşımı, ifada bulunduğu anda işlemeye başlar.

Kısa cevap: Bir başkasının borcunu ödeyen kişi, ödediği tutarı her hâlde geri isteyemez; rücu hakkı bir hukukî sebebe dayanmalıdır. TBK m.127 üçüncü kişinin alacaklının haklarına halef olacağı hâlleri sınırlı biçimde sayar; kefil ise alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde onun haklarına halef olur (TBK m.596).

Uygulamada çok sık karşılaşılan bir tablo: şirketin kredi borcu ödenmiyor, taşınmazı ipotekli olan ortak ya da kefil icra tehdidi altında kalıp borcu ödüyor. Sonra ödediğini geri istemek için dava açıyor ve çoğu zaman beklemediği bir cevapla karşılaşıyor: “Halefiyet koşulları gerçekleşmemiştir.”

Çünkü Türk hukukunda ödeme yapmak tek başına rücu hakkı doğurmaz. Aşağıda halefiyetin kanunî hâllerini, kefilin ve rehin verenin konumunu, garanti sözleşmesinin farkını ve zaman bakımından uygulama sorununu Yargıtay kararlarıyla ele alıyoruz.

Kanunî dayanak

Türk Borçlar Kanunu m. 127 — Alacaklıya halef olma
“Alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişi, aşağıdaki hâllerde ifası ölçüsünde alacaklının haklarına halef olur:
1. Başkasının borcu için rehnedilen bir şeyi rehinden kurtardığı ve bu şey üzerinde mülkiyet veya başka bir ayni hakkı bulunduğu takdirde.
2. Alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişinin ona halef olacağı, borçlu tarafından ifadan önce alacaklıya bildirildiği takdirde.
Diğer halefiyet hâllerine ilişkin kanun hükümleri saklıdır.”
Türk Borçlar Kanunu m. 596 — Kefilin halefiyeti (karardan aktarıldığı şekliyle)
“Kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde, onun haklarına halef olur. Kefil, bu hakları asıl borç muaccel olunca kullanabilir.
Kefil, aksi kararlaştırılmamışsa, rehin hakları ile aynı alacak için sağlanmış diğer güvencelerden sadece kefalet anında var olan veya bizzat asıl borçlu tarafından, sonradan özellikle bu alacak için verilmiş bulunanlara halef olur.
Alacaklıya kısmen ifada bulunan kefil, rehin hakkının sadece bunu karşılayan kısmına halef olur. Alacaklının rehin konusu üzerinde geriye kalan alacak hakkı, kefilin rehin hakkından ön sırada gelir…
Bir alacağın güvencesini oluşturan rehin paraya çevrildiği veya borç rehin veren malik tarafından ödendiği takdirde malik, kefile karşı rücu hakkını, ancak kefil ile kendisi arasında böyle bir anlaşma varsa ya da rehin sonradan bir üçüncü kişi tarafından verilmişse kullanabilir.
Kefilin rücu hakkına ilişkin zamanaşımı, kefilin alacaklıya ifada bulunduğu anda işlemeye başlar…”
Türk Medeni Kanunu m. 884 (karardan aktarıldığı şekliyle)
“Borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz maliki, borçluya ait koşullar içinde borcu ödeyerek taşınmazın üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını isteyebilir. Alacak, borcu ödeyen malike geçer.”

Kim, hangi sıfatla rücu edebilir?

SıfatKanunî halefiyetDayanak
KefilVarTBK m. 596
Borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz malikiVarTMK m. 884
Rehin veren üçüncü kişi (rehin kefaletten sonra verilmişse)Kefile karşı rücuTBK m. 596/4
Rehinden kurtarmak için ödeyen aynî hak sahibiVarTBK m. 127/1
Borçlunun bildirimiyle ödeyen üçüncü kişiVarTBK m. 127/2
Garanti verenYokTBK m. 128 (üçüncü kişinin fiilini üstlenme)
Şirket payını devralanYokSözleşmeye bakılır
Sebepsiz zenginleşmeAyrı ve tali yolTBK m. 77 vd.
Kritik nokta. TBK m. 127’nin ikinci bendindeki bildirim, borçludan alacaklıya yapılan bir bildirimdir ve ödemeden önce yapılmalıdır. Uygulamada ödemeyi yapan üçüncü kişiler çoğu zaman alacaklıyla yaptıkları yapılandırma protokollerini bu bildirim yerine geçer sanmakta; oysa yargı, borçlu tarafından yapılmış bir bildirimin ispatını aramaktadır. Ödeme yapmadan önce, borçludan alacaklıya hitaben “ödemeyi X yapacak ve haklarınıza halef olacaktır” içerikli yazılı bir bildirim alınması, sonradan açılacak rücu davasının kaderini belirler.

