İş Sağlığı ve Güvenliğinde İşverenin Sorumluluğu

Kısaca
- İşverenin iş kazasından doğan hukuki sorumluluğu, ayrık hâller dışında iş sözleşmesinden doğan gözetme (koruma) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur.
- 6331 sayılı Kanun’un 4. ve 5. maddeleri ile iş güvenliği yönetmelikleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilir; teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması kusurlu davranıştır.
- İşveren yalnızca yazılı kurallardan değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlerden de sorumludur.
- Objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırır ama ona dönüştürmez; sorumluluk için kusurun varlığı yine de şarttır.
- İşvereni kurtaran tek durum, ihmali ile zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmektir. Bağ üç hâlde kesilir: mücbir sebep, zarar görenin kusuru, üçüncü kişinin kusuru.
- Kaçınılmazlık, mevzuatın öngördüğü tüm önlemler alınmış olsa dahi fennen önlenemeyen durumdur; bir davranış kuralına aykırılık önlenebiliyorsa kaçınılmazlıktan söz edilemez.
- Dışarıdan uzman veya kuruluştan hizmet alınması, çalışanların kendi yükümlülükleri ve işçinin tecrübeli oluşu işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; tedbirlerin maliyeti de çalışanlara yansıtılamaz.
İş kazası dosyalarında taraflar genellikle aynı iki cümleyi kurar. İşveren “gerekli her şeyi yapmıştık, işçi dikkatsiz davrandı” der; işçi ise “hiçbir önlem alınmamıştı” der. Mahkemenin cevabı ise bu iki cümlenin ortasında değil, çok daha teknik bir yerdedir: hangi önlemin alınması gerekiyordu, hangisi alınmadı ve alınmayan önlemle zarar arasında bir bağ var mı?
Bu yazıda işverenin iş sağlığı ve güvenliği alanındaki sorumluluğunun hukuki temelini, sorumluluğun sınırlarını ve işvereni sorumluluktan kurtaran hâlleri Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin son dönem kararları üzerinden ele alıyoruz. Kusur oranının nasıl hesaplandığı ve tazminatın nasıl belirlendiği ayrı bir yazının konusudur; buradaki odak sorumluluğun kendisi.
Sorumluluğun temeli: gözetme borcu
İşçi ve işverenin iş sözleşmesinden kaynaklanan sıkı ilişkisi, işçi yönünden işverene sadakat borcu, işveren yönünden ise işçiyi korumak ve gözetmek borcu şeklinde ortaya çıkar. İşveren bu borç gereği çalıştırdığı işçileri işyerinde meydana gelen tehlikelerden korumak, onların yaşam ile bedensel ve ruhsal sağlık bütünlüklerini korumak için işyerinde teknik ve tıbbi önlemler dâhil olmak üzere bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı tüm önlemleri almak zorundadır.
Yargıtay’ın formülü nettir: işverenin iş kazası sonucu meydana gelen zarardan hukuki sorumluluğu, kanun ve içtihatlarla belirlenmiş ayrık hâller dışında ilke olarak iş sözleşmesinden doğan işçiyi gözetme borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur.
6331 sayılı Kanun m.4: yükümlülüğün genel çerçevesi
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m.4 (İşverenin genel yükümlülüğü): “(1) İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a) Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b) İşyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c) Risk değerlendirmesi yapar veya yaptırır.
ç) Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne alır.
d) Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır.
(2) İşyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.
(3) Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülükleri, işverenin sorumluluklarını etkilemez.
(4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamaz.”
Maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları uygulamada en sık ileri sürülen savunmaları önceden karşılar:
| Savunma | Kanunun cevabı |
|---|---|
| “Ortak sağlık ve güvenlik biriminden hizmet alıyorduk” | Dışarıdan hizmet alınması işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz (m.4/2) |
| “İşçi de kurallara uymakla yükümlüydü” | Çalışanların yükümlülükleri işverenin sorumluluklarını etkilemez (m.4/3) |
| “Koruyucu donanımın bedelini işçi karşılamalıydı” | Tedbirlerin maliyeti çalışanlara yansıtılamaz (m.4/4) |
| “İşçi tecrübeliydi, uyarmaya gerek yoktu” | İşverenin, tedbirleri işçinin tecrübeli oluşu nedeniyle almaktan vazgeçmesi kabul edilemez |
6331 sayılı Kanun m.5: risklerden korunma ilkeleri
6331 sayılı Kanun m.5: “İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a) Risklerden kaçınmak, b) Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c) Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç) İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d) Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e) Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f) Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g) Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ) Çalışanlara uygun talimatlar vermek.”
