Trafik Kazası Tazminatında Zamanaşımı 2 Yıl mı 8 Yıl mı? Sigortacıya Başvuru Şartı

Kısaca
- Trafik kazasından doğan tazminat talepleri KTK m.109/1 uyarınca zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde kaza gününden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar.
- Fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa uzamış ceza zamanaşımı devreye girer (m.109/2). Taksirle yaralamada bu süre uygulamada sekiz yıl olarak kabul edilmektedir.
- Uzamış ceza zamanaşımının uygulanması için kamu davası açılmış olması veya mahkûmiyet kararı verilmiş bulunması aranmaz; cezayı gerektiren fiilin varlığı yeterlidir.
- Kanun koyucu taraf ayrımı yapmamıştır: fiil cezayı gerektiriyorsa uzamış süre sürücü, işleten ve sigortacı bakımından da geçerlidir.
- Zararın öğrenilmesi, bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi demektir. Yaralanmanın gerçekleşmesi ve tedavinin tamamlanmasıyla zararın kapsamı belli sayılır; maluliyet oranının belirlendiği tarihin bu kavrama etkisi yoktur.
- Zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da, sigortacı bakımından kesilirse tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır (m.109/3).
- Dava veya tahkim yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuru zorunludur (m.97). Bu, HMK m.114/2 kapsamında özel bir dava şartıdır.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi uygulamasında bu dava şartı tamamlanabilir niteliktedir: yargılama sırasında başvuru yapılmış ve ödeme gerçekleşmemişse işin esasına girilmelidir.
- Sigortacıya yapılan zorunlu başvuru ile ret cevabı arasında geçen sürede zamanaşımının durduğu kabul edilmiştir.
Kısa cevap: Trafik kazasından doğan tazminat talepleri KTK m.109/1 uyarınca zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde kaza gününden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa uzamış ceza zamanaşımı devreye girer (m.109/2) ve bunun için kamu davası açılmış olması veya mahkûmiyet kararı verilmiş bulunması aranmaz.
Güncelleme notu (31.07.2026): Belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m.107, 7589 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırılmıştır; bunun yerine HMK m.109/4 uyarınca alacağın bir kısmı dava edilir ve talep, bir defaya mahsus olmak üzere tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. 31.07.2026’dan önce açılmış davalarda mülga m.107 uygulanmaya devam eder. Ayrıntı için 12. Yargı Paketi (7589 sayılı Kanun) yazımıza bakınız; aşağıda “belirsiz alacak davası” olarak geçen ifadeler bu çerçevede okunmalıdır.
Trafik kazası dosyalarında en çok hak kaybına yol açan iki başlık, birbirine bağlı biçimde işler: zamanaşımı ve sigortacıya başvuru şartı. Süre hesabı yanlış yapıldığında dosya esasa hiç girilmeden kapanır; başvuru şartı atlandığında ise dava usulden reddedilir ve bu arada süre işlemeye devam eder.
Konunun kafa karıştırıcı yanı, tek bir sürenin bulunmamasıdır. Kanunda iki yıl ve on yıl yazar; ancak olayların büyük çoğunluğunda uygulanan süre bunların hiçbiri değil, ceza kanunundan gelen uzamış süredir. Aşağıda hangi sürenin ne zaman işlediğini, sürenin ne zaman başladığını, hangi hâllerde durup kesildiğini ve zorunlu başvurunun bu tabloyu nasıl değiştirdiğini Yargıtay kararlarıyla ele alıyoruz.
Kanundaki süreler
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.109: “Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır. Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Diğer hususlarda, genel hükümler uygulanır.”
| Durum | Süre | Başlangıç |
|---|---|---|
| Genel kural (suç oluşturmayan olay) | 2 yıl / her hâlde 10 yıl | Zararın ve yükümlünün öğrenilmesi / kaza günü |
| Fiil taksirle yaralama suçu oluşturuyorsa | Ceza kanunundaki uzamış süre (uygulamada 8 yıl) | Kaza günü |
| Fiil taksirle ölüme neden olma suçu oluşturuyorsa | Ceza kanunundaki uzamış süre | Kaza günü |
| Tazminat yükümlüleri arasındaki rücu | 2 yıl | Yükümlülüğün tam olarak yerine getirildiği ve rücu edilecek kişinin öğrenildiği gün |
Uygulamada belirleyici olan ikinci fıkradır. Yaralanmalı veya ölümlü hemen her trafik kazası ceza kanununa göre suç oluşturduğundan, dosyaların büyük bölümünde iki yıllık süre değil uzamış ceza zamanaşımı işler.
