Orman İzni Talebinin Reddi: Kamu Yararı ve Zaruret Şartı, Maden ve Enerji İzinleri (6831 m.16–17)

- Devlet ormanlarında bina ve tesis yapılması kural olarak yasaktır; Orman Kanunu’nun 17. maddesinin üçüncü fıkrasında sayılan tesislere istisnai olarak izin verilebilir.
- Bu izin için kamu yararı ve zaruret şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir; yalnızca kamu yararı yeterli değildir.
- Danıştay’a göre zaruret, talep edilen faaliyetin orman ekosistemi dışında gerçekleştirilme imkânının bulunmaması demektir.
- Kapsamdaki tesisler; savunma, ulaşım, enerji, haberleşme, su, atık su, petrol, doğalgaz, altyapı, katı atık ve düzenli depolama, baraj, gölet, mezarlık ve Devlete ait sağlık, eğitim, spor ile bakım tesisleridir.
- İzin bedel karşılığında verilir; Devletçe yapılan ve işletilen tesislerden bedel alınmaz.
- İzin süresi kırk dokuz yılı geçemez; amacına uygun faaliyet gösterenlerin süresi doksan dokuz yıla kadar uzatılabilir ve süre sonunda tesisler bedelsiz olarak Orman Genel Müdürlüğüne geçer.
- Madencilik izinleri ayrı olarak 16. maddede düzenlenir; maden arama, işletme ve bunun için zorunlu yol, enerji, su ve altyapı tesislerine bedeli alınarak izin verilir.
- Tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları, verimli orman alanları, orman parkları ve nadir ekosistemlerde madencilik Bakanlığın muvafakatine bağlıdır.
- Danıştay, lisanslı güneş enerjisi santrallerine ormanlık alanda izin verilmesine imkân tanıyan 2023 Yönetmelik değişikliğini, bu tesislerin orman dışında kurulabileceği gerekçesiyle iptal etmiştir.
- Aynı kararda havaalanı sınırları içinde yolcuların zaruri ihtiyaçlarına yönelik otel, lokanta ve alışveriş gibi tesislere ilişkin hüküm, 7519 sayılı Kanun’la getirilen dayanak nedeniyle hukuka uygun bulunmuştur.
- Danıştay kararında aktarıldığına göre Anayasa Mahkemesi, 17. maddedeki “adli hizmet”, “ceza infaz kurumları” ve “hava ayrıştırma” ibarelerini iptal etmiştir.
- Maden yolu izninin reddine karşı açılan davada mahkeme, ormanın korunmasındaki kamu yararı ile madencilik yararını somut olarak kıyaslamadan karar veremez.
- Bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden verilen iptal kararı Danıştay’da bozulmaktadır.
- Kanunda dayanağı bulunmayan define arama izni ve serbest yeminli ormancılık bürolarına saha kontrolü yetkisi yönetmelikle getirilemez.
- İzin talebinin reddine karşı işlemin tebliğinden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılır.
Bir maden sahasına ulaşım yolu açmak, bir baz istasyonu kurmak, bir güneş santrali için alan tahsis ettirmek ya da bir su isale hattını ormandan geçirmek isteyen herkes, er ya da geç Orman Genel Müdürlüğünün izin masasına gelir. Başvuruların önemli bir kısmı “söz konusu sahanın orman olarak kullanımında yarar görüldüğü, izin verilmesinde kamu yararı ve zaruret görülmediği” gibi kısa bir gerekçeyle reddedilir. Öte yandan verilen izinlere karşı da köy tüzel kişilikleri, çevre dernekleri ve bölge halkı dava açmaktadır.
Her iki tarafın uyuşmazlığı da aynı iki kavramda düğümlenir: kamu yararı ve zaruret. Anayasa’nın 169. maddesi ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyete izin verilmeyeceğini söyler; Orman Kanunu ise belirli kamu hizmetleri için sınırlı bir kapı açar. Aşağıda bu kapının hangi şartlarla açıldığı, Danıştay’ın 2021–2025 yılları arasındaki kararlarında izin talebini ve izin veren düzenlemeleri nasıl denetlediği kararların kendi cümleleriyle ele alınmaktadır.