Ne yapmalı? Adım adım yol haritası

  1. Ödeme yapmadan önce hangi sıfatla ödeyeceğinizi belirleyin: kefil, rehin veren, aynî hak sahibi, garantör ya da tamamen üçüncü kişi.
  2. Kefilseniz kefalet sözleşmesinin tarihini ve türünü (adi, müteselsil, müşterek borçlu) tespit edin.
  3. Rehin verenseniz rehnin kefaletten önce mi sonra mı verildiğini belirleyin; bu, kefile rücu hakkınızı belirler.
  4. Aynî hak sahibi sıfatıyla ödüyorsanız, ödemenin rehinden kurtarma amacı taşıdığını belgeleyin.
  5. Bu sıfatlardan hiçbirine sahip değilseniz, ödemeden önce borçludan alacaklıya halefiyet bildirimi yaptırın.
  6. Ödemeyi banka kanalıyla ve “… borcuna mahsuben, halefiyet hükümleri saklı kalmak üzere” açıklamasıyla yapın.
  7. Alacaklıdan ödeme belgesi, hesap dökümü ve varsa alacağın temliki belgesi alın.
  8. Alacaklının elindeki teminatların (ipotek, rehin, kefaletler) devrini isteyin ve tapuda gerekli işlemi takip edin.
  9. Rücu talebinizi ihtarname ile bildirip temerrüt tarihini oluşturun.
  10. Dava veya takipte hukukî sebebi doğru gösterin: halefiyet, kefaletten doğan rücu, sözleşmesel rücu ya da sebepsiz zenginleşme.
  11. Zamanaşımını takvime alın; kefilin rücu hakkında süre ifa anında işlemeye başlar.
  12. Sözleşme ve rehin tarihleri ile ödeme tarihi farklı kanun dönemlerine düşüyorsa zaman bakımından uygulama sorununu ayrıca tartışın.
Yargıtay ne diyor?

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/2233, K. 2022/7744, 03.11.2022

Halefiyet kanundan doğar; taraflar arasında kanunî bir halefiyet ilişkisi yoksa ödenen bedel bu yolla istenemez. Şirketin kredi borçları için taşınmazlarını ipotek eden ve kefil olan kişi, payını devrettikten sonra bankaların icra tehdidi üzerine borcu ödemiş; ödediği tutarı hem asıl borçlu şirketten hem de payı devralan şirketten istemiştir. Yerel mahkeme pay devir sözleşmesindeki bir maddeye dayanarak her iki davalıyı da sorumlu tutmuştu. Daire, TBK m. 127, TBK m. 596 ve TMK m. 884’ü birlikte değerlendirerek şu sonuca varmıştır: “davalı Asel Temizlik Enerji Üretim San. ve Tic. A.Ş.’nin kredi sözleşmesi/sözleşmelerinden asıl borçlu, kefil ya da rehin veren sıfatıyla herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Davacı ile davalı … arasında kanundan kaynaklanan bir halefiyet ilişkisi bulunmadığından, davacının ödediği bedelleri halefiyet ilkesi gereğince davalı …’den talep etmesi mümkün değildir.” Kararda ayrıca payını devreden ortağın bankalara karşı yükümlülüğünün devirle birlikte devredilmiş sayılmayacağı da vurgulanmıştır. Sonuç: hükmün BOZULMASINA, 03.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/2225, K. 2025/1811, 24.03.2025

