Mahkeme Kesin Süre Verdi, Kaçırdım: Dava Düşer mi? Kesin Süre ve Sonuçları (HMK m.94)

Kısaca
- Kanunun belirlediği süreler kendiliğinden kesindir; hâkimin verdiği süreler ise kural olarak kesin değildir.
- Hâkimin verdiği bir süre iki hâlde kesin olur: hâkim ilk süreyi kesin ilan ederse, ya da ilk süre kaçırıldıktan sonra verilen ikinci süre (bu hâlde kesin olduğu yazılmasa bile).
- Kesin süre içinde yapılmayan işlemi yapma hakkı ortadan kalkar; süre geçtikten sonra telafi mümkün değildir.
- Ancak kesin sürenin sonuç doğurması için ara kararın şartlarına uygun kurulmuş olması gerekir; usulsüz kesin süre hiçbir hak düşürücü etki doğurmaz.
- Ara kararda yapılacak işler tek tek ve hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıklanmalıdır.
- Avans söz konusuysa her bir iş için ayrı ayrı ne kadar yatırılacağı gösterilmelidir; toplam rakam yazmak yetmez.
- Süreye uyulmamasının hukuki sonuçları açıkça anlatılmalı ve tutanağa geçirilmelidir; “gerekli uyarı yapıldı” ibaresi yeterli değildir.
- Verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması aranır; üç günlük süre çoğu iş için elverişsizdir.
- Kesin süre hâkimi de bağlar; verdiği bu ara karardan dönmesi hukuken geçersizdir.
- Ara kararın verilmesiyle karşı taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar.
- Delil avansı yatırılmazsa sonuç davanın reddi değil, kural olarak o delilden vazgeçilmiş sayılmaktır (HMK m. 324/2).
- Kesin süre kuralı davanın reddi için bir araç sayılamaz; amacı yargılamanın gereksiz uzamasını önlemektir.
Kısa cevap: Kanunun belirlediği süreler kendiliğinden kesindir; hâkimin verdiği süre ise hâkim ilk süreyi kesin ilan ederse ya da ilk süre kaçırıldıktan sonra ikinci süre verilirse kesin olur. Kesin süre içinde yapılmayan işlemi yapma hakkı ortadan kalkar; ancak usulsüz kesin süre hiçbir hak düşürücü etki doğurmaz.
Bir dava, esasında haklı olunmasına rağmen tek bir ara kararın gereği yerine getirilmediği için kaybedilebilir. Kesin süre, medenî usul hukukunun en sert araçlarından biridir: kaçırıldığında delile veya hakka dayanma imkânı tümüyle ortadan kalkar.
Buna karşılık aynı sertlik, kuralın kendisine de uygulanır. Yargıtay yerleşik içtihadında kesin sürenin geçerliliğini bir dizi şarta bağlamıştır; bu şartlardan biri bile eksikse verilen süre “usulsüz” sayılır ve hiçbir hak düşürücü sonuç doğurmaz. Uygulamada kesin süre dosyalarının önemli bölümü tam bu noktadan bozulmaktadır.
Kanunî dayanak
Kural HMK m. 94’tedir:
“(1) Kanunun belirlediği süreler kesindir.
(2) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez.
(3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.”
Delil avansı bakımından HMK m. 324 özel bir sonuç öngörür:
“(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler.
(2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır.
(3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.”
