Göreve İlişkin Sırrın Açıklanması Suçu (TCK 258): Hangi Bilgi Sırdır, Görevi Kötüye Kullanma ve Soruşturmanın Gizliliğinden Farkı, Yargıtay Kararları

- TCK m.258/1’e göre görevi nedeniyle kendisine verilen veya öğrendiği ve gizli kalması gereken belge, karar, emir ve tebligatı açıklayan, yayınlayan ya da başkalarının bilgi edinmesini kolaylaştıran kamu görevlisi bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası alır.
- Kamu görevlisi sıfatı sona erdikten sonra aynı fiilleri işleyen kişiye de aynı ceza verilir.
- Madde gerekçesine göre suçun konusu, kamu göreviyle ilgili olan ve sır olarak saklanması gereken bilgilerdir.
- 5. Ceza Dairesi, kayıt sahibinin kendi nüfus kayıtlarını görmesine yardım eden görevlinin eyleminde sır ifşası bulunmadığını ve beraat gerektiğini belirtmiştir.
- Aynı Daireye göre bir kişi hakkında arama kaydı bulunmadığı bilgisi, o kişinin kendisinin de öğrenebileceği bir bilgi olduğundan gizli belge sayılmaz.
- Bu tür olaylarda eylemin TCK 257’deki görevi kötüye kullanma suçunu oluşturup oluşturmadığı ayrıca tartışılmalıdır.
- 9. Ceza Dairesi ise yakalama kararı bulunduğu bilgisinin iletildiği olayda eylemin TCK 258 kapsamında olup olmadığının tartışılması gerektiğini belirtmiştir.
- Suç kasten işlenir; gizli tanığın kimliğinin özensizlik sonucu ortaya çıktığı olayda ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan 5. Ceza Dairesi TCK 258’in oluşmadığını kabul etmiştir.
- Ceza Genel Kurulu aynı dosyada, ihmali davranışla görevi kötüye kullanmanın da kasten işlendiğini ve gerekçe ile hüküm arasında çelişki bulunduğunu belirterek hükmü bozmuştur.
- Tanık Koruma Kanununun uygulanması nedeniyle öğrenilen bilgileri açıklayanlar, başka suç oluşsa bile ayrıca TCK 258’e göre cezalandırılır.
- Soruşturma evresindeki gizli kararların içeriğinin açıklanması TCK 285’teki gizliliğin ihlali suçu kapsamında değerlendirilebilir.
- Göreve ilişkin sırrın açıklanması CMK m.135/8’deki katalog suçlar arasında yer almadığından başka suç için yapılan dinlemelerle elde edilen kayıtlar bu suç yönünden tesadüfi delil olamaz.
- Görev sebebiyle işlenen suçlarda kural olarak 4483 sayılı Kanun kapsamında soruşturma izni gündeme gelir.
- Suç şikâyete bağlı değildir; üst sınırı dört yıl olduğundan önödeme ve basit yargılama usulü uygulanmaz.
- Olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır.
Kamu görevlileri; nüfus kayıtları, soruşturma dosyaları, yakalama kararları, tanık bilgileri ve kurum içi yazışmalar gibi pek çok gizli bilgiye görevleri nedeniyle ulaşır. Bu bilgilerin bir yakına, bir tanıdığa ya da basına aktarılması hem disiplin hem de ceza sorumluluğu doğurabilir. TCK 258, görev nedeniyle öğrenilen ve gizli kalması gereken belge ve bilgilerin açıklanmasını özel olarak cezalandırır.
Uygulamada en çok tartışılan konu, açıklanan bilginin gerçekten “sır” olup olmadığı ve eylemin görevi kötüye kullanma, soruşturmanın gizliliğini ihlal veya kişisel verileri hukuka aykırı verme gibi başka bir suç kapsamında kalıp kalmadığıdır. Yargıtay, bilgiyi alan kişinin o bilgiye zaten ulaşma hakkı olup olmadığına, failin kastına ve bilginin niteliğine göre bu ayrımı yapmaktadır. Aşağıda suçun unsurları ve bu kararlar ele alınmaktadır.