Uzamış ceza zamanaşımının şartları
Bu noktada üç yaygın yanılgı vardır ve üçü de yerleşik içtihatla giderilmiştir.
- “Ceza davası açılmamışsa uzamış süre işlemez” — yanlış. Uzamış ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için kamu davası açılmış olması veya mahkûmiyet kararı verilmiş bulunması aranmaz; cezayı gerektiren fiilin varlığı yeterlidir.
- “Sigorta şirketinin cezai sorumluluğu yok, ona karşı uzamış süre uygulanmaz” — yanlış. Kanun taraf ayrımı yapmamıştır; kural sürücü, işleten, Güvence Hesabı ve sigortacı bakımından aynı biçimde geçerlidir.
- “Fail beraat etmişse uzamış süre uygulanmaz” — yanlış. Hukuk hâkimi ceza hukuku kurallarıyla ve ceza mahkemesi kararıyla bağlı değildir; ceza mahkemesince fiilin suç niteliği saptanmamışsa hukuk hâkimi bunu kendiliğinden araştırır.
Buna karşılık uzamış süre sınırsız değildir. Taksirle yaralamada uygulanan sekiz yıllık süre dolduktan sonra açılan davalar, sigortacının süresinde ileri sürdüğü def’i üzerine zamanaşımı nedeniyle reddedilmektedir.
Süre ne zaman başlar? “Zararın öğrenilmesi” ölçütü
Bu, dosyaların kaderini belirleyen en tartışmalı başlıktır. Yaygın bir beklenti, sürenin maluliyet raporunun alındığı tarihte başlayacağı yönündedir. Yargıtay uygulaması bu beklentiyi karşılamamaktadır.
Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen, haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesidir. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilir. Bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur.
Pratik sonuç şudur: “raporu yeni aldım, sürem yeni başladı” savunması tek başına kabul görmemektedir. Tedavi tamamlandıktan sonra rapor almayı geciktirmek, doğrudan hak kaybı riski doğurur.
Zamanaşımının kesilmesi ve durması
KTK m.109/3, sigorta uyuşmazlıklarına özgü çift yönlü bir kural getirir: zamanaşımı tazminat yükümlüsüne (sürücü, işleten) karşı kesilirse sigortacıya karşı da kesilmiş olur; sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı da tazminat yükümlüsü bakımından kesilmiş sayılır. Bu, iki ayrı muhataba karşı ayrı ayrı süre hesaplanması gerektiği yanılgısını ortadan kaldırır.
Durma bakımından ise sigortacıya yapılan zorunlu başvurunun özel bir işlevi vardır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, zarar görenin KTK m.97 gereği yaptığı zorunlu başvuru ile sigortacının ret cevabı verdiği tarih arasında geçen sürede zamanaşımının durduğunu kabul etmiştir. Bu sürenin eklenmesiyle, ilk bakışta dolmuş görünen zamanaşımının dolmamış olduğu sonucuna varılabilmektedir.
Sigortacıya başvuru: dava şartı
2918 sayılı Kanun m.97: “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.”
Bu hüküm, HMK m.114/2’nin “diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır” düzenlemesi kapsamında özel bir dava şartıdır. Getiriliş amacı, uyuşmazlığın yargıya taşınmadan çözülmesini sağlayarak hem talepte bulunanın tazminatına bir an önce kavuşmasını hem de yargının iş yükünün azaltılmasını temin etmektir.
Başvuru hangi belgelerle yapılmalıdır? Kanunda açık bir liste yoktur; ancak sigorta kuruluşunun sorumlu olup olmadığını ve hangi miktarda sorumlu olduğunu belirleyebilmesi için başvurunun asgari bilgi ve belgeleri içermesi gerekir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın ekinde bedeni zararlar bakımından istenecek belgeler sayılmıştır: ilgili yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, hak sahibinin kimlik numarası, kaza raporu, mağdura ait son üç aylık ücret belgesi ve hak sahibine ait banka hesap bilgileri.
