Vergi Davasında Yürütmenin Durdurulması ve Teminat: Tahsilat Ne Zaman Durur?

Kısaca
- Genel kural: idari yargıda dava açmak, dava edilen işlemin yürütülmesini durdurmaz. Vergi davalarında ise önemli bir istisna vardır.
- 2577 sayılı Kanun m.27/4 uyarınca vergi mahkemelerinde vergi uyuşmazlığından doğan dava açılması, dava konusu edilen bölümün tahsil işlemlerini kendiliğinden durdurur. Ayrıca yürütmenin durdurulması istemeye gerek yoktur.
- Bu kendiliğinden durma üç hâlde işlemez: dosyanın işlemden kaldırılması, ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemler ve tahsilat işlemlerinden doğan davalar. Bunlarda ayrıca yürütmenin durdurulması istenmelidir.
- Ödeme emri bir tahsilat işlemidir; ona karşı dava açmak tahsilatı durdurmaz. Bu nedenle ödeme emri davasında yürütmenin durdurulması talebi şarttır.
- Kendiliğinden durma yalnızca süresinde açılan davalar için işler. Süresi geçtikten sonra açılan dava tahsilatı durdurmaz.
- Yürütmenin durdurulması için iki şartın birlikte gerçekleşmesi aranır: telafisi güç veya imkânsız zarar ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması.
- Yürütmenin durdurulması kararları kural olarak teminat karşılığında verilir; durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir, idareden ve adli yardımdan yararlananlardan teminat alınmaz.
- Yürütmenin durdurulması istemleri hakkındaki kararlara, tebliği izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus itiraz edilebilir; itiraz üzerine verilen karar kesindir.
- Yürütmenin durdurulması kararından sonra teminat mektubunun iadesi geciktirilirse, mektup yasal faiziyle birlikte iade edilir.
Vergi ihbarnamesini alıp dava açan pek çok mükellef, bir yandan yargılamanın sonucunu beklerken bir yandan banka hesabına haciz konulduğunu görüyor. Tersi de oluyor: idare tahsilata hiç girişemiyor ve mükellef “davayı açtım, zaten duruyor” diye rahatlıyor.
İki tablo da doğru olabilir; çünkü vergi yargısında tahsilatın durması, davanın hangi işleme karşı açıldığına bağlıdır. Tarhiyata karşı açılan dava tahsilatı kendiliğinden durdurur; ödeme emrine karşı açılan dava durdurmaz. Bu ayrımı bilmemek, kimi dosyada gereksiz teminat maliyeti, kimi dosyada ise beklenmedik bir haciz doğurur. Bu yazıda kuralı, istisnalarını, teminat rejimini ve teminatın iadesini Danıştay kararlarıyla ele alıyoruz.
Kural: dava açmak yürütmeyi durdurmaz
2577 sayılı İYUK m.27/1-2: “1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. 2. Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. (…) Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur.”
Buradaki iki şart birlikte aranır. Yalnızca hukuka aykırılık iddiası ya da yalnızca zarar iddiası yeterli değildir. Ayrıca dava dilekçesi ve eklerinden istemin yerinde olmadığı anlaşılırsa, idarenin savunması alınmaksızın da istem reddedilebilir.
Vergi davalarındaki istisna
2577 sayılı İYUK m.27/4: “Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir.”
| Dava konusu işlem | Tahsilat kendiliğinden durur mu? | Ne yapmalı? |
|---|---|---|
| Tarhiyat / vergi ve ceza ihbarnamesi | Evet, dava konusu edilen bölüm bakımından | Ayrıca YD istemeye gerek yoktur |
| Ödeme emri | Hayır | YD talebi mutlaka dilekçede yer almalıdır |
| Haciz, e-haciz, satış gibi tahsilat işlemleri | Hayır | YD talebi zorunludur |
| İhtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine tahakkuk | Hayır | YD talebi zorunludur |
| İşlemden kaldırılan (m.26/3) dosya | Hayır, tahsilat devam eder | Dosya yeniden işleme konulsa da durma sağlanmaz |
| Süresi geçtikten sonra açılan dava | Hayır | Süre kaçırılmışsa durma hükmü uygulanmaz |
Bu tablodaki son satır, uygulamada en çok sürpriz yaratan noktadır. Danıştay, m.27/4’teki durma hükmünün ancak süresinde açılan davalar için uygulanabileceğini kabul etmektedir; çünkü tarhiyatın usulüne uygun tebliğinden sonra süresinde dava açılmazsa vergi borcu tahakkuk ederek ödenmesi gereken safhaya gelir.