Kanunî dayanak
| Konu | Dayanak | Yargıtay yaklaşımı |
|---|---|---|
| Gizli belge veya bilgiyi açıklama | TCK m.258/1 | Bir–dört yıl hapis |
| Görevden ayrıldıktan sonra açıklama | TCK m.258/2 | Aynı ceza |
| Kayıt sahibine kendi nüfus kaydını gösterme | Y5CD 13.04.2022 | Sır ifşası yok; beraat gerekir |
| Arama kaydı bulunmadığı bilgisini verme | Y5CD 10.01.2018 | TCK 258 yok; TCK 257/1 tartışılmalı |
| Yakalama kararı bilgisini iletme | Y9CD 26.05.2021 | TCK 258 kapsamı tartışılmalı |
| Özensizlikle gizli tanık kimliğinin ortaya çıkması | YCGK 22.01.2025 | TCK 257/1 ile 257/2 ayrımı; bozma |
| Tanık koruma bilgileri | 5726 s. Kanun m.20 | Ayrıca TCK 258; 4483 uygulanmaz |
| Soruşturma kararlarının içeriğini anlatma | Y12CD 28.03.2018; TCK m.285 | Gizliliğin ihlali kapsamı |
| Başka suç için yapılan dinleme kayıtları | CMK m.135/8; Y5CD 10.01.2018 | Tesadüfi delil olamaz |
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Açıklandığı iddia edilen bilginin veya belgenin ne olduğunu ve hangi mevzuata göre gizli sayıldığını belirleyin.
- Bilginin görev nedeniyle mi yoksa başka bir yoldan mı öğrenildiğini ortaya koyun.
- Bilgiyi alan kişinin aynı bilgiyi kendisinin veya avukatının doğrudan öğrenme hakkı olup olmadığını araştırın.
- Açıklamanın kime, hangi yolla ve hangi amaçla yapıldığını tanık, kayıt ve yazışmalarla belgeleyin.
- Açıklamanın bilerek mi yapıldığını, yoksa bir özensizlik sonucu mu gerçekleştiğini tartışın.
- Soruşturma evresindeki gizli kararlar söz konusuysa TCK m.285’in koşullarını ayrıca değerlendirin.
- Bilgi kişisel veri niteliğindeyse TCK m.136 yönünü de inceleyin.
- Dosyadaki dinleme kayıtlarının hangi suç için verilen karara dayandığını kontrol edin.
- Sanık hakkında soruşturma izni veya özel soruşturma usulünün uygulanıp uygulanmadığını denetleyin.
- Tanık koruma bilgileri söz konusuysa 5726 sayılı Kanunun 20. maddesindeki özel kuralları gözetin.
- Eylem TCK 258’i oluşturmuyorsa TCK 257’deki mağduriyet, kamu zararı veya haksız menfaat koşullarının bulunup bulunmadığını tartışın.
- Mahkûmiyet hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve hak yoksunluğu değerlendirmelerinin doğru yapılıp yapılmadığını kontrol edin.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 13.04.2022 T., 2018/6587 E., 2022/3726 K.
Nüfus kayıt örneğini doğrudan almaya yetkili olan kayıt sahibine kendi kayıtlarının gösterilmesi, sır olarak saklanması gereken bilgilerin ifşası niteliğinde değildir; bu eylemden dolayı göreve ilişkin sırrın açıklanması suçu oluşmaz. İl nüfus ve vatandaşlık müdürlüğünde veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak çalışan sanık, 5490 sayılı Kanunun 9. maddesindeki yasağa rağmen bir vatandaşa gizli nüfus kütük kayıtlarını gösterdiği kabul edilerek mahkûm edilmiştir. Kimliğini bildiği vatandaş, üstsoyunun soyadında değişiklik olup olmadığını öğrenmek ve soyadını değiştirmek için bilgi almak üzere müdürlüğe gelmiş; görevlilerin yerinde olmaması üzerine sanık onu tescil odasına götürüp kendi nüfus kayıtlarını birlikte incelemiştir. Olayı gören tanıkların anlatımlarında üçüncü bir kişiye ait bilgilerin incelendiğine dair bir beyan bulunmamaktadır. Daire, madde gerekçesindeki “Suçun konusu, ifa edilen kamu göreviyle ilgili olan ve gizli tutulması yani sır olarak saklanması gereken bilgilerdir” açıklamasına ve Nüfus Hizmetleri Kanununun kayıt sahibinin nüfus kayıt örneğini doğrudan alabileceğine ilişkin hükümlerine dayanarak, sanığın eyleminde maddenin amacına aykırı bir davranış bulunmadığını, suç işleme kastıyla hareket etmediğini ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığını belirtmiştir. Mahkûmiyet hükmü 13.04.2022 tarihinde sanık müdafiinin temyizi üzerine beraat gerektiği gerekçesiyle oybirliğiyle bozulmuştur.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 10.01.2018 T., 2014/10023 E., 2018/90 K.
