Hakkın Kullanılması ve İlgilinin Rızası (TCK 26): Şartları, Sonradan Verilen Rıza, Rızada Hata ve Yargıtay Kararları

legapro kapak 17212 LegaPro Hukuk Hakkın Kullanılması ve İlgilinin Rızası (TCK 26): Şartları, Sonradan Verilen Rıza, Rızada Hata ve Yargıtay Kararları
Kısaca
  • TCK m.26/1’e göre hakkını kullanan kimseye ceza verilmez.
  • TCK m.26/2’ye göre kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez.
  • Her iki hâl de hukuka uygunluk nedenidir; koşullar varsa fiil hukuka aykırı sayılmaz.
  • Hakkın kullanılmasından söz edebilmek için hukuk düzenince tanınmış bir hakkın bulunması ve bu hakkın sınırları içinde kullanılması gerekir.
  • 18. Ceza Dairesi, ancak bir merci aracılığıyla kullanılabilecek hakların bu kapsamda kabul edilemeyeceğini belirtmiştir.
  • Kiracının bulunduğu yeri satın alan kişilerin iş makineleriyle oraya girmesinde TCK m.26’nın şartları bulunmamıştır.
  • 4. Ceza Dairesi, hastanede hemşireleri şikâyet edeceğini bildiren sanığın sözlerini şikâyet hakkının kullanılması saymış ve sanığı beraat ettirmiştir.
  • Rızanın geçerli olması için rıza açıklama ehliyeti ve rızanın fiilden önce veya en geç fiil sırasında mevcut olması gerekir.
  • Fiilden sonra verilen rıza hukuka uygunluk nedeni değildir.
  • Ceza Genel Kurulu, rıza bulunduğu konusunda kaçınılmaz hataya düşen iş makinesi operatörünün TCK m.30/3’ten yararlanacağını kabul etmiştir.
  • Ceza Genel Kurulu, komşu parseldeki ağaçların kesildiği bir dosyada ağaçların hangi parselde olduğu ve rızanın kimden alınması gerektiği araştırılmadan hüküm kurulamayacağını belirtmiştir.
  • Ağaç gibi bütünleyici parçalar taşınmazdan ayrı bir mülkiyete konu olmadığından, rızanın taşınmaz malikinden alınıp alınmadığı önem taşır.
  • Komşu arazisine taşan dalları kesme hakkı, TMK m.740 uyarınca önce komşudan kaldırmasının istenmesine bağlıdır.
  • Hakkın kullanılması veya rıza kabul edilirse beraat kararı verilir; zorunluluk hâlinde ise ceza verilmesine yer olmadığı kararı söz konusudur.
  • Sınırı aşan hak kullanımı veya rızanın kapsamı dışına çıkılması hukuka uygunluk nedeninden yararlanmayı engeller.

Bir hekimin hastasını ameliyat etmesi, bir mülk sahibinin kendi arazisindeki ağacı kesmesi veya bir vatandaşın kötü muamele gördüğünü düşündüğü görevliyi şikâyet edeceğini söylemesi, dışarıdan bakıldığında bir suç tanımına benzeyebilir. Ceza hukukunda bu tür durumlarda fiilin hukuka aykırılığını ortadan kaldıran nedenler bulunur. Hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası bunların en sık tartışılan ikisidir.

Uygulamada sorun, genellikle hakkın gerçekten var olup olmadığı, sınırlarının aşılıp aşılmadığı ve rızanın doğru kişiden, doğru zamanda alınıp alınmadığı noktasında çıkar. Mala zarar verme, konut ve işyeri dokunulmazlığının ihlali ve tehdit suçlamalarında bu savunma sıkça ileri sürülür. Aşağıda TCK m.26’nın koşulları ve Yargıtay’ın bu konudaki kararları ele alınmaktadır.