Süre türleri ve sonuçları
| Süre türü | Örnek | Kesin mi? | Kaçırılmasının sonucu |
|---|---|---|---|
| Kanunî süre | Cevap süresi, temyiz süresi | Kendiliğinden kesin | Hak düşer; mahkeme re’sen gözetir |
| Hâkimin verdiği ilk süre (kesin denmemiş) | Belge sunma, adres bildirme | Kesin değil | Yeniden süre istenebilir |
| Hâkimin kesin ilan ettiği ilk süre | Delil avansı yatırma | Şartları varsa kesin | İşlemi yapma hakkı düşer |
| İkinci kez verilen süre | İlk süre kaçırıldıktan sonra | Kanunen kesin | Kesin denmese de hak düşer |
| Mahkemeler için konulmuş süre | Gerekçeli kararın yazılma süresi | Hak düşürücü değil | Gecikmeli işlem de geçerlidir |
| Usulsüz kesin süre | Sonuçları anlatılmamış ara karar | Hükümsüz | Hiçbir hak düşürücü etki doğurmaz |
Kritik nokta: Kesin süreyi kaçırdıysanız dosyayı kapatmadan önce ara kararın metnini kelimesi kelimesine inceleyin. Yargıtay uygulamasında ara kararın geçerli sayılması için şu unsurlar aranır: yapılacak işlerin tek tek belirtilmesi, her iş için yatırılacak tutarın ayrı ayrı gösterilmesi, sürenin yeterli ve elverişli olması, uyulmamasının sonuçlarının açıkça anlatılıp tutanağa geçirilmesi. Tutanağa yalnızca “kesin sürenin sonuçları hakkında gerekli uyarı yapıldı” yazılması bu şartı karşılamaz; sonucun ne olduğu yazılı olmalıdır. Bu unsurlardan biri eksikse verilen süre hak düşürücü değildir ve buna dayanılarak verilen ret kararı bozulur.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Duruşma tutanağını aynı gün okuyun. Ara kararın tam metni, sonraki tüm itirazlarınızın dayanağıdır; UYAP’tan indirip saklayın.
- Sürenin başlangıcını doğru saptayın. Duruşmada hazırsanız tefhimle, değilseniz tebliğle başlar; vekille takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır.
- Yapılacak işleri listeleyin. Ara kararda sayılan her iş için ayrı bir kalem oluşturun; birini atlamak tüm işlemi geçersiz kılabilir.
- Avans kalemlerini karşılaştırın. Bilirkişi ücreti, keşif harcı, yol gideri ve tebligat masrafı ayrı ayrı gösterilmiş mi kontrol edin.
- Süre yetersizse hemen ek süre talep edin. Sürenin elverişsiz olduğunu, işin niteliğini açıklayarak dilekçeyle bildirin; talebi tutanağa geçirtin.
- Mümkünse süre dolmadan yatırın. Son güne bırakmayın; banka veya vezne kaynaklı gecikmeler kabul görmeyebilir.
- Yatırma belgesini dosyaya sunun. Ödemenin yapılmış olması yetmez; makbuzun süresi içinde dosyaya girmesi gerekir.
- Kaçırdıysanız ara kararın şartlarını denetleyin. Sonuçlar anlatılmamış, kalemler ayrılmamış veya süre elverişsizse süre usulsüzdür.
- Usulsüzlüğü istinaf sebebi yapın. Bu, esasa girilmeden verilen ret kararlarında en güçlü kaldırma sebeplerinden biridir.
- Delil avansı ile gider avansını karıştırmayın. Delil avansının yatırılmaması kural olarak yalnızca o delilden vazgeçme sonucunu doğurur.
- Karşı tarafın avansı yatırabileceğini hatırlayın. HMK m. 324/2 diğer tarafa bu imkânı tanır; delil böylece ayakta kalabilir.
- Re’sen araştırma ilkesinin geçerli olduğu davaları ayırın. Tarafların serbestçe tasarruf edemeyeceği işlerde avans hükümleri farklı uygulanır.
