Cemaat Vakıflarında Yönetim Kurulu Seçimi ve Mazbut Vakıf Statüsü (5737)

- Cemaat vakfı, vakfiyesi olup olmadığına bakılmaksızın 2762 sayılı Kanun uyarınca tüzel kişilik kazanmış, mensupları Türk vatandaşı olan gayrimüslim cemaatlere ait vakıftır.
- Cemaat vakıflarının yöneticileri mensuplarınca kendi aralarından seçilir; seçim usul ve esasları yönetmelikle düzenlenir.
- Yönetim kurulu seçimleri beş yılda bir yapılır ve kurulun yedi üyeden oluşturulması esastır.
- Seçmen olabilmek için Türk vatandaşı olmak, on sekiz yaşını doldurmak, vakfın bünyesinde bulunduğu cemaate mensup olmak ve altı aydır seçim çevresinde ikamet etmek gerekir.
- Danıştay, “cemaat”ten ne anlaşılacağının ilgili vakfın kendi iradesiyle belirleneceğini kabul etmiştir.
- Seçim çevresi kural olarak vakfın bulunduğu ildir; İstanbul için milletvekili seçim çevreleri esas alınır.
- Vakıf, seçimden en az altmış gün önce seçmen listelerini ve tertip heyetini bölge müdürlüğüne bildirmek zorundadır.
- Süresinde bildirim yapmayan vakıfların seçimi, bölge müdürlüğünce belirlenen tertip heyetiyle yapılır.
- Düzenleyici işleme karşı dava süresi ilan tarihinden işler; ancak işlem uygulandığında uygulama işleminden itibaren yeniden dava açılabilir.
- Vakıf seçiminin iptaline ya da geçerliliğine karar verme yetkisi adli yargıya aittir.
- Mazbut vakıf, Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen ve temsil edilen vakıftır.
- Mazbut vakıflar arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamaz; ilgililerin vakfiye şartlarına göre intifa hakları saklıdır.
- Mazbutiyet işleminin iptali için, idarenin tespitinin aksini kanıtlayacak bilgi ve belge sunulması gerekir.
- Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Osmanlı dönemi belgelerinin Türkçe çevirisinin yaptırılmasını ve uzman bilirkişi incelemesini zorunlu görmüştür.
- Manastırın yüzyıllardır var olması, ona bağlı bir vakfın da aynı süre boyunca var olduğu anlamına gelmez.
Türkiye’de vakıflar tek bir rejime tabi değildir. 5737 sayılı Vakıflar Kanunu mazbut, mülhak, cemaat, esnaf ve yeni vakıf olmak üzere beş ayrı kategori tanır; her birinin yönetim, temsil ve denetim rejimi farklıdır. Bu kategorilerden cemaat vakıfları, gayrimüslim cemaatlere ait olmaları ve yöneticilerini kendi mensupları arasından seçmeleri bakımından ayrı bir yerde durur.
Bu alandaki uyuşmazlıklar iki başlıkta toplanır. Birincisi seçim uyuşmazlıklarıdır: kim seçmen olacak, seçim çevresi nasıl belirlenecek, vakıf süresinde bildirim yapmazsa ne olur. İkincisi statü uyuşmazlıklarıdır: bir vakfın mazbut vakıflar arasına alınması işlemi hangi koşullarda hukuka uygun sayılır. 2022’de yürürlüğe giren Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliği ve bu yönetmeliğe karşı açılan davalarda 2025’te verilen Danıştay kararları, bu iki başlığı da yeniden şekillendirmiştir.
