Davadan Feragat veya Davayı Kabul Geri Alınabilir mi? İptal ve İrade Bozukluğu (HMK m.311)

Kısaca
- Feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir (HMK m.307).
- Kabul ise davalının, davacının talep sonucuna kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir (HMK m.308).
- Her ikisi de kesin hüküm gibi hukukî sonuç doğurur; aynı taraflar arasında aynı sebeple yeni dava açılamaz (m.311/1).
- Beyan mahkemeye ulaştığı anda sonuç doğurur; karşı tarafın veya hâkimin muvafakati aranmaz (m.309/2).
- Bu nedenle mahkeme henüz karar vermemiş olsa bile feragatten dönülemez.
- Tek istisna irade bozukluğudur: hata, hile veya korkutma varsa feragat ve kabulün iptali istenebilir (m.311/1, c.2).
- Feragat ve kabul kayıtsız ve şartsız olmalıdır (m.309/4); şarta bağlanan beyan geçerli sayılmaz.
- “Şu taşınmaz satılıp paylaşılırsa feragat ediyorum” biçimindeki beyan, geçerli bir feragat değildir.
- İrade bozukluğu iddiası ya aynı dava içinde ön sorun (hadise) olarak (m.163-164) ya da ayrı bir davayla incelenir.
- Bu iddia her türlü delille ispatlanabilir; senetle ispat kuralı uygulanmaz.
- Vekil, açıkça yetki verilmemişse davadan feragat edemez, karşı tarafı ibra edemez ve davayı kabul edemez (m.74).
- Tüzel kişilerde temsilcinin feragat yetkisi esas sözleşme, genel kurul kararı ve ticaret sicil kayıtlarından denetlenir.
- Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur (m.308/2).
- Feragat ve kabul hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir; temyiz aşamasında yapılırsa dosya ek karar için mahkemesine gönderilir (m.310).
- Beyanda bulunan taraf, aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini öder (m.312/1).
Kısa cevap: Feragat ve kabul kesin hüküm gibi hukukî sonuç doğurur; aynı taraflar arasında aynı sebeple yeni dava açılamaz (HMK m.311/1). Beyan mahkemeye ulaştığı anda sonuç doğurur ve karşı tarafın muvafakati aranmaz; tek istisna irade bozukluğudur, yani hata, hile veya korkutma varsa feragat ve kabulün iptali istenebilir.
Bir dava, hükümle sona erdiği kadar tarafların iradesiyle de sona erebilir. Davacının feragati ve davalının kabulü, mahkemenin işin esasına girmesini engelleyen ve uyuşmazlığı kesin biçimde kapatan taraf işlemleridir. Bu ağır sonuç, beyanın hangi koşullarda geçerli sayılacağını kritik hâle getirir.
Aşağıda feragat ve kabulün geçerlilik şartları, kayıtsızlık-şartsızlık ölçütü, irade bozukluğu iddiasının hangi usulle incelendiği ve temsil yetkisinin denetimi, güncel Yargıtay kararları üzerinden ele alınmıştır.
Kanunî dayanak
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.307-309 — Feragat, kabul ve şekli
“MADDE 307- (1) Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. MADDE 308- (1) Kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. (2) Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur. MADDE 309- (1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (3) Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. (4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.”
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.311 ve m.312 — Sonuçlar ve yargılama giderleri
“MADDE 311- (1) Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir. MADDE 312- (1) Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir. (2) Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez.”