Kanunî dayanak
| Talep türü | Dayanak | Belirleyici ölçüt |
|---|---|---|
| Maden arama, işletme ve zorunlu yol, enerji, su tesisleri | 6831 m.16/1 | Bedel; muhafaza ormanı, verimli orman ve orman parkı gibi alanlarda Bakanlık muvafakati |
| Ulaşım, enerji, haberleşme, su ve altyapı tesisleri | 6831 m.17/3 | Kamu yararı ile zaruretin birlikte gerçekleşmesi |
| Zaruretin tespiti | Anayasa Mahkemesi ve Danıştay içtihadı | Faaliyetin orman ekosistemi dışında gerçekleştirilme imkânının bulunmaması |
| Lisanslı güneş enerjisi santrali | 17/3’teki “enerji”; 2023 Yönetmelik değişikliği | Danıştay ilk derece kararıyla iptal; orman dışında kurulabileceği açık kabul edildi |
| Havaalanı ve yolcu hizmeti tesisleri | 17/3’teki “ulaşım”; 7519 sayılı Kanun’la eklenen hükümler | Havaalanı izin alanı sınırları içinde kalma |
| Adli hizmet, ceza infaz kurumu, hava ayrıştırma tesisi | Anayasa Mahkemesi iptal kararları | Kanundan çıkarıldığı için izin dayanağı yok |
| Define arama | Kanunda dayanak yok | Yönetmelik hükmü iptal edildi |
| İzin süresi ve uzatma | 6831 m.17/3 | En fazla 49 yıl; şartlara uygun faaliyette 99 yıla kadar uzatma |
| Tüzel kişilere ait veya özel ormanlar | 6831 m.16/3 ve m.17/4 | Bakanlık izni; bedel, süre ve devir taraflarca genel hükümlere göre belirlenir |
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Talep ettiğiniz tesisin 16. madde kapsamında bir madencilik faaliyeti mi, yoksa 17. maddenin üçüncü fıkrasındaki kamu hizmeti tesislerinden biri mi olduğunu belirleyin; iki yolun şartları farklıdır.
- İzin istenen alanın meşcere haritasındaki niteliğini, verimli orman, muhafaza ormanı, orman parkı veya gen koruma alanı olup olmadığını önceden öğrenin.
- Tesisin orman dışında kurulabileceği alternatif alanları ve güzergâhları inceleyin; neden uygun olmadıklarını mesafe, eğim, maliyet, güvenlik ve teknik standart bakımından raporlayın.
- Madencilikte ruhsat ve varsa işletme izin belgesini, ÇED kararını ve daha önce aynı saha için verilmiş izinleri başvuru dosyasına ekleyin.
- Aynı saha için daha önce alınmış ama kullanılmamış bir izin varsa, yeni güzergâh talebinin gerekçesini ayrıca açıklayın; idare bu durumu ret gerekçesi olarak kullanabilir.
- Alanın yakın geçmişte yangın görüp görmediğini ve ağaçlandırma projesi kapsamında bulunup bulunmadığını tespit edin.
- Ret kararı geldiğinde gerekçenin somut veriye mi yoksa kalıp bir ifadeye mi dayandığını değerlendirin ve işlemin dayanağı olan izin raporunu isteyin.
- Ret kararına karşı tebliğden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açın; gerekiyorsa yürütmenin durdurulmasını da isteyin.
- Davada keşif ve bilirkişi incelemesi isteyin; bilirkişiye alternatif alan, erozyon, su rejimi, orman bütünlüğü ve köy halkının kullanımı sorularını ayrı ayrı yöneltin.
- Aynı saha için birden fazla bilirkişi raporu varsa aralarındaki çelişkiyi mahkemenin gidermesini açıkça talep edin; çelişkili rapora dayanan karar bozulabilir.
- Verilmiş bir izne itiraz eden köy tüzel kişiliği, dernek veya bölge sakini iseniz, izin olurunun tebliğ veya öğrenme tarihini belgeleyerek süreyi kaçırmadan dava açın.