Bu ilkeler bir hiyerarşi kurar ve bu hiyerarşi dava dosyasında doğrudan sonuç doğurur. Örneğin (g) bendi, toplu korunma tedbirlerine kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik verilmesini emreder. Bir işveren “işçiye baret vermiştik” savunmasını, düşme riskini kaynağında ortadan kaldıran bir düzenek kurulabilecekken kurmamışsa, ilkeler hiyerarşisi karşısında zayıf kalır.
Objektifleştirilmiş kusur nedir?
Yargıtay’ın bu alandaki en önemli kavramı budur. 6331 sayılı Kanun’un 4. ve 5. maddeleri ile bunlara uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilir. Bunun iki sonucu vardır:
- Mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması, doğrudan işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilir. Ayrıca bir kusur tartışması yapılmasına gerek kalmaz.
- İşveren yalnızca yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamak zorundadır. Yani “mevzuatta böyle bir zorunluluk yoktu” savunması tek başına yeterli değildir.
Buna karşılık kavramın bir sınırı da vardır: objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da onu kusursuz sorumluluk hâline dönüştürmez. Bu hâlde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır.
Sorumluluktan kurtuluş: illiyet bağının kesilmesi
İşvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluktan kurtaracak olan durum, iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Yargıtay, Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarihli ve 2012/21-1121 E., 2013/386 K. sayılı kararına atıfla, bağın üç durumda kesilebileceğini kabul eder:
| Kesilme hâli | Açıklama | Uygulamadaki güçlük |
|---|---|---|
| Mücbir sebep | Öngörülemeyen ve karşı konulamayan dış olay | Doğa olaylarında bile önlem alınabilirliği tartışılır |
| Zarar görenin kusuru | İşçinin kendi davranışının zararı doğurması | Bağı kesmek için ağırlıkta olmalıdır; sıradan dikkatsizlik yetmez |
| Üçüncü kişinin kusuru | Olayın dışarıdan bir kişinin eylemiyle gerçekleşmesi | Trafik iş kazalarında üçüncü kişinin ağır kusuru aranır |
Buradaki incelik şudur: işçinin veya üçüncü kişinin kusurunun bulunması tek başına sorumluluğu kaldırmaz; bu kusur, nedensellik bağını kesecek ağırlıkta olmalıdır. Aksi hâlde kusur, yalnızca tazminattan indirim sebebi olur.
Kaçınılmazlık: en çok yanlış kullanılan kavram
Kaçınılmazlık; hukuksal ve teknik anlamda fennen önlenmesi mümkün bulunmayan, başka bir anlatımla işverence mevzuatın öngördüğü tüm önlemlerin alınmış olduğu koşullarda dahi önlenmesi mümkün olmayan durum ve sonuçları ifade eder.
Yargıtay burada kritik bir ayrım yapar: önlenemezlik olayla ilgili değildir. Önlenemezlik unsuru tamamen davranış normu ve borca aykırılıkla ilgilidir. Alınabilecek tüm tedbirler alınmış olsa dahi bir davranış normunun veya sözleşmeden doğan bir borcun ihlali söz konusuysa, olay önlenemez olsa bile kaçınılmazlıktan söz etme imkânı yoktur.
Ayrıca özel bir kural vardır: kalp krizi sonucu gerçekleşen iş kazalarında kaçınılmazlık söz konusu olmaz. Bu tür dosyalarda yapılması gereken, işveren kusuru ile bünyesel faktör arasındaki dağılımın tespitidir; çünkü kaçınılmazlıktan farklı olarak bünyesel faktörden işverenin sorumlu tutulması mümkün değildir.