Değişiklik uyarısı — HMK m.310’a 7251 sayılı Kanun’la eklenen fıkralar
HMK m.310’un ikinci ve üçüncü fıkraları, 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 29. maddesiyle eklenmiştir. Bu düzenlemeye göre feragat veya kabul hükümden sonra yapılmışsa, kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez; ilk derece mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesi ek karar verir. Beyan dosya temyize gönderildikten sonra yapılmışsa Yargıtay, temyiz incelemesi yapmadan dosyayı ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir. Değişiklik öncesi dönemde bu işleyiş yoktu; eski tarihli dosyalarda usul buna göre değerlendirilir.
| Ölçüt | Davadan feragat (m.307) | Davayı kabul (m.308) |
|---|---|---|
| Beyanda bulunan | Davacı | Davalı |
| Konusu | Talep sonucundan vazgeçme | Talep sonucuna muvafakat |
| Karşı tarafın onayı | Gerekmez (m.309/2) | Gerekmez (m.309/2) |
| Şekli | Dilekçe veya duruşmada sözlü | Dilekçe veya duruşmada sözlü |
| Kayıtsız-şartsızlık | Zorunlu (m.309/4) | Zorunlu (m.309/4) |
| Tasarruf yetkisi şartı | Aranır | Açıkça aranır (m.308/2) |
| Vekilde özel yetki | Zorunlu (m.74) | Zorunlu (m.74) |
| Sonuç | Davanın feragat nedeniyle reddi | Davanın kabul nedeniyle kabulü |
| Geri alınabilirlik | Alınamaz; yalnız iptali istenebilir | Alınamaz; yalnız iptali istenebilir |
Kritik nokta
Beyanın “feragat” ya da “kabul” başlığını taşıması tek başına yeterli değildir. Hâkim, beyanın gerçekten m.307-308 anlamında bir taraf işlemi olup olmadığını ve m.309’daki şekle uygun yapılıp yapılmadığını denetler. Beyanın içinde bir koşul, bir karşı edim ya da bir bekleme varsa, ortada uyuşmazlığı sona erdiren bir irade açıklaması yoktur. Uygulamada en çok görülen hata, tarafların duruşmada yaptıkları protokolü feragat tutanağına dönüştürmesidir: “anlaştık, şu yer satılıp paylaşılacak, bu nedenle feragat ediyorum” cümlesi, kayıtsız ve şartsız olmadığı için geçerli bir feragat sayılmaz. Beyan belirsizse hâkimin, HMK m.31 uyarınca tarafa amacını açıklattırması gerekir.
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Beyanın hangi tarihte, hangi belgeyle ya da hangi duruşma tutanağıyla yapıldığını tespit edin; tutanağın tam metnini çıkarın.
- Beyanı bir bütün olarak okuyun; öncesinde ve sonrasında yer alan cümlelerle birlikte değerlendirin.
- Beyanda koşul, karşı edim, süre ya da “şu yapılırsa” biçiminde bir kayıt olup olmadığını işaretleyin.
- Kayıt varsa m.309/4 gerekçesiyle geçerli bir feragat/kabul bulunmadığını ileri sürün ve işin esasına girilmesini isteyin.
- Beyan kayıtsız-şartsız ise iptal sebeplerine geçin: hata, hile veya korkutma (TBK m.30-39).
- İptal iddiasını mahkemeye açıkça bildirin ve HMK m.163-164 uyarınca ön sorun olarak incelenmesini talep edin.
- İddianızı destekleyen tüm delilleri toplayın: tanık, ceza soruşturma dosyası, sağlık raporları, yazışmalar, ödeme kayıtları.
- Karşılıksız feragat iddiasında, feragat karşılığında bir protokol veya ödeme yapıldığının ileri sürülüp sürülmediğini ve bunun dosyaya sunulup sunulmadığını gösterin.
- Beyan sahibinin fiil ehliyetini ayrıca sorgulayın; gerekirse ehliyet yönünden rapor alınmasını isteyin.
- Beyan vekil tarafından yapılmışsa vekâletnamede m.74 kapsamında açık yetki bulunup bulunmadığını denetleyin.
- Tüzel kişilerde temsilcinin yetkisi için esas sözleşme, genel kurul kararları ve ticaret sicil kayıtlarının getirtilmesini talep edin.
- Kararın sonucuna göre yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin m.312’ye uygun belirlenip belirlenmediğini kontrol edin.