- Bir yönetmelik hükmünün kanuna aykırı olduğunu düşünüyorsanız, düzenleyici işleme karşı Danıştay’da ilk derece olarak dava açılabileceğini ve bu davalarda kamu yararı ile zaruret tartışmasının genel olarak yapıldığını hesaba katın.
Danıştay 8. Daire, 05.03.2025 T., 2023/2178 E., 2025/1636 K.
Güneş santrali için kamu yararı var ama zaruret yok: lisanslı GES’lere ormanlık alanda izin veren düzenleme iptal edildi. Bir dernek, 15/02/2023 tarihli Yönetmelik değişikliğiyle ormanlık alanlarda lisanslı güneş enerjisine dayalı elektrik üretim tesislerine izin verilmesinin önünü açan hükümlerin, havaalanı tesislerine ilişkin fıkranın, ağaç röleve planına ve TEİAŞ ile TEDAŞ tesislerine ilişkin hükümlerin iptalini istemiştir. Dava, Danıştay 8. ve 13. Dairelerinin birlikte yaptığı duruşmayla incelenmiştir. Daire, Anayasa Mahkemesinin kararlarına dayanarak kamu yararı ve zaruretin birlikte aranacağını belirttikten sonra güneş santralleri yönünden şu sonuca varmıştır: “ülkemizin ihtiyaç duyduğu enerjinin yerli ve yenilenebilir kaynaklardan karşılanması ve uluslararası taahhütlerin yerine getirilebilmesi amacıyla lisanslı güneş enerjisine dayalı elektrik üretim tesislerine ormanlık alanlarda izin verilmesinde kamu yararının bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Ancak, kamu yararı şartının yanı sıra ormanlık alanda verilecek izinlerde, söz konusu yapıların ormanlık alanlarda yapılmasındaki zorunluluğun açık şekilde ortaya konulması gerekmektedir. Başka bir ifadeyle, herhangi bir alanda yapılabilecek yapıların ormanlık alanlarda yapılmasına izin verilmemesi veya izin verilebilmesi için ormanlık alanda yapılmasının ne gibi bir zaruret arz ettiğinin somut verilerle gerekçelendirilmesi gerekmektedir.” Somut olayda “bu tesislerin orman ekosistemi dışında kurulma imkânının bulunduğu açıktır” denilerek düzenleme hukuka aykırı bulunmuştur. Buna karşılık havaalanı izin alanı içindeki yolcu hizmeti tesislerine ilişkin fıkra, 7519 sayılı Kanun’la getirilen hükümlere uygun görülmüş; korunacak ağaç yoksa röleve planı istenmemesi ve TEİAŞ ile TEDAŞ tesislerinde indirimli bedel hükümleri de hukuka uygun sayılmıştır. GES’e ilişkin hükümler ile bunlara bağlı fıkra oyçokluğuyla iptal edilmiş, diğer kısımlar yönünden dava reddedilmiş; karar Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere verilmiştir. Ağaç röleve planına ilişkin kısımdaki karşı oy Dairenin kabul ettiği görüş değildir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 08.04.2021 T., 2019/2014 E., 2021/740 K.
Zaruret, faaliyetin orman sınırları dışında yapılma imkânının bulunmamasıdır; kanunda dayanağı olmayan define arama izni yönetmelikle getirilemez. Davacılar, 2014 tarihli Orman Kanununun 17/3 ve 18 inci Maddelerinin Uygulama Yönetmeliği’nin izin verilecek tesisleri sayan, zaruret incelemesini düzenleyen, define aramasına imkân tanıyan ve saha kontrolünü serbest yeminli ormancılık bürolarına bırakan hükümlerinin iptalini istemiştir. Kurulun onadığı Danıştay 8. Dairesi kararında, Anayasa Mahkemesinin 2007 tarihli kararına atıfla zaruretin “talep edilen faaliyetin orman ekosistemi dışında gerçekleştirilmesi imkanının bulunmaması durumu olarak anlaşılması gerektiği” belirtilmiş; zaruret incelemesini düzenleyen hükmün, “faaliyetin orman sınırları dışında gerçekleştirilmesi imkânının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi suretiyle kamu hizmetinin ormanlık alanda, izne konu olabilmesini mümkün kılması nedeniyle” hukuka uygun olduğu kabul edilmiştir. Define arama yönünden ise “dayanağı olan 6831 sayılı Kanun’da veya bir başka kanunda, ormanlık alanlarda define arama faaliyetinin yapılmasına açıkça olanak tanıyan yasal bir düzenleme bulunmamasına karşın” bu faaliyetin yolunun açıldığı gerekçesiyle ilgili ibareler iptal edilmiş; serbest yeminli ormancılık bürolarına kontrol yetkisi veren cümle de açık yasal yetki bulunmadığından hukuka aykırı sayılmıştır. Tarafların temyiz istemleri reddedilerek Daire kararı onanmış; karar 08.04.2021 tarihinde kesin olarak, iki kısım yönünden oyçokluğu, diğer kısımlar yönünden oybirliğiyle verilmiştir. Kararda yer alan iki karşı oy Kurulun kabul ettiği görüş değildir.