Kanunî dayanak

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.26: “(1) Hakkını kullanan kimseye ceza verilmez. (2) Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez.”
Bağlantılı hükümler (TCK m.24, 30, 116, 151; TMK m.684, 718, 740; CMK m.309): TCK m.24/1’e göre kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez. TCK m.30/3, ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin bu hatasından yararlanacağını düzenler. TCK m.116 konut ve işyeri dokunulmazlığının ihlalini, TCK m.151 mala zarar verme suçunu tanımlar. TMK m.684/1’e göre bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur; TMK m.718 ise arazi mülkiyetinin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapıların, bitkilerin ve kaynakların da girdiğini belirtir. TMK m.740’a göre “Komşunun arazisine taşarak zarar veren dal ve kökler, onun istemi üzerine uygun bir süre içinde kaldırılmazsa, komşu bu dal ve kökleri kesip kendi mülkiyetine geçirebilir.” CMK m.309 ise kanun yoluna gidilmeden kesinleşen hükümlerin Adalet Bakanlığının istemiyle kanun yararına bozulmasını düzenler.
Değişiklik uyarısı: TCK m.26’nın metni yürürlüğe girdiği tarihten bu yana değiştirilmemiştir. Buna karşın bağlantılı hükümlerde değişiklikler vardır: TCK m.30’a haksızlık yanılgısına ilişkin dördüncü fıkra 5377 sayılı Kanunla eklenmiş, TCK m.116’nın ikinci ve üçüncü fıkraları 5328 sayılı Kanunla değiştirilmiştir. Dikili ağaçlar hakkında işlenen nitelikli mala zarar verme suçunun (TCK m.152/1-c) hapis cezasının üst sınırı ise 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunla altı yıldan dört yıla indirilmiştir; eski tarihli olaylarda lehe kanun değerlendirmesi yapılması gerekir.
KonuDayanakYargıtay yaklaşımı
Hakkın kullanılmasıTCK m.26/1Tanınmış bir hak ve sınırları içinde kullanım aranır
İlgilinin rızasıTCK m.26/2Mutlak tasarruf edilebilen hak, ehliyet ve zamanında rıza
Merci aracılığıyla kullanılabilen hakY18CD 18.10.2017Hakkın kullanılması kapsamında değil
Kiracının bulunduğu yere iş makinesiyle girmekY18CD 18.10.2017; TCK m.116TCK m.26 ve 30/4 şartları yok; keşif gerekli
Görevliyi şikâyet edeceğini söylemekY4CD 05.10.2017; TCK m.106Şikâyet hakkının kullanılması; beraat
Rıza bulunduğu konusunda kaçınılmaz hataYCGK 31.10.2017; TCK m.30/3Kast ortadan kalkar; beraat
Komşu parseldeki ağaçların kesilmesiYCGK 22.03.2022; TMK m.684, 718Parsel ve malik araştırılmadan hüküm kurulamaz
Uyarı yapılmadan taşkın dalların kesilmesiY9CD 09.05.2012; TMK m.740Hak henüz doğmamış
Fiilden sonra verilen rızaYCGK 31.10.2017; YCGK 22.03.2022Hukuka uygunluk nedeni değil
Kritik nokta: TCK m.26 savunmasında ilk soru, dayanılan hakkın gerçekten var olup olmadığı ve doğrudan kullanılabilir nitelikte olup olmadığıdır. Mülkiyet, kira veya komşuluk ilişkisinden doğan birçok talep ancak mahkeme veya icra yoluyla kullanılabilir; kişinin bunu kendi eliyle yerine getirmesi hakkın kullanılması sayılmayabilir. Rızaya dayanılıyorsa rızanın hak sahibinden, fiilden önce ve fiilin kapsamını gösterecek biçimde alındığı ortaya konulmalıdır. Rıza gerçekte yoksa ancak kişi rıza bulunduğu konusunda kaçınılmaz bir hataya düşmüşse TCK m.30/3 ayrıca değerlendirilir.