Yargıtay ne diyor?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 12.02.2025 T., 2023/218 E., 2025/30 K.
Şarta bağlanmış kabul beyanı, davayı sona erdirmez. Önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasında davalı, cevap dilekçesinde “şuf’a bedeli mahkemece verilecek kesin süre içinde depo edilmek kaydıyla” davayı kabul ettiğini bildirmiş, aynı dilekçede davacının bedelde muvazaa iddiasının reddini savunmuştu. Kurul, kabulün dört koşulunu sıraladıktan sonra ölçütü şöyle koymuştur: “Usul işlemleri kural olarak şarta bağlı olarak yapılamayacağından, şarta bağlı olarak bir kabul beyanında bulunulmuş ise, davalının bu beyanının davayı kabul olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.” Kurul, kabulden dönmenin ve kabulden sonra ıslahın mümkün olmadığını, ancak “irade bozukluğu hâllerinde kabulün iptali istenebilir” olduğunu vurgulamış; somut olayda “bedelde muvazaa iddiası nedeniyle önalım bedeli konusunda uyuşmazlığın devam etmesine rağmen kabul beyanının kesin hüküm gibi sonuç doğurması mümkün değildir” demiştir. Kurul ayrıca beyanın amacı anlaşılmıyorsa hâkimin HMK m.31 uyarınca tarafa açıklattırması gerektiğini belirtmiştir. Sonuç: Bölge adliye mahkemesinin direnme kararının ONANMASINA, 12.02.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak. Karara ekli karşı oyda, önalım davasında dava değerinin zaten resmî senetteki bedel olduğu ve bu nedenle kabulün şartlı sayılamayacağı savunulmuştur; bu görüş Kurulun hükmü değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 16.12.2025 T., 2024/1861 E., 2025/6002 K.
Hile ile alınan feragat, iradeyi sakatlar; karşılıksız feragat hayatın olağan akışına aykırıdır. Yetmiş yedi yaşındaki davacı, üzerinde butik otel bulunan taşınmazının paylarını ehliyetsizlik, hile ve gabin iddiasıyla dava konusu ettikten on altı gün sonra davadan feragat etmiş, ardından feragatin hile ile alındığını ileri sürmüştü. Daire önce genel kuralı hatırlatmıştır: “davacının davasından feragat etmesi ile dava konusu uyuşmazlık sona erer ve kesin hükmün hukuksal sonuçları doğar (HMK m. 311). Bu nedenle mahkeme henüz feragat nedeniyle davanın reddine karar vermemiş olsa bile davacı feragatten dönemez (rücu edemez).” Ardından usul yolunu göstermiştir: “Feragate ilişkin irade açıklamasının gerçeği yansıtmadığının bildirilmesi hâlinde, bu hâlin ya aynı dava içerisinde HMK’nın 163. maddesine göre ön sorun (hadise) şeklinde ya da ayrı bir dava olarak incelenmesi olanaklı ve gereklidir.” Somut olayda savcılık dosyasındaki sağlık kurulu raporunda davacının demans hastası olduğunun belirtilmesi, tanıkların tutarsız davranışlarını anlatması, feragat karşılığı düzenlendiği söylenen protokolün dosyaya hiç sunulmaması birlikte değerlendirilmiş; değeri 1.680.000 lira olan taşınmaz hakkındaki davadan ortada sebep yokken ve karşılıksız feragat edilmesinin hayatın akışına uygun sayılamayacağı sonucuna varılmıştır. Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, 16.12.2025 tarihinde oy birliğiyle.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 03.02.2025 T., 2024/13 E., 2025/279 K.