Kusur raporu: dosyanın kaderini belirleyen belge
İş kazası davalarında olayın gerçekleşme şeklinin, tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak biçimde ortaya konulması ve kusur oranlarının buna göre belirlenmesi gerekir. Bu nedenle Yargıtay, kusur raporunun hazırlanışına ilişkin sıkı ölçütler koyar:
| Ölçüt | Anlamı |
|---|---|
| Uzmanlık | Rapor, kazanın gerçekleştiği alanda uzman A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşan heyetten alınmalıdır |
| Kapsam | Alınması gereken önlemlerin neler olduğu, hangilerinin alındığı ve hangilerinin alınmadığı ayrıntılı biçimde incelenmelidir |
| Çelişki | Raporlar çelişiyorsa, aynı bilirkişilerden ek rapor alınması yeterli değildir; dosya yeni bir heyete tevdi edilmelidir |
| Yan dosyalar | SGK denetmen raporu, rücu dava dosyası ve ceza dosyası getirtilerek birlikte değerlendirilmelidir |
| Ceza dosyası | Hukuk hâkimi ceza hâkiminin kusur değerlendirmesiyle bağlı değildir; ancak kesinleşen ceza kararındaki maddi olgularla bağlıdır |
| Sağlık boyutu | Kalp krizi gibi olaylarda heyette kardiyolog gibi ilgili uzmanlık dalından hekim bulunmalıdır |
Ne yapmalı?
- Olayı ilk anda kayıt altına alın. Kaza yeri fotoğrafları, tanık isimleri, vardiya ve görev kayıtları sonradan üretilemez.
- SGK bildirimini takip edin. Olayın iş kazası olarak kabul edilip edilmediği, sonraki tüm taleplerin çerçevesini çizer.
- Belge listesini işveren üzerinden kurun. İş sağlığı ve güvenliği eğitim kayıtları, risk değerlendirmesi, iş güvenliği uzmanı görevlendirmesi veya hizmet sözleşmesi, kişisel koruyucu donanım teslim tutanakları — bunların yokluğu doğrudan kusur göstergesidir.
- Periyodik sağlık muayenelerini sorgulayın. Özellikle bünyesel faktörün tartışılacağı olaylarda, işçinin sağlık gözetiminin yapılıp yapılmadığı belirleyicidir.
- Kusur raporunun heyetine itiraz edin. Heyette alan uzmanlığı yoksa veya sağlık boyutu için hekim yoksa bunu süresinde ileri sürün.
- Çelişkili raporları açıkça gösterin. Aynı dosyada birbirini nakzeden raporlar varsa, çelişkinin yeni bir heyetle giderilmesini talep edin.
- Ceza dosyasını dosyaya getirtin. Kesinleşen ceza kararındaki maddi olgular hukuk hâkimini bağlayacağından, dosyanın celbini isteyin.
- Üçüncü kişi varsa kusurunun ağırlığını tartışın. Trafik iş kazalarında üçüncü kişinin ağır kusuru illiyet bağını kesebilir; bu yön ayrıca değerlendirilmelidir.
- İşveren tarafındaysanız belgeleyin, sadece uygulamayın. Alınan her önlemin tarihli ve imzalı kaydı yoksa, mahkeme önünde alınmamış sayılma riski vardır.
Yargıtay ne diyor?
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/6144, K. 2025/16213, 27.11.2025
Objektifleştirilmiş kusur, kaçınılmazlık ve kalp krizinde bünyesel faktör. İşyerinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden boyacının yakınlarının açtığı davada mahkeme, işvereni %80 kusurlu bularak tazminata hükmetmişti. Daire kararı oy birliğiyle bozarken ilkeleri şu şekilde ortaya koymuştur: “6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. (…) Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.” Kaçınılmazlık bakımından ise: “Yani olay önlenemez olmasına rağmen bir davranış kuralına ya da sözleşmeden doğan borca aykırılık önlenebiliyorsa artık kaçınılmazlıktan söz etme imkanı yoktur.” Bozma sebebi, hükme esas alınan raporda bünyesel faktörlerin kazanın oluşumunda etkisi olup olmadığının tartışılmamış olmasıdır; Daire, işyeri hekimliği ve iş güvenliği alanlarının yanında bir kardiyoloğun da yer alacağı heyetten rapor alınmasını, ayrıca bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilir kısmının tazminattan tenzilini işaret etmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/943, K. 2023/1486, 21.02.2023