Ne yapmalı? Adım adım yol haritası

  1. Dayanılan hakkın hangi kanun, sözleşme veya hukuki ilişkiden doğduğunu açıkça belirleyin.
  2. Hakkın doğrudan kullanılabilir mi, yoksa mahkeme, icra dairesi veya idare aracılığıyla mı kullanılabileceğini değerlendirin.
  3. Hakkın sınırlarının aşılıp aşılmadığını, fiilin hakkın gerektirdiği ölçüde kalıp kalmadığını inceleyin.
  4. Rızaya dayanılıyorsa rızanın konusu hak üzerinde rıza verenin mutlak tasarruf yetkisi bulunup bulunmadığını tespit edin.
  5. Rızanın kimden alındığını ve o kişinin gerçekten hak sahibi olup olmadığını tapu, kira sözleşmesi ve benzeri belgelerle ortaya koyun.
  6. Rızanın fiilden önce veya en geç fiil sırasında verildiğini gösteren tanık, mesaj veya yazılı belge toplayın.
  7. Rızanın kapsamını belirleyin; verilen izin dışına çıkılıp çıkılmadığını değerlendirin.
  8. Taşınmaz uyuşmazlıklarında keşif, kadastro bilirkişi incelemesi ve parsel malikleri araştırması yapılmasını talep edin.
  9. Rıza gerçekte yoksa, kişinin rıza bulunduğuna inanmasına yol açan talimat, plan veya yazışmaları ortaya koyarak TCK m.30/3’ü ileri sürün.
  10. Komşuluk ilişkisinden doğan taşkın dal ve kök gibi durumlarda TMK m.740’taki istem ve uygun süre koşullarının yerine getirilip getirilmediğini belgeleyin.
  11. Tehdit suçlamasında sözlerin şikâyet veya dava hakkını kullanacağını bildirme niteliğinde olup olmadığını, sonradan gerçekten başvuru yapılıp yapılmadığını gösterin.
  12. Hüküm kesinleşmiş ve kanun yoluna gidilmemişse CMK m.309 uyarınca kanun yararına bozma yolunu değerlendirin.
Yargıtay kararları

Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 18.10.2017 T., 2015/31618 E., 2017/11138 K.
Hakkın kullanılmasından söz edebilmek için hukuk düzenince tanınmış bir hakkın bulunması ve bunun doğrudan kullanılabilir olması gerekir; bir merci aracılığıyla kullanılabilecek haklar bu kapsamda değildir. Katılanın kiracı olarak bulunduğu yeri satın alan sanıklar, buraya iş makineleriyle girmiş ve haklarında işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan dava açılmıştır. Asliye ceza mahkemesi sanıklar hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı vermiş, hükümler sanıklar ve katılan şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir. Daire, TCK m.30/4’teki haksızlık yanılgısı ile TCK m.26/1’deki hakkın kullanılması kurumlarını açıklamış; hakkın kanun, tüzük, yönetmelik gibi düzenlemelere veya hukuken tanınmış bir mesleğin icrasına dayanabileceğini belirtmiştir. Ardından “Burada hakkın doğrudan doğruya kullanılabilir olması şart olup, eğer hak, bir mercie başvurarak, diğer bir ifadeyle bir merciin aracılığıyla kullanılabilecekse, artık buradaki hak kapsamında kabul olunamayacaktır.” diyerek somut olayda TCK m.30/4 ve 26’nın şartlarının bulunmadığını kabul etmiştir. Suça konu yerde keşif yapılarak iş yeri veya eklentisi niteliğinde olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini de ayrıca vurgulamıştır. Hükümler 18.10.2017 tarihinde sanıklar ile katılan şirket vekilinin temyizi üzerine, tebliğnameye aykırı olarak oybirliğiyle bozulmuştur.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 05.10.2017 T., 2017/18554 E., 2017/21559 K.
Maruz kaldığını düşündüğü haksızlığa karşı görevlileri şikâyet edeceğini bildiren kişinin sözleri tehdit suçunu oluşturmaz; bu durumda TCK m.26/1’deki hakkın kullanılması söz konusudur. Sanık, çocuğunu tedavi için götürdüğü hastanede damar yolunun açılamaması üzerine hemşirelerle tartışmış ve onlara kendilerini sürdüreceğini ve gazetelerde resimlerinin çıkacağını söylediği iddiasıyla tehdit suçundan adli para cezasına mahkûm edilmiştir. Kesin nitelikteki hüküm temyiz edilmeden kesinleşmiş, infaz aşamasında Adalet Bakanlığı kanun yararına bozma isteminde bulunmuştur. Daire, şikâyet hakkının hak arama özgürlüğü kapsamında olduğunu, şikâyet edilen görevlinin disiplin işlemine veya yargılamaya tabi tutulmasının bir kötülük gibi görünse de “yasal hakkın kullanılması nedeniyle kişi cezalandırılmaz” sonucunu doğurduğunu belirtmiştir. Tanık anlatımlarının sanığın hemşireleri şikâyet edeceğini söylediği yönündeki savunmasıyla örtüştüğünü, sanığın olaydan sonra görevliler hakkında gerçekten şikâyette bulunduğunu da dikkate almıştır. Hüküm 05.10.2017 tarihinde Adalet Bakanlığının istemi üzerine CMK m.309 uyarınca kanun yararına bozulmuş, sanığın tehdit suçundan beraatine ve cezanın çektirilmemesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 31.10.2017 T., 2014/259 E., 2017/449 K.
Arazi sahibinin rızasının bulunduğu konusunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi TCK m.30/3’ten yararlanır; bu hata mala zarar verme suçunun kastını ortadan kaldırır. İl özel idaresinde iş makinesi operatörü olarak çalışan sanık, köyler arasındaki yol genişletme çalışmasında katılanın tarlasının yola yakın kısmındaki ağaçları sökmüştür. Yol güzergâhındaki arazi sahiplerinden on yedi kişi hibe tutanağı imzalamış, ancak katılanın hibede bulunmadığı çalışmalar başladıktan sonra anlaşılmıştır. Yerel mahkemenin beraat kararı 15. Ceza Dairesince bozulmuş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bu bozmaya itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, rızanın fiilden önce veya en geç fiil sırasında mevcut olması gerektiğini, sonradan ortaya çıkan rızanın hukuka uygunluk nedeni olmadığını açıklamış; “Meşru savunma koşullarının bulunduğu, kanun hükmünü yerine getirdiği ya da ilgilinin hukuken korunan geçerli bir rızasının olduğu gibi konularda hataya düşülmesi durumunda hatanın kaçınılmaz olup olmadığı değerlendirilecek” olduğunu belirtmiştir. Sanığın görevinin talimatlar doğrultusunda iş makinesi kullanmakla sınırlı olduğunu, etüt planında katılanın arazisinin çalışma alanı içinde gösterildiğini ve arazi sahiplerinin rızasını araştırma yükümlülüğü bulunmadığını esas almıştır. Genel Kurul, ön sorun olarak ileri sürülen eksik araştırma iddiasını da yerinde görmemiştir. 31.10.2017 tarihinde itiraz değişik gerekçeyle kabul edilmiş, Daire bozması kaldırılmış ve beraat hükmü kaçınılmaz hata gerekçesiyle onanmıştır; karar oyçokluğuyla verilmiş olup ön sorunda üç, esasta bir üye karşı oy kullanmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.03.2022 T., 2019/552 E., 2022/192 K.
Komşu parseldeki ağaçların kesilmesinde TCK m.26/2’deki rızanın bulunup bulunmadığı, ağaçların hangi parselde olduğu ve o parselin kime ait olduğu belirlenmeden değerlendirilemez. İnşaat firması sahibi sanık, yaptığı binanın çevre düzenlemesi sırasında katılana ait olduğu iddia edilen yaşlı üç dut ağacını söktürmüş ve nitelikli mala zarar verme suçundan adli para cezasına mahkûm edilmiştir. Sanık, ağaçların kendi parseli içinde kaldığını ve arsa sahibi aracılığıyla komşudan izin alındığını savunmuştur. 15. Ceza Dairesi, sanığın arazi malikinin onayına uygun hareket ettiğini kabul ederek beraat gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuş, yerel mahkeme ise katılan ve yakınlarının izin vermediğini belirterek bozmaya direnmiştir. Ceza Genel Kurulu, kadastro bilirkişisinin ölçümü zeminde sökülme yerleri belli olmadığı için yalnızca katılanın gösterdiği yerlerden yaptığını, bu tespitin fotoğraflar ve olay yeri krokisiyle çeliştiğini saptamıştır. Ağaçların söküldüğü yerlerin hangi parsellerde bulunduğunun yeniden rapor alınarak belirlenmesi, komşu parsellerin maliklerinin araştırılması ve “taşınmaz üzerinde bulunan bütünleyici parça niteliğindeki ağacın taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyet hakkına konu olamayacağı da dikkate alınarak” TCK m.26/2’nin değerlendirilmesi gerektiğini açıklamıştır. Direnme kararına konu hüküm 22.03.2022 tarihinde eksik araştırma nedeniyle oybirliğiyle bozulmuştur.