“Anlaştık, yeri satıp paylaşacağız, bu nedenle feragat ediyorum” beyanı geçerli feragat değildir. Vekâlet görevinin kötüye kullanılması iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında davacı ilk celsede aynen şu beyanda bulunmuştu: “dava konusu Gaziantep ili, Şehitkamil ilçesi, Sülüklü Mahallesi, 101 ada, 17 parsel üzerinden davalılarla anlaştık, anlaşmamıza göre yaklaşık 17 dönümlük yeri satıp kendi aramızda parasını paylaşacağız, bu nedenle davamdan feragat ediyorum.” Yerel mahkeme ve bölge adliye mahkemesi, hile iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle feragati geçerli saymıştı. Daire ise iddiayı bambaşka bir eksende çözmüştür: “6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 309/4. maddesine göre feragatin kayıtsız ve şartsız olması gerekmektedir. Davacı ve vekilinin 20.01.2019 tarihli celsedeki beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu davalı … adına kayıtlı 101 ada 17 parsel sayılı taşınmazın satılarak bedelinin taraflar arasında paylaşılması şartıyla davadan feragat edildiği anlaşıldığına göre feragatin geçerliliğinden söz edilemez.” Yani irade bozukluğu ispatlanamasa bile beyan, şarta bağlı olduğu için baştan geçersizdir. Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, 03.02.2025 tarihinde oy birliğiyle.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 26.12.2023 T., 2023/4231 E., 2023/6544 K.
Önce feragat yetkisi denetlenir, sonra iptal sebepleri ön sorun olarak incelenir. İrtifak hakkının terkini davasında, dosya temyizdeyken davacı şirketin o tarihteki temsilcisi davadan feragat etmiş; mahkeme ek kararla davayı feragat nedeniyle reddetmişti. Şirketin yeni temsilcisi, önceki yönetim kurulu başkanının feragat yetkisi bulunmadığını ve feragatin ikrah altında yapıldığını ileri sürdü. Daire, feragatin bağlayıcılığını teyit ettikten sonra iptal yolunu açıkça göstermiştir: “hata, hile veya ikrah nedeniyle feragatin feshi (iptali) için dava açılabileceği gibi feragatin hata, hile veya ikrah nedeniyle geçersiz olduğu aynı davada da savunma yoluyla ileri sürebilir” ve “davacının feragatin geçersizliğini ileri sürerek feragat ettiği davada feragatin iptalini talep etmesi hâlinde, Mahkeme ön sorun olarak feragatin geçersiz olup olmadığını incelemekle yükümlüdür.” Daire, mahkemenin öncelikle TTK m.365 ve devamı uyarınca temsilcinin feragate yetkili olup olmadığını esas sözleşme, genel kurul kararları ve ticaret sicil kayıtları getirtilerek incelemesi, yetkili olduğu anlaşılırsa iptal iddialarını HMK m.164 uyarınca ön sorun olarak değerlendirmesi gerektiğini belirtmiştir. Sonuç: Mahkemenin 14.04.2023 tarihli ek kararının BOZULMASINA, 26.12.2023 tarihinde oy birliğiyle.
Bu dört karar birlikte okunduğunda ne çıkıyor?
Birinci halka — bağlayıcılık kuraldır. Feragat ve kabul, mahkemeye ulaşmakla sonuç doğurur; ne karşı tarafın ne de hâkimin onayına ihtiyaç vardır. 16.12.2025 tarihli karar bunu en açık biçimde ifade eder: mahkeme henüz karar vermemiş olsa bile taraf beyanından dönemez. Bu yüzden duruşmada verilen bir feragat beyanı, sonradan “pişman oldum” denilerek geri alınamaz.
İkinci halka — iki ayrı savunma çizgisi vardır ve karıştırılmamalıdır. Birinci çizgi, beyanın şeklen geçerli olup olmadığıdır (m.309/4). İkinci çizgi, şeklen geçerli beyanın iradeyi sakatlayan bir sebeple alınıp alınmadığıdır (m.311). 03.02.2025 tarihli karar bu ayrımın pratik değerini gösterir: alt mahkemeler hile iddiasını ispatsız bulmuş, Daire ise beyanı hiç iradeye bakmadan, sırf şarta bağlı olduğu için geçersiz saymıştır. Bir dosyada hile ispatı zorsa, önce şekil şartına bakmak gerekir.
