İddia ve Savunmanın Genişletilmesi Yasağı (HMK 141): Yasak Ne Zaman Başlar?

- Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleriyle iddia veya savunmalarını serbestçe genişletebilir yahut değiştirebilir (HMK m. 141/1).
- 2020 değişikliğinden sonra yasak, dilekçelerin karşılıklı verilmesinin tamamlanmasıyla başlar.
- Değişiklikten önceki metinde, ön inceleme aşamasında karşı tarafın açık muvafakatiyle genişletme mümkündü.
- Yasağın iki istisnası vardır: ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati (m. 141/2).
- Bu yasak, usul hukukundaki teksif ilkesinin sonucudur.
- Zamanaşımı ilk itirazlardan değildir; cevap dilekçesinde ileri sürülme zorunluluğu yoktur.
- Ancak zamanaşımı def’i, yasağın başladığı ana kadar ileri sürülmelidir.
- Sonradan ileri sürülen def’i, ancak davacının itirazıyla karşılaşmazsa dikkate alınabilir.
- HMK döneminde zımnî muvafakat yeterli değildir; açık muvafakat aranır.
- Davacının duruşmada sessiz kalması muvafakat sayılmaz.
- Süresinde cevap vermeyen davalı, dava dilekçesindeki vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır (m. 128).
- Bu inkâr, zamanaşımı def’ini kapsamaz.
- Hiç ya da süresinde cevap dilekçesi verilmemişse, ıslah edilecek bir usul işlemi yoktur.
- Bu nedenle süresinde cevap vermeyen davalı, ıslahla zamanaşımı def’inde bulunamaz.
- Süresinden sonra verilen cevap dilekçesine açıkça muvafakat edilmişse, oradaki vakıa ve deliller dikkate alınır.
Medeni yargılamada taraflar, iddialarını ve savunmalarını istedikleri her aşamada serbestçe değiştiremez. Kanun, uyuşmazlığın sınırlarının yargılamanın başında çizilmesini ister; buna teksif ilkesi denir. Bu ilkenin usul kurallarına yansıması, “iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı”dır.
Yasağın ne zaman başladığı, uygulamada en çok tartışılan konulardan biridir; çünkü bu an, özellikle zamanaşımı def’inin geçerli biçimde ileri sürülüp sürülemeyeceğini belirler. 22.07.2020 tarihli değişiklikle bu an öne çekilmiş, ön inceleme aşamasındaki muvafakat imkânı madde metninden çıkarılmıştır. Aşağıda kuralı, istisnalarını ve sınır durumları ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
HMK m. 141 — İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi (yürürlükteki metin)
“(1) (Değişik:22/7/2020-7251/15 md.) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. (2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır.”
Dikkat: Maddenin önceki metninde “…ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir…” ifadesi yer alıyordu. Aşağıdaki kararların bir kısmı bu eski metni uygulamıştır; bugün geçerli olan metin yukarıdakidir.
HMK m. 128 ve m. 136 — Cevap verilmemesi ve dilekçeler teatisi
“MADDE 128- (1) Süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır.”
“MADDE 136- (1) Davacı, cevap dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevaba cevap dilekçesi; davalı da davacının cevabının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde ikinci cevap dilekçesi verebilir.”
HMK m. 176 ve m. 177 — Islah
“MADDE 176- (1) Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. (2) Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.”
“MADDE 177- (1) Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. (2) (Ek:22/7/2020-7251/18 md.) Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz…”
Hangi aşamada ne yapılabilir?