Ölçüt hakkaniyet değil, aklın ve tekniğin gereğidir. İnşaatta ördükleri duvarın rüzgârın etkisiyle yıkılması sonucu yaralanan işçinin davasında Daire, kararı oy birliğiyle bozarken objektif özen yükümlülüğünü şöyle tanımlamıştır: “işçilerin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenlerden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin, tedbirlerin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işverenler, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı taktirde gerekmeyeceği gibi düşünceler ile almaktan çekinemeyeceklerdir. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı da, işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez.” Daire ayrıca, işverene %100 kusur atfeden raporu olayın gerçekleşme şekline uygun bulmamış ve kusur oran ile aidiyetinin, alanında uzman A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşan üç kişilik heyetten alınacak raporla belirlenmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/3940, K. 2025/2558, 20.02.2025
Belgesiz önlem, alınmamış önlemdir; çelişkili kusur raporları ise bozma sebebidir. Kullandığı bıçağı düzeltmeye çalışırken kırılan parçanın gözüne isabet etmesi sonucu %37,2 oranında malul kalan kasap ustasının davasında, dosyaya yansıyan kusur tespiti şu ihmallere dayandırılmıştı: işçinin iş sağlığı ve güvenliği eğitimi aldığına dair bilgi veya belge bulunmaması, işyerinde iş güvenliği uzmanı görevlendirildiğine ya da bu konuda hizmet alındığına dair belge bulunmaması, risk analizinin yaptırıldığına dair belge bulunmaması ve kişisel koruyucu donanımların teslim edildiğine ilişkin tutanak bulunmaması. Daire kararı oy birliğiyle bozmuştur; bozma sebebi, dosyada birbirine tamamen zıt iki kök kusur raporu bulunması ve çelişkinin yeni bir heyete başvurulmadan aynı bilirkişilerden alınan ek raporla giderilmeye çalışılmasıdır. Daire, Kurum denetmen raporu ile varsa rücu ve ceza dosyaları getirtilerek, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşan heyetten çelişkileri giderir nitelikte somut verilere dayalı rapor alınmasını işaret etmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/11978, K. 2023/12009, 28.11.2023
Trafik iş kazasında üçüncü kişinin ağır kusuru illiyet bağını kesebilir. Gece vardiyasından dönerken servis aracında geçirdiği trafik kazasında yaralanan işçinin davasında, kazaya karışan diğer aracın sürücüsünün 1,02 promil alkollü olduğu tespit edilmişti. İlk derece mahkemesi davalıları müştereken ve müteselsilen sorumlu tutmuş, istinaf başvurusu esastan reddedilmişti. Daire kararı oy birliğiyle bozmuştur. Bozma gerekçesinde, olayın trafik kazası niteliği gözetildiğinde 2918 sayılı Kanun’un 86. maddesi kapsamında dava dışı üçüncü kişinin eyleminin ağır kusurlu bir eylem olup olmadığının ve bu eylemle davalılar arasındaki illiyet bağının kesilip kesilmediğinin değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Daire ayrıca, hukuk hâkiminin kusurun değerlendirilmesi bakımından ceza hâkiminin kararıyla bağlı olmamakla birlikte, ceza dosyasında tespit edilen maddi olguları dikkate alarak karar vermesinin zorunlu olduğunu vurgulamıştır.
Dört karar birlikte okunduğunda, işverenin sorumluluğunun iki ucu arasında kurulan denge net biçimde görülüyor. Bir uçta genişletici yön var: 6331 sayılı Kanun’un 4. ve 5. maddeleri kusuru objektifleştiriyor, teknik kurallara aykırılık doğrudan kusur sayılıyor, üstelik yazılı olmayan ama teknolojinin gerektirdiği önlemler de sorumluluk kapsamına giriyor. Ölçüt, tedbirin işverenden hakkaniyet ölçüleri içinde istenip istenemeyeceği değil; aklın, ilmin, fen ve tekniğin o tedbiri gerekli görüp görmediği. Dışarıdan hizmet alınması, işçinin kendi yükümlülükleri, hatta işçinin tecrübeli oluşu bu yükü hafifletmiyor; sektörde yerleşmiş kötü alışkanlıklar da mazeret sayılmıyor. Diğer uçta sınırlayıcı yön duruyor: objektifleştirme, sorumluluğu kusursuz sorumluluğa dönüştürmüyor; kusurun varlığı hâlâ şart. İşveren, ihmali ile zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat ederse — mücbir sebep, zarar görenin kusuru veya üçüncü kişinin kusuru — sorumluluktan kurtuluyor. Kaçınılmazlık ise sanıldığından çok dar bir kapı: bir davranış normuna aykırılık önlenebiliyorsa, olayın kendisi önlenemez olsa dahi kaçınılmazlık yok. Kalp krizi gibi olaylarda ise kaçınılmazlık yerine bünyesel faktör tartışması yapılıyor. Bütün bu değerlendirmenin taşıyıcısı ise tek bir belge: alanında uzman A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşan heyetin, ceza ve rücu dosyalarını da inceleyerek hazırladığı, çelişki içermeyen kusur raporu. Uygulamada dosyaların kaderini çoğu zaman hukuki tartışma değil, bu raporun niteliği belirliyor.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Neden sorun yaratır | Doğrusu |
|---|---|---|
| Önlemi uygulayıp belgelememek (işveren) | Eğitim, risk analizi ve donanım teslimi belgelenmemişse yapılmamış sayılır | Tarihli ve imzalı kayıt tutmak, dosyada saklamak |
| “OSGB’den hizmet alıyorduk” savunmasına güvenmek | Dışarıdan hizmet alınması sorumluluğu ortadan kaldırmaz (m.4/2) | İç denetim ve izleme yükümlülüğünü de yerine getirmek |
| İşçinin tecrübesine dayanarak önlem almamak | Tedbirin gerekliliği tecrübeye göre değil, fen ve tekniğe göre belirlenir | Mevzuatın ve tekniğin gerektirdiği tüm önlemleri almak |
| Kişisel koruyucu donanımı tek önlem saymak | m.5/g toplu korunma tedbirlerine öncelik verilmesini emreder | Riski kaynağında ortadan kaldıran çözümleri önce değerlendirmek |
| Her önlenemez olayı “kaçınılmazlık” saymak | Davranış normuna aykırılık önlenebiliyorsa kaçınılmazlık yoktur | Hangi normun ihlal edildiğini ayrıca incelemek |
| Kalp krizi dosyalarında kaçınılmazlık tartışmak | Bu olaylarda kaçınılmazlık söz konusu olmaz | İşveren kusuru ile bünyesel faktör dağılımını tespit ettirmek |
| Alan uzmanlığı olmayan heyetin raporuna itiraz etmemek | Rapor, kazanın gerçekleştiği alanda uzman heyetten alınmalıdır | Heyetin niteliğine süresinde ve gerekçeli itiraz etmek |
| Ceza dosyasını hiç getirtmemek | Kesinleşen ceza kararındaki maddi olgular hukuk hâkimini bağlar | Ceza ve rücu dosyalarının celbini talep etmek |
İşverenin iş kazasından sorumluluğu kusursuz sorumluluk mudur?
Hayır. İşverenin sorumluluğu ilke olarak iş sözleşmesinden doğan gözetme borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur. 6331 sayılı Kanun’un 4. ve 5. maddeleri kusuru objektifleştirdiği için sorumluluk kusursuz sorumluluğa yaklaşır; ancak Yargıtay bunun kusursuz sorumluluğa dönüşmediğini, sorumluluk için kusurun varlığının şart olduğunu açıkça belirtmektedir.
Mevzuatta yazmayan bir önlemden de sorumlu olunur mu?
Evet. Yargıtay, işverenin yalnızca yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılaması gerektiğini kabul etmektedir. Ölçüt, tedbirin işverenden hakkaniyet ölçüleri içinde istenip istenemeyeceği değil; aklın, ilmin, fen ve tekniğin o tedbiri gerekli görüp görmediğidir.
İş güvenliği hizmetini dışarıdan alıyorsak sorumluluk onlara mı geçer?
Hayır. 6331 sayılı Kanun m.4/2 açıkça, işyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınmasının işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağını düzenler. İşverenin izleme, denetleme ve uygunsuzlukları giderme yükümlülüğü devam eder.
İşçi kurallara uymadıysa işveren sorumluluktan kurtulur mu?
Kural olarak hayır. Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülükleri, işverenin sorumluluklarını etkilemez (m.4/3). İşçinin kusuru ancak uygun nedensellik bağını kesecek ağırlıkta ise sorumluluğu kaldırır; bu ağırlıkta değilse yalnızca tazminattan indirim sebebi olur.
Kaçınılmazlık ne demektir?