Teminat rejimi
2577 sayılı İYUK m.27/6: “Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz.”
Teminat kural, teminatsızlık ise mahkemenin takdirine bağlı bir istisnadır. Uygulamada teminat çoğunlukla banka teminat mektubuyla verilir. Bu noktada iki pratik sorun doğar: teminatın miktarı ve teminatın iadesi. Miktara ilişkin uyuşmazlıkları, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren merci çözer. İadeye gelince: dava lehinize sonuçlandığında veya yürütmenin durdurulması kararı verildiğinde idarenin teminat mektubunu makul sürede geri vermesi gerekir; geciktirirse mektup yasal faiziyle birlikte iade edilir.
İtiraz yolu
Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlara karşı, kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İdare ve vergi mahkemeleri ile tek hâkim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine itiraz edilir. İtiraz mercii, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır ve itiraz üzerine verilen karar kesindir. Ayrıca aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz.
Ne yapmalı?
- Önce hangi işleme dava açtığınızı netleştirin: tarhiyat mı, ödeme emri mi, haciz mi, ihtirazi kayıtlı beyan üzerine tahakkuk mu? Cevap, dilekçenizin şeklini belirler.
- Tarhiyata dava açıyorsanız, davanın süresinde açıldığından emin olun. Kendiliğinden durma yalnızca süresinde açılan davalarda işler.
- Dava konusu edilen bölümü açıkça belirtin. Durma, yalnızca dava konusu edilen bölüm bakımından işler; ihtilaf dışı bırakılan kalemler için tahsilat sürer.
- Ödeme emri, haciz veya ihtirazi kayıt davalarında dilekçenize yürütmenin durdurulması talebini mutlaka koyun. Bu talep unutulursa tahsilat sürer.
- Yürütmenin durdurulması gerekçenizi iki ayaklı kurun: işlemin açıkça hukuka aykırı olduğunu ve uygulanması hâlinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararı somut olarak anlatın.
- Zararı soyut bırakmayın: hesapların bloke edilmesi, üretimin durması, çek-senet ödemelerinin aksaması, işçi ücretlerinin ödenememesi gibi somut sonuçları belgelendirin.
- Teminat istenirse miktarına itiraz hakkınız olduğunu unutmayın; teminata ilişkin anlaşmazlıkları yürütmenin durdurulması hakkında karar veren merci çözer.
- Adli yardımdan yararlanıyorsanız teminat alınmayacağını dilekçenizde belirtin.
- Yürütmenin durdurulması istemi reddedilirse yedi günlük itiraz süresini kaçırmayın; bu hak bir defaya mahsustur.
- Aynı sebeplerle ikinci kez yürütmenin durdurulması istenemeyeceği için ilk talebinizi eksiksiz ve belgeli hazırlayın.
- Yürütmenin durdurulması kararını idareye tebliğ ettirin ve teminat mektubunun iadesini yazılı olarak talep edin; gecikme hâlinde faiz talebinizi saklı tutun.
- Dava süredeyken idare yine de haciz uygularsa, bu işleme karşı ayrıca dava açın ve tarhiyat davasının varlığını dosyaya sunun.
Danıştay içtihadı ne diyor?
Danıştay 3. Daire, E. 2023/10752, K. 2024/1396, 13.03.2024
Tarhiyata dava açılmışsa, ödeme emrine dava açılmamış olsa bile tahsil işlemleri durur; bu dönemde uygulanan haciz hukuka aykırıdır. Davacı, alımlarının bir kısmını sahte faturalarla belgelendirdiğinden bahisle re’sen salınan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisine karşı 09.08.2022’de dava açmıştı. Dava devam ederken aynı borç için 13.10.2022’de ödeme emri düzenlendi, 18.10.2022’de tebliğ edildi ve ödeme yapılmayınca 13.12.2022’de banka hesaplarına haciz uygulandı. Ödeme emrine ayrıca dava açılmamıştı. Daire, bunun sonucu değiştirmediğini belirtti: “Dava konusu haczin dayanağı olan ödeme emrine karşı dava açılmamış ise de söz konusu ödeme emri içeriği tarhiyata karşı dava açılmasıyla 2577 sayılı Kanun’un yukarıda yer verilen düzenlemesi gereğince tahsilat işlemleri duracağından dolayısıyla ödeme emrinin düzenlendiği 13/10/2022 tarihi itibarıyla ortada tahsil edilebilir bir kamu alacağının varlığından söz edilemeyeceğinden davacının banka hesaplarına haciz uygulanmasında hukuka uygunluk görülmemiştir.” Karar oybirliğiyle ve kesin olarak bozma yönünde verildi.