Kanunî dayanak
| Konu | Kural | Sonuç |
|---|---|---|
| Yönetici belirleme | Mensuplarca kendi aralarından seçim | Genel Müdürlük atama yapmaz |
| Seçim dönemi | Beş yılda bir | Süre dolduğunda seçim kararı alınmalıdır |
| Kurul yapısı | Esas yedi üye, en fazla on bir (tek sayı) | Asıl üye sayısının salt çoğunluğu kadar yedek |
| Seçmenlik | Vatandaşlık, 18 yaş, cemaate mensubiyet, 6 ay ikamet | Şartları taşımayan oy kullanamaz |
| “Cemaat” kavramı | Yönetmelikte tanımlanmamıştır | İlgili vakfın kendi iradesiyle belirlenir |
| Bildirim süresi | Seçimden en az altmış gün önce bölge müdürlüğüne | Eksiklikte yedi gün ek süre verilir |
| Bildirim yapılmaması | Görev süresi dolumundan itibaren otuz gün | Seçim bölge müdürlüğünün heyetiyle yapılır |
| Seçim uyuşmazlığının merci | Seçimin iptali veya geçerliliği | Adli yargının görev alanındadır |
| Mazbutiyetin sonucu | Bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamaz | Vakfiye şartlarına göre intifa hakları saklıdır |
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Vakfın hangi kategoride olduğunu belirleyin: mazbut, mülhak, cemaat, esnaf veya yeni vakıf; yönetim rejimi tümüyle buna bağlıdır.
- Cemaat vakfı ise 1936 Beyannamesi’nin bulunup bulunmadığını araştırın; Yargıtay bu beyannameleri vakıf senedi olarak kabul etmektedir.
- Seçim takvimini kaçırmayın; yönetim kurulunun görev süresi dolmadan seçim kararı alınmalı ve altmış gün önceden bildirim yapılmalıdır.
- Seçmen listelerini 8. maddedeki dört şarta göre hazırlayın; ikamet şartının seçim tarihi itibarıyla en az altı ay olduğunu unutmayın.
- Cemaat mensubiyetini vakfın kendi iradesiyle, açık ve objektif ölçütlerle belirleyin; idare bu belirlemeyi yapmaz, yalnızca mevzuata uygunluğu denetler.
- Aday listelerini seçimden en az otuz gün önce bölge müdürlüğüne bildirin; kesin aday listesi seçimden yirmi bir gün önce ilan edilir.
- İlana karşı itirazlarınızı yedi gün içinde seçim tertip heyetine yapın; heyet beş gün içinde karar verir.
- Seçmen listesinde adınız yoksa ya da oy kullanmanız engellenirse önce tertip heyetine, ardından bölge müdürlüğüne yazılı itiraz edin.
- Seçimin kendisinin iptalini istiyorsanız adli yargıda dava açın; bu konuda karar verme yetkisi idari yargıda değildir.
- Yönetmelik hükmünün iptalini istiyorsanız, size uygulanan işlemin tebliğinden itibaren altmış gün içinde Danıştay’da dava açın.
- Mazbutiyet işlemine karşı dava açacaksanız, idarenin tespitinin aksini kanıtlayan belgeleri toplayın: vakfiye, 1936 Beyannamesi, yönetici seçim kayıtları, gelir-gider defterleri.
- Osmanlı dönemi hüccet, temessük ve fermanlarını Türkçeye çevirtip dosyaya sunun; Danıştay bu çeviriyi ve uzman bilirkişi incelemesini zorunlu görmektedir.
Danıştay 10. Daire, 06.05.2025 T., 2023/631 E., 2025/2409 K.
“Cemaat mensubu” ölçütü kanunun tekrarıdır; mensubiyeti vakfın kendisi belirler. Bir Ermeni Katolik cemaat vakfının mensubu olduğunu belirten davacı, vakfın 18/12/2022 tarihli seçimine katılımının engellendiğini ileri sürerek Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliği’nin 6. maddesindeki “aynı cemaat mensuplarından oluşan”, 8. maddesinin (c) bendindeki “vakfın bünyesinde bulunduğu cemaate mensup olması” ve 10. maddesindeki “seçmenlik şartlarını haiz tüm cemaat mensupları” ibarelerinin iptalini istemiştir. Daire önce usul itirazlarını reddetmiş, ehliyet bakımından davacının önceki dönemde vakfın yönetim kurulu üyesi olduğunu ve seçime katılamadığını dikkate almış; süre bakımından ise “dava konusu düzenleyici işlemlerin, en son 13/01/2023 tarihli işlemle davacıya uygulandığı ve bu işlemin tebliği üzerine davanın altmış günlük yasal sürede açıldığı” sonucuna varmıştır. Esas bakımından Daire, dava konusu ibarelerin kanun hükmüyle aynı mahiyette olduğunu belirtmiş ve şu tespiti yapmıştır: “Cemaat ifadesinden ne anlaşılması gerektiği ise ilgili cemaat vakıflarının kendi iradeleri ile belirlenen ve belirlenmesi gereken bir husustur. (…) ibareler de cemaat vakfı tanımının gereği olarak, yalnızca ilgili gayrimüslim cemaate mensup Türk vatandaşlarının seçime katılmaya hakkı olduğunu hatırlatan, seçimlerde oy kullanacak cemaat mensuplarının, mensubu olduğu cemaat vakfınca açık, özgür ve serbestçe tespit edilmesine imkan veren genel, soyut, objektif nitelikte kurallar olarak Yönetmelik’te yerini almıştır.” Daire ayrıca davacının o vakfın mensubu olup olmadığı hususunun düzenleyici işlemlere karşı açılan bu davada dinlenemeyeceğini belirtmiştir. Dava reddedilmiş; karar 06/05/2025 tarihinde oy birliğiyle verilmiş ve İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık bırakılmıştır.