Danıştay 8. Daire, 05.12.2025 T., 2023/6137 E., 2025/9499 K.
Maden yolu izninin reddine karşı davada ormanın korunmasındaki yarar ile madencilik yararı somut olarak kıyaslanmalıdır. Bir çimento şirketi, Bolu’daki maden sahası için 7.163,69 m²’lik yol izni istemiş; başvuru, sahanın orman olarak kullanımında yarar görüldüğü ve izin verilmesinde kamu yararı ve zaruret görülmediği gerekçesiyle reddedilmiştir. İdare mahkemesi bilirkişi raporuna dayanarak işlemi iptal etmiş, bölge idare mahkemesi istinaf başvurusunu reddetmiştir. Daire önce kıyaslama zorunluluğunun kaynağını belirtmiştir: “Ormanlık alanda verilen izne konu edilen kamu yararı ile ormanın muhafazasındaki kamu yararının karşılaştırılmasının yapılması zorunluluğu Anayasa’nın 169. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ‘Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez.’ hükmünden kaynaklanmaktadır.” Dosyada aynı saha için daha önce verilmiş ve kullanılmamış bir yol izni bulunduğunu, aynı bilirkişi heyetinin iki ayrı raporda iki farklı güzergâh için de “daha iyi alternatifi yoktur” dediğini tespit etmiş ve mahkemenin incelemesi gereken hususları şöyle sıralamıştır: “davaya konu izin talebinin orman alanlarına ve tarım faaliyetlerine zarar verip vermeyeceği, izin istenilen sahanın verimli orman alanlarına isabet edip etmediği, su kaynakları üzerinde bir etkisinin bulunup bulunmadığı, sahanın köy halkı tarafından mesire alanı ve otlak olarak kullanılıp kullanılmadığı, davaya konu iznin verilmesi durumunda orman bütünlüğü ve çevre üzerinde ne gibi etkilerinin olacağının değerlendirilmesi gerekmekte”dir. Bölge idare mahkemesi kararı bozulmuş; karar 05.12.2025 tarihinde kesin olarak ve oybirliğiyle verilmiştir.
Danıştay 8. Daire, 30.05.2025 T., 2022/7542 E., 2025/5310 K.
Yangın sonrası ağaçlandırma gerekçesi, alan ağaçlandırma projesi içinde değilse ve ÇED olumluysa tek başına ret için yeterli görülmemiştir. Çanakkale Ezine’deki bir kil madeni sahasında toplam 71.643,75 m²’lik alan için orman izni talebi reddedilmiştir. İdare mahkemesi; alanda daha önce yangın çıktığını, ağaçlandırmaya ağırlık verileceğini, iznin orman bütünlüğünü bozacağını ve alanın tarım arazilerine yakın olduğunu belirterek davayı reddetmiştir. Bölge idare mahkemesi ise idarenin kendi elemanlarının arazi incelemesinde “dava konusu alanın ağaçlandırma projesi sahasında yer almadığı”, maden projesine ilişkin ÇED olumlu kararı bulunduğu ve nihai raporda tarım alanları ile orman sahasına yönelik ayrıntılı değerlendirmelerin yer aldığı gerekçesiyle ilk derece kararını kaldırıp işlemi iptal etmiştir. Daire, “Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir” diyerek bu kararı onamıştır. Bölge idare mahkemesi kararı onanmış; karar 30.05.2025 tarihinde kesin olarak ve oyçokluğuyla verilmiştir. Kararda yer alan karşı oy, yanan ormanın yerine yenisinin yetiştirilmesi yükümlülüğü karşısında ret işleminin hukuka uygun olduğu görüşündedir; bu görüş Dairenin kabul ettiği görüş değildir.
