Okulda Öğrencinin Yaralanması: Hizmet Kusuru, Emanet Sorumluluğu ve Tazminat

legapro kapak 16999 LegaPro Hukuk Okulda Öğrencinin Yaralanması: Hizmet Kusuru, Emanet Sorumluluğu ve Tazminat
Kısaca
  • Eğitim ve öğretim hizmetinin Devlet adına yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden Millî Eğitim Bakanlığı sorumludur.
  • İdare, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdür.
  • Hizmet kusuru, hizmetin kötü, geç ya da hiç işlememesi hâllerinde gerçekleşir.
  • Hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağı incelenir.
  • Danıştay, çocuğun okula bırakılmasıyla gözetim yükümlülüğünün veliden okul idaresine geçtiğini kabul eder.
  • Bu döneme ilişkin zararlar için emanet ve güven sorumluluğu ilkesi uygulanmaktadır.
  • İdare, kusuru bulunmadığını ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz.
  • Risk ilkesi uygulanırken çocuğun öznel durumu ayrıca gözetilir.
  • Her öğrenci için ayrı personel görevlendirilemeyeceği, en temel güvenlik tedbirlerinin alınmasının arandığı belirtilmiştir.
  • Özel okulda meydana gelen olayda Bakanlığın denetim yükümlülüğü ortadan kalkmaz.
  • Denetim yükümlülüğünün ihlali ile zarar arasında illiyet bağı kurulması gerekir.
  • Velinin kendi yükümlülüğünü ihmali hâlinde müterafik kusur değerlendirmesi yapılır.
  • Manevi tazminat zenginleşmeye yol açmamalı, ancak elem ve ızdırabı giderecek oranda olmalıdır.
  • Zarar belgelenemiyorsa hâkim miktarı hakkaniyete uygun olarak belirleyebilir.
  • Dava açmadan önce idareye başvuru zorunludur.

Okulda meydana gelen bir kaza, ailenin karşısına iki ayrı soruyla çıkıyor: idare sorumlu mudur, sorumluysa hangi ilkeye göre? Uygulamada okul idaresi çoğu zaman “öğretmenin kusuru yok” diyerek sorumluluğu reddediyor. Oysa Danıştay, kusur bulunmasa bile idarenin sorumlu tutulabileceği bir çerçeve geliştirmiş durumda.

Bu yazıda okulda yaralanan öğrenci bakımından hizmet kusurunun nasıl belirlendiği, kusur yoksa hangi kusursuz sorumluluk ilkesinin devreye girdiği, özel okullarda Bakanlığın denetim sorumluluğunun kapsamı, müterafik kusurun rolü ve tazminatın nasıl hesaplandığı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu ile 8. Daire kararlarıyla ele alınmaktadır.