Üçüncü halka — “kayıtsız ve şartsız” ölçütü beyanın tamamına bakılarak uygulanır. 12.02.2025 tarihli Genel Kurul kararında kabul beyanı, aynı dilekçedeki muvazaa itirazıyla birlikte okunmuş ve uyuşmazlığın gerçekte sona ermediği sonucuna varılmıştır. Aynı yöntem 03.02.2025 tarihli kararda da uygulanır: tutanaktaki cümle bütün hâlinde değerlendirilir. Beyanın son cümlesinde “feragat ediyorum” yazması, önceki cümlelerdeki koşulu silmez.
Dördüncü halka — usul yolu ön sorundur. İrade bozukluğu iddiası, ayrı bir iptal davasıyla ileri sürülebileceği gibi aynı dava içinde HMK m.163-164 uyarınca hadise şeklinde de incelenebilir. 16.12.2025 ve 26.12.2023 tarihli kararlar bu iki yolun eşdeğerliğini teyit eder. Aynı dava içinde ileri sürmek genellikle daha hızlıdır; ancak hüküm kesinleşmişse ayrı dava kaçınılmaz olur.
Beşinci halka — ispat serbestisi vardır. İrade bozukluğu bir hukukî işlemin değil, iradenin oluşumunun sorgulanmasıdır; bu nedenle her türlü delille kanıtlanabilir. 16.12.2025 tarihli kararda tanık beyanları, ceza soruşturmasında alınan sağlık kurulu raporu ve “olması gerektiği söylenen ama dosyada olmayan protokol” birlikte değerlendirilmiştir. Delil listesini yalnızca yazılı belgelerle sınırlamak, bu tür dosyalarda ciddi bir eksikliktir.
Altıncı halka — karşılıksızlık güçlü bir karinedir. Yüksek değerli bir taşınmaz hakkındaki davadan hiçbir karşılık alınmadan ve görünür bir sebep yokken vazgeçilmesi, 16.12.2025 tarihli kararda hayatın ve olayların olağan akışına aykırı bulunmuştur. Feragat karşılığında bir protokol yapıldığı savunuluyorsa, o protokolün dosyaya sunulmaması karşı tarafın aleyhine değerlendirilebilir.
Yedinci halka — yetki denetimi iptal incelemesinden önce gelir. 26.12.2023 tarihli karar bir sıra kurar: önce beyanda bulunanın feragate yetkili olup olmadığı, sonra beyanın iradeyi sakatlayan bir sebeple alınıp alınmadığı incelenir. Gerçek kişilerde bu denetim vekâletnamedeki özel yetkiye (m.74) ve fiil ehliyetine, tüzel kişilerde ise esas sözleşmeye, genel kurul kararlarına ve sicil kayıtlarına yöneliktir. Yetkisiz kişinin beyanı zaten sonuç doğurmadığından, iradeyi tartışmaya gerek kalmaz.