Danıştay 3. Daire, E. 2024/2130, K. 2025/2346, 16.05.2025
Kendiliğinden durma yalnızca süresinde açılan davalarda işler. Bu dosyada ödeme emri, içeriğindeki vergi ziyaı cezasına karşı açılmış bir dava bulunduğu gerekçesiyle vergi mahkemesince iptal edilmişti. Ancak o davaya ilişkin karar, Danıştay 3. Dairesince “davanın süreaşımı nedeniyle reddi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuştu. Daire, önce genel çerçeveyi çizdi: “Ödeme emri ancak usulüne uygun tarh ve tahakkuk eden, ihtilafsız kesinleşen veya davanın reddi suretiyle tahsili kabil hale gelen kamu alacakları için düzenlenebilir.” Ardından m.27/4’ün sınırını koydu: “2577 sayılı Kanun’un (…) tarhiyata karşı dava açılmasıyla birlikte tahsil işlemlerinin duracağı şeklindeki düzenlemesinin ancak süresinde açılan davalar için uygulanabilmesi mümkündür. Zira, yapılan tarhiyatın usulüne uygun tebliği sonrasında 30 gün içerisinde dava açılmaması üzerine vergi borcu tahakkuk ederek ödenmesi gereken safhaya gelmektedir.” Karar oy çokluğuyla bozma yönünde verildi; karşı oyda temyiz isteminin reddi gerektiği savunuldu.
Danıştay 3. Daire, E. 2020/2420, K. 2023/2231, 31.05.2023
Ödeme emrine dava açmak yetmez; yürütmenin durdurulması veya iptal kararı verilmedikçe ödeme emri hukuki sonuç doğurmaya devam eder. Şirket adına düzenlenen ödeme emrine karşı dava açılmış, ancak yürütmenin durdurulması istemi reddedilmişti. Kanuni temsilci adına düzenlenen ödeme emrine karşı açılan davada ise, şirket hakkındaki davanın varlığı takibe engel sayılmıştı. Daire bu yaklaşımı benimsemedi: “Kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlem niteliği taşıyan ödeme emirlerine karşı açılan davalarda, Mahkemelerce yürütmenin durdurulması veya iptal kararı verilmediği sürece, ödeme emirlerinin hukuki sonuçlar doğurmaya devam edeceği kuşkusuz olup buna bağlı olarak daha sonraki cebren tahsil aşamalarına geçilmesine hukuki bir engel bulunmamaktadır.” Buna göre, şirket hakkındaki ödeme emri davasında yürütmenin durdurulması isteminin reddedilmiş olması, takip yollarının tüketilmesi ve tahsil imkânsızlığının ortaya konulması hâlinde kanuni temsilcinin takibine engel oluşturmaz. Karar bu yönüyle bozuldu.
Danıştay 7. Daire, E. 2019/3913, K. 2022/4202, 01.11.2022
Yürütmenin durdurulması kararından sonra teminat mektubu geciktirilmeden iade edilmelidir; geciktirilirse yasal faiz işler. Bu dosyada bölge idare mahkemesi, teminat mektubunun “Vergi Mahkemesinin (…) yürütmenin durdurulması kararının davalı idareye tebliğ edildiği tarihten sonraki 30. günden itibaren 3095 sayılı Kanun’a göre hesaplanacak yasal faiziyle birlikte iadesine” karar vermişti. Daire, temyiz istemini reddederek bu hüküm fıkrasını oybirliğiyle ve kesin olarak onadı. Karar, teminatın yalnızca bir usul formalitesi olmadığını; mükellefin teminat mektubu nedeniyle katlandığı yükün, idarenin gecikmesi hâlinde faizle karşılanması gereken bir mali külfet olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