Rehinden kurtarma amacı ve borçlunun bildirimi ispatlanamazsa kefillere rücu edilemez. Hastaneyi işleten şirketten işletmeyi devralan davacı, o şirketin kredi borcunu haciz tehdidi altında 600.000 TL ödemiş ve krediye müşterek borçlu müteselsil kefil olan kişilere rücu etmiştir. Onanan ilk derece gerekçesine göre, “davacı şirketin mülkiyetinde bulunan bir şeyi rehinden kurtarmak için ifada bulunmadığı gibi, asıl borçlu dava dışı şirket tarafından alacaklı konumunda olan … Bankasına, davacı şirketin ifa yaparak halef olacağı konusunda bir bildirimin de yapılmadığı, bu haliyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 127. maddesindeki halefiyet şartlarının gerçekleşmediği, dava konusu olaya ilişkin halefiyetle ilgili özel bir hükmün de bulunmadığı, bu nedenle davacının asıl borcu teminat altına alan kefillere başvurmasının mümkün olmadığı” saptanmıştır. Davacının işletme ruhsatına dayalı aynî hak iddiası da kabul edilmemiştir. Sonuç: davanın reddine ilişkin karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi yolundaki Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, 24.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/89, K. 2023/3317, 29.05.2023

Rehin kefaletten sonra ve üçüncü kişi tarafından verilmişse, rehin veren kefile rücu edebilir. Kredi sözleşmesine müşterek borçlu müteselsil kefil olan kişi, ipoteğin paraya çevrilmesi takibi sürerken borcun tamamını bankaya ödemiş ve alacağı temellük etmiştir. Taşınmazı ipotek eden üçüncü kişi ise kefilin kefaletten sonra verilen teminata rücu edemeyeceğini ileri sürerek temlikin geçersizliğini istemiştir. Alt derece mahkemeleri, sözleşme ve ipotek tarihleri nedeniyle mülga kanunun uygulanacağını kabul etmişti. Daire önce zaman bakımından uygulamayı düzeltmiştir: “alacakla ilgili icra takibi ve rehnin paraya çevrilmesi tarihi 6098 sayılı Kanun döneminde gerçekleşmiş olduğundan, Mahkemece mülga 818 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği kanaatiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.” Ardından esası göstermiştir: “6098 sayılı Kanun’un 596 ncı maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca rehin kefaletten sonra ve asıl borçlu dışında bir 3 üncü kişi tarafından verilip de borcun rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ödenmesi nedeniyle ipotek verenin kefile rücu hakkının bulunduğu gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir”. Sonuç: İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 29.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5750, K. 2024/7600, 24.10.2024

Garanti veren ödediğini asıl borçludan isteyemez; kefaletten farkı buradadır. Bir devir sözleşmesini garantör sıfatıyla imzalayan holding, sonradan aleyhine çıkan ilam nedeniyle 1.208.074,01 TL’lik icra dosya borcunu ödemiş ve bunu asıl borçlu şirketten sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istemiştir. Onanan gerekçelere göre, sözleşmedeki taahhüt üçüncü kişinin fiilini üstlenme niteliğindedir ve “garanti sözleşmesinde garanti verenin kefalet sözleşmesinde olduğu gibi, lehtara karşı kanuni bir rücu hakkı bulunmadığı, garanti veren açısından 6098 sayılı Kanun’un 127 nci maddesi uyarınca bir halefiyet ilişkisinin varlığı ve alacaklının… asıl borçluya karşı ileri sürebileceği hak ve taleplere halef olma imkanı söz konusu olmadığı” belirtilmiştir. İlk derece kararında ayrıca kefilin kanunî rücu hakkı bulunduğu hâlde garanti verene bu hakkın tanınmadığı ve bu nedenle asıl borçlunun sebepsiz zenginleştiğinden söz edilemeyeceği vurgulanmıştır. Sonuç: davanın reddine ilişkin karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi yolundaki Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, 24.10.2024 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verilmiştir.

Dört karar birlikte okunduğunda, “borcu ödedim, geri isterim” beklentisinin neden çoğu zaman boşa çıktığı görülüyor.

Birinci halka: halefiyet sözleşmeyle yaratılamaz. TBK m. 127 iki hâli sayar ve “diğer halefiyet hâllerine ilişkin kanun hükümleri saklıdır” der. Yani halefiyet, kanunun tanıdığı bir sonuçtur. 2022 tarihli karar bunu net biçimde uygulamıştır: kredi ilişkisinde asıl borçlu, kefil ya da rehin veren sıfatı taşımayan bir şirkete karşı, kanundan doğan bir halefiyet ilişkisi bulunmadığı için halefiyete dayanılamaz.