Eksik belgeyle başvuru yapılmışsa ne olur? Yargıtay 4. Hukuk Dairesi çoğunluk görüşüne göre, başvurunun yapıldığı ancak eksik ya da usule uygun olmayan belgeyle başvurulduğu savunmasının bulunduğu hâllerde eksiklik tamamlanabilir. Daire, hiç başvuru yapılmamış olsa dahi yargılama sırasında başvurunun yapılması ve ödeme gerçekleşmemesi hâlinde dava şartının tamamlandığını kabul ederek işin esasına girilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bu görüşe karşı, dava şartının ancak kendi aşamasında tamamlanabileceğini savunan karşı oylar da bulunmaktadır.
On beş gün beklemek zorunda mısınız?
Kanun, sigorta kuruluşuna cevap için en geç on beş gün tanımıştır. Bu süre içinde yazılı cevap verilmezse veya verilen cevap talebi karşılamazsa zarar gören dava açabilir ya da tahkime başvurabilir. Yani on beş günün dolmasıyla dava yolu açılır; ret cevabının beklenmesi zorunlu değildir.
Ancak zamanaşımı hesabında bu iki durumun sonucu farklıdır. Ret cevabı gelene kadar beklenmişse, başvuru ile ret arasındaki sürenin zamanaşımını durdurduğu kabul edilmektedir. Süresi daralmış dosyalarda bu ayrım belirleyici olabilir.
Ne yapmalı?
- Kaza tarihini, tedavinin tamamlandığı tarihi ve kaza tespit tutanağının düzenlendiği tarihi ayrı ayrı kaydedin; süre hesabı bu tarihlerden başlar.
- Fiilin ceza kanununa göre suç oluşturup oluşturmadığını baştan belirleyin; yaralanma veya ölüm varsa uzamış ceza zamanaşımı ölçütünü esas alın.
- Ceza soruşturması açılmamış olsa bile uzamış sürenin işlediğini bilin; ancak sürenin sonsuz olmadığını da unutmayın.
- Tedavi bittikten sonra maluliyet raporu almayı geciktirmeyin; raporun geç alınması süreyi uzatmaz.
- Sigorta şirketine başvurmadan dava veya tahkim yoluna gitmeyin; başvuruyu yazılı yapın ve tebliğ/teslim kaydını saklayın.
- Başvuruya, Genel Şartlar ekinde sayılan belgeleri eksiksiz ekleyin: sağlık kurulu raporu, kaza raporu, gelir belgesi, kimlik ve banka bilgileri.
- Sigortacı eksik belge bildirimi yaparsa gecikmeden tamamlayın; tamamlamadan dava açmak süreç uzatır.
- On beş günlük sürenin dolduğu tarihi kaydedin; bu tarihten sonra dava veya tahkim yolu açıktır.
- Zamanaşımı sınırına yaklaşılıyorsa başvuru ile ret cevabı arasındaki durma süresini hesabınıza dahil edin ve bunu dilekçenizde açıkça belirtin.
- Sürücü veya işletene karşı yapılan işlemlerin sigortacıya karşı da zamanaşımını keseceğini (ve tersini) göz önünde bulundurun.
- Kısmi dava veya belirsiz alacak davası tercihini süre baskısını da düşünerek yapın; zamanaşımı dolduktan sonra ıslah yoluyla talep artırılamaz.
- Dosyanız usulden reddedilirse süre işlemeye devam ettiğinden, eksikliği giderip yeniden başvurmakta gecikmeyin.
