Aracı Sattım Ama Ceza Bana Geldi: İşleten Sıfatı ve Noter Devri

legapro kapak 15977 LegaPro Hukuk Aracı Sattım Ama Ceza Bana Geldi: İşleten Sıfatı ve Noter Devri
Kısaca
  • KTK m.20/d: tescil edilmiş araçların satış ve devirleri noterler tarafından yapılır; noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir.
  • Harici (elden) satışla işleten sıfatının devredildiği kabul edilmez.
  • İşleten sıfatı için fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurları birlikte bulunmalı, hâkimiyet uzun süreli olmalıdır.
  • Bu konudaki deliller üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olmalıdır.
  • Kayıt maliki, kazada aracı kullanan sürücünün kusurundan müteselsilen sorumludur.
  • Aracın bir başkası tarafından işletilmesi bu sorumluluğu kaldırmaz.
  • Noter satışının tescil müdürlüğüne bildirilmemesi mülkiyetin geçişini engellemez.

En sık duyulan cümlelerden biri: “Ben o aracı iki yıl önce sattım.”

Hukuken bu cümle, noter satış sözleşmesi olmadan neredeyse hiçbir şey ifade etmez.

Kural: noter şekli

KTK m.20/d: “Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, satış ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıt bulunmaması hâlinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterler tarafından yapılır. Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir.”

İki ayrı soru

SoruCevap
Noter satışı yapıldı, tescile bildirilmediMülkiyetin geçişi engellenmez
Noter satışı hiç yapılmadıİşleten sıfatı ve mülkiyet devredilmiş sayılmaz

Bu ayrım kritiktir. Devrin yöntemince tescil müdürlüğüne bildirilmemesi yüzünden tescil kaydında değişiklik yapılmaması, satışa konu aracın mülkiyetinin geçişini engellemez. Ancak kanunda belirtilen türden resmî bir satış ve devir işlemi yapılmaksızın, satış iddiasına dayanarak işleten sıfatının ve mülkiyet hakkının devredildiği kabul edilemez.

İşleten sıfatının ölçütleri

Araç sahibi işleten sayılır. Ancak araçtan yararlanma bir başkasına devredilmiş ve bu devir çok kısa süreli değilse, artık malikin araç üzerindeki fiili hâkimiyeti kalmadığından ve ekonomik yararlanma olanağı kalktığından, aracı kaza sırasında fiili hâkimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kişi işleten sayılır.

  • Fiili hâkimiyet — araç üzerinde gerçek kontrol
  • Ekonomik yararlanma — araçtan iktisadi fayda sağlama
  • Süreklilik — hâkimiyetin uzun süreli olması
  • İspat gücü — deliller üçüncü kişileri bağlayacak nitelikte olmalı

Bu delillerin, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. Tanık beyanı ve el yazısı satış sözleşmesi gibi her zaman düzenlenmesi mümkün belgeler tek başına yeterli görülmez.

Galeriye bırakılan araç

Alım satım gibi motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan kişiler, kendilerine bırakılan aracın neden olduğu zararlardan işleten gibi sorumlu tutulur; bu durumda aracın işleteni ve ZMSS sigortacısı sorumlu olmaz. Ancak bu sorumluluk, aracın o işletmede kaldığı süreçle sınırlıdır; işletmenin aracı satmasından sonraki süreçte işletenin sorumluluğu devam eder.

Ne yapmalı?

