Sigortada Beyan Yükümlülüğü: Eksik Beyan Tazminatı Nasıl Etkiler?

legapro kapak 15973 LegaPro Hukuk Sigortada Beyan Yükümlülüğü: Eksik Beyan Tazminatı Nasıl Etkiler?
Kısaca
  • TTK m.1435: sigorta ettiren, bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.
  • Önemli sayılan husus: sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte olan husus.
  • Sigortacının yazılı veya sözlü olarak sorduğu hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır.
  • Soru sorulmasa bile, sigortalı bildiği bütün önemli hâlleri bildirmekle yükümlüdür.
  • TTK m.1439/2 üç ayrı sonuç öngörür: ödeme borcunun son bulması, indirim veya proporsiyon hesabı.
  • Kast varsa ve gizlenen husus ile riziko arasında bağlantı varsa ödeme borcu ortadan kalkar.
  • Bağlantı yoksa sigortacı, ödenen prim / ödenmesi gereken prim oranına göre öder.

Sigorta şirketinin en sık kullandığı ret gerekçesi şudur: “Beyan yükümlülüğünüzü ihlal ettiniz.”

Ancak kanun, bu ihlale tek bir sonuç bağlamaz. Üç ihtimal vardır ve hangisinin uygulanacağını kusur derecesi ile illiyet bağı belirler.

Yükümlülüğün kapsamı

TTK m.1435: “Sigorta ettiren, sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır.”

Uygulamada altı çizilen nokta şudur: sigortacının sorusu üzerine ya da hiçbir soru sorulmadan (dolayısıyla form doldurulmadan) sigortalı, kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün hâlleri bildirmekle yükümlüdür.

İhlalin üç sonucu

Kusurİlliyet bağıSonuç
İhmalEtkili nitelikteİhmalin derecesine göre indirim
KastVarÖdeme borcu ortadan kalkar
KastYokProporsiyon hesabı

TTK m.1439/2: “Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder.”

“Kast” ne demek?

Buradaki kast, kötü niyetle bildirmeme hâlini değil, bildiği hâlde beyansızlığı ifade eder. Yani sigortalının aldatma amacı taşıması aranmaz; bilmesine rağmen bildirmemiş olması yeterlidir.

Sigortacının seçenekleri (m.1439/1)

Riziko gerçekleşmeden önce, sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmişse sigortacı m.1440‘taki süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenen prim farkı on gün içinde kabul edilmezse sözleşmeden cayılmış sayılır. Önemli hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması ya da onun tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez.

Ne yapmalı?

