Yeraltı Suyu Kullanma Belgesi ve Ruhsatsız Kuyunun Kapatılması (167 s. K.)

legapro kapak 16903 LegaPro Hukuk Yeraltı Suyu Kullanma Belgesi ve Ruhsatsız Kuyunun Kapatılması (167 s. K.)
Kısaca
  • Yeraltı suları umumi sular arasındadır ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır; araştırılması, kullanılması ve korunması 167 sayılı Kanun’a tâbidir.
  • Su temini amacıyla açılan ve ilan edilen derinliği aşan her türlü çukur, sondaj ve kuyu için Devlet Su İşleri’nden belge alınması zorunludur.
  • El ile açılan kuyular bu belge zorunluluğunun dışında tutulmuştur.
  • Su temini amacı taşımayan kazılarda belge aranmaz; ancak talep üzerine bilgi verilmesi zorunludur.
  • Arama belgesine dayanarak suyu bulan kişi, bir ay içinde başvurarak kullanma belgesi almak zorundadır.
  • Ölçüm sistemi kurulmadan kullanma belgesi verilemez.
  • Kuyu açan kişi, bulunan suyun ancak kendi faydalı ihtiyaçlarına yetecek miktarını kullanmaya yetkilidir.
  • Belge almadan kuyu açanlara idari para cezası uygulanır; ceza mahallî mülkî amir tarafından verilir.
  • Ceza alınmakla birlikte, kuyunun açılıp işletilmesinde sakınca görülmezse sahibine gerekli belge verilebilir.
  • Aksi hâlde kuyu kapatılır ve masrafı kuyuyu açtırandan alınır.
  • Yeraltı suyu ile jeotermal kaynak ve doğal mineralli su farklı kanunlara tâbidir; sınır uygulamada sık sık tartışılır.
  • Danıştay, jeotermal nitelik tespitinin menfaat sahibi üçüncü kişilerce yaptırılan analizlere dayanmasını yeterli görmemiştir.
  • 167 sayılı Kanun kapsamında verilen kullanma belgesi, 5686 sayılı Kanun’a intibak edilecek eski haklar arasında sayılmamıştır.
  • Ruhsatsız açılan bir kuyu, arazi toplulaştırmasında korunması gereken sabit tesis olarak kabul edilmeyebilir.
  • 167 sayılı Kanun uygulamasına ilişkin uyuşmazlıklarda bölge idare mahkemesi kararları kesin olup temyiz edilemez.

Tarımsal sulamadan sanayi kullanımına, site ve konut ihtiyacından içme suyu satışına kadar geniş bir alanda su kuyuları açılmaktadır. Bu kuyuların hukukî durumu ise çoğu kez ancak bir denetim, şikâyet veya mühürleme işlemiyle gündeme gelir.

Oysa kural açıktır: yeraltı suyu özel mülkiyete konu olmayan bir kamu malıdır ve kullanımı belgeye bağlıdır. Aşağıda önce belge rejimini, sonra ruhsatsız kuyunun karşılaşacağı yaptırımları, ardından yeraltı suyu ile jeotermal kaynak arasındaki sınırı ve son olarak dava sürecinde dikkat edilmesi gereken usul kurallarını ele alıyoruz.