Kaçınılmazlık, fennen önlenmesi mümkün bulunmayan, yani işverence mevzuatın öngördüğü tüm önlemler alınmış olsa dahi önlenemeyecek durum ve sonuçları ifade eder. Yargıtay burada önemli bir ayrım yapar: önlenemezlik olayla değil, davranış normu ve borca aykırılıkla ilgilidir. Olay önlenemez olsa bile bir davranış kuralına veya sözleşmeden doğan borca aykırılık önlenebiliyorsa kaçınılmazlıktan söz edilemez.
Kalp krizi iş kazası sayılır mı, işveren sorumlu olur mu?
Olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenir ve uygulamada işyerinde geçirilen kalp krizleri iş kazası olarak kabul edilebilmektedir. Yargıtay, bu tür dosyalarda kaçınılmazlığın söz konusu olmayacağını, bunun yerine işveren kusuru ile bünyesel faktör arasındaki dağılımın tespit edilmesi gerektiğini belirtir. Bünyesel faktörden işveren sorumlu tutulamaz.
Servis aracındaki kaza iş kazası mıdır?
İşveren tarafından sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen olaylar iş kazası kapsamında değerlendirilebilir. Ancak sorumluluk otomatik değildir: kazaya karışan üçüncü kişinin ağır kusuru bulunuyorsa, 2918 sayılı Kanun m.86 kapsamında illiyet bağının kesilip kesilmediği ayrıca değerlendirilir.
Ceza mahkemesi beraat verirse tazminat davası düşer mi?
Hayır. Hukuk hâkimi, zarar verenin kusuru olup olmadığına karar verirken ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi ceza hâkiminin verdiği beraat kararıyla da bağlı değildir. Buna karşılık kesinleşen ceza kararında saptanan maddi olgularla bağlıdır; bu nedenle ceza dosyasının hukuk dosyasına getirtilmesi önem taşır.
Kusur raporuna nasıl itiraz edilir?
İtiraz somut ve gerekçeli olmalıdır. Heyette kazanın gerçekleştiği alanda uzman A sınıfı iş güvenliği uzmanı bulunup bulunmadığı, sağlık boyutu varsa ilgili uzmanlık dalından hekim yer alıp almadığı, alınması gereken önlemlerin tek tek incelenip incelenmediği ve dosyadaki diğer raporlarla çelişki bulunup bulunmadığı öne çıkarılmalıdır. Çelişkili raporlar varsa, çelişkinin aynı bilirkişilerden ek rapor alınarak değil yeni bir heyetle giderilmesi talep edilmelidir.
İşveren iş güvenliği önlemlerinin maliyetini işçiye yansıtabilir mi?
Hayır. 6331 sayılı Kanun m.4/4 uyarınca işveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamaz. Kişisel koruyucu donanım bedelinin ücretten kesilmesi gibi uygulamalar bu hükme aykırıdır.
Alt işveren işçisiyim, asıl işverene de dava açabilir miyim?
Asıl işveren ile alt işverenin işçilik alacakları ve iş kazasından doğan zararlar bakımından birlikte sorumluluğu, İş Kanunu m.2/6 çerçevesinde değerlendirilir. Bununla birlikte her dosyada önce ilişkinin gerçekten asıl işveren–alt işveren ilişkisi mi yoksa başka bir sözleşme ilişkisi mi olduğu belirlenir; bu nitelendirme sorumluların kimler olacağını doğrudan etkiler.
İlgili mevzuat
- 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m.4 — İşverenin genel yükümlülüğü
- 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m.5 — Risklerden korunma ilkeleri
- 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m.6 — İş sağlığı ve güvenliği hizmetleri
- 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m.10 — Risk değerlendirmesi
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.417 — İşçinin kişiliğinin korunması
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.74 — Hukuk hâkiminin ceza kararıyla bağlılığı
- 5510 sayılı Kanun m.13 — İş kazasının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.85 ve m.86 — İşletenin sorumluluğu ve sorumluluktan kurtulma
Bu konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: iş kazası tazminat davası, iş kazası tazminat hesaplama, meslek hastalığı ve destekten yoksun kalma tazminatı.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık kendi belge ve olgularıyla değerlendirilir, benzer görünen olaylarda dahi farklı sonuçlara ulaşılabilir. Kararların güncel hâli ve tam metinleri için bağlantı verilen resmî kaynaklara başvurulmalıdır.