Terk Suçu (TCK 97): Çocuğu, Yaşlıyı veya Hastayı Kendi Haline Bırakmak ve Öldürmeye Teşebbüsten Farkı

legapro kapak 17115 LegaPro Hukuk Terk Suçu (TCK 97): Çocuğu, Yaşlıyı veya Hastayı Kendi Haline Bırakmak ve Öldürmeye Teşebbüsten Farkı
Kısaca
  • TCK m.97/1’e göre yaşı veya hastalığı dolayısıyla kendini idare edemeyecek durumda olan ve bu nedenle koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan bir kimseyi kendi haline terk eden kişi üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Terk nedeniyle mağdur hastalanır, yaralanır veya ölürse neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümleri uygulanır.
  • Suçun faili, mağdur üzerinde kanundan, sözleşmeden veya fiili üstlenmeden doğan koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişidir.
  • Anne, baba, bakıcı, hemşire, öğretmen ve gezi rehberi gibi kişiler somut duruma göre bu yükümlülük altında sayılabilir.
  • Kendi haline terk, failin mağdurla ilişkisini kesip onu korumadan yoksun bırakmasıdır; terk süresinin mağdur için tehlike yaratmaya yeterli olması önemlidir.
  • Terk, bebeği bir yere bırakmak gibi icrai veya bakıma muhtaç kişiyi evde bırakıp gitmek gibi ihmali davranışla işlenebilir.
  • Mağdur, bakım ve gözetim yükümlülüğünü üstlenebilecek kişi veya kurumun inisiyatif kullanabileceği bir ortama bırakılmışsa terk suçu oluşmaz.
  • Yargıtay, on iki çocuğu emniyet müdürlüğü bahçesine bırakan sanıkların beraatini onamıştır.
  • Kızını büyükannesine gönderip geri kabul etmeyen babanın eylemi terk değil, aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali olarak değerlendirilmiştir.
  • Birden fazla çocuk terk edilirse suç mağdur sayısınca oluşur; zincirleme suç hükümleri uygulanmaz.
  • Terk suçunda failin amacı yalnızca terk etmek olmalıdır; ölüm veya yaralanma amaçlanmışsa kasten öldürme veya yaralama gündeme gelir.
  • Ceza Genel Kurulu, yeni doğmuş bebeğini kış gecesi çıplak hâlde çöp konteynerine bırakan annenin eylemini terk değil, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs saymıştır.
  • Terk suçu bir tehlike suçudur; mağdurun zarar görmesi şart değildir.
  • Kendini idare edemeyecek durumdaki kişiye yardım etmemek veya durumu bildirmemek ayrı bir suç olan TCK m.98 kapsamındadır.
  • Suç şikâyete bağlı değildir ve resen soruşturulur.

Terk suçu denildiğinde akla ilk gelen, bir bebeğin cami avlusuna veya hastane kapısına bırakılmasıdır. Oysa uygulamada bu suçlama; boşanma sonrası çocuğunu bir akrabaya gönderip geri almayan ebeveyni, bakıma muhtaç yaşlı anne babasını yalnız bırakan evladı veya çocukları bir kurumun önüne bırakan aileleri de kapsayabilir.

Aynı görünen olaylar birbirinden çok farklı sonuçlara bağlanabilir. Kimi olayda suç hiç oluşmaz, kimi olayda aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali gündeme gelir, kimi olayda ise eylem kasten öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilir. Aşağıda Yargıtay’ın bu ayrımı nasıl yaptığı kararlar üzerinden açıklanmaktadır.