  1. Ret yazısında hangi hususun gizlendiği iddia edildiğini net olarak isteyin.
  2. Teklif ve başvuru formunu temin edin; hangi sorular sorulmuş, bakın.
  3. Gizlendiği iddia edilen hâl ile riziko arasında illiyet bağı olup olmadığını tartışın.
  4. Bağlantı yoksa proporsiyon hesabı talep edin; tamamen ret hukuka aykırıdır.
  5. İhmal düzeyinde kalan hâllerde yalnızca indirim yapılabileceğini ileri sürün.
  6. Sigortacının m.1440’taki süreyi geçirip geçirmediğini denetleyin.
  7. Poliçe düzenlenirken sigortacının kendi özenini — basiretli tacir ölçütü — gündeme getirin.
Yargıtay uygulaması — üç sonuç ve illiyet bağı
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E.2025/2403, K.2025/5952, 16.04.2025 İhlalin üç ayrı sonucu ve “kast”ın tanımı. Uyuşmazlık, poliçenin düzenlenmesi sırasında murisin hastalığının bulunup bulunmadığı, önceki hastalıkları ile ölümü arasında illiyet bağı olup olmadığı ve bunları kasten gizleyip gizlemediği noktasında toplanıyordu. Daire önce ilkeyi kurdu: “Sigorta sözleşmeleri iyi niyet sözleşmeleri olup, taraflar sözleşme kurulması aşamasında birbirlerini aydınlatma yükümlülüğü altındadır.” Ardından TTK m.1439‘u aktararak sonucu netleştirdi: “TTK’nın 1439/2 nci maddesinde, sigortalının kasten ya da ihmali ile beyan yükümlülüğüne uymaması hallerinin, sigortacının tazminat sorumluluğunun son bulması, tazminattan indirim yapılması, proporsiyon hesabı ile tazminatın belirlenmesi şeklinde üç ayrı sonucu olduğu kabul edilmiştir.” Kararda ayrıca kast kavramının kapsamı açıklanmıştır: buradaki kast, “kötüniyetle bildirmeme halini değil, bildiği halde beyansızlığı” ifade eder. Bildirilmeyen hastalığın sadece ölüme etki eden bir faktör olup doğrudan ölüm nedeni olmadığı, yani bağlantının bulunmadığı durumda ise proporsiyon hesabıyla tazminat belirlenir.
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E.2022/6503, K.2024/479, 16.01.2024 İlliyet bağı olmadan m.1435 ve 1439 uygulanamaz. Daire, TTK m.1439‘un birinci ve ikinci fıkralarını tam metin olarak aktardıktan sonra uygulamanın ön şartını koydu: “Poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının, doğru beyan yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinin ve sigortacının TTK’nun 1435 ve 1439 uncu maddesindeki hükümlerin uygulanabilmesi için de sigortalının gizlediği iddia olunan hastalık ile riziko (ölüm) arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir.” Somut olayda davacılar murisinin kullandığı tüketici kredisi nedeniyle azalan teminatlı hayat sigortası yapılmış, 17.06.2020 başlangıçlı poliçe süresi içinde sigortalı 22.03.2021‘de vefat etmiş, ölüm tarihine göre vefat teminatı 70.000,00 TL olarak belirlenmişti; ölüm nedeni kronik böbrek yetmezliğiydi ve sigorta başlangıcından geriye doğru incelenen tedavi evraklarında 5. evre böbrek yetmezliği bulguları yer alıyordu. Karar, ret savunmasının otomatik kabul edilemeyeceğini, illiyet bağının ayrıca araştırılması gerektiğini ortaya koyar.
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E.2023/662, K.2025/1304, 02.10.2025 Soru sorulmasa bile bildirme yükümlülüğü vardır. Sigortacı, sigorta ettirenin sözleşmenin kurulması sırasında beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını ve bu nedenle zararın teminat dışı kaldığını savunmuştu. Daire, poliçenin tanzim edildiği ve rizikonun gerçekleştiği tarih itibarıyla yürürlükteki TTK m.1435‘i aktararak doğru beyan yükümlülüğünün kapsamını belirledi ve şu tespiti yaptı: TTK m.1435 ile Genel Şartların ilgili maddesi uyarınca, sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan — dolayısıyla buna ilişkin bir form doldurulmadan — sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün hâlleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Daire ayrıca m.1439/2‘nin açık ifadeleriyle, ihmalle aykırı davranmanın tazminattan indirim sebebi olduğunu; kasten uyulmaması hâlinde ise gizlenen husus ile gerçekleşen riziko arasındaki bağlantının belirleyici olduğunu vurguladı.
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E.2016/7586, K.2016/7984, 11.10.2016 Sigortacının kendi özensizliği: eksik prim iddiası dinlenmez. Sigorta şirketi, poliçe düzenlenirken sigortalı araca ilişkin bazı bilgilerin eksik girilmesi nedeniyle primin düşük hesaplandığını ileri sürerek, eksik primi ve eksik prim oranınca ödediği hasar bedelini sigortalı araç sahibinden istemişti. Yerel mahkeme davayı reddetti; gerekçe şuydu: poliçe düzenlenirken sigorta ettirenin kusur veya hilesi bulunmadığı müddetçe sigorta şirketinin eksik prim alındığı iddiasının dinlenemeyeceği, aksi durumun ahde vefa ilkesine aykırılık oluşturacağı; somut olayda prim tutarının düşük çıkmasında davalının herhangi bir kusurunun veya hilesinin bulunmadığı; sigorta şirketinin bu iddiayı sözleşme kurulduktan sonra sigortalıya karşı ileri sürmesinin basiretli tacir gibi davranma ilkesine de aykırılık oluşturacağı. Daire, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığını belirterek davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarını reddetti ve hükmü onadı.
Kararlar Yargı PRO içtihat veri tabanından derlenmiştir. Sigorta hukukunda beyan yükümlülüğü, sözleşmenin iyi niyet sözleşmesi olmasının doğrudan sonucudur: taraflar sözleşmenin kurulması aşamasında birbirlerini aydınlatma yükümlülüğü altındadır. 6102 sayılı TTK m.1435 bu yükümlülüğü sigorta ettiren yönünden düzenler: sigorta ettiren, sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları bildirmek zorundadır. Önemli olan husus, bildirilmemesi, eksik ya da yanlış bildirilmesi hâlinde sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikteki husustur; sigortacının yazılı veya sözlü olarak sorduğu hususlar ise aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır. Uygulamada özellikle vurgulanan nokta, yükümlülüğün soru sorulmasına bağlı olmamasıdır: sigortacının sorusu üzerine ya da hiçbir soru sorulmadan, hatta bir form doldurulmadan dahi sigortalı, kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün hâlleri bildirmekle yükümlüdür. İhlalin sonucu ise — sigorta şirketlerinin ret yazılarında sıkça atlanan biçimde — tek değil, üçtür. TTK m.1439/2‘ye göre Yargıtay, ihlalin “sigortacının tazminat sorumluluğunun son bulması, tazminattan indirim yapılması, proporsiyon hesabı ile tazminatın belirlenmesi şeklinde üç ayrı sonucu” bulunduğunu kabul etmektedir. Hangi sonucun doğacağını iki değişken belirler: kusurun derecesi ve illiyet bağı. Rizikonun gerçekleşmesinden sonra beyan yükümlülüğü ihmalle ihlal edilmiş ve bu ihlal tazminatın miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Kusur kast derecesinde ise, ihlal ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa sigortacının ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa sigortacı, ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak — yani proporsiyon hesabıyla — öder. Buradaki kast kavramı da dar anlaşılmamalıdır: Yargıtay, bu kastın kötü niyetle bildirmeme hâlini değil, “bildiği halde beyansızlığı” ifade ettiğini belirtmektedir; yani aldatma amacı aranmaz. Buna karşılık sigortacının elini bağlayan asıl ölçüt illiyet bağıdır: m.1435 ve m.1439 hükümlerinin uygulanabilmesi için gizlendiği iddia olunan husus ile riziko arasında illiyet bağının bulunması gerekir. Bildirilmeyen hastalığın sadece ölüme etki eden bir faktör olup doğrudan ölüm nedeni olmadığı hâllerde bağlantı bulunmadığı kabul edilir ve tamamen ret değil, proporsiyon hesabı uygulanır — bu, hak sahipleri için çoğu dosyada belirleyici savunmadır. Riziko gerçekleşmeden önceki aşamada ise m.1439/1 devreye girer: sigortacı m.1440‘taki süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir; istenen prim farkı on gün içinde kabul edilmezse sözleşmeden cayılmış sayılır. Önemli hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması ya da onun tarafından önemli sayılmaması sonucu değiştirmez. Nihayet madalyonun diğer yüzü sigortacının kendi özenidir: poliçe düzenlenirken bilgiler eksik girilmiş ve bunda sigorta ettirenin kusuru veya hilesi bulunmuyorsa, sigorta şirketinin sonradan eksik prim alındığı iddiası dinlenmez; aksi yaklaşım hem ahde vefa hem basiretli tacir gibi davranma ilkelerine aykırı görülmektedir.
Eksik beyan her zaman ret sebebi midir?