Yargı kararlarından
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/7681, K. 2025/12061, 09.09.2025
Zorunlu başvuru ile ret cevabı arasında zamanaşımı durur; maluliyet raporunun tarihi sürenin başlangıcını değiştirmez. 03.02.2015 tarihli kazada yaralanan yolcunun 05.07.2023’te yaptığı tahkim başvurusu, sekiz yıllık uzamış ceza zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle reddedilmişti. Daire önce süre başlangıcının ölçütünü ortaya koymuştur: “Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise, haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir.” Daire ayrıca m.109/2’deki “dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa” ifadesiyle kanun koyucunun “taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise, uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul” ettiğini belirtmiştir. Somut olayda sonucu değiştiren unsur ise başvuru olmuştur: “Sigorta şirketine başvuru ile red cevabının verildiği arada zamanaşımı süresinin durduğu (156 gün), davacının da 05.07.2023 tarihinde hakeme başvurduğu, durma süresi eklendiğinde zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla esasa girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir.” Karar oy çokluğuyla bozulmuş; karşı oy, on beş günlük bekleme süresi sonrasında dava açma imkânı bulunduğundan durmanın kabul edilemeyeceği görüşünü savunmuştur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/2360, K. 2025/2255, 12.02.2025
Taksirle yaralamada uzamış ceza zamanaşımı sekiz yıldır ve süre dolduysa dava reddedilir. Yolcu olarak yaralanan davacının talebine ilişkin dosyada Daire, önce m.109/2’nin taraf ayrımı yapmadığını ve TBK m.72 ile paralel bir yapı kurduğunu açıklamış; ardından süreyi somutlaştırmıştır: “Kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 89 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında düzenlenen ve taksirle yaralama olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylemle ilgili ceza davasının Türk Ceza Kanunu’nun 66 ncı maddesinin e fıkrasına göre 8 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu belirlenmiştir.” Kaza 16.12.2013, dava ise 18.04.2022 tarihli olduğundan Daire, “kaza tarihinden itibaren sekiz yıl içinde davanın açılmadığı gözetilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir” diyerek kararı oybirliğiyle bozmuştur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/387, K. 2023/9366, 18.09.2023
KTK m.97’deki başvuru şartı tamamlanabilir dava şartıdır. Ölümlü kaza nedeniyle açılan destekten yoksun kalma davasında davacılar sigorta şirketine başvurmadan doğrudan dava açmış; ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, başvurunun yargılama sırasında tamamlanması mümkün olmayan bir dava şartı olduğu gerekçesiyle davayı usulden reddetmişti. Daire, HMK m.115/2 uyarınca giderilebilir dava şartlarında kesin süre verilmesi gerektiğini hatırlatarak Dairenin kendi uygulamasından örnekler vermiştir: “Dairemiz uygulamalarında sigorta davalarında örneğin dain-mürtehinden muvafakat alınması, İİK’nın 277 nci maddesinden kaynaklanan davada ‘aciz belgesi’ gibi dava şartı ibrazı olarak kabul edilen hususlar bu eksiklik varsa dava usulden red edilmemekte bu eksiklik tamamlatılmaktadır.” Somut olayda ise şu sonuca varılmıştır: “yargılama devam ederken davacılar tarafından davalıya yazılı başvuru yapıldığı ve davalı tarafından herhangi bir ödemenin yapılmadığı, yargılama aşamasında dava şartının tamamlandığının anlaşılmasına göre işin esası hakkında hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” Karar oy çokluğuyla verilmiş; karşı oy, KTK m.97’nin dava açılmadan önce gerçekleşmesi gereken bir ön dava şartı olduğunu savunmuştur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/16654, K. 2023/1383, 08.02.2023
Eksik veya usule uygun olmayan belgeyle yapılan başvurudaki eksiklik tamamlanabilir. Daire, KTK m.97 ile zorunlu mali sorumluluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiğini teyit ettikten sonra şu ölçütü koymuştur: “başvurunun yapıldığı; ancak, eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu savunmasının olduğu durumlarda usule uygun olmadığı savunulan belgedeki eksiklik tamamlanabileceğine göre karar usul ve kanuna uygun” bulunmuştur. Bölge adliye mahkemesi kararı oybirliğiyle onanmıştır. Karar, “başvuru yapıldı ama belgeler eksikti” savunmasının tek başına davayı usulden düşürmeyeceğini göstermesi bakımından önemlidir.