Kanunî dayanak

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.97: “(1) Yaşı veya hastalığı dolayısıyla kendini idare edemeyecek durumda olan ve bu nedenle koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan bir kimseyi kendi haline terk eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Terk dolayısıyla mağdur bir hastalığa yakalanmış, yaralanmış veya ölmüşse, neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümlerine göre cezaya hükmolunur.”
Madde gerekçesi: Ceza Genel Kurulunun aktardığı gerekçeye göre “Bu terk olgusu, bir bebeğin cami avlusu gibi belli bir mahale götürülüp bırakılması gibi icrai davranışla gerçekleştirilebilir. Keza, bu suç, ihmali davranışla da işlenebilir. Örneğin ileri yaşta bulunan veya hasta bir kişi ya da bir bebek evde kendi hâline terk edilerek tatile çıkılması hâlinde, koruma ve gözetimden yoksun bırakılabilirler.” Gerekçe, ağır netice bakımından failin en azından taksirinin bulunması gerektiğini de belirtir.
Değişiklik uyarısı: Mülga 765 sayılı TCK’daki terk suçu yalnızca 12 yaşından küçükleri korurken, 5237 sayılı TCK’da yaş sınırı kaldırılmıştır. Terk suçuyla sıkça karıştırılan TCK m.233’teki aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçu ise 18.08.2026 tarihinde yürürlüğe giren 7593 sayılı Kanunla değiştirilmiştir. Aşağıdaki kararlar bu değişiklikten önceki olaylara ilişkin olduğundan somut olayda suç tarihindeki metin esas alınmalıdır.
KonuDayanakYargıtay yaklaşımı
Temel hâlTCK m.97/1Üç aydan iki yıla kadar hapis
Ağır neticeTCK m.97/2Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümleri
Kendi haline terkY4CD 11.09.2015Mağdurun korumadan yoksun bırakılması
Kuruma bırakmaY4CD 11.09.2015Emniyet bahçesine bırakma terk sayılmadı
Akrabaya gönderip geri almamaY4CD 11.09.2015Terk değil, TCK 233
Birden fazla mağdurY4CD 11.09.2015Mağdur sayısınca suç
Tanık araştırmasıY4CD 11.09.2015Çocukların kime bırakıldığı araştırılmalı
Failin amacıYCGK 20.03.2018Amaç yalnızca terk olmalı
Bebeği çöpe bırakmaYCGK 20.03.2018Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs
Kritik nokta: Terk davalarında en belirleyici soru, mağdurun bırakıldığı yerde başka birinin ona sahip çıkabilecek durumda olup olmadığıdır. Bir kurumun görevlileri, bakımı üstlenebilecek bir akraba veya güvenilir bir kişi mağduru teslim alabilecek konumdaysa terk unsuru gerçekleşmeyebilir. Buna karşılık mağdurun hayatını tehlikeye sokan koşullarda bırakılması, eylemin kasten öldürme veya yaralama olarak nitelendirilmesine yol açabilir. Bu nedenle bırakılan yer, saat, hava koşulları ve mağdurun durumu ayrıntılı olarak tespit edilmelidir.

Ne yapmalı? Adım adım yol haritası

  1. Mağdurun yaşını, sağlık durumunu ve kendini idare edip edemeyeceğini gösteren belgeleri toplayın.
  2. Fail ile mağdur arasındaki koruma ve gözetim yükümlülüğünün kaynağını belirleyin: velayet, bakım sözleşmesi veya fiili üstlenme.
  3. Mağdurun nereye, saat kaçta ve hangi koşullarda bırakıldığını tanık, kamera ve tutanaklarla ortaya koyun.
  4. Bırakılan yerde bakım ve gözetimi üstlenebilecek bir kişi veya kurum bulunup bulunmadığını tespit edin.
  5. Mağdur bir kişiye teslim edildiyse o kişinin ifadesinin alınmasını talep edin.
  6. Terk süresini ve bu sürenin mağdur için gerçek bir tehlike oluşturup oluşturmadığını değerlendirin.
  7. Mağdurda hastalık veya yaralanma varsa adli raporu ve failin bu netice bakımından kusurunu inceleyin.
  8. Eylemin terk yerine aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali olarak nitelendirilme ihtimalini tartışın.
  9. Bırakma koşulları ağırsa kasten öldürme veya yaralamaya teşebbüs suçlamasına karşı failin amacını gösteren delilleri hazırlayın.
  10. Birden fazla mağdur varsa her mağdur için ayrı hüküm kurulup kurulmadığını kontrol edin.
  11. Çocuğun bakımı konusunda sorun yaşıyorsanız çocuğu bırakmak yerine sosyal hizmet kurumlarına ve mahkemeye başvurun.
  12. Sabıkasızlık gibi lehe hususları belgeleyerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması talebinde bulunun; gerekçesiz ret bozma nedenidir.
Yargıtay kararları