Hayır. TTK m.1439/2’nin üç ayrı sonucu vardır: sigortacının tazminat sorumluluğunun son bulması, tazminattan indirim yapılması veya proporsiyon hesabıyla tazminatın belirlenmesi. Tamamen ret ancak kusur kast derecesindeyse ve beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa mümkündür. İhmal düzeyindeki ihlallerde yalnızca ihmalin derecesine göre indirim yapılabilir.

Proporsiyon hesabı nedir?

Kusur kast derecesinde olmakla birlikte gizlenen husus ile riziko arasında bağlantı bulunmadığında uygulanan hesap yöntemidir. Sigortacı, ödenen prim ile ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder. Yani gerçek durum bildirilseydi ne kadar prim alınacak idiyse, tazminat da o orana göre kısmen ödenir. Bu, tamamen ret ile tam ödeme arasındaki orta yoldur.

Bana soru sorulmadıysa yine de sorumlu muyum?

Evet. Yargı kararlarında, sigorta şirketinin sorusu üzerine veya hiçbir soru sorulmadan — dolayısıyla buna ilişkin bir form doldurulmadan — sigortalının, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün hâlleri bildirmekle yükümlü olduğu belirtilmektedir. Bununla birlikte sorulan hususlar aksi ispat edilinceye kadar önemli sayıldığından, form varsa ispat yükü bakımından ayrı bir önem taşır.

“Kast” için sigortacıyı aldatmak şart mı?

Hayır. Yargıtay, TTK m.1439/2 bağlamındaki kastın kötü niyetle bildirmeme hâlini değil, bildiği hâlde beyansızlığı ifade ettiğini belirtmektedir. Yani sigortalının aldatma amacı taşıdığının ispatı aranmaz; bilmesine rağmen bildirmemiş olması yeterlidir. Buna karşılık bu tespit tek başına reddi getirmez; ayrıca gizlenen husus ile riziko arasında bağlantı bulunması gerekir.

Hastalığım ölüme dolaylı etki ettiyse tazminat alabilir miyim?