Danıştay 10. Daire, 06.05.2025 T., 2022/6851 E., 2025/2401 K.
Yönetmeliğin genel hükümleri ve seçim gözetimi yönünden açılan dava reddedilmiştir. Aynı gün karara bağlanan bu davada, Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliği’nin 5. maddesinin ikinci fıkrası başta olmak üzere çeşitli maddelerinin iptali istenmiş; uyuşmazlıkta 5737 sayılı Kanun’un 6, 32 ve 33. maddeleri ile Anayasa’nın 10, 13 ve 126. maddeleri tartışılmıştır. Daire davanın reddine oy çokluğuyla karar vermiştir. Kararda yer alan karşı oy, Yönetmeliğin 5. maddesinin ikinci fıkrası ile 15. maddesinin iptali gerektiği görüşündedir ve gerekçesinde şu değerlendirmeye yer verir: “Cemaat vakıflarında esas olan faaliyet gösterilen alan değil, bu faaliyeti göstermesine imkan sağlayan hukuki statüdür. Bu statü de vakıflar mevzuatından gelmektedir. Bir başka kamu idaresinin, aynı alanda faaliyet gösteren bir kısım cemaat vakfının seçim işlemlerine müdahil edilmesinin hukuki gerekçelerinin ortaya konulamadığı dikkate alındığında; cemaat vakıflarının seçim işlemlerine yönelik düzenlemelerin, yalnızca Vakıflar Genel Müdürlüğünün gözetimi ve denetiminde yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.” Bu görüş Dairenin benimsediği gerekçe değil, açıkça karşı oydur.
Danıştay 10. Daire, 08.02.2021 T., 2020/3857 E., 2021/311 K.
Mazbutiyet işleminin iptali için idarenin tespitinin aksini kanıtlamak gerekir. Bir Ermeni kilisesi vakfının mazbut vakıflar arasına alınmasına ilişkin Vakıflar Genel Müdürlüğü İdare Meclisi kararının iptali istenmiş; idare mahkemesi önce davayı ehliyetten reddetmiş, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararı üzerine yeniden yapılan yargılamada işlemi iptal etmiştir. Daire, menfaat bakımından davacı lehine sonuca varmış, ardından ölçütü şöyle koymuştur: “Bir vakfın mazbut vakıflar arasına alınmasına ilişkin işlemin hukuka ve mevzuata aykırı bir şekilde tesis edilip edilmediğinin anlaşılabilmesi için vakfın mazbut bir vakıf hâline geldiğine yönelik idare tarafından yapılan tespitin aksini kanıtlayacak bilgi ve belgelerin varlığı gerekmektedir.” Somut olayda vakfın vakfiyesi ya da 1936 Beyannamesi’nin bulunmadığı, 5404 sayılı Kanun’a göre yönetici veya yönetim kurulu seçimine rastlanılmadığı, mülhak vakıf gibi yönetildiği saptanmış; davacının ise on yılı aşkın sürede vakfın yönetimi için bir girişimde bulunulduğuna dair somut iddia ileri süremediği belirtilmiştir. İptal kararı bozulmuş; hüküm 08/02/2021 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 19.02.2025 T., 2024/1507 E., 2025/372 K.