Sekizinci halka — sonuçlar sadece esasa ilişkin değildir. Feragat veya kabul geçerliyse beyanda bulunan taraf, aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ve karşı taraf vekâlet ücretini öder (m.312/1). Davalı davanın açılmasına kendi davranışıyla sebep olmamış ve ilk duruşmada kabul etmişse bu yükten kurtulur (m.312/2). Beyanın geçersiz sayılması hâlinde ise mahkeme işin esasına girer ve giderler nihaî sonuca göre belirlenir. Bu konuda ayrıntı için yargılama giderleri ve vekâlet ücreti, beyanın hukukî çerçevesi için davadan feragat, iptal sebeplerinin maddî hukuk boyutu için irade bozuklukları yazılarına bakılabilir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Sonucu | Doğrusu |
|---|---|---|
| Feragat beyanını sonradan geri almaya çalışmak | Beyan bağlayıcıdır; talep dinlenmez | İrade bozukluğuna dayanarak iptalini istemek |
| Duruşmada yapılan protokolü feragat gibi tutanağa geçirmek | Şarta bağlı beyan geçersiz sayılır | Önce protokolü ifa ettirip sonra kayıtsız-şartsız beyanda bulunmak |
| Yalnızca hile iddiasına dayanmak | İspat edilemezse dava kaybedilir | Önce m.309/4 şekil şartını da tartışmaya açmak |
| İptal iddiasını ön sorun olarak ileri sürmemek | Mahkeme inceleme yapmadan karar verir | HMK m.163-164’e açıkça atıfla hadise incelemesi talep etmek |
| Delilleri yazılı belgeyle sınırlamak | İradenin sakatlandığı gösterilemez | Tanık, ceza dosyası ve sağlık raporlarını da sunmak |
| Vekâletnamedeki özel yetkiyi kontrol etmemek | Yetkisiz feragat sonuç doğurmaz, süreç uzar | m.74 kapsamındaki yetkileri baştan denetlemek |
| Tüzel kişide temsil yetkisini araştırmamak | Ek karar bozulur, yargılama başa döner | Esas sözleşme, genel kurul kararı ve sicil kaydını getirtmek |
| Kamu düzenine ilişkin davada kabule dayanmak | Kabul hüküm doğurmaz (m.308/2) | Tasarruf yetkisinin bulunup bulunmadığını önceden saptamak |
| Feragatin gider sonucunu müvekkile anlatmamak | Beklenmedik gider ve vekâlet ücreti yükü doğar | m.312’deki sonucu beyandan önce yazılı olarak bildirmek |
Sık sorulan sorular
Davadan feragat ettim, pişman oldum. Geri alabilir miyim?
Kural olarak alamazsınız. Feragat mahkemeye ulaştığı anda sonuç doğurur ve mahkeme henüz karar vermemiş olsa bile beyanla bağlısınız. Tek yol, feragatin hata, hile veya korkutma sonucu yapıldığını ileri sürerek iptalini istemektir (HMK m.311).
Feragatin iptalini nasıl isterim?
İki yol vardır. Feragat ettiğiniz dava hâlâ görülüyorsa, aynı dava içinde HMK m.163-164 uyarınca ön sorun (hadise) olarak ileri sürebilirsiniz. Dosya kapanmışsa ayrı bir iptal davası açmanız gerekir. Yargıtay her iki yolu da mümkün kabul etmektedir.
“Anlaşırsak feragat ediyorum” demek geçerli midir?
Hayır. HMK m.309/4 feragat ve kabulün kayıtsız ve şartsız olmasını arar. Beyanın içinde bir koşul, karşı edim veya bekleme varsa geçerli bir feragat yoktur ve mahkemenin işin esasına girmesi gerekir.
Beyanın şartlı olup olmadığına nasıl karar veriliyor?
Tutanağın veya dilekçenin tamamı birlikte okunur. Son cümlede “feragat ediyorum” yazması, önceki cümlelerdeki koşulu ortadan kaldırmaz. Beyanın amacı anlaşılmıyorsa hâkimin HMK m.31 uyarınca tarafa açıklattırması gerekir.
İrade bozukluğu iddiasını hangi delillerle ispatlayabilirim?
Her türlü delille. Tanık beyanları, ceza soruşturma dosyası, sağlık kurulu raporları, yazışmalar, banka kayıtları ve feragat karşılığı yapıldığı söylenen protokolün dosyada bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilir.
Hiçbir karşılık almadan feragat etmiş olmam lehime delil sayılır mı?
Tek başına yeterli olmasa da güçlü bir gösterge kabul edilmektedir. Yüksek değerli bir uyuşmazlıkta görünür bir sebep yokken ve karşılıksız feragat edilmesi, hayatın olağan akışına aykırı bulunmakta ve diğer olgularla birleştiğinde hile iddiasını destekleyebilmektedir.