İkinci halka: aynî hak, ödemeyi rücu edilebilir kılan anahtardır. Birinci bent, ödeyenin rehinli şey üzerinde mülkiyet ya da başka bir aynî hakkı bulunmasını arar. 2025 tarihli kararda davacı, devraldığı hastane işletme ruhsatını aynî hak olarak sunmuş; bu kabul edilmemiş ve rehinden kurtarma amacıyla ifada bulunulmadığı sonucuna varılmıştır. Ödemenin hangi malvarlığı değerini korumak için yapıldığı, dava dilekçesinde somut biçimde gösterilmelidir.

Üçüncü halka: bildirim borçludan gelir. İkinci bent, halefiyetin borçlu tarafından ifadan önce alacaklıya bildirilmesini arar. Bu, ödemeyi yapan kişinin alacaklıyla yaptığı yazışmayla ikame edilemez. Aynı kararda bu bildirimin yapıldığının ispatlanamadığı özellikle vurgulanmıştır. Uygulamada bu tek cümlelik belge, çoğu zaman yüz binlerce liralık farkı belirlemektedir.

Dördüncü halka: kefil ile rehin verenin ilişkisi ince ayarlıdır. Kefil, ifada bulunduğu ölçüde alacaklının haklarına halef olur; ancak kural olarak yalnız kefalet anında var olan ya da sonradan asıl borçlunun verdiği güvencelere halef olur. Buna karşılık rehin kefaletten sonra ve üçüncü kişi tarafından verilmişse, denge tersine döner ve rehin veren malik kefile rücu edebilir. 2023 tarihli bozma kararı tam bu ayrımı işletmiştir.

Beşinci halka: hangi kanunun uygulanacağı sonucu değiştirir. Aynı kararda, sözleşme ve ipotek mülga kanun döneminde yapılmış olsa da, icra takibi ve rehnin paraya çevrilmesi yeni kanun döneminde gerçekleştiğinden yeni kanunun uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Kefalet ve rehin ilişkilerinde tarihler çoğu zaman yıllara yayıldığından, hangi işlemin hangi kanun döneminde gerçekleştiği baştan tespit edilmelidir.

Altıncı halka: garanti sözleşmesi kefalet değildir. 2024 tarihli karar bu farkı çok net gösteriyor. Garanti veren, temel borç ilişkisinden bağımsız olarak kendi borcunu üstlenir; ödeme yaptığında kendi borcunu sona erdirmiş olur. Bu nedenle kefile tanınan kanunî rücu hakkı garanti verene tanınmamıştır ve TBK m. 127 anlamında bir halefiyet de doğmaz. Sözleşmede “garantör” ifadesinin kullanılması, ödeme yapan bakımından kefaletten çok daha zayıf bir konum yaratabilmektedir.

Yedinci halka: sebepsiz zenginleşme kurtarıcı değildir. Aynı olayda davacı, halefiyet yolu kapalı olduğu için sebepsiz zenginleşmeye dayanmış; ancak kendi borcunu ödeyen kişinin karşı tarafın sebepsiz zenginleştiğini ileri süremeyeceği kabul edilmiştir. Sebepsiz zenginleşme, hukukî sebebi bulunmayan kazandırmalar için tali bir yoldur; sözleşmesel bir yükümlülüğün ifası bu kapsamda değerlendirilmemektedir.

Sekizinci halka: sözleşmesel rücu her zaman kurulabilir. Kanunî halefiyetin bulunmadığı hâllerde bile taraflar, ödemeyi yapacak kişi ile asıl borçlu arasında bir kontrgaranti ya da rücu anlaşması yaparak sonucu güvence altına alabilir. 2022 ve 2024 tarihli kararlara konu olaylarda böyle bir anlaşmanın bulunmaması belirleyici olmuştur. Ödeme yapılmadan önce imzalanacak kısa bir rücu protokolü, sonradan yıllar sürecek bir davanın yerini alabilir.