Bu dört karar birlikte okunduğunda vergi yargısında tahsilatın kaderini belirleyen ayrımlar netleşiyor. Birinci ve en temel ayrım hangi işleme dava açıldığıdır. Tarhiyata karşı süresinde açılan dava, hiçbir talebe gerek olmaksızın dava konusu edilen bölümün tahsilatını durdurur. 3. Dairenin 2024 tarihli kararı bunun ne kadar güçlü bir koruma olduğunu gösteriyor: mükellef ödeme emrine hiç dava açmamış olmasına rağmen, tarhiyat davasının varlığı nedeniyle o tarihte tahsil edilebilir bir alacak bulunmadığı kabul edilmiş ve banka haczi hukuka aykırı bulunmuştur. Buna karşılık aynı Dairenin 2023 tarihli kararı madalyonun diğer yüzünü gösteriyor: ödeme emri bir tahsilat işlemidir ve ona karşı dava açmak tahsilatı durdurmaz; yürütmenin durdurulması kararı alınmadıkça ödeme emri hukuki sonuç doğurmaya devam eder ve cebri tahsil aşamalarına geçilebilir. Bu iki karar yan yana konduğunda pratik strateji kendiliğinden çıkıyor: tarhiyat aşamasında dava açmak koruma sağlar, tahsilat aşamasına gelinmişse korumayı ancak yürütmenin durdurulması talebi sağlar — ve bu talep dilekçede yoksa mahkeme kendiliğinden karar veremez. İkinci ayrım süredir. 3. Dairenin 2025 tarihli kararı, m.27/4’ün otomatik korumasının süresi geçmiş davalara uzanmadığını açıkça söylüyor: tarhiyatın usulüne uygun tebliğinden sonra otuz gün içinde dava açılmazsa borç tahakkuk eder ve ödenmesi gereken safhaya gelir; bu aşamadan sonra açılan dava tahsilatı durdurmaz. Bu, süresi kaçmış bir dosyada “nasılsa dava açtım” güvenine kapılmanın ne kadar riskli olduğunu gösteriyor. Üçüncü boyut ise teminattır. Kanun teminatı kural, teminatsızlığı istisna sayar; ancak teminat mektubu mükellef için gerçek bir maliyettir ve 7. Dairenin 2022 tarihli kararı bu maliyetin idarenin gecikmesi hâlinde faizle karşılanacağını teyit ediyor. Dolayısıyla yürütmenin durdurulması kararı alındığında yapılacak ilk iş, kararı idareye tebliğ ettirip teminat mektubunun iadesini yazılı olarak istemektir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| Ödeme emri davasında YD talep etmemek | Dava sürerken haciz uygulanır | Tahsilat işlemlerinde YD talebi zorunludur |
| “Dava açtım, tahsilat durur” varsayımı | İşlem türüne göre yanlış çıkabilir | Tarhiyat/tahsilat ayrımı yapılmalıdır |
| Süresi geçtikten sonra dava açıp korunmayı beklemek | Durma hükmü uygulanmaz | Otuz günlük süre kaçırılmamalıdır |
| Dava konusu edilen bölümü belirsiz bırakmak | İhtilaf dışı kalemler tahsil edilir | Dilekçede kalem ve tutar açıkça gösterilmelidir |
| YD gerekçesini tek ayak üzerine kurmak | İstem reddedilir | Hem açık hukuka aykırılık hem telafisi güç zarar anlatılmalıdır |
| Zararı soyut anlatmak | Somut değerlendirme yapılamaz | Mali tablolar, sözleşmeler, ödeme planları sunulmalıdır |
| Yedi günlük itiraz süresini kaçırmak | Ret kararı kesinleşir | İtiraz bir defaya mahsustur, süresinde yapılmalıdır |
| Aynı sebeplerle ikinci kez YD istemek | İstem incelenmez | İlk talep eksiksiz hazırlanmalıdır |
| Teminat mektubunun iadesini takip etmemek | Komisyon yükü sürer | Karar tebliğ ettirilip yazılı iade talebi yapılmalıdır |
Sık sorulan sorular
Vergi davası açtım. Tahsilat kendiliğinden durur mu?
Dava tarhiyata karşı ve süresinde açılmışsa evet. 2577 sayılı Kanun m.27/4 uyarınca vergi mahkemelerinde vergi uyuşmazlığından doğan dava açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ayrıca yürütmenin durdurulması istemenize gerek yoktur.
Ödeme emrine dava açtım, yine de haciz geldi. Bu doğru mu?
Ne yazık ki evet. Ödeme emri bir tahsilat işlemidir ve m.27/4’teki kendiliğinden durma bu davalarda işlemez. Danıştay, yürütmenin durdurulması veya iptal kararı verilmedikçe ödeme emirlerinin hukuki sonuç doğurmaya devam edeceğini ve cebri tahsil aşamalarına geçilebileceğini kabul etmektedir. Bu nedenle ödeme emri davalarında yürütmenin durdurulması talebi mutlaka dilekçede yer almalıdır.
Tarhiyata dava açtım ama idare yine de ödeme emri düzenledi. Ne yapabilirim?