Bu kararlar birlikte okunduğunda, trafik sigortası dosyalarında sürenin iki ayrı eksende hesaplandığı görülür. Birinci eksen sürenin uzunluğudur: kanundaki iki yıllık süre, yaralanmalı ve ölümlü kazaların neredeyse tamamında yerini ceza kanunundan gelen uzamış süreye bırakır; taksirle yaralamada bu süre sekiz yıl olarak uygulanmakta, uzamış sürenin işlemesi için ceza davası açılmış olması veya mahkûmiyet bulunması aranmamakta ve kural sürücü, işleten ve sigortacı bakımından ayrım gözetilmeksizin geçerli sayılmaktadır. İkinci eksen sürenin başlangıcı ve seyridir. Başlangıç bakımından ölçüt katıdır: zararın öğrenilmesi, bedensel zararın kapsamının öğrenilmesidir ve maluliyet raporunun tarihi bu kavramı etkilemez; dolayısıyla raporu geç almak süreyi uzatmaz. Buna karşılık seyir bakımından zarar gören lehine iki mekanizma vardır: KTK m.109/3 uyarınca yükümlüye karşı kesilen zamanaşımı sigortacıya karşı da kesilir, ve sigortacıya yapılan zorunlu başvuru ile ret cevabı arasında geçen sürede zamanaşımının durduğu kabul edilmektedir. Başvuru şartı ise Dairenin çoğunluk uygulamasında tamamlanabilir sayıldığından, ne hiç başvurulmamış olması ne de eksik belgeyle başvurulmuş olması davayı kendiliğinden bitirir; buna rağmen bu esnekliğe güvenmek yerine başvuruyu eksiksiz ve zamanında yapmak, hem süreyi durdurduğu hem de karşı oy görüşünün benimsendiği bir dosyada telafisi olmayan sonuçtan koruduğu için tek güvenli yoldur.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| İki yıllık süreyi mutlak sanmak | Hakkı bulunduğu hâlde başvurudan vazgeçilir | Fiil suç oluşturuyorsa uzamış süreyi esas almak |
| Uzamış süreyi sınırsız sanmak | Sekiz yıl geçtikten sonra açılan dava reddedilir | Somut suç tipine göre süreyi hesaplamak |
| Sürenin maluliyet raporuyla başladığını varsaymak | Süre çoktan işlemiş olur | Tedavinin tamamlanmasını esas almak, raporu geciktirmemek |
| Sigortacıya başvurmadan dava açmak | Usulden ret riski ve zaman kaybı | Önce yazılı başvuru, sonra dava veya tahkim |
| Başvuruyu belgesiz yapmak | Sigortacı “eksik belge” savunması yapar, süreç uzar | Genel Şartlar ekindeki belgeleri eksiksiz sunmak |
| Eksik belge bildirimine cevap vermemek | Başvurunun usulüne uygunluğu tartışılır | Bildirilen eksikliği gecikmeden tamamlamak |
| Başvuru ve ret tarihlerini kaydetmemek | Durma süresi hesaba katılamaz | Her iki tarihi belgeleyip dilekçede göstermek |
| Sürücü ve sigortacı için ayrı süre hesaplamak | Gereksiz hak kaybı endişesi veya yanlış def’i | KTK m.109/3’teki çift yönlü kesilme kuralını uygulamak |
| Zamanaşımı dolduktan sonra ıslahla talebi artırmak | Artırılan kısım zamanaşımına uğrar | Talep artırımını süre içinde yapmak |
Kazadan üç yıl sonra dava açabilir miyim?
Fiil suç oluşturuyorsa evet. Yaralanmalı kazalarda uygulanan uzamış ceza zamanaşımı iki yıldan uzundur; taksirle yaralamada sekiz yıl olarak kabul edilmektedir. Somut olayda hangi suç tipinin oluştuğu belirleyicidir.
Ceza davası açılmadı, uzamış süre yine işler mi?
Evet. Uzamış ceza zamanaşımının uygulanması için kamu davası açılmış olması veya mahkûmiyet kararı verilmiş bulunması aranmaz; cezayı gerektiren fiilin varlığı yeterlidir.
Sigorta şirketine karşı da uzamış süre uygulanır mı?
Evet. Kanun taraf ayrımı yapmamıştır; kural sürücü, işleten, Güvence Hesabı ve sigortacı bakımından aynı şekilde geçerlidir.
Maluliyet raporumu geç aldım, sürem yeniden başlar mı?
Hayır. Zararın öğrenilmesi, bedensel zararın kapsamının öğrenilmesidir; maluliyet oranının belirlendiği tarihin bu kavrama etkisi bulunmamaktadır. Tedavinin tamamlanmasıyla zararın kapsamı belli sayılır.
Sürücüye dava açtım, sigortacıya karşı süre durur mu?