Yargıtay kararlarıyla
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/844, K. 2023/473, 17.05.2023
Kesin sürenin iki doğuş hâli ve geçerlilik şartları: Tapu iptali ve tescil davasında, davacı vekiline icra dosyasındaki borcu ödemesi için verilen kesin süreye uyulmadığı gerekçesiyle dava reddedilmişti. Genel Kurul önce kesinliğin iki kaynağını ayırmıştır: “İlk hâlde, hâkimin kesin olduğunu belirtmeksizin verdiği ilk sürede işlemin yapılmaması nedeniyle ilgili tarafın yeniden süre talep hakkının varlığı karşısında, bu talep üzerine hâkimin verdiği ikinci sürenin kesin olması, bu kesinliğin yasadan kaynaklanmasıdır… Bu hâlde, ikinci kez verilen sürenin kesin olduğu belirtilmemiş ve ihtar edilmemiş olsa dahi sonuç değişmez.” Bağlayıcılığını da vurgulamıştır: “Kesin süreye ilişkin ara kararın verilmesiyle karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak doğmaktadır. Bu ilkenin doğal sonucu, yargısal kesin süreyle sadece tarafların değil, hâkimin de bağlı olduğu ve dolayısıyla hâkimin bu tür bir ara kararından dönmesinin hukuken geçersiz bulunduğudur.” Somut olayda tutanağa yalnızca “(kesin sürenin sonuçları hakkında gerekli uyarı yapıldı)” ibaresinin geçirilmiş olması yeterli görülmemiş; “kesin süreye uyulmaması hâlinde hukuki sonuçlarının açıkça anlatılarak tutanağa geçirilmediği… verilen bu sürenin sonuç doğurmayacağı, diğer bir ifade ile hakkı düşürücü bir süre olarak kabul edilemeyeceği” belirtilmiştir. Sonuç: Direnme kararı genişletilmiş gerekçeyle BOZULMUŞTUR (oy çokluğu).
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2021/15040, K. 2022/2166, 14.02.2022
Toplam rakam yazmak yetmez; kalemler ayrılmalıdır: Kat Mülkiyeti Kanunu’na dayalı eski hâle getirme davasında mahkeme, davacıya bilirkişi ücreti, keşif yolluğu ve posta gideri olmak üzere toplam bir tutarı iki hafta içinde yatırması için kesin süre vermiş, yatırılmayınca davayı reddetmişti. Daire, ara kararın kurulma biçimini denetlemiştir: “kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uymamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır.” Somut olayda eksiklik şuydu: “her ne kadar avans miktarı belirlenmiş ise de, hangi bilirkişilerin keşifte hazır bulundurulup her biri için ayrı ayrı yatırılması gereken avans kısmı açıklanmamıştır. Tüm bu nedenlerle davacı tarafa verilen sürenin usulüne uygun bir kesin süre olduğundan bahsedilemeyeceğinden yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.” Sonuç: Hüküm BOZULMUŞTUR (oy birliği).
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/7072, K. 2022/9044, 14.06.2022
Yapılacak işin niteliği ve kapsamı da gösterilmelidir: Prim belgeleri ve teşvik indirimine ilişkin kurum işlemlerinin iptali davasında mahkeme, davacıya Kuruma başvuru yapması için iki haftalık kesin süre vermiş, sonuçta davayı reddetmişti. Daire, sürenin içeriğindeki belirsizliği bozma sebebi saymıştır: “davacıya davalı Kuruma başvuru yapılması amacıyla iki haftalık kesin süre verilmiş ise de… başvurunun niteliği, kapsamı, konusu ve sonuçları hususlarının açıkça gösterilmemesi nedeniyle verilen kesin mehilin usulüne uygun olmadığının anlaşılması karşısında, mahkemece davacı hakkında yapılması gereken iş ve işlemlerin çelişki yaratmadan açıkça belirtilip, usulüne uygun şekilde ve sonuç doğurabilecek nitelikte kesin süre verilmesi ile sonucuna göre işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekir.” Sonuç: Hüküm BOZULMUŞTUR (oy birliği).