Kanunî dayanak

Anayasa m.125 ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu m.56: “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. … İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”“Eğitim ve öğretim hizmetinin, bu kanun hükümlerine göre Devlet adına yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden Milli Eğitim Bakanlığı sorumludur.” 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.2/1-(b) uyarınca idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Özel öğretim kurumlarının denetimi — 5580 sayılı Kanun m.11: Kanun, özel öğretim kurumlarının ve bu kurumlarda görevli personelin Bakanlığın denetimi ve gözetimi altında olduğunu, eğitim-öğretim ve yönetim bakımından yapılan denetimlerde kurumun özel yönetmeliğinin de dikkate alınacağını düzenler. Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 67. maddesinde de özel öğretim kurumlarının belirli aralıklarla denetleneceği öngörülmüştür. Danıştay kararlarında, eğitim öğretim hizmetinin özel kurumlar eliyle yürütülmesinin idarenin denetim ve gözetim yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı vurgulanmaktadır.
Değişiklik uyarısı: Bu alanda uygulanacak kuralların önemli bölümü kanun metninde değil, yargı içtihadında şekillenmiştir. Danıştay 8. Dairesi 2024 ve 2025 tarihli kararlarında, okulda meydana gelen ve idareye doğrudan kusur atfedilemeyen olaylar bakımından risk ilkesinin ve kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesinin yeterli olmadığını belirterek emanet (güven) sorumluluğu adını verdiği yeni bir kusursuz sorumluluk yaklaşımı geliştirmiştir. Bu nedenle 2020 öncesi tarihli kararlara dayanan dilekçelerde sorumluluk ilkesinin güncel içtihada göre yeniden kurulması gerekir. Mevzuat tarafında ise 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin teşkilat hükümleri Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yeniden düzenlenmiş; Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin denetim sıklığına ilişkin 67. maddesi de zaman içinde değişmiştir. Olaya uygulanacak metin, olayın gerçekleştiği tarihe göre belirlenmelidir.
KonuKuralDayanak
Genel sorumlulukİdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı öderAnayasa m.125
Dava türüTam yargı davası2577 m.2/1-(b)
Gözetim ve denetimEğitim öğretim hizmetinde Bakanlık sorumludur1739 m.56
Hizmet kusuruHizmetin kötü, geç veya hiç işlememesiYargısal içtihat
Kusursuz sorumlulukİlliyet bağının kanıtlanması yeterlidirYargısal içtihat
Emanet sorumluluğuÇocuk okula emanet bırakılmış sayılırDanıştay 8. D. 2025
Özel okulDenetim yükümlülüğü Bakanlıkta kalır5580 m.11
Müterafik kusurVelinin ve üçüncü kişilerin kusuru dikkate alınırYargısal içtihat
Ön başvuruDava açmadan önce idareye başvurulur2577 m.13
Kritik nokta: Dilekçe kurulurken sorumluluk ilkesi sıraya konmalıdır. Önce hizmet kusuru araştırılır: nöbetçi öğretmen görevinde miydi, yerine görevlendirme yapıldı mı, ilk müdahale ve sağlık kuruluşuna sevk zamanında mıydı, okul en son ne zaman denetlendi. Hizmet kusuru saptanırsa sorumluluk asli ve doğrudandır. Kusur saptanamazsa dosya kapanmaz: Danıştay 8. Dairesi, çocuğun veli tarafından okula bırakılmasıyla gözetim yükümlülüğünün idareye geçtiğini ve çocuğun idareye nesnel biçimde emanet bırakılmış sayıldığını kabul ederek, bu süre içinde doğan zararlardan idarenin kusursuz sorumluluk kapsamında sorumlu olacağını belirtmiştir. Bu nedenle talep, hem hizmet kusuru hem terditli olarak kusursuz sorumluluk esasına dayandırılmalıdır.

Ne yapmalı? Adım adım yol haritası

  1. Olay günü tutulan tutanağın, nöbet çizelgesinin ve olay yerinin fotoğraflarının bir örneğini isteyin.
  2. Okul idaresinin olayı ailelere ne zaman ve nasıl bildirdiğini kayıt altına alın.
  3. İlk müdahalenin kim tarafından yapıldığını ve sağlık kuruluşuna sevk saatini tespit edin.
  4. İl millî eğitim müdürlüğüne şikâyette bulunarak soruşturma açılmasını isteyin.
  5. Maarif müfettişi raporunu ve varsa verilen disiplin cezalarını dosyanıza ekleyin.
  6. Okulun en son hangi tarihte denetlendiğini yazılı olarak sorun.
  7. Özel okul söz konusuysa kurum açma izni, yerleşim planı ve personel çalışma izinlerini isteyin.
  8. Tedavi, ameliyat, ulaşım ve konaklama giderlerine ilişkin belgeleri toplayın.
  9. Kalıcı zarar varsa iş gücü kaybı oranının tespiti için adli tıp incelemesi talep edin.
  10. Dava açmadan önce 2577 sayılı Kanun m.13 uyarınca idareye yazılı başvuru yapın.
  11. Dava dilekçesinde sorumluluk sebebini hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk olarak birlikte kurun.
  12. Tazminat miktarının nihai karara kadar bir defaya mahsus artırılabileceğini planlayın.
Danıştay kararları