Soyut katmanda ölçüt, Anayasa Mahkemesinin yıllar içinde geliştirdiği ve Danıştay’ın 2021 tarihli Kurul kararında benimsediği tanımdır: zaruret, faaliyetin orman ekosistemi dışında gerçekleştirilme imkânının bulunmamasıdır. Bu ölçüt, yol, enerji nakil hattı, su isale hattı veya baraj gibi doğası gereği belirli bir coğrafyaya bağlı tesisler için çoğu zaman karşılanabilir. Buna karşılık 2025 tarihli Daire kararında lisanslı güneş santralleri için karşılanmamıştır; çünkü güneş panelleri ormanlık olmayan bir alanda da kurulabilir. Aynı mantıkla Anayasa Mahkemesi adli hizmet binaları, ceza infaz kurumları ve hava ayrıştırma tesisleri için de zaruret bulunmadığını kabul etmiştir.
Bu nedenle izin talep eden taraf, başvurusunu yalnızca faaliyetin topluma yararına dayandırmamalıdır. Asıl gösterilmesi gereken, neden ormanlık olmayan bir alanın seçilemediğidir. Madencilikte bu sorunun cevabı genellikle cevherin bulunduğu yerdir; ancak cevhere ulaşan yolun, stok sahasının veya tesislerin nereye kurulacağı ayrı ayrı tartışılabilir. Bolu’daki maden yolu kararında Danıştay’ın istediği tam da budur: aynı saha için iki ayrı güzergâh önerildiğinde hangisinin madencilik, çevre ve köy halkı bakımından daha avantajlı olduğu, raporlar arasındaki çelişki giderilerek belirlenmelidir.
Somut katmanda Danıştay’ın aradığı inceleme listesi uygulamada doğrudan bilirkişi sorularına dönüştürülebilir: iznin orman alanlarına ve tarım faaliyetlerine zararı, sahanın verimli orman alanı olup olmadığı, su kaynaklarına etkisi, köy halkının mesire veya otlak olarak kullanımı ve orman bütünlüğüne etkisi. Bu soruları bilirkişiye açıkça yöneltmeyen taraf, lehine bir rapor alsa bile kararın bozulma riskini taşır. Madencilik ruhsatına bağlı diğer yaptırımlar için maden ruhsatı iptali yazımıza bakılabilir.
Ezine kararı ise idarenin ret gerekçesinin de denetlendiğini gösterir. İdare, alanın yangın görmüş olduğunu ve ağaçlandırmaya öncelik verileceğini belirtmiş; ancak kendi arazi incelemesinde alanın ağaçlandırma projesi içinde bulunmadığı tespit edilmiştir. ÇED sürecinde tarım ve orman alanlarına etkinin ayrıntılı olarak değerlendirilmiş olması da bölge idare mahkemesinin iptal gerekçesinde önemli bir yer tutmuştur. Danıştay bu kararı onamış, yangın sonrası ağaçlandırma yükümlülüğünü öne çıkaran görüş karşı oyda kalmıştır. Uygulamadaki ders, idarenin genel ifadelerle kurduğu ret gerekçesinin, kendi dosyasındaki somut tespitlerle çeliştiğinde ayakta kalmayabileceğidir.
Düzenleyici işlemler bakımından 2021 tarihli Kurul kararı önemli bir sınır çizmiştir: yönetmelik, kanunun saydığı tesis türlerini genişletemez. Define arama veya serbest yeminli ormancılık bürolarına denetim yetkisi gibi kanunda dayanağı olmayan düzenlemeler iptal edilmiştir. Aynı ilke 2025 kararında da görülür; havaalanı sınırları içindeki otel, lokanta ve alışveriş gibi tesislere ilişkin hüküm ancak 7519 sayılı Kanun’la bu tesislere kanuni dayanak getirildiği için hukuka uygun bulunmuştur. Planlama boyutunda orman alanlarını etkileyen plan kararlarına karşı yollar için imar planının iptali davası yazımız yol gösterici olacaktır.