  1. Satışı mutlaka noterde yapın; elden satış hukuken geçersizdir.
  2. Noter satış sözleşmesinin bir nüshasını süresiz saklayın.
  3. Devri trafik tesciline bildirin ve kaydın değiştiğini kontrol edin.
  4. Satıştan sonra tescil kaydını sorgulayın; halen üzerinizdeyse işlem başlatın.
  5. Aracı vekâletnameyle devretmeyin; vekâlet satış değildir.
  6. Galeriye bırakırken tarihli teslim tutanağı düzenletin.
  7. Aleyhinize dava açılmışsa noter satış tarihini ilk cevapla dosyaya sunun.
Yargı uygulaması — harici satış ve işleten sıfatı
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E.2015/4294, K.2017/10634, 16.11.2017 İşleten sıfatının iki unsuru ve ispat gücü. Daire, işleten sıfatının belirlenmesinde aranan ölçütleri sıraladı: aracı kaza sırasında fiili hâkimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimse işleten sıfatıyla sorumlu tutulur; bunun sonucu olarak araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekir. Ancak “gerek doktrinde, gerekse Yargıtay’ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır.” Daire, KTK m.20/d metnini aktararak noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devrin geçersiz olduğunu vurguladı ve kuralı koydu: kanunda belirtilen türden resmî bir satış ve devir işlemi yapılmaksızın, satış işlemine dayalı olarak işleten sıfatının ve mülkiyet hakkının devredildiğinin kabulü mümkün değildir. Somut olayda davalı, aracını dava dışı kişiye haricen sattığını ileri sürmüştü.
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E.2013/13433, K.2015/858, 22.01.2015 Galeri sorumluluğunun sınırı ve vekâletname yeterli değildir. Daire, alım satım gibi motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan kişilerin kendilerine bırakılan aracın neden olduğu zararlardan işleten gibi sorumlu tutulduğunu belirtti; bu hâlde “aracın işleteni ve araç için zorunlu mali sorumluluk sigortası yapan sigortacısı bu zararlardan sorumlu değildir.” Ancak sınırı açıkça çizdi: burada söz konusu olan, aracın bu faaliyette bulunan işletmede kaldığı süreç içerisinde verebileceği zarardır; “yoksa işletmenin aracı satmasından sonraki süreçte ortaya çıkacak zararlardan ötürü işletenin sorumluluğu devam etmektedir.” Somut olayda mahkeme, davalının işleten sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmişti; oysa hükme dayanak yapılan satış yetkisi veren vekâletname uyarınca herhangi bir satış işlemi yapılmamış ve araç halen davalı adına tescilli durumdaydı. Karar, vekâletname vermenin satış sayılmadığını göstermesi bakımından önemlidir.
  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E.2021/360, K.2021/703, 01.06.2021 Emredici kural karşısında “sattım” beyanı yeterli değildir. Daire, KTK m.20/d‘yi aktardıktan sonra kuralı iki kez pekiştirdi: resmî bir satış ve devir işlemi yapılmaksızın haricen satış ile işleten sıfatının devredildiğinin kabulü mümkün değildir. Gerekçenin özü şudur: “Kamu yararı (düzeni) amacına yönelik bu emredici kural açık ve ortada iken, yazılı deliller ile desteklenmeyen, her zaman düzenlenmesi mümkün olan bu harici satım sözleşmesine ve aracın kayıt maliki dışında bir başkasına ait olduğu yolundaki mücerret açıklamalara değer verilerek o şahsın malik olduğunun; bu suretle davalının işletenlik sıfatının sona erdiğinin kabulüne olanak bulunmamaktadır.” Somut olayda davalı, aracın kazadan yaklaşık altı ay önce satıldığını ve paranın ödendiğini belirtip alıcı ve tanık beyanlarına dayanmıştı; ancak satış sözleşmesine ve ödemelere ilişkin hiçbir belge sunulmamıştı. Daire, işletenlik sıfatının devredildiğinin inandırıcı ve güçlü delillerle ispatlanamadığı sonucuna vardı.
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E.2023/1618, K.2026/901, 15.04.2026 Kayıt maliki müteselsilen sorumludur; harici satım zarar görene karşı ileri sürülemez. Daire, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.05.2015 tarihli, E.2013/17-2197, K.2015/1302 sayılı ilamına atıfla işleten sıfatının devri kuralını aktardıktan sonra somut sonuca ulaştı: aracın kanunen aranan resmî şekle uygun olarak kaza tarihi itibarıyla satışının yapıldığını gösterir herhangi bir kayıt bulunmadığından davalının araç işleten sıfatı devam etmekte, harici satım hususunun davacıya karşı ileri sürülmesi mümkün bulunmamaktadır. Kararın en pratik cümlesi şudur: “Davalı … plakalı aracın resmi kayıtlara göre maliki olduğuna göre, işleten olarak kaza anında bu aracı kullanan sürücünün kusurundan dolayı doğan zarardan davacıya karşı müteselsilen sorumludur. Aracın bir başkası tarafından işletilmesi de bu sorumluluğu kaldırmayacaktır.” Bu nedenle mahkemenin davalı yönünden davanın kabulüne karar vermesinde isabetsizlik bulunmadığı belirtildi.
Kararlar Yargı PRO içtihat veri tabanından derlenmiştir. Trafik kazası tazminatlarında en sık ileri sürülen — ve en sık reddedilen — savunma, aracın kazadan önce haricen satıldığı iddiasıdır. Bunun hukuki nedeni açıktır: 2918 sayılı KTK m.20/d uyarınca tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri noterler tarafından yapılır ve noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir. Bu hüküm yargı kararlarında kamu yararı (düzeni) amacına yönelik emredici bir kural olarak nitelendirilmektedir. Bu noktada iki durumu birbirinden ayırmak gerekir. Birincisi, noterde usulüne uygun bir satış yapılmış ama devir tescil müdürlüğüne bildirilmemişse: kaydın değiştirilmemiş olması satışa konu aracın mülkiyetinin geçişini engellemez. İkincisi — uygulamada asıl sorunlu olan — hiç noter satışı yapılmamışsa: kanunda belirtilen türden resmî bir satış ve devir işlemi yapılmaksızın, satış iddiasına dayanılarak işleten sıfatının ve araç üzerindeki mülkiyet hakkının devredildiğinin kabulü mümkün değildir. İşleten sıfatı bakımından genel ölçüt ise şudur: aracın sahibi kural olarak işletendir; ancak araçtan yararlanma çok kısa süreli olmamak kaydıyla bir başkasına devredilmiş, malikin araç üzerindeki fiili hâkimiyeti kalmamış ve ekonomik yararlanma olanağı kalkmışsa, aracı kaza sırasında fiili hâkimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kişi işleten sayılır. Bunun için fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve hâkimiyetin uzun süreli olması aranır. Kritik olan, ispatın niteliğidir: bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. Bu nedenle yazılı delillerle desteklenmeyen, her zaman düzenlenmesi mümkün olan harici satım sözleşmeleri ile aracın kayıt maliki dışında birine ait olduğu yolundaki mücerret açıklamalara değer verilerek işletenlik sıfatının sona erdiği kabul edilmemektedir; alıcı ve tanık beyanları da tek başına yeterli görülmemekte, satış ve ödemelere ilişkin belge aranmaktadır. Aynı katılık vekâletname bakımından da geçerlidir: satış yetkisi veren bir vekâletname verilmiş olması, o yetkiye dayanılarak fiilen bir satış işlemi yapılmadıkça işleten sıfatını sona erdirmez. Bunun doğal sonucu, kayıt malikinin konumudur: resmî kayıtlara göre malik olan kişi, işleten olarak kaza anında aracı kullanan sürücünün kusurundan doğan zarardan zarar görene karşı müteselsilen sorumludur ve aracın bir başkası tarafından işletiliyor olması bu sorumluluğu kaldırmaz; harici satım, zarar görene karşı ileri sürülemez. Kuralın sınırlı bir istisnası, aracın galeri gibi motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan bir işletmeye bırakılmasıdır: bu kişiler kendilerine bırakılan aracın neden olduğu zararlardan işleten gibi sorumlu tutulur ve bu hâlde aracın işleteni ile zorunlu mali sorumluluk sigortacısı sorumlu olmaz. Ancak bu istisna, aracın o işletmede kaldığı süreçle sınırlıdır; işletmenin aracı satmasından sonraki dönemde ortaya çıkacak zararlardan işletenin sorumluluğu devam eder. Pratik sonuç nettir: satış noterde yapılmalı, belgesi saklanmalı ve devrin tescile işlendiği ayrıca doğrulanmalıdır.
Aracı elden sattım, kaza yaptı; sorumlu olur muyum?