Danıştay 3. Dairesi, tarhiyata karşı dava açılmasıyla tahsil işlemlerinin duracağını, dolayısıyla o tarihte tahsil edilebilir bir kamu alacağından söz edilemeyeceğini belirterek bu dönemde uygulanan banka haczini hukuka aykırı bulmuştur. Ödeme emri ve sonraki haciz işlemlerine karşı dava açıp derdest tarhiyat davasını dosyaya sunmanız gerekir.
Süresi geçtikten sonra dava açarsam tahsilat durur mu?
Hayır. Danıştay, m.27/4’teki durma hükmünün ancak süresinde açılan davalar için uygulanabileceğini kabul etmektedir; çünkü tarhiyatın usulüne uygun tebliğinden sonra otuz gün içinde dava açılmazsa vergi borcu tahakkuk ederek ödenmesi gereken safhaya gelir.
İhtirazi kayıtla beyanname verdim ve dava açtım. Tahsilat durur mu?
Hayır. Kanun bu hâli açıkça istisna tutmuştur: ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerden dolayı açılan davalar tahsil işlemini durdurmaz; bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir. Dolayısıyla dilekçenizde bu talebe yer vermeniz gerekir.
Yürütmenin durdurulması için hangi şartlar aranır?
İki şart birlikte aranır: idari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması. Karar, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra ve gerekçe gösterilerek verilir. Kararda hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırılık bulunduğu ve doğacak zararların neler olduğu belirtilmek zorundadır.
İdarenin savunması beklenmeden karar verilebilir mi?
Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. Ayrıca dava dilekçesi ve eklerinden istemin yerinde olmadığı anlaşılırsa, idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir.
Yürütmenin durdurulması kararı için teminat vermek zorunda mıyım?
Kural olarak evet: yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir. Ancak durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz. Teminata ilişkin uyuşmazlıkları, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren merci çözer.
Teminat mektubum ne zaman geri verilir?
Yürütmenin durdurulması kararı verildiğinde veya dava lehinize sonuçlandığında idarenin teminatı iade etmesi gerekir. Danıştay 7. Dairesi, teminat mektubunun yürütmenin durdurulması kararının idareye tebliğ edildiği tarihten sonraki 30. günden itibaren 3095 sayılı Kanun’a göre hesaplanacak yasal faiziyle birlikte iadesine ilişkin hükmü onamıştır.
Yürütmenin durdurulması istemim reddedildi. İtiraz edebilir miyim?
Evet. İdare ve vergi mahkemeleri ile tek hâkim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz mercii dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır ve itiraz üzerine verilen karar kesindir.
Reddedilen talebimi yenileyebilir miyim?
Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz. Bu nedenle ilk talebin gerekçesini ve delillerini eksiksiz hazırlamak, sonradan ortaya çıkan yeni bir olguya dayanmadıkça ikinci bir şansınızın olmayacağını bilmek gerekir.
Yürütmenin durdurulması kararı ne kadar sürede yazılır?
Kanun bir süre öngörür: yürütmenin durdurulmasına dair verilen kararlar on beş gün içinde yazılır ve imzalanır. Ayrıca yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır.
Şirket hakkındaki ödeme emri davası, benim takibimi engeller mi?
Kural olarak hayır. Danıştay 3. Dairesi, şirket adına düzenlenen ödeme emrine karşı açılmış ve yürütmenin durdurulması istemi reddedilmiş bir davanın varlığının, şirket hakkındaki takip yollarının tüketilmesi ve kamu alacağının şirketten tahsil imkânının bulunmadığının ortaya konulması durumunda kanuni temsilcinin takibine engel oluşturmayacağını kabul etmiştir.
İlgili mevzuat
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.7 (dava açma süresi), m.26/3 (dosyanın işlemden kaldırılması), m.27 (yürütmenin durdurulması), m.28 (kararların uygulanması), m.52 (temyiz ve istinafta yürütmenin durdurulması)
- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.112 (gecikme faizi), m.378 (dava konusu)
- 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m.55 (ödeme emri), m.58 (ödeme emrine itiraz), m.62 (haciz), m.10 (teminat)
- 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun
Bağlantılı yazılarımız: ödeme emrine itiraz, vergi ziyaı cezası ve usulsüzlük cezaları, vergide uzlaşma başvurusu, vergi ceza ihbarnamesi ve e-haciz ve banka hesabına haciz.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Tahsilatın durup durmayacağı, dava konusu işlemin türüne ve davanın süresinde açılıp açılmadığına göre değişir. Her dosya ayrıca değerlendirilmelidir.