| Aşama | Genişletme / değiştirme | Açıklama |
|---|---|---|
| Dava ve cevap dilekçesi | Serbest | Vakıalar burada gösterilmelidir |
| Cevaba cevap ve ikinci cevap | Serbest | Yasak henüz başlamamıştır |
| Dilekçelerin teatisi bittikten sonra | Yasak | Yürürlükteki metnin kuralı |
| Ön inceleme (eski metin dönemi) | Açık muvafakatle mümkündü | Değişiklikle kaldırıldı |
| Karşı tarafın açık muvafakati | Mümkün | Zımnî muvafakat yeterli değildir |
| Islah | Mümkün | Tahkikat sonuna kadar, bir kez |
| Süresinde cevap verilmemesi | Vakıalar inkâr edilmiş sayılır | Zamanaşımı def’ini kapsamaz |
| Hiç cevap verilmemişken ıslah | Mümkün değil | Islah edilecek usul işlemi yoktur |
| Zamanaşımı def’i | Yasak başlayana kadar | İlk itiraz değildir |
Kritik nokta: Süresinde cevap dilekçesi vermemekle, cevap verip zamanaşımı def’ini ileri sürmemek aynı sonucu doğurmaz. Süresinde cevap veren davalı, sonradan ıslahla zamanaşımı def’inde bulunabilir; çünkü ortada ıslah edilebilecek bir usul işlemi vardır. Buna karşılık hiç cevap vermemiş ya da süresi geçtikten sonra verdiği dilekçe itirazla karşılaşmış davalı için ıslah edilebilecek geçerli bir usul işlemi bulunmaz. Islah, kaçırılan süreleri geri getiren bir yol değildir. Bu ayrım, davalı vekili için cevap süresini kesin bir eşik hâline getirir.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Dava dilekçesinde bütün vakıaları sıra numarası altında açıkça gösterin.
- Davalı iseniz cevap süresini gün gün takip edin; gerekiyorsa ek süre isteyin.
- Cevap dilekçesinde savunmanızın dayanağı olan tüm vakıaları ve delilleri belirtin.
- Zamanaşımı def’iniz varsa ilk fırsatta ileri sürün; beklemeyin.
- Yetki ve tahkim itirazlarınızı yine cevap dilekçesine yazın; bunlar ilk itirazdır.
- Cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerini kaçırmayın; serbest genişletme yalnızca burada mümkündür.
- Bu aşamadan sonra yeni bir vakıa çıkarsa ıslah yolunu değerlendirin.
- Islah hakkınızın bir kez kullanılabileceğini hesaba katın.
- Karşı tarafın genişletmesine karşıysanız, duruşmada açıkça itiraz ettirin ve tutanağa geçirtin.
- Muvafakat vermek istemiyorsanız sessiz kalmayın; sessizlik lehinize yorumlanır, ama karşı taraf aksini iddia edebilir.
- Süresinden sonra verilmiş bir cevap dilekçesine muvafakat edecekseniz, bunun vakıa ve delilleri kapsadığını bilerek karar verin.
- Bozmadan sonra tahkikat işlemi yapılıyorsa m. 177/2 uyarınca ıslah imkânını gözden kaçırmayın.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1093, K. 2017/1090, 07.06.2017
Süresinde cevap vermeyen davalı, ıslah yoluyla zamanaşımı def’inde bulunamaz. Kasko tazminatı davasında davalı, süresi geçtikten sonra verdiği cevap dilekçesinde zamanaşımı def’inde bulunmuş; kabul edilmemesi hâlinde savunmasını ıslah ettiğini bildirmiştir. Kurul önce yasağın niteliğini açıklamıştır: “Öğreti ve uygulamada ‘savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı’ olarak adlandırılan bu yasak, davalının savunmasında ileri sürdüğü olgular, istemler ve itirazlarını sonradan genişletmesi ya da değiştirmesinin mümkün olmaması demektir… Bu yasak, usul hukukunda benimsenen teksif ilkesinin önemli bir sonucudur.” Islahın sınırını ise şöyle çizmiştir: “cevap dilekçesinin ıslahı için öncelikle yapılması gereken usul işlemi davaya cevap vermekten ibarettir. Cevap dilekçesinin hiç verilmemiş olması halinde ortada ıslah edilmesi mümkün bir usul işleminin varlığından söz edilemez… Oysa ki kanun ile belirlenen süreler kesin olup, ıslah kaçırılmış olan süreleri geri getiren bir yol değildir.” Ayrıca “süresinde cevap dilekçesi vermemek suretiyle davanın inkarı ileri sürülen vakıaların inkarı niteliğinde olup, bu inkarın zamanaşımı def’ini de kapsadığı söylenemez” denilmiştir. Kurul, direnme kararının BOZULMASINA, 07.06.2017 tarihinde oy çokluğu ile karar vermiştir. Karşı oyda, hiç cevap vermeyen davalı ile cevap verip def’i ileri sürmeyen davalı arasında ayrım yapılmaması gerektiği savunulmuştur.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/18370, K. 2020/7466, 18.11.2020