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 04.03.2021 T., 2020/1621 E., 2021/394 K.
Özel okulda meydana gelen olayda da Bakanlığın denetim yükümlülüğü sorumluluk doğurur. Özel anaokulunda uyku odasına götürülen üç yaşından küçük çocuğun gözüne cisim batmış ve görme kaybı oluşmuştu. Bölge idare mahkemesi, okul içindeki etkinliklerin denetiminin idarenin sorumluluğunda olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmişti. Kurul bu yaklaşımı benimsememiştir: “bir kamu hizmetinin özel kişiler eliyle gördürülmesi, idarenin bu hizmetin denetim ve gözetimine yönelik sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.” Somut olayda maarif müfettişi raporunda, yaş grubu uygun olmayan çocukların kaydedildiği, yerleşim planında derslik olan yerin uyku odası olarak kullanıldığı, çalışma izni olmayan kişilerin bulunduğu ve okulun 2011 yılından beri denetlenmediği saptanmıştı. Kurul, “rutin denetimle giderilebilecek bu aykırılıkların zarar verici olayın meydana gelmesine doğrudan etki edebilecek nitelikte bulunması karşısında, davalı idarenin denetim ve gözetim yükümlülüğünü ihmal etmesi ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağının bulunduğu” sonucuna varmış; ayrıca okul ve çalışanları aleyhine adli yargıda açılan dava gözetilerek müterafik kusur oranına göre hüküm kurulması gerektiğini belirtmiştir. Sonuç: ısrar kararı 04/03/2021 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla BOZULMUŞTUR. Kararda yer alan iki karşı oy çoğunluk görüşü değildir.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 30.12.2020 T., 2020/1694 E., 2020/3635 K.
Öğretmenin kusuru saptanamasa bile zarar kusursuz sorumluluk kapsamında tazmin edilir. İlkokul öğrencisinin gözüne sınıf arkadaşı kalem saplamış, sağ gözde ağır görme kaybı oluşmuştu. İdare mahkemesi, okul yetkililerinin kusur ve ihmali bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş ve bu kararda ısrar etmişti. Kurul, idarenin sorumluluğunun kapsamını şöyle belirlemiştir: “idarenin gözetim sorumluluğu gereği, kamu hizmetinin yerine getirilmesinde kusuru olmasa bile öğrenci velisinin öğrenciyi okul idaresinin gözetim ve denetimine bıraktığı andan itibaren okulda ders saatleri içerisinde meydana gelebilecek olan zararlardan sorumlu tutulması ve meydana gelen zararın kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmin edilmesi, hakkaniyet ve nesafet kuralları gereğidir.” Kurul, zararın eğitim hizmeti sırasında oluştuğunun tartışmasız olduğunu, idarenin doğrudan katkısı bulunmasa da tazmin yükümlülüğünün açık olduğunu belirtmiş ve görme kaybı oranının tespitiyle tazminat miktarının belirlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Sonuç: ısrar kararı 30/12/2020 tarihinde esasta ve gerekçede oy çokluğuyla BOZULMUŞTUR. Gerekçede karşı oy, olayda kusursuz sorumluluk yerine hizmet kusuru bulunduğu görüşündedir ve çoğunluk görüşü değildir.