KTK m.109/3 uyarınca zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Bu kural karşılıklı işler.
Başvuru yaptım, on beş gün geçti ama cevap gelmedi. Ne yapmalıyım?
On beş günün dolmasıyla dava açma veya tahkime başvurma yolunuz açılır; ret cevabını beklemek zorunda değilsiniz. Ancak süre baskısı varsa, beklemenin zamanaşımını durdurduğu yönündeki içtihadı da göz önünde bulundurun.
Sigorta şirketine hiç başvurmadan dava açtım, davam reddedilir mi?
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi çoğunluk uygulamasında bu dava şartı tamamlanabilir sayılmaktadır; yargılama sırasında başvuru yapılmış ve ödeme gerçekleşmemişse esasa girilmesi gerektiğine karar verilmiştir. Yine de bu esnekliğe güvenmek yerine başvuruyu önceden yapmak gerekir.
Başvurumda hangi belgeler olmalı?
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekinde bedeni zararlar bakımından sayılan belgeler: ilgili yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, kimlik numarası, kaza raporu, son üç aylık ücret belgesi ve banka hesap bilgileri.
Eksik belgeyle başvurdum, başvurum geçersiz mi?
Yerleşik uygulamada, başvurunun yapıldığı ancak eksik veya usule uygun olmayan belgeyle başvurulduğu savunmasının bulunduğu hâllerde eksiklik tamamlanabilir. Sigortacının eksiklik bildirimine cevap vermemek ise aleyhinize değerlendirilebilir.
Ölümlü kazada süre kaç yıl?
Fiilin oluşturduğu suça göre belirlenir; taksirle ölüme neden olma suçu için ceza kanununda öngörülen zamanaşımı süresi uygulanır. Bu süre taksirle yaralamadaki süreden uzun olabilir. Somut olayda hangi hükmün uygulanacağı dosyaya göre değerlendirilmelidir.
Sigorta şirketi kısmi ödeme yaptı, süre yeniden başlar mı?
Borcun ikrarı niteliğindeki ödemelerin zamanaşımını kestiği genel kural olarak Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiştir. Ancak trafik dosyalarında bu konuda görüş ayrılıkları bulunmaktadır; ödemenin tarihi ve içeriği dosyaya mutlaka sunulmalıdır.
Rücu davasında süre farklı mı?
Evet. KTK m.109/4 uyarınca tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.
Zamanaşımı def’ini sigortacı ne zaman ileri sürmeli?
Zamanaşımı bir def’idir; hâkim kendiliğinden dikkate almaz. Süresinde ve usulüne uygun biçimde ileri sürülmesi gerekir. Süresinde ileri sürülmeyen def’i dikkate alınmaz.
Belirsiz alacak davası açtım, ıslahla artırdığım kısım için süre işler mi?
Talep artırımının zamanaşımı süresi içinde yapılması gerekir. Süre dolduktan sonra yapılan artırımlar bakımından zamanaşımı def’i sonuç doğurur.
İlgili mevzuat
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.85 (işletenin sorumluluğu), m.90–91 (zorunlu mali sorumluluk sigortası), m.97 (doğrudan doğruya talep ve dava hakkı), m.99 (tespit tutanağı), m.109 (zamanaşımı)
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.49 (haksız fiil), m.72 (zamanaşımı), m.153–154 (zamanaşımının durması ve kesilmesi)
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.66 (dava zamanaşımı), m.85 (taksirle öldürme), m.89 (taksirle yaralama), m.179 (trafik güvenliğini tehlikeye sokma)
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.114 (dava şartları), m.115 (dava şartlarının incelenmesi)
- 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.30 (Sigorta Tahkim Komisyonu)
- Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.2 ve Ek:6 (tazminat ödemelerinde istenecek belgeler)
Bağlantılı yazılarımız: trafik kazalarında zamanaşımı süreleri, sigorta tahkim komisyonuna başvuru, sigorta eksper raporuna itiraz ve zorunlu trafik sigortasında kapsam dışı haller.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Zamanaşımı hesabı olayın suç niteliğine, tedavi sürecine ve başvuru tarihlerine göre değişir. Süre sınırına yaklaşılan dosyalarda gecikmeden hareket etmek belirleyicidir.