Dört karar, TCK m.26 savunmasının soyut bir iddiayla değil, hakkın varlığını ve rızanın kaynağını gösteren somut olgularla ileri sürülmesi gerektiğini göstermektedir.

18. Ceza Dairesinin 18.10.2017 tarihli kararı, satın alma veya mülkiyet gibi bir hakkın bulunmasının, o hakkı kişinin kendi eliyle kullanmasına her zaman izin vermediğini ortaya koymaktadır. Konut ve işyeri dokunulmazlığı suçunun unsurları için konut dokunulmazlığının ihlali yazımıza bakılabilir. Aynı yaklaşım komşuluk ilişkilerinde de görülür: 9. Ceza Dairesi 09.05.2012 tarihli ve 2011/9814 E., 2012/5939 K. sayılı kararında, komşunun ağacının dallarının bahçesine taşması nedeniyle bu dalları kesen sanık hakkında, TMK m.740’taki uyarı yapılmadığı ve uygun süre beklenmediği için dalları kesme hakkının henüz doğmadığını, bu nedenle hakkın kullanılmasından söz edilemeyeceğini belirtmiştir. Daire, eylemin zorunluluk hâli nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı kararını gerektirdiğini, hukuka uygunluk nedeni gerekçesiyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin ise sonucu itibarıyla doğru olduğunu kabul ederek hükmü onamıştır. Taşkın dal ve kökler için komşuluk hukuku ve taşkınlık yazımıza bakılabilir.

4. Ceza Dairesinin 05.10.2017 tarihli kararında sözlerin tartışmanın bütünü ve söylendiği bağlam içinde değerlendirildiği görülmektedir. Tehdit suçunun unsurları için tehdit suçu, kesinleşmiş hükümlere karşı başvuru yolu için kanun yararına bozma yazılarımıza bakılabilir.

Ceza Genel Kurulunun 31.10.2017 ve 22.03.2022 tarihli kararları birlikte okunduğunda, ağaç kesilen dosyalarda mala zarar verme suçunun genel kastla işlenebildiği, ancak rızanın veya rıza bulunduğu inancının sonucu belirlediği görülmektedir. Mala zarar verme suçu için mala zarar verme suçu yazımıza bakılabilir.

Sık yapılan hatalar

HataNeden sorun çıkarırDoğrusu
Mülkiyet veya alacak hakkını kendi eliyle kullanmakMerci aracılığıyla kullanılabilecek hak TCK m.26 kapsamında değildirMahkeme veya icra yolunu kullanın
Rızayı hak sahibi olmayan kişiden almakRıza hukuka uygunluk nedeni doğurmazTapu ve malik bilgisini önceden doğrulayın
Rızayı fiilden sonra almakSonradan verilen rıza hukuka uygunluk nedeni değildirİzni işe başlamadan alın
Rızanın kapsamını aşmakRıza yalnızca açıklandığı çerçevede geçerlidirİzin verilen işin sınırlarını belgeleyin
Rızayı sözlü bırakmakİspat güçleşir, tanık beyanları çelişebilirYazılı veya ispatlanabilir bir izin alın
Parsel sınırını tespit ettirmeden müdahale etmekAğacın veya yapının kime ait olduğu belirsiz kalırKadastro ölçümü yaptırın
Taşkın dalları uyarı yapmadan kesmekTMK m.740’taki hak henüz doğmamıştırÖnce komşudan kaldırmasını isteyin ve uygun süre bekleyin
Şikâyet sözlerini bağlamından kopuk sunmakSözler tehdit gibi algılanabilirTartışmanın bütününü ve yapılan başvuruyu gösterin
Kaçınılmaz hatayı ileri sürmemekBeraat imkânı gözden kaçabilirTalimat ve planları sunarak TCK m.30/3’ü tartışın
Hakkın kullanılması ne demektir?

