Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma: Resmî Sağlık Kurulu Raporu
Türk Medeni Kanunu m.165, akıl hastalığını özel bir boşanma sebebi olarak düzenler. Ancak bu, “eşim psikolojik tedavi görüyor” demenin boşanma hakkı verdiği anlamına gelmez. Madde, üç şartı birlikte arar ve bunlardan biri eksikse dava reddedilir.
Üç şart
- Eşlerden biri akıl hastası olmalıdır. Kanun “akıl hastalığı” terimini kullanır. Her ruhsal rahatsızlık bu kapsama girmez; geçici bunalım, uyum bozukluğu ya da depresyon dönemleri tek başına yeterli sayılmaz.
- Ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelmelidir. Hastalığın varlığı yetmez; günlük yaşamın sürdürülemez hâle geldiği somut olgularla ortaya konmalıdır.
- Hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmelidir. Bu, maddenin en katı şartıdır.
Resmî sağlık kurulu raporu neden belirleyicidir?
Tek hekim raporu, özel muayenehane raporu ya da reçete kaydı yeterli değildir. Kanun açıkça resmî sağlık kurulu raporu arar ve raporun iyileşme olanağının bulunmadığını ortaya koyması gerekir. Tedaviye cevap veren, geçici veya dönemsel seyreden hastalıklarda bu şart gerçekleşmez.
Uygulamada mahkeme, tarafların sunduğu raporla yetinmez; eşin tam teşekküllü bir hastaneye sevkine ve heyet raporu alınmasına karar verir. Rapor arasında çelişki varsa Adli Tıp Kurumu’ndan görüş alınabilir.
Nispi boşanma sebebidir
Akıl hastalığı mutlak değil nispi bir boşanma sebebidir. Yani şartlar gerçekleşse bile hâkim, ortak hayatın davacı eş için gerçekten çekilmez hâle gelip gelmediğini değerlendirir. Bu değerlendirmede tanık beyanları, sosyal inceleme raporu ve hastalığın günlük yaşama yansıması dikkate alınır.
Vasi ve temsil sorunu
Akıl hastası eş kısıtlanmışsa, davada kendisini vasisi temsil eder. Vasi, davalı eşin kendisi olamaz; menfaat çatışması bulunduğundan vesayet makamınca kayyım atanması gerekir. Bu usul gözden kaçırılırsa hüküm bozulur.
Kısıtlama kararı yoksa ve eşin dava ehliyeti tartışmalıysa, mahkeme öncelikle ehliyet konusunu inceler; gerekirse vesayet makamına ihbarda bulunur.
Kusur, tazminat ve nafaka
Hastalık kusur değildir. Bu nedenle akıl hastalığı sebebiyle boşanmada hasta eşe kusur yüklenemez. Bunun pratik sonuçları önemlidir:
- Tazminat: Kusura dayanan TMK m.174 tazminatı, kusursuz olan hasta eş aleyhine hükmedilemez.
- Yoksulluk nafakası: Kusuru daha ağır olmayan hasta eş, yoksulluğa düşecekse nafaka isteyebilir ve uygulamada bu talep sıklıkla kabul edilir. Bakım ihtiyacı olan eş bakımından hakkaniyet ölçütü öne çıkar.
- Mal rejimi: Tasfiye genel kurallara göre yapılır; hastalık katılma alacağını etkilemez.
Alternatif yollar
m.165’in şartları gerçekleşmiyorsa şu yollar değerlendirilebilir:
- TMK m.166/1 — evlilik birliğinin sarsılması. Hastalığın kendisi değil, ortaya çıkan somut olaylar (şiddet, ağır hakaret, birliğe ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi) dava sebebi yapılır. Burada kusur değerlendirmesi yapılır.
- TMK m.166/4 — fiilî ayrılık. Daha önce açılan boşanma davası reddedilmiş ve karar kesinleştikten sonra üç yıl geçmiş, ortak hayat yeniden kurulamamışsa boşanma istenebilir.
- Ayrılık kararı. Boşanma yerine bir yıldan üç yıla kadar ayrılık talep edilebilir (TMK m.170). Sürenin sonunda ortak hayat kurulamamışsa boşanma davası açılabilir.
- Koruyucu tedbirler. Eşin veya çocukların güvenliği söz konusuysa 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir talep edilir; bu talep boşanma davasından bağımsızdır ve derhâl karara bağlanır.
Görevli ve yetkili mahkeme
Görevli mahkeme aile mahkemesidir. Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Yargılama sırasında gizlilik talebinde bulunulabilir; sağlık verileri özel nitelikli kişisel veridir ve dosyaya erişim sınırlandırılabilir.
Boşanma sürecindeki diğer talepler için çekişmeli boşanma dilekçesi örneğimize, terk hâlinde izlenecek usul için terk nedeniyle boşanma yazımıza bakabilirsiniz. Alan bilgisi: Aile Hukuku.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık yerine geçmez.