Kanunî dayanak

167 sayılı Kanun m.8 – Belge alma zorunluluğu
“Aşağıdaki (a) ve (b) fıkralarında beyan edilen kazıların yapılması veya kuyuların açılması için Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğünden belge alınması mecburidir: a) Su temini maksadıyla, kesitleri ne olursa olsun, tabii zemin üstünden itibaren derinliği Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından tesbit ve ilgili bakanlığın onayından sonra ilan olunan haddi aşan her türlü çukur, sondaj ve kuyular (el ile açılan kuyular hariç), b) Su temini maksadiyle, boyları ve kesitleri ne olursa olsun, ufki veya meyilli her türlü galeriler ve tüneller. Bu kazıların yapılması ve kuyuların açılması su temini maksadını gütmemesi halinde, bunlar hakkında belge aranmamakla beraber, Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğünün talebi üzerine bilgi verilmesi mecburidir.”
167 sayılı Kanun m.18 – Cezalar
“Bu Kanundaki vecibeleri yerine getirmeyenler bu hareketlerinden dolayı, diğer kanunlara göre suç oluşturmadığı takdirde, bu madde hükmüne göre cezalandırılırlar. a) Belge almadan 8 inci maddedeki işleri yapanlar ile kasten yanlış bilgi verenler bin Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası ile cezalandırılır. Ceza alınmakla beraber, kuyunun açılıp işletilmesinde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce bir mahzur görülmezse, sahibine gerekli belge verilir. Aksi hâlde, kuyu kapatılır ve masrafı kuyuyu açtırandan alınır. b) 10 ve 11 inci madde hükümlerine aykırı hareket edenlerle arama, kullanma, ıslah ve tadil faaliyetleri sırasında konulan şartlara riayet etmeyenler, müracaat formlarında istenen bilgileri vermeyenler, 8 inci maddenin son fıkrasındaki mecburiyete riayet etmeyenler beşyüz Türk Lirasından ikibin Türk Lirasına kadar idarî para cezası ile cezalandırılır. Ayrıca, kuyu kapatılarak masrafı açtırandan alınır. Bu Kanunda yazılı olan idarî para cezaları mahallî mülkî amir tarafından verilir.”
Değişiklik uyarısı
1960 tarihli bu Kanun’un çekirdeği korunmuşsa da uygulama açısından belirleyici maddeleri birkaç kez değişmiştir; dosyada işlem tarihindeki metin esas alınmalıdır. Belge alma zorunluluğunu düzenleyen 8. maddenin (a) bendi, 4/7/1988 tarihli ve 336 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 1. maddesiyle değiştirilmiş ve 7/2/1990 tarihli ve 3612 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle aynen kabul edilmiştir. Kuyu sahibinin yalnızca kendi faydalı ihtiyacını kullanabileceğini belirten 4. maddeye, 3/7/2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle bu miktarı aşan suların ve kaynak sularının il özel idarelerince kiraya verileceğine ilişkin cümleler eklenmiştir. Kullanma belgesini düzenleyen 10. maddeye 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanun’un 126. maddesiyle ölçüm sistemi fıkrası eklenmiş, bu fıkra 14/2/2013 tarihli ve 6427 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilmiştir; buna göre kuyu, galeri ve tünellere ölçüm sistemleri kurulmadan kullanma belgesi verilemez. Cezaları düzenleyen 18. madde ise 23/1/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanun’un 270. maddesiyle tümüyle yenilenmiştir; maddedeki idari para cezası tutarları her yıl yeniden değerleme oranında güncellendiğinden kanun metnindeki rakamlar cari tutarı göstermez. Ayrıca jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular 13/6/2007 tarihli ve 5686 sayılı Kanun’la ayrı bir rejime bağlanmıştır; hangi kanunun uygulanacağı suyun niteliğine göre belirlenir.
Konu167 sayılı Kanun5686 sayılı Kanun
KapsamYeraltı sularıJeotermal kaynak ve doğal mineralli sular
Belge türüArama ve kullanma belgesiArama ve işletme ruhsatı
Yetkili idareDevlet Su İşleri Genel Müdürlüğüİl idaresi
Kullanma belgesi süresiSuyun bulunmasından itibaren bir ayArama ruhsat süresi sonuna kadar
Ölçüm sistemiKurulmadan belge verilemezProje kapsamında değerlendirilir
Belgesiz faaliyetİdari para cezası ve kuyunun kapatılmasıFaaliyetin durdurulması ve idari para cezası
Cezayı verenMahallî mülkî amirİdare
Kullanım sınırıFaydalı ihtiyaç miktarıRuhsatta belirlenen kapasite
Temyiz yoluKapalıdırİYUK m.46/1-h kapsamındadır
Kritik nokta
Bu dosyalarda üç ayrı sorun belirleyicidir. Birincisi suyun niteliğidir: aynı kuyu, suyun sıcaklığı ve erimiş madde içeriğine göre yeraltı suyu ya da jeotermal kaynak sayılabilir; bu ayrım hem uygulanacak kanunu hem yetkili idareyi hem de ceza miktarını değiştirir. Danıştay, bu tespitin menfaat sahibi üçüncü kişilerce alınan numunelere ve dolaylı verilere dayandırılmasını yeterli görmemiş, mahkemece bizzat numune alınarak tam analiz yaptırılmasını aramıştır. İkincisi belgenin akıbetidir: Kanun, ceza alınmakla birlikte sakınca görülmezse belgenin sonradan verilebileceğini öngörür; bu, kapatma kararına karşı en güçlü savunmadır. Üçüncüsü usuldür: 167 sayılı Kanun uygulamasına ilişkin işlemler İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesindeki temyize açık davalar arasında sayılmadığından, bölge idare mahkemesi kararı kesindir. Bu nedenle istinaf aşaması, dosyanın son esas incelemesidir.