Son olarak orman izni ile orman sınırlarının belirlenmesi birbirine karıştırılmamalıdır. Bir alanın orman olup olmadığı kadastro ve 2/B işlemleriyle belirlenir; izin ise orman niteliği kesin olan Devlet ormanında bir faaliyete istisnai olarak imkân tanır. Taşınmazın orman sayılmasına itiraz edilecekse bu, orman kadastrosu ve 2/B arazileri kapsamında ayrı bir yol izlenerek yapılmalıdır.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Neden sorun çıkarır | Doğrusu |
|---|---|---|
| Başvuruyu yalnızca kamu yararına dayandırmak | Kanun ve Danıştay kamu yararı ile zaruretin birlikte gerçekleşmesini arar | Tesisin neden orman dışında kurulamadığını teknik verilerle gösterin |
| Alternatif alan ve güzergâh incelemesi yapmamak | Zaruret, orman dışında gerçekleştirme imkânının bulunmamasıdır; alternatif gösterilmezse şart ispatlanamaz | Alternatifleri mesafe, eğim, güvenlik ve maliyet yönünden raporlayın |
| Önceki kullanılmayan izni açıklamamak | Aynı saha için verilmiş izin kullanılmadan yeni güzergâh istemek, idare ve mahkeme gözünde ciddi soru işaretidir | Önceki güzergâhın neden kullanılamadığını belgeleyin |
| Bilirkişi raporlarındaki çelişkiye itiraz etmemek | Danıştay çelişkili raporlara dayanan kararı bozmaktadır | Çelişkinin giderilmesini ve ek rapor alınmasını açıkça isteyin |
| Bilirkişiye sınırlı soru yöneltmek | Orman bütünlüğü, su kaynakları ve köy halkının kullanımı incelenmezse kıyaslama eksik kalır | Danıştay’ın saydığı başlıkları bilirkişi sorularına dönüştürün |
| Madencilik izni ile 17/3 iznini karıştırmak | İki izin farklı maddelere ve farklı şartlara tabidir | Talebin dayanağını başvuruda ve dilekçede doğru belirtin |
| Yangın sonrası durumu araştırmamak | İdare ağaçlandırma yükümlülüğünü ret gerekçesi yapabilir | Alanın ağaçlandırma projesi içinde olup olmadığını resmi kayıtlarla belirleyin |
| Yönetmelik hükmünü kesin sanmak | Kanunda dayanağı olmayan veya zaruret şartını karşılamayan hükümler iptal edilebilir; bazı iptal kararları henüz kesinleşmemiştir | Dayanak hükmün güncel yargısal durumunu dava açmadan önce kontrol edin |
| Dava süresini izin olurunun öğrenilmesinden itibaren hesaplamamak | Üçüncü kişilerin izne karşı açacağı davada süre öğrenmeyle başlar ve kısa sürede kaçabilir | Öğrenme tarihini belgeleyerek altmış gün içinde dava açın |
Devlet ormanında hangi tesislere izin verilebilir?
Orman Kanunu’nun 17. maddesinin üçüncü fıkrasına göre savunma, ulaşım, enerji, haberleşme, su, atık su, petrol, doğalgaz, altyapı, katı atık bertaraf ve düzenli depolama tesisleri; baraj, gölet, sokak hayvanları bakımevi ve mezarlıklar ile Devlete ait engelli ve yaşlı bakım merkezleri, sağlık, eğitim ve spor tesisleri için kamu yararı ve zaruret bulunması hâlinde izin verilebilir.
Kamu yararı ve zaruret ne demektir?
Kamu yararı, faaliyetin topluma sağladığı yararı ifade eder. Zaruret ise Danıştay’ın Anayasa Mahkemesi kararlarına dayanarak benimsediği tanıma göre, talep edilen faaliyetin orman ekosistemi dışında gerçekleştirilme imkânının bulunmamasıdır. İznin verilebilmesi için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Maden sahası için orman izni nasıl alınır?