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/5, K. 2025/7494, 08.05.2025
Delil avansında sonuç, davanın reddi değil delilden vazgeçmedir: Kasko tazminatı uyuşmazlığında İtiraz Hakem Heyeti, bilirkişi ücretinin üç günlük kesin süre içinde yatırılmasına karar vermiş, yatırılmayınca itirazı reddetmişti. Daire iki ayrı eksikliği birlikte tespit etmiştir: “Ara kararında bilirkişi ücreti yatırılmamasının sonuçları belirtilmediği gibi, yine HMK’nın 324. maddesine göre delil avansı yatırılmamasının sonucu ‘o delile dayanmaktan vazgeçme’ olup bu husus da ara kararında açıkça belirtilmemiştir.” Sonuç olarak “İtiraz Hakem Heyetince verilen ara kararı söz konusu niteliklere ve şartlara haiz olmadığından, davacı tarafa kesin süre verildiğinden ve sonuçlarının uygulanması gerektiğinden bahsedilemez” denilerek yeniden usulüne uygun süre verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Sonuç: İtiraz Hakem Heyeti kararı BOZULMUŞTUR (oy birliği).
Dört karar birlikte okunduğunda kesin sürenin iki yüzü ortaya çıkar. Bir yandan kural son derece serttir: kesin süre içinde yapılmayan işlemi yapma hakkı düşer, bu sonuç kanundan doğar ve telafi edilemez. Öte yandan aynı sertlik, kuralın kendi geçerlilik şartlarına da yansır; şartları taşımayan bir ara karar hiçbir hak düşürücü etki doğurmaz. Yargıtay’ın bu dengeyi kurarken kullandığı cümle her dört kararda da tekrarlanır: kesin süre kuralı “davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır”.
Birinci halka kesinliğin kaynağıdır. Hâkimin verdiği süre kural olarak kesin değildir; kesin hâle gelmesi ya hâkimin ilk sürede bunu açıkça karara bağlamasına ya da ilk süre kaçırıldıktan sonra ikinci bir süre verilmesine bağlıdır. İkinci hâlde kesinlik doğrudan kanundan doğar; ara kararda “kesindir” yazmasa ve ihtar edilmese bile sonuç değişmez. Bu ayrım pratikte hayatidir: ilk süreyi kaçıran taraf yeniden süre isteyebilir, ancak bu talebin üzerine verilecek süre son şanstır.
İkinci halka ara kararın içeriğidir ve bozmaların büyük çoğunluğu buradan çıkar. Üç somut eksiklik tipiktir. Birincisi kalemlerin ayrılmaması: 2022 tarihli karar, toplam avans tutarının yazılmasını yeterli görmemiş, hangi bilirkişi için ne kadar yatırılacağının ayrı ayrı gösterilmesini aramıştır. İkincisi işin belirsiz bırakılması: “Kuruma başvuru yapılması” gibi genel bir ifade, başvurunun niteliği ve kapsamı gösterilmediği için geçersiz sayılmıştır. Üçüncüsü sonuçların yazılmaması: Genel Kurul, tutanağa yalnızca “gerekli uyarı yapıldı” ibaresinin geçirilmesini yeterli bulmamış; uyulmama hâlinde ne olacağının açıkça anlatılıp yazılmasını aramıştır.
Üçüncü halka sürenin elverişliliğidir. Kanun bir asgari süre öngörmez; ölçüt, sürenin “amaca uygun, yeterli ve elverişli” olmasıdır. Bu değerlendirmede işin niteliği belirleyicidir: bir belgenin sunulması için üç gün yeterli olabilirken, bilirkişi ücretinin belirlenip yatırılması veya bir kuruma başvurulup sonucun beklenmesi için aynı süre elverişsizdir. Tarafların yargılamadaki tutumu da tartıya girer; sürekli erteleme isteyen tarafla ilk kez süre alan taraf aynı ölçüyle değerlendirilmez.