Ne yapmalı? Adım adım yol haritası

  1. Kuyunun açılış tarihini, derinliğini ve açılış yöntemini belgelerle tespit edin.
  2. Kuyunun bulunduğu yerde ilan edilmiş bir yeraltı suyu işletme sahası olup olmadığını sorun.
  3. O yer için ilan edilen ve belge zorunluluğu doğuran derinlik haddini idareden öğrenin.
  4. Kuyunun el ile mi yoksa sondajla mı açıldığını ve su temini amacı taşıyıp taşımadığını netleştirin.
  5. Arama ve kullanma belgelerinizin bulunup bulunmadığını, varsa tarihlerini çıkarın.
  6. Kullanma belgesi için ölçüm sistemi kurulup kurulmadığını kontrol edin.
  7. Kullandığınız su miktarının faydalı ihtiyaç sınırını aşıp aşmadığını değerlendirin.
  8. İşlem jeotermal nitelik iddiasına dayanıyorsa numunenin kim tarafından, nasıl alındığını inceleyin.
  9. Analizlerin akredite laboratuvarda ve tüm parametreler ölçülerek yapılıp yapılmadığını sorgulayın.
  10. Gerekiyorsa mahkemeden bizzat numune alınarak yeni bilirkişi incelemesi yapılmasını isteyin.
  11. Kapatma kararına karşı, sakınca bulunmadığı takdirde belge verilebileceği kuralını ileri sürün.
  12. Bölge idare mahkemesi kararının kesin olacağını gözeterek bütün iddia ve delilleri istinafta tüketin.
Danıştay kararları

Danıştay 8. Daire, 23.11.2023 T., 2021/5225 E., 2023/6171 K.
Bu kararla, suyun jeotermal kaynak sayılmasına dayanan mühürleme ve para cezası işlemlerinde tespitin nasıl yapılması gerektiği ortaya konmuştur. Uyuşmazlıkta bir sitenin içme ve kullanma suyu olarak yararlandığı sondaj kuyusunun suyu, şikâyet üzerine jeotermal kaynak olarak nitelendirilmiş; yeraltı suyu kullanma belgesi bulunmadığından kuyu mühürlenmiş ve yüksek tutarlı idari para cezası uygulanmıştı. Nitelik tespiti, ruhsat sahibi konumundaki dava dışı üçüncü kişinin aldırdığı analizlere dayandırılmıştı. Daire bu yöntemi kabul etmemiştir: “davalı idarece davanın tarafı olmayan bir kişinin yaptırdığı testler konusunda sorumluluğu olmadığı yönündeki beyanına da itibar edilmeyeceği, suyun niteliğini belirleyecek olan gerekli testlerin, bu durumdan menfaati olan bir kişiye ilgili su numuneleri teslim edilerek anılan kişi tarafından laboratuvara ulaştırılması ile bu testlerin yaptırılmasının testlerin güvenilirliğine şüphe düşürdüğü” belirtilmiştir. Daire, yapılması gerekeni de göstermiştir: “dava konusu kuyu suyunun, jeotermal kaynak niteliğinde olup olmadığının tespiti için gereken tüm testlerin, Mahkemece alanında uzman olan yeni bir bilirkişi heyeti ile anılan sulardan bizzat numune alınması ve suyun niteliğini ortaya koyacak tüm analiz ve testlerin yaptırılarak suların niteliğinin belirlenmesi ve çıkacak sonucu göre işlem tesis edilmesi gerekir.” Daire ayrıca para cezası yönünden, nitelik belirlendikten sonra cezanın yetkili makamca verilip verilmediğinin de değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Sonuç: Temyiz isteminin kabulüne ve Bölge İdare Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 23/11/2023 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verilmiştir.

Danıştay 8. Daire, 17.01.2024 T., 2018/6147 E., 2024/72 K.
Bu kararla, 167 sayılı Kanun kapsamındaki yeraltı suyu kullanma belgesinin 5686 sayılı Kanun’a intibak ettirilemeyeceği kabul edilmiştir. Uyuşmazlıkta, yeraltı suyu kullanma belgesiyle işletilen kuyular için taksir, intibak ve işletme ruhsatı verilmesi istenmiş; talep reddedilmişti. İdare mahkemesi, iki kuyu yönünden işlemi iptal etmiş; bölge idare mahkemesi istinaf başvurusunu reddetmişti. Daire, 5686 sayılı Kanun’un getirdiği özel rejimi vurgulamıştır: bu Kanun’da jeotermal kaynak ve doğal mineralli sudan ne anlaşılması gerektiği açıkça düzenlenmiş, önceki mevzuat uyarınca ruhsat alanların ne şekilde ve hangi tarihe kadar intibak yaptıracağı belirlenmiştir. Daire ayrıca, dosyadaki yazıdan söz konusu kuyulara ait yeraltı suyu kullanma belgelerinin, üretilen suyun büyük oranda deniz suyundan oluşması nedeniyle Devlet Su İşleri’nce iptal edildiğini saptamıştır. Sonuç şu biçimde kurulmuştur: “davacılar tarafından … kullanılmakta olan kuyularına taksir, intibak ve işletme ruhsatı verilmesi talebinin, 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu’nun geçici 1. ve 2. maddesi kapsamında bulunmadığı gibi aynı Kanunun 6. maddesinin 6. fıkrası kapsamına da girmediği anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken … Mahkeme kararına yönelik istinaf isteminin reddinde hukuki isabet bulunmamaktadır.” Sonuç: Temyiz isteminin kabulüne ve Bölge İdare Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 17/01/2024 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verilmiştir.

Danıştay 8. Daire, 04.09.2025 T., 2025/4391 E., 2025/6476 K.
Bu kararla, 167 sayılı Kanun uygulamasına ilişkin uyuşmazlıklarda bölge idare mahkemesi kararlarının kesin olduğu ve temyiz edilemeyeceği belirlenmiştir. Uyuşmazlıkta, bir taşınmazda açılan su kuyusunun yeraltı suyu tahsislerine kapalı bir alt havzada bulunduğundan bahisle kuyu sahibince kapatılması, aksi hâlde Kanun hükümleri uyarınca idarece kapatılarak masrafının tahsil edileceği bildirilmiş; bu işlemin iptali istemiyle açılan dava bölge idare mahkemesince karara bağlanmıştı. Daire, temyiz kapsamını denetlemiştir: “2577 sayılı Kanun’un 46/1-h bendinde yer alan ‘Maden, taşocakları, orman, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular ile ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin işlemlere karşı açılan dava’ kapsamında bulunmayan dava konusu uyuşmazlığa dair temyize konu kararın Bölge İdare Mahkemesinin 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesine göre temyiz yolu açık olmayan ‘kesin’ kararlarından olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır.” Sonuç: TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE, 04/09/2025 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verilmiştir.

Danıştay 4. Daire, 28.05.2025 T., 2024/764 E., 2025/3483 K.
Bu kararla, izinsiz açılan sondaj kuyusunun arazi toplulaştırmasında korunması gereken sabit tesis sayılmadığı yolundaki karar onanmıştır. Uyuşmazlıkta, arazi toplulaştırma işlemine karşı açılan davada bilirkişi raporu, taşınmazdaki sulama amaçlı sondaj kuyusunun sabit tesis olarak dikkate alınmadığını saptamıştı. İdare mahkemesi, ara kararla kuyunun izinli olup olmadığını sormuş; davacı tarafından izin, ruhsat veya benzeri bir belge bulunmadığının beyan edilmesi üzerine davayı reddetmiş; bölge idare mahkemesi ise, bölgede ilan edilmiş yeraltı suyu işletme sahası bulunmadığı, buna karşılık arama ve kullanma belgesi alınmasının zorunlu olduğu ve davacının bu yönde başvurusu bulunmadığı yolundaki idare cevabını da gözeterek istinaf başvurusunu gerekçe ekleyerek reddetmişti. Daire, bu kararı yerinde görmüştür: “Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.” Sonuç: Temyiz isteminin reddine ve Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA, 28/05/2025 tarihinde oy çokluğuyla ve kesin olarak karar verilmiştir. Cezanın uygulanmasına rağmen şartları taşıyan kuyuya belge verilebileceğinden hareketle kuyunun korunması gerektiği yolundaki görüş, çoğunluk gerekçesine dâhil edilmeyen bir karşı oydur.

Bu dört karar birlikte okunduğunda yeraltı suyu uyuşmazlıklarının denetim şeması belirginleşir. İlk halka, mülkiyet rejimidir. Yeraltı suları umumi sular arasındadır ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bu nedenle arazi maliki olmak, altındaki suyu serbestçe kullanma hakkı vermez; kullanım belgeye ve miktar sınırına bağlıdır.

İkinci halka, belge zorunluluğunun sınırıdır. Belge, su temini amacıyla açılan ve ilan edilen derinliği aşan kuyular ile galeri ve tüneller için aranır; el ile açılan kuyular kapsam dışındadır. Su temini amacı taşımayan kazılarda ise belge değil, talep hâlinde bilgi verme yükümlülüğü söz konusudur. Dosyalarda bu üç ölçüt çoğu kez birlikte tartışılmalıdır.

Üçüncü halka, yaptırımın yapısıdır. Belge almadan kuyu açmak idari para cezasını gerektirir; ancak Kanun bununla yetinmez ve iki ihtimal öngörür. Devlet Su İşleri kuyunun açılıp işletilmesinde sakınca görmezse sahibine belge verilir; sakınca görürse kuyu kapatılır ve masrafı açtırandan alınır. Bu ikinci ihtimal, savunmanın asıl hedefi olmalıdır.

Dördüncü halka, nitelik tespitidir. Aynı kuyu, suyun sıcaklığı ve erimiş madde içeriğine göre 167 sayılı Kanun’a ya da 5686 sayılı Kanun’a tâbi olabilir. Bu ayrım yalnızca teknik değildir: uygulanacak ceza, cezayı verecek makam ve başvurulacak belge türü değişir. Bu nedenle nitelik tespitine yönelik itirazlar dosyanın merkezinde yer alır.

Beşinci halka, delil güvenilirliğidir. Danıştay 8. Dairesi, uyuşmazlıkta menfaati bulunan üçüncü kişinin aldırdığı analizlere dayanılmasını kabul etmemiş; mahkemece bizzat numune alınarak alanında uzman yeni bir bilirkişi heyetiyle tam analiz yaptırılması gerektiğini belirtmiştir. Bu yaklaşım, bilirkişi raporuna itiraz stratejisini bu dosyalarda merkezî hâle getirir.

Altıncı halka, intibak sorunudur. 167 sayılı Kanun kapsamında verilmiş yeraltı suyu kullanma belgesi, 5686 sayılı Kanun’un geçici maddelerinde sayılan ve intibak ettirilecek eski haklar arasında yer almaz. Bu nedenle mevcut bir kullanma belgesine dayanarak jeotermal işletme ruhsatı talep edilmesi sonuç doğurmaz.

Yedinci halka, kuyunun diğer işlemlere etkisidir. Ruhsatsız açılmış bir kuyu, arazi toplulaştırması gibi süreçlerde korunması gereken sabit tesis olarak kabul edilmeyebilir. Bu, belgesizliğin yalnızca ceza doğurmakla kalmayıp mülkiyet düzenine ilişkin sonuçlar da yarattığını gösterir; benzer bir etkiyi maden ruhsatı iptali dosyalarında da görmek mümkündür.

Sekizinci halka, usuldür. 167 sayılı Kanun uygulamasına ilişkin işlemler, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesindeki temyize açık dava türleri arasında sayılmamıştır; bu nedenle bölge idare mahkemesi kararı kesindir. Bütün iddia ve delillerin istinaf aşamasında tüketilmesi zorunludur ve mühürleme riskine karşı yürütmenin durdurulması talebi baştan ileri sürülmelidir.

Sık yapılan hatalar

HataSonucuDoğrusu
Arazi malikinin suyu serbestçe kullanabileceğini sanmakKuyu ruhsatsız duruma düşerYeraltı suyu Devletin tasarrufundadır
Belge zorunluluğu eşiğini araştırmamakYaptırım beklenmedik olurİlan edilen derinlik haddi öğrenilmeli
Kullanma belgesi için başvurmamakAyrı bir aykırılık doğarSu bulununca bir ay içinde başvurulmalı
Ölçüm sistemini kurmamakBelge düzenlenemezSistem kurulmadan belge verilmez
Faydalı ihtiyaç sınırını aşmakKullanım hukuka aykırı hâle gelirAşan su için ayrı rejim uygulanır
Nitelik tespitine itiraz etmemekYanlış kanun uygulanırNumune ve analiz süreci denetlenmeli
Kullanma belgesiyle jeotermal ruhsat istemekTalep reddedilirİntibak kapsamı ayrıca incelenmeli
Kapatma kararını kaçınılmaz saymakBelge imkânı kaybedilirSakınca yoksa belge verilebilir
Delilleri temyize saklamakKarar kesinleşirTüm deliller istinafta sunulmalı
Yeraltı suyu kime aittir?

167 sayılı Kanun’un 1. maddesine göre yeraltı suları umumi sular arasında olup Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır; bu suların her türlü araştırılması, kullanılması, korunması ve tescili bu Kanun hükümlerine tâbidir.

Hangi kuyular için belge alınması zorunludur?

Su temini amacıyla, kesitleri ne olursa olsun tabii zemin üstünden itibaren derinliği Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce tespit edilip ilan olunan haddi aşan her türlü çukur, sondaj ve kuyular ile su temini amacıyla açılan yatay veya meyilli galeri ve tüneller için belge alınması zorunludur.

El ile açılan kuyular için de belge gerekir mi?

Kanun’un 8. maddesinin (a) bendi, el ile açılan kuyuları belge zorunluluğunun dışında tutmuştur.

Su temini amacı taşımayan kazılarda ne yapılır?

Bu kazılar ve kuyular hakkında belge aranmaz; ancak Devlet Su İşleri’nin talebi üzerine bilgi verilmesi zorunludur.

Kullanma belgesi ne zaman alınır?

Kanun’un 10. maddesine göre arama belgesine dayanarak arazisinde yeraltı suyu bulan kişi bu suyu kullanabilir; ancak bir ay içinde Devlet Su İşleri’ne başvurarak kullanma belgesi alır.

Ölçüm sistemi kurulmadan belge verilir mi?

Verilmez. 10. maddeye eklenen fıkraya göre kuyu, galeri, tünel ve benzerlerine ölçüm sistemleri kurulmadan kullanma belgesi verilemez.

Kuyudan çıkan suyun tamamı kullanılabilir mi?

Kullanılamaz. Kanun’un 4. maddesine göre kuyu açan kimse, bulunan suyun ancak kendi faydalı ihtiyaçlarına yetecek miktarını kullanmaya yetkilidir; bu miktarı aşan sular ile satılmak üzere çıkarılan sular hakkında ayrı bir rejim öngörülmüştür.

Belgesiz kuyu açanın karşılaşacağı yaptırım nedir?

Kanun’un 18. maddesinin (a) bendine göre belge almadan 8. maddedeki işleri yapanlar ile kasten yanlış bilgi verenler idari para cezası ile cezalandırılır.

Ceza verildikten sonra kuyu mutlaka kapatılır mı?

Kapatılmayabilir. Aynı bende göre ceza alınmakla beraber, kuyunun açılıp işletilmesinde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce bir sakınca görülmezse sahibine gerekli belge verilir; aksi hâlde kuyu kapatılır ve masrafı kuyuyu açtırandan alınır.

İdari para cezasını kim verir?

Kanun’un 18. maddesinin son fıkrasına göre bu Kanun’da yazılı olan idari para cezaları mahallî mülkî amir tarafından verilir.

Yeraltı suyu ile jeotermal kaynak arasındaki fark nedir?

5686 sayılı Kanun’a göre jeotermal kaynak, sıcaklığı sürekli olarak bölgesel atmosferik yıllık ortalama sıcaklığın üzerinde olan, çevresindeki sulara göre daha fazla miktarda erimiş madde ve gaz içerebilen su, buhar ve gazları ifade eder. Bu nitelikte olmayan yeraltı suları 167 sayılı Kanun’a tâbidir.

Jeotermal nitelik tespiti nasıl yapılmalıdır?

Danıştay 8. Dairesi, uyuşmazlıkta menfaati bulunan kişiye numune teslim edilerek yaptırılan testlerin güvenilirliğe şüphe düşürdüğünü belirtmiş; mahkemece bizzat numune alınarak alanında uzman yeni bir bilirkişi heyetiyle tüm analiz ve testlerin yaptırılması gerektiğini kabul etmiştir.

Yeraltı suyu kullanma belgesi jeotermal ruhsata dönüştürülebilir mi?

Danıştay 8. Dairesi, 167 sayılı Kanun kapsamındaki kullanma belgesine dayanan taksir, intibak ve işletme ruhsatı talebinin 5686 sayılı Kanun’un geçici 1. ve 2. maddeleri ile 6. maddesinin 6. fıkrası kapsamına girmediği sonucuna varmıştır.

Bu davalarda temyiz yolu açık mıdır?

Açık değildir. Danıştay 8. Dairesi, 167 sayılı Kanun uygulamasına ilişkin uyuşmazlığın İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin (h) bendi kapsamında bulunmadığını, bu nedenle bölge idare mahkemesi kararının kesin olduğunu belirterek temyiz istemini incelenmeksizin reddetmiştir.

Dosyaya hangi belgeler konmalıdır?

Tapu kaydı ve taşınmaz bilgileri, kuyunun açılış tarihini ve yöntemini gösteren belgeler, varsa arama ve kullanma belgeleri, ölçüm sistemine ilişkin kayıtlar, idarenin tespit tutanağı ve mühürleme yazısı, idari yaptırım kararı ve tebliğ belgesi, numune alma tutanakları ile analiz raporları ve bölgede ilan edilmiş işletme sahası ile derinlik haddine ilişkin idare yazıları.

İlgili mevzuat
  • 2709 sayılı Anayasa m.168 – Tabiî servetler ve kaynaklar
  • 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanun m.1 – Yeraltı sularının mülkiyeti
  • 167 sayılı Kanun m.4 – İşletme sahaları ve faydalı ihtiyaç
  • 167 sayılı Kanun m.8 – Belge alma zorunluluğu
  • 167 sayılı Kanun m.9 – Arama belgesi
  • 167 sayılı Kanun m.10 – Kullanma belgesi
  • 167 sayılı Kanun m.11 – Islah ve tadil belgesi
  • 167 sayılı Kanun m.18 – Cezalar
  • 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu m.3, 5, 6 ve 11
  • 5686 sayılı Kanun geçici m.1 ve geçici m.2 – İntibak
  • 5326 sayılı Kabahatler Kanunu – Genel hükümler
  • 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.46 – Temyiz kapsamı

İlgili yazılarımız: maden ruhsatı iptali ve idari yaptırımlar, idari para cezasının iptali, ruhsat iptali davası, idari yargıda temyiz kapsamı ve tarımsal destekleme ödemesinin geri alınması.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Bu siteyi Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Google arama sonuçlarınızda legapro.net yazıları daha sık görünür. Ücretsizdir; Google hesabınızdan istediğiniz zaman geri alabilirsiniz. Google'da ekle

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

İdare hukuku — ilgili sayfalar

Bu yazıdaki konuyla ilgili rehberler, dilekçe örnekleri ve hesaplama araçları.

Aynı kategoriden diğer yazılar

İdare Hukuku Makale

Spor Federasyonu Kararları, Tahkim Kurulu ve Yargı Yolu

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Anayasa’nın 59. maddesine göre spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin…

10.09.2026 Yazıyı oku ›
Makaleler

POLİS OLMA ŞARTLARI NELERDİR? BAŞVURU ŞARTLARI

İçindekilerPolis Olma Yolunda: Kapsamlı RehberTürkiye’de Polis Olmanın Yolları ve POLİS OLMA ŞARTLARIPolislik Başvuru Şartları 2024 (Güncel Bilgiler)POMEM, PAEM…

24.04.2024 Yazıyı oku ›
Makaleler

UYAP VATANDAŞ PORTALI NEDİR?

İçindekilerUYAP Vatandaş Portalı: Adli ve İdari İşlemlerinizi e-Devlet Üzerinden Takip Edin!UYAP Vatandaş Portalı’na Nasıl Giriş Yapılır? Adım Adım…

15.07.2024 Yazıyı oku ›
Makaleler

Sosyal Medya Paylaşımları Nedeniyle Disiplin Cezası

İçindekilerSosyal Medya Paylaşımları ve Disiplin Cezaları: Memurun Paylaşım Özgürlüğünün SınırlarıSosyal Medya Paylaşımları Nedeniyle Disiplin Cezası Verilebilir Mi? İfade…

06.01.2025 Yazıyı oku ›
İdare Hukuku Makale

Vergide Uzlaşma Başvurusu ve Sonuçları: Uzlaşırsam Dava Hakkım Biter mi?

İçindekilerİki tür uzlaşmaUzlaşmanın konusu ve kapsam dışı kalanlarUzlaşma ile dava hakkı arasındaki dengeUzlaşma mı, indirim mi?Ne yapmalı?Sık yapılan…

25.08.2026 Yazıyı oku ›
İdare Hukuku Makale

Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı (KVK m.13)

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Kurumlar, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı bedel…

06.09.2026 Yazıyı oku ›
WhatsApp İletişim Ara