Bir kişi hakkında arama kaydı bulunmadığı bilgisi, o kişinin kendisinin veya avukatının da öğrenebileceği bir bilgi olduğundan TCK 258’deki gizli belge niteliğinde değildir; bu bilginin üçüncü kişiye verilmesi ancak TCK 257/1 yönünden tartışılabilir. Başka bir soruşturmada iletişimi dinlenen bir kişi, il emniyet koruma şube müdürü olan sanığı arayarak yakını hakkında arama kaydı olup olmadığını sormuş; sanık bir polis memurundan GBT sorgusu yaptırmış ve kaydın bulunmadığını öğrenince bu bilgiyi aktarmıştır. Daire önce, dinleme kayıtlarının CMK 135/8’deki katalog suçlar arasında göreve ilişkin sırrın açıklanması bulunmadığı için tesadüfi delil olarak kabul edilemeyeceğini, ancak polis memurunun beyanı, sanığın ikrarı ve sorgu kayıtlarıyla fiilin sabit olduğunu belirterek tebliğnamedeki delil yönünden bozma görüşüne katılmamıştır. Esas yönünden ise hakkında arama kaydı bulunmayan kişinin bu bilgiyi bizzat veya avukatı aracılığıyla alabileceğini, dolayısıyla “bu bilginin TCK’nın 258. maddesinde sayılan “gizli kalması gereken belge, karar, emir ve diğer tebligat” niteliğinde değerlendirilemeyeceği” sonucuna varmıştır. Sanığın görevi gereği bilgi alma imkânı bulunduğu da gözetilerek, üçüncü kişiye bilgi vermesinin kamu zararı, kişilerin mağduriyeti veya haksız menfaat koşullarından birini gerçekleştirip gerçekleştirmediğinin ve TCK 257/1’deki görevi kötüye kullanma suçunu oluşturup oluşturmadığının tartışılması gerektiğini belirtmiştir. Kabule göre de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının, cezanın ertelenmiş olduğu gerekçesiyle reddedilemeyeceğini eklemiştir. Mahkûmiyet hükmü 10.01.2018 tarihinde sanık müdafiinin temyizi üzerine oybirliğiyle bozulmuştur.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.01.2025 T., 2024/536 E., 2025/34 K.