Avukatım vekâletnameyle davamdan feragat edebilir mi?
Yalnızca vekâletnamede açıkça yetki verilmişse. HMK m.74 uyarınca açık yetki yoksa vekil davadan feragat edemez, karşı tarafı ibra edemez ve davayı kabul edemez. Yetkisiz yapılan beyan sonuç doğurmaz.
Şirket adına kim feragat edebilir?
Temsil yetkisi bulunan organ veya kişiler. Uyuşmazlık çıkarsa mahkeme, esas sözleşmeyi, ilgili genel kurul kararlarını ve ticaret sicil kayıtlarını getirterek temsilcinin feragate yetkili olup olmadığını inceler. Yetki denetimi, iptal sebeplerinin incelenmesinden önce gelir.
Her davada kabul mümkün müdür?
Hayır. HMK m.308/2 uyarınca kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur. Nesep, velayet gibi kamu düzenini yakından ilgilendiren davalarda yapılan kabul beyanları davayı sona erdirmez.
Feragat ne zamana kadar yapılabilir?
Hüküm kesinleşinceye kadar her zaman. Beyan hükümden sonra yapılmışsa dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez; ilk derece veya bölge adliye mahkemesi ek karar verir. Dosya temyize gönderildikten sonra yapılmışsa Yargıtay, inceleme yapmadan dosyayı ek karar için mahkemesine gönderir (m.310).
Feragat ettiğim konuda yeniden dava açabilir miyim?
Açamazsınız. Feragat kesin hüküm gibi sonuç doğurduğundan aynı taraflar arasında aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz. Bu, feragati diğer usul işlemlerinden ayıran en ağır sonuçtur.
Kısmen feragat mümkün müdür?
Mümkündür. Ancak HMK m.309/3 uyarınca feragat edilen veya kabul edilen kısmın dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Kapsamı belirsiz kısmî beyanlar sonradan ciddi uyuşmazlık doğurmaktadır.
Feragat edersem yargılama giderlerini kim öder?
Beyanda bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini öder (m.312/1). Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve ilk duruşmada kabul etmişse gidere mahkûm edilmez (m.312/2).
Kabulden sonra ıslah yapılabilir mi?
Yapılamaz. Kabul davayı sona erdiren kesin bir usul işlemidir; kabulden dönmek de kabulden sonra ıslah yoluna gitmek de mümkün değildir. Yalnızca irade bozukluğu hâllerinde iptali istenebilir.
Beyanda bulunan kişi o tarihte ehliyetsizse ne olur?
Ehliyet, beyanın geçerliliğinin ön şartıdır. Fiil ehliyeti bulunmayan kişinin feragat veya kabul beyanı sonuç doğurmaz. Uygulamada bu husus, adlî tıp raporu alınarak beyan tarihi itibarıyla ayrıca değerlendirilmektedir.
İlgili mevzuat
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.24 — Tasarruf ilkesi
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.31 — Hâkimin davayı aydınlatma ödevi
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.74 — Vekilin özel yetki gerektiren işlemleri
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.163 — Ön sorunun ileri sürülmesi
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.164 — Ön sorunun incelenmesi
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.307 — Feragat
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.308 — Davayı kabul
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.309 — Feragat ve kabulün şekli
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.310 — Feragat ve kabulün zamanı (7251 s.K. ile eklenen fıkralar)
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.311 — Feragat ve kabulün sonuçları
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.312 — Feragat ve kabul hâlinde yargılama giderleri
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.30-39 — Yanılma, aldatma ve korkutma
İlgili yazılar: davadan feragat, irade bozuklukları, kesin hüküm ve etkisi, davanın ıslahı, avukata vekâletname nasıl verilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; beyanın metni, yapıldığı aşama ve dosyadaki deliller sonucu değiştirebileceğinden hukukî danışmanlık yerine geçmez.