Akıl Hastalığı ve Ceza Sorumluluğu (TCK 32): Cezai Ehliyet Raporu, Gözlem, Güvenlik Tedbiri, 7571 Değişikliği ve Yargıtay Kararları

- TCK m.32/1’e göre akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış kişiye ceza verilmez; bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur.
- Bu derecede olmamakla birlikte davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış kişiye ağırlaştırılmış müebbet yerine yirmi beş yıl, müebbet yerine yirmi yıl hapis verilir.
- Diğer hâllerde ceza altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir.
- 7571 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle ikinci fıkra kapsamındaki kişi hakkında ayrıca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmolunması öngörülmüştür.
- Akıl hastası hakkında koruma ve tedavi amaçlı güvenlik tedbiri yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında uygulanır.
- Kişi, sağlık kurulu raporu üzerine infaz hâkimi kararıyla serbest bırakılabilir; 7571 sayılı Kanunla ağır suçlarda kurumda geçirilecek asgari süreler getirilmiştir.
- Akıl hastalığı nedeniyle kusur bulunmadığında CMK m.223/3-a uyarınca ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.
- Şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını saptamak için resmi bir sağlık kurumunda en fazla üç ay gözlem altına alınmasına karar verilebilir.
- 4. Ceza Dairesi, cezai ehliyet konusunda kuşku bulunan dosyada yöntemince rapor alınmadan hüküm kurulmasını bozma nedeni saymıştır.
- 1. Ceza Dairesi, gözlem altında takip yapılmadan düzenlenen raporu hüküm kurmaya elverişli görmemiştir.
- Raporlar arasında çelişki varsa Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan rapor alınması istenmektedir.
- Ceza Genel Kurulu, lohusalık psikozu gibi geçici nedenlerde TCK 32’ye göre alınan genel raporla yetinilemeyeceğini kabul etmiştir.
- TCK m.34 geçici nedenlerle ve irade dışı alınan alkol veya uyuşturucu etkisiyle kusur yeteneğini kaybeden kişiye ceza verilmemesini düzenler.
- Ceza verilmesine yer olmadığı kararı da CMK m.223/1 uyarınca hükümdür.
- Rapor bulunsa bile dosyadaki diğer delillerle çelişkisinin tartışılması gerekebilir.
Ağır bir suçun ardından sanığın davranışlarının anlaşılmaz olması, önceden psikiyatrik tedavi görmüş olması ya da duruşmada tutarsız beyanlarda bulunması, dosyada cezai ehliyet sorusunu gündeme getirir. Bu soru, sanığın ceza alıp almayacağını, cezasında indirim yapılıp yapılmayacağını ve hakkında güvenlik tedbirine hükmedilip hükmedilmeyeceğini doğrudan belirler.
Yargıtay kararları bu konuda hâkimin kendi gözlemine değil, usulüne uygun alınmış uzman raporuna dayanılmasını istemektedir. Raporun gözlem altında düzenlenip düzenlenmediği, farklı raporlar arasında çelişki bulunup bulunmadığı ve olayın geçici bir nedenle mi yoksa sürekli bir hastalıkla mı ilgili olduğu ayrı ayrı denetlenmektedir. Aşağıda hükmün unsurları ve bu kararlar ele alınmaktadır.
Kanunî dayanak
| Konu | Dayanak | Yargıtay yaklaşımı |
|---|---|---|
| Algılama veya yönlendirme yeteneğinin önemli ölçüde azalması | TCK m.32/1; CMK m.223/3-a | Ceza verilmez; güvenlik tedbiri |
| Yönlendirme yeteneğinin azalması | TCK m.32/2 | Cezada indirim; ayrıca güvenlik tedbiri |
| Güvenlik tedbirinin sona ermesi | TCK m.57/2 | Sağlık kurulu raporu ve infaz hâkimi kararı |
| Gözlem altına alma | CMK m.74 | Üç haftalık süreler; toplam en fazla üç ay |
| Cezai ehliyet kuşkusu varken rapor alınmaması | Y4CD 02.10.2025 | Eksik inceleme; bozma |
| Gözlem yapılmadan düzenlenen rapor | Y1CD 10.01.2023 | Hükme elverişli değil; bozma |
| Usulüne uygun raporlarla ceza verilmemesi | Y1CD 08.07.2025; TCK m.57 | Raporlar yeterli; onama |
| Lohusalık psikozu gibi geçici nedenler | YCGK 02.07.2025; TCK m.34 | TCK 32 raporu yetmez; ayrı rapor |
| Raporlar arasında çelişki | Y1CD 10.01.2023; Y1CD 08.07.2025 | Adli Tıp Üst Kurulundan rapor |
Ne yapmalı? Adım adım yol haritası
- Sanığın olay öncesine ait tüm psikiyatrik muayene, reçete ve hastane kayıtlarını dosyaya kazandırın.