TCK m.26/1’de düzenlenen, hukuk düzenince tanınmış bir hakkı sınırları içinde kullanan kişiye ceza verilmemesini sağlayan hukuka uygunluk nedenidir.

İlgilinin rızası ne demektir?

TCK m.26/2’ye göre kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olarak açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez.

Her hak TCK m.26 kapsamında mıdır?

Hayır. 18. Ceza Dairesi, hakkın doğrudan kullanılabilir olması gerektiğini ve ancak bir merci aracılığıyla kullanılabilecek hakların bu kapsamda kabul edilemeyeceğini belirtmiştir.

Satın aldığım ama kirada olan yere girebilir miyim?

18. Ceza Dairesi, kiracının bulunduğu yeri satın alan sanıkların iş makineleriyle oraya girmesinde TCK m.26 ve 30/4’ün şartlarının bulunmadığını kabul etmiştir. Tahliye için kanuni yollara başvurulması gerekir.

Birini şikâyet edeceğimi söylemek tehdit sayılır mı?

4. Ceza Dairesi, maruz kaldığını düşündüğü haksızlığa karşı hemşireleri şikâyet edeceğini bildiren sanığın sözlerini şikâyet hakkının kullanılması saymış ve sanığın beraatine karar vermiştir. Sonuç, sözlerin bağlamına göre değişebilir.

Rıza ne zaman verilmelidir?

Ceza Genel Kurulu kararlarına göre rızanın fiilden önce veya en geç fiilin işlendiği sırada mevcut olması gerekir.

Olaydan sonra verilen rıza cezayı ortadan kaldırır mı?

Hayır. Ceza Genel Kurulu, fiilin işlendiği sırada olmayıp sonradan ortaya çıkan rızanın hukuka uygunluk nedeni olmadığını belirtmiştir.

Rıza olduğunu sanarak hareket edersem ne olur?

Rıza bulunduğu konusunda kaçınılmaz bir hataya düşülmüşse TCK m.30/3 uygulanır. Ceza Genel Kurulu, etüt planına göre çalışan iş makinesi operatörünün bu hatadan yararlanacağını kabul etmiştir.

Hatanın kaçınılmaz olup olmadığı nasıl belirlenir?

Ceza Genel Kurulu, kişinin bilgi düzeyi, gördüğü eğitim ve içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre koşullarının göz önünde bulundurulacağını belirtmiştir.

Komşunun ağacını izin alarak kestim, suç olur mu?

İzin gerçek hak sahibinden, fiilden önce ve kesilen ağaçları kapsayacak biçimde alınmışsa TCK m.26/2 gündeme gelir. Ceza Genel Kurulu, bu değerlendirmenin ağacın hangi parselde bulunduğu ve parselin kime ait olduğu belirlenerek yapılması gerektiğini belirtmiştir.

Ağacın sahibi arazinin sahibinden farklı olabilir mi?

TMK m.684 ve 718 uyarınca bitkiler arazinin bütünleyici parçasıdır. Ceza Genel Kurulu da bütünleyici parça niteliğindeki ağacın taşınmazdan ayrı bir mülkiyet hakkına konu olamayacağını dikkate almıştır.

Bahçeme taşan dalları kesebilir miyim?

TMK m.740’a göre taşan dal ve kökler komşunun istemi üzerine uygun sürede kaldırılmazsa kesilebilir. 9. Ceza Dairesi, bu uyarı yapılmadan kesilen dallar bakımından hakkın henüz doğmadığını belirtmiştir.