Danıştay 8. Daire, 17.04.2025 T., 2024/5406 E., 2025/3788 K.
Çocuk okula emanet bırakılmış sayılır; idare kusursuzluğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz. Koridorda koşan öğrencinin gözüne, başka bir öğrencinin kapattığı sınıf kapısının kolu isabet etmiş ve görme yetisi kaybedilmişti. Daire, okul kazalarında risk ve fedakârlığın denkleştirilmesi ilkelerinin yetersiz kaldığını belirterek yeni bir ölçüt ortaya koymuştur: “İlköğretim çağındaki çocuklar ebeveynleri tarafından okula bırakıldıklarında çocuk üzerindeki gözetim ve denetim yükümlülüğü ile çocuğun güvenliği ve eğitim hizmetinin güven içinde yürütülmesi yükümlülüğü ebeveynden okul idaresine geçmektedir. Diğer bir ifadeyle çocuk, kamu idaresine nesnel bir şekilde emanet bırakılmış olmaktadır.” Daire, bu süre içinde doğan ve hizmetin kusurlu işletilmesinden kaynaklanmayan zararların emanet (güven) sorumluluğu ilkesine göre tazmin edileceğini, “küçük bir zarar görürse idare, kusurunun bulunmadığını ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz” sonucuna varmıştır. Kararda ayrıca velinin kendi yükümlülüğünü yerine getirmediği hâllerde müterafik kusur değerlendirmesi yapılabileceği belirtilmiştir. Sonuç: temyiz istemlerinin reddine ve Bölge İdare Mahkemesi kararının belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, kesin olarak 17/04/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

Danıştay 8. Daire, 01.02.2024 T., 2021/2491 E., 2024/329 K.
Belge sunulamasa da maddi zarar araştırılır; manevi tazminat elem ve ızdırabı giderecek oranda olmalıdır. Sınıf arkadaşının fırlattığı kalemin gözüne isabet etmesi sonucu ağır görme kaybı yaşayan öğrenci için açılan davada, yerel mahkeme maddi tazminatı belgelenmediği gerekçesiyle reddetmiş, manevi tazminatı ise düşük takdir etmişti. Daire önce sorumluluk ilkesini kurmuştur: idarenin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiği ve hizmet kusuru bulunmadığı anlaşılmakla birlikte, okul idaresine duyulan güvenin korunmasının hukuk devletinin görevi olduğu belirtilerek “meydana gelen zararlardan idarenin kusursuz sorumluluk hali kapsamında güvenlik ilkesi uyarınca sorumlu tutularak zararın tazmin edilmesi” gerektiği sonucuna varılmıştır. Maddi tazminat yönünden, harcama belgesi sunulamamış olsa da ulaşım ve ameliyat masraflarının varlığının açık olduğu, miktarın ilgili mercilerden araştırılması, belirlenemiyorsa Türk Borçlar Kanunu m.50/2 çerçevesinde hakkaniyete uygun tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Manevi tazminat bakımından da “takdir edilecek miktarın aynı zamanda duyulan elem ve ızdırabı giderecek bir oranda olması gerektiği” vurgulanmıştır. Sonuç: karar 01/02/2024 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle BOZULMUŞTUR. Kararda ayrıca, idarenin her öğrenci için ayrı personel görevlendiremeyeceği, en temel güvenlik tedbirlerinin alınmasının gerekli ve yeterli olduğu belirtilmiştir.

Bu dört karar birlikte okunduğunda dilekçenin hangi sırayla kurulacağı netleşiyor. İlk halka dava türü. Talep, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararın tazmini olduğundan tam yargı davası açılır ve dava açmadan önce idareye başvurulması zorunludur. Genel çerçeve için tam yargı davası incelenmelidir.

İkinci halka sıra. Önce hizmet kusuru araştırılır; yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağı incelenir. Kararlarda, tazminata hükmedilirken sorumluluk sebebinin her hâlde açıkça belirtilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Üçüncü halka hizmet kusurunun somut göstergeleri. Nöbetçi öğretmenin okulda bulunmaması, yerine görevlendirme yapılmaması, ilk müdahale ve sevkte gecikme, okulun yıllardır denetlenmemiş olması bu kapsamda değerlendirilmektedir.

Dördüncü halka emanet sorumluluğu. Çocuk okula bırakıldığı andan itibaren idareye emanet edilmiş sayılır; bu dönemde doğan ve kusura dayanmayan zararlar da tazmin edilir. İdarenin “kusurum yok” savunması tek başına sonuç doğurmaz.

Beşinci halka özel okul. Hizmetin özel kurum eliyle görülmesi Bakanlığın denetim ve gözetim sorumluluğunu kaldırmaz; ancak sorumluluk için denetim ihlali ile zarar arasında illiyet bağının kurulması gerekir. Rutin denetimle giderilebilecek aykırılıkların varlığı bu bağı kurmaktadır.