- Olay sırasındaki ve hemen sonrasındaki davranışlarını gösteren tanık beyanlarını ve kolluk tutanaklarını inceleyin.
- Cezai ehliyet konusunda kuşku varsa soruşturma veya kovuşturma aşamasında rapor alınmasını açıkça talep edin.
- Rapor için gözlem gerekip gerekmediğini değerlendirin ve gerekirse CMK m.74 uyarınca gözlem altına alınmayı isteyin.
- Gözlem kararına karşı itiraz hakkının ve itirazın kararın yerine getirilmesini durdurduğunun farkında olun.
- Raporun suç tarihindeki algılama ve yönlendirme yeteneğini ayrı ayrı değerlendirip değerlendirmediğini kontrol edin.
- Farklı kurumlardan alınan raporlar arasında çelişki varsa Adli Tıp Kurumu Üst Kuruluna gönderilmesini talep edin.
- Olay ani bir ruhsal durumla ilgiliyse TCK m.34 yönünden ayrıca bilimsel rapor alınmasını isteyin.
- Rapor ile dosyadaki diğer deliller arasındaki çelişkileri gerekçeli olarak mahkemenin önüne getirin.
- TCK m.32/2 uygulanacaksa indirim oranının gerekçelendirilmesini ve güvenlik tedbirinin hükümde gösterilmesini denetleyin.
- Ceza verilmesine yer olmadığı kararında CMK m.223/3-a ile TCK m.57’deki tedbir ve serbest bırakılma koşullarının hükümde yer aldığını kontrol edin.
- Suç tarihinin 7571 sayılı Kanundan önce olup olmadığına göre lehe kanun karşılaştırması yapın.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 02.10.2025 T., 2023/7904 E., 2025/15048 K.
Sanığın cezai ehliyeti konusunda dosyada kuşku doğuran belirtiler varsa, akıl hastalığının algılama ve yönlendirme yeteneğine etkisi konusunda yöntemince rapor alınmadan hüküm kurulamaz. İlk derece mahkemesi sanığı hakaret suçundan mahkûm etmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Sanık müdafii akıl hastalığı konusunda işlem yapılmadığını, Cumhuriyet savcısı ise sanığın birbiriyle bağlantısız ve dosyayla örtüşmeyen, sürekli hakaret içeren beyanları nedeniyle cezai ehliyeti konusunda kuşku bulunduğunu ileri sürerek hükmü temyiz etmiştir. Daire, iddia ve sunulan raporlar dikkate alınarak suç tarihi itibarıyla sanığın akıl hastalığı nedeniyle fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalıp azalmadığı konusunda “yöntemince rapor alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken” hüküm kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur. Hüküm 02.10.2025 tarihinde Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyizi üzerine tebliğnameye aykırı olarak oybirliğiyle bozulmuştur.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 10.01.2023 T., 2022/7036 E., 2023/60 K.