Hakkın kullanılmasında hangi karar verilir?

Koşullar oluşmuşsa beraat kararı verilir. 4. Ceza Dairesi, hakkın kullanılması kabul edilen dosyada sanığın beraatine karar vermiştir.

Kesinleşmiş mahkûmiyete karşı ne yapılabilir?

Kanun yoluna gidilmeden kesinleşen hükümlerde CMK m.309 uyarınca Adalet Bakanlığına başvurularak kanun yararına bozma istenebilir. 4. Ceza Dairesi kararı bu yolla verilmiştir.

Hakkın kullanılması ile kanunun hükmünü yerine getirme aynı mıdır?

Hayır. Kanunun hükmünü yerine getirme TCK m.24/1’de, hakkın kullanılması TCK m.26/1’de ayrı hukuka uygunluk nedenleri olarak düzenlenmiştir.

İlgili mevzuat
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.26 — Hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.24 — Kanunun hükmü ve amirin emri
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.25 — Meşru savunma ve zorunluluk hâli
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.30 — Hata
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.106 — Tehdit
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.116 — Konut dokunulmazlığının ihlali
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.151 — Mala zarar verme
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.152 — Mala zarar vermenin nitelikli hâlleri
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.684 — Bütünleyici parça
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.718 — Arazi mülkiyetinin kapsamı
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.740 — Taşan dal ve kökler
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.309 — Kanun yararına bozma

İlgili yazılarımız: Konut dokunulmazlığının ihlali · Tehdit suçu · Mala zarar verme suçu · Komşuluk hukuku ve taşkınlık · Kanun yararına bozma

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Bu siteyi Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Google arama sonuçlarınızda legapro.net yazıları daha sık görünür. Ücretsizdir; Google hesabınızdan istediğiniz zaman geri alabilirsiniz. Google'da ekle

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Ceza hukuku — ilgili sayfalar

Bu yazıdaki konuyla ilgili rehberler, dilekçe örnekleri ve hesaplama araçları.

Aynı kategoriden diğer yazılar

Ceza Hukuku Makale

Cebir ve Tehdit Altında Suç İşlemek (TCK 28): Karşı Konulamayan Baskı, Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı ve Yargıtay Kararları

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TCK m.28’e göre karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir…

16.09.2026 Yazıyı oku ›
Makaleler

EN İYİ CEZA AVUKATI

İçindekilerEn İyi Ceza Avukatı Nasıl Bulunur?LEGAPRO HUKUK BÜROSU CEZA AVUKATI HİZMETLERİCEZA AVUKATININ GÖREVLERİCeza Mahkemeleri ve Görevleri: Suç ve…

01.06.2024 Yazıyı oku ›
Makaleler

İftira Suçu ve Cezası: TCK 252

İçindekilerİftira Suçu Nedir? Hukuki Tanımı ve KapsamıTürk Ceza Kanunu’nda İftira Suçu (TCK 267)İftira Suçunun Şartları1. Fail2. Mağdur3. Fiil4.…

30.01.2025 Yazıyı oku ›
Ceza Hukuku Makale

Süreyi Kaçırdım Ne Yapmalıyım? Eski Hale Getirme (CMK 40)

İçindekilerKanuni dayanakUsul: yedi günKusursuzluk nedir?Kanun yolunun bildirilmemesiYetkili merciNe yapmalı? Kısaca CMK m.40/1: kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan…

24.08.2026 Yazıyı oku ›
Ceza Hukuku Makale

Tutuklulukta Geçen Sürenin Cezadan Mahsubu (TCK m.63)

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TCK m.63, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi…

06.09.2026 Yazıyı oku ›
Ceza Hukuku Makale

Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Bulundurulması (TCK 174): Havai Fişek, Patlayıcı Madde ve Önemsiz Miktar Hükmü

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TCK m.174/1’e göre yetkili makamlardan izin almadan patlayıcı,…

15.09.2026 Yazıyı oku ›
WhatsApp İletişim Ara