Osmanlı dönemi belgeleri çevrilmeden ve uzman bilirkişi incelenmeden karar verilemez. Aynı uyuşmazlıkta idare mahkemesi iptal kararında ısrar etmiş, dosya Kurul önüne gelmiştir. Kurul, önce çözülmesi gereken sorunun iki ayrı vakfın bulunup bulunmadığı ve davacı vakfın işlemin muhatabı olup olmadığı olduğunu belirtmiş; idarenin sunduğu belgeler bakımından şu tespiti yapmıştır: “İdare tarafından sunulan 1246 tarihli Hüccet ile 1270 (1854 M) tarihli temessük kayıt örneği yeni harflere çevrilmiş hali ile sunulmuşsa da, Osmanlıcadan Türkçeye çevirisi yapılmadığından, belgelerin içeriği hakkında bilgi sahibi olunmasına bu haliyle olanak bulunmamaktadır.” Kurul ayrıca “manastır ile bu manastıra yönelik bir vakfın varlığının birbirinden farklı olduğu, manastırın yüzyıllardır var olmasının vakfın da bu süre boyunca var olduğu anlamına gelmeyeceği” ayrımını yapmış ve aynı vakıf olduğu sonucuna varılırsa “Osmanlı vakıf hukukunun esaslarına göre geçerli kabul edilebilecek bir vakfın bulunup bulunmadığı (…) hususları ayrı bir uzmanlık gerektirdiğinden, anılan hususların tespiti için özellikle Osmanlı vakıflar hukukunda çalışmaları bulunan, üniversitede görevli, konusunda uzman bir öğretim üyesi bilirkişiye dosya üzerinden yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenecek rapor dikkate alınarak karar verilmesi gerekmektedir” demiştir. Israr kararı eksik inceleme nedeniyle bozulmuş; karar 19/02/2025 tarihinde esasta oy birliği, gerekçede oy çokluğu ile verilmiştir. Karşı oy, ısrar kararının Onuncu Dairenin 2021 tarihli kararındaki gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği görüşündedir.
Yönetim sorusunun cevabı kanunda açıktır: cemaat vakıflarının yöneticileri mensuplarınca kendi aralarından seçilir. İdarenin rolü atama yapmak değil, seçim sürecinin mevzuata uygunluğunu denetlemektir. 2025 tarihli karar bu ayrımı belirginleştirmiştir: Yönetmelikteki “cemaat mensubu olma” ölçütü kanunun tekrarı sayılmış, cemaatten ne anlaşılacağının belirlenmesi ise vakfın kendi iradesine bırakılmıştır. Karar, bu ibarelerin oy kullanacak mensupların vakıfça açık, özgür ve serbestçe tespit edilmesine imkân veren genel, soyut ve objektif kurallar olduğunu vurgular.
Bunun pratik sonucu iki yönlüdür. Vakıf yönetimi açısından, mensubiyet ölçütünü belirlemek bir yetki olduğu kadar sorumluluktur; belirsiz veya keyfî bir ölçüt, seçimin adli yargıda iptaline yol açabilir. Seçmen açısından ise, mensubiyetinin kabul edilmemesine karşı doğru merci idari yargı değildir: Daire, vakıf seçimlerinin iptaline veya geçerliliğine karar verme yetkisinin adli yargıya ait olduğunu belirtmiştir.
Süre bakımından karar, düzenleyici işlemlerde uygulama işleminin doğurduğu yeni dava hakkını somutlaştırır. Yönetmelik 2022’de yayımlanmış olsa da, 2023 başında davacıya uygulanan işlemin tebliğinden itibaren altmış günlük süre yeniden işlemiştir. Aynı mantık idari yargının bütününde geçerlidir; genel çerçeve için idari yargıda temyiz kapsamı yazımız yardımcı olur.
Statü sorusu, yani mazbutiyet, çok daha ağır sonuçlar doğurur. Bir vakıf mazbut vakıflar arasına alındığında, artık Genel Müdürlükçe yönetilir ve temsil edilir; kanunun 7. maddesi uyarınca bu vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamaz. Yalnızca ilgililerin vakfiye şartlarına göre intifa hakları saklı kalır. Bu nedenle mazbutiyet işlemi, vakıf tüzel kişiliğinin kendi kaderini tayin hakkını fiilen sona erdiren bir işlemdir.