Altıncı halka müterafik kusur. Okul, çalışanlar ya da veli bakımından kusur varsa idarenin sorumluluğu bu oranda sınırlanır. Adli yargıda açılmış bir tazminat davası varsa bu husus ayrıca dikkate alınır.

Yedinci halka maddi zarar. Kalıcı kayıp varsa iş gücü kaybı oranı adli tıp incelemesiyle saptanır; tedavi ve ulaşım giderleri belgelenemese bile araştırılır ve gerekirse hakkaniyete göre takdir edilir. Rapora itiraz için bilirkişi raporuna itiraz yolu işletilebilir.

Son halka manevi tazminat. Zenginleşmeye yol açmayacak, ancak duyulan elem ve ızdırabı giderecek düzeyde belirlenmelidir; miktarın düşük takdir edilmesi bozma sebebidir. Sağlık hizmetindeki benzer rejim için sağlık hizmetinde hizmet kusuru karşılaştırılabilir.

Sık yapılan hatalar

HataSonucuDoğrusu
İdareye başvurmadan dava açmakDava ön şartı eksik kalırÖnce 2577 m.13 başvurusu yapılmalıdır
Yalnız hizmet kusuruna dayanmakKusur bulunmazsa dava reddedilirKusursuz sorumluluk da ileri sürülmelidir
Özel okulda Bakanlığı hasım göstermemekDenetim sorumluluğu tartışılamazBakanlık da davalı gösterilmelidir
Müfettiş raporunu istememekDenetim eksikliği kanıtlanamazSoruşturma raporu dosyaya konmalıdır
Son denetim tarihini sormamakİlliyet bağı kurulamazDenetim tarihleri yazılı olarak istenmelidir
Gider belgesi yok diye maddi zarardan vazgeçmekTazminat eksik kalırZarar araştırılır, gerekirse hakkaniyete göre takdir edilir
İş gücü kaybı tespitini istememekKalıcı zarar hesaplanamazAdli tıp incelemesi talep edilmelidir
Manevi tazminatı düşük tutmakSonradan artırım sınırlı olurTalep baştan gerçekçi belirlenmelidir
Faiz başlangıcını yanlış istemekFaiz kaybı doğarİdareye başvuru tarihi esas alınır
Okulda yaralanan öğrenci için kime dava açılır?

Eğitim ve öğretim hizmetinin Devlet adına yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden 1739 sayılı Kanun m.56 uyarınca Millî Eğitim Bakanlığı sorumludur. Bu nedenle tam yargı davası Bakanlığa, olayın özelliğine göre valilik veya kaymakamlığa karşı açılır.

Dava açmadan önce ne yapılmalıdır?

2577 sayılı Kanun m.13 uyarınca idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların, eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerekir. Başvurunun reddi ya da altmış gün içinde cevap verilmemesi üzerine dava açılabilir.

Hizmet kusuru ne demektir?

Danıştay kararlarında hizmet kusuru, idarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanmaktadır. Hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hâllerinde gerçekleşir ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğrudan ve asli nedenini oluşturur.

Öğretmenin kusuru yoksa dava kaybedilir mi?

Hayır. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, kusur bulunmasa bile velinin öğrenciyi okul idaresinin gözetim ve denetimine bıraktığı andan itibaren ders saatleri içinde meydana gelen zararlardan idarenin sorumlu tutulması ve zararın kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmin edilmesinin hakkaniyet ve nesafet kuralları gereği olduğunu belirtmiştir.

Emanet sorumluluğu nedir?

Danıştay 8. Dairesinin 2025 tarihli kararına göre, çocuk okula bırakıldığında gözetim ve denetim yükümlülüğü ebeveynden okul idaresine geçer ve çocuk kamu idaresine nesnel biçimde emanet bırakılmış olur. Bu dönemde doğan ve hizmetin kusurlu işletilmesinden kaynaklanmayan zararlar, bir kusursuz sorumluluk ilkesi olan emanet ve güven sorumluluğu kapsamında tazmin edilir.