Sık yapılan hatalar

YanlışDoğru
“Borcu ödedim, elbette geri alırım.”Rücu hakkı kanunî veya sözleşmesel bir sebebe dayanmalıdır.
“Alacaklıyla protokol yaptım, halefim.”Bildirimin borçludan alacaklıya ve ödemeden önce yapılması aranır.
“Şirketin ortağıydım, sorumluyum ve rücu ederim.”Ödeme kefil veya rehin veren sıfatıyla yapılmışsa hukukî sebep odur.
“Payımı devrettim, borç da devredildi.”Bankaya karşı yükümlülük pay devriyle devredilmez.
“Kefil olarak tüm teminatlara halef olurum.”Kural olarak kefalet anında var olan güvencelere halef olunur.
“İpoteğimi ödedim, kefile gidemem.”Rehin kefaletten sonra ve üçüncü kişi tarafından verilmişse rücu mümkündür.
“Garantörüm, kefil gibiyim.”Garanti verenin kanunî rücu hakkı yoktur.
“Halefiyet olmazsa sebepsiz zenginleşme derim.”Kendi borcunu ödeyen için bu yol kural olarak kapalıdır.
“Sözleşme eski tarihli, eski kanun uygulanır.”Temerrüt, sona erme ve tasfiye yeni kanuna tabi olabilir.
Halefiyet nedir?

Alacaklıya ifada bulunan kişinin, ifası ölçüsünde alacaklının haklarına — teminatlar dâhil — kanunen geçmesidir.

Üçüncü kişi hangi hâllerde halef olur?

Başkasının borcu için rehnedilen şeyi rehinden kurtardığı ve o şey üzerinde mülkiyet veya başka bir aynî hakkı bulunduğu hâlde; ya da halef olacağı borçlu tarafından ifadan önce alacaklıya bildirildiği hâlde.

Bildirimi kim yapar?

Borçlu. Bildirim alacaklıya ve ifadan önce yapılmalıdır; ödemeyi yapanın alacaklıyla yazışması yeterli görülmemektedir.

Kefil ödeme yaparsa ne olur?

Alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde onun haklarına halef olur ve bu hakları asıl borç muaccel olunca kullanabilir.

Kefil bütün teminatlara halef olur mu?

Aksi kararlaştırılmamışsa yalnız kefalet anında var olan veya sonradan bizzat asıl borçlu tarafından bu alacak için verilmiş güvencelere.

Kısmî ödeme yapan kefilin durumu nedir?

Rehin hakkının yalnız bunu karşılayan kısmına halef olur; alacaklının kalan alacak hakkı kefilin rehin hakkından ön sırada gelir.

İpotek veren kefile rücu edebilir mi?

Kural olarak hayır; ancak kefille arasında anlaşma varsa veya rehin kefaletten sonra bir üçüncü kişi tarafından verilmişse rücu mümkündür.

Borçtan sorumlu olmayan taşınmaz maliki öderse ne olur?

Borcu ödeyerek ipoteğin kaldırılmasını isteyebilir ve alacak ona geçer.

Garanti veren rücu edebilir mi?

Kanunî bir rücu hakkı ve halefiyet öngörülmemiştir. Ancak sözleşmeyle kontrgaranti veya rücu ilişkisi kurulabilir.

Sebepsiz zenginleşmeye dayanabilir miyim?

Kendi borcunu ifa eden kişi bakımından bu yol kural olarak kapalıdır; sebepsiz zenginleşme hukukî sebebi bulunmayan kazandırmalar için taliden uygulanır.

Ödemeyi nasıl belgelemeliyim?

Banka kanalıyla, hangi borca mahsuben ve hangi sıfatla yapıldığını gösteren açıklamayla; ayrıca alacaklıdan ödeme ve hesap belgeleri alınmalıdır.

Teminatların devri nasıl sağlanır?

Halefiyet hâlinde teminatlar kendiliğinden geçer; ipotek gibi tapuya bağlı haklarda ayrıca tescil işlemlerinin takibi gerekir.

Zamanaşımı ne zaman başlar?

Kefilin rücu hakkına ilişkin zamanaşımı, kefilin alacaklıya ifada bulunduğu anda işlemeye başlar.

Hangi kanun uygulanır?

Kural olarak fiil ve işlemin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan kanun; ancak temerrüt, sona erme ve tasfiye yeni kanuna tabidir.

Hangi mahkeme görevlidir?

Uyuşmazlığın niteliğine göre asliye hukuk ya da asliye ticaret mahkemesi; kredi ve ticari kefalet ilişkilerinde genellikle asliye ticaret mahkemesi.