Madencilik izinleri 16. maddeye tabidir. Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik için zorunlu tesis, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı tesislerine, fon bedelleri hariç bedeli alınarak Tarım ve Orman Bakanlığınca izin verilir. Tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları, verimli orman alanları, orman parkları ve nadir ekosistemlerde ise Bakanlık muvafakati aranır.
Ormanlık alana güneş enerjisi santrali kurulabilir mi?
Danıştay 8. Dairesi 05/03/2025 tarihli kararında, lisanslı güneş enerjisi santrallerine ormanlık alanda izin verilmesinde kamu yararı bulunduğunu, ancak bu tesislerin orman ekosistemi dışında kurulma imkânı bulunduğundan zaruret şartının gerçekleşmediğini kabul ederek ilgili Yönetmelik değişikliğini iptal etmiştir. Karar ilk derece kararıdır ve temyiz yolu açıktır.
İzin ne kadar süre için verilir?
17. maddenin üçüncü fıkrasına göre izin süresi kırk dokuz yılı geçemez. İzin amaç ve şartlarına uygun olarak faaliyet gösteren hak sahiplerinin izin süreleri, rayiç değer üzerinden belirlenecek yıllık bedelle doksan dokuz yıla kadar uzatılabilir. İznin sona ermesi hâlinde Devletçe yapılanlar dışındaki bina ve tesisler eksiksiz ve bedelsiz olarak Orman Genel Müdürlüğünün tasarrufuna geçer.
İzin için bedel ödenir mi?
Gerçek ve tüzel kişilere izin bedeli karşılığında verilir. Kanun, Devletçe yapılan ve işletilen tesislerden bedel alınmayacağını öngörür. Madencilikte de genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin baraj, gölet, liman ve yol gibi yapılarda dolgu amaçlı kullanacağı hammadde üretiminden ve zorunlu tesislerinden bedel alınmaz.
İzin talebim reddedildi, ne yapabilirim?
Ret işleminin tebliğinden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açabilirsiniz. Davada keşif ve bilirkişi incelemesi istenmeli, bilirkişiye alternatif alanlar, orman bütünlüğü, su kaynakları ve köy halkının kullanımı gibi sorular açıkça yöneltilmelidir. Danıştay somut kıyaslama yapılmadan verilen kararları bozmaktadır.
Bilirkişi raporu lehime ama başka bir rapor aleyhime, mahkeme ne yapar?
Danıştay 8. Dairesi 05/12/2025 tarihli kararında, aynı maden sahası için aynı bilirkişi heyetinin iki farklı güzergâh hakkında “daha iyi alternatifi yoktur” dediği raporlar arasındaki çelişkinin giderilmeden karar verilmesini hukuka aykırı bulmuş ve hangi yolun madencilik, çevre ve köy halkı bakımından daha avantajlı olduğunun tespit edilmesini istemiştir.
Yangın görmüş alana izin verilir mi?
Anayasa’nın 169. maddesi yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilmesini öngörür. Danıştay 8. Dairesinin 30/05/2025 tarihli kararında onanan bölge idare mahkemesi kararı ise alanın idarenin kendi tespitine göre ağaçlandırma projesi içinde bulunmadığını ve maden projesi için ÇED olumlu kararı bulunduğunu dikkate alarak ret işlemini iptal etmiştir. Somut alanın durumu belirleyicidir.
Ormanlık alanda define aranabilir mi?
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun onadığı kararda, Orman Kanunu’nda veya başka bir kanunda ormanlık alanlarda define aranmasına açıkça imkân tanıyan bir düzenleme bulunmadığı belirtilerek, yönetmelikteki define aramaya ilişkin hükümler iptal edilmiştir. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’ndaki define arama hükmü de bu konuda dayanak kabul edilmemiştir.
Havaalanı içindeki otel ve alışveriş alanları orman izniyle yapılabilir mi?