Risk ilkesi çocuklar bakımından nasıl uygulanır?

Kararlarda, kamusal faaliyetin barındırdığı riskin bireylerin öznel niteliklerine göre farklılaşacağı belirtilmektedir. Yetişkinler için risk barındırmayan bir faaliyet çocuklar için risk taşıyabilir; bu nedenle risk ilkesi uygulanırken hem faaliyete hem de ondan etkilenen bireyin öznel durumuna bakılması gerekir.

İdare her öğrenciye bir görevli mi ayırmak zorundadır?

Hayır. Danıştay 8. Dairesi, öğrencilerin okuldaki yetkililerin denetim ve gözetimi altında olduğunu, idarenin öğrencileri tehlike altına sokan eylem veya ihmallerden korumakla yükümlü bulunduğunu belirtmekle birlikte, her öğrencinin gözetimi için personel görevlendirilemeyeceğini, en temel güvenlik tedbirlerinin alınmasının gerekli ve yeterli olduğunu ifade etmiştir.

Olay özel okulda olduysa Bakanlık sorumlu olur mu?

Olabilir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, bir kamu hizmetinin özel kişiler eliyle gördürülmesinin idarenin denetim ve gözetime yönelik sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını belirtmiştir. Ancak sorumluluk için denetim yükümlülüğünün ihlali ile zarar arasında illiyet bağının kurulması gerekir.

İlliyet bağı nasıl kurulur?

Kurul kararına konu olayda, okulun yıllardır denetlenmemesi, yaş grubu uygun olmayan çocukların kaydedilmesi, yerleşim planında derslik olan yerin uyku odası olarak kullanılması ve izinsiz personel çalıştırılması gibi rutin denetimle giderilebilecek aykırılıkların zarar verici olaya doğrudan etki edebilecek nitelikte bulunması, illiyet bağının kurulması için yeterli görülmüştür.

Müterafik kusur ne zaman gündeme gelir?

Danıştay kararlarında, okul veya çalışanları aleyhine adli yargıda açılan tazminat davaları göz önünde bulundurularak bu kişilerin de kusurlarının bulunduğu kabul edilmek suretiyle belirlenecek müterafik kusur oranına göre idarenin tazminle sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiştir. Velinin kendi yükümlülüklerini ihmali hâlinde de aynı değerlendirme yapılabilir.

Maddi zararımı belgeleyemiyorsam ne olur?

Danıştay 8. Dairesi, harcama belgesi sunulamasa bile ulaşım ve ameliyat masraflarının varlığının açık olduğu hâllerde miktarın ilgili mercilerden araştırılması gerektiğini, zarar belirlenemiyorsa tüm olgular gözetilerek adalete uygun bir miktarda tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir. Türk Borçlar Kanunu m.50/2 de aynı yönde bir imkân tanır.

Kalıcı zarar nasıl hesaplanır?

Uygulamada önce Adli Tıp Kurumu incelemesiyle meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespit edilir; ardından bu orana göre iş gücü kaybından doğan maddi zarar bilirkişi incelemesiyle hesaplanır. Kararlara konu olaylarda bu yöntem izlenmiştir.

Manevi tazminat neye göre belirlenir?

Manevi tazminat bir tatmin aracıdır ve zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmelidir. Bununla birlikte Danıştay 8. Dairesi, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek miktarın aynı zamanda duyulan elem ve ızdırabı giderecek bir oranda olması gerektiğini; olayın gerçekleşme şekli, zararın niteliği ve kalıcılığının dikkate alınmasını aramaktadır.

Talep ettiğim tutarı sonradan artırabilir miyim?

2577 sayılı Kanun m.16/4’e göre tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, bu imkânın maddi ve manevi tazminat ayrımı yapılmaksızın uygulanacağını belirtmiştir.

Faiz hangi tarihten işler?