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 11.09.2015 T., 2014/43496 E., 2015/33633 K.
Çocukları bakımı üstlenebilecek bir kurumun inisiyatif kullanabileceği biçimde bırakmak, “kendi haline terk” unsurunu gerçekleştirmez; bu davranış tek başına aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali de sayılmaz. Sanıklar, kardeşlerinin kaçakçılık suçundan yakalanmasına ve kaçak sigaralara el konulmasına kızarak yaşları 2 ile 8 arasında değişen 12 çocuğu emniyet müdürlüğü bahçesine bırakmıştır. Sulh ceza mahkemesi, sanıkların çocukları pazardaki kavgadan korumak için emaneten bıraktıkları savunmasına itibar ederek beraat kararı vermiş, Cumhuriyet savcısı hükmü temyiz etmiştir. Daire, terk suçunun unsurlarını ayrıntılı biçimde açıklamış ve “Terk fiilinin, fail dışında, koruma ve gözetim yükümlülüğünü üstlenebilecek durumda olan ve bu iradeyi taşıyan kişilerin inisiyatif kullanabilecekleri biçimde ve ortamda gerçekleştirilmesi halinde bu suç oluşmaz” ilkesini ortaya koymuştur. Daire, mahkemenin beraat gerekçesini benimsememekle birlikte, çocukları “adeta alın bu çocuklara siz bakın anlamına gelebilecek biçimde bırakmak eylemlerinde, suçun “kendi haline terk” unsurunun gerçekleşmemesi” ve eylemin bakım ve gözetim yükümlülüklerine aykırılık oluşturmaması nedeniyle TCK 233’teki suçun da oluşmadığını belirtmiştir. Beraat hükümleri 11.09.2015 tarihinde tebliğnameye uygun olarak oybirliğiyle onanmıştır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 11.09.2015 T., 2015/1780 E., 2015/33630 K.
Velayeti kendisinde olan kızını büyükannesine gönderen ve büyükanne kabul etmeyince çocuğu geri almayan babanın eylemi terk değil, aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlalidir. Boşanma sonucu velayeti kendisine bırakılan sanık, 2000 doğumlu kızını boşandığı eşinin başka bir ilçede yaşayan annesine bırakması için köy minibüsü şoförüne yol ücretini vererek teslim etmiştir. 1949 doğumlu büyükanne, yaşı ve maddi durumu nedeniyle çocuğa bakamayacağını belirterek onu kabul etmemiş, sanık da çocuğu tekrar kabul etmemiştir. Sulh ceza mahkemesi sanığın beraatine karar vermiş, katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili hükmü temyiz etmiştir. Daire, olayda “suçun yasal unsuru olan, “kendi haline terk” unsuru gerçekleşmediği için terk suçunun oluşmayacağı, ancak sanığın mağdura karşı bakım, eğitim ve destek olma yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle eyleminin TCK’nın 233. maddesinde düzenlenen aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğü ihlal suçunun oluşturacağı” gözetilmeden beraat kararı verilmesini kanuna aykırı bulmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi onama yönünde olmasına rağmen Daire bu görüşe katılmamıştır. Beraat hükmü 11.09.2015 tarihinde oybirliğiyle bozulmuştur.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 11.09.2015 T., 2014/1776 E., 2015/33632 K.
Çocuklarını annelerine teslim etmesi için bir arkadaşına bıraktığını savunan sanık yönünden bu kişinin ifadesi alınmadan hüküm kurulamaz; terk suçu her mağdur için ayrı oluşur. Sanık, hakkında terk suçundan açılan davada iki çocuğu annelerine bırakması için bir arkadaşına teslim ettiğini savunmuştur. Sulh ceza mahkemesi sanığı mahkûm etmiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması talebini reddetmiştir. Daire, suçun işlenişine ilişkin genel ilkeleri açıkladıktan sonra, olaya dair görgüsü olduğu anlaşılan kişinin “ifadesi alındıktan sonra sanığın mağdurları kendi hallerine terk edip etmediği belirlenerek hukuki durumunun tayini yerine eksik araştırma ile hüküm kurulması” nı bozma nedeni saymıştır. Kabule göre de “Failin, her bir mağdura karşı ayrı ayrı bakma, koruma ve gözetme yükümlüğü bulunduğundan, birden fazla kişinin suçun mağduru olması durumunda gerçek içtima kuralı uygulanır. Zincirleme suça ilişkin hüküm uygulanamaz” ilkesine göre iki mağdur için tek hüküm kurulmasını hatalı bulmuştur. Adli sicilinde kesinleşmiş mahkûmiyet bulunmayan sanık hakkında HAGB talebinin anlaşılamayan bir gerekçeyle reddedilmesi de ayrıca bozma nedeni yapılmıştır. Hüküm 11.09.2015 tarihinde oybirliğiyle bozulmuştur.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 20.03.2018 T., 2015/986 E., 2018/102 K.
Terk suçunda failin amacı yalnızca terk etmek olmalıdır; yeni doğmuş bebeğini ölüm neticesi muhakkak olacak koşullarda çöp konteynerine bırakan annenin eylemi terk değil, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüstür. Hamileliğini ailesinden gizleyen sanık, bir kış günü sabaha karşı sokakta doğum yapmış ve bebeği göbek kordonunu kesmeden, çıplak hâlde çöp konteynerindeki çöplerin arasına bırakarak evine dönmüştür. Yaklaşık iki saat kırk beş dakika sonra temizlik görevlileri bebeği son anda fark ederek hastaneye götürmüş, ileri derecede hipotermi nedeniyle hayati tehlike geçiren bebek 12 gün yoğun bakımda kalmıştır. Ağır ceza mahkemesi sanığı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüsten 12 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırmış, 1. Ceza Dairesi hükmü onamıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise öldürme kastı bulunmadığı, eylemin neticesi sebebiyle ağırlaşmış terk suçu olduğu görüşüyle itiraz etmiştir. Genel Kurul, özel daire kararlarında yeni doğan bebeğin tren garına veya cami avlusuna ya da küçük çocuğun akrabalarının evinin önüne bırakılmasının terk sayıldığını hatırlatmış ve “Failin bu maddeye göre sorumlu tutulabilmesi için asıl amacı sadece “terk etmek” olmalıdır.” demiştir. Somut olayda bebeği “ölüm neticesi muhakkak olacak şekilde, soğuk kış günü çıplak vaziyette” çöp konteynerine bırakan “sanığın asıl amacının terk olmadığı” sonucuna varılmıştır. Eylemin terk suçu olmadığı oybirliğiyle, icrai hareketle işlendiği ise oyçokluğuyla kabul edilmiştir; karşı oy yazısında bir üye eylemin ihmali davranışla kasten öldürmeye teşebbüs olduğunu savunmuştur. Başsavcılık itirazı 20.03.2018 tarihinde reddedilmiştir.