Gözlem altında takip yapılmadan düzenlenen cezai ehliyet raporu hüküm kurmaya elverişli değildir; kişi Adli Tıp Kurumunda gözlem altına alınmalı, raporlar arasında çelişki varsa Üst Kuruldan rapor alınmalıdır. Çocuk ağır ceza mahkemesi, kasten öldürmeye teşebbüs suçundan yargılanan suça sürüklenen çocuk hakkında bir üniversitenin adli tıp anabilim dalınca verilen ve zekâ geriliğinin ceza ehliyetini tamamen ortadan kaldırmadığını belirten rapora dayanarak TCK m.32/2 uyarınca indirim yapmış; bölge adliye mahkemesi istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Katılan vekili, indirimler nedeniyle eksik ceza verildiğini ileri sürerek temyiz etmiş; çocuk müdafiinin temyizi süre yönünden reddedilmiştir. Daire, hükme esas alınan raporun “gözlem altında takip üzerine tanzim olunmaması nedeniyle hüküm kurmaya elverişli olmadığı” sonucuna varmıştır. Çocuğun Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesinde müşahede altına alınması, raporun 4. İhtisas Kuruluna gönderilmesi ve çelişki hâlinde Üst Kurulda muayenesinin yapılması gerektiğini belirtmiştir. Hüküm 10.01.2023 tarihinde katılan vekilinin temyizi üzerine tebliğnameye aykırı olarak oybirliğiyle bozulmuştur.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 08.07.2025 T., 2025/2764 E., 2025/5614 K.
Usulüne uygun gözlem ve kurul raporlarıyla akıl hastalığı nedeniyle algılama ve yönlendirme yeteneğinin önemli ölçüde azaldığı belirlenen sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına ve yüksek güvenlikli sağlık kurumunda koruma ve tedaviye karar verilmesi isabetlidir. Aynı dosyada Daire daha önce 15.11.2022 tarihli kararıyla, sanığın Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesinde müşahede altına alınıp 4. İhtisas Kurulundan, çelişki hâlinde Üst Kuruldan rapor alınması gerektiği için hükmü bozmuş; ceza verilmesine yer olmadığı kararında TCK m.57/2’deki serbest bırakılma koşulunun ve CMK m.223/3-a’nın gösterilmesi gerektiğini de belirtmiştir. Bozma üzerine ağır ceza mahkemesi, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan sanık hakkında TCK m.32/1, 57 ve CMK m.223/3-a uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına ve yüksek güvenlikli sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınmasına karar vermiştir. Katılan Bakanlık vekili, raporun Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan alınması gerektiğini, indirim yapılmaması gerektiğini ve eksik ceza tayin edildiğini ileri sürerek temyiz etmiştir. Daire, “alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu” sonucuna varmış ve eksik inceleme bulunmadığını belirtmiştir. Hüküm 08.07.2025 tarihinde katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi esastan reddedilerek tebliğnameye uygun olarak oybirliğiyle onanmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 02.07.2025 T., 2024/322 E., 2025/300 K.
Suçun doğum sonrası ani bir ruhsal durumun etkisiyle işlendiği ileri sürülüyorsa, TCK 32’ye göre alınan ve cezai ehliyetin tam olduğunu belirten genel raporla yetinilemez; lohusalık psikozunun TCK 34 kapsamında kusur yeteneğine etkisi ayrıca raporla belirlenmelidir. Sanık, fark etmediğini savunduğu gebeliği sonucu evinde tek başına doğum yapmış ve yeni doğan bebeğin ölümüne neden olduğu kabul edilerek nitelikli kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Hüküm bölge adliye mahkemesince ve 1. Ceza Dairesince onanmış, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı sanığın kastla hareket etmediğini ileri sürerek itiraz etmiştir. Dosyada Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun TCK 32 yönünden sanığın cezai ehliyetinin tam olduğunu belirten raporu bulunmaktadır. Genel Kurul, lohusalık psikozunun TCK 34 kapsamında geçici bir neden olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bu durumda “anılan Kanun’un 32. maddesi gereğince alınan genel raporla yetinilmemeli” olduğunu belirtmiştir. Sanığın tıbbi kayıtları, muayenesi ve gebeliği fark etmemesinin tıbbi karşılığı da araştırılarak algılama ve yönlendirme yeteneğini geçici olarak kaybedip kaybetmediğinin Adli Tıp Kurumundan alınacak raporla saptanması gerektiği sonucuna varmıştır. İtiraz 02.07.2025 tarihinde değişik gerekçeyle kabul edilmiş, 1. Ceza Dairesinin onama kararı kaldırılarak bölge adliye mahkemesi kararı eksik araştırma nedeniyle bozulmuştur; karar oyçokluğuyla verilmiş, dört üye itirazın reddi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
02.10.2025 ve 10.01.2023 tarihli kararlar birlikte okunduğunda, önce rapor alınması, ardından raporun gözlem gibi usul koşullarına uygunluğunun denetlenmesi gerektiği görülmektedir. Bilirkişi raporlarına karşı başvurulabilecek yollar için ceza yargılamasında bilirkişi raporuna itiraz yazımıza bakılabilir. 10.01.2023 tarihli kararda aynı hükümde uygulanan indirim için haksız tahrik yazımıza bakılabilir.