Zamanaşımı ilk itiraz değildir; yasağın başladığı ana kadar ileri sürülebilir ve resen gözetilmez. Eser sözleşmesinden doğan tapu iptali ve tescil davasında bir kısım davalı, süresi geçtikten sonra zamanaşımı def’inde bulunmuş; ancak sonradan süresinde verdiği ikinci cevap dilekçesiyle def’i tekrarlamıştır. Daire ölçütü koymuştur: “Zamanaşımı, Kanun’da sınırlı olarak sayılan ilk itirazlardan olmadığından cevap dilekçesi ile ileri sürülme zorunluluğu bulunmamaktadır. İlk itirazların karşı taraf muvafakat etse bile esasa cevap süresi geçtikten sonra ileri sürülmesi mümkün değildir. Buna karşın, esasa cevap süresi geçirilse bile zamanaşımı def’i ileri sürülebilir. Ne var ki bir savunma aracı olan zamanaşımı def’inin, savunmanın genişletilmesi ya da değiştirilmesi yasağının başladığı ana kadar ileri sürülmesi gerekmektedir.” Somut olayda def’inin süresinde verilen ikinci cevap dilekçesiyle ileri sürüldüğü saptanmış; ancak “zamanaşımı def’inde bulunmayan davalılar… yönünden işin esasının incelenerek ve araştırılarak karar verilmesi gerekirken, bu davalılar yönünden de zamanaşımı def’i nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş” denilmiştir. Daire, hükmün BOZULMASINA, 18.11.2020 tarihinde oy birliği ile karar vermiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/3721, K. 2022/10529, 19.12.2022
Süresinden sonra verilen cevap dilekçesine açıkça muvafakat edilmişse, oradaki vakıa ve deliller dikkate alınır. Boşanma davasında davalı erkek süresi geçtikten sonra cevap dilekçesi vermiş; davacı kadın vekili ön inceleme duruşmasında bu dilekçeye ve delillerin toplanmasına açıkça muvafakat ettiğini bildirmiştir. Bölge adliye mahkemesi buna rağmen dilekçeyi dikkate almamıştır. Daire, maddenin her iki metnini de aktardıktan sonra sonucu bağlamıştır: “Söz konusu yasal düzenlemeye göre açık muvafakat verilmesi hali, iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağının istisnasını teşkil etmektedir. Somut olayda davacı kadın, davalı erkeğin süresinden sonra sunduğu… cevap dilekçesine ön inceleme duruşmasında açıkça muvafakat etmiştir.” Bu durumda “davalı erkeğin cevap dilekçesinde dayandığı vakıalar ve deliller dikkate alınmak suretiyle davacı kadının istinaf taleplerinin değerlendirilmesi gerekir” denilmiştir. Daire, hükmün BOZULMASINA, 19.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar vermiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/5023, K. 2025/5569, 23.12.2025
Sessiz kalmak muvafakat sayılmaz; açık muvafakat aranır. Tapu iptali ve tescil, olmazsa alacak istemli davada davalı süresi geçtikten sonra verdiği dilekçede zamanaşımı def’inde bulunmuş; davacı, def’inin okunduğu duruşmada herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Daire, yürürlükteki 141. madde metnini aktardıktan sonra “Savunmayı genişletme veya değiştirme yasağı ikinci cevap dilekçesinin verilmesi ile başlar. Bu yasağın istisnaları yine maddenin son fıkrasında açıklanmış ve karşı tarafın açık muvafakati ya da ıslah suretiyle iddia ve savunmanın genişletilip değiştirilebileceği kabul edilmiştir” demiştir. Somut sonuç ise şudur: “HMK döneminde savunmanın genişletilmesi ancak bu yönde açık muvafakat ile mümkün olabileceğinden davacının sessiz kalarak zımnen muvafakat ettiği söylenemez. Süresinde verilmemiş cevap dilekçesindeki zamanaşımı def’inin davacının açık muvafakati olmadığından esastan incelenmesi imkânı bulunmamaktadır.” Daire, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar vermiştir.