Dört karar, terk suçunun alt ve üst sınırlarını birlikte göstermektedir.

Alt sınırda 4. Ceza Dairesinin 2015 tarihli kararları yer almaktadır. Suçun oluşması için mağdurun gerçekten korumasız bırakılması gerekir. Çocuklar emniyet müdürlüğü gibi sorumluluğu üstlenebilecek bir kurumun önüne, görevlilerin sahip çıkabileceği biçimde bırakılmışsa kendi haline terk unsuru gerçekleşmez. Çocuğu bir akrabaya gönderip geri almamak ise terk değil, bakım ve eğitim yükümlülüğünün ihlali olarak değerlendirilmiştir. Bu ayrım ceza miktarını ve suçun niteliğini doğrudan etkiler. Velayet ve teslim sorunlarının hukuki yolları için velayetin değiştirilmesi davası ve çocuk teslimi ve icra yazılarımıza bakılabilir.

Aynı günlü üçüncü karar usule ilişkin iki önemli kural koymaktadır. Sanık çocukları birine teslim ettiğini savunuyorsa o kişinin dinlenmesi zorunludur. Birden fazla çocuk terk edilmişse her çocuk için ayrı hüküm kurulur.

Üst sınırda Ceza Genel Kurulunun 2018 tarihli kararı bulunmaktadır. Terk suçu, failin mağdurun ölmesini veya yaralanmasını istemediği hâllere özgüdür. Bebeğin hayatta kalma ihtimalini ortadan kaldıran koşullarda bırakılması, eylemi kasten öldürmeye teşebbüs niteliğine taşıyabilir. Kararda terk suçu olmadığı konusunda oybirliği bulunmakla birlikte, eylemin icrai mi ihmali mi olduğu konusunda görüş ayrılığı vardır. Mağdurun ölümü taksirle gerçekleşmişse taksirle öldürme hükümleri de ayrıca tartışılabilir.

Aynı evde yaşayan ve bakıma muhtaç kişiye yönelik davranış terk düzeyine ulaşmıyor, ancak merhamet ve şefkatle bağdaşmıyorsa kötü muamele; sistematik ve ağır ise eziyet suçu gündeme gelebilir.