Danıştay 8. Dairesi, 7519 sayılı Kanun’la Orman Kanunu’na eklenen hükümler karşısında havaalanı izin alanı sınırları içinde yolcuların zaruri ihtiyaçlarını karşılayacak sağlık, otel, motel, lokanta, dini tesis ve alışveriş üniteleri gibi tesislere izin veren yönetmelik hükmünü hukuka uygun bulmuştur. Bu tesislerin havaalanı sınırları içinde kalması şarttır.
Adliye veya cezaevi için ormanda izin verilebilir mi?
Danıştay 8. Dairesinin kararında aktarıldığına göre Anayasa Mahkemesi, 27/12/2023 tarihli kararıyla 17. maddedeki “adli hizmet” ve “ceza infaz kurumları” ibarelerini, bu tesislerin orman ekosistemi dışında kurulma imkânının bulunduğu ve zorunlu bir faaliyet sayılamayacağı gerekçesiyle iptal etmiştir. Aynı gerekçeyle “hava ayrıştırma” tesisleri de 2024 tarihli kararla kanundan çıkarılmıştır.
Verilen bir orman iznine köy halkı dava açabilir mi?
İncelenen kararlarda izin işlemlerine köy tüzel kişiliği ve dernekler tarafından da dava açıldığı görülmektedir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2021 tarihli kararında davacıların dava açma ehliyetinin bulunduğuna oyçokluğuyla karar verilerek esasa girilmiştir. Ehliyet her dosyada davacı ile işlem arasındaki menfaat ilişkisine göre ayrıca değerlendirilir.
Özel ormanda veya bir kamu kurumuna ait ormanda da izin gerekir mi?
Evet. 17. maddenin dördüncü fıkrasına göre bu tesislerin tüzel kişiliği haiz kamu kurumlarına ait ormanlarda veya özel ormanlarda yapılmak istenmesi hâlinde de Bakanlıkça izin verilebilir. Bu durumda kullanım bedeli, süresi ve tesislerin devri gibi hususlar genel hükümlere uygun olarak taraflarca tespit edilir. Madencilik için 16. maddenin üçüncü fıkrasında benzer bir düzenleme bulunur.
Orman izni ile orman kadastrosu itirazı aynı şey mi?
Hayır. Orman kadastrosu ve 2/B işlemleri bir taşınmazın orman sayılıp sayılmayacağını belirler. Orman izni ise orman niteliği kesin olan bir Devlet ormanında belirli bir faaliyete istisnai olarak imkân tanır. Taşınmazın orman olmadığını ileri süren kişinin izin başvurusu yerine kadastroya ilişkin yolları kullanması gerekir.
- 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.169 — Ormanların korunması ve geliştirilmesi
- 6831 sayılı Orman Kanunu m.16 — Devlet ormanlarında madencilik izinleri
- 6831 sayılı Orman Kanunu m.17 — Orman içinde yasak faaliyetler ve kamu yararı ile zaruret hâlinde verilecek izinler
- 6831 sayılı Orman Kanunu m.18 — Orman içi faaliyetlere ilişkin izinler
- 6831 sayılı Orman Kanunu ek m.9 ve geçici m.14 — Havaalanı izin alanındaki tesisler (7519 sayılı Kanun)
- 7442 sayılı Kanun m.10 ve m.11 — 16. ve 17. maddelerde 2023 değişiklikleri
- Orman Kanununun 16’ncı Maddesinin Uygulama Yönetmeliği
- Orman Kanunu’nun 17. maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanmasına ilişkin yönetmelik ve 2023 değişikliği
- Anayasa Mahkemesinin 27/12/2023 tarihli ve E:2018/95, K:2023/221 sayılı kararı
- Anayasa Mahkemesinin 09/05/2024 tarihli ve E:2021/106, K:2024/101 sayılı kararı
- 2872 sayılı Çevre Kanunu — Çevresel etki değerlendirmesi
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.2, m.7 ve m.27 — Menfaat ihlali, dava süresi ve yürütmenin durdurulması
İlgili yazılarımız: Orman kadastrosu ve 2/B arazileri · Maden ruhsatı iptali · İmar planının iptali davası · Yürütmenin durdurulması · İdari yargıda temyiz kapsamı
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.