İlk halka, teksif. Yasağın temeli, uyuşmazlığın sınırlarının yargılamanın başında belirlenmesi düşüncesidir. Bu sayede tahkikat, taraflarca sonradan değiştirilen bir zemin üzerinde değil, baştan çizilmiş bir çerçeve içinde yürür.
İkinci halka, başlangıç anı. Yürürlükteki metne göre serbest genişletme yalnızca cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleriyle mümkündür; dilekçelerin karşılıklı verilmesi tamamlandığında yasak başlar. Eski metindeki “ön inceleme aşamasında açık muvafakatle genişletme” imkânı 2020 değişikliğiyle madde metninden çıkarılmıştır.
Üçüncü halka, istisnalar. Yasağın iki istisnası vardır: ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati. Bu iki yol, maddenin ikinci fıkrasında saklı tutulmuştur.
Dördüncü halka, zamanaşımının yeri. Zamanaşımı bir ilk itiraz değil, maddi hukuktan doğan bir def’idir; hâkim resen gözetemez. Cevap dilekçesinde ileri sürülme zorunluluğu yoktur, ancak yasağın başladığı ana kadar ileri sürülmesi gerekir.
Beşinci halka, sessizlik. Yasağın aşılması için gereken muvafakat açık olmalıdır. Karşı tarafın duruşmada susması zımnî muvafakat sayılmaz; bu, eski usul kanunundan ayrılan önemli bir noktadır.
Altıncı halka, cevapsızlığın anlamı. Süresinde cevap vermeyen davalı, dava dilekçesindeki vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır. Ancak bu inkâr yalnızca vakıalara ilişkindir; zamanaşımı def’ini kapsamaz.
Yedinci halka, ıslahın sınırı. Islahın konusu, tarafın daha önce yaptığı bir usul işlemidir. Hiç cevap verilmemişse ıslah edilecek bir işlem yoktur. Süresi geçtikten sonra verilen ve itirazla karşılaşan cevap da bu bakımdan hiç verilmemiş gibi sonuç doğurur.
Sekizinci halka, muvafakatin sonucu. Buna karşılık karşı taraf, süresinden sonra verilen cevap dilekçesine açıkça muvafakat ederse, o dilekçedeki vakıa ve deliller yargılamada değerlendirilir. Bu nedenle muvafakat beyanı, sonuçları düşünülerek verilmesi gereken bir usul işlemidir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| Cevap süresini kaçırmak | Def’i ileri sürme imkânı kapanır | Süre içinde cevap verilmeli |
| Zamanaşımını sonraya bırakmak | Yasak nedeniyle dikkate alınmaz | İlk fırsatta ileri sürülmeli |
| Zamanaşımını ilk itiraz sanmak | Yanlış strateji | İlk itirazlar sınırlı sayıdadır |
| Islahı süre uzatma aracı sanmak | Talep reddedilir | Islah kaçırılan süreyi geri getirmez |
| Hiç cevap vermeden ıslaha başvurmak | Ortada usul işlemi yoktur | Önce geçerli bir cevap gerekir |
| Sessiz kalarak itiraz etmemek | Karşı taraf muvafakat iddia eder | İtiraz tutanağa geçirilmeli |
| Düşünmeden muvafakat vermek | Vakıa ve deliller dosyaya girer | Sonuçları değerlendirilmeli |
| Eski madde metnine dayanmak | Yanlış aşama hesabı | 2020 değişikliği esas alınmalı |
| Islahı ikinci kez kullanmak istemek | Kabul edilmez | Aynı davada bir kez mümkündür |
İddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı nedir?
Tarafların, dilekçelerinde ileri sürdükleri olguları, istemleri ve itirazları sonradan genişletmesinin ya da değiştirmesinin mümkün olmamasıdır. Usul hukukundaki teksif ilkesinin sonucudur.
Yasak ne zaman başlar?
Yürürlükteki metne göre, taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleriyle serbestçe genişletme yapabilir; dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.
2020 değişikliği neyi değiştirdi?