Sık yapılan hatalar

HataNeden sorun çıkarırDoğrusu
Her bırakmayı terk saymakBakımı üstlenebilecek kişi veya kuruma bırakma suç oluşturmayabilirBırakılan ortamı ayrıntılı tespit edin
Teslim edilen kişiyi tanık göstermemekEksik araştırma bozma nedenidirO kişinin dinlenmesini talep edin
Aile yükümlülüğünün ihlaliyle karıştırmakSuç tipi ve ceza değişirKendi haline terk unsurunu ayrıca tartışın
Bırakma koşullarını önemsememekAğır koşullar öldürmeye teşebbüs suçlamasına yol açabilirSaat, yer ve hava koşullarını belgeleyin
Failin amacını savunmada ele almamakTerk suçunda amaç yalnızca terk olmalıdırMağduru korumaya yönelik davranışları gösterin
Birden fazla mağdurda tek hüküm beklemekSuç mağdur sayısınca oluşurHer mağdur için ayrı değerlendirme yapılmasını denetleyin
Ağır netice için kusuru tartışmamakAğır neticeden sorumluluk en az taksir gerektirirNeticenin öngörülebilirliğini tartışın
Suç tarihindeki metni kontrol etmemekİlgili maddeler sonradan değişmiştirSuç tarihindeki kanun hükmünü uygulayın
HAGB ret gerekçesini denetlememekAnlaşılamayan gerekçe bozma nedenidirGerekçeyi kanun yoluna taşıyın
Terk suçu nedir?

TCK m.97’de düzenlenen, yaşı veya hastalığı nedeniyle kendini idare edemeyecek durumda olan ve koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan bir kişiyi kendi haline terk etmekle işlenen suçtur.

Terk suçunun cezası nedir?

Temel hâlde üç aydan iki yıla kadar hapis cezasıdır. Terk nedeniyle mağdur hastalanır, yaralanır veya ölürse neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hükümlerine göre ceza belirlenir.

Kimler terk suçunun faili olabilir?

Mağdur üzerinde kanundan, sözleşmeden veya fiili üstlenmeden doğan koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler. Yargıtay anne, baba, hekim, hemşire, hasta bakıcı, çocuk bakıcısı, öğretmen ve gezi rehberini örnek olarak saymıştır.

Yaşlı anne babamı yalnız bırakırsam terk suçu oluşur mu?

Kişi yaşı veya hastalığı nedeniyle kendini idare edemeyecek durumdaysa ve üzerinizde koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunuyorsa, onu korumadan yoksun bırakmanız terk suçunu oluşturabilir. Madde gerekçesi, hasta veya yaşlı kişinin evde kendi haline bırakılarak tatile çıkılmasını örnek gösterir.

Çocuğu bir kurumun önüne bırakmak terk midir?

Somut olaya bağlıdır. Yargıtay, on iki çocuğu emniyet müdürlüğü bahçesine, görevlilerin sahip çıkabileceği biçimde bırakan sanıklar yönünden kendi haline terk unsurunun gerçekleşmediğini kabul etmiştir. Özel daire kararlarında ise bebeğin tren garına veya cami avlusuna bırakılması terk sayılmıştır.

Çocuğu akrabaya gönderip geri almamak hangi suçu oluşturur?

Yargıtay, velayeti kendisinde olan kızını büyükannesine gönderen ve büyükanne kabul etmeyince çocuğu geri almayan babanın eylemini terk değil, TCK 233’teki aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali olarak değerlendirmiştir.

Terk suçu ile öldürmeye teşebbüs arasındaki fark nedir?

Ceza Genel Kuruluna göre terk suçunda failin asıl amacı yalnızca terk etmek olmalıdır. Mağdurun ölmesini istemiş veya ölümü muhakkak koşullarda bırakmışsa kasten öldürme veya öldürmeye teşebbüs gündeme gelir.

Mağdura bir şey olmadıysa suç oluşur mu?

Evet. Ceza Genel Kurulu terk suçunu bir tehlike suçu olarak nitelendirmiş ve zarar meydana gelmesini şart görmemiştir. Ancak terk süresinin mağdur için tehlike yaratmaya yeterli olması aranmaktadır.

Birden fazla çocuğu terk edersem tek ceza mı alırım?

Hayır. Yargıtay’a göre failin her mağdura karşı ayrı yükümlülüğü bulunduğundan suç mağdur sayısınca oluşur ve zincirleme suç hükümleri uygulanmaz.

Terk suçu ihmali davranışla işlenebilir mi?

Evet. Madde gerekçesine göre terk, bebeği bir yere bırakmak gibi icrai davranışla işlenebileceği gibi bakıma muhtaç kişiyi evde bırakıp gitmek gibi ihmali davranışla da işlenebilir.

Terk ile yardım veya bildirim yükümlülüğünün ihlali arasındaki fark nedir?