Dördüncü halka doğru yaptırımın uygulanmasıdır. Delil avansının yatırılmamasının sonucu HMK m. 324/2’de gösterilmiştir: o delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılma. Bu, davanın reddiyle aynı şey değildir. Mahkeme, o delil olmaksızın mevcut delillere göre karar vermelidir; sonuç ret olabilir, ancak bu ret “delil avansı yatırılmadı” gerekçesine değil, mevcut delillerin yetersizliğine dayanmalıdır. 2025 tarihli karar bu ayrımı ayrıca bir eksiklik olarak saymıştır. Ayrıca aynı fıkra, avansı diğer tarafın da yatırabileceğini öngörür; bu imkân hatırlatılmadan delilden vazgeçilmiş sayılması eksik bir uygulamadır.
Son olarak bir usulî kazanç: kesin süreye ilişkin ara karar karşı taraf lehine usulî kazanılmış hak doğurur ve hâkimi de bağlar. Bunun iki yönlü sonucu vardır. Süreyi kaçıran taraf bakımından hâkimin sonradan bu karardan dönmesi geçersizdir; ancak süre usulsüz kurulmuşsa ortada bağlayıcı bir ara karar da yoktur. Bu nedenle kesin süre kaçırıldığında yapılacak ilk iş, hakkın gerçekten düşüp düşmediğini ara kararın metni üzerinden denetlemektir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Doğrusu |
|---|---|
| Kesin süre kaçırılınca dosyayı kapatmak | Ara kararın şartları denetlenmeli; usulsüz süre hak düşürmez |
| Ara kararda toplam avans tutarı yazmakla yetinmek | Her iş ve her bilirkişi için tutar ayrı ayrı gösterilmelidir |
| Tutanağa “gerekli uyarı yapıldı” yazdırmak | Uyulmamanın sonucu ne ise açıkça anlatılıp tutanağa geçirilmelidir |
| Delil avansı yatırılmadı diye davayı doğrudan reddetmek | Sonuç kural olarak o delilden vazgeçmedir; mevcut delillere göre karar verilir |
| İkinci sürenin kesin olmadığını sanmak | İlk süre kaçırıldıktan sonra verilen ikinci süre kanunen kesindir |
| Süre yetersizken sessiz kalmak | Elverişsizlik gerekçesiyle ek süre talebi hemen tutanağa geçirilmelidir |
| Ödeme yapıp makbuzu dosyaya sunmamak | Ödemenin süresi içinde dosyaya yansıması gerekir |
| Vekil varken asile tebligat yapıldığını göz ardı etmek | Vekille takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır; aksi süreyi başlatmaz |
| Karşı tarafın avansı yatırabileceğini bilmemek | HMK m. 324/2 bu imkânı tanır; delil bu yolla ayakta kalabilir |
Kesin süre nedir?
İçinde belirli bir işlemin yapılması gereken ve geçirilmesi hâlinde o işlemi yapma hakkını ortadan kaldıran süredir. Kanunun belirlediği süreler kendiliğinden kesindir; hâkimin verdiği süreler ise ancak belirli şartlarla kesin olur.
Hâkimin verdiği her süre kesin midir?
Hayır. Kural olarak kesin değildir. Hâkim tayin ettiği ilk sürenin kesin olduğuna karar verebilir; ayrıca ilk süre kaçırıldıktan sonra verilen ikinci süre kanunen kesindir.
İkinci sürede “kesindir” yazmazsa ne olur?
Sonuç değişmez. HMK m. 94/2 uyarınca ilk süreyi geçiren tarafa verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez; ara kararda kesin olduğu belirtilmemiş olsa bile hak düşer.
Kesin süre ara kararında neler bulunmalıdır?
Yapılacak işlerin tek tek ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıklanması, her iş için yatırılacak tutarın ayrı ayrı gösterilmesi, sürenin yeterli ve elverişli olması, uyulmamasının hukuki sonuçlarının açıkça anlatılıp tutanağa geçirilmesi.
“Gerekli uyarı yapıldı” ibaresi yeterli mi?
Hayır. Yargıtay, sonucun ne olduğunun açıkça anlatılmasını ve anlatılanların tutanağa geçirilmesini aramaktadır. Genel nitelikli bir uyarı kaydı kesin süreyi geçerli kılmaz.