Kısmen alabilirsiniz. Yargıtay, bildirilmeyen hastalığın sadece ölüme etki eden bir faktör olup doğrudan ölüm nedeni olmadığı — yani bağlantının bulunmadığı — durumda, ödenen prim ile ödenmesi gereken prim arasındaki orana göre proporsiyon hesabıyla tazminatın belirlenmesinin TTK m.1439/2 gereği olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle ölüm nedeninin tıbbi olarak net biçimde ortaya konulması dosyanın kaderini belirler.

Sigortacı istediği zaman sözleşmeden cayabilir mi?

Hayır, süreye bağlıdır. TTK m.1439/1 uyarınca sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmişse sigortacı, m.1440’ta belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenen prim farkı on gün içinde kabul edilmezse sözleşmeden cayılmış sayılır. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir; bu nedenle sigortacının öğrenme tarihi ve cayma bildiriminin tarihi dosyada mutlaka denetlenmelidir.

Poliçedeki bilgileri acente eksik girdiyse sorumlu olur muyum?

Sigorta ettirenin kusuru veya hilesi yoksa sorumluluğu doğmaz. Bir dosyada yerel mahkeme, poliçe düzenlenirken sigorta ettirenin kusur veya hilesi bulunmadığı müddetçe sigorta şirketinin eksik prim alındığı iddiasının dinlenemeyeceğini, aksinin ahde vefa ve basiretli tacir gibi davranma ilkelerine aykırı olacağını belirtmiş; Yargıtay bu kararı onamıştır. Bu nedenle teklif formunun kim tarafından ve nasıl doldurulduğu ayrıca araştırılmalıdır.

Ret kararına karşı hangi yola başvurabilirim?

Sigorta şirketine yazılı başvurunun reddi veya on beş iş günü içinde cevap verilmemesi hâlinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulabilir; alternatif olarak ticari nitelikteki uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartı olarak işletildikten sonra dava açılabilir. Başvuruda ret gerekçesinin hangi hususa dayandığı, illiyet bağının bulunup bulunmadığı ve en azından proporsiyon hesabı yapılması gerektiği ayrı ayrı ileri sürülmelidir.

İlgili mevzuat
  • 6102 sayılı TTK m.1435 — Beyan yükümlülüğü
  • 6102 sayılı TTK m.1439 — Yükümlülüğün ihlali ve sonuçları
  • 6102 sayılı TTK m.1440 — Cayma süresi
  • 6102 sayılı TTK m.1441-1444 — Sözleşme süresinde beyan ve ihbar
  • 6102 sayılı TTK m.1446 — Rizikonun gerçekleştiğinin ihbarı
  • 6098 sayılı TBK m.2 ve TMK m.2 — Dürüstlük kuralı
  • 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.30 — Sigorta Tahkim Komisyonu

Bağlantılı başlıklar için sigortacının rücu hakkı, trafik sigortasında kapsam dışı haller ve sigorta tahkim komisyonuna başvuru yazılarımıza bakabilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut olayın koşulları farklı sonuçlar doğurabilir.

Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce yürürlükteki metin doğrulanmalıdır.

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Trafik kazası ve sigorta hukuku — ilgili sayfalar

Bu yazıdaki konuyla ilgili rehberler, dilekçe örnekleri ve hesaplama araçları.

Aynı kategoriden diğer yazılar

Hukuki Makaleler

Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı (TMK m. 2)

İçindekilerKanunî dayanakDürüstlük kuralı ile iyiniyet arasındaki farkNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TMK m. 2…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
Hukuki Makaleler

Kişilik Haklarına Saldırı (TMK m. 24-25): Açılabilecek Davalar ve Ölçütler

İçindekilerKanunî dayanakTMK m. 25’teki davalarNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TMK m. 24 kuralı tersine…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
Hukuki Makaleler

Munzam (Aşkın) Zarar – TBK m. 122: Şartları, İspatı ve Daireler Arası Ayrılık

İçindekilerKanunî dayanakTemerrüt faizi ile munzam zarar arasındaki farkNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Munzam (aşkın)…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
Hukuki Makaleler

Borçlunun Temerrüdü (TBK m. 117-126): İhtar, Vade ve Seçimlik Haklar

İçindekilerKanunî dayanakVade türleri ve ihtar ihtiyacıNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Kural açıktır: muaccel bir…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
Hukuki Makaleler

Tehlike Sorumluluğu (TBK m. 71): Elektrik, Doğalgaz ve Denkleştirme

İçindekilerKanunî dayanakKusursuz sorumluluk türleri arasındaki farkNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TBK m. 71, önemli…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
Hukuki Makaleler

Hayvan Bulunduranın Sorumluluğu (TBK m. 67): Köpek Isırması ve Tazminat

İçindekilerKanunî dayanakHangi kusursuz sorumluluk hangi maddede?Ne yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TBK m. 67, hayvanın…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
WhatsApp İletişim Ara