08.07.2025 tarihli kararda hükmedilen tedbirin sona ermesi TCK m.57/2 uyarınca infaz hâkiminin kararına bağlıdır; infaz hâkimliği önündeki başvurular için infaz hâkimliğine şikâyet yazımıza bakılabilir. Aynı karardaki suç tipi için kasten yaralama suçu, 02.10.2025 tarihli karardaki suç için hakaret suçu yazılarımıza bakılabilir.
Raporların değerlendirilmesi yönünden 1. Ceza Dairesi 19.01.2026 tarihli ve 2025/123 E., 2026/272 K. sayılı kararında, aile bireylerine yönelik nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan yargılanan sanık hakkında hastane ve üniversite raporları TCK 32/1’in uygulanmasını önerirken Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesi, 4. İhtisas Kurulu ve 1. Üst Kurulunun cezai sorumluluğun tam olduğunu bildirdiği dosyada, raporları yeterli bularak mahkûmiyet hükümlerini oyçokluğuyla onamıştır. Karara karşı oy yazan üye ise hâkimin kesin nitelikteki Üst Kurul raporunu da akla, mantığa ve hayat tecrübesine göre denetlemesi gerektiğini, dosyadaki önceki tedavi kayıtları ve olay sırasındaki beyanlar karşısında TCK m.32/1 ve 57 uyarınca güvenlik tedbirine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür; bu görüş çoğunluk tarafından benimsenmemiştir.
Sık yapılan hatalar
| Hata | Neden sorun çıkarır | Doğrusu |
|---|---|---|
| Kuşku varken rapor almamak | Eksik inceleme nedeniyle hüküm bozulur | Yöntemince uzman raporu alın |
| Gözlem yapılmadan verilen raporu yeterli saymak | Rapor hükme elverişli görülmeyebilir | Gerekirse gözlem altına alınmayı isteyin |
| Çelişkili raporlardan birini gerekçesiz seçmek | Çelişki giderilmemiş olur | Adli Tıp Üst Kuruluna gönderin |
| Geçici ruhsal durumu yalnız TCK 32 yönünden incelemek | TCK 34 ihtimali gözden kaçar | Olaya özgü ayrı rapor isteyin |
| Suç tarihindeki durumu sormamak | Güncel muayene yeterli değildir | Raporun fiil anına ilişkin olmasını sağlayın |
| TCK 32/1 ile 32/2’yi karıştırmak | Ceza verilmemesi ile indirim farklıdır | Yeteneğin azalma derecesini açıkça belirleyin |
| Güvenlik tedbirini hükümde göstermemek | TCK m.32 ve 57 uygulanmamış olur | Tedbiri ve dayanağını hükümde yazın |
| CMK m.223/3-a’yı göstermemek | Hükmün dayanağı eksik kalır | Ceza verilmesine yer olmadığı kararının maddesini belirtin |
| 7571 sayılı Kanun değişikliğini gözetmemek | Güvenlik tedbiri ve süreler değişmiştir | Suç tarihine göre lehe kanunu belirleyin |
Akıl hastalığı ceza sorumluluğunu kaldırır mı?
Akıl hastalığı nedeniyle fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış kişiye TCK m.32/1 uyarınca ceza verilmez; ancak güvenlik tedbirine hükmolunur.
TCK 32/1 ile 32/2 arasındaki fark nedir?
Birinci fıkrada algılama veya yönlendirme yeteneği önemli derecede azaldığı için ceza verilmez. İkinci fıkrada yönlendirme yeteneği bu derecede olmamakla birlikte azalmıştır; kişiye ceza verilir, ancak ceza indirilir.