2021 tarihli karar, bu işlemin yargısal denetiminde ispat düzenini kurar: idarenin yaptığı tespitin aksini kanıtlayacak bilgi ve belgelerin varlığı aranır. Kararda sayılan ölçütler pratiktir; vakfiye veya 1936 Beyannamesi’nin bulunup bulunmadığı, 5404 sayılı Kanun’a göre yönetici veya yönetim kurulu seçimi yapılıp yapılmadığı, vakfın fiilen kim tarafından yönetildiği ve gelirlerinin nereye harcandığı. Bu belgelerin yokluğu, idarenin tespitini güçlendirmektedir.
Aynı kararda vurgulanan bir başka nokta, sessiz kalmanın bedelidir. Vakfın gelirlerinin emanet hesabına alınmaya başlandığı ve idarece yönetildiği dönemden işlem tarihine kadar geçen on yılı aşkın sürede yönetim için bir girişimde bulunulduğuna ya da hukuki yola başvurulduğuna dair somut iddia ileri sürülememiş olması, aleyhe değerlendirilmiştir.
2025 tarihli Kurul kararı ise bu denetimin nasıl yapılacağını sıkılaştırır. Osmanlı dönemine ait hüccet ve temessük kayıtlarının yalnızca yeni harflere çevrilmesi yeterli görülmemiş, Osmanlıcadan Türkçeye çeviri aranmıştır. Ayrıca manastır ile o manastıra bağlı vakfın varlığı birbirinden ayrılmış; kurumun yüzyıllardır var olmasının vakfın da aynı süre var olduğu anlamına gelmeyeceği belirtilmiştir. Nihayet Osmanlı vakıf hukukuna göre geçerli bir vakfın kurulup kurulmadığı, vakfın türü ve mal edinme rejimi gibi konular için alanında uzman bir öğretim üyesinden bilirkişi raporu alınması zorunlu tutulmuştur.
Bu, benzer dosyalarda delil stratejisini baştan belirler: arşiv belgesi bulmak yetmez, o belgenin içeriğinin usulünce çevrilmiş ve uzmanca yorumlanmış olması gerekir. Vakıf hukukunun genel kurumlarıyla karşılaştırma için vakıf senedinde değişiklik ve vakıf yöneticilerinin görevden alınması yazılarımız, tüzel kişi organ seçimlerine ilişkin paralel tartışma için dernek genel kurul kararının iptali yazımız, vakıf taşınmazlarının korunmasına ilişkin boyut için ise taşınmaz kültür varlığı tescili yazımız tamamlayıcıdır.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Neden sorun çıkarır | Doğrusu |
|---|---|---|
| Seçimin iptali için idari yargıya gitmek | Seçimin iptali veya geçerliliği adli yargının işidir | Seçim uyuşmazlığını adli yargıda açın |
| Yönetmelik hükmü için süreyi geçti sanmak | Uygulama işlemi yeni bir dava hakkı doğurur | Size uygulanan işlemin tebliğinden itibaren 60 gün içinde dava açın |
| Mensubiyet tartışmasını iptal davasında yürütmek | Düzenleyici işleme karşı davada bu husus dinlenmez | Mensubiyeti adli yargıda tartıştırın |
| Cemaat mensubiyetini belirlemeyi idareye bırakmak | Belirleme yetkisi ve sorumluluğu vakıftadır | Açık ve objektif bir ölçüt belirleyip kayda geçirin |
| Altmış günlük bildirim süresini kaçırmak | Seçim bölge müdürlüğünün heyetiyle yapılır | Seçim kararını ve listeleri süresinde bildirin |
| Aday şartlarını kontrol etmemek | Kesin aday listesi bölge müdürlüğünce yeniden denetlenir | Belgeleri başvurudan önce tamamlayın |
| Mazbutiyete karşı yalnızca tarihsel anlatımla dava açmak | İdarenin tespitinin aksini kanıtlamak gerekir | Vakfiye, 1936 Beyannamesi ve seçim kayıtlarını sunun |
| Osmanlıca belgeyi çevirtmeden sunmak | Belgenin içeriği anlaşılamaz sayılır | Usulüne uygun Türkçe çeviri yaptırın |
| Manastırın eskiliğini vakfın eskiliği saymak | Kurum ile ona bağlı vakıf farklı hususlardır | Vakfın kuruluşunu ayrıca belgeleyin |
Cemaat vakfı nedir?