Danıştay’ın yerleşik uygulamasına göre hükmedilen tazminata, idarenin temerrüde düştüğü tarihten, yani ön karar için idareye yapılan başvuru tarihinden itibaren yasal faiz uygulanır. Miktar artırımı yapılan kısım bakımından ise artırım dilekçesinin idareye tebliğ edildiği tarih esas alınır.

İlgili mevzuat
  • Anayasa m.125 — idarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödeme yükümlülüğü
  • 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.2 — tam yargı davası
  • 2577 sayılı Kanun m.13 — idari eylemlerde ön başvuru ve süreler
  • 2577 sayılı Kanun m.16/4 — tazminat miktarının bir defaya mahsus artırılması
  • 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu m.2 — Türk millî eğitiminin genel amaçları
  • 1739 sayılı Kanun m.56 — yürütme, gözetim ve denetim sorumluluğu
  • 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu m.1 — kapsam ve amaç
  • 5580 sayılı Kanun m.11 — kurumların ve personelin denetimi
  • Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği m.67 — denetim sıklığı
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.50 — zararın ispatı ve hakkaniyete göre belirlenmesi
  • Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.3 — çocuğun yararının temel düşünce olması
  • 3095 sayılı Kanun — yasal faiz

İlgili yazılarımız: tam yargı davası · sağlık hizmetinde hizmet kusuru · öğrenci disiplin cezası · bilirkişi raporuna itiraz · özel okulda kayıt iptali ve ücret iadesi

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Bu siteyi Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Google arama sonuçlarınızda legapro.net yazıları daha sık görünür. Ücretsizdir; Google hesabınızdan istediğiniz zaman geri alabilirsiniz. Google'da ekle

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp LinkedIn X

İdare hukuku — ilgili sayfalar

Bu yazıdaki konuyla ilgili rehberler, dilekçe örnekleri ve hesaplama araçları.

Aynı kategoriden diğer yazılar

İdare Hukuku Makale

Özel Kreş ve Gündüz Bakımevinde Denetim, İdari Para Cezası ve Kapatma

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Özel kreş, gündüz bakımevi ve çocuk kulüpleri 2828…

13.09.2026 Yazıyı oku ›
Makaleler

YIKIM KARARININ İPTALİ DAVA DİLEKÇESİ

İçindekilerYıkım Kararının İptali: Mülkiyet Hakkınızı Korumak İçin Hukuki YolYapı Tatil Zaptı (Tutanağı) ve Yıkım Kararı: İmar Mevzuatına Aykırı…

10.07.2024 Yazıyı oku ›
Makaleler

Kişi Güvenlik Belgesi (KGB)

İçindekilerGizlilik Dereceli Bilgilere Erişim ve Savunma Sanayi Projelerinde Yer Alma KoşullarıKişi Güvenlik Belgesi (KGB) Nedir?Kişi Güvenlik Belgesi Kimler…

31.12.2024 Yazıyı oku ›
İdare Hukuku Makale

Zımni Ret Kaç Gün? İdari Başvuru ve Dava Açma Süresi (İYUK 10-11)

İçindekilerİki ayrı başvuru yoluDeğişiklik: 60 gün → 30 günm.11’in hesabıBildirim yükümlülüğüNe yapmalı? Kısaca İYUK m.10: idari makamlara başvuruda…

24.08.2026 Yazıyı oku ›
İdare Hukuku Makale

Memur Disiplin Cezalarında Zamanaşımı (DMK 127)

İçindekilerKanunî dayanakİki zamanaşımı türüNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Disiplin hukukunda iki ayrı zamanaşımı vardır:…

03.09.2026 Yazıyı oku ›
İdare Hukuku Makale

Özel Güvenlik Şirketinin Faaliyet İzninin İptali (5188 s. K. m.22)

İçindekilerKanunî dayanakNe yapmalı? Adım adım yol haritasıSık yapılan hatalar Kısaca Bir şirketin özel güvenlik alanında faaliyet göstermesi İçişleri…

10.09.2026 Yazıyı oku ›
WhatsApp İletişim Ara