Terk suçu mağdur üzerinde koruma ve gözetim yükümlülüğü olan kişiyi hedef alır. TCK m.98 ise kendini idare edemeyecek durumdaki bir kişiye hal ve şartların elverdiği ölçüde yardım etmeme veya durumu ilgili makamlara bildirmeme hâlini düzenler ve herkes bakımından geçerlidir.

Ağır neticeden sorumlu olmam için ne gerekir?

Madde gerekçesine göre failin hastalık, yaralanma veya ölüm neticesi bakımından en azından taksirinin bulunması gerekir. Netice istenmişse fail kasten yaralama veya öldürmeden sorumlu tutulur.

Suç şikâyete bağlı mı?

Hayır. TCK m.97’de şikâyet şartı bulunmamaktadır; suç resen soruşturulur. Çocuklara ilişkin davalarda ilgili bakanlık katılan sıfatıyla davaya dahil olabilir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkün mü?

Şartları varsa mümkündür. Yargıtay, kesinleşmiş mahkûmiyeti bulunmayan sanık hakkında HAGB talebinin anlaşılamayan bir gerekçeyle reddedilmesini bozma nedeni saymıştır.

Hangi mahkemede yargılanırım?

Temel hâlde dava asliye ceza mahkemesinde görülür. Eylem kasten öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilirse dava ağır ceza mahkemesinde görülür.

İlgili mevzuat
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.97 — Terk
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.98 — Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.233 — Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.23 — Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.82 — Nitelikli kasten öldürme
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.83 — Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.35 — Suça teşebbüs
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.232 — Kötü muamele
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.335 — Velayet
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.339-340 — Velayetin kapsamı, çocuğun bakım ve eğitimi
  • 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.231 — Hükmün açıklanmasının geri bırakılması

İlgili yazılarımız: Kötü muamele suçu · Eziyet suçu · Velayetin değiştirilmesi · Çocuk teslimi ve icra · Taksirle öldürme

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Bu siteyi Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Google arama sonuçlarınızda legapro.net yazıları daha sık görünür. Ücretsizdir; Google hesabınızdan istediğiniz zaman geri alabilirsiniz. Google'da ekle

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Ceza hukuku — ilgili sayfalar

Bu yazıdaki konuyla ilgili rehberler, dilekçe örnekleri ve hesaplama araçları.

Aynı kategoriden diğer yazılar

Ceza Hukuku Makale

İntihara Yönlendirme Suçu (TCK 84): Azmettirme, Kararı Kuvvetlendirme, İntihara Mecbur Etme ve Kasten Öldürme Ayrımı

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TCK m.84/1’e göre başkasını intihara azmettiren, teşvik eden,…

15.09.2026 Yazıyı oku ›
Ceza Hukuku Makale

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu (TCK 299): Ağır Eleştiri ile Hakaret Ayrımı, Aleniyet, Adalet Bakanı İzni ve Yargıtay Kararları

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TCK m.299/1’e göre Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi bir…

16.09.2026 Yazıyı oku ›
Makaleler

Sosyal Medyada Hakaret Suçu ve Cezası

İçindekilerSosyal Medyada Hakaret Suçu: Hukuki Boyutlar ve YaptırımlarSosyal Medyada Hakaret Suçu Nedir?Sosyal Medyada Hakaret Suçu: Tanımı, Kapsamı ve…

26.05.2024 Yazıyı oku ›
Makaleler

Denetimli Serbestlikte İhlal

İçindekilerDenetimli Serbestlik Kararı Hangi Durumlarda Geri Alınır? İhlal HalleriSuç İşlenmesi Durumunda Denetimli Serbestlik Kararının AkıbetiDenetimli Serbestlik Yükümlülüklerine Uymamakta…

04.01.2025 Yazıyı oku ›
Ceza Hukuku Makale

İmar Kirliliğine Neden Olma (TCK 184): Ruhsatı Alırsan Dava Düşer

İçindekilerSuçun kapsamıEtkin pişmanlık: davayı bitiren hükümYapı kayıt belgesi (imar barışı)HAGB ile ilişkisiBoğaziçi istisnasıNe yapmalı? Kısaca TCK m.184/1: yapı…

24.08.2026 Yazıyı oku ›
Ceza Hukuku Makale

Mühür Bozma Suçu (TCK 203): Şartları, Cezası ve Beraat Sebepleri

İçindekilerKanunî dayanakSuçun oluştuğu ve oluşmadığı hâllerNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Mühür bozma, TCK m.…

03.09.2026 Yazıyı oku ›
WhatsApp İletişim Ara