5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 3. maddesine göre cemaat vakfı, vakfiyeleri olup olmadığına bakılmaksızın mülga 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince tüzel kişilik kazanmış, mensupları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Türkiye’deki gayrimüslim cemaatlere ait vakıfları ifade eder.
Cemaat vakfının yöneticileri nasıl belirlenir?
Kanun’un 6. maddesinin üçüncü fıkrasına göre cemaat vakıflarının yöneticileri mensuplarınca kendi aralarından seçilir ve vakıf yöneticilerinin seçim usul ve esasları yönetmelikle düzenlenir. Mazbut vakıflardan farklı olarak burada Genel Müdürlük atama yapmaz.
Seçmen olabilmenin şartları nelerdir?
Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliği’nin 8. maddesine göre seçmenlerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması, on sekiz yaşını doldurması, vakfın bünyesinde bulunduğu cemaate mensup olması ve seçim tarihi itibarıyla en az altı aydan beri seçim çevresinde ikamet etmesi şarttır.
“Cemaate mensup olmak” ne demektir, kim belirler?
Danıştay 10. Dairesi, Yönetmelikte herhangi bir gayrimüslim topluluğun adının açıkça ifade edilmediğini, kapsayıcı biçimde “cemaat” kelimesinin kullanıldığını ve cemaat ifadesinden ne anlaşılması gerektiğinin ilgili cemaat vakıflarının kendi iradeleriyle belirlenen ve belirlenmesi gereken bir husus olduğunu belirtmiştir.
Seçim çevresi nasıl belirlenir?
Yönetmeliğin 6. maddesine göre seçim çevresi, cemaat vakfının bulunduğu ildir. İstanbul ili için seçim çevresinin belirlenmesinde milletvekili seçimlerinde uygulanan seçim çevreleri esas alınır; ancak İstanbul içinde aynı cemaat mensuplarından oluşan cemaat vakfı sayısının on beşten az olması hâlinde seçim çevresi tüm ildir. İstanbul dışındaki vakıflar gerekçelendirerek değişiklik talep edebilir.
Seçim ne sıklıkla yapılır ve kurul kaç kişidir?
Yönetmeliğin 7. maddesine göre her bir cemaat vakfı tüzel kişiliği için ayrı bir yönetim kurulu seçimi yapılır ve seçimler beş yılda bir gerçekleştirilir. Yönetim kurulunun yedi üyeden oluşturulması esastır; cemaat mensubu çok olan ve ihtiyaç duyulan vakıflarda tek sayı olmak üzere en fazla on bir üye seçilebilir. Ayrıca asıl üye sayısının salt çoğunluğu kadar yedek üye seçilir.
Vakıf süresinde bildirim yapmazsa ne olur?
Yönetmeliğin 10. maddesine göre eksikliklerini tamamlamayan veya belgelerini düzeltmeyen vakıflar ile yönetim süresi dolmasına rağmen seçim kararı almayan vakıfların yönetim kurulu seçimi, görev süresinin dolmasından itibaren otuz gün içinde bölge müdürlüğünce belirlenen seçim tertip heyeti marifetiyle yapılır.
Seçime katılımım engellenirse ne yapabilirim?
Önce seçim tertip heyetine, ardından ilgili Vakıflar Bölge Müdürlüğüne yazılı itirazda bulunulabilir. Danıştay kararına konu olayda davacı bu yolu izlemiş ve idarenin olumsuz cevabı üzerine dava açmıştır. Ancak seçimin iptali veya geçerliliği konusunda karar verme yetkisi adli yargıya ait olduğundan, seçimin kendisine yönelik talep orada ileri sürülmelidir.
Yönetmeliğin bir hükmüne karşı dava süresi ne zaman başlar?
İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar; ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilir. Danıştay, düzenleyici işlemlerin davacıya uygulandığı işlemin tebliği üzerine davanın altmış günlük yasal sürede açıldığını kabul etmiştir.