TCK 32/2’de ne kadar indirim yapılır?
Ağırlaştırılmış müebbet yerine yirmi beş yıl, müebbet yerine yirmi yıl hapis verilir. Diğer hâllerde ceza altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir.
32/2 uygulanırsa güvenlik tedbiri de verilir mi?
7571 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra TCK m.32/2’ye göre kişi hakkında ayrıca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmolunur.
Akıl hastasına hangi güvenlik tedbiri uygulanır?
TCK m.57/1’e göre koruma ve tedavi amaçlı güvenlik tedbirine hükmedilir ve kişi yüksek güvenlikli sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır.
Güvenlik tedbiri ne zaman sona erer?
Kurum sağlık kurulu raporunda toplum açısından tehlikeliliğin ortadan kalktığı veya önemli ölçüde azaldığı belirtilirse infaz hâkimi kararıyla kişi serbest bırakılabilir. 7571 sayılı Kanunla ağır suçlarda kurumda geçirilecek asgari süreler getirilmiştir.
Hangi raporlar yeterli sayılır?
Yargıtay, suç tarihindeki algılama ve yönlendirme yeteneğini değerlendiren, gerektiğinde gözlem altında düzenlenmiş uzman raporu aramaktadır. 1. Ceza Dairesi gözlem yapılmadan verilen bir raporu hükme elverişli görmemiştir.
Gözlem altına alma ne kadar sürer?
CMK m.74’e göre gözlem süresi üç haftayı geçemez; gerekirse her seferinde üç haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir, ancak toplam süre üç ayı geçemez.
Gözlem kararına itiraz edilebilir mi?
Evet. CMK m.74/4’e göre gözlem altına alınma kararına karşı itiraz yoluna gidilebilir ve itiraz kararın yerine getirilmesini durdurur.
Raporlar çelişirse ne olur?
1. Ceza Dairesi, raporlar arasında çelişki bulunması hâlinde Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Hâkim rapora bağlı mıdır?
1. Ceza Dairesinin 2026 tarihli kararında çoğunluk raporları yeterli bularak onama kararı vermiş; karşı oy yazan üye ise hâkimin kesin nitelikteki Üst Kurul raporunu da dosyadaki diğer delillerle denetlemesi gerektiğini savunmuştur. Karşı oydaki görüş çoğunluk kararı değildir.
Doğum sonrası ruhsal durum ceza sorumluluğunu etkiler mi?
Ceza Genel Kurulu, lohusalık psikozunun TCK 34 kapsamında geçici neden olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve bu durumda TCK 32’ye göre alınan genel raporla yetinilemeyeceğini kabul etmiştir.
Alkol veya uyuşturucu etkisi TCK 32 kapsamında mı?
Hayır. Bu durum TCK m.34’te düzenlenmiştir; yalnızca geçici bir nedenle veya irade dışı alınan alkol ya da uyuşturucu etkisiyle kusur yeteneğini kaybeden kişiye ceza verilmez.
Ceza verilmesine yer olmadığı kararı hangi maddeye dayanır?
CMK m.223/3-a, yüklenen suçla bağlantılı olarak akıl hastalığı veya geçici nedenlerin bulunması hâlinde kusur bulunmaması nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesini öngörür.
Bu karara karşı kanun yoluna gidilebilir mi?
Evet. CMK m.223/1’e göre ceza verilmesine yer olmadığı kararı da hükümdür; bu nedenle genel kurallara göre kanun yollarına başvurulabilir.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.32 — Akıl hastalığı
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.34 — Geçici nedenler, alkol veya uyuşturucu madde etkisinde olma
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.57 — Akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.21 — Kast
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.31 — Yaş küçüklüğü
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.62 — Takdiri indirim
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.63 — Bilirkişi incelemesi
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.67 — Bilirkişi raporu
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.74 — Gözlem altına alma
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.223 — Hüküm türleri ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.308 — Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı
- 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun — TCK m.32 ve 57’deki değişiklikler
İlgili yazılarımız: Ceza yargılamasında bilirkişi raporuna itiraz · Haksız tahrik · İnfaz hâkimliğine şikâyet · Kasten yaralama · Hakaret suçu
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirme değişebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.