Maddenin önceki metninde ön inceleme aşamasında karşı tarafın açık muvafakatiyle genişletme yapılabiliyordu. 22.07.2020 tarihli değişiklikle bu ifade metinden çıkarılmış ve yasağın başlangıcı dilekçelerin teatisinin tamamlanmasına bağlanmıştır.
Yasağın istisnaları nelerdir?
İki istisna vardır: ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati.
Zamanaşımı def’i ilk itiraz mıdır?
Değildir. Kanunda sınırlı olarak sayılan ilk itirazlar arasında yer almadığından cevap dilekçesiyle ileri sürülme zorunluluğu yoktur.
Zamanaşımı def’i en geç ne zaman ileri sürülebilir?
Savunmanın genişletilmesi ya da değiştirilmesi yasağının başladığı ana kadar. Bu andan sonra ileri sürülmesi savunmanın genişletilmesi niteliğinde olur.
Hâkim zamanaşımını kendiliğinden dikkate alır mı?
Almaz. Davalı tarafından zamanaşımı def’i ileri sürülmedikçe, süre dolmuş olsa bile hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz.
İlk itirazlar için de aynı esnekliğe sahip miyiz?
Hayır. İlk itirazların, karşı taraf muvafakat etse bile esasa cevap süresi geçtikten sonra ileri sürülmesi mümkün değildir.
Karşı taraf susarsa muvafakat etmiş sayılır mı?
Sayılmaz. Savunmanın genişletilmesi ancak açık muvafakatle mümkün olduğundan, sessiz kalarak zımnen muvafakat edildiği kabul edilmez.
Süresinde cevap vermezsem ne olur?
Dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılırsınız. Ancak bu inkâr, zamanaşımı def’ini kapsamaz.
Süresinde cevap vermeyen davalı ıslahla zamanaşımı ileri sürebilir mi?
Sürebilmesi kabul edilmemektedir. Islahın konusu daha önce yapılmış bir usul işlemidir; hiç cevap verilmemişse ıslah edilebilecek bir işlem yoktur ve ıslah kaçırılan süreleri geri getiren bir yol değildir.
Süresinde cevap verip def’i ileri sürmeyen davalı ne yapabilir?
Ortada geçerli bir usul işlemi bulunduğundan, ıslah yoluyla savunmasını genişletmesi uygulamada kabul edilmektedir.
Süresinden sonra verilen cevap dilekçesine muvafakat edilirse ne olur?
Açık muvafakat verilmişse, o dilekçede dayanılan vakıalar ve deliller dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerekir.
Islah ne zamana kadar yapılabilir?
Tahkikatın sona ermesine kadar. Ayrıca bozma veya kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesi tahkikata ilişkin bir işlem yaparsa, tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir; ancak bozmaya uymakla oluşan hukuki durum ortadan kaldırılamaz.
Islah kaç kez yapılabilir?
Aynı davada taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 119 — Dava dilekçesinin içeriği
- 6100 sayılı HMK m. 128 — Süresinde cevap verilmemesinin sonucu
- 6100 sayılı HMK m. 129 — Cevap dilekçesinin içeriği
- 6100 sayılı HMK m. 136 — Cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri
- 6100 sayılı HMK m. 137-142 — Ön inceleme
- 6100 sayılı HMK m. 141 — İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi
- 6100 sayılı HMK m. 116-117 — İlk itirazlar
- 6100 sayılı HMK m. 176-182 — Islah
- 6100 sayılı HMK m. 194 — Somutlaştırma yükü ve delillerin gösterilmesi
- 7251 sayılı Kanun m. 15 — HMK m. 141’de yapılan değişiklik
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 146-161 — Zamanaşımı
- 6098 sayılı TBK m. 161 — Zamanaşımından feragat ve def’i
Usul hukukundaki diğer yazılarımız için ön inceleme duruşması, davanın ıslahı, dava şartları ve ilk itirazlar ile kesin süre yazılarımızı; zamanaşımı için zamanaşımının kesilmesi ve durması yazımızı inceleyebilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. HMK m. 141 metni 22.07.2020 tarihinde değiştirilmiş olup, yargılamanın hangi aşamasında hangi metnin uygulanacağı dosyanın tarihine göre farklılık gösterebilir. Her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerekir.