Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi Suçu (TCK m.165)

- TCK m.165, bir suçun işlenmesiyle elde edilen eşyayı veya malvarlığı değerini satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişiyi cezalandırır.
- Madde, 26/6/2009 tarihli 5918 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle bugünkü hâline getirilmiştir; bu tarihten önceki fiillerde lehe kanun karşılaştırması yapılmalıdır.
- Ceza altı aydan üç yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezasıdır; iki yaptırım birlikte hükmolunur.
- Suçun temel şartı, failin öncül suça iştirak etmemiş olmasıdır. Hırsızlığa katılan kişi ayrıca m.165’ten cezalandırılamaz.
- Fail eşyanın suç eşyası olduğunu bilerek hareket etmiş olmalıdır; Yargıtay, çalıntı olduğu bilinerek satın alınan cep telefonu örneğinde eylemi doğrudan m.165/1 kapsamında görmüştür.
- Tek bir eylem bölünerek hem hırsızlıktan hem m.165’ten ayrı ayrı hüküm kurulamaz; vasıf değişikliğinde yalnızca bir hüküm kurulur.
- Buna karşılık iddianamede yer almayan bir fiil için ek savunma verilmesiyle yetinilerek m.165’ten mahkûmiyet kurulamaz; CMK m.225 buna engeldir.
- Cezanın üst sınırı üç yıl olduğundan olağan dava zamanaşımı TCK m.66/1-e uyarınca sekiz yıl, kesilme hâlinde olağanüstü zamanaşımı m.67/4 uyarınca on iki yıldır.
- 15–18 yaş grubundaki suça sürüklenen çocuklarda m.66/2 gereği sürenin üçte ikisi uygulanır; Yargıtay bunu 5 yıl 4 ay olarak hesaplamıştır.
- Zamanaşımı dolduğunda hüküm bozulur ve kamu davası CMK m.223/8 uyarınca düşürülür; bu, beraat kararına karşı yapılan temyizde de aynıdır.
- Eşya bir kamu kurumuna aitse Yargıtay uzlaştırma hükümlerinin uygulanmayacağını kabul etmektedir.
- TCK m.167’deki akrabalık ilişkisine dayalı şahsi cezasızlık ve indirim sebepleri, aynı bölümde yer alan bu suç bakımından da uygulanabilir.
- TCK m.168’deki etkin pişmanlık hükmü, maddede sayılan suçlar arasında m.165 bulunmadığından bu suça doğrudan uygulanmaz.
- Eşyayı hukuki bir ilişkiye dayanarak edinen, sonradan suç eşyası olduğunu öğrenip bildirmeyen kişi ise m.165’ten değil m.166’dan sorumlu olur.
- Suç eşyası hakkında ayrıca müsadere hükümleri gündeme gelir; eşyanın iadesi ile cezai sorumluluk birbirinden bağımsızdır.
İkinci el bir telefon, ucuza satılan bir dizüstü bilgisayar ya da kaynağı sorulmadan devralınan bir inşaat malzemesi. Türk Ceza Kanunu’nun 165. maddesi, hırsızlığı yapan kişiyi değil, hırsızlığın ürününü piyasaya taşıyan kişiyi hedef alır. Uygulamada bu madde çoğu zaman hırsızlık dosyasının yan ürünü olarak gündeme gelir ve tam da bu yüzden vasıflandırma hataları sık görülür.
Maddenin merkezinde tek bir cümle vardır: fail, öncül suça iştirak etmemiş olmalıdır. Bu şart sağlanmıyorsa ortada m.165 suçu değil, esas suça iştirak vardır. Aşağıda maddenin unsurlarını, hırsızlıkla arasındaki sınırı, iddianame–hüküm ilişkisini, zamanaşımı hesabını ve uzlaştırma sorununu Yargıtay kararlarıyla birlikte ele alıyoruz.
Kanunî dayanak
“Madde 165 – (Değişik: 26/6/2009 – 5918/3 md.) (1) Bir suçun işlenmesiyle elde edilen eşyayı veya diğer malvarlığı değerini, bu suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.”
TCK m.165, 26/6/2009 tarihli 5918 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle bütünüyle değiştirilmiştir; madde bugünkü hâlini bu değişiklikle almıştır. Bu tarihten önce işlenen fiillerde TCK m.7 uyarınca lehe kanun karşılaştırması yapılması gerekir. Ayrıca TCK m.168, 29/6/2005 tarihli 5377 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle değiştirilmiş, m.168/5 ise 2/7/2012 tarihli 6352 sayılı Kanun’un 84. maddesiyle eklenmiştir; m.168’de sayılan suçlar arasında m.165 yer almadığından bu etkin pişmanlık hükmü doğrudan uygulanmaz.
m.166: “Bir hukuki ilişkiye dayalı olarak elde ettiği eşyanın, esasında suç işlemek suretiyle veya suç işlemek dolayısıyla elde edildiğini öğrenmesine rağmen, suçu takibe yetkili makamlara vakit geçirmeksizin bildirimde bulunmayan kişi, altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.” — m.66/1-e: “Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl, geçmesiyle düşer.” — m.66/2: “onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.”
| Ayrım noktası | TCK m.165 (suç eşyası) | Hırsızlık / iştirak |
|---|---|---|
| Failin öncül suçla ilişkisi | İştirak etmemiş olmalıdır | Fail, öncül suçun faili veya şerikidir |
| Fiil | Satmak, devretmek, satın almak, kabul etmek | Zilyedin rızası dışında bulundurmak (m.141 vd.) |
| Kast | Eşyanın suç eşyası olduğunu bilmek | Malı almak yönünde kast |
| Ceza | 6 ay–3 yıl hapis ve 10.000 güne kadar adlî para cezası | Hırsızlıkta 1–3 yıl (nitelikli hâllerde daha ağır) |
| Olağan dava zamanaşımı | 8 yıl (m.66/1-e) | Suçun üst sınırına göre değişir |
| Olağanüstü zamanaşımı | 12 yıl (m.67/4) | Aynı yönteme göre hesaplanır |
| Akrabalık istisnası | m.167 uygulanabilir | m.167 uygulanabilir |
| Etkin pişmanlık (m.168) | Maddede sayılmadığından doğrudan uygulanmaz | Hırsızlıkta uygulanır |
| Uzlaştırma | Kural olarak kapsamdadır; eşya kamu kurumuna aitse değildir | Basit hırsızlıkta kapsamdadır |
Bu maddede en sık yapılan hata, tek bir olayın iki ayrı suça bölünmesidir. Bir kişi hakkında hırsızlıktan dava açılmış, yargılama sırasında eylemin aslında suç eşyasını kabul etmek olduğu anlaşılmışsa, mahkeme yalnızca m.165’ten tek bir hüküm kurmalıdır. Hem hırsızlıktan beraat hem suç eşyasından mahkûmiyet şeklinde iki karar verilmesi bozma sebebidir. Bunun aynası da geçerlidir: iddianamede hiç yer almayan, başka bir olaya ilişkin bir fiil için ek savunma verilmesiyle yetinilerek m.165’ten hüküm kurulamaz.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Önce öncül suçu belirleyin: eşyanın hangi suçtan elde edildiği ortaya konmadan m.165 uygulanamaz.
- Failin öncül suça iştirak edip etmediğini araştırın. İştirak varsa m.165 değil, esas suçun iştirak hükümleri uygulanır.
- Kastı somutlaştırın: fiyatın rayicin çok altında olması, satıcının tanınmaması, faturasız devir gibi ölçütleri delil olarak sunun.
- İddianamenin kapsamını kontrol edin. Hangi fiil için dava açıldığını netleştirin; iddianamede olmayan fiil için hüküm kurulamaz.
- Vasıf değişikliği söz konusuysa ek savunma hakkının usulüne uygun verildiğini ve tek hüküm kurulduğunu denetleyin.
- Suç tarihini kesin biçimde tespit edin; zamanaşımı hesabı buradan başlar.
- Zamanaşımını iki kademeli hesaplayın: olağan süre sekiz yıl, kesilme varsa olağanüstü süre on iki yıldır.
- Fail suç tarihinde 15–18 yaş grubundaysa m.66/2 gereği sürenin üçte ikisini uygulayın.
- Zamanaşımı dolmuşsa temyiz aşamasında dahi ileri sürün; sonucu bozma ve kamu davasının düşmesidir.
- Eşyanın kime ait olduğunu belirleyin. Kamu kurumuna ait eşyada uzlaştırma yolu kapalıdır.
- Fail ile mağdur arasında TCK m.167’deki akrabalık ilişkilerinden biri varsa şahsi cezasızlık veya indirim talebini yazılı olarak sunun.
- Eşyanın iadesi ve müsadere talebini ayrıca takip edin; iade, cezai sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 12.09.2022 T., 2021/2445 E., 2022/14507 K.
Daire, tek bir eylemin bölünerek hırsızlıktan beraat, suç eşyasından mahkûmiyet şeklinde iki ayrı hüküm kurulmasını bozma sebebi saymış; ayrıca kamu kurumuna ait eşyada uzlaştırma uygulanmayacağını belirterek Tebliğname’nin bu yöndeki bozma düşüncesine katılmamıştır. Kararda önce “sanığın 5237 sayılı TCK’nın 165/1. maddesine uyan eyleminin kamu kurumuna ait eşyaya yönelik olması nedeniyle uzlaşma kapsamında olmadığı dikkate alındığında tebliğnamenin bu hususu içeren bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir” denilmiş; ardından esas bozma sebebi olarak “sanık hakkında düzenlenen iddianame ile hırsızlık suçundan açılan davada, suç vasfının değişmesi nedeniyle suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan hüküm kurulması ile yetinilmesi gerektiği gözetilmeden, tek eylem bölünerek hırsızlık suçundan beraat, suç eşyasının alınması ve kabul edilmesi suçundan ise, mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle iki ayrı karar verilmiş olması” gösterilmiştir. Sonuç: hüküm bu sebeple BOZULMUŞ, karar oy birliğiyle verilmiştir.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 11.11.2021 T., 2020/16318 E., 2021/19187 K.
Bu kararda Daire, çalıntı olduğu bilinerek satın alınan bir cep telefonu bakımından eylemin doğrudan TCK m.165/1 kapsamında kaldığını saptamış ve suça sürüklenen çocuklarda zamanaşımı süresinin nasıl hesaplanacağını göstermiştir. Karara göre “suç tarihinde 15-18 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuğun hırsızlık suçuna konu cep telefonunu suç eşyası olduğunu bilerek satın alması şeklindeki eyleminin TCK’nın 165/1, 31/3. maddelerinde düzenlenen suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunu oluşturduğu, bu suç için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun’un 66/1-e, 66/2. maddelerinde belirtilen 5 yıl 4 aylık dava zamanaşımının, zamanaşımını kesen son işlem olan 09/06/2016 tarihli mahkumiyet hükmünden itibaren inceleme tarihine kadar geçmiş” olduğu belirlenmiştir. Sonuç: hüküm BOZULMUŞ, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kamu davası CMK m.223/8 uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMÜŞ; karar oy birliğiyle verilmiştir.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 12.07.2018 T., 2015/16936 E., 2018/9005 K.
Daire, resmî belgede sahtecilik suçundan açılan bir davanın ek savunma verilmesiyle suç eşyasının kabul edilmesi suçuna dönüştürülemeyeceğine karar vermiştir. Gerekçede “5271 sayılı CMK’nın 225/1. maddesine göre, hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil hakkında kurulabileceğinin düzenlenmesi karşısında, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olduğu, iddianamede dava konusu yapılan fiilin bir başka olaya dayalı olmadan bağımsız olarak açıklanıp belirtilmesinin gerektiği, aksine uygulamanın hangi eylemden dolayı dava açıldığı ve hangi iddiaya karşı savunma yapılacağı hususunda karışıklığa neden olacağı” vurgulanmış; sanıklar hakkında TCK m.204/1’den dava açıldığı ve “bu davanın suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçuna dönüşemeyeceği gözetilmeden ve anılan suçtan dava açılması sağlanmadan, sanıklara TCK’nın 165/1. maddesinden ek savunma verilmesi ile yetinilerek” mahkûmiyet kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. Sonuç: hükümler BOZULMUŞ, karar oy birliğiyle verilmiştir.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 03.06.2024 T., 2022/6783 E., 2024/9120 K.
Daire, on iki yıllık olağanüstü dava zamanaşımının dolduğunu saptayarak Tebliğname’deki onama görüşüne katılmamış ve kamu davasını düşürmüştür. Kararda “sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 165/1 maddesinde tanımlanan suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu için öngörülen cezaların üst sınırına göre aynı Kanun’un 66/1-e, 67/4. maddeleri uyarınca hesaplanan 12 yıllık olağanüstü zamanaşımının, sanık hakkında 06.08.2011 olan suç tarihinden, inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması” bozma sebebi sayılmıştır. Karar, zamanaşımının yalnızca sanık lehine değil, mahkûmiyet hükmüne karşı yapılan her temyizde resen gözetilecek bir muhakeme şartı olduğunu göstermektedir. Sonuç: hüküm BOZULMUŞ, kamu davası CMK m.223/8 uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMÜŞ; karar oy birliğiyle verilmiştir.
İkinci halka, maddenin metnindeki “bu suçun işlenmesine iştirak etmeksizin” ibaresidir. Bu ibare, m.165’i tamamlayıcı bir suç hâline getirir. Hırsızlığa katılan kişi, çalınan malı sonradan satsa bile ayrıca m.165’ten cezalandırılmaz; onun sorumluluğu hırsızlık suçunun içinde erir. Uygulamada asıl tartışma, failin gerçekten iştirak edip etmediğinin ispatında yaşanır ve bu, doğrudan doğruya delil değerlendirmesine ilişkin bir sorundur.
Üçüncü halka vasıflandırmadır. 2022 tarihli karar, aynı eylemin iki ayrı suça bölünmesini bozma sebebi saymıştır. Hırsızlık iddiasıyla açılan bir davada eylemin aslında suç eşyasını kabul etmek olduğu anlaşılırsa, mahkeme yalnızca m.165’ten tek bir hüküm kurmalıdır. Hem hırsızlıktan beraat hem suç eşyasından mahkûmiyet biçiminde iki karar verilmesi, tek fiilin ikiye bölünmesi anlamına gelir. Bu ayrımın hırsızlık suçunun unsurları ile birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Dördüncü halka, vasıflandırmanın sınırıdır. 2018 tarihli karar, ters yöndeki hatayı düzeltir: mahkeme, iddianamede hiç yer almayan, başka bir olaya dayanan bir fiil için ek savunma verilmesiyle yetinerek m.165’ten hüküm kuramaz. CMK m.225, hükmün konusunu iddianamede gösterilen eylemle sınırlar. Bu iki karar birlikte okunduğunda ortaya şu ölçüt çıkar: aynı fiilin hukuki nitelendirmesi değişebilir, ancak fiilin kendisi değişemez.
Beşinci halka zamanaşımıdır ve pratikte en çok sonuç doğuran halkadır. Cezanın üst sınırı üç yıl olduğundan m.66/1-e uyarınca olağan süre sekiz yıldır. Zamanaşımını kesen bir işlem varsa m.67/4 devreye girer ve süre yarı oranında uzayarak on iki yıla çıkar. 2024 tarihli karar bu on iki yıllık süreyi, 2021 tarihli karar ise 15–18 yaş grubundaki suça sürüklenen çocuk bakımından m.66/2 gereği üçte iki oranıyla hesaplanan 5 yıl 4 aylık süreyi uygulamıştır. Dava ve ceza zamanaşımı süreleri arasındaki farkı bu noktada gözden geçirmek yerinde olur.
Altıncı halka zamanaşımının sonucudur. Süre dolmuşsa hüküm bozulur ve kamu davası CMK m.223/8 uyarınca düşürülür. Bu sonuç, mahkûmiyet hükmüne karşı yapılan temyizde de, beraat hükmüne karşı katılan tarafından yapılan temyizde de aynıdır; zamanaşımı bir muhakeme şartı olduğundan resen gözetilir. Nitekim incelenen kararlarda Yargıtay, Tebliğname’deki onama görüşüne rağmen zamanaşımını saptayarak davayı düşürmüştür.
Yedinci halka uzlaştırmadır. 2022 tarihli karar, eşyanın bir kamu kurumuna ait olması hâlinde uzlaştırma hükümlerinin uygulanmayacağını açıkça belirtmiştir. Bu tespit, dosyanın en başında yapılması gereken bir kontrolü zorunlu kılar: mağdur özel bir kişi mi, yoksa kamu kurumu mu? Cevap, dosyanın uzlaştırmaya gönderilip gönderilmeyeceğini belirler.
Son halka, maddenin komşularıdır. Eşyayı hukuki bir ilişkiye dayanarak edinen, sonradan suç eşyası olduğunu öğrenip yetkili makamlara bildirmeyen kişi m.165’ten değil m.166’dan sorumlu olur. TCK m.167’deki akrabalık ilişkilerine dayanan şahsi cezasızlık ve indirim sebepleri bu suç bakımından da işletilebilir. Buna karşılık m.168’deki etkin pişmanlık hükmünde m.165 sayılmadığından, zararın giderilmesi bu suçta doğrudan bir indirim sebebi oluşturmaz.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| Öncül suçu belirlemeden m.165 uygulama | Suçun konusu ortaya konamaz | Eşyanın hangi suçtan elde edildiği saptanmalı |
| Öncül suça iştirak edeni ayrıca m.165’ten cezalandırma | Aynı fiilden iki kez cezalandırma | İştirak varsa yalnızca esas suç uygulanır |
| Tek eylemi bölerek iki hüküm kurma | Bozma sebebi | Vasıf değişikliğinde tek hüküm kurulur |
| İddianamede olmayan fiil için ek savunmayla yetinme | CMK m.225’e aykırılık, bozma | O suçtan ayrıca dava açılması sağlanmalı |
| Kastı araştırmadan mahkûmiyet | Yetersiz gerekçe | Eşyanın suç eşyası olduğunun bilindiği ortaya konmalı |
| Zamanaşımını yalnızca olağan süre üzerinden hesaplama | Kesilme hâli gözden kaçar | m.67/4 uyarınca on iki yıllık süre de hesaplanmalı |
| Çocuk failde yetişkin süresini uygulama | Düşmesi gereken dava sürdürülür | 15–18 yaşta sürenin üçte ikisi uygulanır |
| Kamu kurumuna ait eşyada uzlaştırmaya gönderme | Usul hatası | Bu hâlde uzlaştırma uygulanmaz |
| m.168’i bu suça uygulamaya çalışma | Karşılıksız talep | m.168’de m.165 sayılmamıştır |
Çalıntı olduğunu bilmeden aldığım telefon için ceza alır mıyım?
TCK m.165 kasten işlenebilen bir suçtur; failin eşyanın bir suçtan elde edildiğini bilmesi gerekir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 11.11.2021 tarihli kararında da eylem “suç eşyası olduğunu bilerek satın alması” biçiminde tanımlanmıştır. Bilgi unsuru ortaya konamıyorsa suç oluşmaz.
Hırsızlığa katılan kişi ayrıca bu suçtan da cezalandırılır mı?
Hayır. Madde metni “bu suçun işlenmesine iştirak etmeksizin” ibaresini açıkça arar. Öncül suça iştirak eden kişinin malı sonradan satması, ayrı bir suç oluşturmaz; sorumluluğu esas suçun içinde değerlendirilir.
Cezası nedir, hapis ve para cezası birlikte mi verilir?
Madde altı aydan üç yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası öngörür. Bağlaç “ve” olduğundan iki yaptırım birlikte hükmolunur; hâkim yalnızca birini seçemez.
Hırsızlıktan dava açıldı, mahkeme suç eşyasına çevirebilir mi?
Aynı fiil bakımından hukuki nitelendirme değiştirilebilir; bu durumda ek savunma verilerek tek bir hüküm kurulur. Ancak 2. Ceza Dairesi’nin 12.09.2022 tarihli kararında belirtildiği gibi, tek eylem bölünerek hem hırsızlıktan beraat hem suç eşyasından mahkûmiyet kurulması bozma sebebidir.
İddianamede yazmayan bir olay için m.165’ten hüküm kurulabilir mi?
Kurulamaz. 2. Ceza Dairesi’nin 12.07.2018 tarihli kararında, CMK m.225/1 gereği hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen fiil hakkında kurulabileceği belirtilmiş; başka bir olaya dayanan fiil için ek savunma verilmesiyle yetinilerek mahkûmiyet kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Zamanaşımı süresi kaç yıl?
Cezanın üst sınırı üç yıl olduğundan TCK m.66/1-e uyarınca olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır. Zamanaşımını kesen bir işlem yapılmışsa m.67/4 uyarınca süre yarı oranında uzar ve on iki yıla çıkar. 2. Ceza Dairesi’nin 03.06.2024 tarihli kararında bu on iki yıllık süre uygulanmıştır.
Fail çocuksa zamanaşımı değişir mi?
Değişir. TCK m.66/2 uyarınca fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurup on sekiz yaşını doldurmamış kişilerde sürenin üçte ikisi uygulanır. 2. Ceza Dairesi’nin 11.11.2021 tarihli kararında bu hesap 5 yıl 4 ay olarak yapılmıştır.
Zamanaşımı dolarsa ne olur?
Hüküm bozulur ve kamu davası CMK m.223/8 uyarınca düşürülür. Yargıtay, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hâllerde 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi aracılığıyla uygulanan 1412 sayılı CMUK m.322’ye dayanarak düşme kararını doğrudan kendisi vermektedir.
Beraat kararı verilmişse de zamanaşımı gözetilir mi?
Evet. Zamanaşımı bir muhakeme şartı olduğundan resen gözetilir. 2. Ceza Dairesi’nin 26.05.2022 tarihli 2020/28878 E. sayılı kararında, beraat hükmüne karşı katılan tarafından yapılan temyizde sekiz yıllık zamanaşımının dolduğu saptanmış ve kamu davası düşürülmüştür.
Bu suç uzlaştırmaya tabi mi?
Kural olarak uzlaştırma kapsamındadır. Ancak 2. Ceza Dairesi’nin 12.09.2022 tarihli kararında, eylemin kamu kurumuna ait eşyaya yönelik olması nedeniyle uzlaşma kapsamında olmadığı belirtilmiştir. Mağdurun kim olduğu bu nedenle baştan tespit edilmelidir.
Malı iade edersem ceza almaz mıyım?
TCK m.168’de düzenlenen etkin pişmanlık hükmünde sayılan suçlar arasında m.165 yer almamaktadır; bu nedenle iade tek başına yasal bir indirim sebebi oluşturmaz. İade, temel cezanın belirlenmesinde ve takdiri indirimde değerlendirilebilir.
Aile içinde işlenirse ne olur?
TCK m.167, yağma ve nitelikli yağma hariç bu bölümdeki suçların eş, üstsoy, altsoy, evlat edinen ya da aynı konutta yaşayan kardeş zararına işlenmesi hâlinde ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmayacağını düzenler. İkinci fıkradaki yakınlık derecelerinde ise şikâyet üzerine verilecek ceza yarı oranında indirilir.
Suç eşyası olduğunu sonradan öğrendim, ne yapmalıyım?
Eşyayı hukuki bir ilişkiye dayanarak edinip sonradan suç eşyası olduğunu öğrenen kişi, suçu takibe yetkili makamlara vakit geçirmeksizin bildirimde bulunmalıdır. Bildirmezse TCK m.166 uyarınca altı aya kadar hapis veya adlî para cezasıyla karşılaşabilir.
Madde ne zaman değişti, eski olaylarda hangi hüküm uygulanır?
TCK m.165, 26/6/2009 tarihli 5918 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle değiştirilerek bugünkü hâline getirilmiştir. Bu tarihten önce işlenen fiillerde TCK m.7 uyarınca lehe kanun karşılaştırması yapılması ve sanık lehine olan hükmün uygulanması gerekir.
Eşyanın kendisi ne olur, müsadere edilir mi?
Suç eşyası hakkında ayrıca müsadere hükümleri değerlendirilir; mağdura ait olduğu belirlenen eşya ise iade edilir. Eşyanın iadesi veya müsaderesi, failin cezai sorumluluğundan bağımsız olarak karara bağlanır.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.165 – Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.166 – Bilgi vermeme
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.167 – Şahsi cezasızlık sebebi veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.168 – Etkin pişmanlık
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.169 – Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.7 – Zaman bakımından uygulama ve lehe kanun
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.31 – Yaş küçüklüğü
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.66 ve m.67 – Dava zamanaşımı, sürenin durması ve kesilmesi
- 26/6/2009 tarihli 5918 sayılı Kanun m.3 – TCK m.165’te yapılan değişiklik
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.225 – Hükmün konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.223/8 – Düşme kararı
- 5320 sayılı Kanun m.8 ve 1412 sayılı CMUK m.322 – Yargıtay’ın davayı düşürme yetkisi
İlgili yazılarımız: hırsızlık suçu ve cezası, iddianamenin iadesi, müsadere, etkin pişmanlık ve yağma (gasp) suçu.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.