Gizli tanığın kimliğinin, bilgileri ifşa etme kastı bulunmayan savcının özensizliği sonucunda ortaya çıktığı olayda ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan 5. Ceza Dairesi TCK 258’in oluşmadığını kabul etmiş; Ceza Genel Kurulu ise bu eylemlerin ihmali davranışla görevi kötüye kullanmaya vücut verebileceğini belirterek icrai davranıştan kurulan hükmü gerekçe ile hüküm arasındaki çelişki nedeniyle bozmuştur. Cumhuriyet savcısı olan sanık hakkında, iki gizli tanık için Tanık Koruma Kanununa aykırı şekilde koruma kararı aldırmadığı ve bir gizli tanığın dinlenmesi sırasında kimlik bilgilerinin ifşa olmaması için yeterli özeni göstermeyerek deşifre olmasına neden olduğu iddiasıyla görevi kötüye kullanma ve 5726 sayılı Kanunun 20. maddesi yollamasıyla göreve ilişkin sırrın açıklanması suçlarından dava açılmıştır. İlk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan 5. Ceza Dairesi, sanığın doğrudan ifşa kastı bulunmadığını; TCK 258 bakımından açıklama veya yayınlama hâlinin söz konusu olmadığını, bilgi edinmeyi kolaylaştırma yönünden ise “başkalarının bilgi edinmesini kolaylaştırma fiili bakımından ise, failin göstermiş olduğu ihmal neticesinde başkalarının bilgi edinmesini kolaylaştırdığının farkında olması gerektiği” belirterek eylemlerin kül hâlinde TCK 257/1 kapsamında olduğunu kabul etmiş ve sanığı 9 ay hapis cezasıyla cezalandırmıştır. Ceza Genel Kurulu, TCK 257’nin iki fıkrası arasındaki tek farkın fiilin icrai veya ihmali olması olduğunu, “ikinci fıkrada düzenlenen ihmali davranışla görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunun manevi unsuru da kasttır” tespitini yaparak, sübutu kabul edilen koruma kararı aldırmama ve özen göstermeme eylemlerinin TCK 257/2’ye vücut verebilecek fiiller olduğu gözetilmeden 257/1’den hüküm kurulmasını gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki saymıştır. 5. Ceza Dairesinin kararı 22.01.2025 tarihinde sanık müdafiinin temyizi üzerine, yasal ve yeterli gerekçe içermediği için sair yönleri incelenmeksizin oybirliğiyle bozulmuştur.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 28.03.2018 T., 2018/797 E., 2018/3590 K.
Soruşturma kapsamında verilen iletişimin tespiti kararlarının içeriğinin şüphelilerin öğrenebileceği şekilde anlatılması, iddianamedeki anlatım gözetildiğinde TCK 258’den çok TCK 285’teki gizliliğin ihlali suçu kapsamında değerlendirilmelidir; delil yetersizliğinde verilen beraat kararı yerindedir. İlçe jandarma komutanı olan sanığın, içkili bir lokantada buluştuğu ilçe halkından bazı kişilere, silah ve mühimmat kaçakçılığı suçundan haklarında soruşturma yürütülen şüphelilere ilişkin iletişimin tespiti kararlarının içeriğinden söz ettiği, böylece şüphelilerin soruşturmadan haberdar olmalarına ve delilleri gizlemelerine neden olduğu iddia edilmiştir. Ağır ceza mahkemesi sanığı mahkûmiyete yeter, şüpheden uzak delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat ettirmiş, Cumhuriyet savcısı hükmü temyiz etmiştir. Daire, beraat kararında isabetsizlik görmemiş; iddianamede ve son soruşturmanın açılması kararında TCK 258 olarak nitelendirilen eylemin, anlatım gözetilerek “TCK’nın 285. maddesindeki gizliliğin ihlali suçu kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte ise de” hukuki nitelendirmenin sonuca etkili olmadığını belirterek bu hususu bozma nedeni yapmamıştır. Beraat hükmü 28.03.2018 tarihinde Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları reddedilerek oybirliğiyle onanmıştır.
2022 ve 2018 tarihli 5. Ceza Dairesi kararları, kişinin kendisine ait veya kendisinin öğrenebileceği bilgilerin açıklanmasında sır ifşasının bulunmadığını ortaya koymaktadır. Buna karşılık 9. Ceza Dairesi 26.05.2021 tarihli ve 2020/4671 E., 2021/2598 K. sayılı kararında, GBT sorgusu yaptırılarak arama kaydı bulunduğu öğrenilen bir kişiye yakalama kararı olduğunun bildirildiği ve yakalamanın sonuçsuz kaldığı olayda, sanığın görevi kötüye kullanmaya azmettirmeden mahkûm edilmesi yerine eylemin TCK 258 kapsamında olup olmadığının tartışılması gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur. Bilginin gizli sayılmadığı dosyalarda eylemin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturup oluşturmadığı, bilgi kişisel veri niteliğindeyse kişisel verilere ilişkin suçlar ayrıca değerlendirilmelidir.