Kural olarak evet. KTK m.20/d uyarınca noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devir geçersizdir; harici satışla işleten sıfatının devredildiği kabul edilmez. Resmî kayıtlara göre malik olan kişi, işleten olarak kaza anında aracı kullanan sürücünün kusurundan doğan zarardan zarar görene karşı müteselsilen sorumludur ve aracın bir başkası tarafından işletiliyor olması bu sorumluluğu kaldırmaz.

Noterde sattım ama trafiğe bildirmedim; ne olur?

Mülkiyetin geçişi bakımından sorun doğmaz. Yargıtay, devrin yöntemince tescil müdürlüğüne bildirilmemesi yüzünden aracın tescil kaydında değişiklik yapılmamasının, satışa konu aracın mülkiyetinin geçişini engellemeyeceğini belirtmektedir. Bununla birlikte kayıt güncellenmediği için tebligat ve idari işlemler size gelmeye devam edebileceğinden, noter satış sözleşmesini saklamak ve tescili takip etmek gerekir.

Satış vekâletnamesi vermek yeterli mi?

Hayır. Satış yetkisi veren bir vekâletname, o yetkiye dayanılarak fiilen bir satış işlemi yapılmadıkça işleten sıfatını sona erdirmez. Yargıtay, hükme dayanak yapılan satış vekâletnamesi uyarınca herhangi bir satış işlemi yapılmadığını ve aracın halen davalı adına tescilli olduğunu tespit ederek, işleten sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle verilen ret kararını isabetli bulmamıştır.

Tanık ve el yazısı sözleşme satışı ispatlar mı?

Tek başına ispatlamaz. Bölge adliye mahkemesi kararlarında, kamu düzeni amacına yönelik emredici kural karşısında, yazılı delillerle desteklenmeyen ve her zaman düzenlenmesi mümkün olan harici satım sözleşmelerine ve mücerret açıklamalara değer verilerek işletenlik sıfatının sona erdiğinin kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Alıcı ve tanık beyanlarına dayanılan, ancak satış ve ödemeye ilişkin belge sunulmayan dosyalarda savunma reddedilmektedir.