Mazbut vakıf ne demektir?
5737 sayılı Kanun’un 3. maddesine göre mazbut vakıf, bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı Kanun gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflardır. Kanun’un 6. maddesine göre bu vakıflar Genel Müdürlük tarafından yönetilir ve temsil edilir.
Mazbut vakıfta yeniden yönetici seçilebilir mi?
Hayır. Kanun’un 7. maddesine göre bu Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce mazbut vakıflar arasına alınan vakıflarla, bu Kanun’a göre mazbut vakıflar arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamaz. İlgililerin vakfiye şartlarına göre intifa hakları ise saklıdır.
Mazbutiyet işlemine karşı dava açarken neyi ispat etmeliyim?
Danıştay 10. Dairesine göre bir vakfın mazbut vakıflar arasına alınmasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olup olmadığının anlaşılabilmesi için, vakfın mazbut bir vakıf hâline geldiğine yönelik idare tarafından yapılan tespitin aksini kanıtlayacak bilgi ve belgelerin varlığı gerekir. Vakfiye, 1936 Beyannamesi ve yönetici seçim kayıtlarının yokluğu idarenin tespitini destekler.
Osmanlı dönemi belgeleri nasıl sunulmalı?
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, hüccet ve temessük kayıt örneğinin yalnızca yeni harflere çevrilmiş hâlde sunulmasının yeterli olmadığını, Osmanlıcadan Türkçeye çevirisi yapılmadığından belgelerin içeriği hakkında bilgi sahibi olunmasına olanak bulunmadığını belirterek anılan belgelerin Türkçe çevirisinin yapılması gerektiğine karar vermiştir.
Kilisenin veya manastırın eskiliği vakfın eskiliğini kanıtlar mı?
Hayır. Kurul, manastır ile bu manastıra yönelik bir vakfın varlığının birbirinden farklı hususlar olduğunu, manastırın yüzyıllardır var olmasının vakfın da bu süre boyunca var olduğu anlamına gelmeyeceğini belirtmiştir. Vakfın kuruluşunun ayrıca ortaya konulması gerekir.
1936 Beyannamesi neden önemlidir?
Mülga 2762 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi uyarınca gayrimüslim cemaat vakıflarını idare edenlerin bu vakıflara ait bütün malları, gelirleri ve bunları sarf ettikleri yerleri birer beyanname ile Vakıflar İdaresine bildirmesi gerekmiştir. Danıştay kararında belirtildiği üzere “1936 Beyannamesi” olarak adlandırılan bu bildirimler Yargıtay tarafından vakıf senedi olarak kabul edilmiştir.
- 5737 sayılı Vakıflar Kanunu m.3 — Mazbut, mülhak ve cemaat vakfı tanımları, 1936 Beyannamesi
- 5737 sayılı Vakıflar Kanunu m.6 — Yönetim ve temsil şekli
- 5737 sayılı Vakıflar Kanunu m.7 — Genel Müdürlükçe yönetilecek vakıflar
- 5737 sayılı Vakıflar Kanunu m.12 — Vakıfların mal edinmesi
- 5737 sayılı Vakıflar Kanunu m.33 — Denetim
- 5737 sayılı Vakıflar Kanunu m.80 — Yürürlükten kaldırılan hükümler
- Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliği (RG 18/06/2022-31870; değişik RG 17/09/2022-31956)
- Mülga 2762 sayılı Vakıflar Kanunu m.1, m.39 ve geçici m.1 — Mazbut vakıf kategorileri ve 1936 beyannameleri
- 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi m.693 ve m.699 — Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Meclisin görevleri
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.7 ve m.11 — Düzenleyici işlemlerde dava süresi
- Lozan Barış Antlaşması m.37-45 — Azınlıkların korunmasına ilişkin hükümler
- 2709 sayılı Anayasa m.10, m.13 ve m.124 — Eşitlik, sınırlama ölçütü ve yönetmelik çıkarma yetkisi
İlgili yazılarımız: Vakıf yöneticilerinin görevden alınması · Vakıf senedinde değişiklik · Dernek genel kurul kararının iptali · İdari yargıda temyiz kapsamı · Taşınmaz kültür varlığı tescili
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.