2025 tarihli Genel Kurul kararı, özensizlik ile kast arasındaki ayrımın hem TCK 258 hem de TCK 257 bakımından sonucu değiştirdiğini göstermektedir. Kamu görevlileri hakkında görev sebebiyle işlenen suçlarda soruşturma izni kural olarak aranır; ancak Tanık Koruma Kanununun uygulanmasına ilişkin fiillerde müsteşar, vali ve kaymakam dışındakiler için 4483 sayılı Kanun uygulanmaz.
2018 tarihli 12. Ceza Dairesi kararı, soruşturma işlemlerine ilişkin açıklamalarda soruşturmanın gizliliğini ihlal suçunun öncelikle incelenmesi gerektiğini göstermektedir. Aynı bağlamda başka bir suç için alınmış iletişimin denetlenmesi kayıtlarının bu suç yönünden delil olarak kullanılamayacağı unutulmamalı; mahkûmiyet hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşulları doğru sırayla değerlendirilmelidir. Aynı olay çoğu zaman disiplin sorumluluğu da doğurur.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Neden sorun çıkarır | Doğrusu |
|---|---|---|
| Görev nedeniyle öğrenilen her bilgiyi sır saymak | Suçun konusu gizli kalması gereken bilgidir | Bilginin mevzuata göre gizli olup olmadığını belirleyin |
| Kayıt sahibine kendi bilgisini vermeyi suç saymak | Kişi bu bilgiye zaten erişebilir | Bilgiyi alanın hakkını araştırın |
| Özensizliği kasten açıklama gibi değerlendirmek | Suç kasten işlenir | Bilinç ve iradeyi somut delillerle tartışın |
| TCK 257 ile 258 ayrımını yapmamak | 257, ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında uygulanır | Önce 258’in unsurlarını inceleyin |
| Soruşturma kararlarının açıklanmasında TCK 285’i gözden kaçırmak | Nitelendirme hatalı olur | TCK 285’in koşullarını değerlendirin |
| Katalog dışı suçta dinleme kaydına dayanmak | Tesadüfi delil olarak kullanılamaz | Kayıtları dışlayıp diğer delillere bakın |
| Tanık koruma bilgilerinde 4483’e göre izin aramak | 5726 s. Kanun m.20 bunu büyük ölçüde dışlar | Özel hükmü uygulayın |
| Görevden ayrılan kişinin sorumlu olmadığını düşünmek | TCK 258/2 aynı cezayı öngörür | Görevden sonraki açıklamaları da değerlendirin |
| HAGB’yi ertelemeden sonra değerlendirmek | Kişiselleştirme sırası bozulur | Önce HAGB koşullarını tartışın |
Göreve ilişkin sırrın açıklanması suçu nedir?
TCK m.258’de düzenlenen; kamu görevlisinin görevi nedeniyle kendisine verilen veya öğrendiği ve gizli kalması gereken belge, karar, emir ve tebligatı açıklaması, yayınlaması veya başkalarının bilgi edinmesini kolaylaştırmasıdır.
Cezası nedir?
Bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasıdır. Kamu görevlisi sıfatı sona erdikten sonra aynı fiilleri işleyen kişiye de aynı ceza verilir.
Bu suçu kimler işleyebilir?
Suçun faili kamu görevlisidir. TCK m.258/2 uyarınca kamu görevlisi sıfatı sona erdikten sonra görev nedeniyle öğrenilen gizli bilgileri açıklayan kişi de sorumlu olur.
Hangi bilgiler “sır” sayılır?
Madde gerekçesine göre suçun konusu, ifa edilen kamu göreviyle ilgili olan ve gizli tutulması, yani sır olarak saklanması gereken bilgilerdir. Bilginin gizliliği çoğu zaman ilgili özel kanunlardan anlaşılır; örneğin 5490 sayılı Kanun nüfus kayıtlarını gizli sayar.
Vatandaşa kendi nüfus kaydını göstermek suç mu?
5. Ceza Dairesi, nüfus kayıt örneğini doğrudan almaya yetkili olan kayıt sahibine kendi kayıtlarının gösterilmesinin sır ifşası niteliğinde olmadığını ve sanığın beraat etmesi gerektiğini belirtmiştir.
Birinin hakkında arama kaydı olup olmadığını söylemek suç mu?
5. Ceza Dairesine göre arama kaydı bulunmadığı bilgisi kişinin kendisinin de öğrenebileceği bir bilgi olduğundan gizli belge sayılmaz; eylem TCK 257 yönünden tartışılabilir. 9. Ceza Dairesi ise yakalama kararı bulunduğunun bildirildiği olayda TCK 258’in tartışılması gerektiğini belirtmiştir.
Dikkatsizlik sonucu gizli bilgi ortaya çıkarsa ne olur?
Suç kasten işlenir. Gizli tanığın kimliğinin özensizlik sonucu ortaya çıktığı olayda ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan 5. Ceza Dairesi TCK 258’in oluşmadığını kabul etmiş, Ceza Genel Kurulu ise eylemin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma yönünden değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Görevi kötüye kullanma suçundan farkı nedir?
TCK m.257, kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında uygulanan genel bir suçtur. Gizli bilginin açıklanması TCK 258’in unsurlarını karşılıyorsa bu özel hüküm uygulanır; karşılamıyorsa TCK 257’nin koşulları tartışılır.
Soruşturmanın gizliliğini ihlal suçundan farkı nedir?
TCK m.285, soruşturma evresindeki işlemlerin ve gizli kararların gizliliğinin ihlalini düzenler. 12. Ceza Dairesi, iletişimin tespiti kararlarının içeriğinin anlatıldığı olayda eylemin TCK 285 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Gizli tanığın kimliğini açıklamak hangi suçtur?
5726 sayılı Tanık Koruma Kanununun 20. maddesine göre bu Kanunun uygulanması nedeniyle öğrenilen bilgi ve belgeleri açıklayanlar, fiil başka bir suç oluştursa bile ayrıca TCK 258’e göre cezalandırılır.
Soruşturma izni gerekir mi?
4483 sayılı Kanun, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar hakkında uygulanır. Tanık Koruma Kanununa ilişkin fiillerde ise müsteşarlar, valiler ve kaymakamlar dışındakiler için bu Kanun uygulanmaz; özel soruşturma usulüne tabi olanlara ilişkin hükümler saklıdır.
Telefon dinleme kayıtları delil olarak kullanılabilir mi?
CMK m.135/8’deki katalog suçlar arasında TCK 258 bulunmadığından, 5. Ceza Dairesi başka bir soruşturmada yapılan dinlemeyle elde edilen kayıtların bu suç yönünden tesadüfi delil olarak kabul edilemeyeceğini belirtmiştir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanabilir mi?
Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az ise CMK m.231 koşullarında değerlendirilebilir. 5. Ceza Dairesi, cezanın ertelenmiş olmasının hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını reddetmek için yasal bir gerekçe olmadığını belirtmiştir.
Ceza davası dışında başka sorumluluk doğar mı?
657 sayılı Kanunun 31. maddesi, memurların kamu hizmetleriyle ilgili gizli bilgileri görevden ayrılsalar bile yetkili bakanın yazılı izni olmadıkça açıklamasını yasaklar. 4483 sayılı Kanun da disiplin hükümlerini saklı tutar; bu nedenle disiplin sorumluluğu ayrıca gündeme gelebilir.
Zamanaşımı ne kadar?
Cezanın üst sınırı dört yıl olduğundan TCK m.66/1-e uyarınca olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.258 — Göreve ilişkin sırrın açıklanması
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.257 — Görevi kötüye kullanma
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.285 — Gizliliğin ihlali
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.136 — Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.66 — Dava zamanaşımı
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.135 — Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.231 — Hükmün açıklanmasının geri bırakılması
- 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu m.20 — Bilgi ve belgelerin açıklanması
- 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m.9 — Nüfus kayıtlarının gizliliği
- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.31 — Gizli bilgileri açıklama yasağı
- 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun m.2 — Kapsam
- 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.141 — Kararların gerekçeli olması
İlgili yazılarımız: Görevi kötüye kullanma · Soruşturmanın gizliliğini ihlal · Soruşturma izni · İletişimin denetlenmesi · Kişisel veri nedir
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.