Aracı galeriye bıraktım; kaza yaparsa kim sorumlu?

Alım satım gibi motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan kişiler, kendilerine bırakılan aracın neden olduğu zararlardan işleten gibi sorumlu tutulur; bu hâlde aracın işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı sorumlu olmaz. Ancak bu sorumluluk, aracın o işletmede kaldığı süreçle sınırlıdır. Yargıtay, işletmenin aracı satmasından sonraki süreçte ortaya çıkacak zararlardan işletenin sorumluluğunun devam ettiğini belirtmiştir.

İşleten sıfatı nasıl belirlenir?

Araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hâkimiyetin uzun süreli olması aranır. Araçtan yararlanma çok kısa süreli olmamak kaydıyla bir başkasına devredilmişse, aracı kaza sırasında fiili hâkimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kişi işleten sayılır. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması şarttır.

Zarar gören kime dava açmalı?

Güvenli olan, tescil kaydındaki malike, kazada aracı kullanan sürücüye ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısına birlikte dava açmaktır. Harici satım iddiası zarar görene karşı ileri sürülemediğinden, kayıt maliki işleten sıfatıyla müteselsilen sorumlu tutulmaktadır. Aracın kiralanmış ya da galeriye bırakılmış olması gibi hâllerde ise sorumlu çevresi genişleyebileceğinden, tescil ve sigorta kayıtlarının baştan celbi yerinde olur.

Satıştan sonra ne yapmalıyım?

Noter satış sözleşmesinin bir nüshasını süresiz saklayın, devrin trafik tesciline işlendiğini e-Devlet üzerinden doğrulayın ve araç halen üzerinizde görünüyorsa gecikmeden işlem başlatın. Aleyhinize bir dava veya idari işlem doğarsa, noter satış tarihini ve tescil kaydını ilk savunmanızla birlikte dosyaya sunun; bu belgeler, harici satış iddiasından farklı olarak üçüncü kişileri bağlayacak güçtedir.

İlgili mevzuat
  • 2918 sayılı KTK m.3 — İşleten tanımı
  • 2918 sayılı KTK m.20/d — Satış ve devirlerde noter şekli
  • 2918 sayılı KTK m.85 — İşletenin sorumluluğu
  • 2918 sayılı KTK m.86 — Sorumluluktan kurtulma hâlleri
  • 2918 sayılı KTK m.91 — Zorunlu mali sorumluluk sigortası
  • 6098 sayılı TBK m.61-62 — Müteselsil sorumluluk
  • 4721 sayılı TMK m.763 — Taşınır mülkiyetinin devri

Bağlantılı başlıklar için trafik sigortasında kapsam dışı haller, sigortacının rücu hakkı ve trafik kazalarında zamanaşımı yazılarımıza bakabilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut olayın koşulları farklı sonuçlar doğurabilir.

Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce yürürlükteki metin doğrulanmalıdır.

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

Trafik kazası ve sigorta hukuku — ilgili sayfalar

Bu yazıdaki konuyla ilgili rehberler, dilekçe örnekleri ve hesaplama araçları.

Aynı kategoriden diğer yazılar

Hukuki Makaleler

Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı (TMK m. 2)

İçindekilerKanunî dayanakDürüstlük kuralı ile iyiniyet arasındaki farkNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TMK m. 2…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
Hukuki Makaleler

Kişilik Haklarına Saldırı (TMK m. 24-25): Açılabilecek Davalar ve Ölçütler

İçindekilerKanunî dayanakTMK m. 25’teki davalarNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TMK m. 24 kuralı tersine…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
Hukuki Makaleler

Munzam (Aşkın) Zarar – TBK m. 122: Şartları, İspatı ve Daireler Arası Ayrılık

İçindekilerKanunî dayanakTemerrüt faizi ile munzam zarar arasındaki farkNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Munzam (aşkın)…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
Hukuki Makaleler

Borçlunun Temerrüdü (TBK m. 117-126): İhtar, Vade ve Seçimlik Haklar

İçindekilerKanunî dayanakVade türleri ve ihtar ihtiyacıNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Kural açıktır: muaccel bir…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
Hukuki Makaleler

Tehlike Sorumluluğu (TBK m. 71): Elektrik, Doğalgaz ve Denkleştirme

İçindekilerKanunî dayanakKusursuz sorumluluk türleri arasındaki farkNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TBK m. 71, önemli…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
Hukuki Makaleler

Hayvan Bulunduranın Sorumluluğu (TBK m. 67): Köpek Isırması ve Tazminat

İçindekilerKanunî dayanakHangi kusursuz sorumluluk hangi maddede?Ne yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca TBK m. 67, hayvanın…

29.08.2026 Yazıyı oku ›
WhatsApp İletişim Ara