İlgili mevzuat
  • Türk Borçlar Kanunu m. 127 — Alacaklıya halef olma
  • Türk Borçlar Kanunu m. 128 — Üçüncü kişinin fiilini üstlenme (garanti)
  • Türk Borçlar Kanunu m. 129-130 — Üçüncü kişi yararına sözleşme
  • Türk Borçlar Kanunu m. 581 vd. — Kefalet sözleşmesi
  • Türk Borçlar Kanunu m. 592 — Alacaklının kefile karşı yükümlülükleri
  • Türk Borçlar Kanunu m. 596 — Kefilin halefiyeti ve rücu hakkı
  • Türk Borçlar Kanunu m. 77-82 — Sebepsiz zenginleşme
  • Türk Borçlar Kanunu m. 195 — Borcun üstlenilmesi
  • Türk Medeni Kanunu m. 884 — Rehinli taşınmaz malikinin ödemesi
  • Türk Medeni Kanunu m. 887 — İpotekli borcun muacceliyeti ve bildirim
  • 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 1 ve 4
  • İcra ve İflas Kanunu m. 45 ve 67 — Rehnin paraya çevrilmesi ve itirazın iptali

Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: Kefalet sözleşmesi şekil şartları, Garanti sözleşmesi ve kefalet farkı, Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip, Sebepsiz zenginleşme, Borcun üstlenilmesi, İtirazın iptali davası.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukukî görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Rücu hakkının varlığı çoğunlukla ödeme yapılmadan önce alınacak belgelere bağlı olduğundan, ödeme öncesi hazırlık belirleyicidir.

Bu siteyi Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Google arama sonuçlarınızda legapro.net yazıları daha sık görünür. Ücretsizdir; Google hesabınızdan istediğiniz zaman geri alabilirsiniz. Google'da ekle

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Hukuki rehberler — ilgili sayfalar

Bu yazıdaki konuyla ilgili rehberler, dilekçe örnekleri ve hesaplama araçları.

Aynı kategoriden diğer yazılar

Hukuki Makaleler

Para Borcu Nerede Ödenir? İfa Yeri, İfa Zamanı ve Götürülecek Borç (TBK m.89-97)

İçindekilerKanunî dayanakGötürülecek borç mu, aranılacak borç mu?Ne yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca İfa yeri önce…

02.09.2026 Yazıyı oku ›
Makaleler

İcra Masrafı Hesaplama

İçindekilerİcra Masrafı Hesaplama: Maliyetinizi Öğrenin, Adım Atınİcra Masrafı Hesaplama Robotuİcra Masrafı Hesaplama SonuçlarıToplam İcra Takibi Masrafı: ${toplamMasraf.toFixed(2)} TLİcra…

22.05.2024 Yazıyı oku ›
Makaleler

İstanbul Ceza Avukatı – İstanbul Ağır Ceza Avukatı

İçindekilerİstanbul Ceza Avukatı: Soruşturma, Tutuklama, Kovuşturma ve Kanun YollarıCeza Yargılamasının Aşamalarıİfade ve Müdafi HakkıTutuklamaya ve Gözaltına Karşı Başvuru…

30.06.2024 Yazıyı oku ›
Makaleler

Emekli Maaşı Zammı Ne Kadar Oldu?

Emekli Maaşı Zammı Ne Kadar Oldu? Emekli aylıklarına yapılan artış, emekli statüsüne göre farklı hesaplanır: Zam, mevcut aylığın…

11.09.2024 Yazıyı oku ›
Makaleler

Soruşturma İzni Verilmesi – Verilmemesi

İçindekilerSoruşturma İzni: Memurlar ve Kamu Görevlilerinin Yargılanmasında İdari İzin MekanizmasıSoruşturma İzni Nedir? Kamu Görevlilerinin Yargılanmasında İdari Filtre4483 Sayılı…

06.01.2025 Yazıyı oku ›
Makaleler

Geçiş Üstünlüğü Nedir? Trafikte Sıralaması

İçindekilerGeçiş Üstünlüğü Rehberi: Trafikte Öncelik Sıralaması ve KurallarGeçiş Üstünlüğü Nedir?Geçiş Üstünlüğüne Sahip Araçlar ve SıralamasıGeçiş Üstünlüğü KurallarıGeçiş Üstünlüğüne…

17.02.2025 Yazıyı oku ›
WhatsApp İletişim Ara