Süre çok kısaysa ne yapmalıyım?
Sürenin işin niteliğine göre elverişsiz olduğunu gerekçelendirerek derhâl ek süre talep edin ve bu talebin tutanağa geçirilmesini sağlayın. Elverişsiz süre, usulsüz kesin süre değerlendirmesinde önemli bir unsurdur.
Delil avansını yatırmazsam davam reddedilir mi?
Kural olarak hayır. HMK m. 324/2’ye göre sonuç, o delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılmasıdır. Mahkeme mevcut delillere göre karar verir; ret kararı ancak bu değerlendirmeden çıkabilir.
Avansı karşı taraf yatırabilir mi?
Evet. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmezse diğer taraf bu avansı yatırabilir; böylece delil ikame edilmiş olur.
Kesin süre hâkimi de bağlar mı?
Evet. Ara kararın verilmesiyle karşı taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar; hâkimin bu ara karardan dönmesi hukuken geçersizdir.
Süre geçtikten sonra ama duruşmadan önce yatırırsam kabul edilir mi?
Usulüne uygun bir kesin süre söz konusuysa hayır; süre içinde yapılmayan işlem sonradan yapılamaz. Ancak süre usulsüz kurulmuşsa ortada hak düşürücü bir süre bulunmaz.
Mahkeme için konulan sürelerin geçirilmesi ne sonuç doğurur?
Mahkemeler için öngörülen süreler hak düşürücü değildir. Hâkim, gecikmeli de olsa süreye bağlanmış işlemi yapabilir ve bu işlem hukuken geçerlidir.
Usulsüz kesin süreye dayanan ret kararına karşı ne yapabilirim?
İstinaf dilekçesinde ara kararın metnini göstererek eksik unsurları tek tek ortaya koyun. Uygulamada bu, esasa girilmeden verilen ret kararlarının en sık kaldırma sebeplerinden biridir.
Gider avansı ile delil avansı aynı şey mi?
Hayır. Gider avansı dava şartıdır ve yatırılmaması davanın usulden reddine yol açabilir; delil avansı ise belirli bir delilin ikamesi içindir ve yatırılmaması kural olarak o delilden vazgeçme sonucunu doğurur.
Re’sen araştırma ilkesinin geçerli olduğu davalarda da aynı sonuç doğar mı?
Hayır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır; bu davalarda mahkeme gerekli araştırmayı kendiliğinden yapmakla yükümlüdür.
Kesin süre dava şartı eksikliğinin tamamlanması için de verilir mi?
Evet. Tamamlanabilir nitelikteki dava şartı eksikliklerinde mahkeme kesin süre verir; bu sürede eksiklik giderilmezse dava usulden reddedilir. Buradaki kesin sürenin de aynı geçerlilik şartlarını taşıması gerekir.
İlgili mevzuat
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 90 — Sürelerin belirlenmesi ve değiştirilmesi
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 91-93 — Sürenin başlaması ve hesaplanması
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 94 — Kesin süre
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 95-101 — Eski hâle getirme
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 114-115 — Dava şartları ve tamamlanabilir eksiklikler
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 120 — Harç ve gider avansının ödenmesi
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 294, 297 — Hükmün verilmesi ve içeriği
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 324 — Delil ikamesi için avans
- 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m. 163 — Kesin sürenin eski düzenlemesi
- 7251 sayılı Kanun m. 6 — HMK m. 94/2’de yapılan 2020 değişikliği
Konuyla bağlantılı diğer yazılarımız: dava şartları, bilirkişi raporuna itiraz, dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması, borçlunun temerrüdü.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlıkta sonuç, kesin süreye ilişkin ara kararın metnine ve işin niteliğine göre değişir. Süre kaçırıldığında ilk yapılacak iş, ara kararın geçerlilik şartlarını taşıyıp taşımadığını denetlemektir.